Bugün bayramın son günü… Aklıma Şair Eşref geldi…

12

Vali teftiş için habersiz geldiği kazada kaymakamı bulamayınca hükümet konağının kapısına bir koltuk koydurmuş ve orada oturup geleni geçeni seyrediyormuş… Bir bakmış, yaşlıca kaymakam -makam arabası gibi- küçükçe bir merkebin üzerinde geliyor. Yaklaşınca, vali, “Aman kaymakam bey, merkep sizi düşürmesin” diye takılacak olmuş… Kaymakam hiç duraklamaksızın “Merkebim pek ‘kâmil’dir paşam” cevabını vermiş…

Edebiyat tarihleri bu mükalemeyi kayda geçiriyorlar; çünkü valinin adı Kâmil Paşa, ona cevabı patlatan da hicivleriyle meşhur Şair Eşref

Düşünün, valiyi ‘merkep’ yapan bir kaymakam… Hem de yüzüne karşı…

Nereden aklıma geldiyse, bayram günlerini Eşref‘in hayatını ve şiirlerini okuyarak değerlendirmek istedim.

Bir kere ömrünün büyük bölümü devlet hizmetinde geçmiş biri o: 1879’da Fatsa’da başladığı kaymakamlık görevini, Çapakçur, Hezan, Ünye, Tirebolu, Garbi Karaağaç (Acıpayam), Buldan, Kula, Kırkağaç ve Gördes’te de sürdürmüş…

Devleti tanıyor. Devletin kaymakamı. Ama şu mısra da ona ait: “Asiyab-ı devleti bir hâr da olsa döndürür.” Mısrada geçen ‘asiyâb’ çark, ‘hâr’ da merkep demek.

Vali ve edip Ahmet Vefik Paşa‘ya bu mısra okununca, o şu tepkiyi vermiş: “Döndürür döndürmesine amma, eşekçesine döndürür…”  

Sultan Abdülhamid karşıtı Şair Eşref

Dili zehirli bir hiciv şairi Eşref. En keskin mısralarını dönemin padişahı 2. Abdülhamid için söylemiş…

Mısır Osmanlı’dan kopunca şu dörtlüğü yayınlamış:

“Vakt-i fırsat gözetir sahib-ı cihan / Tutar elbette elinden kaçanı / Gene sahip olur inşallah / Mısır’ın kaldı elinde koçanı” 

Ülkede kalamaz hale gelince önce Mısır’a (1904), oradan da Fransa, İsviçre, Kıbrıs’a yolunu düşürmüş Şair Eşref ve yeniden Mısır’a dönmüş. Bu zoraki seferleri sırasında şu dörtlüğü yazmış:

“Nefret ettim badema Osmanlı namı istemem / Yok mu istikraha hakkım söyle Allah aşkına? / Padişahım başka bir lutuf istemem senden, fakat / Tâbiiyetden beni affeyle Allah aşkına.”

Meşrutiyet yeniden ilan edildiğinde ülkeye dönmüş ve yeniden kaymakam atanmış Eşref; Turgutlu’ya… İttihatçılar kendisini oradan biraz uzağa, Adana’ya, vali muavini olarak göndermiş, ancak görevde daha dördüncü ayını doldurmadan vali muavinliği makamını ilga edip Eşref‘i açıkta bırakmışlar.

Sivri dili İttihatçılara da batmış çünkü.

Curcuna… Zuhuri… Hacıyatmaz… Kalender… Edep Yahu… Bunlar Şair Eşref‘in şahsen çıkardığı içinde siyasi mesajlar bulunan şiirlerinin yayınlandığı gazeteler… Bir de onun adına ‘Eşref’ diye bir gazete çıkmış, Şair Eşref ona da katkıda bulunmuş…

Yazdığı taşlamalar, hiciv şiirleri de 12 ayrı kitapta toplanmış…

Vefat tarihi 1914. Kırkağaç’ta ölmüş. Vefat etmeden önce yazdığı şu dörtlük mezar taşı üzerinde hala duruyor:

“Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için / Gelmesin reddeylerim billahi öz kardaşımı / Gözlerim ebna-yı âdemden o rütbe yıldı kim / İstemem ben Fatiha, tek çalmasınlar taşımı”

Acımasız değil mi?

