Medyamız ‘medeni ölüler’ ile dolu.. ABD medyası ise ‘medeni ölü’ girişimini püskürtme çabasında…

37
Trump, basın toplantısında, CNN muhabirini paylıyor..

‘Medeni ölü’ yeni bir deyim. “Başka dillerde karşılığı var mı?” diye aradığımda bir sonuca ulaşamadım. Bizde ise deyim ve o deyimi haklı kılan uygulama tutmuş görünüyor.

Vaktiyle medyada yeri olan ve mevcut siyasi iktidara ters düşen kişiler tasfiyeye uğruyor ve teker teker ortalıktan çekilmek zorunda bırakılıyorlar ya, işte o kişilere ‘medeni ölü’ deniliyor.

İsimlerini saymaya kalksam ortaya bayağı bir liste çıkacağından emin olabilirsiniz.

Ekranlarda görünen, gazetelerde halen köşe yazan ‘medeni canlılar’ yanında ‘medeni ölü’ olanların sayısının daha fazla olduğunu bilin yeter.

Henüz o sıfatı taşımayan birkaç kişi kaldı, bu sıfatı yaygın kullanıma sokan ‘medeni canlı’ onların da ‘medeni ölüler’ safına katılması gerektiğini isim isim vererek büyük bir mücadele yürütüyor.

[‘Medeni canlı’ deyimi bana ait; ‘medeni ölü’ olanların yerini alan yeni yetmeler için kullanıyorum.]

Bizde pişen başka ülkelere de düşer

Benim uzun yıllar öncesinde koyduğum bir teşhisim var: Uluslararası arenada bazı uygulamalar ilk Türkiye’de başlıyor; burada tutulursa başka ülkelere de taşınıyor. Bu teşhisimi doğrulayan pek çok olayla zaman içerisinde sizler de karşılaşmışsınızdır.

‘Medeni ölü’ kavramına uyan uygulamaların ilk hangi ülkede devreye gireceğini hayli zamandır beklemekteydim ve gözümü de bu amaçla ABD’ye dikmiştim.

Trump’lı ABD‘ye…

Sebebi belli: Donald Trump daha başkan seçilmesi öncesinden başlayarak medyadan şikayetlerini kayıtlara geçirmiş, seçildikten sonra ise medyayı ‘Amerikan halkının 1 numaralı düşmanı’ olarak ilan etmişti.

Varsa yoksa Fox-TV ve birkaç internet haber sitesi desteğinde iş görmeyi yeğliyor, CNN International başta olmak üzere ana akım kanallar ve New York Times (NYT), Washington Post (WP) gibi gazeteleri de dışlıyor Trump.

Ama işte o kadar. İşi daha ileri noktaya götürmüyordu da.

‘Halkın 1 numaralı düşmanı’ sıfatını sıkça kullanmaya başladığı Ağustos ayında, Amerikan basını, topyekün karşı çıkarak, Trump‘ın ‘halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlama gayreti’ saydıkları girişimini püskürtmeye çalıştı.

Başını Boston Globe gazetesinin çektiği bir kampanyaya 350 kadar Amerikan gazetesi katıldı ve hepsi aynı gün (16 Ağustos’ta) yayınladıkları başyazılarla Trump‘ın ‘basın karşıtı’ tavrından vazgeçmesini talep ettiler.

Geçti gitti sanılırken, geçen hafta (6 Kasım’da) yapılan ara seçimin hemen arkasından uzun zaman sonra basına açık ilk toplantısında, Trump, kendisine beğenmediği sorular yönelten gazetecilerle açıkça didişti.

Bir siyahi kadın gazetecinin seçim kampanyasında sarf ettiği bazı sözleri hatırlatarak yönelttiği “Siz beyaz üstünlüğünü savunan örgütleri hoş görmeye devam edecek misiniz?” sorusuna yüzünü ekşiterek “Bu sorun ırkçı bir soru” mukabelesinde bulunduğu gibi,  sorularını tamamlamasına bile fırsat vermeden CNN Beyaz Saray muhabiri Jim Acosta‘yı ‘küstah ve iğrenç biri’ olarak dünyaya takdim etti.

