Ülkeleri ayakta tutan kurumları.. kurumları ayakta tutan da itibarlarıdır..

28
Yuksek Secim Kurulu (YSK) Baskani Sadi Guven

Referandum sürecinde beni en çok rahatsız eden gelişme.. referandum olup bittikten sonra.. ülkemize referandumu izlesinler diye bizim tarafımızdan çağrılmış.. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından hazırlanmış önrapor yüzünden yaşandı.

Özellikle de raporun şu cümlesiyle:

“YSK’nın mühürsüz pusulalar hakkındaki kararının önemli bir güvenceyi ortadan kaldırdığını ve kanunla çelişkili olduğunu söyleyebiliriz.”

26 ayrı ülkeden çok sayıda gözlemcinin ortak raporundan bir cümle bu.

O rapora ‘başkan’ sıfatını haykıran kitlelere artık itiraz etmeyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarzı bir cevap vermek elbette mümkün. Şöyle karşı çıktı Cumhurbaşkanı Erdoğan:

“AGİT diye bir örgüt var Avrupa’da. Şimdi bunlar kendilerine göre bir rapor hazırlıyorlar, ‘Türkiye’deki seçimler şöyle olmuş böyle olmuş.’ Önce haddinizi bilin haddinizi. Sizin hazırlayacağınız o siyasi içerikli raporları, biz ne görürüz, ne duyarız, ne biliriz. Biz yolumuza devam ederiz.”

Denedim, böyle bir cümleyi söylemek de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından dinlemek de insanın içinin yağını eritiyor, bayağı rahatlatıyor…

YSK sayesinde seçimlere şaibe düşmemiştir

Ancak o ve benzeri raporlar bizler için yazılmıyor; Avrupa ülkeleri ve ABD, grubun 15 gün içerisinde açıklanması beklenen esas raporundan sonra tavır belirleyeceklerini açıkladılar…

Daha önce çıkan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Avrupa Parlamentosu ve Venedik Komisyonu gibi Avrupalı kurumların Türkiye raporlarını biz çöpe attık; ancak bizim çöpe atmamız onlara itibar eden ülkeler, kurumlar ve şirketlerin bize bakışını olumlu hale getirmedi.

Raporlar onlar için yazılıyor.

Türkiye’de 1876 yılından beri seçim yapılıyor, ara sıra halkın görüşünü almak için referanduma da başvuruluyor. Bugüne kadar yapılan seçimlere –1946 genel seçimi hariç– şaibe karışmadı…

“Çöplükte oy pusulası bulundu” türü yaveler duyuldu duyulmasına, ancak kimse o iddialara itibar etmedi.

Yüksek Seçimi Kurulu (YSK) sayesinde…

Anayasa’nın 79. maddesi düzenliyor YSK’yı: Kurul hepsi de yüksek yargı kurumlarından seçilmiş 7 asil ve 4 yedek üyeden oluşuyor. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay tarafından kendi üyeleri arasından seçiliyor.

Sessiz sedasız işini gören saygın hukukçuların içinde yer aldığı bir kurul YSK…

Kendisini tam ortasında bulduğu YSK’ya yönelik tartışmalar insanı kahrediyor.

‘Bıçak sırtı’ sonuçlanması beklenen bir referandumda.. yasasında yer alan.. YSK’nın da referandum öncesi yayımladığı yönetmeliğine aynen geçirdiği bir kuralı.. üyeler bir araya gelmiş ve..

“Uygulamayacağız” kararını vermiş…

Emin olun.. CHP’nin yönelttiği itirazlardan.. kural değişikliği yüzünden referandum sonucunun değiştiği iddiasından.. hatta AGİT ön raporundaki o cümleden.. bunların hepsinden daha fazla insanı acıtan.. bu görüntüdür.

Yapılması gereken

YSK başkanı gece yarısından başlayarak kamuoyunu bilgilendirme çabasına girdi; muhabirlerin karşısına çıkıp kararlarını hararetle savundu… Ancak, nasıl olup da yasaya rağmen öyle bir karar alabildiklerine dair tek satırlık bir açıklama gelmedi.

“Daha önce de benzer kararlar alındı” gerekçesini yeterli saydı YSK başkanı…

Oysa 2010’da değişen yasadan sonra o yolda tek karar alınmadığı gibi.. 2014 yılında yapılmış bir itiraza.. aynı YSK.. yasayı gerekçe göstererek.. olumsuz cevap da vermiş…

Bu bilgiler mi yanlış yoksa?

Yanlışsa.. bütün kuşkuları giderecek bir açıklamaya ihtiyaç var; bu defa YSK başkanının tek başına değil, diğer 6 üyeyi de yanına alarak yapacağı açıklamaya…

Kurumun itibarı açısından bu önemli.

