Medya düzeni sarsılıyor, ama medya yöneticileri ile patronları farkında değil. Seçimde farkına varacaklardır…

19

Geçen gün, bir dişçi muayenehanesinde, ortada duran gazetenin sayfalarını çevirirken, aynı ortamı paylaştığımız yaşlıca bir hanım, “Şu kocaman haber başlıklarına, sayfalarının garip düzenine dikkat ediyor musunuz? Artık almayı bıraktım” dedi ve ekledi: “Zaten satışı da son bilinen rakamının yarısına düşmüş…”

Eskiden gazetelerin satış rakamlarını veren tiraj raporlarına her hafta sektirmeden göz gezdirirdim. Son zamanlarda böyle bir zahmete katlanmıyorum.

Sebebi şu: Medya çevreleri, gazeteleri çıkaranlar dahil, o raporlardaki rakamlara inanmıyorlar. Herkes kendi gazetesinin satış rakamının gerçek diğerlerinin rakamlarının şişirilmiş olduğu iddiasında.

Yakında el değiştiren bir grubun büyük gazetesinin tepe yöneticiliğine getirilen kişinin “Bir şeyler yapmak lazım” anlamına gelen çırpınmalarını köşesinden okudukça durumun vahametini daha iyi anlayabiliyorum.

Gazeteler satın alınmıyor.

Türk Hava Yolları, oteller, akaryakıt istasyonları gibi çok sayıda gazeteyi toptan alıp müşterilerine bedava sunan büyük şirketler de olmasa satışlar daha da yerlerde sürünecek.

Yazarlar da okunmaz oldu; gazete yönetimleri bunun sebebini internet haber sitelerinin rekabetine bağlayıp yazıların kendi sitelerinde geç saatlerde yer almasını çare olarak gördüler.

Medya yöneticilerinin gazetelerine rakip olarak internet haber sitelerini görüp bunu itiraf etmelerini ilginç bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Görevini gereğince yapan haber siteleri artık yazılı medyada kendilerine yer verilmeyen yazarlarıyla daha fazla ilgi odağı halinde.

Teknoloji medyayı zorluyor

Dünya değişiyor. Teknoloji pek çok alanda köklü sarsıntılara yol açıyor ve kendini en fazla hissettirdiği alan da medya dünyası. Gazeteler ve televizyonlar.

Batı ülkelerinde gazeteler tehlikeyi çok önceden sezdiler ve interneti rakip olarak görmekten vazgeçip ondan yararlanmanın yollarını aradılar. Haftalık ortalama satışı 2005’ten 2017’ye yarı yarıya azalan (2017 günlük satışı 540 bin) New York Times‘ın internet abonesi sayısı o rakamdan çok daha fazla (2.6 milyon para ödeyen abonesi var). Aynı gazete, basılı nüshasına aldığı reklamlardan elde ettiği gelirden hayli yüksek bir rakamı internete koyduğu nüshadan kazanmasıyla övünüyor.

Türkiye’de ise basılı gazetelere okuyucu çekmenin hâlâ mümkün olduğu yolunda bir kabul var ve yöneticiler patronlarını bu kabul ekseninde yönlendirme çabasındalar.

Yolları açık olsun.

Eskiden hemen her mahallede film kasetleri -sonraları DVD’ler- kiralayan dükkanlar vardı. Müzik dinlemek isteyen şarkı kasetleri, plaklar, daha sonraları CD’ler satın alırdı.

Artık herkes film izleyecekse farklı yöntemlere başvuruyor. Müzikseverler de ihtiyaçlarını gidermenin birden fazla yolu olduğunu biliyor.

Dahası, ABD gibi ülkelerde yerleşik televizyon kanallarını bile geleneksel yöntemlerle evlerinde izleyenlerin sayıları bayağı azaldı.

Film ve TV izleyicileri, müzikseverler çeşitli teknolojik cihazlarla arzu ettikleri filme, programa hemen erişmenin, istediği şarkıyı anında dinleyebilmenin yolunu buluyorlar.

Herkesin masaüstü-dizüstü bilgisayarları, tabletleri, cep telefonları bulundukları her yerde müzik dinlemelerini, film, dizi, belgesel, TV kanalı izlemelerini sağlıyor.

