Ben de yazdım: ‘Cemaat’ derken… ‘Paralel Yapı’ derken…

37

‘Cemaat’ denilen, aslında, halkın en samimi hislerinin coşarak oluşturduğu, en olumlu sıfatların insanları harekete geçirdiği bir örgütlenmedir. Hiç değilse önceleri öyleydi.

Bir dinadamı, kendisini dinlemeye hazır kitlelerle sadece bilgisini paylaşmakla yetinmemiş, kendisini sevenleri en sevdikleri şeyleri başkalarının hizmetine sunmaya teşvik de etmişti.

En sevdikleri şeyleri ihmal pahasına mallarını, paralarını ve vakitlerini almıştı…

Bugün el konulan dershaneler, yurtlar, okullar, üniversiteler, hastaneler, daha neler ve neler…

Toplam değeri herhalde milyarlarla ifade edilebilecek bir varlık…

Üç ondan beş bundan toplanan (‘himmet’) paralarla gerçekleştirilen bir hizmet hareketinin varlıklarıdır.

Yalnız Türkiye içinde de değil, kimbilir kaç ülkede herhalde sayıları yüzlerle ifade edilebilecek okullar…

Dışarıdan bakan insanın, dindar olmasa bile etkileneceği, dindar ise ”Ben ne yapabilirim?” diye verilecek vazifeleri üstlenmeye koşacağı cinsten bir hizmet halkası…

Nitekim, dindarın da din konusunda lâkayt olanın da ilgi duyduğu bir harekete kısa sayılabilecek bir sürede dönüştü Cemaat…

Çekirdek kadrosu güçlendikçe sempatizanları da arttı.

Peki bu insanlar –tabii hepsi değil, ama en azından son 15 Temmuz darbe girişimine katılanlar ve öncesindeki karışık işlerde yer alanlar– ne zaman birer ‘Haşhaşi’ özelliği kazandılar?

Cemaat’in yetişmelerine katkıda bulunduğu polisler, savcılar, hâkimler ve bürokrasi içerisinde yer alan devlet görevlileri, başka hayatları karartmak üzere birbirleriyle paslaşarak, ne zaman devlet içinde ‘paralel bir yapı’ oluşturdular?

En başta amaç ‘bürokrasi içerisinde dindarlar da bulunsun da ülke yanlış yönlere savrulmasın’ iken, amaç, hangi düşünceyle, ‘devleti ele geçirme’ fırıldağı haline dönüştü?

Bozulmanın başlangıcı

İlki 7 Şubat’ta (2012) MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın savcılığa çağrılması olan… İkinci olarak 17-25 Aralık (2013) süreci ile iyice belirgin hale gelen… Ve şimdi de 15 Temmuz’da darbe planlaması… Bunlarla mı?

Bugün karşımızda bir ‘canavar’ görüntüsüyle duruyorsa Cemaat, bu üç olayda fark edilen parmak izleri yüzündendir.

Daha öncesi de olmalı, pek az kişinin –aralarında ben de varım– kuşku duymasına yol açan bazı olaylar…

Ergenekon ve Balyoz davalarında ”Türkiye’nin bağırsaklarını temizliyoruz” diye arkalarına takılan demokrat insanları hayal kırıklığına sürükleyen aşırılıklar… Gerçekten ‘darbeci’ denilebilecek kadrolar ile Cemaat mensuplarının vaktiyle ayağına basanların aynı torbaya konulduğu aşırılıklar…

Şimdilerde Cemaat karşıtlığında zirve yapan pek çok kişi, o günlerde Cemaat’in intikam operasyonunun arkasına takılmış, benim gibi başta Ergenekon sürecini desteklese de aşırılıkları görünce kenara çekilmişlere, ”Susmakla davaya ihanet ediyorsunuz” ithamını savuruyorlardı.

Eskisi de var: Zaman gazetesinden 1998 yılında ayrıldım; 28 Şubat’ın bazılarının ahlâkını bozmaya başladığını fark ettiğim günlerde…

‘Güç bozar, mutlak güç mutlaka bozar’ kuralı Cemaat için de geçerli…

Bütün darbelerin mağduru olan bir kitle, 2002 sonrasında iktidarda bulunan siyasilerden daha fazla ‘iktidar şehveti’ duymaya başlamış ve siyasiler sayesinde sağladığı gücünü kuralsız kullanmaya kalkışmış olmalı.

