Ne oldu da resmi faiz 9 ayda üç misli arttı? Bu işin içinde başka bir BIS var…

19
BIS'in Basel'deki yeni binası..

Bir şey -bir bilgi, bir kurum, bir örgüt- ne kadar ‘gizlilik’ içerirse insanoğlunun gözünde onun değeri o kadar büyür.

Gerçek bu ve ben bu gerçeği ‘gizlilik’ perdesi gerisinde kalarak önem kazanmış bir örgütün toplantısı sırasında kıdemli katılımcıların yüzlerine baktığımda daha iyi anlamıştım.

Yıl 2006’ydı ve ben o yıl Kanada’da yapılan Bilderberg toplantısındaydım.

Neden Türkiye Cumhuriyet(i) Merkez Bankası değil… 

Dün burada Türkiye’nin içine düştüğü kur açmazı üzerinde dururken şöylesine bir dokundurduğum ‘Bank For International Settlements’ (BIS) da ‘gizlilik’ perdesi gerisinde iş gören bir kurum. ‘Merkez bankalarının merkez bankası’ olsun diye kurulmuş ve ilk günden bu güne varlığını gizlemeyi ve kendisini meraklı gözlerden korumayı bilmiş aslında ‘bankacılık’ faaliyeti de yapmayan bir banka BIS…

Yıllar önce kendisinden ilk söz ettiğimde de bilebilecek konumdaki insanların BIS hakkında hiçbir şey bilmediklerini görünce çok şaşırmıştım. BIS ile ilgili şaşırma duygumu o sırada kaybettiğim için dünkü yazımı okuyan dostların ısrarlı sorularını doğal karşıladım.

Bill Clinton da ABD’ye başkan olduğunda BIS ile ilgili öğrendiklerini benzer bir şaşkınlıkla karşılamıştı.

Clinton başkanlık seçimini kazanmış ve görevi devralacağı güne hazırlanırken kendisini bilgilendiren ekonomi konularında uzman danışmanlarının aktardığı bilgiye şu tepkiyi vermişti: “Ne yani, başkan olarak başarım ve ikinci kez seçilebilme şansım Federal Reserve (Amerikan merkez bankası) ile Allahın cezası bir grup tahvil tüccarının insafına mı kalıyor?”

Amerika’nın merkez bankası, Federal Reserve, dünyanın dört bir tarafındaki diğer merkez bankaları gibi, devletin bir kolu muamelesi gördüğü halde, aslında özel sektöre ait bankalar gibi bir statüye sahip. Devletten bağımsız özel bir banka aslında.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da öyle.

Galiba bu son olay Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın da bu gerçeği öğrenmesini sağladı.

Önceki gün, TCMB’nın tarihinin en yüklü faiz artırımını ilan etmesinden hemen önce katıldığı Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın yaptığı konuşmayı sonradan izlerken bu hisse kapıldım.

Ülkemizin en tepe yöneticisi, o konuşması sırasında, TCMB’nin devletten bağımsız bir statüye sahip olduğunu yeni öğrenmiş görüntüsü verdi bana.

Merkez bankamızın adı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Dikkat ettiyseniz ‘Türkiye Cumhuriyeti’ değil ‘Türkiye Cumhuriyet’ sözcükleri yer alıyor bankanın isminde. İsimde ‘i’ harfi bulunmayışı onun devletten bağımsız bir statüye sahip oluşuyla ilgili.

TCMB devletten bağımsız bir anonim şirket.

ABD’de ‘Federal Reserve’ de öyle… İngiltere’de, Almanya’da, İtalya’da ve başka ülkelerde var olan diğer merkez bankaları gibi…

BIS’e üye olmak isteyen merkez bankasının bu özellikte bulunması gerekiyor. Çin, Suudi Arabistan, Hindistan ve Rusya’nın merkez bankalarının BIS üyelikleri, ancak statü değişikliği yapılınca onaylandı (1996). Kazakistan ve Nijerya’nın merkez bankalarının üyelikleri ‘bağımsız’ sayılmalarını sağlayacak statü değişikliğini gerçekleştiremedikleri için, arzu ettikleri ve başvurdukları halde, onaylanmamakta.

Pakistan’ın durumu da öyle.

Devlet içerisinde başka bir kuruma özel statüye sahip olma izni verileceğini sanmıyorum.

Merkez Bankası öyle bir statüde.

