Yeni dönemin taşlarını döşerken.. Umarım tuzağa düşülmez..

24

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan şu sıralarda önemli bir dizi ziyareti gerçekleştiriyor: Önce Bahreyn’e gitti, oradan Suudi Arabistan’a geçti, son durağı da Katar…

Gezinin önemi, bu ülkelerin de birer üyesi olduğu, ‘İslâm Dünyası’ diye de adlandırılan coğrafyanın, şimdilerde içinde bulunduğu durum.

Özellikle ABD’deki başkan değişiminden sonra bu dünyanın öndegelen ülkelerinin de kendi politikalarında bir ince ayar yapmaları gerekiyor.

Her ülkenin özelliği ayrı

Ziyaret edilen üç ülkenin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dikkatle seçildiği belli.

Katar.. Washington’un bölgedeki en kalabalık askerini bulundurduğu üsse sahip olduğu ülke.. biraz açığında uçak gemileri fink atıyor.. stratejik açıdan ABD için başka ‘vazgeçilmez’ özelliklere de sahip…

Suudi Arabistan’ın.. yeni ABD yönetimi tarafından belirlenmekte olan ‘Ortadoğu politikası’nda merkezi önem taşıyacağı.. Başkan Donald Trump’ın ilk aradığı Müslüman liderin Kral Salman bin Abdulaziz olması ve aldığı ilk politik kararlarda Riyad’ın etkisinin hissedilmesi ile belli oldu.

Bahreyn ise.. Daha geçen hafta, ABD’nin karşıt açıklamalarını dengelemek için İran tarafından kullanılan ülkeydi.. güvenlikten sorumlu İranlılar, ABD’ye ders vermek için, füzeyle Bayreyn’e saldırmaktan söz ettiler.

Üç ülke, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından tesadüfen seçilmiş olamaz.

Donald Trump’ın ABD yargısı tarafından engellenen 7 ülkeye seyahat yasağı kararnamesine itiraz etmeyen ülkeler arasında, Katar, Suudi Arabistan ve Bahreyn ilk üç sırayı işgal ediyor.

Türkiye’den de neden daha keskin itiraz gelmediğinin sebebi, bu ziyaretin planlanmasıyla ilgili olabilir.

İran’a karşı ABD.. İsrail’e açık kart veriyor…

Yeni dönemde Washington’un tehdit algısı İran üzerinde yoğunlaşacak; bunun işaretleri hem sözlü olarak, hem de uygulamaya dönük tasarruflardan alınabiliyor.

Donald Trump’ın bakan ve çalışma arkadaşı olarak seçtiği ekibin en belirgin özelliği, hepsinin ‘İran karşıtlığı’ ortak paydasında buluşması.

Başkan Trump’ın kendisi de her fırsatta İran’ı hizaya getirmekten, mollalara ders vermekten söz ediyor; “İran ateşle oynuyor” diyor… Obama döneminde gerçekleştirilen Tahran’la yumuşamayı benimsemediğini, nükleer anlaşmayı tanımayacağını alenen söylüyor Trump

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüştüğü üç ülkenin liderleriyle ilk konuştuğu konu, herhalde, ayrıntıları belli olmasa bile temel özellikleri tahminde zorlanılmayacak hale gelmiş ABD’nin ‘yeni Ortadoğu politikası’ olmalı.

ABD’nin ‘yeni Ortadoğu politikası’nın bir başka unsuru da, Trump-Netanyahu yakınlığı biçiminde kendini dışa vuran, ‘İsrail-yanlısı’ tavrıdır.

Trump’ın İsrail yanlısı olduğunu hiç gizlememesi, Netanyahu’yu elinin serbest kaldığı görüşüne sevk ettiği ve daha önce çekindiği kararları birbiri ardına almaya başladığı görülüyor.