Kalkışmışlar işte. Sonunda kendilerinin o güce sahip olmasına yol açanlarla iktidar mücadelesine girişecek kadar hem de…

Bugün ‘Cemaatçi’ diye suçlananlar, görevlerinden alınan, gözaltı ve tutuklama işlemine muhatap edilenler, bakıldığında görülecektir, son 15 yıl içerisinde memuriyete girmiş veya bulundukları konuma ulaşmış insanlar…

Geçmişte onları sırtlarında taşıyarak dev bir güç ve sonraları ‘paralel yapı’ haline dönüşmelerini mümkün kılanlar, bugün, o gücün kendi aleyhlerine kullanılmaya başlamasıyla birlikte ayılmış görünüyorlar.

Ayıldılar ve vaktiyle, her aşamada, kendilerine, ”Dikkatli olun ha, bu işin sonu iyi değil” ikazında bulunanların düşlerinde göremeyecekleri türden bir savaşın parçası haline dönüştüler.

Olan kime oluyor?

‘Cemaat’ denilen yapılaşmaya samimi hislerle bağlanmış, paralarını, mallarını ve vakitlerini bu yolda sarf etmiş, elle tutulur hale gelmiş çeşitli hizmetleri takdir ettiklerinden –ve daha da önemlisi, siyasilerin sürekli övgüsüne mazhar bir yapının içinde bulunduklarını hissettikleri için– o halka içerisinde yer almış insanlar…

Sonra, onların elinden tutup okumalarını, mezun olmalarını, devlet içinde görev almalarını sağladıkları gençler…

Yakın geçmişte, ellerine ”Sahib-i kart bizdendir” tarzı tavsiye mektupları vererek o gençlerin çeşitli devlet kurumlarına girmelerine sebep olanlar, bugün, aynı kurumlara gönderdikleri ”Bunları görevden atın” listelerine onların isimlerini yazıyorlar.

Cemaat canavar, onlar da yavru canavarlar…

‘1 numaralı devlet düşmanları’

Bugün samimi hislerle hizmet var diye bir kervanın arkasına takılmış insanlar da, onlar sayesinde okuyup devlette görev almayı başarmış genç bürokratlar da –herhangi bir eylemde aktif katılımda bulunmamışlarsa bile– ‘1 numaralı devlet düşmanı’ muamelesi görüyor.

Görsünler, bu bir şey değil de, düne kadar onlarla birlikte olmuş, takdirlerini beyan etmiş, arkalarını sıvazlamış, önlerini açmış, yollarını kolaylaştırmış kişiler bunu yapınca…

Hiç değilse benim baktığım noktadan, bu, hayli tuhaf görünüyor.

Tuhaflığı ortadan kaldıracak bir normali yakalamak şart.

Samimiyet fışkıran bir oluşumun bazı mensuplarını kendi halkına kurşun sıkacak birer cani haline kimler dönüştürmüş, onların cinayet şebekesi içerisinde görev almayı kimler kabul etmiş, kurdukları kumpaslara kimler âlet olmuş ise…

Tereddütsüz yaptıklarının hesabını vermeli.

Hepimizi kandırmak istedikleri ve çoğumuzu kandırdıkları için bunu hepimiz istemeliyiz.

Ancak bizi kandırdılar diye duyduğumuz öfkeye bir noktada gem vurmayı da bilmeliyiz.

Onların ‘Darbecilerle savaş’ adını verdikleri Ergenekon sürecini farsa çevirmeleri yanlışlığına şimdi yeniden düşülmemeli.

Yanlıştaysam yanlış deyin.