Dünyaya, çünkü o sözlerini basın toplantısında bütün dünya izledi.

Ardından da, Beyaz Saray Jim Acosta‘yı ‘medeni ölü’ haline getirecek adımı attı: Acosta‘nın Beyaz Saray muhabirliği akreditasyonu iptal edildi…

Beyaz Saray sözcüsü, “Ettik, çünkü mikrofonu elinden almak isteyen bayan görevlimize uygunsuz biçimde davrandı” derken, Trump gazeteciyi ‘profesyonelce davranmamak’ ile suçladı.

‘Medeni ölü’ uygulaması ABD’ye böylece sıçramış oldu.

CNN mensubunun ‘medeni ölü’ yapılmasını kabullenmiyor

Oldu, ama iş yine orada kalmadı. CNN, önemli bir mensubuna yapılan bu muameleyi, Acosta‘nın Beyaz Saray akreditasyonunun iptal edilmesini ciddi bir dava konusu yaptı.

Başta Trump olmak üzere Beyaz Saray’da görevli çok kişinin de Amerikan halkının haber alma hakkını kısıtlayan böyle bir adımı atarak ABD anayasasını çiğnediklerine dair bir dava

Dava dilekçesinde adı geçenlerden biri de Acosta‘nın Beyaz Saray’a serbestçe girmesini sağlayan kartını elinden alan Gizli Servis görevlisi…

Medya Beyaz Saray’a direniyor. Acosta ‘medeni ölü’ haline gelmeye razı olmuyor, kurumu CNN de çalıştırdığı gazeteciye sahip çıkıyor. CNN davayla ilgili açıklamasında, “Bu konu şimdi bizimle ve muhabirimizle ilgili, ancak açılan bu yolda sıranın başka medya kurumları ve mensuplarına da gelmesi kaçınılmaz” demekte.

Vaktiyle NYT’nin ‘Pentagon Belgeleri’ ve WP’nin ‘Watergate skandalı’ dönemlerinde basın özgürlüğünü savunma adına yaptıkları hukuk mücadelesine benzer bir girişime dönüşebilir CNN’nin başlattığı…

ABD’de CNN’e konulan tavra pek az ‘gazeteci’ kimlikli kişi sevindi. Trump‘ın gözde kanalı Fox-TV‘nin hukuki konularda danışmanı yargıç Andrew Napolitano, Fox‘un yönelttiği soruya “Akreditasyon ancak gazetecinin Beyaz Saray’daki varlığı başkana veya ailesine fiziki bir tehlike teşkil ediyorsa kaldırılabilir; CNN’nin açtığı dava yerinde” cevabını vermekten çekinmedi.

Davayı görecek mahkemenin yargıcını Trump atamış diye bir endişe var, bunu da kayda geçireyim.

ABD medyası ‘medeni ölü’ girişimine direniyor.

ΩΩΩΩ

37 YORUMLAR

  1. “Benim uzun yıllar öncesinde koyduğum bir teşhisim var: Uluslararası arenada bazı uygulamalar ilk Türkiye’de başlıyor; burada tutulursa başka ülkelere de taşınıyor. Bu teşhisimi doğrulayan pek çok olayla zaman içerisinde sizler de karşılaşmışsınızdır.”

    Bu teşhis doğru ise şunu anlayabilir miyiz?:
    Türkiye’de büyük bi ekonomik kriz ve sonrasında da durgunluk başladı,
    yakında Amerika ve dünyada böyle bi kriz mi başlayacak !!

  2. Amerikalı gazetecinin şikayetini mahkeme “1 HAFTA BİLE OLMADAN” karara bağlamış. Bizde böyle bir SÜRELER bir gün mümkün olur inşallah.

  3. Fehmi bey, medeni ölü kavramı civil death’i türkçeye çevirmek için kullanılıyor. diğer dillerde karşılığını bulamamanızı garipsedim doğrusu.

    insan haklarını batıdan öğreniyoruz aslında. bu da batıdan gelen bir kavram.

