Kampanyaların aldığı biçimden partililer memnun mu? Ben değilim de…

35

Dostlarım, galiba ne cevap alacaklarını da bilerek, hep şu aynı soruyu sormaya başladı son günlerde: “Daha önce hiç böyle bir seçim kampanyasına tanık oldun mu?”

Cevabım şu: “Şimdiye kadar her türlüsünü gördüğümü sanıyordum, ama bu seçimde yaşananların pek çoğuna ilk kez tanık oluyorum.”

Belleğimi zorluyorum. Yalnızca 1957’den başlayarak ülkemizde yapılan bütün seçimlerin kampanyalarıyla -önce pasif bir izleyici olarak, son 40 yıldır da mesleğim gereği- seçimleri yakından izlemekle kalmamışım, ayrıca başka ülkelerde yapılan kritik seçimlerin kampanyalarını da ya bizzat orada bulunarak veya uzaktan da olsa her adımından haberdar olarak izlemişim…

Hayır, hiçbiri şimdiki kampanya kadar çizgi dışılıklara sahne olmamıştı.

Asker kaçağı, sünnetsiz ve çamur güreşi…

İsmet Paşa (İnönü) hakkında “Askerliğini yapmamış” iddiasının ortaya atıldığını sizler de duymuşsunuzdur. Veya CHP’nin uzun yıllar genel sekreterliğini yapmış Kasım Gülek için “Sünnetsizdir” yalanının devreye sokulduğu da mutlaka kulaklarınıza ulaşmıştır. Süleyman Demirel de ABD’de bulunduğu dönemde çektirdiği bir fotoğraf da kullanılarak “Morrison Süleyman” yıkıcı kampanyasına maruz bırakılmıştı.

Tayyip Erdoğan için 1994 öncesinden başlayarak her seçim kampanyasında yapılan yıkıcı ve yıpratıcı saldırılar henüz belleklerde taze.

Londra’da bir süre yaşadım, İngiltere’nin değişik kentlerini de gördüm, bilirim; ancak hiç ayak basmadığım bir kenti var o ülkenin: Exeter… Değişik seçim kampanyalarında AK Parti’yi ve liderlerini hedefe koyanların asılsız iddialarına yalan malzeme yapıldığımda Exeter ismi de kullanılmıştır. Adımı yazın yanına bir de Exeter sözcüğünü ekleyin, Google‘da akıl almaz iddialar eşliğinde yıpratıcı neler yazılıp söylendiğini göreceksiniz.

Hepsi seçim kampanyalarında oldu bunların…

Ancak hiçbiri, aslında yalnızca bir yerel seçim olduğu, insanlar iki gün sonra sandık başına gittiklerinde muhtar ve belediye başkanı seçecekleri ve iktidarı değiştirmesi kesinlikle düşünülemeyeceği halde, şu 31 Mart seçimi öncesinde yürütülen kampanyalarda yapılan yaygaralar ve birbirlerine saldırılar daha önce görüp tanık olduklarıma tur atlatıyor.

Kampanya değil çamur güreşi sanki…

‘Çamur güreşi’, ismi üstünde, bayağı sulu bir çamur içerisine en asgari giysilerle ile giren iki kişinin birbirini yenme amaçlı karşılaşmasıdır. Kim kazanırsa kazansın, güreşenlerin ikisi de, o karşılaşmadan çamura bulanmış olarak çıkar.

Şimdi olan da bu.

Kim ne demiş merakıyla arşive başvurmak yerine, sadece dün meydanlarda yapılan konuşmaları aklınıza getirin veya bugünkü gazetelere yansıyan haberlerine göz atın, tabii bu arada köşe yazarlarının yazdıklarına da ilgi gösterin, ne demek istediğimi anlarsınız.

İşin ilginç tarafı, destekçi veya karşıt kalemlerin yazdıkları, tamamen sınır tanımayan bir üslupla konuşan politikacıların söylediklerinden de çok daha ileride.

1 Nisan sürprizleri

Peki ne olacak? Seçimi geride bıraktığımızda, 1 Nisan gününe, nasıl uyanacağız? Kim kazanmış olursa olsun, kazananlar kendilerini rahat hissedebilecekler mi? Kaybedenler ve onları ölümüne destekleyenler halkın -okurlarının, izleyicilerinin- yüzlerine nasıl bakacaklar?

Genellikle böyle yazılarda paylaştığım düşüncelerimi kanıt teşkil edecek yazılardan alıntılar sunarak güçlendirme adetim vardır. Bu yazıyı yazmak üzere masaya oturduğumda, aynı işi yapmak niyetiyle, bayağı temsili değer taşıyan pek çok yazıyı taradım. Ancak ‘örnekler’ gözüme çok değersiz geldiği için ve onları yazanlara karşı nefret hisleri uyandırabileceğini de düşünerek, tezimi örneklemekten vazgeçtim.

Herhangi bir taraftar gazetenin köşe yazarlarının yazdıklarına bakın ne demek istediğimi anlarsınız zaten.

Manşetler de farksız.

Vaktiyle kendilerine yönelik ‘yargısız infaz’ yapıldığı şikayetinde bulunanlar da artık istihbarat fişleriyle aynı işi yapıyorlar. En fazla yerindiğim olay da bu işte. Yaptıklarının ‘kötü’ olduğunu bilmemeleri geçmişte kendilerine de aynı üslupla -hatta biraz daha çekingence- saldırıldığı için imkansız.

