OHAL’le referanduma gitmek yanlış.. Ekonomimiz bile OHAL’den olumsuz etkileniyor…

27
CB Erdoğan'ın Afrika gezisine katılan gazeteciler..

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Meclis’in kararını onayladığında süreç çalışmaya başlayacak; beklenen Nisan ayının başlarında (2 veya 9 Nisan günü) sandığa gidilmesi…

İki aylık bir kampanya süreci…

“OHAL devam ederken mi?” sorusunun da cevabı belli.

Geçen yılın son ayının ortalarına doğru, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ‘halkoylamasına OHAL devam ederken gidilmesi’ kararını almıştı.

Cumhurbaşkanı Afrika ziyareti dönüşünde konuya yeniden değindi. Dediği şu:

“Referanduma OHAL ile gidilmesi çok daha rahat bir zemin de hazırlayabilir. Hükümetin de bu inançta olduğu kanaatindeyim. Çünkü OHAL ile seçim olmaz diye bir şey yok. Hatırlayın biz iktidara gelmeden önce de Türkiye’de OHAL vardı; seçim de OHAL ortamında yapılmıştı. OHAL’i o dönemde biz iktidara geldikten sonra kaldırdık.”

Doğru söze ne denir?

AK Parti’nin kaldırdığı OHAL

AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye’de ‘OHAL’ uygulaması olduğu doğrudur; ama bir küçük farkla: OHAL yalnızca ‘Olağanüstü Hal Valiliği’ bölgesinde ve kısıtlı bir biçimde uygulanmaktaydı.

Bugün ise, OHAL, kanun hükmünde kararnameler (KHK) yoluyla yürütmeye yasama yetkileri veriyor, yargının yetkilerini de neredeyse sınırsız artırıyor.

Türkiye’nin her yerinde.

Gözaltı, tutuklama çok rahat yapılabiliyor; dernek, gazete, radyo ve televizyon kanalı kapatma bir KHK’ye bağlı. 50 bine yakın insan KHK’lar ile işinden oldu. Tutuklanan işadamlarının malına mülküne el konuluyor, işi için kayyım atanıyor…

2002 öncesinde bir bölgede uygulandığı dönemde bu uygulamaların hiçbiri yoktu.

“Bugün içinden geçtiğimiz şartlar bunları gerektiriyor” gerekçesini yabana atamayız, eyvallah. Ancak yine de insanların iradesinin özgür biçimde gerçekleşmesini gerektiren seçim ve referandum ortamlarının da OHAL ile çelişen bir tarafı olduğunun kabul edilmesi şart.

OHAL uygulaması için sürekli verilen “Fransa’da da var” gerekçesinin kullanımından vazgeçilmesi yerinde.

Fransa’da da var, ama…

Fransa’da OHAL var; güvenlik güçleri, o sayede, evlere baskın düzenleyebilme, gösterileri yasaklayabilme, şüpheliyi evde tutabilme ve gerektiğinde cami bile kapatabilme hakkına sahip.

Bunlar için mahkemeden karar alınması da gerekmiyor.

Daha önce yazmıştım, tekrarlayayım: Fransa bu yetkiyi çok sınırlı kullanıyor. Terörle mücadele gerekçesiyle çıkartılan OHAL yetkileri kullanılarak 3600 eve baskın yapmış polis; ancak bunların çoğunluğu terör-dışı operasyonlar; narkotik çetelerine karşı… 404 kişi ev hapsine alınmış; ancak bunların 24’ü Paris’te yapılan İklim Konferansı öncesinde olmuş ve militan çevrecilere uygulanmış… Terörle ilgili 6 soruşturma yapılmış, yalnızca 1’i hakkında dava açılmış…

Tablo bu Fransa’da…

Benzemezlik ortada. Bu bakımdan, Fransa örneğinden vazgeçilmesi isabetli.

Tıpkı, AK Parti’nin iktidara gelir gelmez (30 Kasım 2002 tarihinde) son verdiği sadece bir bölgeyle ve sınırlı yetkilerle uygulanan OHAL’in de günümüzdeki OHAL ile benzemezliği gibi…

Galiba bu örneği kullanmaktan da vazgeçilse iyi olacak.

15 Temmuz uğursuz darbe girişimi sonrasında, o günün şartları içerisinde gerekli bir mekanizma olarak OHAL getirildiğinde, hükümet yetkilileri, “Üç aylığına yetki aldık, ama sürenin yarısıyla yetinebiliriz” açıklamasını yapmış, ikinci bir üç daha sürdürme ihtimaline kapıyı kapamışlardı.

Üçüncü OHAL dönemi içindeyiz.

