AK Parti’den yeni parti çıkar mı? Sanmam, ama tahammül zorlanıyor

6

Göz attığım internet siteleri arasında AK Parti’de kopuş bekleyenler var ve bunlar sağda-solda çıkan bazı eleştirel yazılara bakarak “Bu defa tamam, ipler koptu kopacak” anlamına gelen yayınlar yapıyorlar.

Ne yalan söyleyeyim, çoğunu gülerek okuyorum.

AK Parti içinden veya memnuniyetsiz bilinen isimlerden alternatif bir siyasi çıkış beklentisinin ham hayal olduğuna inandığımdan…

Eleştiren yok mu? Var elbette. Partinin çeşitli görev noktalarında bulunan önemli isimlerin bile, güvendikleri kişilerle karşılaştıklarında, iç döktükleri biliniyor. Dışarıya yansıyan herhangi bir homurtu varsa da ben duymadım, duymuyorum.

Gülerek okuduğum yakıştırmalar AK Parti’yi iyi tanımayan kişilerin ürünü.

A340 uçağı yolcuları yazarsa…

Ancak son zamanlarda AK Parti’yi iyi tanıyan, daha da önemlisi iktidar çevrelerinin değer verdiği kalemlerden de tuhaf yazılar okumaya başladım.

Her birine kulak vermem, ancak A340 uçağının müdavimi kalemler de koroya katılınca işin rengi değişmeye başladı.

Dün yazmıştım: Devleti yöneten kadroyla aynı uçakta seyahat eden gazeteciler yazılması beklenerek kendileriyle paylaşılan görüşleri kelimesi kelimesine aktarırlar; samimi sohbetlerde açılan konularda serd edilen görüşleri ise farklı yazılarına saklarlar.

Satır aralarını okuyarak onları deşifre etmeniz gerekir.

Aynı beklenti –AK Parti’nin içinden yeni bir parti çıkacağı beklentisi– A340 ahalisinin yazılarına da sirayet etmeye başladı.

2018 başlarına kadar AK Parti içerisinden yeni bir parti doğacağını yazıyorlar.

Meral Akşener’in MHP’den ayrılan arkadaşlarıyla geniş bir kitle partisi oluşturma çabaları değil kast ettikleri; doğrudan AK Partili bilinen bazı isimlerden yeni parti bekliyorlar.

Partiye, hükümete veya devlet politikalarına yönelik eleştirileri de bu yönde hazırlıklar olarak gördükleri anlaşılıyor.

İşin en tehlikeli yanı da bu.

Geçmişte Beşir Atalay’ın başına gelen, şimdi Galip Akhan’a yapılıyor

Şu sıralarda geniş AK Parti kitlesini tedirgin eden bazı uygulamalarla karşılaşılıyor. Geçmişin en fazla şikâyetçi olunan uygulamalarını hatırlatan davranış tarzları hortlamış gibi. Söylemler ile eylemler arasındaki mesafe de açılmaya başladı; siyasiler vaktiyle savundukları görüşlerini unutmuşcasına konuştukları gibi, söyledikleri doğrularla çelişen bürokratik tavırlar karşısında da sessiz kalabiliyorlar.

Eleştirilmeyecek mi bu konular?

Daha da önemli soru şu: Yanlışlıkların eleştirilmediği bir ortam AK Parti’nin yararına mıdır?

Örnek mi istiyorsunuz; işte son örnek:

İzmir’de Katip Çelebi Üniversitesi adını taşıyan bir yüksek öğretim kurumu var. Bu iktidar tarafından Devlet Hastanesini mekân seçen Tıp Fakültesi merkezli olarak kuruldu ve kısa sürede kendini ispat eden ve hemen her dalda eğitim veren bir kurum halini aldı.

Kurucu rektörü Prof. Galip Akhan Devlet Hastanesi başhekimiydi, rektörlüğü onun üstlenmesi başarı mesafesini kısalttı.

Üç yıl önce (2014) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından ikinci kez rektör olarak atandı Prof. Akhan.

Dün ise apar topar görevinden istifa etti, ardından da savcılık soruşturmasına muhatap edildi.

Sizleri bilmem, ama benim hafızam derhal Kemal Gürüz dönemindeki YÖK uygulamalarına uçuverdi.

AK Parti kurucularından, 15 yıl boyunca başbakan yardımcılığı dahil önemli makamlarda bulunmuş, şimdilerde Milli Eğitim Komisyonu başkanı olan Prof. Beşir Atalay’ın o dönemde başına gelene…

Kırıkkale Üniversitesi rektörüydü Prof. Atalay.

YÖK’ün ‘muhafazakâr’ bilinen yönetici kökenli (vali) başkan yardımcısı, kendisine, istifasının istendiğini tebliğ etmiş, etmezse görevden alınacağını ve üstüne üstlük hakkında soruşturma açılacağını da lâf arasında aktarmıştı.

İstifa etmedi Prof. Atalay ve sonrasında hem görevden alındı, hem de YÖK’ün yönlendirmesiyle hakkında davalar açıldı.