BIS denen banka

Her ay 10 veya 12 ülkenin merkez bankası başkanları yanlarına bir yardımcı da alarak İsviçre’nin Basel kentinde bulunan BIS binasına gelir, görüşmeleri fazla uzun sürmeyen bir toplantıya katılırlar. Bir de bütün üyelerin katıldığı yıllık toplantısı vardır BIS’in…

BIS’in kurucu kadrosu.. 1930..

BIS 1930’dan 1977 yılına kadar, Basel tren garının hemen yanında, alt katında çikolata satılan bir de dükkan bulunan, eski bir otelde faaliyet göstermekteydi. Dükkanın yanındaki dar geçitte bulunan kapıyı ancak alışkın olanlar fark edebiliyordu. 1977 yılında yine aynı muhitte, ama görkemli bir binaya taşındı BIS.

Ayda bir yapılan toplantıda dişe dokunur bir şey konuşulmadığı sanılıyor. Esas görüşme, sadece başkanların bulunduğu ve gecenin çok geç vakitlerine kadar süren yemek masasında yapılır. O görüşmelerde neler konuşulduğu, hangi kararlara varıldığı bugüne kadar hiç dışarıya sızmadı.

Katılımcılar görüşmede gündeme gelen konuları başkalarıyla paylaşmazlar.

Dünyanın bir yerinde finansal bir anormallik yaşandığında, BIS yapısının ve toplantılarına katılanların, sürpriz yaşadıklarını sanmam.

Clinton hemen öğrenmişti

Bizde şu son birkaç haftada yaşanan neydi? Yılın başında (Ocak 2018) sadece yüzde 8 olan resmi faizin önceki gün ilan edilen yeni oranı yüzde 24… Ne oldu da “Ben faize karşıyım, faiz oranını indirin” diyen devlet yöneticisine rağmen resmi faiz oranı sekiz ayda tam üç katına çıktı?

Trump mı yaptı bunu? Yoksa bizim kendi hatalarımız yüzünden mi oldu bu?

Yoksa, yoksa… TL’nin değerinin düşmesi bir şeyi ispat etmek için miydi?

Bill Clinton‘a henüz Beyaz Saray’a taşınmamış iken anlatılan ve ondan “Ne yani, başarım aslında bana bağlı olmayan merkez bankasına mı bağlı?” tepkisi alınan gerçek Türkiye’de de anlaşılsın diye mi?

‘Gizlilik’ özelliği bulunan şeyler -bilgiler, kurumlar, örgütler- söz konusu olduğunda sadece sorular vardır, cevaplara erişmek ise hiç kolay değildir.

Meraklısına not:

Bank For International Settlements (BIS) ile ilgili literatür yok denecek kadar az. Birkaç makale o kadar. ‘Gizliliği’ esas alan bir kurum için bu normal. Konu üzerine tek kitap İngiliz gazeteci Adam LeBor’a ait. Independent ve Times gazetelerinde çalışmış LeBor’un ‘Tower of Basel: The Shadowy History of the Secret Bank that Runs the World’ (Basel Kulesi: Dünyayı Yöneten Gizli Bankanın gölgedeki Tarihi) adlı kitabı önemli bir araştırma. Diğer kitapları çok satanlar listelerini sarsan LeBor’un bu kitabı görmezden gelinme gerçeğiyle karşılaştı. Bu yazıda o kitaptan yararlandım.

ΩΩΩΩ

19 YORUMLAR

  1. Kristal şekerin fazlası kanseri besleyen en tatlı zehir! Bunu bileceksin (bilenle bilmeyen bir olur mu?). Tatlı, tatlı olsa da yememe iradesi göstereceksin ya da “atın ölümü arpadan olsun” diyecek, hayatın harıkuladeleğine tanık olamadan öbür tarafa vakitsizce gideceksin…… kazançlı olmanın yolu dönüp dolaşıp “nefs kontrolü”ne dayanıyor (hem bireysel, hem hükümet ve hem de ülkesel ve hatta küresel bazda). El kitabımız Kuran’da boşuna mı en büyük çihad olarak tanımlanmış- şu imtihan dünyasında… AKP bu konuda ülkede eşsiz bir örnek olabilecekken, genelde başarısız olmuş bir partidir (2*2=4=2+2)!

  2. Bu faiz meselesi, bana Hanedanlık garantilenmesi için yapılacak erken seçimin sinyallarini veriyor.

    Dünya lideri için günah keçileri ve onlarin mağdur ettikleri insanlar var. Yolsuzluklari
    bildikleri halde habersizmiş gibi yapip dershaneleri ortaya atarak 17/25 Aralikdan kendi hesabina büyük kazancla çıkan.
    Onu bahane ederek Eğitim, Polis, ve Adaleti bitirip biraz daha tek adamliğa yaklaşan.

