Ölümle birlikte kavga biter; bazıları için ise ölüm bile kavga sebebi…

10

Dünyada, tarih boyunca ve bugün, haksızlıklar, adaletsizlikler, eşitsizlikler, sürtüşmeler, kavgalar, savaşlar yaşanıyor; insanlar doğuştan sahip oldukları kimlikleri yüzünden türlü çeşitli yanlışlıklara muhatap edilebiliyor.

Myanmar’da yaşananlara, Budistlerce ‘kimlikleri sebebiyle’ kendilerine hayat hakkı tanınmayan Müslüman halkın başına gelene bakın, ne demek istediğimi anlarsınız.

Hayatta karşılaşılan olumsuzlukların hepsi ölümle birlikte sona eriyor.

Cenazeye saygı, insan oluşa saygıdır

Ölüm eşitlikçidir.

İnsanların kimliği, ne oldukları ölümleriyle birlikte anlamsızlaşır.

Zengin-fakir ayrımı bile ölümle birlikte sona erer.

Fakire ayrı, zengine ayrı kabristan yoktur.

Cenaze geçerken.. camide namazı kılınırken.. toprağa verilirken.. ölene elden gelen her türlü saygı gösterilir. Ölenin arkasından “Nasıl bilirdiniz?” sorusunun cenaze namazını kıldıran tarafından sorulması da.. tanıyan tanımayan herkesin “İyi biliriz” şehadetinde bulunması da.. son yolculuğuna uğurlanana duyulan saygının gereğidir.

Yakınlara taziye ziyareti de aynı saygının bir başka uzantısıdır.

Bizde ölünün arkasından kötü konuşmak da iyi karşılanmaz.

Biz böyle bildik, bugüne kadar da böyle geldik.

“Her nefis ölümü tadacaktır” (Ankebût: 57) evrensel tespiti eşliğinde, tanıdığımız birinin vefat ettiğini işittiğimizde veya cenaze önümüzden geçerken, “Allah’tan geldik, yine O’na döneceğiz” (Bakara: 156) anlamını taşıyan âyeti okuruz.

Aysel Tuğluk’un annesi

Peki de, sevdiklerini toprağa vermek üzere mezarlığa gelenleri tehdit etmek.. cenaze sahibinin kimliği (Kürt, Alevi ve HDP’li) sebebiyle ölenin oraya gömülmesine “Burası Sünni mezarlığıdır, burada şehitler yatıyor” diye izin vermemeye kalkışmak.. ısrar edilir ve orada gömülürse cesedi çıkarmak üzere kabristana iş makinaları getirmek..

Nedir bütün bunlar?

Hangi dine, hangi kültüre, hangi ahlâka uyar bu tür bir davranış?

Bir ara HDP’nin eş-başkanlığını yapmış –bir süredir hapiste– Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk‘un cenazesi Ankara’da bu yüzden toprağa verilemedi ve memleketi Tunceli’ye götürülmek zorunda kalındı.

Bağırış çağırışlar eşliğinde.

Aklı durduran bir manzara bu.

Son zamanlarda kendini iyice hissettiren ‘Osmanlı hayranlığı’ içerisinde olan bir kitlenin bunu yapması ise, kültürsüzlük ve cehaletin diz boyu olduğunun ispatıdır.

Kimliğine bakmadan herkesten yararlanan bir kültüre sahipti Osmanlı ve cenazeler söz konusu olduğunda, ölen insan hangi dinden, hangi inanıştan, hangi eğilimden olursa olsun, ona saygı duyulmasını beklerdi.

Yetkililer tepki verdiler ama…

Yukarıda “Nedir bütün bunlar?” diye sordum, ama aslında ne olduğunu biliyorum: Siyaset her alana hakim hale geldi ve siyasetin ayrıştırıcı bir dili var. O dil insanlara bir kimlik atfediyor ve kimliği ‘iyi’ kabul edilenlere karşı ‘kötü’ kimlikliler olduğunu da kabul etmemizi istiyor.

