Referandumlar tekin değil.. İngiltere ve İtalya’dan sonra bizde de ‘sistem değişikliği’ referandumu sürpriz getirir mi?

23

 

Neyse Avusturyalılar tuzağa düşmedi; 2. Dünya Savaşı öncesinde yaşadıkları şaşkınlığı 2016’ya taşımaktan başka bir işe yaramayacak yanlış bir tercihte bulunmadı.

Hiç değilse çoğunluk öyle davranmadı.

Cumhurbaşkanı seçiminde sandıktan ‘aşırı sağcı’ –alenen İslâm ve Türkiye karşıtı– aday Norbert Hofer’in sandıktan çıkmasına müsaade etmedi Avusturyalılar…

Yeni cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen seçime ‘bağımsız’ katıldı, ama aslında Yeşiller Partisi’nden…

Hirler'in doğduğu-büyüdüğü ev..
Hirler’in doğduğu-büyüdüğü ev..
Hitler Avusturya’da doğmuştu

Hep unutulan tarihi gerçek şu: Dünyanın başına en büyük belâlardan birini açan Adolf Hitler evet Alman’dı; fakat doğduğu-büyüdüğü ev, bugün Avusturya sınırları içerisinde kalmıştı, Braunau am Inn adlı kasabada…

Yaşlı bir kadının sahibi olduğu ev çoktandır boş…

Tarihi bir anekdot: Savaş bittiği ve Avusturya Naziler’den teslim alındığında, Braunau am Inn halkı o evi yıkmaya kalkışmıştı da, kasabayı teslim alan ittifak güçlerinin başındaki subay, buna izin vermemişti.

Ev Nazizm’e Avusturya’nın katkısının sembolü olarak hâlâ ayakta.

Daha önce ‘2. Dünya Savaşı ve Nazizm Karşıtı Müze’ olması düşünülmüş ev, son yıllarda göçmenlere sığınak yapılması yolundaki tekliflerle de karşılaşmıştı; en sonunda devlet yıkma yönünde karar aldı.

Hâlâ yıkılmış değil.

Belki şimdi.

Hitler’e yakın fikirlere sahip birinin Avusturya halkının neredeyse yarıya yakınının (Hofer seçimde yüzde 46.7 oy aldı) desteğini alabilmiş olmasını.. ortamın ne kadar tehlikeye açık halde bulunduğunun göstergesi sayıp.. tedbir düşünmeli Avusturya…

Ülke büyük bir tehlikenin eşiğinden döndü dün…

Dün aslında iki ülkede halk sandık başına gitti.

Cameron ve Renzi.. Henüz 41 yaşındaydılar..
Cameron ve Renzi.. Henüz 41 yaşındaydılar..
Genç siyasiler iktidardan kaçıyor

İtalya’da da Başbakan Matteo Renzi’nin durup dururken başına açtığı referandum derdi yüzünden insanlar sandık başına gittiler ve Renzi’nin “Halk benim istediğim gibi oy kullanmazsa, istifa edeceğim” restini dinlemeyip oylarını bildikleri gibi kullandılar.

Başbakan Renzi’nin arzusu, referandumla, Senato’nun sistem içerisindeki ağırlığını azaltmak, yerel yönetimlerin elindeki yetkilerden bazılarını tırpanlamak ve bir tür sistem değişikliğiyle bürokrasinin elini kolunu bağlayarak siyasilerin daha etkili olmasını sağlamaktı.

Sistemi değiştirmeyi amaçlıyordu Matteo Renzi.

Ama sandıktan “Hayır” çıktı.

Renzi istifasını sunacak. Başbakanlıkta üç yılını bile doldurmadan… [Şubat 2014’te başbakan olmuştu Renzi].

Dikkatimi çeken bir eğilim yaygınlaşıyor Avrupa’nın genç siyasileri arasında: İktidara gelip başbakanlığı üstlenmek için sarf ettikleri gayretten çok daha fazlasını, işgal ettikleri başbakanlık koltuğundan ayrılmak için harcıyorlar…

İtalya’da olan bu çünkü.

