Rusya ile arayı bulmada kim/ler rol oynadı?

8

Benim merakım meşhurdur. Son merakım bu yazının başlığında: ‘Rusya’da anlaşmaya giden yolu açmada kim/ler rol oynadı acaba?’

Sorumun sebebi belli: Ülkeler arasında çıkan sorunların ortadan kaldırılmasında mutlaka ‘farklı’ birileri araya giriyor, barıştırmak için görev üstleniyor.

İsrail ile altı yılı bulan soğukluğun giderilmesinde kimin rol oynadığını biliyoruz: Barack Obama… ABD Başkanı Obama Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri bozulduğundan beri arayı düzeltmeye çalıştı. Önceki günkü yazımda arayı bulma sürecinin merhalelerini yazmıştım; ama bu gerçeğe ulaşmak için illâ beni okumanız gerekmiyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, anlaşmaya varıldığını dünyaya ilân ettiği konuşmasında, aynen şunu demedi mi? “İsrail ile anlaşmaya katkısı olan ABD Başkanı Obama başta olmak üzere herkese teşekkür ediyorum.” Bu cümleden “Başkalarının da katkıları oldu, ama en fazla işe yarayanı Obama’nın katkısı” sonucunu çıkarıyorum.

Milli günleri vesilesiyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım’ın Rusya’daki mukabillerine birer tebrik telgrafı çektiklerini, ancak arayı ısıtma amaçlı bu dostane girişime muhataplarının fazlaca önem vermediğini yaşayarak öğrenmiştik.

Şimdi ne oldu da, bir hafta önce buruk bir edayla savuşturulan iyi niyet girişimi Moskova tarafından kabul gördü?

En baştaki “Araya kim girdi?” sorumun sebebini herhalde anladınız.

Ruslar biliyordu

Yeni mektubun samimi satırları ve o satırların Moskova tarafından ‘özür’ olarak kabul edilmesi elbette önemli bir unsur… Başbakan Yıldırım’ın “Gerekirse Rusya’ya tazminat ödeyebiliriz” dediğinin gazetelere yansıması ise –sonradan geri alsa bile– karşı tarafın dikkatini iyice çekmiştir.

Ancak unutmayalım: ‘Tazminat’ ile ilgili açıklama, Moskova’nın ikinci mektuba verdiği olumlu cevaptan hayli sonra, bu sabah, Başbakan Yıldırım tarafından TRT-Haber programında yapıldı ve BBC tarafından dünyaya duyuruldu.

Belli ki, Ruslar, Türkiye’nin ‘tazminat konusu dahil’ bir sempati taarruzunda bulunacağını önceden biliyorlardı. Biliyorlardı ki, bu defa girişimi olumlu karşıladılar…

 

Kimler arabulucu olabilir?

Arası açık iki ülkeyi birbirine yakınlaştırmak, ülkeler eskiden dost olsalar bile, sanıldığından daha zor bir iştir. İki tarafın diplomatlarının girişimleriyle çözüme ulaştırılamayacak kadar zor bir iş… Bunun için, genellikle, arayı düzeltmesi beklenen ülke nezdinde itibarlı birilerinin –işadamları, yazarlar, gazeteciler, üçüncü ülkelerden hatırlı isimler– araya girmesi beklenir…

İsrail konusunda araya giren Obama’yı Netanyahu’nun sevdiğini sanmam. ABD’ye ne için giderse gitsin her gidişinde Beyaz Saray’a da çat kapı uğramayı âdet edinmiş biriydi Netanyahu; Obama’yla birlikte o kapı ‘ancak Obama isterse’ açılır hale geldi.

Cannes kentinde yapılan G-20 Zirvesi’nde (2011) açık olduğunu unuttukları bir mikrofon yüzünden dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin ve hemen yanında oturan Obama’nın Netanyahu ile ilgili düşüncelerini gazeteciler de duymuştu.

Sarkozy, “Netanyahu’yu midem kaldırmıyor; o bir yalancı” demiş, Obama da, “Sen ondan bıktın, ama ya ben? Benim onunla senden fazla biraraya gelmem gerekiyor” diye aşağılamayı devam ettirmişti.

Obama’nın Netanyahu’ya karşı hislerini açık ettiği tek olay o değil; kamuya açık pek çok başka azarlamasını da dinlemek zorunda kalmıştır Netanyahu.

Muhtemelen, 2013’te Obama’nın bilek bükmesiyle Türkiye’den ‘özür’ dilediği halde anlaşmayı sonuna getirme iradesini şimdiye kadar göstermemesi, işi yokuşa sürmesi de bu yüzdendir Netanyahu’nun…

Ancak yine de Obama ABD Başkanı. Sonunda işi kotardı.

