Referandum.. olursa.. AK Parti için ‘taşma noktası’na (tipping point) dönüşür mü?

55

Dün gece bir yakınım anlattı:

Benzer düşünceye sahip insanların bulunduğu bir ortamda, buluşmalarının sonuna doğru, içlerinden birinin teklifi üzerine, aralarında referandum anketi düzenlemişler. Açık oyla yapılan anket 9-6 sonucunu vermiş…

Hayır: 9… Evet: 6…

AK Partililerden oluşan bir ortamda alınan sonuç bu.

Bir anketler var.. bir de nabız yoklamalar..

Herbirimiz, etrafımızda bulunan insanların, Meclis’teki oylamaya ve medyaya yansıyan heyecanı paylaşmadıklarını fark etmişizdir. Milletin önemli bir bölümü, bunların içinde gelenseksel AK Parti seçmeni hiç de az değil, yeni değişikliklerin gerekli olduğuna inanmakta zorlanıyor.

Kolay kolay da ikna olacakları görüntüsünü vermiyor insanlar…

Bazılarının sandığının tersine, politikacılar, bazısı bu alana dün girmiş bile olsa, toplumla bağlarını koparmamış insanlardır. Muhtemelen onlar da kendi çevrelerinde küçük çaplı sorgulamalarla aynı sonuca varmışlardır.

Peki ya anketler?

Her önemli olaydan önce olduğu gibi, AK Parti’nin bu defa da yaptırdığı anketlerde, anayasa değişikliği paketine halkın desteğinin yüzde 60’a vardığı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da bu bulgulara dayanarak, yanındakilerle “Ben meydanlara çıkarsam yüzde 70’i buluruz” görüşünü paylaştığı biliniyor.

Önceki gün, Muharrem Sarıkaya, Habertürk’te, AKP+MHP oylarının 7 Haziran’a göre yüzde 57.2, 1 Kasım’a göre yüzde 61.4 olmasından hareketle, referandum eşiğinin yüzde 55 ve beklenenin yüzde 60 üzeri olduğunu yazdı. “Referandumda yüzde 55’in altı cumhurbaşkanlığı seçimini zora sokar” uyarısıyla…

Muhtemelen anketlerde görüntü budur; buna karşılık halkın doğrudan tutulan nabzının farklı bir görüntü verme ihtimali büyük.

Bizim insanımız kritik kararlarını genellikle başkalarından saklamayı tercih eder.

Son iki seçimde (7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde) yaşanan anketlerdeki büyük yanılgıyı hatırlayalım.

TBMM kararının yayımı neden geciktiriliyor?

CHP sözcüleri, siyasi hayatımızın en deneyimli kişisi Deniz Baykal da dahil, iktidar partisinden böyle bir izlenim almış gibi.

TBMM Başkanlığı’nın Meclis kararını Cumhurbaşkanlığı’na göndermekte acele etmemesini, ayakların suya ermesi olarak yorumladıklarını belli ediyorlar.

Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Bu referanduma gerek yok, işi bu noktada bırak” mesajları veriyor.

Acaba geciktirme, gerçekten, halkın oyuyla değişikliğin âkıbetini tehlikeye sokacağını iktidarın görmesinden kaynaklanıyor olabilir mi?

Eğer öyleyse.. süreci dondurmak.. referandumdan vazgeçmek.. akıllıca olur.

Tabii geciktirmenin sebebi çok daha taktiksel düşüncelerle de irtibatlı olabilir. Kampanya için daha iyi hazırlanmak.. Referandum gününü daha etkin sonuç alınabileceği umulan bir güne (meselâ 23 Nisan’a) denk düşürmek.. Arada geçen sürede kitlelere tattırılan gerilimin daha iyi sonuç vereceği beklentisi…

Bunların herbiri geciktirmenin sebebi olabilir.

“Ya anketler değil de, bizlerin tuttuğumuz nabızlar doğruysa ve referandum halktan dönecekse..” tedirginliği yaşanıyorsa.. iktidar.. işi uzatmamanın yolunu arayacaktır.

Akıllıysa bulacaktır da.

Nedenini açıklayayım:

‘Tipping point’.. ya da ‘taşma noktası’..

Sosyoloji ve psikoloji alanında son zamanlarda tepe tepe kullanılan bir kavram var. İngilizcesi ‘tipping point’… Bunu ‘taşma noktası’ diye Türkçe’ye çevirebiliriz.

En kestirme biçimiyle şu anlama geliyor: O güne kadar hep beklendiği gibi davranan bir grup.. veya o grup içerisinden çok sayıda insan.. birdenbire ve hiç beklenmedik biçimde.. davranış tarzını değiştirebiliyor; işte o noktaya deniliyor ‘tipping point’

Belirtmek herhalde gereksiz: Bu durum politikacılar için ciddi bir tehlike teşkil ediyor…

Fizik alanında yürütülen deneylerde farkına varılmış bu gerçeği, 1960’larda, Morton Grodzins adlı sosyolog kendi alanına taşımış; beyazların oturduğu semtlere birkaç siyahi ailenin taşınması herhangi bir tepkiye yol açmazken, taşınan siyahi aileler belli bir sayıya ulaştığında, bütün beyaz ailelerin o semtlerden taşınma telâşına düştüğünü görünce…

Ciddi konuları popülerleştiren Malcolm Gladwell adlı yazarın ilk kitabının adıdır ‘Tipping point’

Lâfı uzatmayayım: Henüz 2 yaşını görmemiş bir partiyi 2002’de iktidara taşıyan.. siyasi yasaklı liderinin engelleri aşmasını sağlayan.. ardından yapılan bütün seçimler ve anayasa değişikliği referandumlarında fazla sorgulamadan kendisinden beklendiği gibi hareket eden bir kitle.. önüne getirilen son paketi.. “Benden bu kadar” tepkisiyle karşılamışsa…

Toplum çizgisini belli etmeden değiştirebiliyor

‘Taşma noktası’, veya ‘tipping point’ olabilir bu referandum…

Olabilir mi gerçekten?

Siyasiler olabileceğini düşünmek zorunda.

Zorunda, çünkü ‘taşma noktası’ aşıldığında dönüşü olmayan bir yola da girilmiş oluyor. O âna kadar siyahi yeni komşularının varlığından rahatsızmış gibi görünmeyen.. evlerine “Hoşgeldiniz” ziyaretine gitmekte tereddüt etmeyen.. beyazlar.. sadece bir yeni aile daha geldiğinde.. o semtten kaçmaya başlıyor.

Hiçbir ikna faaliyeti onları geri döndürmeye yetmiyor.