En yakınları bile, Renzi’ye, “Referandum yapman gerekmiyor, aynı sonucu başka yöntemle de alabilirsin; hadi illâ referandum yolunu deneyeceksen, neden ‘Hayır’ çıkarsa ben yokum diyorsun; kal ve yoluna devam et” aklını verdikleri halde..

O sanki referandumu bir kaçış yolu olarak seçmiş gibi davrandı…

Şimdi de istifa ediyor işte..

Tıpkısının aynısı İngiltere’de de yaşanmıştı.

David Cameron da başbakanlığının altıncı yılında, (2010-2016), “Avrupa Birliği içerisinde kalalım mı, yoksa AB’den çıkalım mı?” sorusunu referanduma sunmuş ve sandıktan ‘Hayır’ oyu çıktığı taktirde istifa edeceğini de en baştan açıklamıştı; dostlarının ve yakınlarının “Böyle bir referanduma ihtiyaç yok; madem gidiyorsun, istifana bağlama” tavsiyelerine rağmen…

Partisi (Muhafazakâr Parti) hâlâ iktidarda, ancak Cameron sözünü tuttu ve kaybettiği Brexit referandumu sonrasında başbakanlığı bıraktı.

Referandumlar, bana, genç politikacıların iktidardan kaçmak için sığındıkları yeni bir yöntem gibi geliyorsa, işte bu yüzden…

Cameron ve Renzi 1975 doğumlu… Henüz 41 yaşındalar…

Koltuklarının altında iğne mi vardır, nedir?

Referandum tehlikeli bir yöntem

Yalnızca birine bakarak sonuç çıkarsam yanlış olabilirdi, ama artık elimizde iki farklı ülkede birbirine yakın dönemlerde yapılmış iki örnek olduğuna göre..

Şunu söyleyebilirim: İngiltere’de ve İtalya’daki referandumlar, halkların sandık davranışlarının, seçimler ve referandumlarda farklı olduğuna işaret ediyor.

Genel seçimde Renzi’li ve Cameron’lu partilere oy veren halk, aynı kişiler, belirgin bir konuda görüşünü öğrenmek isteyen bir referandumla önüne geldiklerinde, o konuyla ilgili hisleri neyse ona uygun oy kullanıyorlar.

“AB’den çıkalım mı?” diye sordu Cameron halktan “Çıkalım” cevabını aldı; “Senato ve yerel yönetimlerin yetkilerini kısalım mı?” diye soran Renzi de “Kısmayalım” cevabını…

İstifa restine aldırmadan…

Lâfı nereye getireceğimin herhalde farkındasınız: Sistem değişikliğinin halka sunulacağı bizdeki referanduma…

Halkın önüne, neredeyse 150 yıldır, Osmanlı’dan beri, hükmünü sürdürmüş olan parlamenter sistemin değiştirilmesini öngören bir anayasa değişikliğini oyuyla belirlemesini getirecek iktidar partisi; arkasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğunu özellikle vurgulayarak…

Ve bu değişikliğe halkın ‘Evet’ demesini bekleyecek…

Peki halk hükümetin ve Cumhurbaşkanı’nın beklediği gibi davranacak mı?

İngiltere’de ve İtalya’da, halklar, bizde sorulacak olandan çok daha yumuşak sorulara, soruyu soranların istemediği cevapları verebildiler.

Hükümet açısından dikkate alınması gereken bir durum bu.

Ayrıca bize özel bir durum da söz konusu.

Halk Avrupa’yla aranın açılmasına hoş bakmıyor

Sistem değişikliği ile ilgili referandum, Türkiye’yi, daha çok parlamenter sistemle yönetilen Avrupa’dan biraz daha uzaklaştıracak; başkanlık sistemi ABD ve bazı Latin Amerika ülkelerinde var çünkü…

Muhalefetin, olayı, Avrupa’dan ve Avrupa Birliği’nden uzaklaşma zeminine kaydırması herhalde fazla zor olmaz.

Peki halkımız bu konuda ne düşünüyor acaba?