Yoksa intikamcı hislerle mi bunlar yapılıyor?

İntikam hissi kötü değil mi?

Bu seçime kadar sürdürülen kampanyalarda cadde ve sokaklara küçük flamalar da asılır ve bu yüzden büyük bir görüntü kirliliği yaratılırdı. Bu seçimde partiler flamasız kampanya kararı aldılar, büyük çapta da bu karara uyuyorlar. Seçim olur, o flamaların getirdiği görüntü kirliliği bir süre daha cadde ve sokaklarda kalırdı.

Kısa bir süre ama…

Galiba bu seçimin dayattığı görüntü ve söylem kirliliği hayli uzunca bir süre ülkemizi terk etmeyecek.

Yanarım yanarım da, işte buna yanarım.

ΩΩΩΩ

35 YORUMLAR

  1. *******
    Seviye bu! bu kültür?
    Nutuklar gümbür gümbür,
    Gürleyip esiyorlar,
    Meydanlar küfür küfür!..

    İpe un sermez oldu,
    Millet oy vermez oldu,
    Soğan, domates, biber
    Mutfağa girmez oldu!..

    Vaşington portakalı,
    Neye baksan pahalı!
    Varlık fonu olmasa,
    Alamıyor ahali!…
    …..
    *******

    • Ekonomideki sıkıntıları seçilen belediye başkanlarının düzeltme imkânı ve şansı var mı?… yok… sana domates biberi belediye başkanı mı getirecek…yok…diyelim senin istediğin Bu sıkıntıları iktidarda olmayan CHP ve İyi Parti mi düzeltecek…. yok…senin seviyende gümbür gümbür….. boş…. var daha genel seçimlere oraya sakla enerjini….

      • “Ekonomideki sıkıntıları seçilen belediye başkanlarının düzeltme imkânı ve şansı var mı?”…
        -VAR! Peki nasıl? -Programlarıyla İSRAFa, lüzumsuz MASRAFa katkıda bulunmayarak. Az bütçeyle çok iş yaparak. Yolsuzluklara göz yummayarak. Her işlerini şeffaf bir şekilde yaparak. Güven kazanarak…

        “Sana domates biberi belediye başkanı mı getirecek?”…
        -YOK!… Belediye başkanını atayan, aday gösterenler bunu zaten yapıyor. Varlık fonu sağ olsun. Bileşik kaplarda dolaşan su, hep yangın söndürmek için mi kullanılmalı? Yangını çıkaranlar kim? yine başkaları mı? suyun başında olanların suçu yok mu?

        “Bu sıkıntıları iktidarda olmayan CHP ve İyi Parti mi düzeltecek?”
        -Bu partiler AKP’nin yaptığı hatalarını görüp ibret aldılarsa neden olmasın? “yok” derken “suyun başındakiler” fırsat vermez demek istiyorsanız bunu bilemem. İbret alıp bunu AKP-MHP-BBP’nin düzeltmesi de bir tercihtir tabi

        “Senin seviyende gümbür gümbür ?”
        -Senin benim birey olarak “boş”luğundan ziyade, meydanların seviyesi bu, siyaset kültürü bu. Meydanlarda nutuk çekenlerin!: “gözünü oyarım”, “..bellerim” diyenler kim? Küfrü estirenlerden serinlik mi duyuyor seçmenler, kuzu kuzu dinliyor!

        “Var daha genel seçimlere oraya sakla enerjini…”
        -Hiç merak etme Sn Türkeş. İktidar hatalarından dönsün, önceliklerini bilsin, ülkede üretimi canlandırsın, saldırgan olmak yerine biraz ağırbaşlı olsun, güzel icraatlere odaklansın. Birçok kişi gibi ben de alkışlarım. Hatta benimkiler kafiyeli olur!

        • Sayın H.K. Daha önceden attığım M. Akif in dizeleriyle cevap vermek isyerim…Gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen iki kazma kürek iki de ırgat gerek. Hadi gel yapalım geri şunu desen bir Sinan gerek bir de Süleyman”…. var mı…tabiki yok… yıkalım da bakarız anlayışı…daha yönetim 4,5 yıl değişmeyecek…Anlıyoruz tabi Ankara İstanbul bir düşsün ortalığı karıştıracak ülkeyi kaosa sürükleyecek ekipler pusuda….Ben Cumhur ittifakının veya iktidarın herşeyini mükemmel görmüyorum tabiki..hayatı yok değil..ama yerine koyacağınız ekibin de neler yapacağını az çok tahmin edebiliyorum..

          • Sn Türkeş.

            1) Fikri Işık ne dediğini bilmeden öyle konuşup ülkeyi İsveç’e gerçekten 50 milyon Avro ödemeye mahkum ettiyse….
            http://fehmikoru.com/secim-ve-alti-adimda-ulasilan-baglar-biraz-karisik-ama-iyi-bilinen-bir-kuramla-irtibatli-31-mart-secimi/ H.K. 28 Mart 2019 at 19:52

            2) Sn Erdogan ve ekibi, Rahip Bruno olayını kriz noktasına kadar getirip “kur değişikliği”ine katkıda bulunduysa….

