Mesaj vermeye gelen Biden mesaj aldı, ama yurtdışına asker göndermekle mızrak da çuvaldan çıktı

13
Biden ve Erdoğan: Yüzler anlamlı

Ülkemizi ziyaret eden ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in görüştüğü Başbakan Binali Yıldırım’a, bir ara, “Keşke Gülen diye biri Amerika’da yaşıyor olmasaydı” dediğini duyunca güldüm.

Tipik Amerikan tavrı.

Amerikalılar basit insanlardır, sıradan Amerikalılar da öyledir onları yönetenler de; karmaşık işlerden hoşlanmazlar. Yaklaşık 225 yıl önce ‘kurucu babalar’ tarafından birey-devlet ilişkilerini düzenlemek üzere kaleme alınan metin, anayasa, onlar için hâlâ geçerli olan temel kuralları içerir.

Biden, Ankara’da her gittiği yerde, her konuştuğu kişiye, önlerine çıktığında basın mensuplarına, “Bizde kurallar var; onları Başkan Obama bile çiğneyemez” derken bunu anlatmaya çalışıyordu işte.

“Keşke” ile başlayan cümlesini de samimi bir iç geçirme sayabilirsiniz.

Ülkesinin topraklarında yaşayan birinin Türkiye’ye iadesini sağlamakla sonuçlanacak bir müzakere için karşısına oturanlar, istenilen sonucu alabilmek için, “Amerikalılar basitlikten hoşlanır, karmaşıklığı sevmezler” gerçeğinden hareketle bir veya birden fazla formül geliştirselerdi iyi olurdu.

“Gülen’i bize verin” veya “Suçluların iadesi anlaşmasına göre bizim ‘suçlu’ saydığımız o kişiyi hemen gözaltına alıp tutuklayın” demek istenen sonucu getirmeyebilir çünkü.

Nitekim ilk elde getirmedi gibi…

Gülen’in Türkiye’ye iadesi yolunun çetin ve biraz uzun bir yol olduğunu söyleyip durdu Biden

ABD Gülen’i verecektir

Uzun-ince bir yol bile olsa, sonuçta, ABD Türkiye gibi önemli bir müttefikini kırmaz; uygun bir formulü biz bulamasak bile kendisi bulur ve fazla uzak olmayan bir gelecekte Gülen’in kendi topraklarında bulunma süresini kısaltır.

Amerika’da özel mülke kamu görevlilerinin müdahalesi anayasaya aykırıdır. Anayasa ikinci ek maddesiyle her Amerikalı’nın silâh/lar/a sahip olabilme hakkını da garantiye almıştır.

Bu iki anayasal unsur, bazı ahvalde, elleri silâhlı tipleri, kendilerine ait bir çiftlikte ABD’yi egemen güç olarak tanımayan bir eyleme kalkışma hevesine sürükleyebilmiştir.

Yerel güvenlik güçleri, o tür eylemlere silâhla müdahale etmek yerine başka sonuç alıcı yollara başvurmayı yeğlemişlerdir.

Mekânın suyunu ve elektriğini kesmek, beslenecekleri yeni yiyeceklerin ellerine ulaşmasını engellemek gibi…

Aç ve susuz direnme olamıyor…

İsterse, ABD, Saylorsburg’ta oturan Fethullah Gülen için de anayasal sınırlar içerisinde formüller bulur.

Daha önce de yazmıştım: Şahsen ben Gülen’in Türkiye’ye dönmesi yollarının açılacağı kanaatindeyim.

Joe Biden’in “Keşke bizde yaşıyor olmasaydı” noktasına gelmesi de beklentimi doğruluyor.

Amerikalılar ve medya

Her yerde benzer uygulamalar vardır, ama ABD’de politikacılar, medyayı siyasi programlarının bir unsuru olarak kullanmayı iyi bilirler.

Başkan, yardımcısı, dışişleri bakanı, yanında çok sayıda gazeteciyle seyahat eder; ziyarete gidilen ülkeye ayak basmadan önce gazeteler aracılığıyla evsahibine mesajlar verilir, medya yoluyla mesaj trafiği ülkeden ayrıldıktan sonra da devam eder.

Financial Times, New York Times ve Washington Post bu amaçla en fazla kullanılan gazetelerdir.

Washington Post’un imzasız yayımlanan “Mr. Biden Türkiye’nin cumhurbaşkanıyla açık seçik konuşmalı” başlıklı başyazısında, önceki gün, ziyaret öncesi mesajı vardı.