OHAL yüzünden olanlar

OHAL yürütme ve yargıya geniş yetkiler veriyor, ancak o yetkilerin kullanılması, ne kadar dikkatle kullanılırsa kullanılsın, Türkiye’nin anayasasında var olan niteliklerini zedeliyor.

En fazla da ‘hukuk devleti’ olma niteliğini…

İçeriden itirazlar duyulmasa bile geleneksel olarak içlerinde yer aldığımız uluslararası kurumlar, ittifak ilişkisi içinde bulunduğumuz ülkeler ciddi eleştirilerle karşımıza çıkıyorlar.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde (PACE) denetim altına alınma ihtimali vardı; bir küçük manevra ile atlatıldı, ama yine de zehir zemberek bir açıklama geldi… Avrupa Parlamentosu ve Venedik Komisyonu olumsuz raporlar yayımladı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) Avrupa Yargı Konseyleri Ağı’na (ENCY) ‘gözlemci üye’ statüsü askıya alındı.

“Olsun.. yayımlasınlar.. askıya alsınlar..” diyemiyoruz.

Diyemiyoruz, çünkü karşımıza ekonomik fatura çıkıyor.

Ateşi bir türlü alınamıyor doların; sebebi ne dersiniz?

Biliyorum, ‘Üst akıl’ ile başlayıp ‘uluslararası komplo’ ile devam eden gerekçelerimiz var. İtiraz etmek istemem. Ancak ‘Üst akıl’ ve ‘uluslararası komplo’ söz konusu ise, onun da kullanabileceği bir-iki malzemeye ihtiyacı var…

İşte OHAL rejiminin varlığı o malzemelerden biri.

Yabancı yatırımcı uyum sağlayacağını düşünerek geldiği yasaların OHAL ile geçersiz kılındığını görünce.. zarar edeceğini bile bile parasını dolara çevirip kaçıyor…

Doların değeri de o yüzden fırlıyor.

Merkez Bankası.. Ekonomiden sorumlu bakanlar.. Hükümetin bütünü.. günlerdir çare aradıkları halde TL’nin değerini koruyamıyorlarsa.. en önemli sebep budur.

Ekonomistler böyle diyor.

Lâfı fazla uzatmayayım: Sadece sandığa halkın özgür iradesinin yansıması için değil.. sadece dışarısının ülkemize bakışındaki bozulmayı düşünerek de değil.. ekonomimizi çalkantıdan kurtarmak için de.. OHAL uygulamasını fazla uzatmamak gerekiyor.

AK Parti iktidara gelir gelmez neden OHAL’i kaldırmıştı?

O sebepler bugün de geçerlidir.

ΩΩΩΩ

27 YORUMLAR

  1. Referandum gibi muhataralı büyük işlere aklım ermez ama insan olarak şimdi rahmetli olan pek çok siyasetçiden kendim göre göre bıktığımı hatırlıyorum kaldı ki onlar gide gele biraz kendilerini bana özletme fırsatı da tanımalarına rağmen. Hele ki günümüzün seri-üs-seyr genç nesilleri için çok uzun sayılabilecek zannımca ucu açık on yıllara yönelik yapılan anayasal planlama ile seçilmiş başkan kavramının -tabi lider – güzellemesine oradan , O olmazsa halimiz duman paranoyasına evrilmesi ile sağlıksız, heyecansız ve değişim umudu olmaksızın yeknesak geçebilecek on yıllar fikri hayalen sıkıcı bulunabilir ve bu muhayyel soruna bir propaganda kaleminin ivedi çözüm bulması gerekir diye düşünüyorum.

  2. Fehmi bey siz hiç age of empires oynadınız mı? oynamasınız da duymuşsunuzdur. Bu oyunda savunmaya geçip durakladığınız da oyunu kaybedersiniz. Daima büyüyerek ve gelişerek kazanmanız mümkün Asıl maharet düşmanlarınız sağdan solda saldırırken sizin ne yaptığınız, geçici çözümler mi? kalıcı çözümler mi?hayat da böyle. Halbuki siz buna zaten biliyorsunuzdur.

  3. sayin cumhurbaskaninin yanindaki kisileri gorunce gercek gazeteciler ve ulkem insani adina uzuliyorum. Seviye bu kadar dusurulmesydi iyiydi.

  4. Durum şöyle gelişti:

    1) Cumhurbaşkanı 2014’te seçilirken %50 oy aldı. Millet saraya göndererek, Erdoğan’ın daha pasif bir rolde olmasını, Gül gibi bir cumhurbaşkanlığı yapmasını arzuladı.

    2) CB, 7 Haziran 2015’te seçime aktif katıldı, hep meydanlardaydı, seni başkan yaptırmayacağız kampanyası etkili oldu ve %40’a indi desteği.