En çok indirilen cep telefonu programı her yıl olduğu gibi geçen yıl da YouTube imiş… YouTube ile en fazla izlenen program da Kardashian Ailesi fertlerinden birinin hamilelik dönemini izleyicileriyle paylaştığı programı… Tam 76 milyon kez izlenmiş o program.

YouTube üzerinden yayın yapıp para da kazanılabiliyor. Bizde ‘sosyal medya fenomeni’ diye anılan tipler var ya, onların kazançları hiç de az değil. Ancak bu yılın en çok kazanan YouTube fenomeni kendisine sunulan yeni oyuncakları denemesini paylaşan yedi yaşındaki Ryan adlı bir çocuk.

Ryan‘ın ailesinin YouTube’a yükleyip milyonlara izlettirdikleri videolar sayesinde bir yılda toplayacakları paranın miktarının.. sıkı durun, tam 22 milyon doları bulması bekleniyor…

İki yıl üstü üste Facebook‘ta en çok konuşulan, tartışılan ve sözü edilen konu ‘dünya kadın hakları günü’ olmuş… [Yukarıdaki bilgileri usatoday gazetesinden aldım.]

Çağa ayak uyduramayan kaybediyor

Farklı bir dünyada yaşıyoruz ve farklılaşan dünya en fazla medyayı zorluyor; ancak bizdeki medya yöneticilerinin, TV ve gazetelerde yer alanların hiç ama hiç bundan haberdar olmak istemedikleri kendini fena halde belli ediyor.

Gölgelerle dövüş ediyor gibiler.

Kaset-video-DVD çağında ABD’de her mahalle köşesinde birer dükkanı bulunan Blackbuster şirketi iflas etti ve kendisine para yatıranları batırdı. Video, DVD üretmek için kurulmuş fabrikalar, tıpkı yıllar önce fotoğraf makinaları için film üreten fabrikalar gibi, kapılarını kapatmak zorunda kaldı.

Onlara para yatıranlar kaybetti.

Buna karşılık, Netflix, Hulu gibi şirketlerin, Google, Amazon, Apple gibi devleşen teknoloji firmalarının hisselerine para yatıranlar kazandı. [Şahsen ben “Apple firmasının ürettiklerine bugüne kadar harcadığım parayla firmanın hisse senedini alsaydım, bugün dolar milyarderiydim” diye hayıflanırım.]

ABD’de durum bu da Türkiye’de farklı mı olacak?

Farklı olmasını bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacak.

Gelişmeler siyasi hayatı, hatta seçimleri bile etkileyecektir. ABD’de ve Avrupa’nın pek çok ülkesinde, bu alanda yerleşik medya organlarından daha fazla internet medyasının etkili olduğu yaşanarak öğrenildi.

Muhtemelen 31 Mart 2019 yerel seçimi ülkemiz için de bu alanda bir ilk teşkil edebilecek.

Etmeli de.

ΩΩΩΩ

19 YORUMLAR

  1. İsterse taşa tablete yazılmış olsun, kaliteli sorumlu yayıncılık her zaman takdir görür. Dünyanın bilinen ilk gazeteleri göktürk kağanları bilge ve kültigin kardeşler ile vezirleri tonyukuk için dikilmiş yazıtlardır.(orhun) taşbaskıların yazıcısı ve redaktörü yulluğ tigin (bilge ve kültiginin amcaoğlu) de bilinen ilk gazetecidir. İçerikleri hala güncelliğini koruyan bu taşgazeteleri okumak isteyenler şöyle bir moğolistana kadar uzanıversinler, hem de nasıl tatlı bir türkçeyle yazılmışlardır. Yani besleme medya yerim dar, yenim dar diye zırlayıp durmasın; isteyene yazacak mecra mı yok? Dijital ya da taş tablet..:)

  2. Sanki sorun içerik değil de materyalmiş gibi can çekişen medyaya ilaç diye dijital ortamlara doğru hava değişimi öneriliyor. Saman balyeleri yerine sanal çöplük üretmiş olurlar hepsi bu. Madem medya da seçimlere katılıyormuş (ki kambersiz düğün olmaz:) beter olsunlar inşallah!!!

