Amerika yeşil ışık yakmazsa kötü.. ama yeşil ışık yakarsa daha da kötü…

16
(Hürriyet'ten)..

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) son toplantısında Afrin’e askeri müdahale konusunu görüştü; toplantıya ait fotoğraflarda katılımcıların önünde açık tutulan haritalar kapsamlı bir müdahale hazırlığının yapıldığına işaret ediyor.

Fotoğrafın bir mesaj olsun diye basınla paylaşıldığını düşünebiliriz.

MİT Müsteşarı ile Genelkurmay Başkanı dünden beri Moskova’dalar.

‘Sınır gücü’ ismi yanlışmış

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Vancouver’da ABD’li mevkidaşı Rex Tillerson’a Türkiye’nin kararlılığını iyi aktarmış olmalı ki, bir gün öncesine kadar sınırlarımızın hemen karşısında sayıları 30 bine varacak bir ‘sınır gücü’ kurulması için Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ortak bir çalışma yürüttüklerini ilân etmiş olan ABD, bunun Türkiye’yi rahatsız edecek bir girişim sayılmayacağını, ‘sınır gücü’ denilmesinin ise hatadan kaynaklandığını açıkladı.

‘Sınır Gücü’ ismi o gücü kurmakta olan Amerikan komutanlığından bir albay tarafından duyurulmuştu.

“Hata yaptı” denilen kişi o albay işte..

İsminin öyle veya böyle olmasını önemseyenlerdenseniz sınır-ötesi ordu oluşturulması sorununa bitmiş gözüyle bakabilirsiniz; ancak Tillerson’un ve bakanlığının konuya ilişkin açıklamaları, ABD’nin, sınırlarımızın ötesinde, eğitimlerini Amerikalı kurmayların verdiği, binlerce TIR’la taşınmış hafif-ağır Amerikan menşeli silâhlarla donatılmış yerel bir ordu kurmakta olduğu bilgisini pekiştiriyor.

Neden yapıyor bunu ABD?

Öne sürülen gerekçe, IŞİD/DEAŞ faaliyetlerini sınırlamak; bozguna uğratılan örgütten kaçanların bir daha tehdit oluşturmayacak hale sokulması…

İnandırıcı gelmiyor bu gerekçe.

Gerekçesi ve ismi ne olursa olsun, böyle bir ordu oluşturulması, işte gördük, Türkiye’yi rahatsız ediyor.

Beni rahatsız eden ise bundan bir adım ötesi: Afrin ve Menbiç’te güvenliğini tehdit edebilecek oluşumlara tahammül etmeyeceğini aylar öncesinden dosta-düşmana duyurmuş olan Türkiye’yi askeri bir müdahaleye sürükleyebilecek biçimde çelişkili açıklamalar geliyor ABD’li sözcülerden…

“Gel, gel” biçiminde de yorumlanabilecek çelişkide açıklamalar…

Amerika’nın işmarlarına dikkat

ABD’nin bölgemize askeri müdahalesine kapı aralayan olayı hatırlıyor musunuz?

Hayır, 11 Eylül (2001) saldırıları değil, ondan önceki… 1990 yılında Kuveyt’in Saddam Hüseyin’in başında bulunduğu Irak tarafından işgal edilmesi olayını?

Irak’ın Kuveyt’le sınır sorunları yaşadığı biliniyor ve Saddam Hüseyin her fırsatta bunu dünya gündemine taşıyordu. 1990 yılına gelindiğinde, Irak, komşusu Kuveyt’in, kendilerine ait olan petrolü yasaklanmış yöntemlerle çıkarıp sattığı iddiasını seslendirmeye başlamıştı.

Sonunda Saddam’ın Kuveyt’i işgal kararı verip askerlerini komşu ülkeye göndermesine kadar varacak ihtilâfta en büyük pay, ABD’nin Kuveyt konusunda verdiği çelişkili mesajlar olmuştu.

Şubat 1990.. ABD DIB Müsteşar Yardımcısı Kelly ile ABD Bağdat BE Gillespie Saddam’la görüşüyor..

