Putin yarın ülkemizde. Sevinenler var. Doğrudan soruyorum: Sevinmeli miyiz?

31

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yarın ülkemize geliyor.

Herkes Rus uçağının düşürüldüğü günün sonrasında yaşanan soğukluğu aklına getirerek bu gelişe ‘hayırlı bir yakınlaşmanın önemli bir adımı’ gözüyle yaklaşıyor.

Neredeyse zil takıp oynayacağız.

Ben de okumakta olduğum ‘Palace of Treason’ (İhanet Sarayı) adlı, Jason Mathews imzalı, çeşitli ülkelerde geçse bile Rusya eksenli sayılması gereken romanın 200’lü sayfalarındayım.

Mathews bir CIA ajanı; emekliliği sonrası yazmaya başladığı romanlara istihbaratçı kimliğiyle öğrendiklerini yansıtan biri. Romanın CIA ‘saha ajanı’ kahramanı ‘Nate’ karakterine, o heyecanı muhtemelen hiç yaşamadığı halde, kendinden bir şeyler katmış…

Nate, Rusya deneyimi olmayan çaylak ajan Hannah’ya “Sana bir Putin fıkrası anlatayım” diyor romanda (s. 210).

Acımasız bir Putin eleştirisi

Anlattığı fıkra şu:

“Putin’e rüyasında Stalin görünmüş. Rusya’yı nasıl yönetmesi gerektiğini anlatıyormuş Stalin. ‘Bütün demokratları acımadan yok et, anne-babalarını ortadan kaldır, çocuklarını as, akrabalarını ve dostlarını içeriye al, ev hayvanlarını öldür, Kremlin’deki makam odanı da maviye boya’ demiş… Putin, ‘Neden mavi?’ diye sormuş…”

Fıkra bitince genç kadın “Anlamadım” mukabelesinde bulunmuş; Nate’in fıkrayı açan cevabı şu:

“Hadi canım, nasıl anlamazsın, Stalin’in tavsiyeleri arasında Putin’in kavramakta zorlandığı tek şey… Makam odasının maviye boyanması tavsiyesi… Diğerlerine bir itirazı yok…”

Acımasız bir Putin eleştirisi…

Sovyetler Birliği döneminde, ABD’nin (Siz buna “CIA’nin” de diyebilirsiniz) en önemli görevlerinden biri, Moskova’da ipleri elinde tutanlar hakkında fıkralar, şakalar uydurup bunu çeşitli dillerde sirkülasyona sokmaktı.

Dünya basını o fıkraları yaymanın aracıydı.

Putin fıkraları ise ancak romanlarda kendine yer bulabiliyor.

Rusya içinde yaptığı-yapmadığı acımasızlıkları bir kenara iterek, Putin’in uluslararası arenada ne kadar acımasız davrandığına bakabiliriz ama…

Aynı fıkra, bu defa doğru anlatılıyor

Önce müsaade edin, fıkrayı şu biçime sokarak tekrarlayayım:

“Putin’e rüyasında Stalin görünmüş. Rusya’yı nasıl yönetmesi gerektiğini anlatıyormuş. ‘Önce Çeçenleri, çoluk çocuk demeden, Grozni’yi ablukaya alarak, kır geçir… Sonra dikkatini Kırım’a çevir; orada Ukrayna içinde mutlu mesut yaşayan Tatarlar var, onları vaktiyle benim yaptığım gibi yurtlarından sür… Bir de Suriye var; Esad orada zora düştüğünde derhal devreye gir ve Halep’te yaşayanlara hiç acıma, öldür, öldürülmelerine katkıda bulun… Ha, bir de Kremlin’deki makam odanı maviye boyatmayı unutma…”

Emin olun, Putin, bu fıkranın bu versiyonunda da “Neden mavi?” diye soracaktır.

Yaptıkları aynen benim yeniden yazdığım fıkradaki gibidir çünkü

Halep bu hale getirilir miydi?
Halep bu hale getirilir miydi?
Suriye/Halep’te yaşanan gaddarlıklar

Halep’te Rus uçakları sivillerin ve uygarlık mirası tarihi eserlerin üzerine bombalar yağdırıyor. Karadan saldırıya geçen Beşşar Esad’ın Baas rejimi güçlerinin kullandığı silâh ve teçhizat Rus menşeli; onlar da karşılarına çıkan herkesi, genç-yaşlı aldırmadan, öldürüyor…

Son 15 gün içerisinde Halep yok olma noktasına geldi. Bombaların öldüremediği çoluk-çocuk, ekmek bile bulamadıkları için, açlıktan kırılıyor.