  4. bir doğalgaz firması daha, AKSA Manisa Doğalgaz Santrali’ni kapatıyor. bir firmada kırklaelindeki santralini 1 yıl boyunca kapatacığını açıklamıştı. berat beyin başarı notları arasına ekleyebilirsiniz ya da “dünya lideri”nin batırabildiği firmaların listesine yazabilirsiniz. Liste epey kabarık olduğu için arada kaybolabilir, ama yine de listede bulunmasında fayda var.
    – bir de chpde mamak ilçe aday adayları önseçim istemişti. bence önemli bir gelişmeydi. önseçimin kesinlikle dayatılması gerekiyordu. fehmi beyin amerikadan türkiyeye gelişine kadar adaylar belirlenmiş olacak. zaten bugün açıklanacağı haberini gördüm.
    – ülkenin demokratikleşmesi yolundaki bir fırsat, önemi “aydınlarımız” tarafından kavranamadığı için heba edilmiş olacak. (türkiyede, bence, aydın tanımına uyabilecek tek kişinin de, karar gazetesinden mehmet ocaktan, olduğunu burda vurgulamak istiyorum. neden böyle düşündüğümü de ayrıntılı olarak anlatabilirim ancak o başka bir yazının konusu).
    – mehmet ocaktan ile ilgili görüşümü burda paylaşmamın bir nedeni var. Aslında dünkü karar gazetesi hakkında yazdıklarımın devamı.
    – İnsanlar bazı kişiler hakkında müthiş beğeniler gösteriyorlar. mesela bunlardan bir tanesi etyen mahçupyan (dı). sadece yazdığı yazıların altına yapılan yorumlardan değil, islamcı kesimden konuştuğum pekçok kişiden de çok olumlu düşüncelere sahip olmadığımı belirttiğimde bir şaşkınlık ifadesi ile karşılaşmamdan biliyorum.
    – Etyen mahçupyan örneğini de şunun için verdim: insanların pekçoğu murat belge gibi, etyen mahçupyan gibi kişileri çok entellektüel olmasının ötesinde (entellektüel olması doğruyu daha iyi bulacağı anlamına gelmiyor maalesef fakat insanlar öyle düşünüyor), çok doğru tespitler yaptığını düşünüyorlar.
    – Oysa benim yaşamda ölçütüm bellidir, nettir: bir kişi bir işi biliyorsa o işi yapar. bilmiyorsa yapamaz. bir inşaat mühendisi, inşaat yapamıyorsa, istediği kadar konferans versin, toplumun bütünü kurana el basıp onun inşaat mühendisi olduğunu söylesin, benim düşüncem değişmez. o kişi iyi bir inşaat mühendisi değildir.
    – etyen mahçupyan gibi, pekçok kişi, türkiyede aydın geçiniyor ama kendi beyinleri, kendilerine doğruyu gösterememiş insanlar. bir dönem fetullah gülencilerin gazetelerinde yazmışlar, sonra da milyonlarca suriyelinin hayatına mal olan bir iktidarda danışmanlık yapmışlar. şimdi insanlar bu insanlardan kendilerini kurtaracak düşünceler üretmesini bekliyorlar. Bunların yine, halkın, benzer bir bataklığa (fetö ve akp gibi) saplanmasına öncülük etmiyeceğinin garantisi yok. yaşamdaki pratikleri açısından bu böyle.
    – Benim türkiyede, entellektüel diyebileceğim, bu tanımın üzerine cuk oturacağı kişi (aydın ile entellektüel farklıdır onun için yukardaki ifadem ile çelişmiyor) murat belgedir ve pekçok kişi, (en azından okuyup yazmışlar) bu tanıma katılırlar. Ancak murat belgenin analiz yeteneği de diğerlerinden çok da iyi değildir. (çok önemsiz gördüğüm bir konuda murat belgenin yazısını gördüğümde, kendisine de bu düşüncelerimi mail olarak iletmiştim.)
    – Bütün bunları yazmamın sebebi ise; insanlar, birilerini seçip, sonra da o kişinin bütün yaptıklarını, düşüncelerini vs. doğru kabul edip, o kişiden büyük umutlar bekliyorlar. kişileri değerlendirirken, söylediklerinden çok, yaptıklarına bakmak lazım diye düşünüyorum.
    – Eğer biz, toplumu etkileme gücü olan kişileri doğru seçemezsek, doğru kişilere destek veremezsek, toplumdaki dönüşümün de doğru bir çizgide gitmesini sağlayamayız. bunu sadece siyasi yazarlar olarak da algılamamak lazım. mesela spor yazarları için de aynı durum geçerli. türkiye spor kamuoyunun oluşmasında etkili olan, yani insanların sporu bildiğine inandığı kanaat önderleri hakikaten sporu bilseler, ülke sporunun durumu bu şekilde olmaz. öyleyse, artık bu kişilerin söylediklerine önem vermemek gerekir. Mesela, bir siyasetçi seçilmiş fakat şu ana kadar dişe dokunur birşey yapmamışsa, yine aynı siyasetçiye oy vermemek lazım vs.
    – Eğer siyasi partilerde önseçim zorlanabilseydi, bir taraftan, demokrasinin önemli kurumlarından olan siyasi partiler daha demokratik bir yapıya kavuşturulacağı için ülkede demokrasinin gelişmesi mümkün olacaktı, diğer yanı ile de toplumu doğru yönde etkilemesi daha muhtemel kişilerin seçilmesi mümkün olacağı için, toplumsal dönüşüm de daha sağlıklı ve hızlı olacaktı.
    – Biliyorum fehmi beyi birkaç yazımda çok eleştirdim. herne kadar türkiye uçağında kendisine bir yer bulamamış olsa bile, fehmi bey çok çok önemli bir iş yapıyor. bu siteyi okur yorumlarına açarak, ülkenin demokratikleşmesi için çok çok önemli bir misyon üstleniyor. bu ülkede bir demokrasi mücadelesinden bahsedilecekse, bunun önemli köşetaşlarından bir tanesi de fehmi bey. bu nedenle, eleştirilerim baki kalmakla birlikte, fehmi beyin yaptığını çok önemsiyor ve kendisine de birkez daha teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