  3. Biz sosyal medyaide AKP li troller sayesinde kendimize benzetmişız, ondan kazanmak şöyle dursun iflas etmeyelim yeter.
    5 Aralikta Micheal Rubun İngilizce bir twit atmiş AKP trolleri evlere şenlik Türkçe yaziyorlar.
    Twit linki aşağıda.
    Could Turkey become Venezuela? – AEI
    aei.org

    Istiyen yazarin bu günkü twitlerinide okuyabilir.
    Fly ından ve Erdogandan bahs ediyor

  4. Sayın editör! Bugünkü yorumculardan birisi KUR-ANİ KERIMDE geçen yahudilikle ilgili bir ayetten bahs ediyor.
    O ayeti tarihini tam hatirlamiyorum 2003 veya 2004 de olabilir.
    Kanadada bir tarikat lideri söylemişti.
    Medya adete onu linç etmişti ve o Şeyğ Müslumanlar, Yahudiler,Hıristiyanlar ve diğer inanclardan olan DINI liderlerden büyük tepki aldi ve çıkip Yahudilerden Özür diledi.

    Hadi biz birbirimize hakareti normal sayalım fakat hiç değilse en azından siz lütfen bu konularda biraz hassasiyet gösterin.
    İsrail ile Trump tam bir kankalar bunu yazmaya hiç gerek yok.

    Hatirlarsaniz! Trump 2016 seçim kampanyasinda Muslümanlara Terörist dedi diye İsrail hükümeti onun israili ziyaret etmesini iptal etmişti.
    Birde her ağzını açan Muslüman terorist derken Yahudiler hiç bir zaman bu lafi kullanmazlar vede kullananlarada kızarlar.
    İşte onlar dillerine sahip olduklari için dünya ekonomiside onlarin elinde.
    Esen kalin.

  5. Bu yazı Fehmi Koru’nun 09.12.2018 tarihli yazısına yorum olarak kaleme alınmıştır. Yazının linki aşağıda yer almaktadır.
    http://fehmikoru.com/medya-duzeni-sarsiliyor-ama-medya-yoneticileri-ile-patronlari-farkinda-degil-secimde-farkina-varacaklardir/

    Ağlıyorum
    Bilgisayarlar çıkmadan önce araştırmaları yalnız büyük Sermayeler yapabiliyordu şimdi ise hiçbir masraf yapmadan araştırma yapabiliyorsunuz. Bilgisayarlar sayesinde dünyanın bütün kitapları masanızda. Sermaye organize ediyor araştırmacıları ama artık devletler de edebilir.
    Örnek olarak öğretmenler ve din adamları bilgisayar programı üzerinde çalışabilir. Bilgisayar kullanmayı öğrenenler bir derece yükseltilir. Programı öğretenlerin programları satın alınabilir. Böylece ek gelir temin eden öğretmenler ve diyanet mensupları hem ilim yapar hem de para kazanabilir.
    Yalnız öğretmenler değil öğrenciler de bu çalışmaya katılabilir. Orduda eğitim süreleri kısaltılmaz bilgisayar dersleri konur. Terhis olanlar donanımlı olarak dönebilirler. Sendikalar, odalar pekâlâ bu kampanyaya katılabilir.
    Bundan sonra ne olacaktır? Telefonlarda, internet programlarında artık oyunlar seyredilmez, artık filmler seyredilmez. Herkes ilim yapar ve herkes program yazarak üçüncü bin yıl uygarlığına çok süratli bir şekilde katkıda bulunur.
    Ocak Medya’nın bu yarışa girmesi için yeter kadrosu vardır. Ne yazık ki onlar şimdi yurt dışındadırlar. Burada olanlar da sınırdadırlar. Acaba bir yol bulup gidebilir miyiz diye. AK Parti ülkede milyarları harcayarak aydın yetiştiriyor sonra onları perişan ederek Sermaye’ye uşak yapıyor.
    50 yıllık siyasi çalışmamızda vardığımız yer burası. Adil Düzen çalışanları, bu durumlarına oturup ağlamalılar. Ben ağlıyorum.