Hayatta bulunanlar, canlılar arasındaki bu tür bir ayrışma alışkanlık yaptı; birilerine ‘kötü kimlikli’ oldukları kabul edildiği için ‘kötü’ muamelesi çekilmesine karşı çıkmayı düşünmez haldeyiz.

Demek ki, şimdi sıra, o ‘kötü’ bilinenlerin yakınlarının cenazelerinin de farklı muameleye tabi tutulmasına gelmiş.

Ankara’daki olay bunu gösteriyor.

İş makinalarıyla gelip ölen kadının o mezarlıkta toprağa verilmesine karşı çıkanların eylemlerinde başarılı olmaları başkalarına da cesaret verebilir.

Devleti yönetenler olaya ciddi tepkiler verdiler; bu olumlu.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü.. Başbakan yardımcısı.. İçişleri bakanı.. hem kendileri hem de devlet adına olayı kınadılar…

Umarım, sözlü kınamayla yetinmez, bu tür tepkilerin alışkanlığa dönüşmemesi için hukuki yaptırımlardan da geri durmazlar.

Hz. Ömer’e hitaben, Hz. Peygamber, “Nasihat olarak sana ölüm yeter, ey Ömer” demişti.

Gerçekten de öyledir.

Ölüm üzerinde düşünmek insanı yanlışlıklardan koruyabilir.

Siyasiler Aysel Tuğluk’un annesinin ölümünden sonra meydana gelen olayı da bir tür ‘nasihat’ olarak değerlendirmeli.

Ayrıştırıcı dilin kısa vadeli getirisi olsa bile, orta ve uzun vadede zararlara yol açabileceği üzerinde düşünebilirler sözgelimi.

En büyük zarar da ülkenin yönetilemez hale gelmesi tehlikesidir.

Kimliklerimiz birbirimizi tanıma vesilesidir; yoksa birbirimizden ayrı gayrılığımızın ve bazılarımızın diğerlerine üstünlüğünün bilinmesi için değildir. Bu gerçeği idrak etmez ve tam tersi bir anlayışla insanlara davranmaya başlarsak, bunun sonu hiç iyi olmaz.

Kişiler için de, ülke için de iyi olmaz.

Yalnız ayrımcılığa uğrayan için de değil, ayrımcılığı uygulayan için de iyi olmaz.

Artık kendimize gelelim.

ΩΩΩΩ

10 YORUMLAR

  1. Olayda pekçok garabet, cehalet, istismar, mahalle ve Devlet baskıcılığı …var. Var oğlu var.
    Bir kere daha anlaşılıyor ki, hala,12 Eylul ihtilali ile Millete ZORLA kabul ettirilen mahüt ve mahkum (yok hükmündeki) dar ve sıkıcı 82 anayasa”sının Millet üzerinde bıraktığı ve 28 Şubat ALÇAKLIĞI ile devam ettirilmek istenen izlerinin hala baskıcı ve bölücü kalıntıları var ve silinmesi mümkün değil. Bu Olayın kaynağının da bu anayasa olduğu görülüyor. Şöyleki ;
    Benim de, af-af diyerek, her haltı yiyen, sözüm ona gafil sünni Müslümanlar yanında, gerçekten, “eline, diline, beline, emanetine sahip çıkan dürüst” alevi sınıf arkadaşlarım, ticari muhatablarım ve dostlarım var. Halkımız da birbirine dost olup, geçinip, gider. Ne zaman ki, bu okumuşların yüz karası
    aydın ve yazar geçinen DİN DÜŞMANI münafıklar araya girer, o zaman ara bozulur.
    Bu haftaki olay da bu türden patlak vermiştir, kanaatımca. Peşin hükümlülük, art niyet ve samimiyetsizliğin mahsülüdür. Yoksa, hiçbir İslam alimi Aleviliği İslam dışı saymamıştır. Ancak, yeni yetme, bir kısım ateist aleviler, Aleviliğin islamla alakası olmadığını savunuyor
    Mesele, dini, sosyal ve tarihi gerçeklerle ele alınmamış ve alınmıyor.