İşin ‘taşma noktası’na nasıl ve ne zaman geldiğini önceden kestiremediğiniz gibi, o noktaya gelip kaçma başlayana kadar fark da edemiyorsunuz…

Duralım ve soralım: Acaba ‘sistem değişikliği’ AK Parti açısından bir ‘taşma noktası’ mıdır?

Referandum olursa.. olana ve sonucu alınana kadar.. bu sorunun cevabını bilemeyeceğiz…

ΩΩΩΩ

55 YORUMLAR

  1. İngiltere’de 13.asırda (1215 de MAGNA CARTA LİBERTATUM ile) BÜYÜK FERMANLA kralın yetkileri sınırlandırılmıştır. Biz ise sekiz asır sonra bir kişiye (C.Başa) büyük ,olmadı daha büyük yetkiler veriyoruz. Demek ki hürriyet, demokrasi ve cumhuriyet değerlerini hazmedememişiz. Fark burada.

  2. Vallahi son seçime kadar hep AKpartiye oy verdik.. Allah biliyor fakat bu Sefer ÇOCUKLARIMIZA dostlara yapılan haksız vicdansız uygulama, ötelenme.. Ve binlerce MAĞDUR hatırına HAYIR diyeceğiz. Binlerce Mağdur ve çocuklarımız hatırıma bu sefer Hayır..

  3. Bu millet asla kendine sorulma ve kendi kararını verme alışkanlığı ve hakkından asla vaz geçmez. Sandıkta da bunu zaman zaman tepki olarak ortaya kor. Elinden bu iradenin alınmasına müsaade edeceğini kimse beklemesin… Hele hele tek adam fikrini asla kabul etmez.. Türbanlı gençlerin başında ABD bayraklı bantların olduğu ve özgürlük ve barışın istendiği bir dünyada gideri olmayan bir hayaldir…..: Tek adam ve tek düşünce onun için referandum sürprizlere gebe….

  4. değerli arkadaşlar bu anayasa değişikliği çok aceleye getirildiği için çok ciddi boşlukları olan bir durum taşıyor ve ileri de çok ciddi devlet krizleri yaratır. öncelikle diyelim ki evet çıktı. ileri ki süreçte CB 10 adet başkan yardımcısı atadı. allah korusun ”cb ” vefat etti. bu durumda hangi yardımcısı ”cb ” olacak ? aynı anda 3 kişi ortaya çıkar ve ”cb ” koltuğunda hak iddia ederse ne olacak. ve diyelim ki referandumdan evet çıktı ama ” cb ” seçimini muhalefet bloğunun adayı kazandı. ama meclis çoğunluğu seçimden önceki iktidar partsine ait. bu süreç nasıl işleyecek ? yüzlerce konuda ayrışma olacak ? diyelim ki erdoğan sonrasında kötü niyetli bir adam ” cb ” seçildi . kim nasıl frenleyecek ? bunlar hep ciddi devlet krizlerine ve hemen akabinde buna bağlı ekonomik krizlere sebep olmaz mı 2001’deki gibi ? koskoca bir ülke bu riskleri neden alsın ?

  5. Referandum tartışması devam ederken maddeleri tek tek irdelenmeli ve gelecek ile ilgili olumlu- olumsuz yönleri tarafsız bir anlayışla ortaya konulmalıdır. Yıllardır iktidar olan Ak Parti gerçekten güzel icraatler ortaya koydu ve ülkemiz için çok ciddi emekler sarf etti, yatırımlar yaptı vs. ancak geldiğimiz süreçte Ak partinin 2002 ruhunu kaybettiğini de görmek lazım. Bütün toplum kesimlerini kucaklayan, toplumsal sorunları cesurca dile getiren o anlayıştan bu gün bir eser yok.

    Ak Partinin yöneticilerinin, medya temsilcilerinin söylemlerinin ve icraatlarının sertliği, farklı seslere ve söylemlere tahammülsüzlüğü, kendi içerisinde bile bir korku anlayışının hakim olması, toplumu ister istemez tedirgin etmektedir.

    Kürt sorunu, Alevi sorunu, Romanların sorunları gibi toplum katmanlarını oluşturan sosyolojik grupların dile getirilen haklarından bir eser kaldı mı geriye dönüp bakmak lazım.

    Toplumun farklı kesimleri Ak Partinin herkesi kucaklayan ve sorunlarına cesurca parmak basan söylemleri dolayısıyla bu güne kadar destekledi.

    PKK nın, HDP nin, FETÖ gibi örgütlerin süreci tersine çevirmede etkisi olduğu da muhakkaktır. Ancak ülke idaresine talip olan siyasi parti ve temsilcilerinin toplumları;” kıymetimizi anlamadınız” diye mahküm etme gibi bir anlayışa gelmiş olmasını da görmek lazım.

    FETÖ den dolayı mağdur olan binlerce masum insan olduğunu herkes biliyor. Siyasilerin;” biz yanıldık, hata ettik” demelerine karşılık, hasbelkader bir şekilde Bankayla veya Dersaneyle irtibatı olmuş insanların hata ettik deme şansları yok.

    Kürt sorununda PKK-HDP nin ayrıştırıcı ve bölücü politikaları ile bölgede baskıcı uygulamaları neticesinde savunmasız sivil halk, hem PKK dan hem de devletin politikalarından rahatsız. Orta bir yol bulunamıyor.

    Devlet Başkanlığıyla yönetilmenin daha güçlü bir devlet yapısını ortaya koyacağından kimsenin kuşkusu yok, ancak “Türk tipi” Cumhurbaşkanlığı veya Devlet Başkanlığı farklı toplum kesimlerinde kaygı oluşturuyor. Bunu görmek lazım. Anayasa değişikliği yapılırken tarafları bir araya getirip bir mutabakat sağlanamadı.

    Devlet yönetiminde kuvvetler ayrılığının olması gerekir. Yüksek yargı üyelerinin büyük bir kısmının atanmasının, Meclisin gerektiğinde feshetme yetkisinin, hükümet üyelerinin meclis dışından atanmasının, milletvekillerinin belirlenmesinin tek elde toplanmasının oluşturduğu kaygı nedeniyle, Vatandaşın “Tek adam yönetimi” anlayışının üzerindeki olumsuzluğu gidermek gerekirdi. Mevcut Anayasa değişikliğinin getirdiği yetkilere karşı hangi kuvvetler ayrılığı söz konusu ise ortaya konulmalıdır.
    ABD de senato var ve Devlet Başkanının kararları senato onayına tabi. Devlet Başkanının istediği her şey senatodan onay almayabiliyor. Hatadan dönme şansı söz konusu.