ΩΩΩΩ

37 YORUMLAR

  1. Her makaleniz bakış açınız bir başka güzel.. Ve objektif.. Iyi ki varsınız Fehmi Bey.. Ruhunu Vicdanını yitirmek üzere olan bir toplumda vicdan ve merhamet sahibi sizin gibi bir gazetecinin olması ne büyük bir şans.. Bu yönüyle geçmiş yazılarınızı okumadığıma üzülüyorum.. Iyi bayramlar

  2. “YANLIŞTAYSAM YANLIŞ DEYİN”
    Demişsiniz.
    EVET YANLIŞTASINIZ.
    Şu tarihi olayı okuyun ve karar verin.
    Hz.Hüseyin Efendimizin şehid edilişinden sonraki zaman diliminde bir adam aniden kör olmuştu. Ona sordular Neden gözlerin kör oldu?” diye.O da anlattı.Ben bir gün sevgili peygamberimiz Hz. Muhmammed Mustafa (s.a.v.) i rüyamda gördüm. Bana dedi ki “Sen Hz.Hüseyin şehit edilirken neden karşı durmadın?” Ben de cevap verdim. “Vallahi billahi ben bir ok bile atmadım. Sadece baktım.” Böyle deyince; “SEN DE ORADAYDIN YA ” diye mübarek işaret ve orta parmaklarını v harfi şeklinde uzatarak iki parmağını iki gözüme sokarak iki gözümü çıkardı. Uyandığımda gözlerim bu hale gelmişti. Dedi ve hıçkırarak ağladı.

  3. Sayın Fehmi Koru devlet organlarının envai çeşit yoldan bilgi alan siyasilerin, fetö terör orgutu dedeği oluşuma siz en yakınından bilgi aldığınız halde neden bu ifadeleri kullanmiyorsunuzda….olaya bu hale nasıl geldiler gibi çok manidar bir açıdan bakıyorsunuz anlsmadım.

  4. Cemaate bağlı kişiler, ne zaman ki biz diğer müslümanları gerçek müslüman olarak görmemeye başladılar, işte o zaman kaybettiler hocam. şu saatten sonra haklısına, haksızına zerre üzülmüyoruz. zamanında maddi manevi desteklediğimiz, alnı secdeden kalkmayan bir güruhun ne hale geldiğini ibretle izliyoruz. ama şunu unutmayın, memlekette bürokrasi olsun, özel olsun tüm sektörlerde işini hakkıyla yerine getirecek, gizli bir gündemi olmayan, iman sahibi bir çok insan var ki bunlar da günlerdir sokaklarda kendisini göstermiştir.
    Selametle…

  5. Her ne kadar orada varoluş sebebi; tam tersi bir “ALGI” yaratma gayretini açıkça hissettiriyorsa da; en üste konulan resim; bana “MESCiD-i DIRAR”ı hatırlattı, cemaat de “MESCiD-i DIRAR CEMAATi”ni…

    Not: Her ne kadar yorumum, siteninizin “saygı-sevgi” standartlarına “Abuzer Kadayıf”ınki kadar yaklaşamadıysam da idare edin artık lütfen.
    O standardı bir türlü tutturamıyorum ve siz de haklı olarak sansürlüyorsunuz.

  6. sayın fehmi bey
    öncelikle bu girişimi şidetle lanetliyorum az kalsın bugünümü ve gelecegimizi elimizden alacaktılar. makalenize gelince eminimki bu devlet artık daha güçlü adil ve demokratik bir devlet bunu hep beraber gördük artık eski günler yok hani derlerya sütden ağzı yanan ayranı üfleyerek içermiş bu misalden yola çlkarak bunlar ayıklanacaktır herkez yaptığının bedelini ödeyecek ödemelide suçsuz insanlar adaletde belli olur artık tecrbelendik allah türkiyeyi ve türk milletini korusun bu gibi zalimlerden

  7. Onurlu biri olsaydı ABD’de kalmazdı, said-i Nursî gibi medrese-yi Yusufiyye der paşa paşa yatardı. Ergenekon’da ayaklarına takılanları yargıladılar; devlet de yedi bu oyunu, şimdi ise ilk geceden söylediğim gibi ABD bunları servis ediyor oldu. Artık Amerikan hayallerine hizmet edebilecek vasfı kaybettiler. Bakalım içimizde uyuyan daha nice …Ö’ler var.

  8. Yillardir kendime ve bu konuda bilgi ve fikir sahibi olduklarina inandiklarima sordugum ve cevapsiz kalan sorumu burada tekrarlamak isterim. Her olaydan sonra daha bir israr ve inatla gittikleri yanlis yolda israrci olanlarin arasinda, sesini duyurabilecek, yapilanin yanlis oldugunu söyleyebilecek ve kendisini dinlettirebilecek kimse kalmadimi. Yoksa dini bir hareket olarak yola koyulan bu grup sonunda militarist, istihbari bir yapiya mi dönüstü. Bu dönüsüm nezaman basladi kim öncülük etti ve nezaman sonuclandi?