            3) Katar’dan gelen lüks bir uçak hediye olayının ahlakı/uygunsuz bir hal olmadığını görememişse…..
            ……

            Böyle devam edilirse temel hatalar artıkça artar. AKP hatalar konusunda tozu dumana katar, bu kafayla kurtaracağız derken ülke ekonomisiyle batar. Hata yapma lüksümüz yokken, hatalar statüko haline geldi….. Ne zaman akıllanacaklar? Yapılan hataların maliyeti bir değil birkaç tane Süleymaniye yapabilecek kadar arttı, ama görmek istemiyorsunuz. Kuzguna yavrusu şahin görünürmüş hesabı….

            Okuduklarımdan çıkardığım şu ki Mehmet Akif gayet akıllı ve iman sahibi bir insandı. Sn Erdoğan ve AKP takımı onun akıl ve imanının kaçta kaçına sahiptir acaba. Değil ama, bol keseden verelim, bu % 70 seviyesinde olsun diyelim. Bunun amel konusuna yansıma değeri nedir. Pratik bir hesapla şöyle diyeyim. Bu seviye “Akıl*İman Sentezi” indeksi değeri açısından Mehmet Akif’inkine göre %49dur. Yani, Akif’in yarısı bile değil.

            Diyorsunuz ki peki CHP-İYİ ve diğerleri gelse bu indeks daha düşük değil mi? Siz bu ihtimal karşısında son derece kötümsersiniz. Ama, geleceği bilemeyiz. Onlar da Allah’ın kulu. Geçmişte yaptıkları hatalardan ibret alanları mutlaka vardır. Neticede indeks değerleri belki 3-5 puan iyi olabilir. Bu konuda sabit fikirli olmamak lazım. Amellerinden bunun 3-5 puan düşük olduğu ortaya çıkarsa onları da aynı şekilde eleştirmeğe devam… Söz…

  2. Şu yazarın civarındakilerden de anlaşılıyor ki, vatandaş TÜM Partilere İKRAH ile OY verecek. Hiçbiri kendini temsil etmiyor ve kendi derdini anlamıyor, derdi ile dertlenmiyor. Vaadleri insaf ile gözden geçirin TURİZM ! içki, müze, sergi salonu, tiyatro, opera, m.sahçesi, spor salonu, stadyum (caminin az kullanıldığından, çokluğundan bahsedenler) ya cemaatinden BAHİS Açmıyanlar. Gavurlara vizesiz seyahat ….. gerisini siz sayın… ANADOLU İNSANInın DÜNYASI ile bir alakası olup olmadığını lütfen siz söyleyin

    Ülkemizde çoğu cahil, ne yazık ki, Din deyince, içki, faiz, kumar, başörtüsü ve ALLAH’ın, Resulün açıkça beyan ettiği (20. cqz, son ayet) kabul olmıyan cimnastik, yahut nafile tesbih namazını diline pelesenk edip, geveleyip duruyor. Cenab-ı ALLAh ise, 258 yerde TAKVA Allah (- a İsyan -) Korkusu’dan bahsediyor, 200’ye yakın Ayetinde, Allah ve RESULÜnün EMİLERİNE İTAATt emrediyor, keza, İBADET 100 ise, bunun % 90’nın KUL HAKKI- olduğunu beyan ediyor,
    Resul, her haltı çevir, yeter ki, YALAN söyleme (ki o zaman, hiçbir ALÇAKLIĞI, normalde yapamazsın) diyor.
    Bizimkiler – Tayyip beyin diline DALADIĞI gibi – gözleri kör, kulakları sağır, kalbleri mühürlü, İSLAMdan
    nasibsiz Gazel okumuya devam ediyor. Adamın biri Allah ile aldatmak deyimini kullanıyordu, bu din anlayışına. Bunun yanına Anap’lının hatırlattığı CHP ile ALDATMAyı da ilave edin.
    Hayır, daha açık taruf etmelisin iki tercihi : SOL’un SEÇKİNCİ buyurganlığı, Vahşi Batının ALDATMACI COW_BOY’luğu (inek çobanı, silahşör) . 3.süne izin vermezler, zaten; O. Bölükbaşı-F.Çakmak, N.Erbakan, M.Yazıcıoğlu. Peki, bu izin vermiyenler kim oluyor ? demeyin, bana. Bunun CEVABINI GOOGLE amcayı açın, YAHUDİ Prof. NEUMARK söylesin size.
    Aldatmacalardan bir diğeri ORTAK AKLINIZA da vurulayım. Ülkeleri, hukuku, tekniği,bilişim çağını zıplatanlar kim ? Ya Peygamberler. İyisi mi, siz Allah’ın işaret buyurduğu Üstün (SELİM) AKlı Mesela, — “İNANDIM” diyenler için söylüyorum – 4 HAlife veya 4 Büyük İMAM, yahut 4 Büyük Osmanlı…gibi. Arayın da bir umudunuz olsun.
    Fıkıh ve hakiki tasavvuf alimlerine göre, ” En Büyük Keramet, Allah ve Resulünün EMİRLERİNE
    UYGUN Yaşamaktır”.
    NAMUSLU SİYASİNİN enbüyük PROJESİ ise, FIRAT NEHRİ Kıyısındaki ÇOBANIN bile HUKUKUNU
    Korumak ve İHTİYACINI Namusluca karşılamaktır.

  3. Sermaye Dolarları küfredenlere veriyor. Herkes saldırıyor, Dolarlarını alıyor ama estiği kadar yağmıyor.
    Merak etme akşam üstü onlar beraber Rize çayını yudumlarlar. Sonrasına bakalım.