    3) 1 Kasım 2015 seçimlerine giderken, meydanlarda görülmedi fazla CB Erdoğan. Davutoğlu öndeydi hep. Millet istikrar olsun diye iktidara bir şans daha tanıdı ve %50 oy aldılar. Ama bu Davutoğlu’nun başarısıydı.

    4) Davutoğlu Mayıs 2016 darbesi ile gitti.

    5) Erdoğan Temmuz 2016 darbesine maruz kaldı.

    Bundan sonra OHAL’ler yol oldu. Ekonomi tepe taklak. Döviz, enflasyon, faiz, işsizlik zirvede. Paranın değeri dipte, güvenlik yok, huzur yok.

    Bu hesaba göre referandumda evet ihtimali çok çok zor. CB’nının halk desteği de abartıldığı gibi değil gibi görünüyor yukarıdaki gelişmelere bakıldığında.

    Ayrıca OHAL şartları da herşeyi zorluyor. Örneğin sosyal medyada 17 bin kişinin takip edilmesi (kaç memur görevli insan merak ediyor), binlerce dava açılması bunlara, sosyal medyada küfür ediyor diye içeri atılması insanların. Bunun da sürekli haber yapılarak gözdağı verilmesi millete.

    Millet bezmiş durumda. Güçlü bir HAYIR verecek milletimiz gibi geliyor. Aksi takdirde herşey daha da kötüye gidecek. Üstelik değişen rejim ve anayasa sebebiyle, mevcut düzen kalıcı hale getirilecek, ve düzelme ihtimali de kalmayacak. Buna kim razı olabilir.

  5. Eşit olmayan koşullarla demokratik seçim olmaz, demokrasi de olmaz. Bu iki kere iki dört eder gibi bir gerçek. Demokratik sistemin temel kurallarını yandaşı olduğumuz partinin kazanması için eğip bükerek sadece kendimizi aldatırız. Bedelini bazan kendimiz çoğunlukla da çocuklarımız öder.

  6. Hak ve hürriyetlerinin sınırlandırılması kişiye zevk mi verir, acı mı? Hakikat ACI dır. Pekii.. Acıdan zevk alma halinin literatürde tanımı nedir? El cevap: Mazoşizm.
    Arızalı kişi, MAZOŞİSTTİR
    O kadar!
    —-
    Futbolcuların başlattığı referandum paslaşması, gittikçe yaygınlaşıyor.
    Duyarlılık ve toplum tepkisine eyvallah
    Fakat sol cenahta bir kesim; işi sulandırıp, bulandırıyor
    Sanki, Anayasanının laiklikle ilgili maddesi, değişime tabiymiş gibi, “laiklik”odaklı olarak yürütüyorlar “hayır” kampanyasını..
    Bu yanlış strateji ve sırasız laisizm özentisi, “evet”çilerin lehine olabilir.
    Akıllı olun!..

  7. OHAL, neticede kaynağını ‘HUKUK’tan alan bir uygulama. Yani hukuki bir uygulama. Ama içerisinde bin bir hukuksuzluğu barındıran ve birçok mağduriyete sebep olarak uygulanıyor ülkemizde.
    Aynı zaman da ekonomisi yabancı sermayeye muhtaç, tüketime dayalı bir ekonominin, OHAL şartlarında göstergelerinin olumlu olması beklenemez. İlk uygulamaya konulduğunda 3 aylık sürenin yarısını kullanabiliriz diyenler, şartlar ağırlaşmadığı halde her seferinde OHAL’i uzatmış olmakla yalan söylemiş olmuyarlar mı? Ekonomideki kötüleşmenin ve doların ateşinin düşürelemeyişi, yabancı sermayenin (yerlisinin de) ülkeden çıkışının OHAL’den kaynaklandığı bilindiği halde, uygulamayı uzatmadaki ısrar hangi hesaptan kaynaklanıyor?
    Hesap şu;
    ‘O HAL’ de referanduma gitmek mevcut iktidarın lehine. Referandum dönüşü olmayan, köprüden son çıkış. Ne olursa olsun Anayasa değişikliği gerçekleşmek zorunda. Bunun için, en olabilir argüman OHAL. Bütün enerjisini ‘BAŞKANLIĞA’ teksif etmiş ‘olmazsa olmazı’ haline getirmiş bir irade için OHAL’de her şey mübah. Menzile giden yolda OHAL ile her türlü aracın kullanılması meşru olur anlayışı.
    Araç dedim ya, ülkemizdeki ‘muhafazakar kitle’ sistem uyarlaması veya değişikliği için ise en kullanışlı bir argüman. Şimdi bir o kadar daha… Kuruluşundan beri sistem tarafından hep dışarıda tutulmuş, itilmiş, kandırılmış bir çoğunluk. Ağzına bir parmak bal çalınarak ( elinde Kur’an Demirel) gazı alınmış, şimdi ise bir ‘lider kültü’ etrafında istediği sisteme kavuşacağına inandırılmış bir muhafazakar yapı.. Ülkede ‘Siyasal İslam’ yükselme terndinde diye politika belirleyenlerin, merhum Erbakan’ın önüne ‘Yenilikçileri’ çıkararak muhafazakar kesimin gazını Edoğan’ı iktidara taşıyarak aldılar. Halbuki söylemik -sloganik siyaset yerine eğitimli-bilinçli bir muhafazakar kesim, ülkenin demokrasi yürüyüşünde büyük katkılar sağlayabilirdi. Hala da öyle..
    Önceki yorumlarımda, ‘Cumhur-başkanlık ‘ ülkemize hayırlı olsun demem, halk oylaması ile ilgili tahminimdir. OHAL’ de referanduma gidiyor olacağımız tahminimi güçlendiriyor.
    Gerçekleşmesi muhtemel ‘Başkanlık’ sisteminde, her şeyin süt liman olacağı, iyileşme trendine gireceğini de tahmin etmiyorum. Mevcut uygulamalar, sistem sorunu olmaktan ziyade sistemi zorlamaktan hukuki dayanağı olmayan uygulamalardan kaynaklanmaktadır.

