Önce Sarraf.. Şimdi Halkbank’ın 2 numarası.. Kendi ayaklarıyla gittikleri ABD’de tutuklandılar.. Ne/ler oluyor?

16

Ülkemizin en büyük kamu bankası olan Ziraat Bankası‘nın ABD’deki şubesinin bireysel müşterilere kapatıldığını biliyor muydunuz?

Ben de yeni öğrendim.
Amerikan yetkililerinin açtığı soruşturma sonucunda gelmiş kapatma kararı.
Öyle ani olmuş ki, ABD’de yaşayıp tasarruflarını Ziraat Bankası’nda tutan vatandaşlarımız, şimdi ne yapacaklarını bilmez haldeler.
Telefon numarasını arayınca cevap alamıyorlar çünkü.

Sarraf’la başladı.. devam ediyor..

Halkbank genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla‘nın New York’a iner inmez gözaltına alındığını.. kendisini bekleyen bir iddianame ile derhal mahkemeye sevk edildiğini.. ve nöbetçi hakim tarafından tutuklandığını öğrenince.. aklıma Ziraat Bankası New York Şubesi olayı geldi.

Tabii bir de Rıza Sarraf

Rıza Sarraf da, yaklaşık bir yıl önce, eşi ve bazı yakınlarıyla seyahat ettiği uçak Miami Havalimanı’na indiğinde derhal gözaltına alınmış, New York’a kadar hayli zahmetli bir karayolu macerasından sonra cezaevine tıkılmıştı. Ciddi iddialara muhatap Rıza Sarraf…
Kendisini her gün yenilerini eklediği bir pahalı avukatlar ordusu savunuyor, ama galiba umutsuzca…

Yeni başkan Donald Trump‘ın atamayla gelen 45 bölge savcısıyla birlikte görevden aldığı New York Güney Bölgesi Savcısı Preet Bharara‘nın yerinden edilmesi, Sarraf ve onun yargılanmasını endişeyle izleyenler için bir umut ışığı olmuştu.
Ancak devamlılık sadece devlette değil, yargıda da var olmalı ki.. Bharara’dan görevi devralanlar Atilla’yı tutuklamakta tereddüt etmediler…

Sarraf kendi ayağıyla gidip tutuklandığında.. bunun bir pazarlık sonucu olduğunu söyleyip ”Yargılanmak üzere İran’a götürülmektense Amerikan yargısını tercih ettiği” gerekçesini kabul edenler..
Halkbank genel müdür yardımcısının New York’a ayak basmasını da benzer bir senaryonun parçası olarak görebilir mi?

Hiç değilse bana garip bir tutuklanma olarak göründüğünün bilinmesini isterim.

ABD ile İran.. düşmandı, dost oldu, şimdi yine bozuşuyorlar

Türkiye’nin bazı kamu bankaları ABD’nin yakın takibi altında. Takibin sebebi hukuki görünse de siyasi yönü ağır basan hukuki bir takip bu. ABD İran’a yoğun ve kapsamlı bir dizi yaptırım uygularken.. yaptırıma muhatap ülkenin (İran).. bazı ihtiyaçlarının.. iki ülke (İran ve Türkiye) vatandaşı bazı işadamları aracılığıyla Türkiye tarafından karşılandığı iddiası var.
Kamu bankalarının yaptırımların delinmesinde rol oynadığı iddiası…

İyi de, alış-veriş ve yaptırımları delme işlemleri bütün hızıyla devam ederken, İran Washington nezdinde ‘sakıncalı’ görülürken bu iddiaların peşine düşülmemesini.. İran ile nükleer anlaşma yoluyla ara düzeltildikten sonra dosyaların işleme konulmaya başlanmasını.. nasıl yorumlayacağız?
Yaptırımların delinmesinde birincil rolü oynadığı söylenen Babek Zencani’nin İran’da yargılanıp idama mahkum edilmesi de nükleer anlaşmadan sonra vuku buldu.
Sarraf da, bir pazarlığa taraf olduysa, bunu Babek’in durumunun kendi başına gelmemesi için yapmıştır.