Türkiye’nin IŞİD (DAEŞ) ile mücadelede önemi ile başlayıp topraklarında Amerikan nükleer silâhları bulunduran yakın bir müttefik olduğu vurgusuyla devam eden başyazı “Mr. Erdoğan belki Mr. Biden’in öteki mesajlarını işitmek istemeyebilir, ama o mesajlar da mutlaka verilmeli” de diyor.

Öteki mesajlar?

Biri şu: ABD 15 Temmuz akşamı meydana gelen darbe girişimini bizlerden farklı görüyor. Ordu içindeki tek bir fraksiyonun (FETÖ) eseri değil onlara göre darbe girişimi; Türkiye’de otoriterliğe kayıştan endişe duyanların da içinde yer aldığı çok geniş bir koalisyonu yansıtıyor katılan subayların yapısı…

Daha az önemli mesaj da şu: ABD, 240 kişinin hayatına mal olan darbe girişimini tasvip etmiyor, ama girişim sonrasında alınan tedbirleri, demokrasiyi ve hukuk devleti ilkesini ciddi biçimde yaralıcı buluyor…

Aynı mesajlar Financial Times‘ta da yankılandı.

Gazetelerin “Bunları yüzüne mutlaka söylemeli” dediği mesajları, Mr. Biden’in, görüştüğü –sırasıyla– Başbakan Binali Yıldırım’a, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ilettiğinden kuşkuluyum.

‘Fırat Kalkanı’ Biden’a da kalkan oldu

Kuşkumun temelinde Biden’in geldiği günün sabahı başlatılan ‘Fırat Kalkanı’ askeri operasyonu yatıyor.

Aylar ve aylar boyu, Washington, Türkiye’yi –ve özellikle siyasileri– IŞİD’le mücadeleye yeterince katkıda bulunmamakla suçluyordu. PYD/YPG ve Peşmerge gibi Kürt güçlerini IŞİD’e karşı savaşında müttefik görüyor ABD ve Türkiye’nin PKK ile irtibatı yüzünden PYD/YPG yapılanmasına karşı çıkmasını savaşın önceliğini baltalamakla eş sayıyor…

Cerablus’u IŞİD’in elinden almakla sonuçlanan askeri harekâta Türkiye’nin katkısı Biden’in lâfını ağzından almakla sonuçlanmışsa şaşırmam.

Dün de yazdım:

Rahmetli Turgut Özal da, Irak’ın Kuveyt’i işgali sonrasında cephesini güçlendirmek için Türkiye’den katkı bekleyen ABD’ye, jest olarak, Dışişleri Bakanı James Baker’in Ankara’ya gelmesinden bir gün önce, Kerkük-Yumurtalık boru hattının şalterini indirivermişti.

Baker’in “Bunu yapın” ricasına meydan bırakmadan…

TSK’nın Cerablus’a ‘Fırat Kalkanı’ ile müdahalesi Biden’in sözlerini de kursağında bırakmaya yaramıştır.

Yeni bir dönem

Cerablus vesilesiyle askerlerimizin yabancı toprak sayılan bir alana girmesi yeni bir dönemin başlangıcıdır.

Öncesinden farklı özellikleri bulunması mukadder bir dönemin…

Daha önce, Türkiye, kendi sınırlarını ülkesi içerisinde savunan bir askeri stratejiye sahipti. Ancak çok nâdir hallerde ve yalnızca PKK ile mücadele gibi ‘yerli’ bir gerekçeyle, karşı taraftan (Irak yönetiminden) izin alarak, sınır-aşırı müdahalelerde bulunulmuştu.

ABD Irak’a iki defa müdahale etti, ikisinde de Türkiye’yi yanında görmek istedi; Türkiye yanaşmadı.

Şimdi ise, ülke güvenliğini tehdit eden IŞİD belâsını defetmek amacıyla, ama karşı taraftan (Suriye yönetiminden) izin almadan ve yerel güçlerin (PYD) itirazına rağmen müdahalesini gerçekleştirdi Türkiye…

Yalnızca havadan değil, karadan da tanklarını ve özel kuvvetlerini göndererek…

Bu yeni durum, eğer dikkatli olunmazsa, Türkiye’yi dışarıda nerede duracağı belli olmayan kapsamlı çatışmaların içine çekebileceği gibi, içeride de IŞİD’in eylemlerini azdırmasını getirebilir…

Ya da, müdahaleci tavır, “Türkiye nasıl olsa sınır-dışına uzanmaz” rahatlığı içerisinde insan canı alan tâcizlerde bulunan IŞİD’e, ülkemizin askeri gücünü hatırlatmaya ve tehditlerini uzaklaştırmaya da yarayabilir…

Mutlaka sonuç getirir yeni dönem; ama sonucun hayırlı olması için her zaman dikkatin ayakta olması gerekir.