  8. Aklı için bizde yol bir değil,”akıl”sayısıncadır. “Akıllar pazara çıkarılmış,herkes kendi aklını beğenip almış”çünkü!..
    Herkes kendi aklını beğendikten sonra,”akıl akıldan üstün”sözünün bir kıymeti harbiyesi olmaz.
    Dönüp,bir de maden arar gibi,”üst akıl” hastası olanlar yok mu,şaşarım akıllarına..Ne demokrasi sindrildi ne de islami umdelerin şuuruna varılabildi.Zaman zaman,şaşkın ördek gibi dersten dalınıp,akıntıya kapılıyoruz.
    Bu alt yapı üzerindeki yapılanmalar sakat oluyor. Şu anki OHAL şartlarında yapılacak bir oylamada,milli iradenin
    sağlıklı tecellisinden söz edilemez. Araya bir (y) sıkıştırılarak O(Y)HAL”inin yaşanması kuvvetle muhtemeldir.
    Daha da olumsuzlaşacak konjonktür,zıt kutuplar arasındaki yüksek gerilim sevkiyle endişeyi katlanacaktır.
    Askeri rejime atıf yapılıp,adeta örnek alınması demokrasi ayıbıdır.
    Hoşuma giden bir benzetmeyi paylaşmak isterim:Yapılmak istenen, onsekiz anahtarı(madde) O HAL yardımıyla
    zincirleyip,birkişiye teslim etmektir.”
    Olmaz birkişi ilerde bu zincirle hukuk ve adaletin,dolayısıyle toplumun ümüğünü sıkmayacağını kim garanti edebilir? Bu kumarı oynamağa mecbur muyuz?
    —-
    Dinlerken utanıp,Devlet ve Millet namı hesabına teessür ve kaygılara sürüklendiğimiz,memnu içeriği olan kaset ve videolarla tırmanacak tefrikanın zirve yapması riski gözardı edilebilir mi?

    “Bir işi muradetme
    Olduysa inanetme
    Hakk”tandır o reddetme
    Mevla görelim neyler,neylerse güzel eyler.”

    • orhan bey başta sizin ve tüm yorumcu arkadaşların cuması mübarek olsun. ortak sevdiklerimizin olması da ümit verici. bu millete güvenmek için çok sebebimiz var…
      her sözde nasihat var
      her nesnede ziynet var
      her işte ganimet var
      Mevla görelim neyler
      neylerse güzel eyler…
      yüce Allah size bana değil, hepimize agah olmayı nasip eder inşallah…

  9. Sayın Koru , bir tarihte şirin ilçemiz Yalova İstanbul vilayetine baglı ama karşı sahilde. İstanbul valiliğinde Mutad Mülki amirler toplantısı yapılacak her ilçenin kaymakamı gelmiş ama Yalova kaymakamı ortada yok. Lodos gemi seferlerini iptal ettirmiş dogal olarak gelememiş. Tabi konu önemli İstanbul da su sıkıntısına çözüm aranacak . Odacı Rıza efendiye sesleniyor Vali bey hele bir bak görünürde yok mu ? Rıza beyin cevabı ‘kim takar Yalova kaymakamını sayin valim siz hele başlayın ”. Bir mizansen bu anlattığım . Ama Türkçemiz de benim kuşağımda kullanılan bir deyimdi dikkate alınmayan otoriteleri işaret etmek için. Şimdiki nesil bilmez bu ifadeyi. Hani gazetecilik soru sormayla başlar diyorsunuz ya . Şöyle bir soru geliyor akla. Acaba birileri millet sabah işe , okula gitmek için kalktığında sabah namazı vakti girmiş olsun bir daha da yatmasın kalkmışken namazını da eda etsin diye mi saatleri geri almadılar bu sene ? Şeytanın aklına taş düşürmekten başka ne işe yarar bu sorular ? Dünya nasıl olsa dönmeye devam edecek .