Unutamadığım bir ayrıntı daha var: Hemen hemen aynı dönemde, Ege’nin bir ilindeki üniversitenin rektörünün de benzer bir baskıya muhatap edildiğinden, o ilin en itibarlı işadamlarından birinin aramasıyla, haberdar edildim.

Turgut Özal ve Süleyman Demirel‘in olağanüstü itibar ettiği yaşlı işadamı (şimdi merhum), şahsen de tanıdığım rektörün, “İstifa mı edeyim, yoksa direneyim mi?” diye ikircik halde kaldığını bana aktardı.

Verdiğim cevap şu olmuştu: “Kırıkkale Üniversitesi rektörü direndi ve görevden alındı, soruşturmalara muhatap; yine de kendisi bilir.”

O rektör istifa yolunu seçti.

Katip Çelebi Üniversitesi rektörü aynı türden ikircikli bir durumda kaldı mı, bilmiyorum; ancak YÖK’ün –hatta iktidarın önemli isimlerinin de– kendisine geçmişte Durmuş Yalçın’ın yaptığına benzer telkinlerde bulunduğundan hemen hemen eminim.

“İyi de, ya hakkındaki FETÖ’cü suçlaması doğruysa?” denilemeyecek kadar o yaftalamanın üzerine yapışmayacağı biri Prof. Galip Akhan

12 Mart’ın ünlendirdiği ‘aziz muhbir vatandaş’ kisvesine bürünmüş birileri, sonuç almada geçerli ithamı ona da yöneltmekten geri durmamışlar işte.

Yazık değil mi?

Ya tahammül…

AK Parti’de bulunmuş önemli isimlerin yeni bir parti sevdası olmadığını biliyorum, ama bir şeyi daha biliyorum: Şu sıralarda yapılan yanlışlıklar yüzünden çevre ve mahalle baskısı altında olduklarını…

O insanların tahammüllerini fazla zorlamamak gerekiyor.

ΩΩΩΩ

NOT: Yazıda Cumhurbaşkanı’na tahsis edilen uçak için ‘A330’ sıfatını kullanmıştım; doğrusu ‘A340’ imiş. Sonradan düzelttim. (FK).

6 YORUMLAR

  1. Yeni parti söyleminin hedefi olmalı. Meral Akşener hareketi, paylaşın kamuoyu yoklamasında göre %10 oy Ak Parti den alıyor, MHP ‘yi baraj altında bırakıyor. Ama iktidar olmaya veya iktidarı değiştirmeye yetmiyor. Bunun için kaşınacak tek nokta kalıyor, o da iktidar.

  2. Sonda söyleneceği yine başta söyliyelim. Ak Partiden yeni Parti çıkmaz. Geriliyen, siyasi sarsıntı geçiren bir parti değil, henüz. Aksine, hala prim yapan, cakası, havası olan bir Parti. Oy’unun büyük bir kısmını da hala RT Erdoğan isminden alıyor. o da yıpranmış değil.
    Ancak, önümüzdeki dönemde,artık, Ak Partide yer bulamayacağına kesin inanan, bu yüzden, bir an evvel yer kapmak istiyen 3-5 kişi Akşenerin partisine belki gidebilir.
    Zira, o kadar insanı – çeşitli manevralarla – geride bırakan ve epeyce de müteahhit ve patron parası harcıyan bir m.vekilinin hemen, o kadar tonga’ya geleceğini sanmam. Çok büyük bir hamakat olur.
    İki, Hadi belle üç seçmenden birinin AK PARTİLİ olduğu ortamdan yeni bir şey çıkmaz.
    Akşener hakiki MHP.li, SPli, CHPli kişileri ikna edemez. GEri kalan seçmen ise,hizmete ve menfaate bakar. Hastahane ve yol hizmetleri bu insanlar için ihmal edilemeyecek bir hizmet. Bu yönden, AB ülkeleri de Ak Partiyi kaybetmek istemez. Zira, yolup duruyorlar.
    Ak Parti, Anadolu insanının EN AZ 1000 yıldır benimsediği HAKİKİ İSLAMI (ve onun HANEFİ Mezhebi ve Diğer Ehl-i sünnet Müslümanlığı ) nın din ve ahlak anlayışını – ABye ve artık kuru gürültülere rağmen – yaymak ve Ona Hizmet etmek ve onu korumak gayretinde olmaz, yorgun düşerse,
    işte o zaman AKP de mi, -uzun vadeli – projedir, dedirebilir – Gidiş bu görüşe kapılmıya müsait. Zira, İslam nazarında asl’olan, birinci öncelik haramların yayılmaması, fesadın önlenmesi ve TEŞHİR edilmemesidir)
    Bu suretle, doğruluk, dürüstlük, adalet tesis edilemezse,
    Hastahane ve otoyolların bu pahalılaşan seyri devam ederse,
    hükumet ve Medya, Milletin örfüne, geleneğine aykırı olarak, AB ve bir avuç salon yosması ile Medya Baronlarının istediği istikamette, beraber yürümeğe devam ederse,
    evet, acaba’lar çoğalabilir.
    Ancak, Koru’nun saydığı benzeri yanlışlar veya tezgahlar eski Ak Parti m.vekili Resul Tosun’un yiğitçe feveranını haklı çıkarabilir. Menderes de Malatya hadiselerinden sonra böyle bir yanlışa düşmüş, baltayı kendi köküne saplamıştı.
    Adımı, iyi ölçüp, biçerek atmalı. Muhtarlar oy potansiyeli kimde ? Ona bakıyor, azınlığı tatmine uğraşmıyor.