    • Karagülle hocam karalar bağlamasın: programcı, yazılımcı dediğin hindistandan üç otuz paraya da getirtilir, dert değil yani:) eğer aydın diye; meriç kıyılarında iyi yetişmiş düzensiz beyin göçü veren badem bıyıklı mutemetlerden söz ediyorsanız ne kadar ağlasanız azdır! Besle kargayı oysun gözünü:)))

  6. dünyada bir bilgi birikimi var ve bu birikim katlanarak artıyor. bu eskiden yüzlerce yıl iken şimdi bir kaç aya düşmüş durumda. yeni nesil bebeklikten itibaren teknoloji ile tanışıyor ve bırakalım gazetelerin kalıcı olma olasılığını eğitim bile giderek artan oranda mobilize oluyor. okurlar yazarlardan öğrenciler öğretmenlerden daha donanımlı olabiliyorlar kendilerini geliştirmedikleri takdirde. dolayısıyla her alanda çok daha rekabetçi bir durum söz konusu şimdi.

    öyleyse bir fark yaratsalar bile, okunma arzusu sunsalar bile habere ulaşım hızı, kolaylığı, teknolojisi nedeniyle yazılı basının bir kaç günlük ömrü var denebilir. üstelik ortada ne fark var ne okuma arzusu . dolayısıyla yazılı basın öldü ve onu hayata döndürmenin bir yolu yok.

    internet, haberin yeni mecrası. haber siteleri, sosyal medya ortamları, bloglar, kişisel web sayfaları insanları daha çok çekiyor. yapılan bir araştırmaya göre de insanları daha çok çeken bir şey de kötü/olumsuz habermiş. hayatımıza internet haberciliği gibi çoktan giriş yapmış olan yapay zeka sayesinde haberin bu yeni mecrası da olumsuz haberleri öne çıkarıyor. mesela bir yazıdan alıntılarsam Facebook’un yeni algoritması olumsuz yorumları daha da fazla teşvik ediyormuş, geçtiğimiz günlerde bir Buzzfeed editörü, arkadaşlarını kızdıran yorumlar eşliğinde paylaştığı içeriklerin Facebook’ta çok daha fazla yayıldığını görmüş. 30 yıl öncesine kıyasla bugün beş kat daha fazla bilgiye maruz kalıyoruz üstelik internet ortamında olumsuz haberler olumlu haberlerden 17 kat fazla imiş…

    olumsuz haberlerin katlandığı gibi etkisinin de katlandığını önemsemek gerekir. zira olumsuz olayların sayısı olumlu olaylardan çok daha fazla maalesef. bizler haber anlayışımızı değiştirirken haber anlayışımızda bizleri değiştiriyor. daha çok suç haberi öğrenmek hayatımıza daha çok suç getiriyor. dahası hızlı ve erişilebilir bilgi büyük bir veri tabanı oluşturuyor ve bu bilgiyle oluşturulan algoritmalar bizi etkiliyor ve manipüle ediyor ve kötü amaçlı her tür kullanıma açık kapı oluşturuyor.

    artan suç oranları, tecavüzler, çocuk istismarları, kadına şiddet, yaşlılara eziyet, hırsızlık, yağma, cinayetleri anlamak için internette gezinirken herkesin karşısına farklı reklam seçenekleri geliyor olmasını anlamakla işe başlayalım derim. yapay zekayla tanışalım derim. bu algoritmalar bizi uzun zamandır tanıyor. ve yönlendiriyor.