Ülkeleri güvenilir kurumları sırtında taşır

Her yılın sonuna doğru yapılan kamuoyu araştırmalarında geleneksel olarak o bölüm de yer alır: ‘Kurumların güvenilirliği’ bölümü…

Zaman içerisinde kurumların itibarı değişebilir; itibarı hep yüksek kalması her ülke için önemli olan kurum yargıdır ve yargıyla irtibatlı YSK gibi kurumlardır. (Kurum başkanının soyadı da ‘Güven’).

Seçimlere de –tabii referanduma da– en ufak bir gölge düşmemelidir.

Çocukluğumuzdan beri işitegeldiğimiz Mimar Sinan hikâyesini YSK üyeleri de biliyor olmalı.

Hani, Selimiye’nin inşaatı bittikten sonra, bir çocuğun, “A, bu minare eğri” demesini Mimar Sinan ciddiye almış, minareyi düzeltmeye yarayacakmış gibi çocukların gözü önünde çalışanlara halat çektirerek o iddianın yaygınlaşmasını önlemiş… Manzaraya bakıp ne olduğunu anlamakta zorlanan yakınlarına da, “Bunu yapmasaydık eserimize gölge düşerdi” demiş ya Koca Mimar

İtibarlı kurumların itibarını gözümüz gibi korumalıyız.

ΩΩΩΩ

28 YORUMLAR

  1. Mühürsüz pusulalar geçersiz sayılsaydı da Kemal bey “geçmişte yapılmış bir uygulama şimdi yapılmayarak, sandık müşahitleri önünde sayılıp tutanak altına alınmış oyların geçersiz kılınması yüzünden referandumu kaybettik” diyecek idi. Yoksa Kemal beyin elinde tutanaklar var ve tutanak tutanak bile nerede ne problem varsa söyleyebilir. kaldı ki o da biliyor 1.350.000 seçmenlik bir farkı manipüle etmek için yarı yarı olan bir yarışta sandık başına 350 kişiden kabaca 7000-8000 sandıkta hile yapmak, en az 25.000 ile 30.000 arası (ki bunların en az 7000-8000 kişisi muhalif olacak) sandık görevlisi bulup bunları hırsızlığa ve onursuzluğa ikna etmek yetmedi bir de bunların hepsinin bunu gizli tutmasını sağlamak gibi akla ziyan realitesi olamayacak bir işe girişmek gerekecektir.
    İşin bir diğer tarafı ise hırsızlık nasıl büyük bir onursuzluk ise elinde delil, belge olmadan, hatta siyaset yapmadan yapılacak dürüst bir değerlendirmeyle dahi elle tutulur bir şüphe bile olmadan, 500.000 den fazla insanın görev aldığı üstelik de bunun 150.000 den fazlasının CHP nin kendi sandık müşahidi olduğu bir ortam da seçimler de hile var, şaibe var ben bunu avrupaya kadar şikayet ederim demek de bence bir o kadar onursuzluktur.
    Benim için acı olan 20 seneden fazladır köşe yazıları, TV programları ve kitaplarını takip ettiğim öngörülerine çok güvendiğim, Şahsiyeti hala benim için çok kıymetli olan ve kendi düşünsel hayatıma katkılarını asla inkar etmeyeceğim Fehmi beyin bir süredir bu ve benzeri olaylarda ki yanlı tutumudur. Muhalif olmak başka bir şeydir ve benim nezdimde saygındır, yanlı davranmak başka bir şeydir. Fehmi bey size yakışan sizin gibi düşünmesem de muhalif olmakdır yanlı olmak değil.
    Siz de çok iyi biliyorsunuz ki 2010 dan önce de mühür vurma şartı var idi ve YSK dün de bugünde ıslak imzalı tutanaklara güvenerek halk iradesini korumak adına bu kararı verdi. Diyebiliriz ki burada bir beceriksizlik var ama seçimi etkileyecek bir suistimal yok. Sistemi bilen her kim aksini söylüyorsa tutanak ve sandık numaralarıyla bunu ispatlamalı
    aksi halde bunu söyleyen açık bir manipülasyon yapmış olur.
    saygılarımla

  2. Öncelikle hayırlı uğurlu olsun. Bu oranı tahmin ediyordum çok sakin Bir seçim oldu. Ama Ak partiye uyarı geldi önümüzdeki ilk seçimde Ak partinin işi zor.. muhalefet oyları artiyor.. Bence çok iyi oluyor çünkü istiyorum ki adam akıllı muhalefet olsun hukumetin açıklarını bulup kamuyla paylaşsın. Cumhurbaşkanının toplumu kucaklayıcı mesajlar vermesi lazım. Artık bizi uçurmasi lazım :).. Bakalım mevlam görelim neyler neylerse güzel eyler..