Aslında konunun üzerine gidilmesinin ABD-İran anlaşması sonrası başlamasını.. bunun.. anlaşmanın bir parçası olmasıyla açıklayabiliriz. Anlaşmanın şartı olarak, İran’a, yaptırımlar döneminde yürütülmüş faaliyetin ortaya çıkartılması görevi verilmiş olabilir; sonucu ne olursa olsun İran’ın hesaba çekilmeyeceği garantisiyle…

Öyle midir? Bilmiyorum, ancak bu senaryo bana çok makul geliyor.

Senaryoyu yazanların derdi, İran’ı değil, o dönemde yaptırımları delmesi için İran’a yardım edenleri cezalandırmak olabilir pekala…

”Kimi?” sorusunun cevabını Sarraf’ın tutuklanmasıyla almayanların gözleri, Halkbankası genel müdür yardımcısının uğradığı muameleden sonra herhalde açılmıştır.
Hedefte Türkiye var çünkü.

17-25 Aralık 2013…

Halkbankası ve Sarraf isimlerini Türkiye ne zaman yüksek sesle tartışmaya başlamıştı?
Evet doğru, 17-25 Aralık (2013) sürecinde…
Bankanın o zamanki genel müdürünün evinde ayakkabı kutuları içinde yüklü miktarda yabancı para çıkmış.. birkaç bakanın Sarraf’tan pahalı hediyeler ve para kabul ettiği iddiaları ortaya dökülmüştü…

Bugünden o günlere dönüp baktığınızda.. o sürecin arkasında.. o zaman varlığı fark edilmeyen.. bir yabancı ülkeyi görür gibi oluyor musunuz?
Amerika’yı…

Mehmet Hakan Atilla.. New York’a indiğinde.. kendisini derdest edenler çok önceden hazırladıkları onunla ilgili sayfalar dolusu iddianameyi eline tutuşturduklarında.. neler hissetmiştir acaba?
Şaşırmış mıdır? Yoksa…

Peki de neden şimdi?
Hatta bir de şu soru: Arkadan başka ne/ler gelecek?

Trump’ın başkan oluşuyla başlayan dönem Türkiye ve siyasi iktidar için tuzaklarla dolu.
Dikkatli olunmasını tavsiye ederim.

Bu arada: Ziraat Bankası New York Şubesi’nde tasarruf hesabı açtırmış Amerika’da yaşayan Türkler ne yapmalı? Paralarının nerede olduğuna dair bilgiye nasıl ulaşabilirler?
ΩΩΩΩ

16 YORUMLAR

  1. Sükunet lütfen.Burnumuzun dibinde Suriye’de 500.000 masum insan katledildi.Biz ise hala birbirimizle didişip Suriye’deki illete karşı bağışık olduğumuz gafletine kapılıyoruz.Bu vakumun hepimizi içine çekmemesi için her zamankinden fazla kenetlenmeye ihtiyacımız var.Hafezanallah, Suriye’dekine benzer bir felakete düçar olursak şu anda şikayet ettiğimiz hiç bir şeyin kıymeti harbiyesi kalmayacak.