    • Ali Bey 2011-2012 döneminde Kemalettin Özdemir yanlışları gördü. Yanlış yapıyoruz dedi. Fetöcü kitle Kemalettin Özdemirin ahlaksız CD’leri var diye iftira attı. 17-25 Aralıktan sonra Latif Erdoğan, Hüseyin Gülerce nedamet etti. Fetocular onlarıda para, çıkar ilişkisiyle suçladı. Hasıl-ı kelam kendilerinden ayrılan herkesi bir şekilde suçladılar. İşin kötü tarafı bu örgütün tabanı hiç sorgulamadan bu suçlamalara inandı.

  9. Öncelikle ‘güç bozar, mutlak güç mutlaka bozar’ kuralının her zaman ve herkes için geçerli olduğunu belirtmek lazım. Fehmi bey kesinlikle haklısınız. Hz. Ali tutumuyla adalet-i mahzaya göre hareket edilmeli. Anlaşılan yorum yapan başı kişilerin bu cemaatte tanıdıkları saf duygularıyla bağlanan, hatta bir duygusal bağı olmayıp sırf çoluk çocuğunun rızkı için cemaat kurumlarında çalışan tanıdıkları yok.

  10. Evet, ikiye ayırıyoruz,
    1- cemaat’in sırtını sıvazlayan ve önleri açan,
    2- cemaat mensupları,

    Evet birinci gruptakilerin de kusuru vardır, amma velakin karşılarında münafık ahlaklı insanlar vardı. Dış görünüşlerine göre hüküm veriyor ve yardım ediyorlardı. Kalplerini bilebilirler mıydı?

    Peki ya ikinci grub, bu insanlar soruların çalınarak kendilerine verildiğini ve hakları olmadığı halde memur olduklarını yada atandıklarını, Önlerindeki subayların kumpaslarla bosatıldığını veya bir devlet görevlisi aleyhine düzmece ihbar mektubu yazıldığını ve daha nice nicelerini biliyorlardı.
    2.grubun yanında 1. Grubun lafı mı olur!

  11. teenni ve temkin içeren duygularla yazılmış bir yazı.Ancak bukadar masum değiller nedenmi çünkü eğri cetvelle doğru çizgi çizilmez.
    -Emniyette yaptıkları ve bir çoğunun hakkını hukukunu cemaatin bekası uğruna heba etmeleri
    -Cematin bekası için gerekirse dinden bile tavizler vererek dinde kendince reform girişimleri
    -Siyasette ben ve biz yokuz demeçlerine karşın herdefasında usulsüzce ve hakkaniyete uygun olmadan mevcut hükumetten cematın bekası için ilmi siyaset ve riya ile karışık sahte dostluklar ve payelenmeler
    -Yalan bile olsa türkiyede ve dışarda mazlum ümmete hiçmi hiç sahip çıkmama tavır ve endazeleri
    bu ve benzeri bir çok durum ve tutum bu hareketi bugün bu noktaya getirdi
    dönüp yolunda gittiği peygamberi

  12. Fehmi bey, siz entellektüel bir insansınız. Toplumun gazına gelip pişman olacağınız yazılar yazmayın. Peşin ön yargılarla hareket etmeyin. Bu darbeyi gülenciler yaptı diye kim diyor, onların yaptığı nereden belli. Dayak altında alınan bir iki ifadeye dayanarak peşin suçlular ilan etmeyin.

