Muhalefete tavsiyeler: Gerilimsiz.. Bırakın, milletvekilleri vicdan muhasebesi yapabilsin..

24

Meclis’teki kavga-gürültülü oturumlar için ne diyebiliriz?

Koca koca adamlarla, nazik hanımlar.. birbirlerini iterek ve kakarak oy kullanıyor, ya da oy kullanıldığı sırada gürültü çıkarıyorlar…

O görüntüleri, istesek de, belli bir saatten sonra yayını kesildiği için, Meclis-TV’den izleyemiyoruz; çok meraklıysak aynı gece başka kanallarda görüyor, ertesi gün de, okuduğumuz gazetelerin meşrebine göre, bilgi sahibi oluyoruz…

Kimi AKP’yi, kimi CHP’yi suçlar biçimde sunuyor haberi…

Fotoğraflar da meşrebe göre seçiliyor…

Macar yazar Tibor Dery’in ‘Eğlentili Bir Gömme Töreni’ başlığıyla çıkmış hikâyelerinin toplandığı bir eseri vardı; âdeta o başlığı hatırlatıyor görüntüler…

Meclisimiz yeni anayasamızı böyle yapıyor…

Mutabakatsız anayasa uzun ömürlü olmaz

Ne yaptıklarının farkındalar mı acaba?

Anayasa toplumun ve bireyin devletle olan ilişkilerini düzenleyen bir sosyal kontrattır; en geniş toplumsal mutabakatı yansıtması beklenir. Bunun için de, kişiye, toplumsal bir kesite, bir eğilime veya bir partiye özel anayasa olmaz.

Yine bunun için, Meclis’ten en geniş çoğunluğun tasvibiyle çıkması, hatta ardından halkoyuna sunulması beklenir.

Elbette anayasayı yazarken veya ilkeleri belirlerken sıkı tartışmalar yaşanabilir; bir virgülün veya bir ‘ve’ bağlacının yeri bile anlamı bütünüyle değiştirebilir çünkü… Üzerinde uzlaşılan metin oylamaya sunulur; o andan itibaren de oylayanların, (bizim örneğimizde) milletvekillerinin, vicdanı devreye girer…

Ülkeye uygun olduğuna inanan olumlu oy kullanır…

Kavgayla ve gürültüyle sonucu değiştirmeye çalışmak ‘anayasa yapma’ ruhuna aykırıdır.

Oy kullanırken ‘selfie’ çekmek.. ya da kullandığı oyu belli edecek şekilde diğer oy pullarını teşhir etmek.. veya bir başka yolla kullandığı oyun rengini belli etmek.. bunlar hoş şeyler değil…

Hoş değil, ama anlaşılır bir şey. Güven yıkılmış ve insanlar talimatlarla hareket etmeye başlamış ise.. partilerin böyle çarelere başvurması anlaşılabilir bir şey…

Milletvekillerinin vicdanlarına aykırı oy kullanmalarına rağmen, kendilerinden kuşku duyulmasını önlemeye çalışmaları da öyle; “Neme lâzım” diye düşünüp o tedbire başvuruyor ‘Evet’ oyu veren milletvekilleri…

Bunları yapanların üzerine gittiğinizde ise daha nahoş bir görüntü vermiş oluyorsunuz.

Eskiden ‘Meclis’in mehabeti’ diye bir kavram vardı ve milletvekilleri o kavrama uyumlu davranmanın kendi saygınlık ve itibarlarını artıracağını da bilir ve ona göre tavır alırlardı.

Şimdi konumu gereği en dikkatli davranması beklenecek siyasiler bile.. o kavramı unutmuş görünüyor…

Muhalefet ne yapsın?

Peki de, toplumsal mutabakatı yansıtmadığına inandıkları bir metnin, Meclis çoğunluğuna güvenerek ve karşı çıkanların hassasiyetlerine önem verilmeyerek anayasa haline getirilmesine izin mi versin muhalefet?

Hayır, vermesin; ancak bunu kavgasız ve gürültüsüz yapmanın yollarını arasın…

Kendi hallerine bırakılacak milletvekilleri, hiç değilse bir-ikisi, belki nefis muhasebesi yoluyla, daha sağlıklı davranabilir.

Muhalefet her oylamadan önce ikna faaliyetini sürdürmenin yollarını ararsa daha akıllıca bir yol tutturmuş olur.