  2. Üçüncü cihan savaşına süratle ilerliyoruz. Ülkemiz gerekli tedbirleri almalıdır.
    1)Türkiye önce biat usulü ile Milli orduyu güçlendirmelidir. 12 ordu halinde teşkilatlanmalıdır. Asker sivilin işlerine, siviller de askerlerin işlerine karışmamalıdır.
    2)Yargıda küçük değişiklikler yapılmalıdır. Hakemlere gitme asıl olmalıdır. ‘Sözleşmelerde mahkemeye gidilir’ kaydı yoksa ‘Hakemlere gidilir’ kaydı kabul edilmelidir. Ceza hukukunda da bilirkişiler taraflarca seçilmeli, baş bilirkişiyi seçilen bilirkişiler seçmelidir. Yargı kararları bu bilirkişilerin raporlarına dayanmalıdır.
    3)İller bağımsız hale getirilmeli ve iç güvenliği iller kendileri sağlamalıdır. Orta öğrenimliler kendileri yapabilmelidir.
    4)Merkez Bankası, Devlet Planlama Teşkilatı, YÖK, Ordu ve yüksek yargı doğrudan cumhurbaşkanına bağlanıp meclis denetiminde olmalıdır. Hükümet bunların sadece vekilliğini yapmalıdır.
    5)Türkiye’ye iltica edenler, muhacir statüsü ile kabul edilmelidir. Yurt dışında yaşayan vatandaşlar, Türkiye’ye davet edilmeli ve onlara iş imkanı sağlanmalıdır. Gelmeyenleri orada savunma söz konusu olmamalıdır.
    En zor sorun yurda dönerlere, yurda hicret edenlere iş bulma sorunudur. Türkiye’de bugün bunu yapmak son derece kolaydır.
    Çalışanlara çalışma kredisini vereceksin. “İstediğiniz iş yerinde çalışın, ücretinizi devlet ödeyecek, işveren borçlandırılacaktır.” denmelidir. İşverenlere ayrıca işçileri çalıştırmak için gerekli hammaddeyi alacak kredi verilmelidir ve bunlar faizsiz olmalıdır. Ürün satılıncaya kadar da kredinin itfası istenmemelidir.
    Piyasada bulunan para kadar satılmamış mal ambarlarda var olacağı için bu tür krediler enflasyon yapmaz. Sadece mallar artar ve zenginleşmiş oluruz. Boşa giden emek mala dönüşmüş olur. Yabancılar Türkiye’de serbestçe çalışmalıdır. Vize ve pasaport izni söz konusu olmamalıdır. Ödemeler enflasyondan korunmuş Türk Lirası ile yapılacağı için dış ticaret dengesi de bozulmaz.
    Söylediklerinde en küçük hata yoktur. Varsa tartışalım. Hakaretlere cevap vermem.

  3. Önce, İran azarbaycanlı damat,Rıza Zarrap,şimdi de Halk Bankası Müdür yardımcısı Mehmet Hakan Amerika”da cezaevindeler. 17-25 “kahramanlarından dört eski bakan ve oğullarından ikisi,kuşkusuz Amerika haritasını beyinlerinde örtseler de vicdanlarda baş verecektir.
    Vermiyorsa,ya vicdan veya olay sanaldır.

    ABD.ve AB. 15 Temmuzun söylendiği gibi olmadığını söyleyip,susuyor.
    Birşeyler biliyorsanız açıklama erdemini gösterin.
    —-
    Şeyh Edibalinin Osman Gaziye nasihat,vasiyeti korkarım ki “evet”le birlikte tersine dönebilir.
    ŞÖYLE:”Uysallık bize-öfke sana.
    * Güceniklik sana-Gönül almak bize.
    * Suçlamak sana -Katlanmak bize
    *Yanılgı,acizlik, anlaşmazlıklar bize- Adalet ,affetmek sana.
    *Kötü söz,şom ağız,haksız yorum bize-Bağışlama sana.
    *Bundan sonra,bölmek sana-Bütünlemek,toparlamak bize.
    *Üşengeçlik bize- uyarmak,gayretlendirmek,şekillendirmek sana..
    Teklif edilen ve kabulü için bütün imkanların seferber edildiği “evet”felaketinin gerçekleşmesinden Allah-ü Tealaya sığınalım. %90″ı demokrasi ucubesi olan bu macera hayata geçirilirse,ilerde despot C.Başkanlarıyla başımızın derde girmeyeceğini kim temin edebili?
    —-
    Dün Ankara Sincan Gezaevinde kapalı görüş vardı,Gündüz,babası için ağlayan,uykuda sayıklayan 4 yaşındaki torunu annesi Istanbul”dan Ankara”ya “bankaya az bir parayatırıp,hayır kurumuna kurban parası gönderme CİNAYETLERİNİ(!) işlediği için yedi aydır kodeste mahkemeye çıkacağı günü bekleyen babaya götürüldü.Kavuşma bir hayli dramatik olmuş.
    Aradaki cam bölme baba oğlun arasına kara çalı gibi girdiği için,kucaklaşamamışlar.
    Telefonda,torun,izlerimini anlatırken,ilk cümlesi:”babamı öpemedim,babam da beni öpemedi” derken buruktu.

    Güneyden AnkaraSincan ceazaevinde aylardır hakim önüne çıkmağı bekleyen astsubayın genç öğretmeneşi
    beyiyle 2-3 dakika kapalı görüşm yapmıştı ki görevlile,genç öğretmeni derdest ederek götürüldü.Şu anda nezarette….daha sonra cezaeviyolu görünebilecektir.