Önce ABD’nin Bağdat Büyükelçisi April Gillespie, 25 Temmuz (1990) tarihinde görüştüğü Saddam Hüseyin’e, muhatabının “Kuveyt’e ne yaparsan yap, bu bizi ilgilendirmez” olarak anladığı sözler sarf etti.

Şöyle oldu: Saddam ülkesinin ABD’nin gönlünü hoş tutmak için başlattığı İran’la savaşı sırasında (1980-1988) Şatt-ül Arab’ın bütününün stratejik öneminin öne çıktığını, oysa Şatt-ül Arab’ı Kuveyt’le paylaşmalarının sıkıntıya yol açtığını aktardı Büyükelçi Gillespie’ye; ondan aynen şu cevabı aldı: “Sizin Kuveyt’le olan ihtilafınız, daha doğrusu Arapların Araplar ile ihtilafları bizi ilgilendirmiyor; (ABD Dışişleri Bakanı James) Baker’ın bana talimatı, Kuveyt konusunun Amerika’yı ilgilendirmediğidir.”

Aynı günlerde, Kongre’nin Uluslararası İlişkiler Komitesi önüne çıkan ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Ortadoğu’dan sorumlu müsteşar yardımcısı John Kelly de, kendisine yöneltilen “Irak tarafından işgal edildiği taktirde Kuveyt’in yardımına koşmamızı gerektirecek bir ikili savunma anlaşmamız var mı?” sorusuna, “Hayır, yok” cevabını verecekti.

Saddam bu açıklamaları ‘yeşil ışık’ saydı ve Kuveyt’e 2 Ağustos (1990) günü askerlerini gönderdi.

ABD’nin Bağdat BE April Gillespie..

Gillespie-Saddam görüşmesinde konuşulanları işgalin başlamasından bir ay sonra öğrenen İngiliz gazeteciler, Amerikan Büyükelçisi’ne, “Doğru mu? Bu saldırıyı siz mi teşvik ettiniz, ne diyeceksiniz?” sorusunu yönelttiler. Aldıkları cevap şu oldu: “Başkaları gibi ben de Iraklıların Kuveyt’in bütününü işgal edeceğini düşünmemiştim.”

Bütününü işgal edeceğini düşünmemiş…

Irak güçleri Kuveyt’i işgal etti, ama ABD ile hemen oluşturduğu koalisyon güçleri, BM’yi de yanlarına alarak, Saddam’ı geri çekilmeye zorladı.

Amerikan askerleri, onbinlercesi, o günlerde bölgeye ayak bastı.

Kuveyt’i işgalden kurtarma bahanesiyle…

O ilk hamlede Saddam’ı devirmedi ABD, bunu rahatlıkla yapabilecekken yapmadı; ancak 10 yıl kadar sonra (2003), bu defa 11 Eylül’ü bahane ederek, Irak’ı işgal etti.

Ne demek istiyorum?

Demek istediğim açık: Afrin ve Menbiç konusunda karar verirken yalnızca mesajların düz anlamlarına bakmamak, yetkili ağızlardan çıkan çelişkili açıklamaları doğru okuyup yorumlamak ve bunu yaparken de Saddam’ın nasıl faka bastırıldığını akıldan hiç çıkarmamak gerekiyor.

ΩΩΩΩ

NOT: Yazının girişindeki fotoğraf Moskova’da yapılan görüşmelerden. (FK)

16 YORUMLAR

  1. Başkasının tokadını henüz yememiş olan kendi yumruğunu balyoz zannedermiş. Oyun bu, tertiplenen bu, hedef bu . Gerisi teferruat. Herkes kendine verilen rolü oynuyor görevini layıkıyla yerine getiriyor . Vatan millet Sakarya diyenler de ilk celsede vatanı terkedip saklanacak delik ararlar . İşimiz zor olacak ama satılmışların hepsi def olunca belki de güzel günler bizi bekliyor olacak

  2. Bana değmeyen pyd bin yaşasın diyerek bugünlere geldik.Afrin 2 tıl önce yapılması gereken bir operasyondu
    Fetö cü generallerin olumsuz raporları yüzünden ertelendi.Bugün yapılmayan operasyon yarın çok pahalıya patlar.ABD muhıpleri korku salıyorlar.Korkunun ecele faydası yok.Bundan sonrasını PKK düşünsün….