    YSK nin kararı… Ya kardeşim sandık başında partilerin temsilcileri yok mu var? İmza attirmiyorlar mi atıyorlar ee olmaması lazım ama oldu. Ati alan Üsküdar i geçti :)..

    Evet eğer bu yorumlarimızı devlet büyüklerimiz okuyorsa lütfen şu mağdurları bir an önce ozgur bıraksınlar gazetecileri ozgur biraksinlar yazık bu ayıptır.

  3. Nurettin Mahmutoğlu
    Sayın F. Koru Bey’in düşüncelerini inceledikten sonra yapılan yorumlara bir göz gezdirdim. Bu mükemmel yorumların yapılmasını sağladığı için Sayın F. Koru Bey’e teşekkür ediyorum.
    Eğer seçimlere şaibe katılmasına sebebiyet veren, görevini kasıtlı olarak ihmal eden sandık kurulları ve kamu görevlileri varsa “evrakta sahtecilik” gibi suçlardan kamu görevinden alınma, 2-3 sene hapis cezası verilmesi gibi kuralların uygulanmasından kaçınılmamalıdır. Bu bakımdan, suç işleyen sandık kurulu üyelerinin savcılarımız tarafından gerekli işlemlerin yapılması için SEÇİM HİLELERİNİN bildirilmesinin ve İTİRAZLARIN yapılmasının yararı vardır.

  4. Sosyal medyada,2015 Yılında CHP ve HDP’nin,seçim kurullarına,mühürsüz zarfların
    GEÇERLİ sayılmasına,iptal EDİLMEMESİNE dair müracaat dilekçeleri paylaşılıyor. Gerekçe aynı bizim de sabahki
    yorumumuzda ifade etmeye çalıştığımız
    gibi: Sandık kurulunun ihmalinin cezasını
    vatandaşa çektirmemek.

    Önemli olan işin özüdür.Burada işin özü
    hile yapılmamasıdır.Sandık kurulu üyeleri
    zarfların kendileri tarafından mühürlenmesi
    gerektiğini bilmiyor veya unutmuş olabilirler.
    Neticede bunlar uzman kişiler değiller.
    (Her ne kadar kendileri bilgilendirilseler de)
    Bu zarflarla vatandaşlar oylarını kullandıklarında herhangi bir hile yapmış
    olmuyorlar.Bu zarfların içinde hayır oyu
    da var,evet oyu da.Ve olay,Ak Partili,CHP’li,
    MHP’li,HDP’li sandık kurulu üyelerinin huzurunda cereyan ediyor.Bu durumda
    zarflar mühürsüz diye,vatandaşların oylarının
    iptal edilmesi zarfların formalite bir mühürden yoksun olmasından daha büyük
    bir haksızlık olmaz mı?Üstelik zarfların YSK
    tarafından bastırılan zarflar olduğu da sabitken.