    • Allah bir an önce gerçek suçluların cıkmasını saglar inşallah. Yalnız anlaşılamayan, ve bir çok kişininda aklına gelmiş olan bir soru sor mak istiyorum. Şu an ki fetöcü denilenlere, yapılanlar; mal varlklarina el koyma,anında memuriyetten atılma vs…diger terör örgutu yandaşlalarina neden YAPILMIYOR. Lütfen bilen birisi soruma cevap versin…

  4. Tum oyuncular bu tip isleri mesaj vermek icin kullaniyor. ABD’nin mesaji bence su Turkiye’te: Suriye ve Irak’ta benle calismalisin, benim planlarima gore. Bence Turkiye’nin yapmasi gereken de budur, yoksa hem gene istediklerini elde edemez hem kendisini iyice Rusya’nin kucaginda bulur.

    Benim dikkatimi ceken bir de su var bu “mesaj verme” olaylari ile ilgili: Turkiye daha Rusya’ya yakinlasmamisken her tarafta bombalar patliyordu. Simdi durdu. Neden acaba? O bombalar da Rusya’nin (ve belki de bir olcude Iran’in) mesaji mi idi? Bir de Rus Buyukelci suikasti vardi. Unutuldu gitti gibi. Sorusturmayi da Ruslar;a beraber yapiyorduk galiba. O iste de bir Rus manipulasyonu vardi gibi. Rusya cikari icin buyukelcisini v.s. harcar.

  5. Ülkemizde son yıllardaki cari hukuk anlayışı üç kelimede özetlenebilir, “ben yaptım, oldu”.

    Özel mülke daha iddianamesi yazılmadan el konulup, satışa çıkarılır, seçilmiş kişiler hapse tıkılır, savunması dahi alınmadan yüz bini aşan memur işten atılır veya anayasa ve kanunlardaki güvencelere rağmen binlerce kişi teyitsiz ihbarlarla, zayıf iddialarla hapse tıkılabilir. Ülke içinde bu belli bir süreye kadar “oldu” gibi gözükse de uluslar arası olarak bunun çok ağır karşılıkları olur. Ülkemiz daha önce kabul ettiği hukuk nedeniyle milyarlarca dolar tazminata mahkum edilir ve daha ağır yaptırımlar da olabilir.

    Balzac kanunların güçlü sineklerin yırtıp geçtiği, zayıfların yakalandığı örümcek ağları olduğunu söyler. Halkımız da “Gelin, halına göre salın”, “haline bakmayıp, Hasan Dağına oduna gitmek” deyimleri ile gücünün ötesinde işe kalkışılmaması gerektiğini söyler. Ayrıca “maymun ağaca tırmandığında hiçbir şeyinin gözükmediğini zannedermiş de her yeri gözükürmüş”.

    Bizim Suriye’de ne yaptığımızı tüm dünya görüyor. Dünkü bir gazetede bir Alman İstihbarat uzmanı, Türkiye’nin 2014’ün sonuna kadar IŞID’i desteklediğini iddia ediyordu. Dünyanın üçüncü büyük ekonomisine sahip Almanya’ya “faşist, Nazi” derseniz onlar da eski defterleri açarlar. Gücünüz olmadığı için de bunlara karşı hiçbir şey yapamazsınız. Aynısı İran konusunda da geçerli. Amerika ile tam anlaşmadan onların koyduğu ambargoyu delerseniz kendinizi korumasız bırakırsınız. Başka ülkelerin ambargoyu kırması sizi kurtarmaz.

    İç hukuku ve uluslararası hukuku gözetmezseniz sizi uluslararası sistem cezalandırır. Aslolan suç işlememektir. Hele de gücünüz yoksa, hele hele uluslararası dostlarınızı tek tek yitirmişseniz.

    Maalesef dünya böyle işliyor.