      • Başar bey,
        Ne diyor Gülen? Darbe mi yaptik diyor? Hoş “darbe yaptik mi diyecekti” dediginizi duyar gibiyi. Diyor ki; bu darbenin icinde bizi sev3nlwr de olabilir. Sevenler kelimesini analiz edelim: cematten olanlar. Burasi acik. Ancak itham farkli: Darbenin cemaat tarafindan organize edilmesi. Buna karar verecek olan darbecilerin yargilanmasi surecinde bagimsiz yargı karar verir. Birakalim bagimsiz yargiyi boylesine fevkalade siyasal bir konuda mecliste sorusturma komisyonu dahi kursurulmadi AKPlilerin itirazi sonucunda.
        Turk ordusu icerisinde ne kadar cetrefilli bir yapi oldugunu ne kadar hizipler oldugunu bilmek icin uzun uzun darbe tarihimizi okumaya da gerek yok. Ayrica her ne kadar 17 25 surecinden sonra Erdogan cemaati “temizlemeye” calissa da bunda basarili olamadi. Hic kimsenin itiraz edemeyecegi yegane sey bir darbe ile cemaatin devletten “temizlenmesi” saglandi. Tabii ki sucun bireyselligi habeas corpus gibi hic bir temel ilkeye de dikkat edilmeden… Biz o kadar buyuk bir medya karartmasi altindayiz ki gercekten darbe yapanlarin o fotograftakiler mi oldugunu dahi bilmiyoruz. Boyle bir medya “bagimsizligi” ile hangi bilgiye inanacagiz? Saygilar.

  13. Fehmi bey,sizin yazilariniz PRICELESS.Bu paha biçilmez yazinizdada samimi gerçek Müslūmanlarin fedakarliklari ile bir yerlere onlari kullanarak gelenleri çok güzel analiz etmissiniz.Bu yaziyi okuyunca Kanadada sahid oldugum bir çok olaydan ikisini sizinle paylasmak istiyorum.Mustafa amca 60 larda Türkiyeden Almanyaya ordanda kanadaya göç eden birisi Müslümanligin sadece ismini bilen birisi (o zaman) Kanadadaki insanlarin hayat tarzi ve ahlaklarina bakinca hanimina diyiyorki gel bizde Hiristiyan olalim ve bunlar ordaki sonradan Hiristiyan olan bir Türkün vasitasi ile kiliseye gidiyorlar ve papazin bunlari kutsamasini beklerken aradan 6 ay geçiyor bu arada bunlari kiliseye götüren Türkyeye tatile gidiyor gelirkende buna bir kitap hediy getiriyor.Mustfa amica bunu okumaya baslar baslamaz hemen Türkyeye geliyor bu cemati yani kitabin yazarini bulup evlerde misafir oliyor ordaki fedakarliklarda gözleri ile göriyor.Gerisini yazmama gerek yok .Ben kanadaya geldiyimde onlara tanistim Hanimide kendiside din Irk ayirmadan herkese yardim eden insanlar su an Türkiyedeler.Bizim açik göz insani kullanicilar Amerikadan Türkiyeden geldikleri zaman biz cemaataniz diyipde bunlarin evinde çok kalanlara gördüm ikisinede benim yardim etmemi istediler bende onlari kirmayip yardim ettim.Onlardan biri Amerikadan Diyeri Canadanin baska eyaletinden gelismeler bunlar benim cemaaten olmadigimi öyrenince banada cemaati nasil kullandiklarini anlattilar.Birisi evil diyeri bekardi vede çok zengin ailelerdi cemaatende nefret ediyorlardi senelercede cemaati çok güzel kullanmislar ve kendileri gibi olanlarada tavsiye ediyorlardi.Düsune biliyormusunuz bunlar ev bulup yerlesinceye kadar otelede para verip kalmak yerine bu yalanlari söyliyerek bu süre zarfinda onlarin evlerinde kalanlara.O kadar zenginler dindle imanla alakasi olmiyanlar ben cemaatenim diyipde insanlari kullanan,her yerde her( afedersiniz)pisligi yapar.Siz tecrübe ve bilgilerinizi çok güzel bizlere aktariyorsunuz.

  14. İstihbarat imkanlarına rağmen devlet büyüklerini bile aldatan bu cani yapının en alt seviyedeki memuru veya halkı aldatması normal değil mi. Bunları bulup temizlemek devletin görevi değil mi. Acaba “Ne istediler de vermedim”diyen devlet büyüğünüz kendine hiç pay çıkarıyor mudur?

  15. İnsanlar yapılanları, gördüklerini, duyduklarını sorgulamadan, düşünmeden, akletmeden kabul ettikleri sürece, bir fetullah gider, başka fetullah gelir. Bir fıkra anlatırlar. ” Civarda hoca olarak bilinen bir kişi genelevden, meyhaneden, vb. kötü yerlere girip çıkıyormuş. Hocanın sevenlerine bunlar anlatılınca onlar inanmamışlar ve ne demişler, biliyormusunuz ” muhterem hocamız oradaki günahkarlara islamı tebliğ ediyor.”
    Kıssa dan hisse almak isteyene sivrisinek saz, istemeyene davul zurna az.