  5. İkinci Cihan Savaşı bitince Sermaye dünyayı ikiye ayırdı, sosyalist ve kapitalist ülkeler olarak. Türkiye’yi sosyalist ülkelere bırakmak istemedi. İnkılaplara sadık kalmak (dinsiz kalmak) şartı ile Türkiye’yi kapitalist ülkelerin içine aldı. İsmet İnönü Sermaye’nin bu kararını fırsat bildi ve demokrasiye geçmek üzere Şemseddin Günaltay’ı başbakan yaptı. Nihat Erim ile Kasım Gülek de kabinede idi.
    Şemseddin Günaltay hile yapılması mümkün olmayan bir seçim kanunu hazırlattı. Erim ve Gülek karşı çıktılar. Günaltay “Bu kanun geçmezse başbakanlıktan istifa ederim.” dedi. İnönü, Günaltay tarafını tuttu ve sonunda seçim kanunu hazırladı.
    İlk defa 1950’lerde uygulanan bu kanun hala yürürlüktedir. Yapılan değişiklikler yapısını bozmamıştır. Türkiye’de bu seçim kanunu varken ancak çok az hile yapılabilir. %1’ler civarında etki edebilir.
    Mühürsüz zarfın sayılması şeklen kanuna uymayabilir. Sonuca da %1 civarında etki edebilir. Bıçak sırtında olan bir seçimde sonuçlar değişmiş olabilir. Ne var ki sonuçların ‘Evet’ veya ‘Hayır’ olması fazla önemli değildir. Önemli olan Sermaye’nin halkın oyuna %10’lar civarında etki edebilmesidir. Bu seçimde etmiştir. Sermaye’nin dolarları olsaydı ‘Evet’ler %40’ın altında olacaktı. Ne var ki buna Erdoğan’ın etkisi de %10 civarındadır.
    Erdoğan ve Bahçeli bunu niye yaptılar? CHP Anayasa Mahkemesi’ne niye gitmedi? Bunlar henüz aydınlanmış değildir. Şu anlaşılmıştır ki, eğer devletler sıkı dururlarsa Sermaye’nin yapacağı bir şey yoktur. Sermaye dolarları ile halkın üzerine etki edemiyor. Yöneticiler hala gaflet içindeler ve yanılıyorlar.
    Sermaye Türkiye’deki parti yöneticilerine vaatlerde bulunmuş ve tehditlerde bulunmuş hemen hepsi ‘Evetçi’ kesilmişti. Yüksek Seçim Kurulu’nun aldığı kararın çoğu Anayasa’ya aykırıdır. Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002’de milletvekili sayılması, hukuki mantığa aykırıdır. Recai Seçkin’in, Cemal Gürsel’in dayatmasına verdiği cevap vardır. “Yüksek Seçim Kurulu’nun verdiği karar kesindir. Ne kendisi ne de başkası değiştirebilir”. Hele sonra milletvekili mazbatasını verdikten sonra ondan sonra müdahale Yüksek Seçim Kurulu’na ait değildir. Ondan sonra normal mahkemeler yetkilidir.
    Sonuç olarak oylama berabere bitti. AK Parti’nin Adil Düzen’i getiremeyeceği belirlendi. Adil Düzen’in gelmesi biraz daha ertelendi. Adil Düzen çalışanları şimdilik siyasetten uzak durmalılar. Sadece oylarını içtihatları ile kullanmaları gerektiği oryaya çıktı.

  6. Avusturya Anayasa Mahkemesi, 2 Mayıs 2016 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini, hileyi önleyecek hukuki mevzuata uyulmadığı gerekçesiyle iptal ederek tekrarlanmasına karar verdi. Hile yapıldığına dair herhangi bir işaret olmamasına rağmen, mahkeme, neticeyi etkileyecek kusurlar olabilirdi diyerek bu kararı erdi. Mahkeme sözcüsünün aşağıdaki benzer açıklaması bir hukuk dersi gibi…

    VfGH ✔ @VfGHSprecher
    Wenn die Verfehlungen auf das Ergebnis von Einfluss sein konnten, ist unerheblich, ob Manipulationen stattgefunden haben. #VfGH #bpw16
    12:16 – 1 Jul 2016
    http://www.tagesspiegel.de/politik/bundespraesidenten-stichwahl-annulliert-fpoe-setzt-wahlwiederholung-in-oesterreich-durch/13816124.html

  7. İnsanların itibarlı tercihlerini yok sayarak kurumların itibarını koruyamazsınız. Kurumun itibarından önce milletin itibarı gelir…

  8. benım adım veya soyadımdaki tek nokta yanlış ıcın olmaz kardesım kanun bu düzelt de gel dıyen devlet apaçık bır kanun ıhlalıne olur böyle vakalar dıyebılıyorsa ben bu referandumun sonuçları için tek bırsey derım.. mıllet hayır.. devlet evet demıstır…

  9. Ben YSK’nın aldığı kararın az bir farkla HAYIR çıkma ihtimaline karşı alındığı kanaatindeyim. Zira kendi kanunlarının amir hükmüne rağmen (ki daha önceden aynı karar alınmış olması bir yanıltmadır zira kanunun ilgili hükmü daha sonra çıkmış ve kesindir) böyle bir karar almaları sadece ve sadece kasıtlı olabilir. Çoğu zaman olduğu gibi bir GÜNAH KEÇİSİ gerekiyordu. Ama anlaşılan Takdir-i Huda (C.C.) farklı tecelli etti. Sayın Fehmi KORU’nun dediği misal.. millet, Sayın Erdoğan’ın eline, pimini çekip bombayı verdi.. atsa atamaz, satsa satamaz.. işi bu saatten sonra çok zor.. %35 oyla meclisin 3’te 2’sini alabiliyorken, şimdi %49.99 alsa para etmeyecek.. ne mazeret ne Günah Keçisi.. onlar da uçtu gitti artık.. millette ev alıp ekonomiyi sanal canlı tutacak para da kalmadı.. Özetle “Yandı gülüm keten helva”…

  10. YSK kendi itibarına ve güvenirliğine gölge düşürmüştür. gerçek bu. insanların aklıyla dalga geçmekten başka bir şey değil. kendi koyduğu kanuna ve genelgeye aykırı karar vermiştir. ama neticede nasılsanız öyle yönetilirsiniz. kimseye kızmaya hakkımız yok