Mızrak çuvaldan çıktı çünkü.

ΩΩΩΩ

13 YORUMLAR

  1. Oyle görünüyor ki her durumda Gülen uzun sure ABD’de kalamayacak. Çünkü Amerika, ‘önemli müttefikim’ dediği bir ülkede darbe yapan ya da yaptıran ya da yapanlara destek olan ülke pozisyonuna düşmek istemeyecektir.

  2. sayın Koru
    Siz küreselcisiniz. Küreselcilerin söylemi olan “yumuşak güç” kullanımını savunuyorsunuz. ancak küreselcilerin söyledikleri gibi yumuşak güç kullanmadıklarını artık anlayın lütfen. Küreselciler “küresel sermaye”ye açılmadığı için 12 eylül 80 öncesi Türkiye’de binlerce insanın ölümüne sebep oldular.
    ABD ve Rusya’ da ki devletçilerin “büyük ortadoğu projesi” ya da diğer adıyla “yeni osmanlıcılık projesinde” Türkiye’ye verdikleri “liderlik” rolünün çıkarımıza olduğunu görün.
    selamlar

    • Değerli Şahin Bey,
      Doğrusu ben kendimi ‘küreselci’ olarak hiç görmedim; bana bakanlar daha çok ‘yerel değerlere önem veren, yerli olandan yana yazar’ değerlendirmesi yaptılar bugüne kadar.
      Küreselci olsam, Özal’ın 1990-1991, AK Parti’nin 2003 ABD ile birlikte Irak’a girme projelerine karşı çıkar mıydım?
      Bu beni ABD ve AB düşmanı yapmıyor.
      Her ülkenin kendi çıkarını önde tutmasına saygı duyuyorum, ama yaşadığım ve sülalemin de bundan böyle yaşayacağı kendi ülkemin çıkarları neyi gerektiriyorsa onu savunuyorum.
      AB üyeliği pespektifinde kalıp ülkemin demokrasiye ve hukuk devleti ilkelerine sahip olmasını istemem gibi.
      İçine kapalı bir ülke olmak yerine serbest ekonomi içerisinde kalkınmasını arzu etmem gibi…
      ABD ve Rusya’da ‘devletçi’ olanlar kimler? Bunu bilmediğim için verdikleri rol ile ilgili bir fikrim de yok.
      ‘Yeni Osmanlıcılık’ da bana fazla ilginç gelmiyor; herhalde hep ileriye baktığım içindir…
      (600 yıl süren Osmanlı’nın sonunda neden çöktüğü üzerinde hiç düşündünüz mü? Düşünün derim)
      Selamlar,
      Fehmi Koru

  3. fehmi bey sizin okurlanızın fazla olması sebebiyle size yazıyorum
    bu aralar ;
    askeri okullarda okuyan özellikle harp okulunda son sınıf olup mezun olmasına 5 gün kalmış biri için ve öyle ki hiçbir olaya ve kesime,gruba katılmamış gerçekten masum öğrenciler var.biz en azından araştırsınlar mezun etsinler derdindeyiz.çünkü verilen oranın gerçekçiliği yok malum.hatta ki okul komutanı rapor etmesine rağmen kendisi yüzdeye verirsek yüzde 5 kadar bir oran çıkartmış ve en yetkiliye sunmuşlar.fakat hiç incelemeden herkesi yargısız infaz etme gereğinde bulunmuş,siyasi irade.özellikle hakkımızın verilmesini duyurmanız açısından yazı yazabilir misiniz? ayrıca er’den hiçbir farkı olmayan as.öğr’ler şuan hala içerideler ve anneleri hergün perişan.önümüzde bayram var bizim hiçbir suçumuz yok iken hatta ki sivilde ki arkadaşlarımızla haftasonları ne zaman muhabbet etsek onların devletimizin ve millletimizin hiç umrunda olmadıklarını da görüyorduk üzülüyorduk.ama kader odur ki biz vatanımızla milletimizin sevigisyle hergün yatıp kalkarken bir suçlamaya maruz kaldık hala tüm bunların hayal olduğunu düşünüyoruz ara sıra.lütfen sesimiz olup bir yazı kaleme alır mısınız?teşekkürler

  4. Bir şekilde ölecek fg.Türkiye abd nin kolayca vazgeçebileceği bir müttefik değil.fg geri verilirse başka işbirlikçilerin güveni sarsılır.O da işine gelmez.