  3. Türkiye Irak değil, Erdoğan-Bahçeli’de Saddam değil.
    ABD-Rusya’nın anlaşmış olma ihtimali olabilir mi, olabilir.
    Çünkü Afrin Rus kontrolünde ama ABD “girmeyin” diyor.
    bakacağız artık.

  4. 3 ABD güvenilir bir Devlet ve de müttefik olmadığını iki Cihan Harbinde
    ve İrak-Kuveyt-İran kışkırtmalarında açık açık göstermiştir.
    ABD Irak B.Elçisinin vaktiyle, Saddam Hüseyin’e söylediği sözlerin ve
    vaadlerin benzeri, bu CoW-boy Çobanları (dağ ayısı) nca Türkiye Cumhuriyetine söyleniyor
    ve tabir caiz ise, Türkiye’ye (T.Erdoğan’a), ” şerim şerim, başına işerim ” denmek isteniyor.
    Prof. Necmettin Erbakan Hoca’nın , 1991’de,Tayyip beyin huzurunda, BOP
    ve B.İsrail hakkında, BİRLİK VAKFI’nda açıkladığı ve bilahare, başka mekanlarda tekrarladığı
    görüş ve tesbitleri teker teker icra edilegelmektedir, Amerikalı dostlarımızca.
    Ayrıca, T. Özal döneminde Dış İşleri Komisyonu Başkanlığı’nda bulunan
    Vehbi Dinçerler’e, bu defa Bağdat değil, ABD ANKARA B.Elçisi’nin Türkiye ve Orta-Doğu
    konusunda ne gibi planlarından bahsettiğini, OSmanlı ‘dan 25 Devlet çıktığını ve 26. Devletin
    de HANGİ DEVLET’ten çıkacağını, bundan daha tabii birşeyin de olamıyacağını hiç çekinmeden
    ve sıkılmadan söyliyebidiğini bilmek ve söylenenleri iyiden iyiye, hiç olmazsa bugün irdelemek
    günüdür.
    İyi niyetle ve fakat, büyük bir kuruntu ve HIRSla yola çıkan, devlet ve
    diplomasi tecrübe ve bilgisinden nasipsiz İTTİHAD ve TERAKKİ’ mensubu gafiller, o tarihte
    dahi DÜNYA LİDERİ olan KOCA Osmanlı İMPARATORLUĞUNU nasıl paramparça ve yok ettiklerini
    canlı şahitler ve tarihi vesikalar dikkat nazarlarına seriyor.
    Bu kadar beslediği ve emek verdiği uşakları YPG’yi, bile bile, kolayca, kimseye
    yem yapmıyacağı ve ordu donatacak kadar silah ve techiztı ABD’nin boşa getirmiş olmıyacaği
    ayan-beyan ortadadır.
    Orada, tahminimizden de fazla, Amerikan askerinin , Kurmayının bulunabileceğini
    Devlet ve hükumet yetkililerimiz bizden daha iyi biliyordur, kolay kolay faka basacak değildir.
    Uzun ve ince bir yolda adımladıkldrının, her dalm bilinci içinde bulunduklarından emin olarak,
    Allah’tan başarılarını ve memleketimizi her türlü şer unsurlarından muhafazasını diliyoruz.
    Diplomasi ve askerlikte üstun, deha seviyesinde yeişmiş, tecrübe kaynağı kişilerin yardımını
    dilemekten ve duadan başka bir çaremiz de yoktur.