Halep’te oluyor bütün bunlar; sınırımızın biraz ötesinde, Osmanlı döneminde gözümüz gibi baktığımız, Türk-Arap (İslâm) ortak uygarlığının en görkemli eserlerini bünyesinde barındıran Halep’te…

Mustafa Cemiloğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile...
Mustafa Cemiloğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile…
Ya Ukrayna/Kırım

Yeniden yakınlaştığımızda “Kırım’da biz hâlâ Tatarlar’ın ülkelerinde kendi kaderlerine sahip çıkma hakkını savunuyoruz” diye istisna getirdiğimiz, ancak bunun pratik hayatta herhangi bir etkisi bulunmadığını bildiğimiz bir de Kırım var.

Kırım Tatarlarının efsanevi lideri Mustafa Abdülcelil Kırımoğlu, Sovyetler’in ırkçı politikaları yüzünden, altı aylıkken (1944) kendini sürgünde bulmuş, doğduğu topraklara dönebilmek için 1991 yılını beklemesi gerekmişti.

“Mustafa Abdülcelil Kırımoğlu, ülkesinin Putin tarafından işgali (2014) ile birlikte, yeniden sürgün hayatına başladı; Kırım’a dönemiyor” diyeyim de ‘bugünkü Rusya’ tablosu kısmen de olsa aydınlansın…

‘Grozni Savaşı’ da zihinlerde iz bırakmış olmalı.

Ah şu unutkanlık yok mu, unutkanlık; mutlaka bütün tablo zihninizden artık silinmiştir diye, 1999-2000 yıllarında yaşananları buraya taşımam gerekiyor.

Grozni: Putin'in müdahalesinden sonra...
Grozni: Putin’in müdahalesinden sonra…
Ya Çeçenistan/Grozni

Çeçenistan’ın başkentidir Grozni. Sayılarının 3 bin kadar olduğu bilinen Çeçen savaşçıya karşı, Putin, neredeyse bütün Rus ordusunu Grozni’nin dize getirilmesiyle görevlendirdi. Tepeden uçaklar ölüm yağdırırken, karadan tanklar ve zırhlı araçlar kenti dört yanından ablukaya aldı. Grozni halkı, çoluk-çocuk, açlık ve hastalıkla boğuşur hale getirildi.

Uygar dünyanın gözleri önünde.

İyice morallerini yıktığı düşüncesiyle, Rus ordusu, “11 Aralık günü Grozni halkı açacağımız koridordan kenti terk etmeli, geride kalanlar terörist ve haydut sayılacak ve yok edilecektir” uyarısında bulundu.

O gün beklendiği gibi koridor oluşturuldu, fakat pek az Çeçen’in o koridoru kullandığı görüldü. Çoğu hasta ve ileri yaştaki insan…

Sonrasında Putin’in “Dize getirin” komutuyla Grozni’ye giden Rus ordusunun neler yaptığını, üşenmeyin, lütfen herhangi bir kaynaktan okuyun.

Benim kalemim o vahşeti ve vahşetin doğurduğu acıları aktarmaya yeterli değil çünkü.

Rus askeri analist Pavel Felgenhauer “Çeçenler, üstü başı soyulup çıplak bırakılarak, ırzına geçilerek, öldürülerek, hatta bazen bu üç yöntem aynı kişi üzerinde denenerek yok edildi; Rusya’ya sadakat gösterdiği bilinenler bile…” diye aktarıyor gözlemini…

Tekrar ediyorum

1999-2000’de Grozni/Çeçenistan…

2014’te Kırım…

Ve şimdi (2016) Halep…

Suriye’de Esad-Baas rejiminin zaafa uğradığı ve savaşı kaybedebileceği görüntüsünü verdiği dakikada devreye girdi en son Rusya ve orada da, tıpkı Çeçenistan ve Ukrayna-Kırım’da olduğu gibi, kalıcı bir yer edinecek.

1 olan üs sayısını 2’ye ve hatta 3’e çıkarabilir.

Niyeti ne Putin’in ve generallerinin?