Rusya için de arada birilerinin olması gerekiyor.

Geçmişte, Turgut Özal ve Süleyman Demirel’in politikaları belirlediği dönemlerde, Rusya konusunda aracılığına başvurulan ismin işadamı Şarık Tara olduğunu biliyoruz. Biliyoruz, çünkü Tara’nın anılarında tanık göstererek anlattığı bu tür olaylar var.

Ancak, Şarık Tara’nın, kendisiyle yapılmış bir röportajda, yurtdışındaki işleri her zamankinden daha büyük boyutlara ulaşmışken, AK Parti iktidara geldikten sonra Türkiye’de hiç ihale alamadığıyla ilgili şikâyeti kayıtlara geçmişti.

Bunları ‘Dış politika mektupla düzelmez; başka unsurlar da devreye girmeli’ yazımda (15 Haziran) anlatmıştım.

İpucunu, Başbakan Binali Yıldırım, Kazakistan ve Azerbaycan ile diğer bölge ülkelerine ‘yoğun çabaları’ sebebiyle teşekkür ederken vermiş oldu; ama yine de bu iş bu kadar kalabalıkla kotarılmaz gibime geliyor.

Kimdir esas arabulucu, yakında öğreniriz.

ΩΩΩΩ

8 YORUMLAR

  1. Putin bu antlaşmaya mecbur olduğunun farkında olduğundan hiçbir şey elde etmeden daha ilk günden zaten söylenmiş yeni bir özür ifadesi dahi içermeyen bir mektupla kolayca çark ediverdi.Mektupta yeni ne var ailesinin acısı ilk kez mi paylaşıldı. Petrol fiyatları düştüğünden rus ekonomisi zaten krizde, ruble tarihinin en düşük seviyelerinde, uçak krizi yaşanmasaydı da zaten ülkemize gelen rus turist sayısında ciddi bir düşüş kaçınılmaz idi. Putin Türkiyeye mecbur olduğu için çarketti. Avrupa doğal gaz piyasasını İsrail’e kaptırmamanın yolu ülkemizle işbirliğinden geçtiği için çarketti. Kendi diktatörlüğünün sonunun Çavuşesku diktatörlüğünün sonu gibi olmak üzere olduğunu gördüğü için çarketti. Ben aracı falan olmadığına inanıyorum putin yukarıdaki nedenlerle mal bulmuş mağribi gibi mektuba atladı.

  2. Turkiye gorev yenilemsine yoneldi.
    2. Yonelis acil sureli.
    3.”dostları çogaltmak “hedefi onceki pozisyona pasif donuş nicelikli,
    4.yeni mevzilesme ,uluslararası plandan kaynaklanyor.
    5. Ingiltere referandumuAB karsiti bati kanadı eylem planidir.
    6.Almanya ermeni karari, AB.”karşıtı”doğu eylem planidır.
    7.AB cevap verecektir.
    8.Eylem planı yeni enerjiyi ve yeni altın parayı tasarlayanların dolaylı , araçsal kumandayla yapılmaktadır.
    9.Tc icin gorevden dusurme etkileri artma olsiği, barışçıl arayışlara koşut gelecektir.

  3. Yorumlardan ak parti üst bürokrasinin konuyu yakın takibe aldığı ve kıymetli yorumları ile aydınlanmamıza vesile olacakları anlaşılıyor!

  4. Kuşkusuz ülkeler arası ilişkilerin barışçıl temelde yürümesi olumludur.
    Yalnız dün Rusya’nın üst düzey bir yetkilisinin Türkiye ile ilişkiler konusunda basına yansıyan bir açıklaması oldu. Yetkili ” Rus Türk ilişkilerinin bozulmasında nedenin uçağın düşürülmesi ile sınırlı olmadınığını, Türkiye’nin Suriye’de izlediği politikanın ve desteklediği grupların da nedenler arasında olduğunu” söyledi.
    Bu konuda eğer Türkiye bir değişiklik taahhüdünde bulundu ise bunu yakında anlarız.
    Ancak Türkiye’nin bu konuda bir taahhüdü olsa bile bunu USA’yı hesaba katan bir taahhüt olması gerektiği açık.
    Aklıma ilk gelen Erdoğan’ın alışılmış pragmatik tutumu ile orta bir yerde konumlanma ve istemediği gelişmelere engel olma biçiminde bir yaklaşım görebiliriz.
    Ancak bu bile Erdoğan iktidarın iddia ettiği oyun kurucu olma konumundan uzak düştüğü gerçeğini değiştirmiyor.

YORUM YAP