    18 yaşında daha Liseyi bitirmemiş, reşit sayılmayan birilerinin milletvekili olmasını sağlamak ülkeye ne gibi bir fayda sağlayacak?

    Fehmi Koru bey’in gündeme getirdiğine yakın bir anlayışı ve uyarıyı sayın Ahmet Taşgetiren de yapıyor. Dostlar uyarı yaparken onları ötekileştirmeden hataları görmekte fayda vardır.

    Benimde tespitim Ak partiye bu güne kadar oy vermiş bir çok insanın bu gün raferandumda evet vermeyi düşünmediği yönünde.
    Bir diğer husus, Hayır diyecek olan bir kısım Ak parti seçmeninin, KHK lerin ve olağanüstü halin yürürlükte olması dolayısıyla fikrini açıkça belirtmemesi olduğunu düşünüyorum.
    Vakit geç olmadan dostlarımız uyarıları dikkate alır umarım.

    Selam ve saygılarımla

  6. Hep merak ederim
    Eğitim neden bizde pozitif katkı sağlamaz
    Saygın üniversitelerde eğitim görmüş insanlarımız neden akli meleklerine pranga vururlar.. Neden sağ sol dindar veya dini referansı olmayanlar asgari müşterek konularda ulaşamaz.. Vatan ülke devlet ve millet adına ortak ahlaki hukuki konularda aynı safta yer alamaz
    Allahaşkına titri prof olan insanlarımızın çoğunluğunun görüşlerine
    Olumlu yada olumsuz.. Hep cevap verme yarışı.. Bu beyaz denilse bir kesim şu yüzden siyah demiyor.. Sen beyaz demissen bana siyah demek düşer mantığından.
    Ben herzaman iki güçlü iktidar adayı olmasından yanayım E biri var öbürü yok

    Sayın Koru duygusal bir anket sonucunu Tipping gibi yabancı bir terimle bilimsellestirmeniz takdire şayan

    Bu ülke öyle bir hale geldi ki 15 Temmuz isyancılarının neredeyse mağdur oldukları düşüncesini empoze etmek isteyen insanlarla doldu…
    Darbeyi alenen şakşaklayan ve neredeyse futbol maçındaki gibi son ana kadar ümitlerini kesmeyen insanlarla doldu
    Ve en can yakıcı olan da neredesin NATO
    neredesin BM neredesin ABD neredesiniz Avrupa kurtarın bizi bu iktidardan diyen insanlarla doldu
    MİT tırlariyla doruğa çıkan ihanet çetesi
    bu iktidarı uluslararası mahkemelerde yargılanmak üzere kurgulandi

    Daha neler neler
    Sayın Koru istihare var bilirsiniz
    Allahtan bu millet istihare kültürünü kaybetmedi
    Vicdanıyla istihare…
    Size de tavsiye ederim

  7. Vallahi ben tam ortadayım, sayın Cumhurbaşkanına bakınca durmak bilmeyen bir çalışma, azim, milletine karşı duyduğu sevgi ve bağlılık gözlerinden okunuyor, bu güne kadar yaptıkları da ortada, memleket çağ atladı adeta.. evet demesek ülkeyi kime emanet edecez, hayır çıksa kimler zafer kazanmış olucak, milletin sağduyusu bizim haklılığımızı gördü diye kimler ahkam kesecek, gönül buna razı değil. Diğer tarafta fetocu olmadığını ifade eden ya da neden görevden uzaklaştırıldığını dahi bilmeyen insanlar, empati yaparsak vicdanları yaralayacak hatta kangren edecek bir durum, zira yıllarca çalışmışınız, bir sürü badire atlatmışınız, düzeninizi kurmuşunuz, yıllarca kurmaya çalıştığınız düzen bir fiskeyle yerle bir olmuş ve boynunuza asılmış bir hain yaftası, bunu yazarken gözümün önünde bir örnek var, Türkiyenin önde gelen bir universitesinde prof bir hoca. Darbeden 2 ay önce feto ve paralel yapıyla ilgili sorular yönelttiğim ve aldığım yanıtlar sayın CB nın o günkü söylemlerine paralel yanıtlar, bir kez bile feto cemaatine dair bir övgü duymadığım bir akademik personel. Görevinden alındıktan sonra bile devlete küsülmez diyen olayı Yaradanın takdiri olarak yorumluycak olgunlukta bir insan. Bir diğer örneğim yaklaşık 19 yıldır tanıdığım bir öğretmen arkadaşım, neden görevden alındığını bilmiyor ama kehanette bulunuyordu, biraz konuşunca gerçekten zor bir durum, bence en zoru toplumun gösterdiği reaksiyon, herkes bir anda iletişimi kesmiş, destek olmak isteyenlerde özel kurye kullanıyormuş, telleri dinleniyodur diye. Bizim tanıdığımız CB eskiden balkon konuşması yaparken göğsümüz kabarırdı, herkesi kucaklayıcı konuşmalar yapar, oy veren vermeyen herkesın hizmetkarı olacağını ifade eden erdemli konuşmalar yapardı. Ha bu darbe girişimini planlayanlar ve fiilen içinde olanlar hatta fiilen içinde olmayıp teorik olarak da destekleyenler tesbit edilmişse en ağır cezalarla cezalandırılmaları tabiiki gerekliliktir, millete kurşun atanlara da kurşun atılmalıdır. Kısasta hayat vardır diyenlerdenim. Karışık bir durum.. Adalet olmazsa olmazımızdır. Adaletsizlik olduğundan da tam emin değiliz bir nokta da, bilmediğimiz hususlar da olabilir, herkes ben suçluyum demez ilk anda. Hakimlerin işi zor, Allah kolaylık versin, Bakalım düşünmek için en az 2 ayımız var… peşin hükümlü olmayıp olayı iyi irdelemek lazım.

  8. Ülkeyi bu hale getirenler, bu istikrarsızliktan çıkaramaz. Ancak kendi söylediklerini duyuyorlar. Etrafa kulak asmiyorlar buda yanilmalara, aldatilmalara neden oluyor. Diyetini ülke ödüyor. Devleti yönetenlerin hata yapma lüksü yoktur. Bu referandum da partiler oylanmiyor bizim geleceğimiz oylaniyor Bu nedenle siyasi düşüncelerimizi bir tarafa bırakarak oy vermeliyiz

  9. AKP ye kuruluşundan itibaren oy vermiş bir seçmen olarak kararsızlığımı henüz yenemedim.
    Zira her türlü sorunun çözümü de yine demokrasi içinde olmalıdır.
    Meclisin güçlü kalması,tek adam ,güçlü lidere ihtiyaç var mıdır ?
    Meclis her türlü yetki ile donatılabilir ki , donatılmalı.
    Ancak tek kişilik kabine ne kadar demokrasiye uyumlu acaba?