    15 Temmuz, Allahin Lütfü ilede T Cumhiriyeti, sivil,Asker,Bilim adamlar,Eğitimciler, sporculari,sağlikcilar, ve dünyadaki Türk ismi geçen bütün işyerleri okulkari, bitirmek için halen daha hiz kesmeden devam ediliyor,

    Yeni bir darbeninde suclulari şu an zaten hazir.
    Bölüp parçaladiği MHP ve ülkücüler hakkinda.
    Yakinda şu laflari işitmeye başlariz.
    Buna Bahçeliden başlanır, ey benim vatandaşlarim bunlar bütun devleti ele geçirdiler, ve mafya gibe her tarafa yayildilar.
    Gerisini zaten herkes ezberlemiş yazmama gerek yok.
    Filimin başrölunde ki kötü adamin kim olacaği şimdien belli, “Çakici” çünku önce onun Avukatlarindan başlandi doktorlar, savicilar ve hakimler gorevden alindi.

    Merkez bankasinin faiz artirmasından haberim yok demesini 26 Araliktaki ses kayitlarindaki sifirlama konuşmasindanda haberi yoktu zaten.
    Şimdi tam hanedenlik kurmak için alt yapi tamam ve herşeyi hazirlanmişa benziyor. Bahçeli sayesinde bunuda halleder.

    Yalnış anlaşılmasın, bu sefer Bahçeli yardımı ile değil onlari terörist ilan edilmesi ile. Yeni bir hayeli terör örgütune hazir olun. “BATÖCULAR” bellide olmaz belkide BAÇATÖCULAR
    derler.
    Dünya lideri dediğin böyle olmali.

    Sahi Rahip olayi ne oldu?
    Trump ve Erdoğana nede birbirlerine meydan okumuyorlar?
    Şimdi sorumun cevabini yazsam A Serdar by gene iftira atiyorsun der.
    En iyisi internete bir göz atayim ve kopileyip buraya aktarayım.onada der ama
    Olsun.
    Geçen heykel olayindaki gibi.

  3. Yazılacak çok konu var ama, Sn Özkök’ün basında «Eğer Ayasofya kılıç hakkı ise» başlıkli yazısi dikkatimi çekti. «Ayasofya’nın ibadete açılması için AYM’ye başvuran bir dernek, gerekçe olarak “inanç ve ibadet özgürlüğünü” göstermiş. Özkük buna itirazla «Bak arkadaşım, bu doğru bir gerekçe değil. Eğer sen inanç ve ibadet özgürlüğü dersen, bu ülkede yaşayan bir Ortodoks vatandaş da kalkıp ‘Burası özünde bir kilise. Asıl benim ibadet özgürlüğüm için bana açın’ derse… Kim haklı olur?» deyip kendi doğrultusunda karar veren AYM’ye teşekkür ediyor.

    M. Bardakçı «Osmanli’nın Kılıç hakkıdır. Ayasofya ibadete açılsın» tarafındaymış ona da sitem ediyor Sn Özkök. Kendisi dört tarafımız alevle çevrili olmadığı zamanlarda da Ayasofya’nın ibadete açılmasına taraftar biri değildi sanıyorum. Mantıktan bahsediyor. Asıl kendisi mantıksız! Bu konudaki taraflılığı gazetesinin tarihi ve sembolik sloganıyla da çelişkili. Bu slogan epey tartışma konusu olan «Türkiye Türklerindir» ifadesi. Bunun bence anlamı Türkiyede doğup yetişen insanlar Osmanlı döneminden asırlarca önce hangi etnik gruptan gelirse gelsin, bu ülkede kanuni tanıma göre Türktür. Çocukken İstanbul’da arkabalarımıza gidip geliyorken ermeni ve yahudi asıllı vatandaşlarımızla geyet güzel komşuluk ilişkileri olduğuna bizzat şahidim. Birlikte oynadığımız-ders çalıştığımız zamanlar olmuştur. Herkesin etnik aidiyeti ailesine kalmış bir şey. Buna kanunen birşey diyen var mi? Yok! Bu anlamda Türkiye Türklerindir ancak kendini Türk hissetmeyenlerce Türkiyenin kanunlar gereği ülke birliğine-bütünlüğüne zarar vermeden arkadaşça ve dostça paylaşılması esastır.