Kavga-gürültü manzaraları ortadan kalkarsa, Meclis-TV’nin yayınına belli bir saatten sonra getirilmiş olan yasak da gevşetilebilir; neden olmasın?

Sonuçta o yasakla gözlerden saklanmaya çalışılan görüntüler başka yollarla bilgimiz dahiline giriyor…

Bir AK Parti büyüğünün bu vesileyle keşfettiği gibi, elinde akıllı telefon bulunan herkesin ‘gazeteci’ gibi olanı yansıtabildiği bir dünyada yasakların da anlamı kalmıyor…

Halka güvenmek lâzım

En son anayasa 1982’de halkoyuna sunulmuştu. 12 Eylül (1980) darbesini yapanlar, önce bir Danışma Meclisi oluşturmuşlar, oraya topladıkları ‘uzman’ kişilere anayasanın çatısını çattırmış, ancak son sözü yine kendilerine bırakmışlardı.

Böyle yapılmış bir anayasanın halkoyuna sunulduğunda yüzde 92 oyla kabul edilmesi pek anlaşılamadı.

Şeffaf zarf içine konulacak renkli pusulalarla ve böylece kimin ne oy kullandığı belli olacak şekilde düzenlenmiş olması halkı tedirgin etmişti.. Doğru, etmişti…

Askerin ülkeyi yönetmesini istemeyen ve bir an önce kışlasına dönmesini arzu edenler, bunun yolu olarak görmüştü anayasanın sorunsuz kabulünü… Bu da doğru; pek çok kişi için bir sebep de buydu.

Getirilebilecek başka gerekçelere ek olarak şunu da düşünmüş olamaz mı halkımız: “Bu anayasa her halükârda uygulamaya konulacak; ama şöyle ama böyle… Onu cılız destekli bir anayasa olmaya mahkum etmek yerine.. sonuçta herkesi bağlayacak bir metine dönüştürsek..” inceliğini?

O anayasa metnine her şeye rağmen ‘Hayır’ oyu vermiş biri olarak.. yüzde 92 oyu böyle algılamayı doğru bulmuştum.

Bu defa çok değişik bir durum var.

İktidar partisinin farkında olduğu ve anlaşılmasını arzu etmediği bir durum…

O durum halka iyi anlatılırsa.. daha derli toplu ve geniş kitlelerden destek görecek yepyeni bir anayasaya gidecek yol bile açılabilir.

Gerilimle değil ama, gerilimsiz.

ΩΩΩΩ

Şu görüntüler size anlatıyor:

 

24 YORUMLAR

  1. Türkiye’de herşey verildi
    Halka secme hakkı kadın hakları işçi hakları vs. Dolayısıyla halk hiç bir şeye kısmen 15 Temmuz dışında müdahil olamadı
    Tarihimiz,çevremizde olan olaylar tarafsız bir şekilde anlatilmadi Biz hep iman gücüyle karar verdik Bu güç ilahi de olabilir ideolojik de.Fikirlerimiz hep prangalıdır.. Belki geleneğimizde olan seyhe bağlılık iliskisindendir Kendimizi olduğumuz gibi göremedik Ya beş para etmez millet ya da kodumu oturtan Orta yolu bulamadık
    İnsanların hata yapma hakları var özür dilemek erdemdir Ama biz de özür dilemek gerekirse yorganı yakmak kültürü yok
    Kardeşim ister CHP li ol ister HDP ister AKP
    Köprü lazım mı destek ver okul cami her neyse biri yapacağım diyor öbürü yaptırmam diyor Bu mu muhalefet Baykal’ı dinledim
    Diğerlerinde. Konuşunca diyorsunuz helal olsun ne güzel konuşuyor Ama aynı Baykal 367 olayında da konuşuyordu öyle güzel inanmıştı ki.. Ne oldu halk seçti Cumhurbaşkanını.iki başlıklı Başbakanın dediği gibi çatal kazık.. Adam demiyor ki biz yanlış yaptık 367 hikayeydi.Simdi de aynı
    Sayın Başbakan teker teker çürüttü konuşmasını.. insan 70 75 yaşına gelip hala milim düzelmez mi.. Kardeşim çık kürsüye yada tv’de anlat… Baykal hatip ya meclisi feshetme yetkisini verirseniz beğenmedim der fetheder diyor ama kendini de feshediyor
    Demiyor.. Mutlaka olumsuz yanları da vardır
    Değişikliğin Anlat onları kardeşim koskoca proflar ve ileri düzeyde üniversitelerde eğitim görmüş insanlar kahvehanedeki vatandaş kadar uzaktan uzaklar
    Sizin yazınız vardı Siyaset melekeleri öldürüyor demek ki
    Sizde öyle sayın koru sizden de okuyalım deyin ki değişiklik şu. Şu olumsuzluk var şu olumlu olabilir …yok sizden de yok
    Biri diyor ki adam saltanat istiyor… Neden deyince çıt yok Biri diyor ki güçlü Türkiye istenmiyor neden deyince çıt yok
    Sorun aslında ne biliyormusunuz.. Bilen insanlar korkuyor Neden çünkü Avrupa ve ABD bizim yanımıza bunu bırakmaz diye neme lazım ne şiş ne kebap Yansıncılar
    Birde bunlar gitmez artık diyenler eski sistemden beslenenler Tabi yeni sistemde kendilerine yer bulanların derdi de aynı
    Sonuç kendi çıkarlarımız Kendi keyfimiz bozulmasinciyiz