Bu soruya cevap teşkil edebilecek bir veri MetroPoll’ün taze araştırmasında var.

screen-shot-2016-12-05-at-7-26-17-am“Türkiye’nin Batı’dan uzaklaştığını düşünüyor musunuz?” sorusuna “Evet, düşünüyorum” cevabını verenler yarından fazla (yüzde 53.3). Esas göz açıcı olan “Türkiye’nin Batı’dan uzaklaşması iyi bir şey midir?” sorusuna alınan cevap: “İyi bir şeydir” diyenler yüzde 34.3; “Hayır, iyi bir şey değildir” diyenler ise yüzde 47.8…

[AK Partililerin yüzde 32.5’u da bunun iyi bir şey olmadığı görüşünde.]

screen-shot-2016-12-05-at-7-26-48-am

Referandum öncesinde bayağı yıpratıcı olabilecek başka yan konuların hiç gündeme taşınmadığını ve tartışmanın yalnızca ‘Avrupa’dan uzaklaşmak’ boyutunda kaldığını varsaysak bile.. hükümetin sürprizle karşılaşması hiç de ihtimal dışı değil.

İngiltere’de ve İtalya’da başbakanlar “Geçmezse ayrılırım” restini çekmişti referandumlar öncesinde; bizde de benzer bir restleşme söz konusu olabilir mi; ha ne dersiniz?

ΩΩΩΩ

23 YORUMLAR

  1. Son 15 senedir gazetecilerimizin seçimlerde yanılma oranının yüksek olmasına rağmen, bu referandumda sürpriz sonuç olabileğinin düşünülmesi gerektiği söyleniyor. Acizane benim görüşüm, milli değerlerle iktidar olmayı; demokrasi dışı, tekadamlık ve diktatörlük olarak gören muhalefet olduğu sürece, muhalefetimiz daha uzun yıllar iktidar yüzü göremez. O kadar eleştirilebilecek şey olduğu halde, muhalefet etmek adına teröre sahip çıkılıyorsa, “vatan,millet sakarya ile halkımız kandırılıyor” paranoyasıyla bu durum geçiştirilemez. Terörle, şiddetle, türkiye zararına çalışan suç örgütleri ile arasına net mesafe koyamayanların, iktidarı eleştirirken beyaz güvercin uçurmaları hiçbir şey ifade etmez.
    Gezi, 17-25 aralık ve 15 temmuz gibi, sonuçları; siyaseti, ticareti, türkiyedeki herşeyi ve herkesi etkileyebilecek, hatta başarısız olduğu haliyle bile etki gücü yüksek, çok tehlikeli ve somut bu girişimleri yaşayan iktidarı , yeldeğirmenleri ile savaşan donkişot yerine koymak en basit ifade ile haksızlık. Demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü vs. ile ilgili referans aldığımız batı dünyası, terörle mücadelede ve demokrasiyi yok eden darbelere karşı, türkiyeye verdiği destekte sınıfta kaldığını görmemiz gerekiyor. Batı odaklı eleştirileri yani iki zıt görüşü aynı anda savunabilmesini, anlayabildiğim ölçüde değer veriyorum. Dolayısıyla birşey ifade etmiyor.

  2. Italyan başbakanının yaptığı açıklamayı Almanya’daki ikinci kanalda izledim. Başbakan Renzi konuşmasında bütün sorumluluğu üzerine aldı. Bir çoklarını koltuğundan etmek isterken kendi koltuğumdan oldum derken gülüyordu.

  3. Avusturya ve Italya’daki seçim kampanyalarında şans eşitliği vardı. Televizyon ve gazeteler özgür olarak görevlerini yapıyorlar. Her iki ülkede de hapislerde ne gazeteci ne de politikacı var. Bu iki ülkede de doğruları yazan gazeteciler internet sitelerinde değil önemli gazetelerde yazmaya devam ediyorlar. Böyle bir ortamda yapılan oylamada tabii olarak milli irade ortaya çıkar. Kaybeden kazananı tebrik eder.

    Pazar akşamı Avusturya televizyonlarında, seçim tekrarlandığı için 11 ay süren seçim atmosferinden dert yanıldı. Türkiye AKP iktidara geldiği günden beri seçim atmosferinde.