    Bir ladini insana, ” arkamızı PKK’ya yasladık ” diyen Aysel Tuğluk gibi, soyu alevi, kendisi ateist olan kişiye, bir ladini insana tanınan HOŞGÖRÜ kendi Vatanında sünni Müslümanlara hala tanınmıyor. Nasıl mı?
    Madimak olayında olduğu gibi, ŞARLATANLIK yaparak, kendinde art niyet ve kusur arama ; Sünnileri suçla. Ertesi hafta, KARABAĞLARDA Nahak yere öldürülen MASUM insanların – sünnidir diye – katillerini unuttur ve hatırlatma bile. Bu mudur ? adalet, insanlık, eşitlik… Zamanımızın – dinini bilmez, alim çıkarmaz – Müslümanlarını da süslü özgürlük nidaları ile UYUT, arkana al.
    Bu olay da şamataya, reklamasyona, istismara konu edilemez.
    Kanı”mca, 80 yaş civarında ölen Tuğluk mümine bir kadındi. Belki kızının gidişatından da ya memnun değildi, ya da haberi yoktu. Hal böyle olmakla beraber, PKK sempatizanı SİYASİ istismarcılarca
    – gazetelerden görebildiğim kadarı ile – cenazeye namaz kıldırılMAMIŞ, sadece, veda TÖRENi yapılmıştır.
    Ömründe hiç namaz kılmasa da, bir mümin öldüğünde MUTLAKA musalla taşına getirilir ve NAMAZI kılınır. Elhamdülillah, sanatkarıyla, artistiyle, masonuyla, sporcusuyla, okumuşu ile okumamışı ıle alevisiyle, sünnisi ile, kürdü ile, türkü ile, lazı ile, Çerkezi ile….az günahkarı, çok günahkarı ile bu MİLLET müslümandır
    İnanıp inanmamakta herkes SERBESttir, dindarı da, dinsizi de (fakat, ahdi imzaladın mı ….!!)
    Cenaze namazı BİLEREK kılınmadı ve kıldırılmadı ise, kızı da aşırı bir din düşmanı, hatta, dinsiz terörist propagandacısı olduğuna ve bu Vatanın da sevdalısı olmadığına göre ve mezar yeri için vasiyet edip de, çok daha da ÖNEMLİSİ olan CENAZE NAMAZI için vasiyet etmedi ise – vatandaşların Müslüman mezarlığına defnedilmesi karşısında reaksiyon göstermelerinde, ziyade haklılık vardır. MERT ve DÜRÜST Olmak Lazım. Bu konu “ALEVİ DEDELERi” ne de sorulabilir, DİB Başkan Vekiline HATIRLATILABİLİR.
    Yoksa, her alevi vatandaşımız, mümin olması HASEBİYLE İstediği Müslüman mezarlığında defnedilebilir.
    Ancak, bizim ülkemizde de müslim, gayri müslim mezarlıkları ayrı ayrıdır.
    Bilvesile, Sayın Başbakanı ve hükumeti inançlara hürmete davet ederim, baskıcı 82-28 anayasasına değil. Devlet, görevini HAKLARA RİAYET EDEREK doğru yaparsa, vatandaş biribirine GİRMEZ.
    Değilse ;
    – Dünyanın pek çok Devletinde de, Müslüman – gayrimüslim mezarlığı mevcuttur. Hristiyanların, Yahudilerin, Müslümanların mezarlıkları ayrı ayrıdır. Hatta , Hristiyanlarda mezheblerin bile mezarlıkları ayrıdır ; Ortodoks, Katolik, protestan gibi.
    – Keza, diğer dinlere göre de ÖTEKİ Din hatta mezhep mensubları ile bile beraber mezarda yan-yana yatmak istenmiyen bir durumdur.
    – İslam inancına göre ise, günahkar bir kimsenin yanında kabir komşusu olmak, onun düçar olacağı azabın “düman altı”sı olmak gibidir. Rahmet melekleri Büyük günahkar ve münkir cenazelere
    yanaşmaz bile. “Kişi sevdikleri ile beraberdir” Aklın yolu da budur. Mesela bazı arkadaşlardan duyarız, bu dünyada beraber olamadığı artistlerle, feylezoflarla öte dünyada beraber olmak ister.
    Olayda cenazeyi sırtlıyanlar art niyetli olduğu gibi, müdahale edenler de dini ve hüküki hükümleri fazlaca araştırmadan heyecanla ve acele ile olayı peydahlamışlardır. Cenaze sahibleri gene de sonunda akl-selimi kullanarak din, hukuk ve laiklik ilkelerini gözeterek cenazeyi Tunceline götürmüşdür. Gerçeklere uygun olanı ve doğru olanı yapmışlardır. Kendilerini bu yönden tebrik ederim
    Netice olarak, bu olay öyle baskıcı devlet mantığı ile geçiştirilemez. ŞAMATA’ya ASLA konu edilemez. Yahudi cenazesine ayağa kalkmak başka, bu mesele başkadır. Mantık ve kısır bilgi hataları yapmıyalım. Müslümanlığımızı belliyelim ki, insan gibi, medenice yaşıyalım ve yaşatalım.
    Müslümanları bugüne kadar ve her gün olduğu gibi, YANLIŞ İTİKADA SÜRÜKLEMEĞE
    kimsenin hakkı yoktur, haddi de değildir. Yutturmaya kalkmayın. O devirler geride kaldı. Yalnız AHMET HAKAN ve ŞÜREKASINI AYSEL TUĞLUK gibilerine -özgürlük hakları için – Mezarda ve Öte dünyada KOMŞU yapmasını Cenab- HAKtan niyaz ediyorum. Bilemem, F.Koru da beraber olmak istiyor mu idi ? ….