    Son günlerde sık kullandığım sözü inanarak kendim ve milletim için kullanıyorum

    Kurt kışı gecirir ama yediği ayazı da unutmaz

    Bizde millet olarak kişi geçireceğiz ama ayazı da unutmayacağız
    Bu millete zerre kadar hizmeti olmayanlar milletin vicdanında yok sayılacak
    Göreceksiniz… Zor günler bekliyor olabilir Ama bu millet artık kolunu bacağını kaptırmayacak
    Selam ve dua ile

  2. Vekilleri atayan milyarla,r gösterilenlerin dışındakilerini hisleriyle bilmeye çalışıyor. Sonunda tek öğretici yaşamın deneyimdir. Sorun geliştirici, özgürleştirici bunları yaparken güvenlik oluşturucu biyolojik yasal sistemi bulmak; halka anlatmak; halkın desteğini sağlamak.

    Meclis çoğunluğuna yönelik cevaplar verilecekse örnek tutum ve net argümanların çoklukta yitip gitmemesine özen göstermek;Ak Partili vekillerin alacağı tutum ise sabırla bütün argümanlara, özlü, net, anlaşılır, alçak gönüllü , sabırlı cevaplar vermek.

    Gücün istismarını, yetersizliğin çaresizliğini ve diğer hususları millet mutlaka izleyebildiği kadar izlemesi sağlanmalıdır. Çünkü devletlerin tek kaynağı milletin aklı, vicdanı, bilgisi, özgürlüğü,yönetime katılımı,bireysel ya da kümesel hak arayışıdır.

    Özetle;
    La teşbih! Hafeze meleklerinden saklayamadıklarımızıı milletten de saklamayalım.

  3. Tüm maddelere anlam verebilirimde 18 yaşında seçilme yaşı ne demek oluyor. En az 40-45 yaşında insan hatta daha tecrubeli yetişkin olması gerek. Aklım almıyor ve bu düzenlemede bir tuzakmi var diye düşünüyoruz. O kadar yapılacak yasal duzenlede 18 yaş nerede sorun olduki ihtiyaç hissedildi.

  4. .. ”her şeye maydanoz olmak-oluyorsun..” gibi bu yazınıza yorum yazmayacaktım ama yazınızın sonuna eklediğiniz videoyu izleyince vazgeçtim.

    Bu güne kadarki gördüğüm en çirkef, en seviyesiz, en vahim en … bilmem ne Meclis görüntüsü. Oysa ki yakın zamanlar bu görüntüleri başka ülkelerin meclislerinde seyrederken, ülkemin ne kadar sınıf atladığını düşünürdüm.

    ”Gün ola devran döne”.. şimdi ülkemde daha elem verici bir meclis tablosuyla yeniden karşılaşınca, bu tabloyu bize armağan eden siyasetin hal-i pür melalini vurgulamaya gerek kalmadı. Şimdi bu tablodan çıkacak ‘sistem’ hangi derde deva olacak, ülkenin hangi sorununu çözecek. Ya da belki; bakınız bu kadar seçkin!-seçilmiş temsilciler konuşarak, mehabet içinde bir meseleyi halledemiyorlar ya.. iyi ya işte buna gerek kalmadan, tek bir kişi bizi idare etsin diyenlere haklılık payı..

    Bu kadar mı ama bu kadar mı? Çocukların bile arbedelerinde akl-ı selim bir grup olayı yatıştırır veya ikisinden biri geri çekilir.