  11. Bence çok güzel bir seçim geçirdik Allah cc Vatanımıza milletimize ve Ümmete hayırlar getirsin.

    Öncelikle Ysk yaptığını doğruda bulabilirsiniz yanlışta keşke böyle birşey yaşanmasa idi
    ama yaşandı
    Şimdi kendi başımdan geçeni aktarayım sabah saat 7.55 te sandık başına gittim 1 dakika kala zarfları mühürlemeye başladılar ve ben oyumu kullanmak için içeri girdiğimde oy pusulası mühürlenmemişti alel acele birtane mühürleyip verdiler ve oyumu kullandım
    Oradakilerin hiç birini tanımıyordum şimdi bana muhürsüz zarf yeya oy pusulası verildi diyelim buda geçersiz sayıldı oradaki 5+ 1 görevli kişilerin ihmali nedeniye benim oyum niye geçersiz sayılır bir hile ve kasıt yoksa artı oradakiler benim hangi istikamette oy kullandığımı bilmiyorlarki o zaman bana ve benimgibilere yazılk olmayacakmı hak olmayacakmı ?
    Mesela şöle birşey olsa K Kılıçtaroğlu na senin atığın oyu geçersiz sayıyoruz sana verilen zarf veya oy pusulası mühürsüzdü deseler ne yapardı?Koskoca bir yazar yanlış oy kullandım diye ortalığı birbirine katarken başka birkişinin doğal hakkını nasıl iptal etme yoluna dersiniz anlamıyorum .

    2.5 milyon oy diyorlar muhalifler sanki bunun hepsinin hayır gibimi değerlendiriyorlar bukadarda abartılmaz sanki saydınız öyleyse siz bunu biliyormuydunuz?
    AGT Dediğiniz kurumun raportorü pkk gösterisinde boy gösteriyor artı Avrupanın bazı ülkeleri ordaki vatandaşlarımıza Evet oyu kullanan bu ülkeyi terk etsin diyormuş doğruysa ozaman bunların raporları na nasıl itibar edeceğiz.

    Allah cc bizlerin basiretini açık etsin yanlışa düşmekten muhafaza etsin…

    • Peki 5 dakika geç kaldı diye sınava alınmayan insanlar? Onların emekleri ne oldu? Yoksa sizin için önemli olan sadece sizin emekleriniz mi? Kurallara uyacak mıyız uymayacak mıyız? Eğer pusulaları mühürlemeyi bitiremedilerse, siz neden beklemediniz? Ama asıl soru şu: Açıkça söyleyin lütfen, kurallara uyacak mıyız uymayacak mıyız? Bilelim ona göre davranalım.

  12. Bunlar da,BAŞKA TÜRLÜSÜNÜ YAPTILAR,”şuyuun,vukudan beter”olduğunu önlemek için:MİNAREYE KILIF UYDURDULAR..Minarede sıkıntı yok;Fe sübhanallah!..
    Bir aylık ek görev(!) bitimiyle TBMM.tekrar mesaide..Grup toplantılarında Bahçeli ve Başbakan Yıldırım”ın konuşmalarının bir bölümünü dinleyebildikten sonra kafam ve parmaklarım karıncalandı.
    Atı alan dereyi de “Üsküdarı da geçti”Yaya kaldınız eyy tatar ağası muhalifler.
    Özümsediği GÜVEN le,müsemma olmuş kişiye mi inanacağız,sizlere mi?Hadi canın siz de!..

  13. “Daha önce de benzer kararlar alındı”

    Bu cümleye iyi bakalım.İleri de Ak Partiyi, muhafazakarları ve bugünlerde haksızlıklara karşı ses etmeyenler kişileri en çok etkileyecek ve de -her ne kadar üzücü olsa da- en çok yaralayacak cümle budur.

    Neden mi?

    Öncelikle ortada anayasaya ve kanunlara rağmen hiçbir açıklama yapılmadan,suçluluğu dahi söylenmeden,kanıtlanmadan atılan insanlar var.ve yarın bir gün -Allah korusun- bir başkası gelip de hem şimdi işe alınanları hemde kafasına göre milleti işten çıkarınca söyleyeceği cümle malesef budur.