Bu soruya kendinizin cevap verebilmenizi sağlamak üzere en son gelişmeyi sizlerle paylaşayım:

Acemilik döneminde Cumhurbaşkanı Putin, ABD ile iyi geçinme amacı güttüğü günlerde (2001 yılında), arayı yumuşatacağını umduğu bir jest olarak, Küba ve Vietnam’daki askerlerini geri çekme kararı almıştı.

Şimdi aynı Putin, Küba ve Vietnam’daki eski üslerini geri alma girişiminde bulunmayı düşünüyor.

Cuma günü, Savunma Bakan Yardımcısı Nikolai Pankov, bir soru üzerine, “Evet, vaktiyle aldığımız oralardan çekilme kararımızı yeniden gözden geçiriyoruz” açıklamasını yaptı.

Oğul Bush ABD’si, 2001’de, hem de 11 Eylül saldırılarına uğramış iken, neden Putin’in yakınlaşma açılımına uygun bir cevap vermedi, neden dünyayı savaşlardan uzaklaştıracak öyle bir yola girmedi?

Bu günleri tahterevallide birlikte gerçekleştirmek için olabilir mi?

ΩΩΩΩ

31 YORUMLAR

  1. PUTİN’in gazına gelmeyenlerin olmasını bilmek iyi hissetiriyor. Gazın vanası Putin’de. Nükleer enerjinin anahtarı onda. Kırım büyük bir askeri üsse dönüştü. Rus genel kurmay başkanı Karadenizin efendisi biziz artık.istersek Boğazları kapatırız diyor. Halep ortada.. Putin gazı veriyor.. Yıllar önce Türkiş raki, şiş kebaapp, lokum çok güel deyip bize gaz veren Batılı emperyalistelirin kucağına düştüğümüz gibi kucağına alıyor Putin gaz vererek… Fark şu Putin girerse çıkar mı? Çıkarsa nasıl çıkar? Çıkarken geride nasıl bir Türkiye (Türkiye olarak kalırsa elbette) kalır?
    Teşekkürler, kaleminize sağlık Fehmi Koru

  2. rusya için dedikleriniz doğru. lakin bizi sürekli rusya üzerinden sopalayan, uçağı düşürterek aramızı bozan, fetocuları fetoşu pkk yi bize tebelleş eden batılıları abd yi görmezden gelemeyiz.
    haberturk de “alimdir” dediğiniz feto için ve fetocuların hainlikleri ile ilgili esaslı bi değerlendirme henüz okumadık sizden. sanki bu konu bitsin hiç gündeme gelmesin havasındasınız.

  3. Taha bey,ben sizin babaniz için Zamana abone olmustum ogünden bu tarafa hep takib ediyorum. Fehmi bey öyle bos yazilar yazmaz, tarafsiz bir yazardir ve dogrulari yazdigi için bazi okuyucular bundan hoslanmazlar. Süriyede Ruslar neler yapiyor hani bizim hep düsman ilan ettigimiz bati ayakta Rusyanin katletigi çocuklari görünce insanin insanligindan utanasi geliyor. Biz Müslüman miyiz? Elhemdüllillah. bunu bir düsunseler böyle zil takip oyniyanlarin yeri neresi oldugunu çok iyi görürler. Fehmi bey bir yazardir Ekonomi bakanideyil tabiki dogrulari yazacak. Hosca kalin

  4. Çok doğrusunun fehmi bey gerçekten buvahşet yaşanmaması lazım bu çok acımasız bir durum kınıyorum onlarda her halde PKK gibi akılı durmamışlar yada FETONUN oyununa gelmişler galiba her ne olursa olsun acı bir şey

  5. Bu yazı pentagon’ da yada pensilvanya’ da kaleme alınsaydı, altına da başka bir imza atılsaydı hiç şaşırmazdım, ABD’nin toplumsal mühendislik çalışmalarının bir ürünü derdim. Sayın Fehmi Koru sizi, başımıza gelen bunca felaketten, vatanımıza yapılan bunca saldırıdan sonra, halaaa çok yanlış bir tercih yaparken gördüm ve üzüldüm, yazık….

  6. Soğuk Savaş dengesi tekrar kuruluyor tek fakla; Eskiden bir tarafta ABD diğer tarafta Rusya ortada İngiltere vardı. Şimdi ABD ve Rusya yerini korurken İngiltere’nin yerini Türkiye alıyor.