    İşte tam da burada ”bırakın, milletvekilleri vicdan muhasebesi yapabilsin..” tavsiyenizin gereği, ne kadar muhalif milletvekili varsa sine-i millet desin.. Geri kalanlar gürültü-patırtının olmadığı bir Meclis sessizliği içerisinde belki vicdanlarının sesini duyarlar.

  5. Yakışan,vekillerin vicdanlariyle başbaşa bırakılmasıdır elbet..Mümkün mü? Hayır.
    Erzurum MHP.Milletvekili Oktay Öztür, “Evet oyu kullanmak içinize siniyor mu?” sorusun verdiği cevabı hatırlayalım:”Sinmese de zaruret”..
    Bu “zaruret” çok derin..”gerilim” çokyönlü trafodan kaynaklanıyor.
    “Kedidir kedi”! denilebilseydi keşke.
    Dün akşam meclisteki siyasi meydan savaşını gördükten sonra nasıl iyimser olalım?
    Şeytan orada tavaf yapıyor ve-veya yaptırıyordu.
    Burası”,millli iradenin tecelligahı” idi hesapta.
    Yüreklerin dört odasından biri şeytanın çalışma ofisi olmuştu adeta!..
    Yüreklerin sahipleri,bir milletin şeçkin “elitleri” sayılıyordu.

    Toplum,cambazlıklarla meşgulken,elinden neler gittiğini,ülkenin nereye gittiğinin acaba farkında değil mi?
    Kayalık adalardan çoktan vazgeçtik,Kıbrıs tehlikede beyler
    Bugünkü zirvede kaderi tayin edilmeğe başlandı.
    Seksen bin Rum Kuzey Kıbrısa geçmeğe hazırlanıyor.
    Kan ve can bahasına geri alınan topraklar,çizilecek haritayla 74″öncesine döndürülebilecek.
    Çok ta alışıp,kanıksandığı sanılıyorsa da,iç ve dış devasa problemlere katlanma; limitine doğru yükseliyor.
    Dolup taşmağa devam eden cezaevleri ve açığa almaları birkısmı hukukun rağmına yürüyor.
    Artan intihar vakaları ve aile dramları olağan sayılmağa evriliyor
    Özellikle ruh sağlığı bozulmuş,(kafayı yemiş) işsiz-güçsüz insanlardan kaynaklanabilecek komplikasyonlarının düşünülmeyişinin bedeli ağır olabilir.
    Ekonomik sıkıntılar sona kaldı
    Dertler sıkıntılar okadar yoğun ve ağır ki,açlık bile akla gelmiyor.

    Dert dava,varsa-yoksa,”TEK ADAM”sistemi dizaynı..

  6. Fehmi bey, hiç sendikal hareket içinde bulundunuz mu bilmiyorum. Ben birkez bulundum ayrıca da birkaç kez de sendikaların toplusözleşme görüşmelerinin sürecini gözlemledim. Sendikalarda genel olan durumu size anlatayım. kıssadan hisse derler. Toplusözleşme dönemleri geldiğinde işçiler arasında pekçok toplantılar, gruplanmalar, talepler hakkında görüşmeler olur. mutlaka her sendikada da muhalifler de olur. görüşmeler sürerken talepler epey artar. bunun bir nedeni pazarlık için biraz yüksek talep belirlemekse, bir diğer nedeni de, sendika yönetimi muhalefeti susturabilmek ve işçilerin kontrolünü sürdürebilmek için işçilerin taleplerini işverene kabul ettireceği algısı oluşturur. Toplusözleşme biter, işçilerde sendika yönetiminin kendilerini sattığı algısı oluşmaya başlar. çünkü süreçteki söylenenler ile sonuç aşamasında söylenenler arasında ciddi farklar olur. aşağı yukarı her toplusözleşme sürecinde de bunlar yaşanır.