    Ayasofya’nın 1453 sonrası camiye çevrilip ibadete açılmış olması doğaldır. Çokçası ezbere dayalı bir müslümanlık olsa da Türkiye vatandaşlarının %98-99u müslüman olmuş olması Özkökün aidiyet ve demokrasi anlayışında önemli bir yeri olmayan kompleksinden kaynaklanan bir sorundur. %98-99 ağırlıkta bir temsiliyet ibadet ve ibadet yerlerinin korunması konusunda hassasiyeti yüksek insanlardır. Ortalama vatandaş Özkök gibi tiplerden çok daha dindardır. Bunların Ayasofyanın ibadete açılması yönünde bir talebi varsa mantıklı olan şey Ayasofyayı ibadete açmaktır (zamanlamasının hemen şimdi olması şart değil; ayrı bir konu). Sn Bardakçı’ inin mantığını Osmanlının kılıç hakkına dayandırması da mantıklı değildir. Vatandaşlarının %98-99 unun müslüman olmuş olması ve bu insanların Kainatın ve Dinin yegane sahibi Yaradan’a hiç değilse ibadet süresince «şirk koşmadan» iman ve hassasiyette olması gerekçe olarak yeter artar.

    İstanbul’un fetih yıldönümlerinin şaşalı bir şekilde havai fişeklerle kutlanmasına (bunu hakedecek gelişmişlik seviyesine gelemediğimiz için kendimi bildim bileli) karşıyım. Ancak, Ayasofya’nın ibadete açılması taraftarıyım (bu taraftarlık Fatih’e saygıya, geçmişe bir vefa borcudur aynı zamanda). Bu hiç değilse sezonluk olacak şekilde hayata geçirilir (Özkök dahil kimse de buna karışamaz!). 3-5 aylık Turist sezonunda mevcut haliyle ve kış dönemindeki ölü sezonda ibadetle canlanması, cami olarak kullanılması gerekir («Akıl-İman Sentezi!»).

  4. BIS Sıkıntıda
    Bundan 10 sene önce Rockefeller ve Rothschild ailelerinin dünyayı yönettiği biliniyordu. Birbirine rakip görünüyorsa da ikisinin siyaseti hep aynı olmuştur. Derin bir Sermaye olduğunu biliyorduk ama kim olduğunu bilemiyorduk.
    Sermaye’de bu ikiliğin yanında siyasette de ikilik vardı. Sosyalizmi ve kapitalizmi hep aynı güç yönlendiriyordu. Bu gücün Yahudi gücü olduğunu biliyorduk ama derin gücün kim olduğundan haberimiz yoktu.
    Bugün Koru’nun yazısından öğreniyoruz. BIS imiş. Şimdiye kadar bu derin güç kendisini gizliyordu. Şimdi ortaya çıktı. Bu sayede öğreniyoruz.
    Bu neden ortaya çıktı? Kağıt para bulunmadan önce bankalar altın mevduata dayanıyordu. İşçilik döneminde altın para iş görmeye başladı. Altın Dolar çıkarıldı. Kentleşme süratle devam etti. Bir asır bile sürmeden insan tam uygarlığa ulaşmıştır.
    Uygarlaşmada işe yarayan faiz uygarlaşma tamamlanınca faizli sistem artık çalışmıyor. Sermaye’nin Birinci ve İkinci Cihan Savaşı’nı çıkarması ile yeryüzü tahrip edilmiş, faize yeni otlak yerleri açılmıştır. Akevler’de hazırlanan Adil Düzen’i dünyaya anlatan Erbakan insanlığı uyandırmış ve MSP-CHP koalisyonu ile dünya değişmiş Sermaye üçüncü cihan savaşını çıkaramamıştır.
    Sistem sıkıntıdadır. Dolar üzerinde yapılan oyunlar ile artık ekonomik krizler yaratılamıyor. Türkiye’yi düşünelim. Bir taraftan Ergenekon ve 15 Temmuz’la Türk Ordusu perişan edilmiştir. Buna rağmen Doğu’da ve Suriye’de ordumuz başarıdan başarıya gidiyor.
    Türkiye’ye her türlü ekonomik saldırı yapılmaktadır, 16 yıl böyle geçti. Buna rağmen kriz yok. Herkes işinde gücünde, araçlar dolu.
    Bunun anlamı şudur ki BIS iflas ediyor. Bir sabah kalktığımız zaman Dolar pul olabilir. Bunu bilen derin Sermaye son barutunu kullanıyor. Dünyayı kendisinin yönettiğini Merkez bankalarının ona bağlı olduğunu bildiği için herkese diyor ki “Siz bir şey yapamazsınız çünkü Dolar bende”.
    Evet, BIS eğer dünyaya hizmete devam etmek istiyorsa, Tevrat’ın ve Kur’an’ın emrine girmelidir. Ortaklık sistemine geçmelidir. Tevrat’ın yalnız İsrail oğullarına göre değil tüm insanlığa hidayet olarak geldiğini kabul etmiş olması gerekir. Tevrat ve Kur’an’ın öğrettiği ilahi düzene kim sahip çıkarsa gelecekte o yaşayacaktır.
    Dolar ile uğraşılmamalıdır. Dolarsız ekonomiyi kuramıyoruz. Devlet parası ile değil yüz lojmanlı apartmanların çıkaracağı kooperatiflerin bonoları para olmaya başlayacaktır. Akevler 50 senedir böyle yaşıyor. Demir çimento ile yaşıyor.