  4. Bazı yorumcular hala neyle karşı karşıya kaldığımızı anlayamamışlar ya da ben zannettiğimden de ahmak biriyim:
    İç mesele olarak Türkiye’nin ana sorunu fetö canavarı. Bu öyle bir fitne canavarı ki kişilerden muaf, içi boş bir sıfat olmasına rağmen bütün Türkiye’yi içine alacak kadar da vahşi bir gerçekliğe dönüşebiliyor, tıpkı yapıştığında kurtulması mümkün olmayan bir tutkal gibi kime atılırsa üzerine yapışıyor, hiç bir sınıf, aidiyet ayırdetmiyor.
    Tılsımı ise güç. Güç kimin elindeyse onun hayal dünyasına göre şekilleniyor. Bu gün gücü paylaşanlara göre gücün dışında kalanlar fetö torbasına girebiliyorsa yarında tam tersi olacak. Sonuçta kimse bu fitnenin dışında kalamiyacak.

    Hal bu iken kimse de yahu bu fitneyi durduralim artık yeter, yoksa bu canavar hepimizi yiyecek demiyor. Bir yandan fitne ateşine odun atmaya devam ediliyor.

    Benim de içimde kalan ukde bu işte.

  5. İnsanlarımızdan bazıları sizin gibi çok sıkıldı, bazılarına da bıkkınlık geldi. Katlanmak kolay değil gerçekten. Ne var ki, en azından kendimize duyduğumuz saygı dolayısıyla, umutsuzluğa düşmeyip doğru bildiklerimizi söylemeye -seçim sonuçlarından bağımsız olarak- devam etmeliyiz.

    Bir önceki seçimde olduğu gibi, M. İnce eliyle manupüle edilen “dipdalga geliyor” beklentisinden uzak kalınmasını öneririm. Çünkü dipdalganın geldiği falan yok.

    Onaltı yıl boyunca yan gelip yatmış, çoktan tarih dışı kalmış olması gereken bir CHP ile Erdoğan’ın Türkiye’yi içine hapsetmiş olduğu kimlik politikası ve lumpenlikten çıkış mümkün olmayacak. Bu ikisi, birbirini besleyen ilkelliğin ikiz kardeşleri.

    Seküler cenah, 50 yıldır gerçek bir sosyal demokrat parti çıkaramadı. Devlet ideolojisinden, yaşam tarzı istismarından beslenen CHP, hacı yatmaz gibi hala ortalıkta ve hala ana muhalefet partisi. Onyılları çalındı bu ülkenin ve bu halkın bu CHP’nin sol bir parti gibi yutturulması nedeniyle. “Atatürk’ün kurduğu parti” gibi akla zarar saçmalıklardan ve sabuklamalardan kurtulmalı seküler mahallenin emekçileri ve aydınları, bu ülkeyi sosyal demokrasi ile tanıştıracak kadroları çıkarmalı kendi içinden.

    Türkiye’nin geçekten umutvar kalabilmesi için, sekülerlerin sosyal demokrat partisine, dindarların ilkel Türk milliyetçiliğinden ve sağ hamasetten uzak kalmasını bilen dindar demokrat partisine ihtiyaç var. Gerçek demokratların dinle, dindarla hiçbir sorunu olmaz, gerçek dindarlar da ötekileştiren, düşmanlaştıran bir dile pirim vermez.

    Erdoğan ya da CHP zihniyeti ile ülkenin başına musallat olmuş karanlığı yırtamayız. Adalet ve hürriyet, olabildiğince adil gelir paylaşımı, kaynakların akla dayalı kullanımı, doğru bir eğitim sistemi, tüm yaşam tarzlarına gerçek bir saygı, sanayi ve üretime dayalı kalkınma. . . Bu temel değerlerde ortalama dindar vatandaşımızla ortalama demokratımız arasında bir çatışma yok.

    Seküler cenahta düşünsel bir dönüşümün çabası içinde olmalıyız. Gülen çetesi ve AK Parti istismarlarından sonra, gerçek dindarlar da artık hamasete ve din pazarlayıcılarına pirim vermez. Dindarlar üzerinde tekel kurmaya yeltenen lumpen milliyetçilerin ağzı bozukluğu ile dindarlarımızı birbirine karıştırıldığı her yerde müdahil olalım -ve şu CHP aldatmacasına artık bir son verelim.

    Solculuğu evrensel değerlerden beslenen solcu, Fehmi Koru ile, Kılıçdaroğlu ya da D. Baykal’dan çok daha fazla ortak değere sahip. Benzer şekilde, dindarlığı ahlaka, insan sevgisine, adalet ve hakkaniyete sahip çıkma, kul hakkı gözetme, kavimciliğin her türüne karşı çıkma olarak da düşünüp yaşayan dindar insanımız da, bu ülke insanlarının zihin ve duygu dünyasında parçalanıp kamplaştırılmasına, birbirine düşürülmesine razı olmaz.

    Burada AK Parti borazancılığı yapanları takip etmenizi öneririm -bunlar arasında dindar arkadaşlarımız yok. İster yorum kalitesi açsından bakın, ister dil kullanım becerisi açısından, isterseniz ölçülü, kışkırtıcılıktan uzak bir dil açısından bakın.

    Sol ile ilgisi olmayan devletçi ve buyurgan seçkinci CHP zihniyeti ile, ilkel bir Türk milliyetçiliği başımıza bela onyıllardır. Bu ikisinden uzaklaştıkça aydınlığa yakınlaşacağız. . .