  7. Ben Türkiye’de insan kalitesinin çok çok düştüğüne inanıyordum.
    Dünya’da daha da tefessüh ettiğini (bozulduğunu) biliyordum. Fakat, bu kadar
    da değil. Koru’nun ortaya sürdüğü iki Örnek, gerçeğin daha da VAHİM
    olduğunu gösteriyor. 76 MİLYON (nerdeyse Türkiye nüfusu) insan (denen bir
    nevi hayvan, derler ya) Kardasihan Ailesinin HAMİLELİK dönemini izliyormuş.
    Ne kadar acı, ne kadar gülünç, ne kadar düşündürücü.
    Demek ki, insanın MAYMUNDAN turediği iddiasında gerçeklik payı çok. Zaten,
    Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı HAK bir kısım isyankar YAHUDILERİ MAYMUNlaştırdığını
    AÇIKÇA beyan ediyor. Freud’un araştırması da belki bugerçeğe ulaşıyor. ” Kubur
    (kabirler) faresi hayat, Meselesiz, ÇİLESİZ “.
    İlim, irfan, merhamet….. insan OLANA mahsus sıfatlar. Mütefekkir
    Alimler, zaten, İSLAM DİNİNİ ” ALLAH’a KULLUK, Mahlukuna (yarattıklarına)
    ŞEFKAT ” olarak hulasa eder (özetler) ler.
    Koru’nun Basın konusunda özetlediği gerçekler ve olacaklar, şimdiden
    kendini gösteriyor. Mütefekkir kalemler kalmayınca, yazara itibar da kalmıyor.
    Esasen, bilgiye ulaşmak günümüzde çok kolaylaştı. batış, biraz da bu yüzden.
    Eskinin nice mesleği ortadan kayboldu bile.
    Kadın hakları diye diye, cins-i latifi İlahlaştıranlar belki de kadın istismarı
    ve kadına şiddeti bile bile veya bilmiyerek davet ediyorlar. Allah’ın bu güzel ve özel
    mahluku eskilerde olduğu gibi, bugünlerde de başka türlü ÇİLEye maruz bırakılıyor.
    Allah’ın kurdığu düzeni bozan insanlık kendi akıbetini hazırlıyor.(Allah – HAŞA – bazı
    şeyleri bilemiyor, bulamıyordu da bu akl-ı evveller bulacak). Atmosferin delinmesi (!)
    depremlerin artması, suların çekilmesi, buzulların erimesi, aç ve açıkların çoğalması
    ve sadece seyredilmesi, terör tedhiş …. hep, ilahi Kanunlara kafa tutmanın birer İKAZI
    olabilir.
    Medyanın akıbetini düşünemediği gibi, insanoğlu da başına geleceği düşünemiyor,
    olabilir mi ? hani derler ya ; kendin ettin, kendin buldun. Yeter ki anını yaşa !
    Dijital dünya ve sosyal Medyadaki bu gelişmeler, elbette ki, siyaseti ve
    propaganda uslubunu ve vasıtalarını da etkiliyecektir. Senelerdir söylüyorum, yazıyorum ;
    gelişen bu teknoloji çağında, hala, ses ve çevre KİRLİLİĞİ (EKZOS DUMANLARı, fertleri
    işinden, YOLUndan alıkoymak) ile seçim propagandası yapmak, yaptırmak tam ÇAĞDIŞI
    kalmış bir alışkanlıktır, görgüsüzlüktür.

    N. Karaca’nın yakın geçmiş kakkında pek bilgisinin olmadığı anlaşılıyor.
    Eğer, bilebilse idi, bugünlerin bile, o fakiran ve gariban Millet için büyük bir nimet, sıçrama
    olduğunu görür, anlardı. O nesil yok olana kadar en az, AKP oy almıya devam edecektir.
    (Partici değilim, fakat, gerçekleri inkar etmek kimseye yarar sağlamaz. AKP’nin çook
    tenkid edilecek eylemleri var yoksa).

  8. İkinci kez yazmış olayım: Fehmi beyin
    yazacak gazete,çıkacak kanal bulamamaktan yakınmasına gerek kalmamış oluyor böylece.Hatta elini nispeten çabuk tutup,internet gazeteciliğine başladığı için bir medya patronu olup çıkması bile işten değil.

    Bu arada ne olacak bu Fransa’nın hali?
    135 yaralı varmış,1000 kişi de göz altına alınmış.