    • Sn Karagülle hocam, keşke zamanında Ingilizce öğrenmiş olsaydınız… Dünya’ya yardımcı olmanıza yardımcı olurdu. BİS’in web sayfasında şu ifadeyi “Established in 1930, the BIS is owned by 60 central banks, representing countries from around the world that together account for about 95% of world GDP” görmek te önemli… Geçmişi hakkında gizlilik olabilir ancak BİS’in sahibi, dünyanın GDP sinin %95ini teşkil eden ülkelerinin merkez bankaları, Türkiye de buna dahil. Benim anladığım, BİS dünya ekonomisinin standardlaşması üzerine kafa yoran ve kontrolü elinde tutmağa çalışan tavsiyelerde bulunan bir kuruluş. Bunun için bilimsel metodlara değer veriyor. Baktım BİS kadrolarında dışarda eğitim görmüş Türkler de var, yararlanmak lazım-onlara Türkiyenin özel konumlarını-zorluklarını anlatmak lazım. Dünyadaki standardlar bize tam anlamıyla yardımcı olmayabilir. Ancak eğitimli bu uzmanlar modellerini Türkiye şartlarına göre değiştirerek yine de yararlı tavsiyelerde bulunabilirler. EKONOMİ, ülkemizde PARTİLER-ÜSTÜ komitelerce YÖNETİLMELİ. Bu işin partizan hükümetlerin tekelinde olması büyük bir hata (hepimiz aynı geminin yolcularıysak). Faiz bizim gibi gelişememiş ülkelerin baş belası. Bu konuda durmadan hep şikayet ederken, gelişmiş ülkelerin evveliyatlarında ne kadar meşakkatlarla-ciddiyetle çalıştıklarını ve başarılı olduklarını gözardı ediyoruz çokçası hazıra konmak istiyoruz. Yok öyle hazıra tereyağlı ekmek!

      İhtiyacımız olan her konuda üretimi arttırmak, ve her alanda israfları kesmek zorundayız…. Herşey değişir bu temel kural değişmez, bu kadar basit! Dış etkenlere karşı direncimizi ancak bu şekilde kuvvetlendirebiliriz.