  3. ”O insanların tahammüllerini fazla zorlamamak gerekiyor”

    ..o insanlardan birincisi Sayın Gül’dür diye söylemeye bile gerek yok. Ne Cemil Çiçek, ne Bülent Arınç, ne Beşir Atalay ve ne de bir başkası Erdoğan’a rağmen yeni bir parti için tahammül sınırlarını aşabilecek özgül ağırlığı üzerlerinde taşımıyorlardır..hoş Sayın Gül’de süreç içerisinde yanlışlara karşı halkın sinerjisini harekete geçirecek ”özgül ağırlığını” da kullanamadı ya!

    Buna rağmen ben, bu hengamda Ak Partinin tabanı sayılabilecek kadar kemikleşen % 50 kadar kitleyi Gül’den başkasının taşıyabileceğini hiç sanmam. Keza ayrışan toplum kesimlerini de yeni bir demokratik dil ile ve Gül’ün mizacı üzerinden birleştirmek yine Gül’den başkasının becerebileceği bir iş değil bu devrede.

    Hem okyanus ötesinden ülkemiz üzerini saran ”pis kokuların” yayıldığı yargı kuşatmasına hukukun mesnet kılınmasına kendi elimizle malzeme sunuyor olmamız, hem lokomotif güç Almanya öncülüğünde AB ve ABD’nin, ülkemize yaptırımların konuşulduğu bu hengamda, milli birlik ve beraberliği daha fazla güçlendirmek adına mevcudun aksine, ülke yönetiminde önemli görevlerde bulunmuş simaların söyleyecek bir sözleri yok mu? Bunun için tahammül sınırlarının zorlanması mı gerekli?

    2019 üzerinden Erdoğan özelinde ülkemize bedel ödetmenin yapı taşlarını döşeyen ABD ve yedeği İngiltere ile AB, bunu zamana yayarak becermenin yollarını çok iyi biliyor.

    Dış politikada, Suriye özelinde ”ağzımızı tatlandırarak” bize yaptırdıkları vahim hatalara içeride insani boyutu üzerinden çözüm süreci ve hendek savaşları sayesinde ”uluslararası güç müdahalesinin” kapılarını aralamaya çalıştılar.

    Şimdi elimizde kalan ”değersiz yalnızlık” içerisinde Rusya ve İran ile yakınlaşmamız bize ne derece değer katar bilemem ama, tarihsel arka plan ”yılana sarılmamızı” gerektirmiyor kanaatindeyim.

    Tarihte devletler kurmuş, imparatorluk bakiyesi ve demokraside az da olsa yol kat etmiş bir milletin akıbeti ”siyasi fantezilere” kurban edilemez. Bunun üzerinden ülkemin başka ülke ve uluslararası mahkemelerde yargılanması ve milletime bedel ödetilmek istenmesi bana ancak utanç verir.

    Doğrular yanlışlar üzerine bina edilemez! Netekim! hep bunun acısını yaşıyoruz. En azından içeride uygulanacak bir takım önlemler ve ”siyasi çıkışlar” temiz hava sahamızı kuşatan ”pis kokuları” dağıtacaktır.

    Artık OHAL’i kaldır, tutuklu gazeteciler ve siyasetçileri salıver ve ”hukuk” içerisinde yargıla.. milyonları aşan mağdurların mağduriyetlerini gider ve bağımsız yargı ve bağımsız medyayı da oluştur..yoksa ”tahammülüm kalmadı” diyecek —Siyaset bunu beceremiyor— bir güç lazım..

    Ne diyeyim..

    Oda milletten başkası değil.

    Belki o zaman yeni siyasi oluşumlar gelişir…

  4. Fehmi Bey, yanlışın ömrünü uzatmak için fazla ugramayın… Yanlış yöne giden gemide doğru şeyler yapılabilir. .. Ama sonuçta fotosu yanlış. .. Siz kısa vadeli düşünüyorsunuz. .. Uzun vadeli dusünursek; yanlışın neresinden dönülürse o kardır. ..

  5. 10 Yıl FETÖ ile beraber yürüyüp , yağan yağmurda beraber ıslananların , FETÖ ile ilgisiz olan kişileri dahi FETÖ’cü ilan etmesi , işinden gücünden etmesi , ekonomi önceliğinden sonra , seçimlerde vatandaş tarafından Ak Partinin ifadesi alınırken muhatap edileceği en önemli soru olacaktır . Bu soruya Ak Parti’li yöneticilerin verebileceği hiçbir makul cevap ta yoktur.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here