İsrail bu hafta iki yasayı peşpeşe çıkardı. İlki, İsrail Devleti içerisinde bulunan camilerde yüksek sesle ezan okunmasını yasaklayan yasadır; diğeri de Birleşmiş Milletler’in “Bu, Filistinlilere ait toprakların ilhakı anlamına gelir, yapmayın” uyarısında bulunduğu ‘yerleşim yerleri yasası’

Yasalar çıktı.

Uluslararası hukuka göre Filistin toprağı sayılan Batı Şeria’nın İsrail’e ilhakıyla sonuçlanacak yerleşim yasasına en büyük destek İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’den geldi. “Ben, Rubi Rivlin, Zion’un bütünüyle bizim olduğuna inanıyorum” cümlesiyle

Hatırlanması gereken bir nokta da şu: İsrail, kendisini yok etmek istediğini ileri sürerek İran’ın kollarının kanatlarının kırılmasını savunuyor; Netanyahu İran’ı da Irak, Libya ve Suriye haline getirecek bir süreç yaşansa çok mutlu olacak…

Yalnız Netanyahu da değil.. Trump da onun gibi düşünüyor.. Kadrosu da öyle…

Ne olacak şimdi? ABD ile (Trump’la) iyi geçinmek için bölgede bir ülkenin (İran’ın) daha ‘iflâs etmiş ülke’ konumuna düşürülmesine göz mü yumulacak?

[Fark etmemiş olanlara ‘okuma parçası’ yerine geçebilecek bir değerli çalışmayı burada anmakta yarar var: Zack Beauchamp’ın Vox’ta çıkan ‘Trump’s counter-jihad – How the anti-Muslim fringe conquered the White House’ (Trump’ın jihad-karşıtlığı – Müslüman karşıtı marjinaller nasıl oldu da Beyaz Saray’ı ele geçirdiler) makalesi

Özeti şu: Trump ve yanındakiler İslâm’ın kendisini ‘tehlike’ olarak görüyor…]

Erdoğan’a kulak verirlerse.. iyi olur..

Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Bahreyn, yeni döneme dair politikalarını, esas herhalde bu gerçeği göz önünde tutarak belirleyeceklerdir.

Öyle belirlemeliler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, gezisinin ilk durağında, Uluslararası Barış Enstitüsü Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ofisi tarafından düzenlenen konferansta yaptığı konuşma bu anlamda önemli.

Konuşmanın ilgili bölümünü okuyalım:

“Tüm İslâm âleminin, hatta insanlığın geleceği için birlik olma, birlikte hareket etme zamanı çoktan gelmiştir. Komşuları zillet içinde yaşarken, aynı dili konuştuğu, aynı kıbleye yöneldiği kardeşleri zulüm görürken, hiçbir ülke, hiçbir toplum sadece kendi konforunu, sadece kendi geleceğini düşünemez. Bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır. Bu topraklarda mazimiz de istikbalimiz de müşterektir. Bugün Suriye’nin, Irak’ın, Libya’nın, oralarda yaşayan kardeşlerimizin başına gelenlerin, yarın bizlerin de başına gelmeyeceğinin garantisi yoktur.”

Daha ne deseydi?

ΩΩΩΩ

24 YORUMLAR

  1. Almanya…1 250…000 000 000….€…. ihracat…. 250 000 000 000….€….ticaret fazlasi…acikladi…sadece…Almanya kafa tutabilir…dige ulkelerin…sozu gecerli olamaz… ABD….
    ne derse.. simdilik… o olur.. dunyada… ha hemen SEN ABD usagisin diyebilir isteyen…gercek degismez…

  2. Türkiyenin istikameti heryerdir,
    Eģer biz bir büyük ülkeysek öyleyizde heryerde olabiliriz.
    Abd , Rusya , Fransa v.s kendinden çokca uzak ülkelerde cirit atıp oraları sömürüyorsa, ve bunada kimsenin gıkı çıkmıyorsa ama Durum Türkiye olunca neden hep bir ağızdan kuduranlar oluyor gerçekten anlamakta zorlanıyorum?
    Kim bizim sınırlarımızı şekillendirmeye çalışırsa, bizimde oraya girip bu oyunları Başlarına yıkmak en büyük Hakkımızdır.
    Ama Sorun Türkiye değilki sorun Türkiyenin Güçlenmesi, Sorun Türkiyenin Islami Değerlerine geri Dönmesi ve Sorun Türkiyenin Dirilişi.!!!
    Güçlü Bir TÜRKİYE İÇİN EVET, EVET, EVET……!!!