    • Hamza bey, etyen ve belge gibilerle ilgili katılıyorum hatta az bile demişsin. Yalnız ocaktan o ikisinin eline su bile dökemez:) sayın koru ile ilgili de ileri geri konuşmuşsun, buralarda biçok denyonun yaptığı gibi ama en azından hakkını (yorumköşesini:)da teslim etmişsin! Sayın koru ile ilgili sana bi tüyo da benden olsun: kendisi gerçek bir gazetecidir!!!

      • H.gayret! Fehmi beyin gazeteciliği ile ilgili hiçbir değerlendirme yapmadım. Yani fehmi beyin kötü gazeteci olduğunu da yazmadım. Fehmi beyi, ülkenin önemli sorunları varken başka konular yazdığı için eleştirdim. Diğer taraftan da, okurlarına sağladığı tartışma ortamı ile ülkeye yaptığı önemli hizmeti de belirttim. Hem de çok önemli hizmet.aynı şekilde, karar gazetesi ve yazarlarının çabasını da çok değerli bulduğumu da belirttim. Biat kültürün olduğu için benim tavrımı kavramaman normal. Senin kültüründe bir kişi hep doğru yapar, diğeri de hep yanlış yapar.

    • Hamza hocam yorum yapmak icin sahip olduğunuz enerji takdire şayan. Keske sizin de Ocak Medya’da koseniz olsa. ilgililere duyurulur😀
      Ben duzenli okurunuz olurum.😀

      • Bende Hamza Beyin yorumlarını düzenli okurum. Fehmi beyin yazısını okuduktan sonra birde Hamza bey ne yazmış diye bakarım. Köşe yazarlığı fikrinizi destekliyorum, yorumları köşe yazısı tadında zaten.

    • Eleştirim baki kalmak şartı ile, karar gazetesinin ve yazarlarının, diğer bağımsız medya organlarının olduğu gibi, yaptıklarının da önemini biliyorum ve takdir ediyorum. Eleştirmem onların yaptıklarının değerini bilmediğim ve takdir etmediğim anlamına gelmiyor

  5. Fehmi bey şöyle diyor:”Vaktiyle medyada yeri olan ve mevcut siyasi iktidara ters düşen kişiler tasfiyeye uğruyor ve teker teker ortalıktan çekilmek zorunda bırakılıyorlar ya, işte o kişilere ‘medeni ölü’ deniliyor.”