Dönemin önemli devlet adamlarından Bahriye nazırı Hasan Paşa için şu dokundurmasına ne demeli:

“Şu bizim nazır-ı Bahriye Hasan Paşa’yı / Böyle tarif ediyor vak’anüvisan-ı ümem / Gelecek olduğunu bilse idi neslinden / Almadan Hazret-i Havva’yı boşardı Âdem.”

Kahvehane köşesinde yatıp kalkan Şair Eşref

Emeklilik döneminde bir ara İstanbulu mekan tuttuğunu da öğreniyoruz Eşref‘in. Zekasına ve şiirlerine hayranlardan biri Süleyman Nazif. Bir diğeri de Mithat Cemal Kuntay. Genç Mithat Cemal hayranı olduğu Eşref‘le ilgili kaleme aldığı bir manzumeyi Süleyman Nazif‘e verir, o da Eşref‘e ulaştırır.

Bundan sonrasını Mithat Cemal‘in anlatımıyla aktarayım:

“-Seni görmek istiyor. Şimdi bekliyor, gideceğiz.

– Evi nerede efendim? dedim.

– Ne evi, dedi. Sirkeci’de kahvede yatıp kalkıyor!

Şaştım. Abdülhamid’i devirecek kudretteki bombaları bizim hafızalarımıza dağıtan şair Sirkeci’deki bir kahvehanede nasıl yatıp kalkardı? Süleyman Nazif izah etti:

– Kahvehanenin camlarına bezler örtülmüş. Hususi bir oda haline konulmuş. Orda yatıp kalkıyor.

Bu izahta bir şakanın edası yoktu. İnanmak lazımgeldi, ve Süleyman Nazif’le beraber kalkıp gittik. Sirkeci’deki bu camları örtülü ve küçük köşe kahvehanesine girdiğimiz zaman (..)

Süleyman Nazif beni takdim etti. Eşref, bana:

-Lâyık olmadığım iltifatta bulunmuşsunuz.

Dedikten sonra manzumenin bulunduğu dergiyi yanındaki yastığın altından çekti, oğluna uzatarak:

– Bunu sen al, babandan sana miras bu kalacak!

Dedi. Süleyman Nazif’le bu ziyaretten dönerken bir şeye şaşıyordum: Bir ihtilal fırtınasının Sirkeci’deki bir köşe kahvehanesine sığdığına. (Son Posta, 21. 10. 1945).

İttihatçılar gelince Şair Eşref

Sultan Abdülhamid karşıtlığında zirve yapan Şair Eşref ülkeye İttihatçılar eliyle Meşrutiyet geldiğinde önce müthiş heyecana kapılmış, ardından meydana gelen siyasi gelişmelerle pek çokları gibi hayal kırıklığına uğramış. Özellikle de gazeteciler Hasan Fehmi, Ahmet Samim ve Zeki Bey gün ortasında İttihatçı sergerdeler tarafından öldürüldüğünde…

Geçmişe dönük pişmanlığını farklı bir üslupla şöyle dile getiriyor Eşref:

 

Musibetten, beladan ibret aldık, ya Resulallah!

Uyandık şimdi, evvel haba daldık, ya Resulallah!

Aceb dergah-ı Haktan biz ne çaldık, ya Resulallah!

Meded kıl, biz nasıl bu ellerde kaldık, ya Resulallah!

Bugünlerde bunaldıkça bunaldık ya Resulallah!

Hasan, Ahmet, Zeki Bey hangi derde mübtela oldu? 

Sokaklarda müretteb hangi katiller bela buldu?

Nasıl ellerde istanbul muhit-i Kerbela oldu?

Meded kıl, biz nasıl bu ellerde kaldık, ya Resulallah!

Bugünlerde bunaldıkça bunaldık, ya Resulallah!

Şair Eşref gazeteleri ve gazetecileri de ihmal etmemiş. Şu dörtlükte, “Bir şeyin doğrusunu öğrenmek istiyorsan, gazetelerin yazdığının tam tersini düşün” tavsiyesinde bulunuyor:

“Şifre bizde gazete, tecrübedir miftahı, / Dikkat et sözlerime, cümle mebahiste oku: / Bilmek istersen eğer sıhhatini bir şeyin, / Vak’anın aksini evrak-ı havadiste oku!”