  7. İnsanlar, 5000 sene önce devlet aşaması önceki hayatı yaşıyordu. Mezopotamya’da Sümerlerin kurduğu site devletleriyle devlet aşamasına gelindi. Devlet aşaması demek devleti kişilerle değil kurallarla yönetmek demektir. Kuralları krallar koyabilir, tek kişi koyabilir. Mısır’da olduğu gibi böyle yazılar böyle yapılar denenebilir. Bu yine devlet aşamasıdır. Demokrasi kuralların krallar tarafından değil halk tarafından konmasıdır. Bu aşama savunuluyor ama daha yeryüzünde uygulanamıyor. Hala kuralları halk değil ya Sermaye ya da silah koyuyor.
    Anayasada anayasanın değişmesi için kaliteli çoğunluk kuralı getirilmiştir. Grup kararının alınmaması kuralı getirilmiştir. Gizli oy kuralı getirilmiştir. Bunların hepsi denenmiş ve baskı ayyuka çıkmıştır. Şimdi yeni usul bulunmuş. Yeni seçime gideriz. Seçim kararı ekseriyet sistemi ile alınacağından milletvekilleri seçime gitmemek için evet oyu kullanacaklar. Demirel Erbakan’ı böylece devre dışı etmişti. Erbakan’ın seçim şartı Yılmaz’a güvenoyu sağlamıştı.
    Beş bin senedir insanlık kralların yaptığı yasalarla yahut doların veya silahın dayatması ile elde edilen seçimlerle yönetiliyor. Biraz daha böyle yönetilsin. Bana bunların hiçbirisi garip gelmiyor. Bana garip gelen; canhiraşane iktidarın geçirmeye çalıştığı Anayasa ne iktidar partisine ne de halkoyu ile seçilen Cumhurbaşkanının kendisine yarayacaktır. Onların aleyhinedir. Ben onun için karşıyım. Bugünkü şartlarda ben AK Parti’nin iktidarda kalmasını istiyorum. Halen Erdoğan’a alternatif bulamıyorum. Onların lehine olsa sesimi çıkarmam, zaten hukuk devleti olmadığımız için susarım belki de desteklerim. Gerek Olağanüstü Hal, gerek yeni Anayasa AK Parti’ye ve Muhterem Cumhurbaşkanımıza birer tuzak olduğu için bu kadar karşıyım.
    Başka husus ise bu yasa ile MHP tasfiye olacaktır. HDP de kalmayacaktır. İki parti kalacak ve bu iki partiyi Sermaye istediği gibi yönlendirecektir. Bahçeli kendisini garantiye almış olabilir. Kaydı hayat şartı ile AK Parti milletvekili olarak kalabilir ama diğer MHP milletvekilleri neye güveniyorlar?
    Ben size şimdi Kur’an’a ve tarihi bilgilerime dayanarak olacakları haber vereyim mi?
    Sermaye, CHP-AK Parti ikilisi kurdum derken dünyada Sermaye mağlup olacak ve Türkiye’deki iki partiyi etkileyemeyecektir. Türkiye’de üçüncü Parti olarak Adil Düzen Partisi çıkacak bu çatışmadan o yararlanacaktır. Onlar mekr yapar, Allah da mekr yapar. Allah’ın mekri en hayırlısıdır. Bu kavgalarla fazla ilgilenilmemeli, endişelenilmemelidir. Üçüncü bin yıl uygarlığı, gerçek demokrasinin, gerçek laikliğin, gerçek liberalliğin, gerçek sosyalliğin hukuk uygarlığı olacaktır. Kanun sistemi yerine içtihat sistemi, merkezi sistem yerine yerinden yönetim sistemi, ekseriyet sistemi yerine istişare sistemi, ateist sistem yerine inanç serbestliği sistemleri gelecektir.

    • SONUÇ:
      Onlar mekr yapar, Allah da mekr yapar.
      Allah’ın mekri en hayırlısıdır.
      *
      Bu kavgalarla fazla ilgilenilmemeli, endişelenilmemelidir.
      *
      Üçüncü bin yıl uygarlığı;
      – gerçek demokrasinin,
      – gerçek laikliğin,
      – gerçek liberalliğin,
      – gerçek sosyalliğin
      hukuk uygarlığı olacaktır.
      *
      – Kanun sistemi yerine içtihat sistemi,
      – merkezi sistem yerine yerinden yönetim sistemi,
      – ekseriyet sistemi yerine istişare sistemi,
      – ateist sistem yerine inanç serbestliği sistemleri gelecektir.

  8. Zerre miktarı kadar hayr ve şerr karşılıksız kalmaz. Her yaptığımız, yapamadığımız ve yapmadığımız şeylerinde hesabı var. Mensubiyetimiz ve tabiyetimiz bizi kurtaramaz. Aynaya kendimizi koymalıyız. Haksız edinimlerimiz ne olura olsun, (maddi ve manevi) bir başkasının hak gaspı olduğunun farkında olmalıyız.