    Ben buradaki “medeni ölü” tanımına katılmıyorum.Bana göre anlı şanlı gazetelerde yazdıkları halde,bir zamanlar iktidarların kendilerinden çekindiği,hatta korktuğu kişiler oldukları halde, bugün kimsenin kaale almadığı,bu adamlar ne yazıyor diye merak bile etmediği kişiler “medeni ölü”dür.

    Benim tanımıma göre Fehmi bey bir gazetede köşe yazıyor olmamasına rağmen “medeni ölü” tanımı içerisine girmiyor. Çünkü ne yazdığı merak ediliyor,okunuyor.İşte ben de okuyorum kendisini.Ama bir zamanların anlı şanlı yazarlarını,halen köşe yazısı yazıyor olmalarına rağmen okumuyorum. Ne yazdıklarını merak da etmiyorum; internetin sağladığı kolaylığa rağmen.

  6. Medeni ölü sözü sadece gazeteciler için değil gazeteler için de geçerli ülkemizde.
    Bugünlerde Karar Gazetesi öldürülmeye çalışılıyor bilmem farkında mısınız?
    Sırf bir kaç köşe yazarı arada bir iktidarı iğneleyici yazılar yazıyor diye…
    Yani kendinden bile olsa eleştiriye zerre kadar tahammül yok yani.
    Diyorlarki kol kırılsın yen içinde.
    Ama bilmiyorlar ki kol yen içinde kırıla kırıla sonunda vücut kemik torbasına döner.
    Gerçi ben bunlarda kemik olduğundan da şüpheliyim ya…Neyse…

  7. Hüseyin bey, binlerce müridinin telefonuna bylock yükletip 15temmuz darbe girişimi akim kalınca da bütün cemaatini bilerek suçlu duruma düşüren sümüklü psikopattan bahsediyorsan az bile demişsin! Nato mermer nato sunta kafa! “bedeni canlıymış”…

    • Çırpındıkça batiyorsun, zorladikca cehaletin ortaya çıkıyor h.gayret. byloock un delil olamayacağına dair birleşmiş milletler kararı var. Tabi ne yerel hukuku nede evrensel hukuku tanımadığın için herşeyi çarpitiyorsun.

  8. Medeni ölü Sermaye
    Sermaye devletlere Dolar vadeder. İstediği denemeyi yaptırır. Bugünkü OHAL budur. McKinsey hikayesi budur. Bunu ilk başlatan Abdülhamit’tir. Osmanlıyı borçlandırmaya başladı ve 33 sene sonra kendisi sürgüne gönderildi. On sene içinde de onun borçları ile imparatorluk yıkıldı. Mustafa Kemal ve arkadaşları bunu bildikleri için Türkiye’yi borçtan kurtarma ve yabancı Sermaye’yi dışlama politikası ile çok sıkıntılı günler yaşadı. İkinci Abdülhamit’in ikinci versiyonunu buldular. Demokrat Parti yeniden borçlanmaya başladı. Kimse bu borçlanmayı durduramadı.
    Sermaye en ucuz ve başarılı denemelerini Türkiye’de yapar. Şimdi de medeni ölüler uygulamasını Türkiye’de denedi. Başardı. ABD’de deniyor. Kim deniyor? Derin Sermaye. Medeni Sermaye namzet tekellere karşı deniyor. Kimse kendinin hangi tarafta yer alacağını bilmiyor. Derin Sermaye, Sermaye ile de boğuşmak zorundadır. Sebebi bellidir. İşçilik dönemi sona erdi. Artık faizli sistem çalışmıyor. Dünya çıkmazda, Adil Düzen’i bekliyor.