  10. Fehmi abi satır aralarında oy ‘unun rengini belli ediyor, ben de diyorumki günümüze kadar Ne gördük eski sistemden, yeniliğe neden kapatalım kendimizi , eksiklikler zamanla giderilir, yeterki niyet halis olsun.

    • Iste niyet halis degil… Eksiklikler zamanla giderilir kadar ucuz bir fikir oldugunu sanmam cunku o eksiklikleri simdi de giderilebilecekken neden belirsizlige birakalim. Hem tum maddeler sikintili otoriter bir zemin hazirliyor

    • Eksiklikler zamanla kapatılamayacak. Çünkü sistem tek adama teslim ediliyor. Tek adam, meclis çoğunluğunu belirleyecek, yürütmeyi tayin edecek, yetmedi yargının da çoğunu tayin edecek. Kuvvetler ayrılığı değil, itiraf edildiği gibi kuvvetler birliği olacak. Bu da demokrasi olmayacak. Çünkü tek adamı kimse denetleyemeyecek. Buna razı olamayız. Bizim ailede de (hepsi AKP seçmeni) 9 #HAYIR, 1 evet çıktı son oylamada.

      Doğrusu şu olmalıydı. Milletvekili adaylarını parti üyeleri seçmeli, tek adam seçmemeli. Yargı üst yönetiminin çoğunluğunu yargı üyeleri seçmeli. Gerçek başkanlık, gerçek demokrasi, kuvvetler ayrılığı böyle olur. Kimse kimseyi kandırmasın. Önerilen sistem geri dönüşü olmayan bir tek adam sistemi. Bu yapılan Meclis’e ve milletin temsiliyetine 15 Temmuz’daki iki bombadan daha ağır bir darbedir. Kesinlikle #HAYIR.

    • mehmet beyin yorumuna katılıyorum. sistemin tek adama teslim edildiğini düşünmüyorum. iki güçmerkezi her zaman sorun teşkil eder, siyasi tarihimize bakıldığında görüleceği gibi. esas olana geçilip karar çıkacak bir mekanizmaya evrilmesi daha iyi olur elbette…

  11. Sistem degisikligine yillardir anlam verememis, gerek olmadigini dusunen bir aile olarak; 15 Temmuz darbe girisimiyle ulkemizin hakikaten buyuk tehlikeler altinda olduguna kanaat getirdik. Bu gibi durumlarin tekrar yasanmamasi icin iktidari guclendirmek gerekli duruyor. Bu yuzden evet diyecegiz. Darbe girisiminin toplumsal psikolojide bahsettigim yonde bir egilim yarattigini gormek gerek.

    • Oğuzhan bey, korkuya teslim olmayın lütfen. Milleti korkutarak bir yerlere götürmek istiyorlar. Ancak bu birilerinin kendi ikballeri için zorladıkları bir yol. Allah tekrar tekrar akletmez misiniz diyor? Aklınızı birilerine teslim etmeyin. FETÖ’cüler böyle yaptılar. Hepsi okumuş eğitimli insanlar. Düştükleri hali görüyorsunuz, sonunda darbe yapmaya kadar vardırdılar işi. Çünkü beyinleri yıkanmış bu insanlar kusursuz kabul ettikleri bir meczubun halüsinasyonları peşinde sorgulamadan gittiler (darbecileri kasdediyorum).

      Peygamberimiz dahi bir emir verdiğinde etrafındaki müslümanlar bu senin fikrin mi yoksa Allah’tan mı diye sorguluyorlardı. Hz. Ömer’e seni kılıçlarımızla düzeltiriz diyorlardı. Kime aklınızı teslim ediyorsunuz tekrar düşünün. Aklın yolu bir. Önerilen sistem denetimsiz bir teslimiyet sistemi. Ve başımıza ne geldiyse bu teslimiyet sebebiyle geliyor. FETÖ, o veya bu cemaat, veya kör bir siyasi bağlılık farketmiyor. Hepsinin sonu aynı.

      Bu sefer #HAYIR’da hayır var. Benim ne dediğim önemli değil. Tekrar ve etraflıca düşünün. Sorgulamadan, incelemeden karar vermeyin. Aklınızı küçümsemeyin. Üst akıl olmak istiyorsanız şimdiden akletmeye başlayın. En önemlisi başkasının sizin yerinize düşünmesine asla izin vermeyin. En üst akıl sizin aklınız, çünkü herkesin akletme kabiliyeti var, Allah öyle yaratmış ve akletmeyi emretmiş. Vesselam.

  12. Bugüne kadar ki seçimlerde Ak Parti yi desteklemek bizim için sadece oy vermek değil, ilk defa Türkiye nin geleceğinde ben de varım!. Biz de varız !. demekti… Şimdi geldiğimiz nokta nasıl anlatılır bilemiyorum. başkanlık sistemini normalde isteyen ve destekleyen biri olarak.
    Evet denirse Allah rızası için kendilerine göre hizmet eden insanlara yapılan yanlışlar desteklenir mi ( teröre bulaşmayan, ve azımsanmayacak kadar bu insanların ana babası akrabaları kendi çocuklarının terörist olarak nitelendirilmesini nasıl karşılıyorlar )
    Evet denirse acele olarak hazırlanan ve eksikleri olduğu nu düşündüğüm bu sistem memleketimiz için iyimidir.
    Hayır denirse pkk ve fetö ile aynı çizgide mi oluruz. Hayır denirse istikrar kaybolurmu …..
    Zamanlaması hiç iyi olmayan bir referandum olacak maalesef..

    • Hasan bey hic merak buyurmayiniz.. APO da baskanlik sistemini destekliyor…Sizde destekliyorsunuz… Arsiv yalan soylemez… Ama desteklemeniz sizi Apo ile ayni kefeye koydurtmaz… Siz ulke menfaatlerini dusunerek evet diyeceksiniz inanarak yaziyorum bunu…Ama inanin bu niteleme ve siniflandirma bizim kaybettigimiz nokta… saadete bu niteleme buyuk haksizliktir… saygilarimla…

    • Yarin HDP fikir degistirir de bizde evet diyecegiz derse siz sakin kendi dogrunuzdan sasmayiniz evet deyiniz ve kimsenin size hdp ile ayni cizgide yaftalamasinida kabul etmeyiniz… cunku siz dogru bildiginizi inanarak yapacaksiniz… baskasina bakarak degil….bizimde evet yada hayir dememiz hdp endeksli degil bildigimiz dogrular uzerine sadece…. dolayisi ile pkk veya hdp maniplasyonlarina gelmeyiz…

    • Hdp, TBMM çatısı altında, halkın verdiği oylarla oraya gelmiş resmi bir partidir. Akp, mhp ne kadar bu ülkenin partisi ise onlar da bu ülkenin gerçeğidir. Politikalarını beğenmezsen oy vermezsin. Ama ötekileştirme, düşman ilan etme, bak falan filan da aynı fikirde. O zaman bunların hepsi düşman, hepsi kötü anlayışı bizi iyi bir noktaya götürmez. Özellikle siyasilerin bugün ak dediğine yarın kara dediğini dikkate alırsak siyasetin rüzgarına kapılıp keskin cümleler kurmaktan vazgeçmeliyiz.