  3. “Zalim Allah’in kilıcıdır. Onunla intikamını alır. Sonra döner o kılıcı da kırar ” yüz yıldır ortadoğu ve asyadaki müslüman görünümlü ülkelerin yaptıkları zulmün hesabını vermeyeceklerini mi sanıyorlar. Domino etkisi yerini trump etkisine birakiyor. Allah masumlari korusun

  4. Tüm islam alemiyle neyi kastediyor Erdoğan. Benim anladığım, sadece sunni müslümanlar. 14 yıldır yönettiği ülkemizde alevilere yönelik tutumu gözler önünde. Bir diğer nokta da Erdoğan‘ın son zamanlarda ziyaret ettiği ülkeler. Gezdiği ülkelerin hemen hepsinde diktatörlükler veya otoriter rejimler hüküm sürüyor. O zaman niye biz Suriye’deki diktatörlüğü yıkmak için yola çıktık? Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince nasıl diğerleride yanlış giderse, Erdoğan‘ın tek adamlığa yöneldiğinden bu yana Suriye ve Fetö politikası da böyle. Fetöcüler konusunda olsun Suriye konusunda olsun, başlangıçta yapılan hataların ürettiği, artık kontrolumuz dışına çıkan sorunlara tepki göstermenin dışında bir politikamız yok. Böyle bir durumda başımıza bir de Trump çıktı.

    • Sayın Hüseyin Bey,
      Ak partiden önceki dönemde insanlar Aleviyim demeye çekinirlerdi. Alevi Dernekleri, cemevleri sayısı azdı. Ben Ak parti döneminde geçmişe göre bir artış görüyorum.
      Cumhuriyetimizin kuruluşundaki zaman ve şartlar gereği tek tip insan yetiştirme modelinden, dünyadaki dönüşüme ayak uydurarak çoğulcu ve kendi görüşünden olmayanlara saygılı seviyeye atlaması gerekiyor.

      Mutlaka yanlışlar, hatalar, eksikler vardır. İnsanlarımız, daha iyiye ve daha güzele layıktır. Ülkemizin insanların kendini çekinmeden, daha rahat ifade edeceği, hak ve hürriyetlerinin daha iyi korunduğu günlere doğru ilerlemesini dilerim.
      Saygılarımla.

  5. Ortadoğu merkezi bir yerdir. Tüm dünyanın serbestçe gelip gideceği yerdir. Ortadoğu’nun bir blok içine girmesi, sadece karşı blok için değil tüm dünya için önemli sorunlar çıkarır. En büyük sorun Ortadoğu’da olur. Birinci önemli nokta Türkiye ile İran’ın birbirinden kopmamasıdır. İkinci önemli nokta Ortadoğu’daki devletler arasında barışın sürdürülmesidir. Tarafsız olarak anlaşmazlıklar Türkiye, İran, Rusya ve Avrupa Birliği’nin garantörlüğünde çözülmelidir. Fransa ve Almanya’nın görüşü alınmadan herhangi bir karar alınmamalıdır.
    İngiltere henüz siyasetini belirlememiştir. Sermaye’nin oyununa gelerek üçüncü cihan savaşını başlatabilirler. Bu da Anglosakson hükümranlığının sonu demektir. Yahut onlar da bu barış anlayışına katılırlar. Üçüncü bin yıla savaşsız gidebiliriz.
    Asıl tehlike Türkiye’nin İran’a karşı batıda yer almasıdır. Rusya ve Türkiye, İran’a sahip çıkmalıdır. Trump bundan dolayı savaşa girebilir. Bu göze alınmalıdır.