  5. Dünya devletlerinin ÇOĞU demokratık olsun Olmasın seçimle yönetimler belirleniyor.
    Üstelik hiç bilenler bilmeyenler bir olurumu sözü hilafina herkesin oyu Eşit sayılıyor.
    Yönetimi ele geçirmenizin yolu Çoğunluğun oyunu almaktan geçiyor.
    Seçim kazanmanin yolu para sahibi olmak veya para sahiplerinden borç alabilmek.
    Şartları borç verenlerın koyduğunu söylemeye gerek varmi.
    Yeni dünya düzeni şimdilik böyle.
    Para nın birşeyimde sahibi Olmayı başaranlar yönetecekleri veya Yönetenleri yönetirler.
    Buna şekilde görüldüğü gibi meydan okuyanlar aslında itaatkar görünenlerden daha hizmette kusur etmezler. Tribünlere oynamak bir sanat ve işin kamuflaji sadece.
    Öyle olmasa seçimleri almak için onlardan ödenemeyecek yüklü borçlar alınmazdı.
    It ürür kervan Yürür.
    Kurallar bellıdır ve kesindir.
    Bunu en cahil de bilir.
    Borç alan emir alır.
    Emir almak istemez kimse tabii ama seçimide almak lazim.
    Güç sahipleri binlerce yıldan gelen gelenekleri vardır.
    Ataları ne hanedanlar, krallar, dini liderler,Başkan’lar görmüşler ve konumlarını korumak veya o konumlara gelmek için bu konseyın tezgahlarından geçmişlerdir.
    Gizlilik güç demektir.
    Ölçülemez olmak demektir.
    Kemiyeten az olmanızın getirdiği mecburiyettir gizlilik.
    Ön görülemez olmak.
    Efsane halıne getırılmesı kolay ve genelde Gücü’nün çok fevkinde iş görmesine yarar.
    Kararlarının bilinmemesi yanılmazlığının garantısıdır.
    Ayrıca tedbir almayı önler.işlerinin mükemmel erbabıdırlar emil kendilerine düşmanlik etmek isteyenleri veya öyle Görünmek isteyenlerı severler.
    En büyük hizmetkarlari en Azılı düşmanları olmuştur.
    Düşmanlarından ençok beslenirler.
    Kısaca ikibini bilmeyenler işini bilenlere istemede istememede hizmet eder.
    Kurulan her devlet kurucuların tezgahından geçer.
    Herşey güvence altına alınarak yeni devletlerin yeni şartlarla kurulması onaylanır.
    Her birey kendi menfaatını maksımıze etmeye çalışırken başkalarının menfaatını maksimize etmek zorunda olduğu gibi……
    .

  6. Anlamadım!
    – Ne yani, “MB başkanı bis denilen gizli örgüt üyesidir. faizleri o uçurdu” mu diyorsunuz?
    – Eğer öyleyse, “‘dünya lideri’ bu ülkeyi yönetmiyor, asıl lider MB başkanı. MB başkanı ne derse o” anlamına geliyor.
    – Ben dünya lideri olsam, bundan çok alınırım. hemen ayağa kalkar, “hayıııır! durun. faizleri ben artırdım” derim. Faizlerin suçlusu ben olmasam bile, suçu üstlenirim. karizmayı bozmam.
    – Fakat dünya liderimiz de fehmi beyi onaylıyor. “faizleri ben artırmadım. bütün suç mbnin” diyor.
    – biz bütün yetkiyi mb’ye vermişiz haberimiz yok. iyi de niye seçimlerde “bana yetkiyi verin uçuşa geçelim” dedi. MB’nin bu ülkedeki tek etkili ve yetkili kurum olduğunu, ülkeyi mbnin yönettiğini o zaman bilmiyor muydu?

    • “Şu kardeşimizi bir kez daha verin yetkiyi, görün o zaman faizle mücadele neymiş, enflasyonla mücadele neymiş”

      Bu sözler bu milletin kulaklarında çınlıyor hala.

  7. C. Yiğit tam isabet bir teşhis yapmış. (İşin özü ise, insanımız, toplum onulmaz bir manevi kansere tutunmuş). Ne İsaya ne de Musa’ya yaranacağız. Hamakat içerisinde iki dünyayı da kaybediyoruz. Reis’in en büyük hatası, Hoca’sının mektebinde tahsilini ikmal etmeden ayrı baş çekkmesi. Rahmetli, N.Erbakan’ın tabiri ile kurulu, hileli EĞRİ Düzenin üzerinde doğruyu aramada ısrarı.
    Merhametsiz Vahşi Kapitalist düzenin temel iki dayanağı var Faiz ve rüşvet. Sistem bunun üzerine kurulu. Donkişot olmanın anlamı yok. Benim iki hocam vardı: Biri Prof.Dr.Cumhur Ferman (dünyalık). Diğeri, Bana göre (9 dan noksan notu olmadığı halde, İTÜ son sınıfı – din gayreti ile – bırakıp İlahiyat Fakültesini bitiren bilahare pekçok Hoca’dan İLMİNİ ikmal eden İbrahim Eken (uhralık). İlim terazisi şaşmaz. ikisi de, ” Her Hukuk kendi manzumesi içinde mütalaa edilir” derdi. Biz ise, “yamadık dünyayı, yırtarak dinimizden, ne din kaldı ne dünya elimizde”.
    Çok gecikmiş bir kapitalist mekanizmaya, çok geç uygulamaya – çaresiz kalınca – izin verilmesi
    sarhoşluğun ve sallantının ana sebebi. Milletlerarası savaş rüzgarlarının sürekli esmesi ve ABD nin husumeti ile Suriye depreşmesinin – tahminlerin çok ötesinde – uzuması ve derinleşmesi de çok önemli 2 etken.
    Sıçan olmadan, çuvalı deldirmezler adama.