NOT: Bu yazıdaki pek çok bilgi ile Eşref‘in bütün şiirlerini Hilmi Yücebaş‘ın ‘Şair Eşref’ adlı kitabında bulabilirsiniz. Tabii kitabı kitapçılarda bulabilirseniz.

ΩΩΩΩ

12 YORUMLAR

  1. ÜSTADIM ; YENİŞAFAK GAZETESİNDEN SONRA İZİNİ KAYBETMİŞTİM. ŞİMDİ ÇOK ŞÜKÜR HEMGÜNLÜĞÜNÜ VE HEMDE OCAK MEDYADAKİ YAZILARINI ZEVKLE OKUYORUM. MEMLEKETTE OLUP BİTENE FARKLI BİRYERDEN BAKIŞINIZ VE BUNUNLA İLGİLİ BİLGİLENDİRMENİZ BENİ ÇOK MEMNUNEDİYOR. BUGÜN SİZE SAYGI VE SEVGİLERİMİ GÖNDERİYORUM.
    REFİK KIRCI (1.01.1948 TRABZON DOĞUMLU)
    ELK.MÜH
    SAMSUN

  2. *******
    …….
    O onu demişse, bu da şunu demiş,
    Günlerimiz demekle geçiyor boşa…
    O kafayı çekmiş, bu da rüşvet yemiş,
    Günler yeyip içmekle geçiyor boşa…

    Ortada pek iş de yok, varsa arayan!
    Dokuz günlük bir paydos, Bayram vesile,
    Bol bol tatil yapsın bari deniyor insan,
    Sevk-i ilahisi epey bir mesele…..
    ……

    Gayet “aksi” adammış şair Eşref bey,
    Devlete değil, yönetenlere karşı…
    Doğruluktan saparsan ters gider her şey!
    Rezilliğini gözetenlere karşı….

    Dosdoğru ol, doğruların en doğrusu,
    Ne şeytanı gör, ne de salavat getir!
    «Allah rızası» dosdoğruluk tapusu!
    O’nu zikreyle, ve de salavat getir…

    Gerisi hep iş, üretmektir hayatın,
    İbadet şevkiyse bu, işler yolunda..
    Varsa bunda ufak tefek kabahatın,
    Büyük tatil var gönül, işin sonunda!….
    ……
    ******

  3. Çokça eleştirdiğimiz istibdad döneminde bile muhalifler hapse atılmak yerine sürgüne gönderilmiş.
    Bu gün ise en küçük bir eleştiri bile hakaret olarak değerlendirlip insanlar hapse atılıyor.

  4. Fehmi bey yılın 365 günün 24 saat açık olan misafirhanesinde ağırladığı misafirlerini hiçbir şeyden mahrum bırakmıyor.
    Meslek icabi bazen güldürrken bazende ağlatiyor,
    Bu bayramdada bizleri tarihe yolculuk yaptırarak anlatim üslübü ile yazisını okurken adate kendimi geçen olayların okuyucusu değilde seyircisiimişim gibi hissettim.
    Okurken gülmek, gülerken, oğrenmekde insana bab başka bir duygu ve zevk veriyor.
    Yazarımiza hizmetlerinden ve bizlerin kaprislerine karşı sabrindan dolayi kendisine teşekür ederek her gününün ailesi ile birlikte mutlu ve huzurlu geşirmesi dileklerimle.
    Huzurlu ve mutlu nice bayramr.
    Esenlikle kalın.