  16. Bu yazınız bizler açısından diğerinden daha önemli. Bu süreçte yapılacak hatalar bizi onlardan daha kötü hale getirir. Zalim olmaktansa her daim mazlum olmak bizim için eftaldir. “yaşasın zalimler için cehennem ” yaşasın mazlumlar için cennet. Aptal veya ahmak olmamak şartıyla masumlar bir yana suçluların da pişman olmalarına fırsatı vermek gerekir. Son söz: bizde bir söz vardır ( Argo için özür dilerim) İmam os…sa cemaat sı…ar. Bizler ” uydum imama “deriz tüm vebal imamdadır. Taa ki İmam namazı açıkça ifsat etsin. O andan itibaren vebal bizdedir.

  17. Sayın Koru yanlış düşünüyorsunuz, çevremizdeki cemaatin tabanı bu olaylardan sonra bile olanları çarpıtıp tiyatro, oyun, perinçeğin adamlarının işi gibi saçma sapan görüşlerle hocalarına sahip çıkıyorlar. Bunların oyunları hileleri ve referansları ile kamuya girenlerinde hocalarının sözünden çıkmayacaklarıda ayan beyan ortadadır. Onun için hükümetimizin bunlarla bağlantılı olanları süratle tasfiye etmesi elzemdir, doğrudur.

  18. Darbe girişimine sizden beklediğim yaklaşım buydu Fehmi Bey. Bu yazınızla tavrınızı daha net koymuşsunuz ortaya. Fethullah Gülen’in yıllar önceki videolarında bugünler için ipuçlarını şimdi daha iyi görüyoruz. Bunun adını iyi koymamız gerekir. 30-40 yıldır bugünler için gizli örgütlenme içinde olan bu darbeciler ülkeyi ele geçirmeyi başaramadılar.
    Darbeye karışanların ömür boyu demir parmaklıklar arasında kalacak olması bizler için bir teselli. Bu cezalar bundan sonra böyle bir teşebbüsü akıllarından geçirenler için de caydırıcı bir unsur olur. Ama beni kaygılandıran, bu gruba iyi niyetle gönül vermiş, zaman içerisinde kamu kurumlarına girmiş çok sayıda gencin de hayatlarının kararacak olması. Şimdi bazı Gülen sempatizanları nedamet hissiyle dönüş yapıyorlar. Ahmet Turan Alkan, Ali Bulaç bu isimler arasında. Umarım pişmanlık duyan gençler için de devletimiz bir çözüm yolu bulur.
    Selamlar.

  19. Sayın fehmi koru .
    Size katılıyorum.
    Bu hareketin içinde olupda bu gün gözleri acılan insanlar körü körüne bağlılığı bir kenara atabilirlerse o zaman hem bu dünyaları hemde ahiretleri için iyi bir adim atmış ve toplumsal barışa katkı sağlamış olurlar. Masum insanlar Cumhurbaşkanımızın dediği gibi kandırıldıklarını kabul etmeli ve gerçeği görmeliler.

    Rabbim bizleri her daim uyanık, bir ve diri tutsun.

  20. 2016 ilginç bir yıl: Hava sıcaklıkları tarihin en yüksek seviyesinde, tarım ürünlerinde büyük düşüşler var, İngiltere “zorla girdiği” AB den çıktı, Türkiye’de darbe girişimi oldu. Bakalım daha neler göreceğiz…

  21. Teşekkürler Fehmi bey. Entellektül birikimin ve adil olmak isteyen vicadanın ile her yazını zevk ile okumaktayım. Keşke ülkemin insanları HAK VE HAKPEREST olsa ve sürü psikolojisi ile hareket etmese. Sorgulayan kafalara ve şahit olduklarını doğru dürüst anlatan insanlara ihtiyacımız var. Selam ve dua ile. Av.
    Oktay Erdoğan

  22. Fehmi bey büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntü yaşıyoruz. Ben size bazı konularda katılmıyordum eskiden. Ancak bu kadar olayı görüp sizin haklılığınızı onaylamamak mümkün değil. Üzüntüm tarifsiz. Memleketim neden bu durumlardan kurtulamıyor. Neden bir türlü dünyada hak ettiğimiz yere ulaşamıyoruz. Neden milli dediğimiz yapılarda bu yanılmaları yaşıyoruz
    Sizin soğukkanlı duruşunuzu şimdi taktir ediyorum.
    Dediklerinizin altına da imzamı atıyorum.