    • Şimdiden sonuç konusunda emin olmamak lazım, zira önümüzdeki 5-6 aylık sürenin ne getirip ne götüreceğini öngörülebilmek mümkün değil, Türkiye büyük bir sürpriz yaşayabilir

  4. Çıkış noktası katılmadığım için, bu kulvarda koşmayacak, yani birşey yazmayacaktım. Dini ve sosyo kültürel açıdan haksızlık karşısında sessiz kalmanın, “dilsiz şeytan” ve Cemil Meriç”in ifadesiyle, “namussuzluk” olabileceğini hatırlayınca sesimi çıkarmağı yeğledim.

    İlk söz: Misal, emsalden verilir. Referandum konusunda batı ülkelerine atıf yapılamaz. Sadece o konuda mı? hayır,demokratik hukuk kapsamındaki her konuda..
    Söylenenve yapılanları, ileri ülkeler mihengine vurunca, böyle bir karşılaştırmanın sağlıklı olamayacağı kabul edilir.

    Oran, enaz %80 dir, Dört işimizden sadece biri, o standardı tutturabilir.
    Genel ifadeleri açıp, al gözüm seyreyle diyerek, hepimizin belleğinde olansöz ve eylemleri sıralamak çok kolay.
    Fakat lüzumsuzdur. Devenin, “nerem doğru ki” gerçekçiliğini hatırlatmakla yetiniyorum.
    Kuralsız oyunda sonuç tahmini sağlıklı olmaz.

    Bu gece görümce-gelin iki genç hanım gece saat 12.00″de Istanbuldan, kısmetse otobüsle Ankaraya gidecekler.
    Horoz kesemeyen, sanal “darbeci” mahkumu görebilmek için..
    Birisinin eşi, ötekinin kardeşi Sincan mapusunu..
    Saat beş sularında inecekleri Ankara terminalinde 3-4 saat bekledikten sonra, Cezaevine dolmuşla gidip, kapalı görüşme saatini bekleyecekler.
    Ve, üzgün yorgun, belki de hasta olarak aynigün Istanbul”a dönecekler..
    Vicdan sahipleri, söyler misiniz, en basit örneği bu olan na-hak yere çekilenler “mağduriyet” değil midir?

  5. referandumların kendi mizacı olduğu fikrine katılıyorum. şimdilik çeşitli anketler evet ve hayır yönünde karar verenlerin birbirine çok yakın olduğunu söylüyor. sonucu kararsızlar belirleyeceğe benziyor. kim derdini daha iyi anlatırsa. bence MHP nin ne söyleyeceği çok önemli. zira chp + hdp bir taraf gözüküyor. türk halkı buna sıcak bakmayacaktır. özerklik meraklısı ne bir akpli ne bir mhpli görebilirsiniz. ancak bölünmeye karşı olduğunu iddia eden chp de chp li bir vekil izmir özerk olsun ab ye girsin diyor. kaç tane var acaba bunlardan chp de. hdplilerin ne dediğini zaten malum. birlikte miting yapıyorlar. benzer söylemleri paylaşıyorlar…başkanlık görüntüleri bu minvalde devam edecek olursa erdoğanın meydanlara inmesine bile gerek olmaz.

  6. Bence tam da Fehmi Beyin dediği gibi olacak… İktidar sahiplerinin gözlerini öylesine ‘Başkanlık’ bürümüş durumda ki bu hedefe ulaşmak için seçmeni Erdoğan’ın, Ak Partinin istifası ile korkutacaklar… Zira bir kısım seçmene göre Erdoğan bu ülkeyi yönetmezse ülkenin batacağı, düşmanlar tarafından işgal edileceği düşünülüyor… Nasıl 7 Haziranda AKP’ye %40 oy veren halk 1 Kasım’da terör ve ekonomik kriz ile korkutularak çaresizlikten %50 oy verdi, şimdi de aynı taktik uygulanacak… Başkanlığa EVET demezseniz Cumhurbaşkanı olarak ben istifa ederim diyecek ERDOĞAN, Başbakan olarak da BEN istifa ederim diyecek Binali YILDIRIM… Ve bu şekilde halk KRİZ ile korkutulacak… Ama bu sefer SARAYDAKİ HESAP HALKA UYMAYACAK gibi görünüyor… Zira giderek derinleşen bir Ekonomik Kriz yaşayan halk cebindeki paranın erimesine daha fazla tahammül etmeyebilir. Ki bunun müsebbibi olarak AKP görülüyor zaten… Tek konu liderlik vasfına haiz ALTERNATİF bir yönetici

  7. 1-Avrupaya türk siyasetçilerin koltugundan götür .BİZDEKİ KOLTUKLARIN OTURDUNMU BIRAKMAZ
    2- Bizdeki siyasiler hata yapmaz mesela soma ankara patlaması 15 temmuz vs vs hiç istifa varmı.