  9. MEDYA Ülkemizde, bile bile kendini ÖLDÜRDÜ. Yayınları ile Halkın Seçtiği
    Hükumetlere yıllarca ŞANTAJ yaptı. Bühtanda bulundu. Bu Şantajlarla Büyük VURGUNLAR
    elde etti, büyüdü, YALAN Haberlerle Hükumetlere ve kişilere İFTİRADA bulundu.
    Hükumetler kurdu, hükumetler düşürdü. Nice insanın hayatı ile oynadı.
    Halkın Örfü, dini, ahlakı ile alay etmek MEDYAnın klasik ahlaksızlığıdır.
    Güya kendi aralarında – bir zamanlar – Basın Ahlak Yasası çıkardılar ise de, Birbirinin
    ahlaksızlığını ört-bas ettiler, görmezden geldiler, kendi kanunlarına bile dayanamadılar.
    Bilhassa, 1990’lı YILLARDAKİ Basının kendi patronları ve yazarları arasında bu konularda
    cereyan eden sidik yarışına ve mücadeleye bir göz atmak yeter. Ben benim, ben kimim,
    efendim. Kemik kapma yarışı Medeni görüntülü MEVTAların sık sık uyguladığı yöntem
    olmuştur. GEMİLERLE Kendi yaptıkları kaçakçılıkları gizlemek için Doğuda EŞŞEKLLERLE
    petrol kaçakçılğı yapıldığını dile getirttiler.
    Atatürk’ü istismar etmeği çok iyi becerdiler ama Atatürk’ün VERGİSİNİ asla
    ödemek istemediler, ödemediler, en lüx VİLLALARDA ve YATlarda yaşamalarına mukabil..
    Olanlara ve yapılanlara bakılırsa, Türkiyede de (1) Numaralı HALK düşmanıdır,
    Medya. Bu Medya ki, pekçok Yatırımın gecikmesini, hatta yapılmamasını sağlamıştır.
    Onlara kalsa, İSTANBUL HAVA Limanı bile YAPILAMAZDI. (Yapılmasın, demek başka,
    maliyet ve kalite… vb. yönü tenkid etmek başka şey…)

    Bazı insanlarımız var ki, Türkiye BATSIN, yeter ki, kendileri ağa-paşa gibi yaşasın.
    Artık, şunu BİLMELİLER; AĞALIK ve PAŞALIK devri GEÇTİ. Eşekleri Niğde’ye sürmek zamanı.
    MİLLETİMİZ UYANDI. Hayatta hİç Unutmadım ve Unutmıyacağım – içime oturmuş – iki olay
    var, bu konuda.
    Birincisi, Askerde eğitime TAVŞAN TEPEYE çıkmışız. Bir ER, Komutanı’nın JEEP’ini
    getirdi, bizim Bölüğün yanına park etti. Bir de baktım, öbür Bölüğün Komutanı o ER’e
    ANA-AVRAT küfretmiye başladı. Er anlatmıya çalışıyor; ” Komutanım, burayı tarif etti,
    onun emrini yerine getirdim”, diyor ve Komutan küfrünün dozajını artırmıya çalışıyor.
    Bir diğer OLAY : Maliye Bakanlığı’nın gözde Kurullarından birinin bir üyesi bayan,
    zile bastı, hademeyi çağıracak. Hademe, 4. basma’da geldi. Kendisinden yaşça da oldukça
    üyük olan bu Hademe’ye o Bayan memurun azarlaması : ” artık, sizi de mi, adamdan sayacağız”.
    Dünya, etme-bulma Dünyasıdır. Eden mutlaka BULACAKTIR. İnanmasanız da
    Allah ADİLDİR. Edenlerin CEZASINI genelde, bu Dünya’da da vermektedir, gören göz ve
    duyan KALP olsun, yeter ki….

    • Son parağrafınıza aynen katılıyorum .eden hem bu dünyada ve hem de Ahirette karşılığını bulacaktır. Ayrıca her türlü zalimliği yapanları öyle veya böyle destekleyenler de onlarla aynı akıbeti paylaşacaklardır. DİN GÜNÜNÜN SAHİBİNİN ÖNÜNDE.

      • Din gününü filan bırak, o işlere yüce türk yargısı karar verir!!! Otoriteye saygılı olunsun, güneydeki sevdiğimiz ülkeninki otorite de bizimki bostan korkuluğu mu?