  6. Koru’nun şimdiye kadarki en doğru ve en gerçekçi cümlesi bu galiba,
    ” Çamur (politika)da güreşen İKİ güreşçi de ÇAMURA BULANMIŞ olarak çıkar.
    Boşa yerinmişsiniz KORU bey. Siz de Dİninizi garnitür veya
    aksesuar olarak görenler safını tercih ediyorsunuz, anlaşılan. Asıl, yerinilecek
    ve hayşıflanılacak olan, her ÇAMURCU’nun DİNİNİ Batı yanına atması, inandım
    dedigi ALLAH’tan asla KORKMAMASIdır. Bakın Merhum kurban Muhsin Yazıcıoğlu
    ne diyor : ” Bir Dünya iÇİN bu kadar FIRILDAK OLMANIN anlamı YOKTUR”
    tabiiki, İMAN nedir ? Bilene. Dün, bir AKİT Yazarı galiba Musul Valisi SAİD
    bin AMR’dan bahsediyordu. Hemşehrileri, fakir listesini devrin SULTANIna
    sunarken, Şehirlerinin FAKİRLERİ arasında VALİLERİ de yer alıyordu.
    “Ağlama gözlerim, sen bu halimize.. ” diyor, Nuri Sesigüzel.
    Evet Müslüman OLAMAMAK ne acı. GAVURdan müslüman olanlar
    bu yönden ÇOK ÇOK sanslı, çünkü, emekleri, ÇABALARI ile HAK etmiş,
    kavuşmuşlar İslam’a. Bunlar da müslüman ; Yahudi komutan Moşe dayan,
    GOLAN Tepelerine niye dayanmasın ki. Kazanan ÖKÜZLER halkının yüzüne
    nasıl bakacak, diyor F.Koru da, kaybedenler bakabilse bari.Galip sayılır….
    Bereket, Koru’nun bir marifeti var. Hepimizin ömrünü Leylek
    gibi gamsız-kedersiz geçirmeye vesile oluyor.

  7. Ak Partinin Kaybetmesi İle Neleri Kaybedeceğiz.

    Rahmetli babam Anap’tan önce bir resmi kuruma gitmeye çekindiğini, sakalı, papağı ile selam verdiğinde memurların yüzünü ekşittiğini söylerdi. Bu algı Anap’la kırılmaya başlamıştı. Biraz daha komik olanı ben de yaşadım yaşadım, hemde fatura ödeme kuyruğunda. Evet ya eskiden fatura ödeme kuyrukları vardı. Yine bir seçim sonrası ilk günü idi, RTE’ın İstanbul Büyükşehir belediye başkanlığını kazandığı belli olmuş ama henüz resmi bir şey yok. Gişedeki bayan bir nedenle cübbeli sarıklı, uzun sakallı bir vatandaşa bağırıyor. Cübbelinin sesi duyulmuyor ama kadın çok yüksek perdeden adamcağızı fırçalaması devam ediyordu. Kuyruktakiler kendi aralarında gülüşerek “bağır bağır yarın bağıramayacaksın” diye espri yapıyorlardı.
    Öncelikle belediyelerin İSMEK ve Bilgi evi gibi kuruluşlarda ebru, Osmanlıca, kuranı kerim gibi gericilik alameti kurslar kaldırılacak. Bu merkezler çağdaş yaşam veya AD gibi kuruluşların beyin yıkama merkezi haline gelecek. Açılış ve sergilerde her türlü içki oluk oluk akacak, içkisiz bir sosyal faliyet düşünülemiyecek. Abartmış olabilirim bu konuda, deneyimi olanlar paylaşabilir. Sol refaransı olmayan “Tayyibin memurları” ezilecek. Bunu sarıyer belediyesinden atılıp 2,5 saatlik yolu göze alarak iş bulan arkadaşım anlatsın. Yazar her ne kadar üsluptan bahsetse de, chp nin intikam naraları kulağımıza kadar geliyor. Çok işlenmedi ama İstanbul’un imar ve gecekondu, şehirsel geri kalmışlığın temelleri chp zamanında atılmıştır. Bu dönemde yapılan büyük gecekondulaşma hala düzeltilememiştir. Özellikle iyi partinin Suriyeli düşmanlığı ile artan ırkçılık ve dışlama, Suriyelilerin devletten aldığı yüklü meblağ efsaneleri ile kötülük saracak her yeri. Türkiye’nin en büyük ilerlemesi ve benim en gurur duyduğum yönü olan yardımseverlik tarihe karışacak. Mazluma verilen bir lokma ekmeği eleştiri konusu yapanlar, bunun üzerine politika üretenler seçimi kazanacaksa hepimiz kaybedeceğiz demektir. İktidarı uyarmak isteyenler neyi uyandıracağını unutmasın.

    • Lütfen Ak Parti yetkililerinin iki kelimesinden biri olmasın sonraki seçim kampanyasında. Fetö deyince bir gülme geliyor mesela. Türkçe olimpiyatları geliyor aklıma bazı şahsiyetler geliyor tutamıyorum kendimi.