  23. Ya herşey bildiğimiz gibi değilse !!! Diye hala tedirginliğim var!Hak etmişse bunlari bu cemaat mustehaktır ona.Ama değilse bunu kaldircak yeryüzünde toprak bilmiyorum! Ya Rabbi kim neyi Hak ediyorsa ona onu ver. . (Amin)

    • Kemal Bey. Hala inanamıişsın. Bu yapının yanlış yaptığına. F.Gülenin bedduasıı tekrar dinle. Ne diyordu,”yarabbi eğer biz yapmışsak, bizi helak et, evlerimize ateşler düşsün, önümüz kesilsin, evlerimiz dağılsın” diyordu. Evet kemal bey. Olanlar ortada. Demekki yapmışlarki Allah onları helak etti, rezil etti. Onlar kaybetti. Erdoğan kazandı. Millet kazandı.

      • Ahmet bey iyi güzel de, daha hiç bir şey bitmedi ki. helak olma, rezil olma bu kadar basit olmaz. Allah Kadir-i Mutlaktır. bakalım sonunda nolcak. kimin haklı kimin haksız olduğonu anlamak için iki tarafı da dinlemek lazım gelir, ama şu anda Gülenin kendini anlatacağı hiç bir imkan yok. haklı adam karşısındakına müdafaa hakkı tanımalı değil mi?

        • Kendini anlatabilecegi ve gerektiginde sorunsuzca kullandigi bir sürü imkan var dünyada. Bu imkan suan icin Türkiye’de yoktur belki, lakin ayni imkan son 14 senede kesinlikle vardi.
          Suan bile imkanlarini kullanabiliyor dünya medyasinda. Fakat insanlara ahmak diyerek, bati dünyasinin hizmetindeyim diyerek.
          Kabul ediyorum. Darbe sonrasi bile F. Gülen’in azmettirici olduguna dair süphelerim vardi ve halen var. Ama gün gectikce, izledigi yollari, aldigi tavri takip ettikce. Benimde süphelerim azaliyor, hukuken olmasada, vicdanen emin oluslarim kesinlesiyor

        • Bünyad bey Haklısınız karşınızdakine de kendisini mudafa hakkı verilmeli. Ancak Feto Cumhur başkanına sen niye benim Adamlarımı tasviye ediyorsun. Bir suç mu işlediler diye sordumu? Cumhurbaşkanı hiç bir yerde Feto cu cemate karşı silah kullandımı? Feto nun ettiği beddua döndü dolaştı kendini buldu.

  24. Siz şimdiye kadar nerede yazdınızsa Taha KICANÇ ta orada yazdı, bu sitede de ayrı bir bölümde yazmalı, o zaman sitedeki yazılarınızda gerçek ve müstear yazılarınızın karışımı gibi duran yazılar ayrı ayrı kişikliklerinde kendisini bulur.

    Bu yazı tam bir Fehmi Koru yazısı olmuş, kendi pencerenizden net ve objektif anlatımınız ile okuru bilgilendiriyorsunuz, kendinize has yorumlar ile farklı bir taraftan bakmasını sağlıyorsunuz,üslubunuz okura katılmadığı tespitlerinize saygı duymayı gerektiriyor.

    Bu gibi kaliteli yazılarınızın devamını diliyorum.

  25. Sayin Fehmi Koru,

    bir konuda yanlışsınız. Gördük ki alnı secdeye varan bu hizmet erleri, güç için silah arkadaşına, sivil insanlara silahlarini dogrultacak kadar, insanlari öldürecek kadar mantiklarini kenara koyabilen insanlarmış. Bürokrasideki uzantilarinin devlete yine ayni ihanette bulunmayacaklarinin garantisini verebilecek misiniz? Diyebilirsiniz ki hukuk devletinde islenmemis suçun cezasi onceden verilmez, haklısınız. Ancak şu an olağanüstü bir durum var. Temizlenebildigi kadar temizlenmelidir.

    Selametle..

YORUM YAP