    • Daha KULLANIM süresi bitmedi ise biraz oyalayacaklar, sonra kalb krizi diyerek rahmetli ÖZAL gibi ölümü sebep gösterecekler, apo verdiler kahraman yapıp pkk örgütüne doping olsun diye, fg fetö için kahraman olur mu? bu kanlı darbe sonrası?

  5. Sayın Koru
    ABD’nin Irak’a 1. ve 2. müdahalesi sırasında Türkiye’nin hava ve deniz üslerini kullandığını siz yazdınız hatırlarsanız. Bu da her iki Irak savaşında da ABD’nin Türkiye’nin kendisi yanında savaşa girmesinin dışında başka bir planının olduğunu gösterir değil mi? Sizin de kulaklarınızla şahit olduğunuz Özal’ın güneydoğu ile ilgili “federasyon” düşüncesi de ABD’nin bu planının bir parçasıydı. Özal güneydoğu nun da dahil olduğu bir federasyonla Kuzey Irak’ı Türkiye’ye bağlamak istiyordu.
    ABD’de ki “küreselciler” ve Avrupa (İngiltere-Fransa) Türkiye’yi bölmek istiyor. ABD’ de ki “devletçiler” ise Suriye ve Irak’ın kuzeyini bölüp, Türkiye’ye bağlamak istiyor.
    naçizane tesbitim bu. bilmem katılır mısınız 🙂

  6. ”otoriterliğe kayıştan endişe duyanlar”, Cumhuriyet tarihinde ilk defa örneği görülen bir şekilde; 241 kişinin canına kıyarak ve TBMM’yi bombalayarak müdahale etmeye çalıştılar. Kim inanır bu endişenin samimiyetine?

  7. Okuyup,dinlediklerimin sentezinden bende de şu kanaat oluştu.Yeterince belli olmayan bileşkenin,bileşenleri de net değil.”Yurtta barış” adlı ne idüğü belirsiz sözüm ona “komite” hakkında bilenen başka bir şey var mı? İşin başında kim var komite kimlerden kurulu?Dayandığı kitle ve-veya kitleler kesinlikle biliniyor mu? “Feto”şifresiyle bu muamma çözülmüyor.Adı geçen ekip yanısıra,”zinde
    kuvvetler” ve emekli veya tasfiye edilecek isimler,Balyoz ve Ergenekon revanşistlerinden de bahsediliyor.
    KırkMesele nekadar muğlak ki, Hükümetin Fethullah Gülen”in iadesi için,gönderilen dosyalarda 15 Temmuz kalkışmasıyle ilgili olarak,Gülen ve ekibini suçlamağa yarayacak somut bir bilgive belge yokmuş,Bunu Amerikalılar açıklayınca,Dışişleri Bakanı Bekir Bozdağ,”olay taze olduğu için ilgidosya tamamlanamadı,tamamlanınca gönderilecek.”diyor.Kırkgünde tamamlanamayan dosyaya girecek deliller hazır değilse,iki günde onbinlerce kişi neye istinaden “Fetö terör örgütü mensubu” iddiasıyle tutuklandı,Göz altına alındı ve İŞİNDEN OLDU? Bu sorular cevabını buluncaya ve yapılan hatalar ayıklanıp,haklar iade edilinceye kadar bu hercümerç sürecektir.

    • en az 10 ayrı iddianame hazırlanıyor, belgelerin ve dijital verilerin çözümü kolay mı? ergenekon, balyoz gibi davaların iddianameleri ne kadar sürede hazırlanmıştı?

  8. sahi yilarca insanlara kaderi ve ALLAH in kudretini anlatan bir insan! Kalkip kendisi gelmesi Daha uygun degilmi? Eger innacliysa ve ALLAH in adeletine guveniyorsa! Ben burdayim ne sucum varsa cekmeye hazirim demsi gerekmiyormu? Bu adam akp ye guvenmeye bilir, peki ALLAHA da guvenmiyor? Turkiyedeki islam cilardan soguyan biris olarak diyorum, Islama O, bencil, menfaatci, madeci istismarci anlayis zarar veriyor.. ALLAh cc ulkemiiz, milletimizi ve Kutsal dinimizi bu guruplardan korusun…

YORUM YAP