  13. Taşma noktasına gelip gelmediğini bilemem amma bu referandum ikilemine nasıl geldik anlamakta zorlanıyorum.Durup dururken bukadar gerginlik, çokmu gerekliydi?yabizim bilmediğimiz olağanüstü bir durum var yada üst akıl işi.
    Yillarca oyun dışı kalmış, dışlanmış bizim kesimin başkalarını ötekileştirerek ötekileştirilmenin acısını çıkaramazlar.
    Ancak yeni acılar doğururlar.Bu fasit daire içinde maalesef döner dururuz.

  14. ben bir khk mağduruyum referandum dan önce 14 yıl boyunca akp ye oy vermiş ve verdirmiş birisi olarak bu referandum da hayır vereceğim ve benim etkileyebileceğim kişi sayısı 100 kişi civarında ve bu çalışmadan (100 binin üzerindeki khk mağduru unutulmamalı ve bu insanların hepsi daha önce akp ye oy vermiş insanlar)

  15. Sayın Koru, kanaatimce ortada sıkıntılı bir durum var. Ve bu durum son anda ortaya çıktı. Zira amaç referandumu biraz daha geç bir tarihte misal 23 Nisan’da falan yapmak idiyse, bunun en ideal yolu maddelerin oylanmaları süresini hiç hissettirmeden uzatmak olurdu. Kimse de farkına varmazdı. Neyse, yakında çıkar ortaya.

  16. 15 yıl tartışmasız güçlü bir şekilde iktidar da kalmış en az bir 15 yıl daha kalma potansiyeli olduğunu gören herkesin duygularına tercüman olmuş bu yazı. sonuçta herkesin iktidardan yana olduğu bir yer yoktur herhalde… bu sonucu iktidarın başarısında aramak kadar muhalefetin başarısızlığında da aramak gerekir. bir alman tv sinde yaptığı röportaj da lütfen markele söyleyin türkiyeye gelmesin evete destek anlamına gelir, yoksa destek için mi geliyor diyen bir muhalefetimiz var…insan dalga geçmeye utanıyor…devrilme noktası ya da yazarımızın tercüme tercihiyle taşma noktası olsa insanlar nereye taşacaklar. b. Tezcan referandum için bir sağ sol tercihi değil diyor. yıllardır sağ sol kalmadı kendini sağcı solcu tanımlayan kalmadı haberi yok. haberleri olmadığı için de kendilerini tanımlayamıyorlar…tanımlayamadıkları için de savruluyorlar. akp seçmeni milliyetçi tendanslıdır MHP ile yürümeye de başlayınca hdp ile miting yapan chp nin hayırına taşmayacağı ortadadır…
    b. yıldırım biz daha topa girmedik dedi. Erdoğan daha hiç girmedi…anketlerde evet şimdilik biraz önde gözüküyor. endişelenmek için sebeb çok gibi…bazı rahatsızlıklar akp yi taşma noktasına getirir mi bilmem ama basında chp nin kaynama noktasına geldiğini okuyoruz…bir yenilgi daha alırsa bitme noktasına gelir mi? ben sanmıyorum. bütün yenilgilerden sonra dediği gibi aslında çok başarılıyız der yoluna devam eder…

    • EVET DEMEK MEŞRUDUR
      HAYIR DEMEK MEŞRUDUR…
      herkes kendi aklı ve anlaması miktarı bu ülkenin geleceğine katkı sunmak çabasındadır. gidecek bir yerimiz yoktur. bu noktada kimse kimseden daha vatansever olamaz. evet cevap olarak tartışılabilir keza hayır da cevap olarak tartışılabilir ama oylarımıza saygı esastır. ve yine evet ya da hayırla ilintili olarak ya da olmaksızın partileri, söylemleri tutumları ya da duruşları nedeniyle eleştirmeyelim. yeri geldikçe doğrularını eğmeden yanlışlarını eklemeden her şey eleştirilebilinir…

  17. SONUÇ NE OLURSA OLSUN SORUNLAR ARTARAK DEVAM EDECEKTİR
    Tipping Point etkisi, var olması gereken (asgari) sosyal dayanışmanın boyutunu, derecesini ve sınırlılığını gösteren amprik bir ölçüdür. Bu ölçü, elbette siyasî hayatta da geçerli olabilir. Referandum, kıl payı farkı ile de olsa EVET ile sonuçlanırsa fiilî sistem, anayasalı bir çerçeveye girmiş olur ve mevcut iktidar yeni tepkisel sürtüşmelerle birlikte hedefine ulaşmış olur. Ancak tam tersine referandum az bir fark ile HAYIR ile sonuçlanması halinde halkın ekseriyeti bu sefer, fiilî durumun devam etmemesinden yana bir tavır koymuş olacaktır. Peki, bu durumda sayın Cumhurbaşkanımız, şimdiye kadar sergilemiş olduğu aktif tutum ve davranışlarını halkın beklentisi doğrultusunda pasif konuma geri çekebilecek midir? İşte asıl sorun ve siyasî kriz, referandumda HAYIR çıkması halinde yaşanacaktır. Fiilî duruma HAYIR diyen halkın kararına ne derece saygı gösterilebilecek? Kısacası referandum nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın devlet düzeyeninde var olan çarpık idare sisteminin toplumsal yansımaları yine rahatlatıcı olmayacaktır. En iyisi meclis içi ve dışında olan bütün siyasi partilerin ve STK’ların uzlaşma kültürü ekseninde kabul edebilecekleri ortak bir millî anayasa taslağı hazırlamak ve bunu millete sunmaktır.