  8. AKP li olup da başkanlık sitemine hayır oyu verecek arkadaşlarımla konuşmalarda aldığım “neden?” notlarını paylaşıyorum:
    1- Siyasette tek adam görünümü, öncesinde AKP geleceğe dair liderleri yetiştirebilecek bir ocak olarak görülürken şimdi tek adama indirgenmesi. Diğer potansiyel liderlerin teker teker bir gerekçe ile tasfiye edilmesi.
    2- Sorunların esasına eğilen ve doğru tepkileri veren bir partiden, sorunlarda “halkın nasıl düşünmesi gerektiğine medya aracılığıyla şekil veren” bir partiye dönüşmesi.
    3- Kutuplaştıma siyasetinde sona gelinmesi, artık “faiz, üst akıl gibi” yeni belirsiz düşmanlar yaratılarak “icraat” yerine “propagandaya” odaklanması.
    4- Ahmet Davutoğlu’dan sonra düşük profilli başbakan seçilmesi. Ve en önemlisi Ahmet Davutoğlu’nun gönderilme yöntemi.
    5- Berat Albayrak’ın siyasete giriş şekli ve siyaset basamaklarından zıplayarak bakan olması.
    6- Adalet ve Kalkınma konusuna AKP’den beklenmeyenlerin yapılması, adil olması gereken bir partinin “ Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun.” kuralından destekleyenlerini üzecek şekilde uzaklaşması. Bu adaletsizliği desteklemek istememesi.
    7- Parlamenter sistemdeki farklı görüşlerin doğruyu bulmak için şart olduğu. Emekli maaşlarındaki iyileştirmenin ve asgari ücretin artmasında muhalefet partilerinin seçim vaatlerinde yer alması ile hayata geçirildiğini unutmamaları.
    8- Son kur artışında hükümetin çaresiz görüntü vermesi, insanları kur artışı ile başbaşa bırakması ve konuyu propaganda ile saptırması. Öncesinde AKP konuların üzerine gider ve çözerdi düşüncesi.
    9- Başkanlık sisteminin OHAL’in devamı olarak görülmesi.
    10- Yargı bağımsızlığı konusuna 15 Temmuz sonrası çizilen görüntü ve başkanlık sisteminin bu bağımsızlık durumu ile dengesizlik oluşturacağı.
    11- AKP’nin bazı konularda samimi olmadığı ve halka doğruları anlatmadığı
    12- Eğitim konunda 14 yıldır “içeriğe, niteliğe” odaklanılmaması. Eğitim konusunda dönüşüm yapamaması ve bu konuda karşısında hiçbir engel yokken atılım sağlayamaması.
    13- “Belediyecilik temelli icraat” yerine “üretim ve sanayi temelli icraatlara” sıçrama yapılamaması.
    14- Ülkedeki sorunlara eğilmek dururken başkanlık sisteminin konuşulması, yani zamanlama sorunu.
    İnananların, masum ve mazlumların umudu olan “siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz” düşüncesi ile desteklenen, umut olan AKP’nin yanlışa düşmemesi temennisi ile yazılan bu notları paylaşmak istedim.

    • Gerçekten güzel tespitler daha da neler eklenebilir kimbilir düşününce ne çok varmış denecek türden.
      özet te şumu olmalı şu anki hükümet ve reisi cumhur neyi yapmaya çalıştıda bu sistem ellerini bağladı

    • sayın cem,tesbitlerinize canıgönülden katılıyorum. akp keşke fabrika ayarlarına dönebilsede hem kendisi, hem de coğrafyamızdaki mazlum milletlerin umutları yeşermeye devam etseydi. ateş çemberi içindeyken bu hırs neyin nesi bilen varmı .NEYMİŞ. iki dönem ikdidardan fazlası acep dişlileri aşındırıp makinaları dağıtıyormu. saygılarımla.