  9. meclisteki gerilim referandum sürecine taşınmaz ise anlatabilecek yeterlilikte olanlar herkesin anlayabileceği ölçüde maddeleri anlatabilirler ise karşıt görüşte olanlar sağlıklı bir şekilde tartışabilirler ise halk elbette en doğru kararı verecektir. bunu bilen ana muhalefet tam da bu nedenle gerilim çıkarıyor ve bunu yayma çabasına giriyor…yine bu nedenle kan çıkar anarşi çıkar iç savaş çıkar diyor…neden insanların anlamasına izin vermiyorlar, özgür iradeleriyle oy kullanmasını istemiyorlar. muhalefet bu referandumda daha önce sahip olmadığı pek çok yardımcı kuvvete sahip…dolar, euro, terör örgütlerinin saldırıları, dış operasyonlar, AB gerilimi, ABD ile pyd ve fetö krizi, dış basında sürekli saldırılan cumhurbaşkanı daha sayayım mı…kendisinin ayrıca tansiyon yükseltmesine sebeb yok. sadece çıkıp doğru düzgün anlatacak. ama bunu yapmıyor, neden???

    • Sıra referandum aşamasına geldiğinde bunu yapacaklarına inanıyorum. Şu anda vatandaşta bu değişikliklerin kesinlikle kabul edilemez olduğu kanaatinin görsel hazırlığındalar.

      • kesinlikle kabul edilemez bir şey varsa o da hdp ile beraber miting yapmak atatürkün yanına Öcalan bayrağı koymaktır. umarım gezi yollarına sapmadan halka kendi anlayışlarını anlatma konusunda siz haklı çıkarsınız, benimse ciddi endişelerim var…

    • Didem hanim siz erkler birliğinden yanamisiniz. Erkler ayriliğindan yanami. Ve bir sorumda erkler birliğimi demokrasiden yana erkler ayriliğimi bu konudaki düşüncelerinizide yazarmisiniz.

      • yorumcu arkadaşım kağıt üzerinde güzel olan ne varsa gönül ondan yanadır. ama gerçekler başka. jeopolitik konumumuz ortada. müdahalelere açık bir ülkeyiz. bizim gibi ülkelerde yargıyı asla tam bağımsız bırakmazlar. ya siz kontrol edersiniz ya da birileri…
        yargının ( hatta medyanın ) bağımsız olduğunu sandığınız bir ülke varsa bu aralar film önermeleri çok revaçta… spotlight filmini izleyin.. AB nin kalbi .brüksel mahkemelerinin kararlarına göz atın…

      • Didem Hanım tam siyasi olarak açıklama yapmışsınız. Gönül bunu ister ama imkanı yok. Gönlün istediğini yapmadığınız sürece dışarıya açık olmaya devam edileceğinin farkına varmak gerekmiyormu. Biz ezelden beri müdahalelere açık haldeyiz. Asya Hundan başlayın günümüze kadar. Kimi zaman Çin olmuş kimi zaman Moğol olmuş şimdi Avrupa olmuş farketmez. Osmanlı Hakkı, Adaleti ve İlmi yücelttiğinde Dünya’ya hükmetmiş ne zamanki yakın kayırmaya, iltimasa vs. başladı o zamanda hasta adam oldu. O yüzden hukuku ve adaleti sağlayıp İlime önem vermemiz gerekir. Müdahalelere açığız diye hukuku geri plana atarsak daha çok müdahalelere açık hale geliriz şahsı kanaatim.

  10. okur yazar takımı neden halkın neyi neden yaptığına kafa yormazlar da kendilerinin doğru başkalarının fikrini değerli görmez. Biz okur yazar olmayan kesim işe bakarız yazıdan ve sözden pek anlamayız. o anayasaya evet diyen bir düdük sesiyle sokakların sükunetine evet dediler yoksa anayasada ne var ne yok bakmadılar. Yanlış da yapmadık.Şimdiki anayasa 1938 de yıkılmakta olan bir devletin anayasa yaparak ayakta kalmasına mı benziyor bunu söylemek yüreğimi yerinden hoplatıyor ama ne yapayım aklım söylüyor. Ülkede anayasa yokmuş gibi anayasa yapmak ne garip şey.