  9. Yazılı basında yorum yapma imkanı yok.
    Sadece tepkimizi gazete almayarak gösteriyoruz.
    Oysa yazdıklarına okuyucunun yorum yapma şansı olsaydı ,belki önceden kendilerinin aldığı tepkiyi görür ve tedbir alabilirlerdi.
    Sınırları aşan yeni iletişin teknolojisi dünyanın ortak değerlere daha çok sahip çıkmasını sağlayacaktır.
    Eski sistem medya yeni sisteme her zaman yenik düşmeye mahkumdur.
    Ayak sürer belki ama direnmek mümkün değil.
    Bu durum belki geciktirilebilir ama asla önlenemez bir durumdur.Kaçınılmaz son çok yakındır.
    Benim en büyük korkum dijital çağda hepimizin çok rahat fişlendiği ve bunu kabul etmek zorunda oluşumuz.
    Dijital platformlar kimin kontrolünde ise o platforma uğrayanların bir çok kişisel bilgileri de deşifre olmuş oluyor.
    Mesele ben bir kış lastiği marka ve fiyatları bakayım diyorum.
    Ondan sonra hangi sayfaya girsem önüme hep kış lastikleri çıkıyor.
    Dijital dünya herkesi avucunun içine alacaktır.
    Dijital dünyayı kontrol edenler hepimizi kontrol edecektir.
    Şahsi bilgilerimiz her türlü amaç için kullanılacaktır.
    Hatta yakında duyduk bir genç dijital patron, üyelerinin kişisel bilgilerini bir siyasetçi için vermiş ve soruşturma nedeni olmuş.
    Her faydanın bir yan etkisi de vardır.
    Çağımız dijital patronların mücadele çağı olacak görünüyor.
    Bu alanda da hakim sınıf yine finans ta olduğu gibi ayni etnik kökenden kişilerin hakimiyetinin olduğunu görüyoruz.
    Habercilik,her türlü haberleşme,haberi yayma şekli,haberi işleme,haberi duruma göre yayma veya yaymama,
    haberi çarpıtma ,gelecek sosyal olayları tahminler veya yönlendirmeler.
    Bütün bunlar.Eğer birine; duyduğunuz bir olayı fısıldama , tarihte medyanın başlangıcı olarak var sayarsak
    günümüze geldiği son duruma kadar.
    Yazının icat edildiği andan günümüze hep aynı etnik kökenden gelenlerin hakimiyetinde olduğunu görürüz.
    Medyaya neden bu kadar belli bir kesim önem veriyor ve onu elden bırakmıyor acaba.
    İstesek te istemesek te DİJİTAL DÜNYADA olmak zorunda kalacağız.
    ÖNEMLİ OLAN DİJİTAL DÜNYAYI KONTROL EDENLERİ KİM KONTROL EDEBİLECEKTİR?
    BİZİ KONTROL EDENLERİ ,BİZ ASLA KONTROL EDEMEYECEK MIYIZ?

  10. Bana tarafsız bir basın ve tarafsız bir medya kanalını gosterenin elini ayağını öpeceğim. Yıllardan beri halkı koyun gibi gördüler. Ne verirsek yerler. Ama maymun gözünü açtı. Millet gazete alıyor; ama eski gazeteleri kilo ile alıyorlar. Pencere ve ayna temizliği için. Yani insanlar gazetede okumak için almıyor. Hangi gazeteye baksanız Türkiye güllük gülistanlık diye yazarlar. Emekliler aç, asgari ücretle çalışan aç, memurlar aç, kredi kartı ile faturalarını ödüyorlar. Sonra yüksek mebla faiz ile karşı karşıya kalıyorlar. Gazeteciler gerçekten cesur iseler; asgari ücret 2.800 TL olsun yazsınlar. Yemezler. Çünkü baskı altında yazıyorlar. Büyük patronlar izin vermiyor. Kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmeye devam etsinler!
    SAYGILAR SEVGİLER

  11. Evet istesek de istemesek de vaziyet bu.Artık ekmek almaya gittiğinizde gazete alamıyorsunuz çünkü market gazete satmıyor.TV’yi açtığınızda işe yarar bir şey pek göremiyorsunuz çünkü kaliteli yapımlar paralı kanallarda.Dijital dünya yeni çağın egemeni.Bacak kadar çocuklar teknoloji kurdu olmuşlar.Bu gidişata sırt çevirmek beyhude.Bir an evvel adapte olmalıyız.Olamazsak atalarımızın yaşadığı tecrübeleri yaşayacağımız aşikar.

    • Fatih bey! Siz bu satirinizda belirtmişsiniz.”Doğru haber yazan yok zaten.”
      İşte bunun için batiyorlar, çünku onlar milleti kandirirken haşa Allahide kandirdiklarini zannediyorlar…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here