    Ortada kanunlara rağmen bırakın Fetönün şirketlerini,bazı kişilerin AİLE şirketlerine dahi hukuksuzca el konuldu ve kayyum atandı.Peki yarın bir gün biri çıkıp bir bahane ile şirketlere el koyduğunda kayyum atadığında söyleyeceği cümle ne?Yine maalesef yukarıda ki cümle…

    Ortada milletin kaderini değiştiren bir referandum var.Adı üstünde referandum halka sorulan ve sonucunda milletin vereceği karara göre saygı duyulması gereken bir seçim.Haliyle Evet çıktı ve buna herkes saygı duymak zorunda.Ama burada Sayın Koru,Mimar Sinan örneğiyle mükemmel bir örnek vermiş.Önemli olan burada milletin aklına kuşku düşürmemek ve gelecek nesillere de bu referandum ile alakalı kafasında hiç ama hiç kuşku bırakmamak.Peki bu oldu mu?Malesef Hayır…Sebebi? maalesef yine yukarıda ki cümle…

    “Daha önce de benzer kararlar alındı”

    Şimdi bu cümleye tekrar bakalım ve ileride -tekrardan Allah Korusun- birileri de haksız yere bir şeyler yapıp bu cümleyi de akabinde sarf ederse,şimdi bu cümleye itiraz etmeyenlerin de sesini çıkartmaması ve haliyle mağdur sıfatına bürünmemesini dilerim.Çünkü emin olun bu cümleye bugün itiraz edenler olarak bize de o zamanlar söylenecek,savunulacak tez kalmaz.Ağzımızdan -her ne kadar vicdanımız sızlasa da- ”evet daha önce de benzer kararlar alınmıştı” demekten başka bir şey çıkamaz.
    (Hatam varsa affola)

    Selametle…

  14. Ziya Paşa, Terkib-i Bend’in de şöyle diyor:

    En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun,
    Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?

    Türkiye’nin demokrasisi, hukuk devleti, ekonomisi, eğitim kalitesi, yolsuzluk durumu, iş yapma kolaylığı, basın özgürlüğü ve en son da seçimlerinin güvenliği hakkında son yıllarda yayınlanan hiçbir uluslar arası rapor olumlu olmadı. Yıllara göre bakıldığında 2002’den sonra iyileşen göstergelerin 2012 yılı sonrasında bozulduğu gözüküyor. Özellikle de son senelerde her geçen yıl bir önceki yıldan bariz bir şekilde daha da kötü oluyor.

    Türkiye ise hep aynı şekilde tepki veriyor ve onları tanımadığını söylüyor. Ters yöne giren Temel gibiyiz. Radyodaki “dikkat dikkat bir otomobil otobanda ters yönde ilerlemeye çalışıyor” anonsunu duyduktan sonra “ne biri; hepisi hepisi” diyoruz.

    Aldığımız kötü eğitim ve zihin kodlarımız asla “nefis muhasebesine” müsait değil. Komplo mantığı ile hep söylenenlerin kötü niyetle söylendiğini düşünüyoruz ve yolumuzu değiştirmeden ilerlemeye çalışıyoruz. Söylenenlerin gerçeğin bir kısmını barındırdığını bile düşünmek istemiyoruz.

    Böyle gidersek maalesef felaketler bizi bekliyor.

  15. Evet. Henüz oylar sayılmaya başlanmadan alınan bu karar belli bir tarafı kayırmaya yönelik olmayıp, net bir şekilde seçmeni ve onun tercihini korumaya yöneliktir. O zarflardan Evet de Hayır da fazla çıkmış olabilir. Üstelik mühürsüz olmasına rağmen filigram ile bu zarfların sahte olmadığı, başka yerlerde içleri doldurulup sandıklara atılmadığı tespitli. YSK Başkanının bilgilendirici açıklamaları gayet net ve ikna edici. Başka açıklama yapılsa yeni ne söylenebilir bilemiyorum. Yeni anayasa maddeleri ülkemize ve milletimize hayırlı ve bereketli olsun diyorum.

  16. YSK nın yaptığı yanlış bir uygulamadır kanunlarda ne yazıyorsa onu uygulaması gerekirdi hangi tarafın kazandığı önemli değil milletin istediği olurdu herkeste gönülden saygı duyardı ama şimdi maalesef bu olmadı bazılarının aklında şaibeli olarak kaldı

  17. Sonuçlar beklediğim gibi. Evet çıksın istedim.Ama beklentinin altinda bir oran olsunki hatalar görülsun. Çıkan tablo tamda bunu gösteriyor. Evet vermiş biri olarak şu anki beklentim öncelikle magduriyetlerin giderilmesine yönelik çalışmaların hız verilmesi, kurulacak komisyonunun üye sayısının artirilip bir an önce faaliyete geçirilmesi, hukumet etrafına odaklanmış çıkar çevrelerinin bir an önce temizlenmesi. Allah Cumhurbaşkanimizin, samimi halis niyetli destekcilerininin ve bizlerin yardımcısı olsun.