  7. ABD açık açık kuyumuzu kazıyor. Sözde müttefiğimiz. Açıkça iki yüzlü siyaset güdüyor. Bölgede güçlü bir Türkiye sözünü dinlemiyeceğini bildiğinden, bizi bölmek istiyor. Bölgede varlığımızı hissettirmezsek, dahada üstümüze gelecek ve hedefine daha kısa sürede olarak, varacak. Bence, karşılıklı çıkar ilişkileri üzerine dayalı asgari müştereklerde anlaşabileceğimiz güçlü ülkeleri yanımıza almalıyız. Dost veya dostluk demiyorum, bir şekilde müttefik diyorum. Çünkü dünya siyasetinde çıkarlar var. Çıkarlarınız birbiriyle örtüştüğünde dost olmuş oluyorsunuz. Rusya ile ilişkilerede buradan bakmalıyız bence.

  8. ABD’ye mi Rusya’ya mı yaklaşalım diye düşüneceğimize birbirimize yaklaşsak daha iyi değil mi ?

    Eğer böylesi daha iyi ise bunu engelleyenler kimler ?

  9. ABD İNGİLTERE ALMANYA FRANSA İSRAİL vb ve bunların maşaları İRAN IRAK SURİYE MISIR TİRANLARI ve dahi FETÖ PKK HİZBULLAH DAİŞ safını seçip onlar ile birlikte üzülmek seçeneği de var bazıları için.

    Tepe tepe kullansınlar bu seçeneği….

  10. Unutkanlık illetini, Hafıza-i beşer nisyanile maluldur cümlesi edebileştirmekle kalmayıp, bir bakıma, deyim yerindeyse ebedileştirdi. Unutkanlığa ilaveten bizimkiler sanırım bir de uyutkanlıkla malul.. Her yüzümüze güleni dost sanmanın nitelemesini de sizlere bırakıyorum.
    Mavi oda metaforu tek başına iki manalı fıkra, (güldürme ve düşündürme) Atalarımızın, “katranı ezsen olmaz şeker, cinsine tükürdüğüm, cinsine çeker” özlü sözü Rusyayı anlatsa da,bizim çok bilmişler özümsedikleri “dış politikada devamlı düşmanlık ve dostluk yoktur.” düsturunun, nedense, hep, son kısmını uygular!
    Danışmanlar, şu kıymetli makaleyi devletlu büyüklerimize okusalar, çok iyi olur. Umarım, “niçin mavi”ye odaklanıp kalmazlar!

  11. Ne ABD ne Avrupa ne Rusya; al birini vur ötekine. Dost edinilmeyecek olanı “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onların bazısı, bazısının dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez.” (Mâide Sûresi, 5:51) ayeti kerimesiyle bizi uyarıyor Yüce Rabbimiz. Lakin dost edinilecek, işbirliği yapılacak zümrenin en etkili organizesi olan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın yukarıda bahsedilen yürek burkan meselelerde neler yapmadıkları , efsanesinin bile okunmadıkları gerçeği maalesef vicdanlarımızı paramparça ediyor. Allah sonumuzu hayretsin. Akıl fikir versin

  12. baştan sona hep putinden bahsettiniz de başta belirttiğiniz gibi rusya ile ilişkilerin düzelmesi için can atan bir türkiye var burada suç ortağı türkiye demek mi istediniz yoksa her zaman yaptığınız gibi okuyan düşünsün da karar versin mi? bence bu tavrınız da doğru değil. besbelli artık siz tarafsız kalamazsınız kendi deyiminizle 50 yıldır yazıyorsunuz artık bir taraf seçerek yazın düşüncelerinizi direk beyan edip sonuç yazmalısınız

    • Bi-taraf olmak yok. Mutlaka taraf olunacak Saray istikametinde.. Bıktık, usandık, isyanlardayız parti vesayetine kayıtsız şartsız (dağıtımları saymazsak!) teslim olup, azat kabul etmez köleler yüzünden..

  13. Onlar bir-biri ilə coğrafiya (nüfuz) müharibəsi aparır, olanlar kimə olur?!
    Altda qalanların canı sağ olsun. Yerinə görə kim daha aşağıdadrsa onun (o millətin) beli daha çox qırılır. Allah bütün insanlığa nicat versin. Amin.

  14. ABD ne yapmak istiyor Fehmi Bey?
    ABD ve dünya sistemine hakim güçler Türkiye’yi parçalamayı aklına koymuş.
    Savunma hattı kurmayacak mıyız?
    ABD Rusya’dan daha mı az kanlı?
    ABD bize kaç cepheden savaş açmış? FETÖ, PKK, PYD, DHKP-C, MLKP. … Daha sayayım mı?