  5. Cumhuriyet kurulduğunda Sermaye Türkiye ile komşularının arasını açık tutmak için tartışmalı sınır bölgeleri oluşturmuştu. Hatay, Halep, Musul, Nahçıvan, Batı Trakya, 12 Ada, Kıbrıs gibi. Mustafa Kemal ve arkadaşları bu oyunu iyi bildikleri için bu yerlerin hepsinden vazgeçerek Türkiye sınırlarını kesinleştirmişlerdir. Yalnızca Hatay ilhak edilmiştir. Sermaye’nin Akdeniz’de bir limanı olsun diye İkinci Cihan Savaşında 12 Ada bize verilmek istenmiş, Türkiye kabul etmemiştir. Kıbrıs işgal edildi ama sıkıntı bitmedi.
    Tarım dönemi savaşları toprak kazanmak amacıyla yapılırdı. Bugün buna ihtiyaç kalmadı. Mustafa Kemal’in “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi ile Türkiye savaş heveslerinden uzak durdu ve bugün seksen milyon nüfuslu, ekonomisi büyüyen bir ülke konumundadır. Milli Görüş ve Nur Risaleleri Türkiye’ye dünyada temelinde siyasi, ekonomik, askeri baskı olmayan bir etkinlik kazandırmıştır.
    Koru’nun yazısını her Türk her gün okumalıdır. Bizim toprağa ihtiyacımız yok. Hatta Afrin veya başka bir yerden ABD veya başkası saldırır ise Türkiye önce yeniliyormuş gibi geri çekilmeli ve saldırının karşı taraftan geldiği tüm dünya tarafından görülmelidir. Bundan sonra ordu harekete geçerek tüm saldırgan alanı işgal eder ve orada ilkeleri belirli bir yönetim kurarak geri çekilir. Gönül ister ki böyle bir durumda Adil Düzen ile yönetilen bir model oluşturulsun. Bunun için daha çok çalışmak ve hazırlık yapmak gerekiyor. Çünkü Adil Düzen tepeden inmeci bir şekilde insanlara ne yapmaları gerektiğini vazeden bir sistem değil insanların ihtiyaçlarını etraflıca karşılayan bir sistemdir.
    Türkiye’nin dışarda savaşmasına gerek yok. Dışarıda belki kısa süreli başarılar elde edilebilir, ondan sonra çekilmek gerekir. Savunmada ise Türkiye son derece güçlüdür. ABD gibi bir süper güç tarafından işgal edilse bile bu ABD’nin sonu olur. Bütün bu süreçlerde Türkiye İran’ın muhalefet ettiği hiçbir girişimde bulunmamalıdır.

  6. Fehmi bey , Amerika artık eski gücünde değil , Türkiye de eski Türkiye değil. TÜrkiye’nin bence en büyük problemi KÜRESEL VİCDANI temsil ederken , toplumda da, siyasette de çok taş kalpli davranan vicdansız insanların çokluğu. Bunlar siyaseti domine ediyorlar ve toplumu da vicdansızlığa sevk ediyorlar. Ancak VİCDAN insani bir haslettir . İnsan olanın vicdanı olmalı.

    • Abd eski gücünde değil. Turkiye super güç olmus yine de kapı kapı izin icin dolaşıyor… Diğer ülkelerin attiğı bombalar vicdansiz yakıp yıkıyor Türkiye’nin bombaları vicdanları yakmadan yıkmadan patlıyor hatta patlarken heryeri onarıyor tamir ediyor!!! Her ülke kendi çıkarına aykırı olana karşı vicdansızdır.

      • Türkiye , terör örgütleriyle mücadele ediyor. Attığı bombalar terör örgütlerini hedef alıyor. Bugün Türkiyenin Suriyede elinin yettiği Azez ve Cerablusta halk güven içinde yaşıyabiliyor. Afrin operasyon bölgesinde ABD ve Rus askerleri var , doğal olarak bu ülkelerle korrdinasyon yapmak gerekiyor. Kapı kapı dolaşmak değil koordinasyon deniyor buna.

    • Türkiye de siyaseti domine eden kişi, aklı hür, vicdanı hür herkesin bilebileceği gibi sayın Cumhurbaşkanı’dır. Şayet Cumhurbaşkanı’mızı vicdansızlıkla itham ediyosanız, gözlük camlarınızı temizleyip, Kut’ül Amare dizisinin ilk bölümünü külliyede izlerken çekilen görüntüleri incelemenizi tavsiye ederim ( son delil olduğu için bu konuyu yazdım, yoksa akıl ve vicdan sahipleri için, geçmiş delil dolu, gözlüksüz bakabilenlere).