    • Anladım, öetle bize şunu söylüyorsun: “Ya sekülerlerin seçkinci buyurganlığı (ki daha ürkütücü olsun diye bire bin katıp abartmak kzorundayım size inandırıcı görünsün diye) ya da bizim elimizde yoksullaşmaya, işsizler ordusuna gönülsüz yazılmaya, sol cebine koyduğumuz emeklilk maaşının aynı gün elektrik su faturası olarak sağ cebinden çkmasına, yolsuzluk ve kayırmacılığı hoş görmeye,hayatın her alanında geri gitmeye devam diyeceksin. Akıllı ol, ikincisini seç.”

      Bakalım “Tok açın halinden de anlar” özdeyişi mi ağır basacak seçimlerde, yoksa karnı tok sırtı peklerin öcü masalları mı?

      Kaldı iki gün!

      • Hımmm..Demekki sizin yaptığınız dünkü zulümler sonucu başınıza gelen bugünkü hissettiğiniz zulümler gelmiş… mesala ne gibi zulümler yapıldı size veya siz geçmişte kaç kişinin kanına girdiniz de zulüm yaptınız….

    • AKP iktidarını 3 ana bölüme ayırabiliriz:
      1-Korku dönemi: Askerlerden korka korka iş yapılmaya çalışılan dönem.
      2-Kendini bulma dönemi: İlk 2 seçimi kazandıktan sonra gelen kendine güven dönemi. En verimli dönem budur.
      3-Kibir ve gurur dönemi: Özellikle son kazanılan seçimle beraber gelen dönemdir
      AKP yi kibir ve gururu bitirecektir. Her canlıyı olduğu gibi…
      Çünkü milletimiz kibir ve gururu birde yalan ve iftira ile beslenirse hiç sevmez.
      Ama ne yazık ki AKP lilerin hiçbirinin gözü de bu gerçeği görmez.

    • Hacı , içki fabrikalarının sayısının Ak Parti gelmeden 2 adet , Ak Parti geldikten sonra 18 e çıktığını bizzat Ak Parti yöneticileri İzmir’i almak için söyledi. Sen bence rahmetli babanın ve kendi fikirlerini kendine sakla , burdaki herkes ne yapacağını gayet iyi biliyor. Kimsenin kimsenin aklına ihtiyacı yok .
      Üzerine de şu videoyu izle :
      https://www.youtube.com/watch?v=Txvk3bRbkmw

  8. Bir yazarımız gündeme getirmiş M.Akif in güzel bir sözünü…”Gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen iki kazma kürek iki de ırgat gerek. Hadi gel yapalım geri şunu desen bir Sinan gerek bir de Süleyman”…. var mı…tabiki yok… yıkalım da bakarız anlayışı..

    • İnsanlara ölümü gösterip sıtmaya razı etmeyi bırakın..düşün insanların yakasından arkadaş! Bu ülke siyasetinde 3 grup var:
      -Atatürk üzerinden siyaset yapanlar(Atatürk’ü siyasetlerine meze yapanlar)
      -İnsanların milli duyguları üzerinden siyaset yapanlar (mhp-hdp)
      -Dini duygular üzerinden siyaset yapanlar (dini siyasetlerine meze yapanlar)
      Ben birey olarak Allah ile aldatılmaktansa Atatürk ile aldatılmanın ehven olduğunu düşünüyorum kardeşim.
      Dün devleti tağut görenler bugün devleti put haline getirdi.Ne eleştiri getirilse HİKMET-İ HÜKÜMETTEN SUAL OLUNUR MU ? ÇOK AYIP ! modundalar. REİS YAPIYORSA BİR BİLDİĞİ VARDIR KARDEŞİM değil mi modu.Kitabı özetinden bile okumayan, danışmanları eline tutuşturur kağıdı , promter devre dışı kalınca zırvalamaya başlar. Olan bu. Danışmanlarının mahkumu bir lider var karşımızda. Ekonominin e sinden anlamaz ekonomistim der röportajlarda , bilenler güler. Önceden babacanlar şimşekler idare ediyordu bir nebze, onları da uzaklaştırdı , ne kadar işe yaramaz varsa onlar kaldı yanında. Jölelisi damadı piyasayı mahvetti , yaprak kıpırdamıyor , esnaf borç batağında iş yapamıyor , insanlar mecburiyetten tanzim kuyruğunda , varlık kuyruğu diye aklımızla dalga geçiliyor.Tahtadan putları bırakın gözünüzü açın artık ey ehl-i vatan. Kral çıplak , görün ve ikaz edin. Siz alkışladıkça kral kasım kasım gezmeye devam edecek. Seven biri çıplak olduğunu haber versin. Yazıktır günahtır bir tane de seveni olmaz mı bir insanın dostane ikaz edecek! Vallahi acıyorum haline, dostu yok bu adamın!!

      Bugün bizim müslüman mahalle damda devesini arar gibi saraylarda kuş tüyü yataklarda ihale masalarında Allah’ı arıyor, ara bulursun yavrum ara. Müslüman mahallenin davası bitmiştir maalesef. Hevasını ilah edinmiştir ve insanlara bunu din iman diye pazarlamaktadır. Sekülerliğin dibine batmıştır. Gücü ele geçirdiği ilk imtihanda sıfırla sınıfta kalmıştır. Para karşısında sınıfta kalmıştır. Her türlü şehvet karşısında ilk sınamada sınıfta kalmıştır.Babalarının bu halini gören evlatlar da “DİN BU İSE BENDEN UZAK OLSUN” demekte ve deizme agnostisizme ve son kertede ateizme sapmaktadır maalesef. Buyrun cenaze namazına diyorum! Bu zamanda müslümanlar adına makam işgal edenler maddi manevi çok ağır veballerin altındadırlar ve iki dünyada da hesapları çetin olacaktır.Zira HAKK İMHAL EDER FAKAT İHMAL ETMEZ. Saygılarımla

      • Mahallelerin tümünde hepimize birden kaybettiren aldatmacalar, istismarlar var, Ahmet Bey. Yaradan, olan biteni hem akıl, hem vicdan, hem de ahlak süzgecinden geçirerek anlamaya çalışan insanların birbirleriyle olan dostluğunu ve muhabbetini artırsın.