  10. Yaşadığım ilde, günlük hayatımızda, OHAL ile yönetildiğimizi gösteren hiç bir belirti yok.

    Bunu işinde gücünde sade bir vatandaş olarak söylüyorum. Darbeye, suça bulaşanlar OHAL’den olumsuz etkileniyorlarsa orasını bilmiyorum.

    Bir tek havaalanı girişlerinde arabaların bagajları kontrol ediliyor. Bu kontrol yapılmasa da bir patlama, bir olay olsa o zaman da zaten biz şikayetçi oluruz. Niçin kontrol yapmıyorsunuz diye.

    Döviz fiyatlarına olan etkisini görmek için OHAL uygulanan 31 Ağustos 2016 ve 30 Eylül 2016 tarihindeki dolar fiyatlarına baktım, sırası ile 2.95 ve 3.-Tl olarak görünüyor.Halbuki OHAL döviz fiyatlarını etkilemişse, ilk aylarda döviz fiyatlarının daha çok fırlaması gerekirdi. Bu durum bu günlerde döviz fiyatlarındaki yükselişin başka nedenleri olduğunu gösteriyor.

    Yabancıların OHAL’den dolayı kaçtığını söyleyebilmek için hangi yabancının mal varlığına el konulduğunu da gösterebilmek lazım. Suç örgütü mensuplarının mal varlıklarına ise her ülkede el konulur. Bu bilinmeyen bir şey değildir. ABD’de Elkaidecilerin mal varlığına el konulmaz mı?
    Bunun için OHAL’e de gerek yok.

    Referandum açısından düşünecek olursak bir sandık kurulunda CHP, MHP, HDP ve diğer partilerin temsilcileri (6 kişi)bulunacak. Oylama yargının denetiminde, partilerin temsilcilerinin gözetiminde gerçekleşecek. Oy sayımı da vatandaşa açık şekilde yapılacak. Dolayısı ile bizdeki seçimlerde ve referandumlarda hile yapılması hiç mümkün değil. Elektrik kesintisi, kedi, medi söylemleri hikayeden ibaret. Elektrik kesilince kaybeden partilerin temsilcilerinin gözleri görmezken, kazanan partinin temsilcilerinin gözleri görecek mi ki karanlıkta hile yapsın? Kaldı ki itiraz halinde bütün oyların yeniden sayılması söz konusu.

    Bir tek,terör örgütü PKK’nın etkin olduğu yerlerde vatandaşların oylarının bir partiye yönlendirildiği söyleniyor ki, bundan en çok iktidar partisi zarar görür. OHAL bu haksızlığı da asgariye indirebilir.

    • Elektirikler kesilince önceden hazırlanmış evet oylarının çoğulukda olduğu sandıklar yer değiştırır. Bunu Ankara halkı çok iyi bılır. Yurtdişindaki seçim sandıkları kimlere teslim?
      Aslinda sizin yorumunuz tam benim yaşam şeklini anlatiyor ben zaten yurtdişinda yaşiyorum, OHAL ve cadı avindan ne ben nede uzak yakın akrabalarımıdan hiç kimse etkilenmedi, çünkü çoğunluk AKP diğeride MHPli. Fakat bir konuda genelde MHP görüşlü akrabalar ve benim gibi 15 Temmuza kadar olan AKPli akrabaların vijdanlarımızı o kadar çok etkilediki bizler mağdurlara yapilan zülülüleri ve çektiğı acıları ta yüreğimizin derinliğinde hisediyoruz, ve onlara dualarımızla destek oliyoruz.
      Bomba uzmani olan polis İzmirde bombayi etkisiz hale getirirken o bombanın infilak etmesi sonucu uzvularınin bir kismini kayip etmiş hasta yatağından alip hapise konulmasida sizin gibilerinin umurunda olmaz ama bizim gibilerinin umurunda olur, polisin hapiste kalmasına razi olmayiz.Nitekim gelen tepkile üzerine utanma pazari sakat ve yarali polosi serbest bıraktılar. Bu mu “Müslümanlık” veya insanlik şahsen o polise ve onun gibilere yapılan beni insanliğımdan utandırıyor.
      Babamda olsa yaptığı yalnışlara alkış tutmama ve helki suçlu suçsuz ayirt etmeden zalimlik yapmasına elimden geldiği kadar ona biyat etmek yerine onunla bütün gücümle mucadele ederim.