  18. dünkü yorumumu yine göremedim. genellikle aynı saatlerde yazanlardan 18-24 saat sonra yayınlanıyor. özel bir ilgi görüyor mu bilemiyorum. dolayısıyla dünkü yorumdan başlayayım. bence herkes için iyi bir sonuç çıkmıştır. ne akp yi şımartacak bir evet ne de hayır grubunu ezecek bir hayır çıkmamıştır. oranı yorumlarımda da yazdığım gibi evet oyu kullanan kürt seçmenler ağırlklı olarak belirlemiştir. bu durumda herkes yeni sisteminde iktiza ettiği gibi anlaşmak uzlaşmak zorundadır. o halde bu bölündü bölünme gibi hepimizin hassas olduğu lakırdılar neden dile getirilir…amacı nedir…15 temmuz sonrası artık kullandığımız dile dahaçok dikkat etmemiz gerekmez mi.
    YSK meselesine gelinirse sandık başı seçim kurulları mühürlemesi gereken zarfları mühürlememiş. neden. hem eğitimi verilmiş hem seçim sabahı mesaj gönderilmiş. bu kadar önemli biri iş neden yapılmaz. bunu yapmayanlar hakkında soruşturma açılması gerekir. belli ki burada bir iş var. zarflar kurumun zarfları ve adetleri belli. mühürsüz zarfların olması demek eksik zarf olması demek gelen seçmenin oy kullanamaması anlamına geliyor değil mi eksik zarf. bu nasıl çözülebilir bu durumda. oradaki parti ileri gelenleri de durumu kabul etmişler şimdi neyin itirazı yapılıyor .belki yapılması gereken yapılmıştır belki yanlış yapılmıştır. mahkemelerin çözmesi gerekir elbette. referandumun üstündeki gölgeler kaldırılmalıdır. karışıklığın failleri de bulunmalıdır. sonuç neyse odur.

  19. CHP kaybettiği her seçimde bu tür itirazları yapmıştır. Kaybettiği her seçime şaibe bulaştırmaya çalışmıştır ama bulaştıramamıştır. Çünkü ortada bir sahtecilik olmadığını kendisi de bilmektedir. Zira oy zarflarını mühürlemeyen sandık kurulu üyeleri arasında CHP temsilcisi de var.

    Oy pusulası ve oy zarflarını YSK özel olarak bastırmaktadır. Sıradan zarflardan farklıdır. YSK mühürsüz zarfları incelemiş ve kendi bastırdıkları zarf olduğunu tesbit etmiştir. Üzerine mühür basulması pek basit bir usul işleminden ibarettir.

    Ben şundan eminim: YSK mühürsüz olan bu zarfların kullanıldığı oyları geçersiz saysa idi CHP bu kez şöyle itiraz edecekti: Bu zarfların içindeki oyların çoğunluğu hayır oyu olduğu için iptal edilmiştir! Vatandaşın oy kullanma hakkı elinden alınmıştır!

    Sandık kurulunda Ak Parti, CHP, MHP, SP gibi partilerin temsilcilerinin bulunması, olayın hepsinin gözü önünde cereyan etmesi, sandıklar açıldıktan sonra kime ne kadar oy çıktığına dair hepsinin imzasını taşıyan tutanaktan her birine birer adet verilmesi seçimlerde hileyi imkansız kılmaktadır.
    Öyle ki her parti seçim sonucunu kendisi rahatlıkla hesaplayabilir.

    Oy zarflarının mühürlenmesi gerektiğine dair kural 2010’dan önce de vardı. Ama buna rağmen YSK geçmiş seçimlerde mühürsüz zarfları geçerli saymıştır. Bu karar yanlış bir karar da değildir. Vatandaşın oyunun heba olmamasını sağlamaya yöneliktir.

    Son bir şey daha: 2017 Referandumundan hayır sonucu çıksaydı CHP gene itiraz eder miydi? Elbette itiraz etmezdi. Böyle bir konu AGİT raporuna da mümkün değil girmezdi. Maksat bilinçli olarak kafa karıştırmak.

    Mesele mühürsüz zarf değil, hala anlamadınız mı? diyerek yorumumu bitiriyorum.

    • Aynı YSK, 2014 yılında bir mühürsüz oy için seçim iptal etti (Bakınız: Medyafaresi, 2014). Bugün kaç adet mühürsüz oy olduğu bile açıklanmıyor. 2.5 milyon mühürsüz oy olduğu iddia ediliyor.

      Bu mühür kuralları gibi şeyler, sandıkta hile yapılamasın diye getirilmiş kurallar ve bir kanun (seçim kanunu). YSK’nın görevi, seçimin bu kanunlara göre yapılmasını sağlamak. Kanunlara daha kendisi uymuyor. Kendi koyduğunuz kurala, orada farklı burada farklı davranılınca, ister istemez “adalet” kavramının üstüne gölge düşüyor.