    • Rıfat bey aklımdan geçenleri yazmışsınız. Elinize sağlık.
      Fehmi Koru’ya göre ABD, Avrupa örnek alınması gereken ileri demokrasiler. Abdnin her ülkede üssü olması çok güzel ama Rusyanın olursa beyefendiye nedense dokunuyor. İnsan haklarına da çok saygılılar. Obama gelse kına yakardı herhalde, Rusya’yla ilişkilerin düzelmesine, bunun ekonomiye olacak katkılarına sevinenler zil takıp oynayacak nerdeyse diyor ya. Ben diyor seçenekleri ihtimalleri sıralarım, yorumu okuyucuya bırakırım. Ama her sıralaması yanlı ve taraflı. Daha geçen gün Türkiye çıkarlarını gözeterek hareket etmeli diyordu, bugün çıkar önemli değil Rusya çok gaddar bir devlet diyor. Başka bir nokta da Zamanında FK Irak’ta Saddamın basın toplantısında eli kanlı olduğu için elini sıkmamış, aradan sıvışmış Saddamın koruma Ordu’sundan kimse de bu hareketini fark etmemiş. Şimdi Obama gelse elini bırakın sıkmağı öpmek için sıraya girmez miydi çok merak ediyorum. Obamanın eli çok temiz ya. Bir yanlış eleştiriliyorsa yapan herkes eleştirilmeli. Demokrasi yalanlarını yutmamalı. Kendi doğrularını ortaya koymalı. Taklit maymunların özelliği olduğu unutulmamalı.

      • Abdülkerim Bey,

        Ben sizin yorumunuza katılamıyorum maalesef. Örneğin, “Fehmi Koru’ya göre ABD’nin her ülkede üssü olmalı” demişsiniz. Neye göre?

        Bütün tezkere oylamalarına şiddetle babam karşı çıkmıştır. Yorumlarınızı yaparken başkasının fikrinden bahsedecekseniz, kaynak vermelisiniz. Akademik bir insan olarak bu konularda hassasım.

        Saygılarımla.

        • Rıfat Bey,
          Öncelikle Yorumumu yayınladığınız için teşekkür ederim.
          Sayın FKnın ABDnin üs kurmasını savunduğuna dahil delilim yok. Ben FKnın eski yazılarını takip etmedim. Sadece bu sitede yayınlanan aşağı yukarı bütün makalelerini okudum ve burda Putini acımasızca eleştirirken ABDnin dünya genelinde Rusya ile kıyaslanamayacak derecedeki fitne ve fesadına fazla değinmemesi ve bazı yazılarında ABDden örnek ileri demokrasi diye bahsetmesi benim bu kanıya ulaşmama sebep oldu.
          Ayrıca bu vesileyle Sn FKnın darbenin hemen ardından darbe dolaysıyla tutuklananlara yapılan muameleleri eleştiren yazılarına aynı görüşlerimi muhafaza etmekle beraber belki de olayın sıcağıyla haddini&maksadını aşan yayınlanmayan yorumlarımdan dolayı özür dilerim.

          • Abdülkerim Bey tekrar merhabalar,

            Yorumları onaylayan benim, bir anlık dalgınlığınıza geldi sanırım. Kibar yorumlarınız için ben teşekkür ederim. Karşılıklı fikir alış – verişinde bulunmak benim için bir keyif.

            Siz sık yorum yapan okuyucularımızdansınız (bu kadar ek, teşekkürler Türkçe:) ). Bu sitede yorumların çokluğu, canlılığı, benim için çok önemli. Bazı yorumlarınızı kabul etmeme durumumdan dolayı ben de sizden özür dilerim. Takdir edersiniz ki, Türkiye’de ipler zaten çok gergin. İplerin yumuşadığı günlere geldiğimizde, daha az filtreleyeceğim.

            Saygılarımla.

      • Madem düşmanımız o kadar çok islam alemi birbirini yemeyi bıraksa ya. Boğazımıza kadar ırkçılığa batmışız, biz önce kürtlerimizle barışabildik mi? Şii sünni çatışmasını aşabildik mi? Alevilere hala çoğumuz vebalı gibi bakmıyor mu? (onlarda sünnilere). Ondan sonra kalkmış bir olmuşlar bizi yutmaya çalışıyorlar diyorsunuz.

YORUM YAP