  11. Çok güzel yazmışsınız kaleminize sağlık bu süreçte sadece sizi okuyorum. 24 yılını Ohal de yaşamış biri olarak diyebilirim ki bu Ohal ile 2002 kaldırılan Ohal arasında dağlar kadar fark var. Eski Ohal güvenlik için vardı. Ama şimdi hergün şehirlerde bombalar patlıyor. Şehitler veriliyor. Ohal de azalması gerekirken dahada arttı. Bu bize Ohal in amacının sorgulanması gerektiğini anlatıyor

  12. Üstat saygılar, 2006 yılında Taha AKYOL’un “ekonomide sarı alarm yazısı üzerine” kendisine ekonomi ile ilgi bir mail atmıştım tabi o mail muhtemelen okunmadı ama ne zaman atıldığına ilişkin saatine ve dakikasına kadar kaydı hala duruyor. O maili zahmet edip okumak isterseniz size gönderebilirim. 2006 yılından yazdığım yazıda bu günlerde meydana gelen ekonomik gelişmeleri de kapsayan bir değerlendirmem var, o gün nasıl analiz yapmışsam aynı analiz 2006 yılından tek farkı bu gün sonuçları itibariyle gerçekleşmiş olması tabi kahin değilim ama makro ekonomik verileri ABD ekonomisi de dahil okumasını sonrada sonuç çıkarmasını iyi bilirim.

    Tarafımdan binlerce veri araştırma ve incelemeler sonucunu aşağıda sunuyorum;

    ABD 1970-2016 tarihleri arasında 11 trilyon dolar milli gelir kaybı yaşadı. Diğer ülkeler 11 trilyon dolar milli gelir kazandı son on yılda ABD her yıl ortalama 500 milyar dolar milli gelir kaybına uğruyor. 11 trilyon doların 6 trilyon dolarına ABD hazinesi 3 trilyon dolar faiz gideri ödedi. Dolayısıyla ABD dışında 14 trilyon ABD dolarına sahip devlet, kuruluş, şirket, özel kişi bulunmaktadır. 14 trilyonun 6 trilyonu ABD hazinesinde, Kalan 8 trilyonun 530 milyar doları dünyada tedavülde bulunan dolar miktarı kalan 7.470 dolar ise diğer ülkelerin ABD’den aldıkları hisse senedi, özel sektör tahvilleri vb. ( 14= 6 + 0,530+ 7,47) Bazılarının zannettiği gibi ABD dolarının rezerv para olmasından geliri elde etmiyor, Milli Gelir kaybına uğruyor.

    Bu sonuca ulaşmak için
    1- ABD’nin dolarının rezerv para olarak senyoraj geliri elde edip etmediğini araştırmak için binlerce verinin incelenmesi gerekir.
    2- Ülkelerin dış ödemeler bilançosunu inceleme ayrı bir araştırma konusu,
    3- Fed’in bilançolarını incelemek ayrı bir araştırma konusu,
    4- ABD hazine borçlarını inceleme ayrı bir araştırma konusu,
    5 Milli gelirleri incelemek ayrı bir araştırma konusu,
    6- ABD Kamu gelirlerini incelemek ayrı bir araştırma konusu

    Tüm bunlar makro iktisat kuramı içerisinde değerlendirerek yukarıdaki sonuca ulaşılmıştır.