    Not : Nuran hm iftiradan bahsediyor, kendisi alışkın olduğu için herkesi de öyle sanıyor. İftira dediği şeyi söylesin, ben açıklama getireyim. Adalet arıyor, adaletten bahsediyor. “Gavuru öldür hakkını inkar etme ” demişler. Sürekli bir AKP düşmanlığı yapıyor, koyu bir CHP’liyi andırıyor, Kılıçdaroğlundan da öte. Ben AKP nin savunucusu değilim, hiçbir partiden de değilim. Particilik demek, zaten bölücülük demektir. Batı tüm ülkelere bu maksatla particiliği sokuyor. Kendinin uysal köpeği krallıklara, sultanlıklara, dikdatörlüklere ise, hiç sessini çıkarıyor mu ? B.Esad, Mısır, Suudi, Maymar ….. örnekleri ortada. Benim hırsızım iyidir, demenin anlamı yok, dürüst ve makul olmak lazım.

    • Nurdan hnm cevap yazacaktır mutlaka ama o yazana kadar benim anlamadığım şu 15 temmuz darbesini anlatın hocam ben çok merak ediyorum Gülen darbe emrini yazılı olarak mi yoksa sözlü olarak mi verdi yada telepatik yollarla mi ?

    • Birde aklımın almadığı şu var; tutuklu subaylara baktığımızda, darbe yapmakla suçlanan subayların sayısından neredeyse daha fazla darbeyi önleyen subaylar da tutuklu, onlarda fetöden tutuklandılar.

      Darbeyi yapanlar fetö cüyse darbeyi önleyenler nasıl fetöcü oluyor?

      Benim gibi aklı kıt olanların anlayamadığı hususlardan biride bu. Bu durumu izah edecek yüksek akıl sizde var gibi görünüyor hocam, lütfen bir izah yaparmisiniz?

    • İlaveten bu meseleler dershane tartışmaları ile gün yüzüne çıktı. AKP dershaneleri kapattı mi? Mevcut dershanelerin durumu nedir?

      Dün bir öğrenciyle konuştum, üniversiteye yerleşmiş. Nasıl hazırlandığını sordum, kendi başıma çalıştım dedi. Dershaneye gitmedin mi dedim. Dershaneye kayıt yaptırmış parasını yatırmış bir ay gitmiş bir yararı olmayacağını düşünüp dershaneye gitmekten vazgeçmiş.

      İnsan ister istemez soruyor, bu dershane kapatma meselesinin millete hizmeti nedir? Millete ne yarar sağlamıştır?

    • A serdar beye, bizde bir laf var “olduğun gibi görün, görgöründüğün gibi değil.”
      Parti tutmiyorsaniz neden her zaman Erdoğan AKP sini savunurken her önünüze gelene, (yazacaklarım sizin yorumlarinizin ana kelimeleri!)ŞEREFSIZLER, İTLER, KÖPEKLER, AHLAKSIZLAR, BUNLARA BIR DE KADINLARA KARŞI KULLANDIĞINIZ KELIMELER,BATILILARIN YARISINDAN FAZLASI ….. DIYE YAZAN BENMIYDIM bunlarda hakaret ve iftira yokmuş! O zaman onlari saymayalım. Benim sizin yaziniza yorum yazma gereği duyduğum tek bir örnek, ve soru , O gece Geminin batirilma emrini veren general ile beraber miyidiniz? Onun sarhoş olduğunu yazmiştiniz, Demekki o kadar emin olarak yazdığiniza göre o içki içerken sizde yaninda imişsiniz kusura bakmayin ben onu tahmin edemedim.
      Fakat genede size sorum olacak o sarhoş olduğu için gemiyi batirdiğina göre
      Sizde ordaidinizde neden engel olmadiniz?
      Birde kusurumu affedin Kılıçdaroğlu ve CHP nin Turkiyeyi yönettiğiniden haberim
      yoktu.
      Demeki ben kendimi ruyada zannetmişim.
      16 senedir CHP 8 senedirde Kılıçtaroğlu yonetimi Turkiyeyi bu hale getirmiş, bu kiliçdaroğlu çok duzenbaz bir insanmiş. Oğlunu askerlik yaptirmaiyp milletin evladinin şehitliğinden gurur duyan, milli milli diyerek patatesi Suriyeden alan, Hay Allah kafam karişti, TÜRKİYE CUMHURIYETI GITTIĞINI BILIYORDUM FAKAT Kılıçtaroğlu Cumhuriyeti değil Gene RT Cumuhriyeti kurulduğunu zannediyordum.
      Vay be ben bunlari nerden bile bilirdim.
      Gerçekte bu gibi konularda çok CAHIL kalmişım ABD de yaşamama rağmen Halkınin yarısının da P…. olduğunuda bilmiyormuşum! SAĞ OLASINIZ BUNLARI SIZIN SAYENIZDE öğrenmiş oldum
      Hani iftira atmadiğinizi yasmişsiniz ya bende kendime değil size inandim.
      Onun için yanılgımı kabul ediyorum. …..
      Iftirasiz gunlerde yaşamaniz dileklerimle.
      Iyi duşunmeler.