      İyi niyetlerle, vatandaşın oyu mağdur olmasın diye böyle bir insiyatif alındığına inanıyorum ben de. Ama buna, herkesin ikna edilmesi gerekiyor. “Evet galibiyetinin” üstüne gölge düşmemesi için insanları sakinleştirecek ve doyurucu bir açıklama yapılmasının ne mahsuru var?

      • 1.İlgili haber ne kadar doğru bilmiyorum.

        2.Mühürsüz zarfların YSK’nın bastırdığı
        zarflar olup olmadığına dair bir bilgi yok
        haberde.

        3.Seçim,1 zarfın mühürsüz olmasından
        değil,1 sandıktaki zarfların mühürsüz
        olmasından dolayı iptal edilmiş.

        4.Bir beldedeki seçimin iptali ile tüm Türkiye’deki seçimin iptal edilmesi farklı şeylerdir.

        5.Zarflar sahte olmadığı halde sadece
        sandık kurulu üyelerinin ihmalinden
        kaynaklanan bir usul hatasından dolayı
        referandumun yenilenmesi mi isteniyor?

      • İyi de kardeşim… 1000-10000 mühürsüz zarf olsa anlarım hatadır diye. 2,5 milyon mühürsüz oy dediğin zaman bu mühürsüz oyların kullanılmasını göz yuman sandık başkanlarının art niyetli olduğu açık. Tamamen seçim sonuçlarına ŞAİBE bulaştırma amaçlı bir TEZGAH…

      • Bekir beye katılıyorum tam aksi olsaydı da Kemal bey “geçmişte yapılmış bir uygulama şimdi yapılmayarak, sandık müşahitleri önünde sayılıp tutanak altına alınmış oyların geçersiz kılınması yüzünden referandumu kaybettik” diyecek idi. Yoksa Kemal beyin elinde tutanaklar var ve tutanak tutanak bile nerede ne problem varsa söyleyebilir. kaldı ki o da biliyor 1.350.000 seçmenlik bir farkı manipüle etmek için yarı yarı olan bir yarışta sandık başına 350 kişiden kabaca 7000-8000 sandıkta hile yapmak, en az 25.000 ile 30.000 arası (ki bunların en az 7000-8000 kişisi muhalif olacak) sandık görevlisi bulup bunları hırsızlığa ve onursuzluğa ikna etmek yetmedi bir de bunların hepsinin bunu gizli tutmasını sağlamak gibi akla ziyan realitesi olamayacak bir işe girişmek gerekecektir.
        İşin bir diğer tarafı ise hırsızlık nasıl büyük bir onursuzluk ise elinde delil, belge olmadan, hatta siyaset yapmadan yapılacak dürüst bir değerlendirmeyle dahi elle tutulur bir şüphe bile olmadan, 500.000 den fazla insanın görev aldığı üstelik de bunun 150.000 den fazlasının CHP nin kendi sandık müşahidi olduğu bir ortam da seçimler de hile var, şaibe var ben bunu avrupaya kadar şikayet ederim demek de bence bir o kadar onursuzluktur.
        Benim için acı olan 20 seneden fazladır köşe yazıları, TV programları ve kitaplarını takip ettiğim öngörülerine çok güvendiğim, Şahsiyeti hala benim için çok kıymetli olan ve kendi düşünsel hayatıma katkılarını asla inkar etmeyeceğim Fehmi beyin bir süredir bu ve benzeri olaylarda ki yanlı tutumudur. Muhalif olmak başka bir şeydir ve benim nezdimde saygındır, yanlı davranmak başka bir şeydir. Fehmi bey size yakışan sizin gibi düşünmesem de muhalif olmakdır yanlı olmak değil.
        Siz de çok iyi biliyorsunuz ki 2010 dan önce de mühür vurma şartı var idi ve YSK dün de bugünde ıslak imzalı tutanaklara güvenerek halk iradesini korumak adına bu kararı verdi. Diyebiliriz ki burada bir beceriksizlik var ama seçimi etkileyecek bir suistimal yok. Sistemi bilen her kim aksini söylüyorsa tutanak ve sandık numaralarıyla bunu ispatlamalı
        aksi halde bunu söyleyen açık bir manipülasyon yapmış olur.
        saygılarımla

    • Evet hala anlamadım ve hiçbir zamanda anlayamacağım.Çünkü Hukuka,akla,vicdana,teamüle ve bütün müsbetlere aykırı olan bu durumu anlayışla karşılayıp,içime sindirmekten Allah”a(cc) sığınırım,çünkü bu şeytandan olur.

YORUM YAP