  2. Evet bu olayın mantığı hiç yok . Tepki çok akılsızca bi kere normal değil.Ülke sanki cehenneme dönmüş gibi , Her an bi sürek avının ortasında kalabilir gibime geliyor sizin tabirinizle Fehmi bey, (kötü) kimlik kabul edilen her türden karşı düşünce, cemaat,mezhep veasire..( iyi) kimliklli kabul edilenler tarafından.Evet aslında yeni değil bu politikalar anlayan anladı zaten devleti yönetenlerin bu yönde yürüdüğünü Fırtınaların,. Kasırgaların ekildiğinii.Kıyametlerin biçildiğini.

  3. Aysel Tuğluk’un annesi alevidir diye Ankara’da mezara konmamış, Sünniler iş makineleri ile mani olmuşlar. Olaya inanamıyorum.
    Okulda, iş yerlerinde ben Alevilerle çok arkadaşlık yaptım. Sünnilere tercih edeceğim yanları vardı. Türkiye’de Alevi-Sünni düşmanlığı yoktur. Halk hep kardeşçe geçinir. Türkiye’de Osmanlılardan beri gelen devlet-Alevi çatışması vardır. Bu çatışmayı da Milli Görüş sona erdirmiştir.
    İş makineleri getirip buna mana olmak isteyen kişi değildir, örgüttür. Bu örgüt ortaya çıkarılmalıdır.
    Sermaye Türkiye’yi bölüp parçalayabilmek için Kürt-Türk, laik-yobaz, Alevi-Sünni Atatürkçü-dindar gibi gruplara ayırmaktadır.