  5. YÖNETİMİN İSMİNİN NE OLDUĞU ÖNEMLİ DEĞİLMİŞ.
    Padişah rejiminde eleştirinin dozajı yetersiz görülüp engellenmesi, istidbad deyip daha özgür bir ülke vaadiyle gelenlerın ,hertürlü eleştiri serbest ama başınıza gelecek kazalar da vatan içindir yaklaşımı.
    Halkın temel yaklaşımı ne ise yönetimide öyle şekillenir.
    Sadece hasan kel,kel hasan olur.
    Toplumun nitelikli çoğunluğunun yansımasıdır; yönetim şekli.
    Aradan uzun yıllar geçse de (milletler için uzun sayılmaz) genlere işleyen davranış ve alışkanlıklar çok yavaş değişiyor.
    Çok uzun yıllarda oluşan değerler yanlış veya doğru yine çok uzun zamanda değişebiliyor.
    HEMEN HER ŞEY AKŞAMDAN SABAHA DÜZELMEZ.
    BÜTÜN DÜNYA DA ŞUANDA BEĞENDİĞİMİZ ÜLKELER TARİHLERİNDE NE ACILAR YAŞAMIŞTIR.
    AVRUPA ORTA CAĞ KARANLIĞINDAN NASIL KURTULDU.
    BÜYÜK BEDEL ÖDENMEDEN KAZANILAN KAZANIMLAR ÇABUK KAYBEDİLİR.
    KOLAY İŞİN MEYVESİ ACI OLUR.
    ZOR İŞLERİN MEYVESİ GÜZEL OLUR.
    ZOR OLANA TALİP OLURSAK,
    ÇOK ÇALIŞIP AZ TÜKETİRSEK,
    Dünyaya; bizde bazı değerler üretip kazandırırsak o zaman halkımızda yönetimlerimizde,hukuk ve adalet sistemimizde en üst sıralara çıkmış olur.
    HALKIMIZDA İDARECİLERİMİZ DE DAHA MUTLU OLURLAR.
    HERKESE HAYIRLI BAYRAMLAR.

  6. Vali Kamil Paşa,Kaymakam olan Şair Eşref’e “Kazanıza uğrayacağım” diye telgraf çekmiş.

    Şair Eşref’in cevabî telgrafı şöyle:
    “İnşallah kazaya uğrarsınız!”

    Kamil Paşa Kıbrıs’a gidecekmiş.Eşref’e
    “Kıbrıs’tan bir istediğin var mı?” diye
    sormuş.Eşref de “Bir Kıbrıs eşeği getirseniz de ahir ömrümüzde binsek olur”
    demiş.Dönüşte Eşref,Paşayı karşılamaya gitmiş.Limanda Paşa Eşref’e “Seni görünce eşeği hatırladım”diyor.Yani
    eşeği unutmuş,getirmemiş.

    Eşref şöyle cevap veriyor:”Siz geldiniz ya
    o eşek gelmese de olur.”

  7. Peygamberler iktidarları hiç veto emediler. İktidarları hakka davet ettiler. Abdülhamid’i devirenler sonra devleti ve kendilerini devirdiler.
    Hak gelince batıl gider. Batıl gidince başka batıl gelir.

  8. Gunumuzdede var boyle sairler
    “Insan gerçekten hayret ediyor” deyip bir cumleyle bile zulum, yalan, hukuksuzluk ve hirsizlik karsinda tek sozu olmayan Gul gibi gecinip giden.
    “Bir karede bile yer almadim” diye kendi egosuna takilip kalmis gercek yuzunu gordugumuz, gozyasi dokerek anlattiklarinpa sirtini donup zamanin kaymakamlari da var oglunu vekil yapinca vali ye “Hasa onun sucu degil ajansin sucu ” diyen …

    Neyse gazetelerin tersini okumaya devam edin Fehmi bey.
    Korler sagirllar biribirini agirlar …
    Iyi bayramlar

  9. Her zamanki gibi nefis bir yazı olmuş. Edebiyatın güzelliği, yöneticinin vizyonu ve de insan denen varlığın problemleri konusunda bir seyri sefer yaptık. Bu bayram sabahında mutlu olduk. Allah sizi de mutlu etsin efendim.

  10. Üstat,
    Keyifli bayram yazıları için teşekkür ederim.
    Bugünkü yazınız sayesinde Şair Eşref’ten de haberdar olduk.
    Nice daha güzel bayramlara inşallah.
    Çok selamlar
    Cafer Demir

  11. Keyifli bir bayram yazısı okumuş oldum.

    “Merkebim pek ‘kâmil’dir paşam” cevabına vali, müsamaha gösterdi mi bilmem;

    “Bilmek istersen eğer sıhhatini bir şeyin, / Vak’anın aksini evrak-ı havadiste oku!”

    Ve: “Asiyab-ı devleti bir hâr da olsa döndürür.” mısraına:

    “Döndürür döndürmesine amma, eşekçesine döndürür…” cevabi mısraları, benim seçtiklerim oldu.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here