  18. Köye cami yaptırmak için köylülerden para toplanmaya başlanmış.cami ve namazla arası olmayan vatandaşın biri,görevlilere nediye para vereyim ki deyip görevlilere ödeme yapmamış.durum köylünün hacı olan dayısının kulağına gitmiş.dayı yeğeni yanına çağırır.caminin köy ve köylüler için önemini ve kendisinin de en azından cenazesinin camide kaldırılacağını anlatır.konuşmadan sonra köylü dayısına döner,dayı bunlar senin gibi anlatmıyorlar ki der.ödemeyi yapar.

  19. fehmi̇ bey anladiğim kadariyla bu yazdiklariniz tespi̇t yada öngörü deği̇l si̇zi̇n temenni̇ni̇z. olabi̇li̇r di̇yorsunuz ama aslinda olmasini çok i̇sti̇yorsunuz. si̇zi̇ bi̇zi̇m mahalleden bi̇li̇yorduk ama son tahli̇lde artik olmadiğinizi görüyorum.türki̇ye ni̇n i̇sti̇krarli bi̇r şeki̇lde i̇lelebet devam etmesi̇ i̇çi̇n bu referandumun geçmesi̇ gerekti̇ği̇ni̇ düşünüyorum ve “evet” di̇yorum..

    • Asım Bey Merhabalar,

      Bizim mahalle derken ne kastettiğinizi bilemiyorum. Ancak mahallenize sadece bire bir aynı fikirleri söyleyenleri kabul ediyorsanız, o mahalle olduğu yerde sayar.

      “Evet” demeniz, “bunun faydalı olacağına” dair düşünceleriniz saygıdeğer.. İtirazım sadece, yoruma neden ekleme ihtiyacı duyduğunuzu anlayamadığım mahalle kısmına idi.

      Saygılarımla.

    • sn .asım kaya bey mahalleniz çamura batmış.nice mütefekkir dediğimiz insanlar kem,küm ederek konuşmak durumunda.mütefekkir, doğruları söylemekle sorumludur.söyleyemiyor,ancak ne yazık ki şarlatanlık yapanlar var.yazık çok yazık.bu çamurdan nasıl çıkarız onu düşünmek durumundayız.ıbbala demekle bir yere gelemeyeceğimiz gün gibi ortada.

    • Sevgili Asim Bey, istikrardan kastiniz nedir anlayamadim. Eger ayni parti ve liderlerin yillarca basta olmasini kastediyorsaniz Kuzey Kore dunyadaki en istikrarli ulkelerden oluyor mesela. Olayin bir de soyle bir boyutu var. AKP yi severiz sevmeyiz (ben de yillarca desteklemis bir secmenim) ama ozellikle 2007 den itibaren askeri vesayetin siyasete etkisinin ortadan kalkmasiyla birlikte zaten mutlak hakimiyet AKP de degil miydi yillardir? Ne yapilmak istendi de basarilamadi ya da hangi yetki yetersiz kaldi ki boyle gucler birligine dayanan ve tek adamci bir degisiklik soz konusu oldu? Basbakan ve c.baskaninin ayni siyasi goruse sahip oldugu ve ayni partiden oldugu 8 yili geride birakiyoruz. Daha ne yetki verebiliriz iktidara ki ulkemizin sorunlarina care bulabilmek icin. Bu iktidar degil miydi suanki yetkilerle bu ulkenin en agir kanayan yaralarindan olan kurt sorununa el atan ve onemli asamalar kaydeden? AKP disinda hangi iktidar bu sorunlara el atabilirdi. Ve bunlar hep halihazirdaki anayasayla birlikte yapilabildi. Maalesef ‘istikrar’ ve devlet elden gidiyor soylemleriyle kandiriliyoruz gibime geliyor. Amacimiz yeni anayasa yapmaksa zaten 2010 da baslamis olan bir surec vardi, hatta tum partilerin uzerinde anlastigi 50 kusur madde vardi (halkin yuzde 85 ini temsil ettigi parlamenterlerin uzerinde anlastigi bir degisiklikti), neden oradan baslamiyoruz da boyle apar topar olaganustu halde halki ikiye bolecek bir surece giriyoruz? Eger birlik olmamiz gereken zamanlardan geciyorsak, ki kesinlikle oyle, daha kapsayici soylemler ve politikalar uretilmesi gerekmez mi? Burada bir celiski soz konusu maalesef.

      Iyi gunler dilerim.

  20. ’tipping point’, ‘taşma noktası’. Aslında yarım ağızla olsa bile bunu halk, 7 haziran seçimlerinde ‘benden bu kadar’ diyerek, kısmen dile getirmişti. 1 kasım da ağır güvenlik tehditleri altında ülkenin selameti açısından ‘benden bu kadar’ı geri almayı yeğledi.

    Muharrem Sarıkaya’nın “Referandum seçim değil, seçimin yolunu açan bir eşik; bu % 55’in altında kalırsa Cumhurbaşkanlığı seçimini zora sokar” cümlesi bana şunları düşündürdü.

    Referandumdan istenilen sonuç alınmış olsa bile, % 55 in altındaki bir oran 2019 da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimini Sayın Erdoğan’nın seçilebilmesi açısından zora sokacağıdır. 2019’a kadar geçecek süre içerisinde bugün ki ülke ve dünya şartlarında iyimserlikten ziyade endişelerin hakim olacağı bir süreç yaşanıyor olacak ve bu kolayca düzeleceğe de benzemiyor. Ekonomi başat rolde..Kim bilir başka ne türlü hadiseler ve badireler içerisinde olacağız.

    Meclis kararının bekletiliyor olması, Erdoğan’ın da bu endişeyi taşıdığını gösteriyor. Nitekim bütün hesaplar Erdoğan’nın uzun yıllar ‘başkan’ kalacağı üzerine yapılıyor. Yani, yeni sistemi Erdoğan’dan başkası taşıyamaz, buna Erdoğan inanıyor.

    Böyle bir durumda, 2070 hedefleri olan bir AK Partinin iktidarı kaybetmektense, mevcut parlamenter sistemde ‘fiili durum’ ile ülkeyi yönetmeye devam etmek daha kazançlı. ..belki ‘başkanlık’ başka bir bahara umuduyla. Haliyle iktidara alternatif bir ‘olgu’ da ufukta gözükmüyor.

    Halk, başkanlığa ‘yarım ağız’ evet demeyi düşünüyor olsa da aslında gönlünde yatan Erdoğan ile güçlü bir ‘parlamenter sistem’ ile devam etmek. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde de aynı duygular hakimdi.
    ‘Başbakan Erdoğan’ ‘ Başkan Erdoğan’dan daha fazla oy alır.

  21. Kritik soru şu: Ak Parti hem kendi tabanın da safları sıklaştırmak hem de milliyetçi oyları kaçırmamak için bakalım hangi planları önümüzdeki süreçte devreye sokacak?