  11. Dilimizde nezaketin yerini öfke aldı. Toplumun ayarları bozuldu. Değerlerimiz alt üst oldu. Eskiden böyle durumlarda hiç olmazsa görünüşü kurtarmak için çaba gösterilirdi. Şimdi her şey bir mahalle kabadayısı tavrı ile göstere göstere yapılıyor. Böyle bir ortamda sakin kalabilene ne mutlu. İç ve dış politikada öfkeli söylemlerin yaptığı tahribatın sonuçlarını artık gözle görmeye ve cüzdanımızda hissetmeye başladık.
    Mevlana’nın aşağıdaki anlamlı sözleri günümüze çok uyuyor.
    „Öfke rüzgar gibidir, bir süre sonra diner ama bir çok dal kırılmıştır“

  12. Enerjimizi, mesaimizi tamamen birbirimizle didişerek geçiriyoruz.Şunun bir farkına varabilsek galip de biz mağlup da biz dolayısıyla kaybeden hepimiz. Gücü eline geçiren sıra bende diyor her şey mübah sayılıyor.Çünkü yapılan ve yapılacak yanlı işlerle ilgili okadar çok referans varki,her türlü gerekçe oluşturmak çok kolay. Bizim gerekçe olarak alacağımız kaynak belli, heva ve hevesimiz referansımız olmamalı. Zerre miktarı kadar hayr ve şerrin karşılıksız kalmaz.Her

  13. UZUN SÖZÜN ÖZÜ VE KISASI, FEHMİ KORU’NUN YAZISININ SONUNDA VAR;
    ŞÖYLE:
    “O durum halka iyi anlatılırsa..
    daha derli toplu ve geniş kitlelerden destek görecek yepyeni bir anayasaya gidecek yol bile açılabilir.”
    VE ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA DAHA:
    “Gerilimle değil ama, gerilimsiz.”
    *
    EVET…
    YEPYENİ BİR ANAYASA…
    VE…
    GERÇEK ANAYASA
    “İNSANLIK ANAYASASI”
    ÇÜNKÜ SORUN SADECE ÜLKEMİZDE DEĞİL
    BÜTÜN DÜNYADA VAR VE SORUN DÜNYA ÇAPINDA ÇÖZÜMLENMELİ…
    *
    Tekrar hatırlatıyorum…
    Bizim bu alanda yarım yüzyıllık İLMÎ ÇALIŞMALARIMIZ var…
    Şu ÜÇ KİTAP ile başlanabilir:
    Şimdilik üç kitap oldu.
    1.
    İNSANLIK ANAYASASI
    (Anayasa metninin kendisi; her madde ayet delilli).
    2.
    YENİ ANAYASAYA GEÇİŞ ÖNERİSİ
    (Basıldı ve milletvekillerine dağıtıldı!).
    3.
    İNSANLIK ANAYASASI KAVRAMI
    (Hacimli son yılların çalışması; matbaada).
    *
    Daha başka öneriler de var ama…
    Bugünlük de bu kadar!
    Selam ve dua…

  14. ZAYIF BAŞKAN ZAYIF TÜRKİYE DEMEKTİR!

    Bir grup ısrarla düzenlemenin zararlarından bahsedip duruyor. Üstelik bunu sanki iktidar birilerinin gözünden bir şeyler kaçırıyormuş, dahada kötüsü kendi keyfi kararına göre kimselere danışmadan yasalaştırıyormuş izlenimi yayılmaya çalışılıyor.

    Oysa bu doğru değil, AK partili Burhan Kuzu taa 80 lerdeki benim öğrencilik yıllarımdan beri savunur başkanlık sistemini. İki yıldır bu konu her düzeyde konuşulmadı mı? En sonda muhalefet partisi ile (MHP) madde madde aylar süren pazarlıkla bu konu meclise getirilmedi mi.

    En önemlisi de oylamalardan sonra halka sorulmayacak mı? En başta halkçı geçinen parti olmak üzere hani sizin halka saygınız vardır. Halkın katılımını-onayını yeterli görmüyorsanız daha hangi karanlık odakların onayını istiyorsunuz.

    Daha dün 440 el kaosa kalktı diyenler uzlaşmadan bahsediyor.

    Yazar “İktidar partisinin farkında olduğu ve anlaşılmasını arzu etmediği bir durum…” diyerek halktan kaçırılan bir durumdan bahsediyor. Söylese de biz de bilsek neymiş o durum. Kafalarda müphem işaretler bırakarak algı çalışması yapmak mıdır gazetecilik. Oylanan oylanmayan maddeler ortada “ey millet şu maddede senin çok aleyhine bir düzenleme var” dersiniz olur biter.
    “Kitlelerin geniş katılımından” bahsediyor yazar. AK parti ve MHP katılıyor, HDP ninde tabanı büyük ölçüde destekleyecek, geniş katılım daha nasıl olur. Yok ille de CHP den de onay alma merakı niye.
    CHP bu gün samimiyetini, halkı düşündüğünü ispat etmek istiyorsa daha önce mutabakata vardığı, altına imza attığı 60 maddeyi de getirsin genel kurula. Kapsamlı, derli toplu bir anayasa değişikliği olsun.