  9. Kalplere hükmeden Allah . Onun dediği olur. Kafamdaki soru şu : Akparti ve Sn. Erdogan halk desteği ile çok güzel işler yaptılar. Hatta 367 garabetinin bile üsresinden gelebildiler . O zaman bu mevcut sistemde neyi yapamadılar ki sistem degişikliği talep ediliyor ? ya da neyi yapmak istediler de mevcut sistem buna mani oldu ?

  10. Fehmi bey selamlar.
    Iyi bir analiz yapmissiniz
    Ama sanirim akp bu olayi daha farkli sekillerde lanse ederek halka gidecek
    En tehlikeli soylem de ” aman ha ulke bolunur”

    Herneyse asil sorum size papa feto ziyaretindeki el opme konusunda ne dusunuyorsunuz.
    Asil belki uzerinde durilmasi gereken bu.
    Tesekkurler

  11. mevcut düzen korkut kazanla idare ediliyor , (terör-güçlü iktidar, yabancı güçler – milli irade vs..saçmalıkları), halkın bunca olan haksız uygulamaya, alınan vergilerin yandaş paylaşımına ses çıkarmamasına , kendine dokunmadıkça hiçbir hesabı sormamasına bakınca ,
    hakkını aramayan, konu din bile olsa okumak yerine dinlemeye odaklı olan bir toplum genel yapısı görünüyor.
    günü kurtamaktan başka derdi olmayan bir halk tabanı olduğunu ve sistemin oraya oynadığınıda düşünmeliyiz.
    italya-avusturaya ya nekadar benzeşir durum bilemedim !

    bence kararlar ayrı bir mesele, asıl eğitimli, kafası özgür, korkak olmayan insan yetiştirebiliyor muyuz ! böyle bir toplum ortamı varmı bu en büyük kriter bu.

    parlak osmanlının çökmesindeki nedende eğitim sistemidir, alt bozulunca yukarısıda dağılıyor bir süre sonra
    nasılsanız öyle yönetilirsiniz!….

    batı neden teknik fen de ileri düşünmek lazım, eğitim!!!, evet manevi anlamanda çökmüş durumdalar, ama onlarin fendeki sistematiğini almalıyız, ahlakı ise kendi değerlerimizle yorumlayarak eğitim yapısı oluşturmalıyız.

    doğru düşünme / mantıklı değerlendirme ve sorgulama biçimini birey olarak en azından kendi çocuklarımıza verebilirsek belki önümüzdeki nesili bir nebze kurtarırız.

    onlar ozaman herkonuda zaten gerek doğru tercihleri mümkün mertebe yapar.

  12. Fehmi Bey’in 1 Kasım öngörüsü tutmamıştı. 7 Haziran’dan daha kötü bir sonuç alınabileceği mealinde şeyler yazmıştı.
    Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olunabileciğine işaret etmiş, koalisyon tavsiyesinde bulunmuştu.

    Siyaset bazan riski göze almayı da gerektiriyor.Hiç bir seçimin sonucuna garanti gözüyle bakılamaz. Seçime giden halkın kararına saygı göstermek durumundadır. Sonuç şöyle veya böyle çıksa da.

    • Nurdan hanim Hello!
      Ilk baskarda bende yanan saf feto cu kardeslerimiz var diye sessiz sessiz dusundum ama ? Iste isin asli oyle degil malesef
      Fehmi bey Allahtan bu papa konusunu tasidi buraya
      Halbuki Ugur dundar onu daha farkli anlatmisti you tube videosunu izleyin konuuya nasil girildigini
      2 NUMARALI ADAM PAPANIN ELINI OPTU
      bu soruya cevap verebilen oldumu.
      El opme ne demek
      Ozelliklede islami temsilen gittiysen oraya?
      Emrinize amadeyiz demek bizim geleneklerimizde
      Buyuklerin elleri opulur ?

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here