  4. Ülkemiz nereden nereye…? Bu coğrafya 2000-3000 yildir din ırk ve cinsiyet ayırımı yapmadan herkesi bağrında taşımıştir…
    Ne yazık ki son 5 – 10 yıldır. .. İslam adına bazı şeylerin yapıldığı iddia ediliyor… Ama toplum nedense ahlak ve vicdan olarak tarihin en kötü dönemini yaşıyor. ..
    Bakalım bunun faturası kime çıkarılacak. .?
    Belki yine bir Üst Akıl ve bir günah keçisi bulurlar…

  5. ne olduğu bu ülkeye ne hale geldik.ölüme bile saygısı olmayan vicdansız insanlar nereden geldi.hiç bir yerden onlar bizim çocuklarımızdı bu ülkenin insanları idi.onlar yahudinin cenazesi geçerken ayağa kalkan iki cihan serverinin ümmetiyiz diyorlardı.herkesin tiksindiği bir köpek ölüsünden ama dişleri de ne kadar güzelmiş diyerek insana tiksinti veren bir görüntüden bile güzellik çıkaran bir peygamberin ümmetiyiz.
    bu toprakların altında bir sürü inanıştan ırktan milletten insanlar yüzyıllarca yattılar.bundan sonra da yatacaklar.
    toprak en temizleyici maddedir.bir insanı vasiyet ettiği toprağa gömdürmeyen bahtsızlar nasıl emelinize ulaştınız mı.şimdi rahatmısınız.şunu unutmayın bir toprağa gömülmek bile YÜCE RABBİMİZİN kuluna en büyük lutfudur.dilerim bu yaptığınız sizlerin başınıza gelmez.dilerim gömülecek bir toprak bulursunuz.

  6. Aslında ülkemizde değerler yok denecek kadar yüzeysel. eğer siyasiler kınamasaydı, sağ kesimin nerdeyse bütünü bu olaya sahip çıkacaktı, fehmi koru gibiler de sessiz kalacaktı. Oysa ölüler arasındaki ayrım bu ülkede ilk değil. daha önceden yapılanlara bir tepki ben duymadım.
    Aradan günler geçtikten sonra fehmi koru ölünün gömülmemesi için saldıranları eleştiren yazı yazıyor. Temel insani değerlerimiz bile yok. bizim hala ahlaklı bir toplum olmak için epey yolumuz var.
    berkin elvan olayı da bu saldırıyı kınayan siyasiler tarafından yapılmıştı.

  7. Aysel Tuğluk ve diğer yakınlarının başi sağolsun merhumeyde Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.
    Balık baştan kokar. Ölen çocuğun annesini mitinklerde yuhalatanların. Aysel Tuğluk un annesini oraya gömdürtmiyenlerden farki ne?
    Biz başka ülkelerin doğal afetlerine sevinenleri oh olsun diyenler, çiğeri yanmış anaları bir değıl onlarca kez yuhalatanlari alkişliyorsak bizden ölüye saygı beklemek siyaha beyaz demek gibi birşey olsagerek.

  8. İlk olarak neresinden bakılırsa bakılsın garabet olarak nitelendirilmesi gereken bu olayı şiddetle kınıyorum. Devlet görevlilerine düşen olayı bütün yönleri ile aydınlatıp sorumlularını cezalandırmak ve olan bitenler ile arasına mesafe koymaktır. Barzani yönetiminin referandum diye direttiği ve ortamın gerildiği bu süreçte, baştan aşağıya provokasyon kokusu yayan bu olayı sıradan bir şekilde değerlendirmemek gerekir. Yaşananlardan sonra “mezarlarımız ortak olamayacaksa şehirlerimiz nasıl olacak, aynı havayı nasıl teneffüs edeceğiz ?” diye soran HDP sözcüsü aranılan cevabı veriyor. Hülasa başından sonuna planlı ve kışkırtıcı bir eylemdir. Faillerine cevabımız “Artık bu oyunlar tutmuyor. Haydi başka kapıya !” ..

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here