        Yorum metninizin hemen başında sıraladığınız o üç etkili istismar aracının artık iş görmeyeceği günlerin umudu ve özlemiyle, sonsuz saygı ve selamlar size.

  9. KEMAL ÖZTÜRK, bugünkü köşe yazısının sonunda şunları yazmış:

    “Ben yıllardır AK Parti içinde çalışmış biriyim. AK Parti tarafındayım yani. Ancak bu benim adil olmamı, dürüst olmamı, gördüğüm yanlışları söylememi engellemedi hiç. Benim aldığım terbiye ve eğitim bunu gerektirir.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Uşak mitinginde şöyle dedi: “Milletimiz kırgınlığında, öfkesinde haklı mıdır? Elbette haklıdır. Hatadan münezzeh olan sadece ve sadece Rabbimizdir. İnsanın olduğu her yerde hata da olur, eksik de olur, yanlış da olur. Önemli olan hasbi niyetle bunları düzeltme, bu iradeyi ortaya koyabilmektir… İnşallah seçimlerden sonra tüm bu konuları masaya yatıracak, kibriyle saygısızlığıyla yanlışıyla, kabalığıyla milletimizi üzen kim varsa hepsini de biz üzeceğiz.”

    Aslında sahada gördüğüm ve yazılarıma taşıdığım sorunların özeti budur. Millet kırgın, öfkeli ve kibirli, kaba insanların yanlışları yüzünden AK Parti’den uzaklaşıyor. Erdoğan’ın dediği gibi.”

    Yorumsuz aktardım.

    Sadece “İNŞALLAH” diyorum.

    • Yazının devamı da şöyle diyor…”Lakin bunları yazdığım için bana kızanlar, Erdoğan söylediğinde ‘yerden göğe kadar haklı’ diyorlar. Maalesef bu çelişkilerini de görmüyorlar. Neyse…

      Bugüne kadar milletin ortak aklı ve ortak iradesi hep en doğru kararı verdi. Bu kez de öyle olacak eminim. Hepimiz buna saygı göstereceğiz. Allah ülkemize ve milletimize hayırlı olacak bir seçim nasip etsin……

      Yazının baş taraflarında da şöyle ifade kullanmış mesela……”Hangi partinin sahada gördüğüm sorununu yazdıysam, o parti taraftarlarının yoğun eleştirisiyle karşılaştım. Ancak hangi tarafın yanlışını söylediysem, diğer taraf yazılarımı alıntılayıp dağıtıma soktu”…..
      Yorumsuz aktardım….

    • YORUM YOK !
      ……
      http://www.urgupajans.com/haber-rektor-bagli-mehmet-baskanimizin-butun-vaatlerine-kefilim-9407.html
      27 Mart 2019 – Çarşamba
      Rektör Bağlı ‘Mehmet Başkanımızın Bütün Vaatlerine Kefilim’
      SEÇİM 2019 Haberi
      Nevşehir Hacı Bektaş-ı Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahzar Bağlı, AK Parti Ürgüp Belediye Başkan Adayı Ecz. Mehmet Aktürk’ün seçim irtibat bürosunu ziyaret etti.
      Rektör Bağlı ziyaretlerinde AK Parti Ürgüp Belediye Başkan Adayı Ecz. Mehmet Aktürk’ün geçtiğimiz günlerde Ürgüp’e müjde olarak aktardığı Turizm Fakültesi başta olmak üzere tüm seçim vaatlerinde Aktürk’e kefil olduğunu bildirdi.
      Rektör Bağlı burada yapmış olduğu açıklamada “ Ben AK Parti’de MYK Üyeliği yaptım, Kısa bir süre Milletvekilliği yaptım. Bizim partimizin temel prensiplerinden birisi şudur; Biz deriz ki bütün siyasi aktörlerlerimize, belediye başkanlarımıza, başkan adaylarımıza veya milletvekillerimize ’sakın ola ki insanlara yapmayacağınız bir şeyin vaadini vermeyin. Verdiyseniz de neye mal olursa olsun bunu muhakkak yapın. Ben Mehmet Başkanımızın size ne vaat ettiğini bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum. Bütün vaatlerinin kefili benim. Vaatlerinin takipçisi olacağım herhangi bir yerde eksik gedik var ise birlikte burada takip edeceğimizi bu konuda size vaat ediyorum. İnşallah kısa süre içerisinde de gerekli tahsisler yapıldıktan sonra YÖK ile yazışmamızı gerçekleştirip buraya özgün bir mimarisi, geniş imkanları olan öğrencilerimizin çeşitli şekillerde imkan eğitim bulabilecekleri iyi bir turizm fakültesi kurma konusunda ki vaadinin arkasındayız. Bunu yapacağımızı ve bu konuda gayret edeceğimizi söylemek üzere buradayız. Şimdiden hayırlı olsun” diye konuştu.
      AK Parti Ürgüp Belediye Başkan Adayı Ecz. Mehmet Aktürk, Rektör Bağlı’nın ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, uzun süren seçim çalışmalarımızda sıkmadık el çalınmadık kapı bırakmadık, İnşallah Ürgüp’te hizmet AK Belediyecilik ile devam edecek. Geçtiğimiz günlerde Ürgüp’e turizm fakültemizin müjdesini vermiştik. Sağ olsun Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Mahzar Bağlı bugün seçim irtibat büromuzu ziyaret ederek bizleri onurlandırdı, desteklerini esirgemeyeceğine olan inancımız tam kendisine şahsım ve Ürgüp adına teşekkür ederim.” Diye konuştu.
      Kaynak: (ÜHA) – Ürgüp Haber Ajansı