  6. Fehmi Bey, kendi zihninde ve dolayısıyla Taha Kıvanç okurlarının zihinlerinde nice kapalı kapıyı aralamaya vesile olan ilginç fikirli muhtelif arkadaşlarıyla bir süredir görüşmüyor anlaşılan. 17-25 Aralık operasyonlarının ardındaki yabancı ülkeyi yeni yeni görmeye başlamışsa, eminim şu taze haber başka ipuçları da verecek: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kaynakları, 21 Temmuz 2016 saat 10:22’de, ABD İstanbul Başkonsolosluğu adına kayıtlı telefon numarasından Adil Öksüz’ün cep telefonunun arandığına dair kayıt bulunduğu bilgisini paylaşmış!!!

  7. Mehmet Hakan Atilla..Halkbank Genel Müdür Yardımcısı. 17-25 döneminde ismini duyduğumu hatırlamıyorum. Kaçırmış olabilirim.

    ABD’ye, Rıza Zerrab gibi tatile gidiyormuş gibi gitmiş olamaz. Hem uluslararası büyük bir operasyonun içerisinde olacaksın hem o operasyonun bir nevi muhakkiki olan ülkeye tıpış tıpış gideceksin. Hayır, sanmıyorum; ne Zerrab ne de Mehmet Hakan Atilla, ne ile karşılaşacaklarını bilmeden bir menzile, ABD’ye uçmuş olamaz.. Operasyonun odağında ABD var ve açılmış bir dava dosyası var ve de siz o menzile uçuyorsunuz. Davet mi edildiniz, gönderildiniz mi yada paketlendiniz mi? Hangisi, ben bilemem, zaten boyumu da aşar.

    Ama benim bildiğim ve üzüldüğüm, ülkemin bu tür seviyesiz operasyonlara alet olması. Yolsuzluk ve -uluslararası hukuk açısından- kanunsuz işlerde adının anılması.

    İran’a ambargonun delinmesinde, Suriye’de almış olduğumuz pozisyonlarda, çevremizdeki ülkeler ve AB ile olan restleşmelerimiz.. ABD ile müttefik ve stratejik ortaklığımız.. Hiçbirisinden kazancımız bu oldu diyemeyeceğimiz ilişkiler yumağı.. Yerlerde sürünen uluslararası itibarımızdan başka..

    En sonunda ‘kırmızı çizgilerimizin’ yeşile dönüştüğü, çizgilerimizin silindiği bir gidişat.

    Allah vere de, Misak-ı Milli çizgilerimize dokumasa!

  8. Aceba Ülkemize oynanan oyunun fitilini ABD mi ateşledi

    Yeni gelen başkan dan sonra sanki gelişmeler dahada hız kazandı zannımca

    Mesela ingiltere başkanı ABD başanıyla görüşüyor ve birkaçgün sonra apar topar Türkiye ye geliyor o gidiyor ondan sonra
    Almanya başbakanı geliyor bunlar bir tesadüfmü aceba

    S Cumhurbaşkanımız la görüşmelerinde Ülkemizden netür talepleri oldu
    Veya istedilerde biz vermedik kabul etmedik onların isteklerini bunlarıda ortaya çıkaracak olanlar kulislerden aldıkları haberlerle bizleri aydınlatacak olanlar usta ve tarafsız gazeteciler

    Zanım bu işlerin arka pilanı ve dönüm noktası 15 temmuz un hainliği bu 15 temmuz başarılı olsa idi ne tür pilanları vardıda bu bozulunca bukadar net tavır alıyorlar bazı mesnetsiz ifadelerle
    Yok insan hakları yok ifade özgürlüğü terör
    Bunların en alasını kendileri yapıyor orta doğudaki kan ve gözyaşı kimin eseri aceba?

  9. Tutuklanan bir devlet bankasının genel müdür yardımcısı. Tutuklanmasına neden olan işleri politikacıların bilgisi dışında yapmış olabilir mi? Çok hassas bir konu! Kendisine yapılan iddiaların tabi ki ispat edilmesi lazım.