    • İran, PKK’nın en büyük destekçisidir. Buna rağmen İran’nın zayıflatılmasına yani ambargoya karşı çıktık. İran’a karşı uygulanacak yeni yaptırımlara karşı olmamalıyız. Çünkü İran Türkiye’nin kıymetini bilemedi.

  6. Sayın Koru yazınızın nasıl yanlış anlaşılabileceğini yapılan yorumdan görüyor olmalısınız. Bu hatayı yapmamalıydınız. Zamanlama, zamanlama,zamanlama

  7. Sizin “müslümanların birliği”, “müslümanların birlik olması” dediğiniz kavram, daha çok, müslüman olmayanlara karşı düşmanlık birliği anlamına geliyor. Bu kafa normal bir kafa değil. Bu kafa hastalıklı bir kafa, bu görüş hastalıklı bir görüş. bu düşünce, düşmanlaştırıcı, bölücü bir düşünce. söylediklerinizi, sloganlaştırdıklarızı iyi düşünün.

    • Müslümanların birliğini söylemek, hastalıklı kafa olarak yorumlanması da pek sağlam bir kafa yapısı değil.Bütün insanların kardeş olabileceğini düşünmek, Şeytanı göz ardı etmektir.Gerçekçi olmak lazım …

  8. Trump’in kabinesinin Islam’in kendisini tehdit gordugune katilmiyorum. Ama Muslumanlarin kimisinin boyle oldugunu dusuyorlar. Tarafsiz bakmaya calisirsak biraz genellemeci ama tam da yanlis bir degerlendirme degil.

    Iran’a direkt bir saldiri olmayacaktir ama denizde kimi gemilerinin aranmasi turu eylemlerle provoke edilebilir. Asil amacin Iran’in Irak’ta karisiklik cikarmasini tetiklemek oldugunu dusunuyorum. Boyle Kuzey Irak tam olarak resmen olmasa da de facto olarak %100 bagimsiz olacaktir.

    Hem Iran’in frenlenmesi hem de Barzani baskanliginda bagimsiz bir Kurdistan Turkiye’nin cikarinadir diye dusunuyorum.

  9. Evet..Yazının sonunda Erdoğan beyin konuşması göz yaşartıcı..El-Hak..İyide ben soruyorum sayın Erdoğan’a Suriye’yi bu hale kim getirdi? Bu kadar mzalum edebiyatı islam kardeşliği nutukları çekiyorsan Suriye’deki Kürtlerden ne istiyorsun. Onların elinde olan tüm sınır kapılarını kapatmış Fırat’ın doğusuna hapsedip onları boğmak istiyorsun…Bu sözlerin Kürtler için geçerli değil mi Sayın Erdoğan??!! Kürtler de senin anladığın manada İslam- Müslüman değil mi Sayın Erdoğan???

  10. Çok güzel bir tahlil yazısı. Ben de merak ediyordum. Evangelistlerin gitgige ağırlık kazandığı bir ABD’de nasıl oldu da 3. Busht’a seçim kaybettirildi diye. Demek ki D.Trmph daha ağını imiş bu sahanın. O halde glmişini-geçmişini daha etraflıca araştırmak lazım. Peki, Rusya ve Çin’in tavrı nasıl olur ? 3. Dünya harbi (ve aglemenon) daha da yaklaştı, desene. Allah’tan hayırlısı…

  11. Bu coğrafyada yaşayan her kesim sayın Erdoğan’ın bu konuşmasına kulak vermek zorunda.İranı siraya koyduklarına göre ileri ve nihai hedef Türkiye.
    Böl parçala istikrarsızlaştır ve yönet.
    Buna meydan vermemek için sadece konuşmak yeterli olmaz.Birlik,beraberlik ve dirlik için ne gerekiyorsa kime ne düşüyorsa yapması gerekir.
    Şuanda Suriye’de kimin haklı olduğunun önemi yok.Ve kazananına yok.