  10. Aşağıda ki tespitinizi yıllar önce yazılarınızda okumuştum. Başlarda pek garip gelse de yıllar içinde önce Türkiye’de daha sonra dünyada gelişen olaylar hep aklıma sizin bu tespitinizi getirmiştir.
    “Benim uzun yıllar öncesinde koyduğum bir teşhisim var: Uluslararası arenada bazı uygulamalar ilk Türkiye’de başlıyor; burada tutulursa başka ülkelere de taşınıyor. Bu teşhisimi doğrulayan pek çok olayla zaman içerisinde sizler de karşılaşmışsınızdır.”

  11. Bir Toplumun gözü kulağı medyadır, basındır. Siz eğer basını medyayı himayenize alırsanız yapamayacağız hiçbir şey yoktur. Sizi Diktatör de yapar Halife de yapar ve gerekirse Allah’ın elçisi de yapar. Medya ve basın özgür olmalıdır. Halkı doğru bilgilerle aydınlatılmalıdır. Halkı uyutulmamalıdır. Zira vebali çok ağırdır. Kul Hakkıdır. Saygılar Sevgiler

    • Biz medyanın kendine hayrı yok diyoruz sen bilmem kimi ne yaparmış diyorsun nusret! Toplumun gözü kulağı bu medyaysa karga klavuz olmuş demektir o! Kul hakkıymış…

  12. Beyin ölümü gerçekleşmiş biri/gasteci, medeni olsa ne yazar olmasa ne yazar? Muvazzaf ya da malülen emekli, al birini vur ötekine! Abd başkanı çemiş muhabirin dersini vermiş, öncelikle herkes milli iradeye gereken saygıyı göstermelidir. Siyahi bir gastecinin beyazsarayın beyaz başkanına aleni ırkçılık taslaması az terbiyesizlik değil, kara marsık!

        • H. Gayret “kara marsık” sözünün terbiyesiz, seviyesiz ve ahlaksızca olmanın ötesinde bir insanlık suçu olduğunu bilmenizi isterim.
          Sadece kendi çevresinin insan olduğunu düşünen ve bu çevreyi her geçen gün daraltan ve bir gün yapayalnız kalan o kadar çok örnek var ki tarihte…

          • Abd başkanının avukatı değilim ama bilmem kimin şoparı da gelip bay başkana karşı ırkçılık sergiliyor, kimse ona tepki göstermiyor! Bu ne ki?

        • H. Gayret! Dünya algınıza hayran kaldım. Zaten Arakan’lılar Myanmar’ı fazla zorluyor, MalcolmX haddini bilmeyip beyazlara kafa tutuyor, yahudiler Hitler’e kendini öldürtüyor. Olaya sarkastik yaklaşıyorsunuz diyeceğim ama o da değil. Hayat size güzel, ha gayret!

          • Kardeşim obama gibilerin, cnn in tasmalı muhabiri gibilerin derdi sana mı düştü? Bu tip ezikler beyaz adamdan daha çekilmez oluyorlar:) obama emekli olduğundan beri türkiyede çok ölümlü tek terör olayı yaşanmadı…

    • Dünyayı mahallesinden, insanlığı kahvehanesinden ibaret sayanlara, sömürünün ırk, millet, renk, inanç ayrımı yapmadığını anlatmaya çalışmak boşuna çaba.
      Egemenlerin önüne attıkları kırıntılarla avunan, kendi minik konfor alanlarını özgür enginliğe takas eden, düşünmek yerine kabul eden, konuşmak yerine slogan savuran kimseye ne söylenebilir ki.

  13. Güç odağına yamanmış, O odaktan aldığı direktifi kendi karaktersizliğ ile harmanlayıp;sadece
    İşini yapan insanları gammazlayan, aşından işinden eden, çoluk çocuğunu perişan eden, yuvaları yıkan,aile bireylerini hasret bırakan şerif-i na-şeriflere “medeni canlı” sıfatı kafiye olarak uygun düşse bile özü itibariyle uygun düşmemiş Üstad.Medeni sıfatı bu cellatların yanına yakışmıyor.
    Bu gibilere yakıştırılacak çok sıfat var da; ruhsuzluklarını hatırlatmak adına “bedeni canlı” tanımını öneriyorum.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here