    • cumhurbaşkanı’nın hatalarını kim düzeltecek,merak konusu o.O hatalar kendiğinden mi yapılıyor?Tv’lere tailmat,hapishane yollarını kim göstreiyor.r

  10. Dün biraz daha ılımlı konuştular bütün parti liderleri.. Onlar da biliyorlar ki halk gerçekten rahatsız. İktidar tarafı seçim çalışmalarını biraz abartı galiba; hergün yeni yeni hedefler belirlemeye başladı. Sanki halktan gelen tepkiyi sezdikleri için dün sayduyu hakimdi. Evet bu bir yerel seçimdir. Sanırım son golü de YSK yedi: görevini tam manasıyla yerine getiremiyormus 17 yıldır getiriyor ama ne hikmetse bu seçimde yerine getiremiyor. Allah yardımcısı olsun YSK başkanının. Allah başka dert vermesin..
    SAYGILAR SEVGİLER

  11. Üstad;Fevkalade değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim.Umarım kıymetli yorumcularınız orasından burasından çekiştirerek; ama,Lakin,fakat İLE başlayan değerlendirmelerle yazınızı sulandırmazlar.
    Bitse de kurtulsak.

  12. Ya PKK desteğini alan milliyetçi parti
    FETÖ nün açıktan oy istediği sosyal demokratlık
    ABD nin açıkça tehdidine rağmen bizde ödevlerimizi yapmadık diyen tayfaya lafınız olmayacak mı
    Haçlılar namusunuza dokunmaza bile laf etmeyip meşrulaştıranların bunları görmesini beklemiyoruz da aklımızla dalga geçer gibi meleklerin cinsiyetine yönlendiriyorlar
    Yok arkadaş ABD ,Hdpkk ve FETÖ nün karşı çıktığına sahip çıkmak vatan görevidir

  13. Soysuzlaşıp çürüyen her siyasal iktidar, söz konusu çürümüşlüğünü siyaset diline bir sığlaşma ve lumpenleşme olarak yansıtır, hamasetin sınırlarını zorlar. Özü itibari ile aynı siyaset kültüründe yeşerip boy vermiş muhalefet partileri de, aslında ellerinde ülkenin gerçek sorunlarına ilişkin hiçbir çözüm olmadığı için, buna ayak uydururlar.

    İdeolojik ve siyasal krizi gün geçtikçe derinleşen yalnızca mevcut siyasal iktidar değil. Yerel seçimler, AK Parti ve Erdoğan için olduğu kadar, CHP için de kendi krizinin derinleşmesinin işareti olacak. Mevcut siyasal partilerin her biri, akıl ve sağduyu açısından, ortalama seçmenin çok gerisinde. Siyaset dili açısından diğerlerinden olumlu biçimde ayrışsa da, Saadet Partisi de bundan bağımsız değil ne yazık ki.

    Tek tek bütün partilerin yaşadığı (ve yerel seçimin güçlü bir işareti olacağı) kriz, umarım önümüzdeki yıllarda düzenin krizine dönüşür ve ilkel bir Siyasi Partiler Kanunu ve ilkel bir anayasa üzerinde biçimlenmiş olan bu partiler topyekün çökerler, yerlerini gerçek anlamda siyasal partilere ve bunlar arasındaki gerçek seçim yarışlarına bırakırlar.

    Saadet Partisi, Pazar günkü yerel seçimlerde de, oy vermeyi hak eden yegane parti olarak görünüyor -en azından içinde bulunduğumuz siyasal konjonktür açısından. AK Parti ile CHP’nin, bunların küçük kardeşleri MHP ve İyi Parti’nin krizlerini derinleştirmek için sandığa gidelim derim. Ya Saadet Partisi kendisini dönüştürür ve bir kitle partisi haline gelme sağduyusunu gösterir, ya da, HDP dahil, mevcut siyasal partiler kısmi bir dağılma yaşarlar önümüzdeki süreçte ve toplum kendi içinden yeni ve gerçek partiler çıkarır. Bunlarla olmadığı, bunlarla yol alamayacağımız çok açık.

    • “Soysuzlaşıp çürüyen her siyasal iktidar, söz konusu çürümüşlüğünü siyaset diline bir sığlaşma ve lumpenleşme olarak yansıtır, hamasetin sınırlarını zorlar.” çok doğru bir ifade. Son 8 yıldır Erdoğan kendi %50’sini konsolide etmek için karşı %50’yi kırıp dökmekten hiç çekinmiyor. Bütün muhalifler benden nefret etsin ılımlı istemiyorum diyor sanki. Bu iş nereye kadar böyle devam edecek bilmiyorum. Artık çok sıkıldım.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here