  12. Sayın koru bazı fikirlerinize katılmasamda yazınızın son bölümünde belirttiğinizgibi bilhassa islam aleminin birlik beraberlik içinde olması gerektiği bu minvalde çok önemli ve gerekli. tam işte bunun için güçlü bir lidèr ve yönetim gerekli. bu birlikteliği sağlayacak ülke Türkiye olmalı eskiden pasif bir yönetim. içine kapanık bir ülke. olmaktan kurtulmalıyız artık. bir süredir bunun için üğraş veriyor sayın Cumhurbaşkanı mız hani bazen vurgulanıyorya şunlar şunlar riskli diye risk almadan cesaretili olmadan güçlü olamassınız. bazı hayvanlar vardır kendinden kat kat büyüklerini kendilerine özgü savunma sistemleriye korkuturlar buda bir taktik deyilmi?Allah güç küvvet vere mazlumlar huzur bula zalimler insafa gele.

  13. obama ve yönetimi iranla arasını düzeltti matah bir iş çıkarmış gibi de bunu konuşmalarında hep andı. tabii sadece ikili ilişkilerini düzeltmekle kalmadı iranın yayılmacılığının önünü açtı arkasını sıvazladı. yayılsın ki bir sii sünni savaşı çıksın bölge birbirine girsin devletler enerjilerini tüketsinler biz de işimizi rahat görelim planları yapıldı. hatta İran donanmasının denizin ortasında Amerikan askerlerini rehin aldıkları iranı güçlü göstermeye dönük senaryolar bile oynandı. bu trajikomik politikadan neden vazgeçilmiş olabilir. belkide haşdişabilere karşı oraya buraya türk askeri gittiği içindir belki başka sebebleri vardır…ama bizden ümidini kesenlerin amacı iranı dağıtmaksa yine ençok bize zararı dokunur. Müslümanların akıllarını başlarına almalarının ve birleşmelerinin zamanı geldi geçti hala akıllanmayacaklar mı…kötülük tek milletse iyilik bölük pörçük olur mu…

  14. Suriye yerle yeksan oldu.
    Astana’da yapılan Suriye’nin şekillendirilmesi görüşmeleri Cenevre’den onay almadıkça bir anlam ifade etmeyecek. Rusya, İran ve Türkiye’nin çabaları ile Astana mutfağında pişirilen aş, ABD’nin iştahını açmayacaksa, nihayetinde ABD’nin BM’deki veto marifetiyle geri tepecektir. Astana üçlüsünün bir ‘taşeron’ marifetiyle çalışıyor gibi olması da ABD’nin gücünün doruğunda olduğunu gösteriyor.

    Artık bölgenin şekillenmesinde Suriye tali konu olmaya başladı.

    Bu coğrafya için kurulan domino, etkisini İran ile devam ettireceğe benziyor. Baksanıza, Libya ile başlayan bahar havası orada, Mısır ve Suriye’de yerini ‘çöl sıcağına’ bırakmış olmakla beraber ‘ateşin har’ı çevre ülkeleri etkilemeye devam ediyor. Gidişat, karasal iklimin etkili olduğu Türkiye’yi, istenilen sıcaklık değerlerine ulaşması için, İran’da yakılacak mecusi ateşinin harı ile ülkemizi ve top yekün bölgeyi ateş sarmalının içine yuvarlamak olduğunu gösteriyor.

    Erdoğan endişelerinde haklı!

    Irak ile başlayan Kaddafi ve Esad ile ayyuka çıkarılan ‘diktatör’ söylemleri bu ülkelere yapılan müdahalelere dayanak olmaya yetmiştir.
    Bu ülke liderleri de buna teşne olacak icraatlarını var güçleri ile yerine getirmekten geri durmadılar ki.

    Ülkemize için yapılan ’diktatör’ benzetmeleri, yapanları haklı çıkartacak şekilde, iktidarın, onların değirmenine su taşır vaziyette icraat yapması ise ne menem bir şeydir?.
    Bütün erkleri, ‘tek elde’ toplama, hukuksuz uygulamalar gibi…

    Türkiye; dönüştürmeye çalıştığı ‘sisteminin’ adını ne koyarsa koysun, bölgede üzerine düşen rolü oynamasının ilk gereği, ülkesinde hakkı, hukuku, adaleti tesis edecek, kendi içerisinde bütünleşik bir toplum oluşturmanın yollarını ortaya koymaktır.