    • Bir sorum daha var.
      15 temmuz un ardında Amerika var diye hala bir biriyle çelişen deliller! Yazılıp çiziliyor.
      Delil olarak yazılanlardan biride Amerikalı diplomatların hadiseyi ülkelerine bildirdikleri raporlardan biri şu;

      “İrtibatta olduğumuz yetkililer tasfiye edildi. Bu ABD nin Ortadoğu stratejilerini etkileyecek bir durum”.

      Benim bundan anladığım; aptal Amerikalılar kendi aleyhlerine bir darbeyi desteklemisler.

      Bak sen şu işe!…..

  8. Aldiginiz borcu betona dokmeyin diye onlarca yabanci uzmana ;bizi kiskaniyorlar derseniz. Seffaf hukuk devletini guclendirin diyen avrupalilara tarihi dusmanimiz derseniz. Daha dune kadar yesilkoye inmis; sonrasinda savasa bile girmemis turkiyeden ardahan ve karsi talep etmis rusyaya enerji ve guvenligini baglarsan.

    Kactigin rustan sigindign natoya bugun sirtini donersen.

    Kusura bakmayinda turkun turkden baska dusmani yok. Hele dusmana hic ihtiyac yok.

  9. İmamı Azam borçlusunun evinin gölgesinde durmamıştır. Ona göre mali olarak güçlü olduğunuz kişiden elde ettiğiniz bu tür avantajlar faiz olmaktadır. Dolayısıyla faiz bir mali tahakkümdür ki faizi paranın karı adı altında, enflasyon muhasebesiyle veya başka mantıksal kurgularla meşrulaştırmamak icabeder. Aksi halde FED in “serbes piyasa” denilen finansal mekanizmasına dahil olup mali hegemonyaya maruz kalmak kaçınılmazdır…Bu durumda siyasi, içtimai, askeri ve tabiki iktisadi veya muhtelif endikasyonlar kaçınılmaz maruziyetler olarak gerçekleşecek, siz siz olmaktan uzaklaşırken bir kimliğiniz olduğunu hatırlar olmaktan dahi mahrum kalabileceksiniz…..

    Ayrıca soyut düşünce ve genelleme kabiliyetimiz arttıkça “evrensel ve bilimsel” görülen ifadelerin aslında somut bir şahsın veya grubun işi olduğu gözden kaçabiliyor. Bu bağlamda ekonominin “evrensel değerler” olarak mütalaa edilebilecek bütün prensiplerini bir kısım odakların işi olarak görmek Fehmi beyin yazısı ile örtüşmektedir…

  10. Tamam kanserin binbir türlü çeşidi var. Tamam kanser ölümcül bir hastalık. İyi de biz tatlıyı çok seviyoruz.
    Madem ileride viraj var hızını önceden ayarla be birader. Ha bire ani direksiyon kırmalar midemizi bulandırıyor.
    Bir çok hikaye anlatabiliriz.
    Lakin Hoca Nasrettine Allah rahmet etsin, onun torunları olduğunu unutmayalım. Mutlaka bindiğimiz dalı keseriz. Bu bizim genetiğimiz.
    Ee bu dal yere düşerken tamamlayıcı atasözümüzü söyleyelim, altta kalanın canı çıksın!
    Birde seyis-ağa muhabbeti hikayesi var ki onu anlatmaya az kaldı…
    Bize huzur yok, ömrümüzün sonunda iki dünyamızı berbad etmek en büyük maharetimiz.
    Son sözü Yunus Emreye bırakalım; Cehennem dediğin nedirki, ateşi odunu insan kendi götüre!

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here