    HDP den başlayacağını zannediyorum. Burada aşırıya gidilmesi Kürtler de bir kırılma noktası oluşturur mu acaba?

    Diğer taraftan Saadet, BBP ve Muhalif MHP ‘lilerin performansı sonucu belirlemede önemli rol oynayacaktır.

    • HDP ye oy vermiş kürt seçmen gibi AKP ye oy vermiş olan kürt seçmeninde başkanlık sistemine yüzde 90 HAYIR diyeceğini düşünüyorum. AKP kolay kolay bu oyları geri kazanamaz. Çünkü kürt seçmenin çoğu kararını vermiş bekliyor.

  22. Fehmi Bey, referandumun sonucu hakkında kesin bir öngörüde bulunmuyor.Ancak Ak Partililerin bulunduğu bir ortamda yapılan nabız yoklamasında 9 hayır,6 evet çıktığını üçüncü bir şahıstan aktararak hayırcıları ümitlendiriyor.Bence bunun bir sakıncası yok.Sonuçta hayırcıların da morale ve motivasyona ihtiyacı var.

    Öte yandan Ak Parti, Anayasa paketi meclisten 367’nin üzerinde bir oyla geçse bile referanduma gidileceğini işe başlarken deklare etti. Artık bu saatten sonra bundan dönüş olmaz. Geri adım atmak, referandumdan vazgeçmek, halka karşı da, MHP’ye karşı da ayıp olur. Ak Parti’nin kendine karşı bile ayıp olur.

    Hiç bir seçimin ya da referandumun sonucu çantada keklik olarak görülemez. Yenilgi ve galibiyet ihtimalleri her oylamada vardır.Öyle ki %1 oy alan partiler bile seçim sürecinde iktidara yürüdüklerini iddia ederler.

    Meclis Başkanlığının Anayasa değişikliğine dair yasayı Cumhurbaşkanına göndermekte niçin ağırdan aldığını şahsen bilmiyorum. Ama taktiksel olma ihtimali yüksektir.

    Gelelim sonucun ne olacağı meselesine. 1 Kasım seçimlerinin üzerinden henüz 15 ay geçmiş. Bu seçimde Ak Parti yaklaşık %50 oy almış. Bu kadar kısa süre içerisinde Ak Parti seçmeninin, yapılacak yeni bir oylamada kendi partisini üzecek, CHP-HDP-PKK-FETÖ… blokunu sevindirecek bir tavır takınacağını şahsen düşünmüyorum.Bizde parti bağları bu kadar pamuk ipliğine bağlı değildir. Üstelik bir de hatırı sayılır MHP seçmeni var. Diğer partilerden oy gelme ihitimali de var Sonuç çantada keklik demeyelim ama evet oylarının %60 ya da biraz daha fazla olma ihtimali çok yüksek.

    Kişisel olarak, daha sonraki yıllarda yapılacak genel seçimlerde Ak Partinin iktidar olacak çoğunluğu sağlamasını referandumda evet çıkmasından daha önemli görüyorum. Başkanlık sisteminin koalisyonları ortadan kaldırması gibi faydaları olduğuna inanmakla beraber başkanlığı hayati bir mesele olarak görmüyorum. Ancak Ak Partinin veya en az Ak Parti kadar becerikli ve milletin değerleri ile barışık bir partinin iktidarda bulunmasını hayati derecede önemli buluyorum.

    7 Haziran seçimlerinden sonra Fehmi Bey dahil bir çok yazar ve siyasetçi dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olunabileceğini hatırlatmış, koalisyonu tavsiye etmişlerdi. Ama ortaya çıkan sonuç onları yanılttı. Türk halkı hayırcıları bir kez daha üzecektir. Vereceğimiz evet oylarının hayırlara vesile olmasını dileyerek yorumumu bitiriyorum.

    • Bekir Bey merhabalar,

      “CHP – HDP – PKK – FETÖ bloku” söylemi hoş olmamış. Böyle bir 4’lü ittifak yok. Yasal partileri, devletin terör örgütü ilan ettiği yapılarla yan yana ve birlikte hareket ediyormuş gibi yazmanızı doğru bulmadım.

      Bilginize…

      Saygılarımla.

      • Ahmet bey belki siz doğru bulmadınız ama
        terörist cenazelerine giden, pyd terör örgütü değildir diyen, pkk ile maddi manevi işbirliği içinde olduğunu kendi de saklamayan hdp ile birlikte miting yapan Öcalan bayrakları ile Atatürk bayraklarını birlikte sallayan partiyi bazılarımız böyle algılıyorlar. ekranlarda açık poz verilen bu görüntüler için neden” hareket ediyormuş gibi ”diyorsunuz. aleni hareket ediyorlar işte. saklı bir şey değil ki blok olduklarını söylemeyelim…

        • Sayın Didem Hanım,

          HDP – CHP bloku denilirse itiraz etmezdim (var mı böyle bir blok bilmiyorum, doğru olsa da olmasa da problemli bir söylem değil).

          “Yasal partilerle terör örgütleri birlikte hareket ediyor” şeklinde bir iddia varsa eğer kaynak gösterilmeli, mahkeme kararı vs.. Algılar üzerinden böyle bir suçlamayı, hem de herkes tarafından kabul edilen bir bilgiymiş gibi yazamazsınız.

          Siz nasıl algılıyorsunuz, bilemem.. Her partiyi, bir şekilde herhangi bir terör örgütüyle ilişkili algılayan vardır. Bunlara müsaade mi edelim şimdi? Daha önce defalarca buna benzer yorum yazanlar vardı, hem iktidar hem de muhalefet partileriyle ilgili. Hiç birini yayınlamadım (en azından tespit ettiklerimi).

          Bekir Bey, her gün yorum yazan, kibar bir beyefendi. Bu sebeple Bekir Bey’e pozitif ayrımcılık yapıp, yorumunu onayladım. Ama uyarımı da ekledim.

          Sonuç olarak, yasal parti yasal partidir. Terör örgütü terör örgütüdür.

          Saygılarımla.

          • herkesin önünde olan görüntülerin nasıl algılandığını ifade etmek yanlış olmasa gerek. farklı algılanması da şaşırtıcı olmasa gerek..

          • nasıl göründüğünü fark etmeleri için bu yorumların belki yardımı olur, böyle görünmek istenmiyorsa….

      • Taha Bey,

        “Hayır blokuna” yaptığınız itirazı
        saygıyla karşılıyorum.O noktada ben de
        ısrarcı değilim.Ancak şöyle bir
        durum var:

        Ak Parti ile MHP legal kuruluşlar olarak
        karşılıklı görüşmeler yaparak ortak hareket etmeyi kararlaştırdılar.