    Yapılan diğer bir algı çalışması da önceden yapılmış bir kamuoyu yoklamasına dayanarak halkın yapılan değişikliği bilmediği yaygarası, koca koca köşe yazarları söylüyor bunu. Bilmiyorsa yaz köşene, taşı tv programına bilsin kardeşim. Tabi AK parti teşkilatlarına da çok iş düşüyor burada, her yolla işin özü halka anlatılmalı. CHP ve yandaşlarının suyu bulandırmasına izin verilmemeli.

    Oysa düzenleme basit; Halk meclisle birlikte Cumhurbaşkanını seçecek, meclisten artık hükumet çıkmayacak, hükumetin bu gün ki yetkilerini Cumhurbaşkanı kullanarak devleti yönetecek. Meclisle Cumhurbaşkanı arasında kriz çıkarsa birbirlerine anayasa fırlatmak yerine en büyük hakem olan halka gidecekler. İşte Cumhurbaşkanının meclisi fesih yetkisinin aslıda budur.

    Son olarak şunu düşünmenizi diliyorum zayıf başkanlıktan kim nasıl fayda sağlayacak?

  15. Fehmi bey geriye dönüp baktığımızda her seçimde kavga ortami yaratip mahsunlari oynayarak milletden oy aldılar.
    Ellerindeki devlet imkanlarını oy uğruna har vurup harman savurdular.
    Zaten CHP de bunların gökde arayıp da yerde kolayca buldüğ bir parti olarak tamda bunların istediğ gibi hareket ediyor,ve ekmeklerine yağ sürmüş oliyor.Oysaki CHP ihtidar sarhoşluğu ile gözü dönmüş vijdanini çuvala koymuş milletın vekillerine kibarca ve tarafsız olarak gerçekleri anlatabilse içlerinde vijdan sahipleri kendi kendilerini sorgular belki doğru yolu bulurlar.
    Ya biz millet olarak kendimize düşen sorumlluğumuzu biliyormuyuz? O verdiğimiz oylar ile başımıza tac yaptıklarımızın Türkiyeyi ne hale getirdiklerini görmazden gelerek onların hatalarına kalıp bulabilmek için elimizden gelen fedakarliklar yapip tabırı caizse politikacılara kol kanat gererek vatani milleti onlarin refahi ve mutluluğu için feda ediyoruz. Hayret yediyüz yıllık bir devlet geleneğinden gelmiş bir millet olarak balık gibi oltaya nasıl bu kadar kolay takılıyoruz.
    Türkiyenin herşeyi dört dörtluk hiç bir sorunu yok hergün bombalar patlamiyor gencecik bedenler kara toprağa girmiyor herkesin karnıda tok tek bir derdi var oda başkanlık sistemi. Zaten millet oy vermese bile 3 miliyon Süriyeliyi vatandaş yaparak bunuda hallederler o zaman gel kefim gel.
    Ati alan Üsküdari geçmeden
    Sayın Koru birde bu Süriyelilerin vatandaşlığını tartışmaya açsa iyi olur.
    İki gun önce C.B.Suriyelileri vatandaşlik verileceğini söylediği bir haber okudum.

  16. Belli bir oy potansiyelini aşmış siyasi partiler içinde marjinal siyaset yapma geleneği CHP içerisinde devam ediyor. Bu gelenek milletvekilinin yerini büyük ölçüde garanti altına alıyor olsa da, partisi belli yüzdeleri aşamıyor. “Ben muhalefette kalacağım, iktidar olmak gibi bir derdim yok” diyorsa siyasi parti; bu doğru bir yöntem.
    “Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” diyen Akif doğrusunu söylememiş mi? Güzel ve geçerli bir metot bence.
    Doğru bir plan ve programınız var ise; zamanın anlayışına uygun bir dille onu insanlara aktarabilirsiniz. Ya da yanlış işler yapmaksa niyetiniz; yılan gibi kıvrak bir diliniz olmalı yoksa nasıl kandırırsınız milleti?!

YORUM YAP