  13. ohalin fazla uzatılmamasını dilerim ama ohale neden olan sebeplerle mücadele edilmesini daha çok dilerim…fransa ile karşılaştırılmasını doğru bulmayanlardanım. fransa da bir kaç terör olayı sonrası ohal geldi. bizde çok daha fazla terör olayı olduğu halde hükümete ohal çağrıları yapıldığı halde hükümet tercih etmedi. mecbur kalana yani bırakılana kadar…fransa da o hal günlük hayatta hissedilir ölçüde ortada. nereye gitseniz avm restoran tren ya da sokaklar olsun heryerde ağır silahlanmış asker komando var, her an kimlik sorup arama yapıyorlar. resmi rakamları bilmem ama gerçeği yansıttığını da sanmam. ben 9 aydır kimlik göstermedim aranmadım. üstelik bunca terör potansiyelinden dolayı ortada daha çok güvenlik gücü olması gerektiğini düşünüyorum. bir kaç olaya ohali uzatan fransa da ara seçimler o halde yapılıyor. fransa da bizdekine benzer bir darbe olsaydı meclisini bombalasaydı ya da başka ülkede ne olurdu acaba…terör yasalarını gevşet pkk ya yumuşak davran diyenler terör ithal edip pazarlık konusu yapanlar pazar faciası yaşayınca ilk işleri terör yasalarını sertleştirmek oldu. dolayısıyla herşeyi doğru yere koyup oradan bakalım…sonuçta ohal güvenliğimiz için var.
    khk larla teröre destek veren medya ve cemaat okulları başta çoğu paralel yapılanmaya ait yerler kapatıldı ne itirazımız olabilir. kapatılmayan mezkur yerlere de kayyum atandı, ebedi duracak değil. en sert eleştirilerin de dozaj aşımına uğradığı evet diyenler vatan haini bile ilan edilecek rahatlığın bulunduğu isteyenin istediği gibi hakaret edebildiği bir ortamda insanların konuşamadıklarını ileri sürmesi çok abartılı kalıyor…her gece ekranlarda aynı sayıda kişiler taraf karşı taraf olarak tartışıyorlar, lehte de aleyhte de referandumu konuşuyorlar. lafını saklayana rastlamadım, elimden geldiğince izliyorum. sosyal medyayı takip etmeye vakit bulamıyorum ama orada da lafını saklayan olmadığını söylüyorlar. o halde kim nerede konuşamıyor acaba… üstelik anketlerde ohale halkın çoğunluğunun sıcak baktığı onayladığı görülüyor. ama hükümeti eleştirmek için harika bir malzeme olduğu yadsınamaz…referandumda evet çıkarsa trafodaki kedilerden sonra ki en büyük bahanelerden biri olacağı da yadsınamaz onu rusyadan bir siber saldırı -yada saldırılar-bahaneleri gölgelemezse…
    ohalin ekenomiye zarar verdiğini kabul edelim, ama ülkelerin ekonmilerinde iniş çıkışlar olur 15 yıldır çok büyük iniş çıkışlar yaşamayan türkiye de terör ithal edildiği zamanda bunun yaşanması manidar tabii. bu delillendirilebilir de ama zafiyetler olduğu gerçeğini gölgelemesine izin vermemek gerekir, bu tespitinize katılmamak yanlış olur. doğru doğrudur neden eğip bükelim…
    hasılı kelam ohal olsun istemeyiz ki ohalde bir referandum olsun isteyelim. ama normal bir vatandaşı rahatsız eder tarafı olduğunu da düşünmüyorum.

      • müsaade ederseniz aynı noktada kalayım. ohalin fazla uzatılmamasını dilerim ama ohale neden olan sebeplerle mücadele edilmesini daha çok dilerim…

        • Didem hanım mücadele fikrinde sizinle beraberiz farkımız şeklinde galiba siz ohalle mücadeleden yanasiniz. Bende ohalin kalkip hukuk ile mucadelesinden yanayim. Bence ohal sürecinde duygular akıldan ağır basıyor o da hataya sebep olabiliyor. Olağan halde hukuk devreye giriyor ve akıl duyguya ağır basıyor. Dolayısı ile hata payı azalıyor. Saygılarımla…

          • yorumcu arkadaşım ben ohalle mücadeleden yana değilim. o hali meşru buluyorum sadece doğru kullanılması gerektiğini düşünüyorum…

        • Mücadele ediliyormu? Ohal güvenlik için uygulansaydı ne reina katliamı ne kayseri patlaması nede büyükelçi suikasti olurdu halihazırda Ohal khk çıkartıp memurları işten atmak ve tutuklayıp tutukluluk süresini uzatmak için var Ohal in sadece fetö için uygulandığını devlet yetkililerinin konuşmalarından anlayabiliyoruz. Sadece fetö temizliği için diyor Numan kurtulmuş.

  14. Fehmi Bey merhaba,
    Yazınıza birkaç noktada eleştirim var, tabi görmek isterseniz.
    Fransa ve Türkiye karşılaştırması yapıyorsunuz, evet daha öncede bir karşılaştırma yaptınız. Ancak atladığınız veya görmek istemediğiniz önemli noktalar var. Sınırlarımızın hemen dibinde kimselerin hakkıyla mücadele vermediği bir DAEŞ, müttefik gördüğümüz ülkelerin silah ve eğitimini alan YPG, sınırlarımızın içinde ise yıllardır devam eden PKK ve sizin de hala terör örgütü olduğuna kuşkuyla baktığınız (yazılarınızdan anlaşılan budur) ve maalesef ki mütedeyyin kesimin en yetişkin elemanlarından oluşan FETÖ… İrili ufaklı gruplar ve uzantılarla alfabede harf bırakmayan diğerleri (DHKPC, TAK, vb.). Şeytanlaşmanın hakkını verircesine patlatılan bombalar, yapılan baskınlar ve de devleti ele geçirmeye teşebbüs, bu şekilde bakılınca evet bir benzemezlik ortadadır. Hasılı aydınlıkta gözlerini yumanlar yalnızca kendilerine karanlık yaptıklarının fakında değiller, o şekilde yapılan yorumlarda gerçekçilikten uzak öngörülerde bulunmayı getiriyor. Sizi yıllarca takip eden birisi olarak gerçek dünyaya, daha gerçekçi öngörüler de bulunmaya, davet ediyorum. Biraz uzunca bir yorum oldu ama sizin yazılarınızda pek kısa olmuyor…