        Hayırcı legal partilerin terör örgütleri ile
        elbette böyle bir birlikteliğinden söz edemeyiz.Ancak Kandil’den yapılan hayır çağrısı bütün basına yansıdı.
        PKK her ne kadar bir terör örgütü
        ise de toplumda oy kullanacak olan belli bir senpatizan kesimi
        var.Öte yandan FETÖ ile kriminal olarak
        suça bulaşanları kastediyoruz.Bunların
        bir kısmı yurt dışından,bir kısmı sosyal
        medyadan hayır kampanyası yürütüyorlar.Şimdi Fetö dediğimiz yapının önde gelen elamanları,eskiden
        Cemaat dediğimiz yapının hocaları, abileri,kanaat önderleri,yöneticileri,
        kendilerine uyulan rehberleri idi.Tabanın
        onlarla bir gönül bağı vardı.Birden bire
        bu bağın kopması en azından hepsi
        açısından mümkün olmayabilir.İşte bu
        kesim de bugün hayırcı tarafta yer alıyor.

        Sonuç olarak,legal ve yasal partiler bu
        örgütlerle görüşmeye dayalı bir blok
        oluşturmasalar da,PKK ve FETÖ sempatizanlarının da hayır oyu verecek
        olması ister istemez hepsini aynı safta
        göstermektedir.En azından görüntü budur.Ak Parti ve MHP seçmeninin de
        bu görüntüye bakarak,evet tarafını,yani
        kendi partilerini üzmek istemeyeceklerini ifade etmek istedim.

        • Sayın Bekir Bey,

          Terör örgütü “hayır” söylemini, halkı manipüle etmek ve “evet” demelerini sağlamak için de söylemiş olabilir. Ya da Gerçekten evet çıkmasından korkuyor da olabilir. Bunu bilemeyiz.

          Burada sağlıklı yaklaşım “terör örgütü ne derse desin. Ben evet/hayır olmasını hayırlı buluyorum” diye düşünmektir. Doğrusu budur demektir. Siyasi partilerin hiç biri iktidar veya muhalefet, terör örgütüne göre konum almadıklarını düşünüyorum. Suizan yapmak çok ucuz bir siyaset.

          Saygılarımla

          • Ahmet bey, ilkeli tavrınız nedeniyle tebrik ederim. Umarım insanlar burdaki “ilke”nin “ahlak” olduğunu kavrarlar.

    • s.a bekir abi
      abi sen ve senin gibi düşünen insanlar evet verecek ben buna saygı duyuyorum
      ben ve benim gibi düşünen insanlar hayır verecek
      buraya kadar bir sorun yok ancak sosyal medyada dahil olmak üzere her alanda hayır verenleri hemen fetö chp pkk safında oldugu abd nin ve üst aklın uşagı hain oldugumuz dair yorumlar la karşılaşıyorum ancak benim garibime giden ben ve benim gibi düşünen insanlar abd ve üst akılın uşagı ise evet diyen dostlarım neden abd sitesi olan sosyal medyayı kullanıyor .
      türk milliyetçisi sayın bahçeli başta olmak üzere sayın melih gökçek te abd sitesinde gayet aktif
      bu siteleri benim gibi onlarda kulanabilirmi tabiki kullanabilir ancak tezat olan şu propaganda yaparken bile üst aklın sundugu imkanlardan yararlanmak zorunda kalıyorsak ülkemiz kim sayesinde gelişmiş oluyor saygılar

      • Mustafa Bey,

        Hayır oyu vermeyi hainlik olarak görmem.Hayır oyu kullanmak da bir
        haktır.Toplumun bir kesimi hayır oyu
        vermeyecek olsa,herkes aynı şekilde
        düşünüyor olsa,referandum diye bir
        oylamaya ihtiyaç kalmazdı.Sonuçta
        referandumla halka fikri soruluyor.
        Evet oyu vermek zorundasın denilmiyor,
        denilemez de zaten.O zaman ortada
        demokrasi kalmaz.Ayrıca sosyal medyada evetçilere hain diyenler de
        var.

        Esasen ben siyasetçi olsam meydanlarda şöyle seslenirim:

        “Ey halkım!Biz şöyle şöyle bir değişiklik
        yaptık.Biz bunun memleketimiz için
        hayırlı olacağını düşünerek böyle yaptık.
        Şimdi bunu sizin görüşünüze sunuyoruz.
        Dökün düşünün,memleket için hayırlı
        olacağını düşünüyorsanız evet deyin.
        Zararlı olacağına inanıyorsanız hayır deyin.”

        İstersen meramımı Aşık Veysel’in
        bir dörtlüğü ile anlatayım:

        “Kim okurdu,kim yazardı,
        Bu düğümü kim çözerdi,
        Koyun kurt ile gezerdi,
        Fikir başka başka olmasa.”

  23. Değerli Hocam; sadece şunu merak ediyorum.
    Acaba referandum olumlu sonuçlanırsa Ak Partililer ne yapacaklar. Bütün yetkiler Cumhurbaşkanına geçer. Geriye kalan Milletvekiller ve Bakanlar Birer robottan ibaret olacaktır. Yapacakları tek şey her gün Meclise gidip yoklamada var olduğunu kanıtlayacaklar.
    Her şeyin HAYIRlısını diliyorum
    Saygılar Sevgiler Hocam…

  24. Eyvallah, Kaleminize sağlık Fehmi bey.
    Kalabalık bir aileyiz ve 2002’den beri ak partiyi destekleriz. Ama bu sefer durum değişik, Evet demek için bahane arıyoruz ama bulamıyoruz…
    Adalet, ekonomik durum, liyakat, hoşgörü, fetö mağdurları gibi konulardan dolayı güvenimiz kırıldı malesef. Bizden yana +30 olan ak parti oyu artık +7, -23. Milletimize Hayırlı olsun.

    • Osman bey merhaba. ben de size bir katkı yapayım. Bu zamana kadar sadece 3 kez oy kullandım. bunlardan bir tanesi 12 eylülden sonraki seçimlerden birisiydi. sonra siyasetten uzak durdum. ne zaman ki oy kullanmak, ülkeyi kimin soyacağının tespitinin ötesinde bir anlam kazandı işte o zaman yeniden oy kullanmaya başladım. O da son seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimleri. Tabi ki akp aleyhine oylar kullandım. bir tanesinde ekmeleddin beye oy verdim. diğerinde de chpye. Yani -1 oy da benden.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here