  10. Bu gidisle bu Sorusturmanin ayagi daha da derinlesecek gibi gosteriyor. Fakat suan ulkedeki bazi siyasilerin simdi kendilerine buyuk sorular sormanin vakti geldigini dusunuyorum. Ne gibi sorular ? 17-25 aralik operasyonlarinda onlarca ayakkabi kutulari nice donemin ust duzey bakanlarinin kolunda 700 bin TL lik saatler ve evler yalilar daireler daha neler neler. 2013 de Polis bu ise el atti ve Iranin daha nice derin kuytulara saklanmis ajanlarini ajanlarini ortaya sacti. Reza Sarraf 2010 dan buyana Turk polisi tarafindan izlendigini sorusturma kapsaminda aralik ayininin sonunda aciklama yapmilmisti. Neler oldu sonra? Savcilar polisler hakimler bir bir suruldu Reza sarraf olmak bu ise karisan herkes Aklandi ve bu isin hukumete bir darbe oldugu soylendi. Ustuen bu yetmedi Reza Sarraf Uluslar arasi altin kacakcisi oldugu bilinen bu adam buna ragmen Televizyona cikartildi Tv’de Turkiyenin cari acigini kapatiyorum diye ovunmustu ve sonrada Turkiye is adami odulu verildi. Bakanlara gelirsek yuce divana bile gonderilecek oy bile cikmadi. Gel gel gelilim bu gunlere. Simdi Reza sarraf ve halk bankasi genel mudur yardimcisi Amerikan yargisinin eline dustu. Peki buna gerek varmiydi ? Bizim Yuce Yargimiz bunlari yapamazmiydi bu isten alin akiyla cikamazmiydi? Butun dunyaya ispatlayamazmiydik bakin gelin gorun yargi sistemimizi bizler berrak temiz ve egitimiyle oncu olmaya yola cikmis bir ulkeyiz. Iyi dusunelim arkadaslar neden bunlar olmadi ? Nie yargilanmadilar neden hala elleri kollari disarda geziyorlar. Fakat Tanri’nin da bir adaleti vardir sozumu sunla bitiriyorum ” Beser zul’m eder, Kader adalet eder!” Ulkede anlinin akiyla maden ocaklarinda insaatlarda calisip vefat eden insanlar varken 700 Bin TL lik saatle gezen bakanlarimiz oldugu surece bence pek birsey beklemenin manasi yok.

  11. S yazarlar birde bu baskı ve sıkıştırmanın nedenlerini gerçekci olarak yazsalar da bizde bilsek zannım herkes susuyor

    Neden Türkiye olunca düşmanlar birleşiyor bir anda dost oluveriyorlar

    S Koru şu 15 temmuzdan sonra Ülkemizin üstüne bukadar üşüşmelerinin arka pilanlarını bir yazsanız neden bukadar saldırıya uğruyoruz.

    Mesela Ülkemizdeki referanduma yorumlar getiren Venedik komüsyonu başka ülkelerin seçim işlerinede karışıyormu?

    Türkiyede nasıl olsa şahsi öfkeler idolojik çıkarlar ülkenin birliğini bozuyor bizde bundan istifade nekadar yıpratırsak okadar iyimi olur diyorlar?

    Rabbim bizi yönetenlere güç kuvvet basiret ve kolaylık versin hak ve adaletten doğruluktan ayırmasın..

  12. Fehmi bey bunlar hiç bir şey değil, buralarda daha vahim iddialar var.
    Obama ve Clinton Türkiye’ye ne kadar önem veriyorlardı ne olduda Süriyede gidip PKK’nın Süriye kolu ile beraber ortak hareket etmeğe başladılar?
    İran, Rusya ve Trumpa güvenenler hep yari yolda kalır.Mualesef bizde politikacı çok ama politikadan anlayan az onlarda saf dışı edilmiş durumda. Gerçek siyasetçiler öğle kolay kolay İran ve Rusyanin tuzağına düşmezlerdi! Oda yetmedi birde Trumpun tuzağına düştüler.
    İran ve Rusya İSİDİ kurdular daha sonra dünyayi Türkiyenin işida yardim ettiğine inandırdılar. Bir kaç Avrupali ve Amerkali kafasını kestirip kendi ulusal kanallarında bakın bu kafaları kesenlerden Türkiye petrol aliyor yaraliları tedavi ediyor vb, hemde guya gizlice çekdikleri vidiyolar llede iddalarini desdek veriyorlardı. Sahi o kadar Türkiyeye saldırilırken bizim MİT neredeydi? Kimleri fişlemekle meşguldu? Birde Riza Zaraf öterse İranın keyfine diyecek yok Tükiyeye Azeri Türkler vasıtası ile diz çökertmek onlar için büyük zevk olsa gerek.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here