    …’’ İsrail bu hafta iki yasayı peşpeşe çıkardı. İlki, İsrail Devleti içerisinde bulunan camilerde yüksek sesle ezan okunmasını yasaklayan yasadır; diğeri de Birleşmiş Milletler’in “Bu, Filistinlilere ait toprakların ilhakı anlamına gelir, yapmayın” uyarısında bulunduğu ‘yerleşim yerleri yasası’’…

    Bu iki yasanın dünya ölçeğindeki anlamı ’’Dünya bizimdir, biz yönetiriz, bizden olmayan yok olmaya, ölmeye mahkumdur’’

    Eceli ve kıyameti kim durdurabilir ki?

  15. Simdi biz Turkiye olarak politikalarimizi netlestirmeliyiz. Rusya mi? Amerika mi? Iran mi? Sunni Araplar mi? Diger yandan Rabia diyoruz, ancak Suudlar Rabiacilari terrorist ilan etmis durumdalar. Yani yerimiz tam olarak neresi, politikamiz nedir bunu belirleyip buna inanarak hareket etmeliyiz, yoksa dis iliskilerde kimse bize inanmaz.

  16. Araplar eskiden Türkleri hiç sevmezlerdi 2005 ve 2010 arası Türkiyeyi ve Türkleri gerçekten sevdiler ve güvendiler.
    Şimdi Türkiye ne dese özeliklede C Başkanı onlar aksini yapar.
    Türkiyeye güvenmemekde haklılar. Bazı Arap ülkerinin diktatörlükden demokırasıye geçmeleri için uğraşan Türkiye kendisinin diktatörlüğe geçtiğinin fatrıkinda değil ama Türkiyenin bu duruma düşmesi için uğraşan petrol ağasiı diktatör Arap liderleri bunu çok iyi bildiklerinden dolayi bizim C Başkanın dediğinin tam tersini yaparlar. Bizde bir o tarafa bir bu tarafa savrulup duriyoruz! Hangi duvara sırtımızı dayasak o duvar yıkıliyor. Büyük umutlarla desteklediğimiz seçimi kazandığı gün makale yazan bizim dostumuza ne oldu? Mickeal Flynn seçim kampanyasına miliyonlarca dolari gizlice veren (o paryi ABD medyasi yardım değil rüşvet olarak yazmıştı) Türk iş adamlar şimdi pişmanlarmi yoksa iyki verdikmi diyiyorlar. İyki verdik diyemezler çünkü Flynn yalancılığ ortaya çıktığı için biraz önce istifa etti. Zaten Trumpda imzaliyacağı yasakların hakimlerin engeline takılmaması için, bir haftadır Müslüman terörist demiyor, sadece terörist diyiyor. Mahkemeleri kayıp etmesine Müslüman terörist demesi neden oldu.

  17. “Tüm İslâm âleminin, hatta insanlığın geleceği için birlik olma, birlikte hareket etme zamanı çoktan gelmiştir. Komşuları zillet içinde yaşarken, aynı dili konuştuğu, aynı kıbleye yöneldiği kardeşleri zulüm görürken, hiçbir ülke, hiçbir toplum sadece kendi konforunu, sadece kendi geleceğini düşünemez. Bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır. Bu topraklarda mazimiz de istikbalimiz de müşterektir. Bugün Suriye’nin, Irak’ın, Libya’nın, oralarda yaşayan kardeşlerimizin başına gelenlerin, yarın bizlerin de başına gelmeyeceğinin garantisi yoktur.”

    Daha ne deseydi?
    yukarıdaki alıntı bile, referandumda evet demek için yeterlidir diye düşünüyorum.

Ahmet KESKIN için bir cevap yazın İptal