    • mahmut bey “sizin de hala terör örgütü olduğuna kuşkuyla baktığınız (yazılarınızdan anlaşılan budur) ve maalesef ki mütedeyyin kesimin en yetişkin elemanlarından oluşan FETÖ…” diyorsunuz.

      fehmi bey fetöden çok bahseder. bakın şunu iyi ayırmak gerekir. Fetö içlerinde en tehlikeli olanı doğru, sebebide devletin içine mütedeyyin kesimi kullanarak sızması. bir cemaat içerisinde fetö çıktığı (yada fetö masum temiz mütedeyyin insanları kullandığı) için içlerinde binlerce masum ve habersiz insanıda barındırıyor. Fehmi beyin üzerinde durduğu nokta şahsı kanaatimce bu hasızlıkların giderilmesi ve Fetö, cemaat ayrımının iyi yapılması. Evet polisimizinde hakimlerimizinde işleri çok zor ama dikkat edilmezse çok daha zor günler bizi bekler.

      Bakın OHAL de yapılan haksızlıklıkları gidermek için komisyon kuruldu. Komisyon 7 kişilik ve bu 7 kişi şuan için 65.000 dosyaya bakacak. memurlar nette yapılan bir hesapta 15dk bir dosyaya baksalar 12 yıl süreceği tahmin ediliyor. Bunları eleştirmek hukuk yolunun açılmasını istemek.fetöyü savunmak değil aksine fetönün elindeki suçsuzlar içeri atılıyor kozunu elinden almaktır.

    • Peki bu terör olayları OHAL dan sonra kat kat artarak devam etmesine ne dersiniz?80 yaşındaki insanlara kelepçe takip götürülürken İşid ve bunu gibi terör örgütlerinden olanlari kelepcesiz götürmelerine cevabınızı çok merak ediyorum.Ben bu yazdıklarımı ve Bunlar arasında Ahmet Türkün kelepçeli olarak hastehaneye götürldğünü dün yabancı kanallarda izledim, o kelepcesiz götürülenle ve kelepçeli götürülenler arasında karşılaştırma yapiyorlardi.Bu da Türkiye gerçekleri sizin bu konuda görüşünüzü merak ediyorum.

  15. Fehmi bey onların derdi koltuk.Ekonomi falan değil.
    Atalarımız ne güzel demişler,” üzüm üzüme baka baka karalır,”Bizde komşulara baka baka onlar gibi olduk.Saddamın Irakı, Esadın Süriyesi,Hümeyninin İrani.
    Saddam çakma darbeleri bahane eder Aile reislerini kurşuna dizer kalanlarida zindanlarda çürütürdü.
    Hümeyni devrim yapti, hem asker hemde sivil İranın yarısını öldürdü.
    Esadın Süriyesinde açık oy gizli sayım seçimleri yapıldı,Esad koltuğunu korumak için neler yaptığını yazmaya gerek yok göz önünde.
    Bizde hemen hemen bunlarla ayni seviyeye geldik hatta geçiyoruz bile.
    Bir Bahçelimiz var evlere şenlik koltuğuna yapışmış onu o koltukdan kaldırmak istiyenlere şimdiki ortağının yardımı ile nasıl etkisiz hale getirdiğide göz önünde.Adi üstünde “Devlet” partisini bir adim ileri iki adım geri götüren kendi partısıne zarar vermekle kalmiyor Türkiyenin ekenomisi iyiye gitmediği zaman,o devreye girip gündem değiştirerek, seçim yaptirip ekonomiyi de iyce berbat ederek Türkiyeyide kendi partisine benzetiği içinde kahraman ilan ediliyor.CHP nin liderlerde ne ile gidip ne ile geldikleri ortada,nasi olsa sorumluk almadan rahatlari bozulmadan takir takir maaşlarını aliyorlar.Onların zaten vatan millet diye bir dertleri yok nasıl olsa kalıplaşmış oylar onlara yetip artiyor bile.
    Bizim politikacıların koltuklari ne zaman birazcık sallanmaya başlasa, hemen bizi birbirimize düşürerek koltuklarini eskisinden daha sağlama aliyorlar.
    Bence bu seçimde milletin çoğu hayır der fakat o hayırlar evet olarak sayılır.
    OHAL’in yardımi ile.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here