      • Bu yorumumda isim verilerek herhangi bir siyasetçiden bahsedilmemiştir.Bu sizin hangi saiklerle değerlendirdiğinizi bilmediğim şahsi çıkarımınızdır. Ku’ül Amare dizisini izledim , ben de size geçenlerde 2 bakanın danışmanları arasındaki koltuk kapma krizini incelemenizi tavsiye ederim.

  7. Pislik amerikanın oyununa karşı, müttefik bir devlet ile yapılan operasyondan en az zararla çıkarız. İran, Rusya, Suriye devletlerinden herhangi biri işimizi çok kolay rahatlatır. Aksi bi durum ise beka sorunumuzun gündeme gelmesi söz konusu. İş başa düşerse ilahi ordunun neferleriyiz. Vatan bize emanet, her nefer şehitliğe namzet

    • Eğer işimiz Rusya ve İrana kaldı ise vay halimize onlara ne kadar güvenilir.İnanın hepsi de ellerini ovuşturarak bekliyorlar.Öfke ile kalkıp zararla oturmamızı istiyorlar.Bizimkiler seçim öncesi iç siyaseti de dikkate alarak kükreyebilirler ama kazın ayağı öyle değil.Vatan millet sakarya şişirmeleri ile gerçekler örtüşmüyor.Hepimizin de canı malı dinimübin için feda olsun inşallah,fakat bugün davayı deve yapıp üzerine binenlerin söz ve tavırları samimi değil,milletten saklanan gizlenen kapı arkası danışıklı dövüşler var.Dikkat,Perinçek’in referansı ile Bahçeli’nin gaz vermesi ile hareket etmek facia getirir.Esas olan içte ve dışta kanaat önderleri,siyasilerin ayırt etmeksizin tamamı ile iştişare ederek kararlar almak, toplumun tamamının da her türlü harekette desteğini almak demektir.Ben yaptım oldu veya olacak türü söylemler sıkıntı getirir ve getiriyor da.Şura oluşturup iştişare etmek kanaatimce en doğru yaklaşım olur.Saygılar.

    • Her nefer “ŞEHİT” olsa.Vatanı kimler korur? Cevabınız Geriye kalanlar ise? Peki geriye kimler kalır? İsterseniz kendi soruma kendim cevap vereyim kadın ve çocuklar. Peki
      Kadın ve cocuklara neler olur? Olacaklar şehitlerin kemiklerini sızlatmazmı?
      Vatani sağlıklı ve sağ insanlar korur. Laf ile peynir gemisi yürümez. Savaşlardan her zaman silah tüccarılari kazançlı çikar. Kayıp eden insanlık olur. 35 yıldır pkk ile olan savaşi neden bitiremediler? Veya onları yenemediler? Bunlara cevabınızı bekliyorum.

      • Sorunuza elcevap ;bugün geçmişteki koç yiğitlerin şehadet şerbetini içmeleri sayesinde hayattayız.Vatan savunması için ölümden korkarsanız, zillet içinde yaşamaya mahkum olursunuz. Zilletle yaşamaktansa izzetle ölmeyi yeğleriz Devleti ebed için, alemi islam için ordumuzun yanındayız. Allah yar ve yardımcın olsun.

      • pkk ile savaşın neden bitmediğini Suriye kojonktüründe daha iyi görüyor olmanız gerekmez mi? Nasıl bir saikle görülmez merak konusu…hayret doğrusu…özel bir çaba istediği kesin….
        Arkasında batılı güçlerin olmadığı bir terör örgütü, bir devletin ordusuna hele ki dünyanın sayılı ordularından olan Türk ordusuna 35 ay dayanabilir mi?????
        pkk’nın yenilemediği de sizi anlamanız olsa gerek. defalarca yenilmiş ve yeniden oluşturulmuştur…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here