Seleflerinin beceremediği ‘yeni dünya düzeni’ni Trump zorlayabilir mi? Türkiye ne yapar?

13

‘Yeni dünya düzeni’ kavramını, ilk, ABD’nin 1991 Irak macerası sırasında.. şimdilerde ileri yaşla ilgili rahatsızlığı yüzünden memleketi Teksas’ta hastaneye kaldırılan.. ABD’nin o zamanki başkanı George Bush‘un (Baba Bush) ağzından işitmiştik.

Aradan kaç yıl geçmiş? Yaklaşık 25 yıl…

Bu 25 yılda Bush‘un beklediği düzen dünyaya gelmedi, gelemedi.

Hâlâ 2. Dünya Savaşı sonrasında oluşmuş ‘düzen’ ile idare etmek zorunda dünyamız.

O sebeple de, yani 1945 dolayımındaki şartlar bugünkü dünya için hantal ve sorunlu kaldığı için, sıkıntılarla başbaşa yaşamak zorunda kalıyoruz.

1945 dünya düzeni ne durumda

En son açıklanan OXFAM Raporu herkes için göz açıcı olmalı:

Dünyadaki bütün varlıkların yarısının 8 işadamına, diğer yarısının da yüzde 99’a ait olması…

Zenginler tahayyül edilemeyecek kadar varlık içerisinde yüzerken, fakirlerin kırıntılarla ve ilkel hayat şartlarında yaşamak zorunda kalması…

Kamusal kaynakların büyük bölümünün eğitime ve kalkınmaya değil ‘terörle mücadele’ye ayrılması; ‘terör’ denilen olgunun da büyük çapta mevcut dünya düzeninin ürünü olması çarpıklığı…

En köklü ihtilâfların ağırlıkları hiç eksilmeden günümüzde de süregitmesi…

Buna karşılık her geçen gün böyle giderse köklü hale gidecek yeni ihtilaflar çıkması…

Dünyamızın bugünkü tablosu budur…

Tablodan bugünlerde ‘çare’ olarak çıkan ise, ‘farklı’ olacağı umuduyla iş başına getirilen, ancak hem kişiliği hem de içinde yer aldığı çevre açısından sorunların kaynağı sayılması gereken türden kişiler oluyor…

Donald Trump türü kişiler…

Amerikan halkı sekiz yıl önce Barack Obama‘yı ”Yes, you can” (Evet, yapabilirsin) mesajının zihinlerde canlandırdığı değişime kapı aralama ihtimali sebebiyle seçmişti; aldığı misyonun farkında olduğunu belli eden bir çizgiyi bir süre sürdürdü Obama; ancak başarısızlığı, aynı denemenin Trump‘lı versiyonuyla yapılması sonucunu getirdi.

Yapar mı, yapabilir mi Trump?

Hayli zor.

Düzen ile ilgili her şikâyet Trump konusunda da geçerli. Ancak ‘sistem-dışı’ birine (Obama’ya) yapması gerekeni yaptırmayalara.. ‘sistem-içi’ bir kişilik olan Trump‘ın kafasında ve kampanyasında var olan programını yaptırabileceği düşüncesi yabana atılamaz..

Böyle bir ihtimal var.

Trump ABD’den başlayarak ‘eski dünya düzeni’ ile hesaplaşma başlatabilir ve onun tahribatçısına dönüşebilir…

Ekonomide göze alınamayanları göze alabilir.. dış ilişkilerde, savunmada yerleşik kural ve kurumları yenileriyle değiştirmeye kalkabilir.. krizler üreten düzeni, kendisi kriz üreterek hiç değilse bir süre kriz üretmez hale dönüştürebilir…

Federal Reserve de denilen ABD Merkez Bankası‘nın aldığı ve hatta almadığı bir kararın, kelebek etkisiyle Türkiye dahil her ülkenin ekonomisini sarstığı gerçeğinden dünyayı uzaklaştırabilir pekâlâ…

Yerleşik kurumlara hoş gözle bakmadığını NATO için (”Devrini tamamladı” diyegeldi) ve Avrupa Birliği için (‘‘İngiltere AB’den çıkmakla doğrusunu yapıyor, diğer üye ülkeler de aynısını yapmalı” demekte) söylediklerinden biliyoruz.

Kendi ülkesindeki yerleşik kurumsal güçler hakkında da iyi şeyler düşünmüyor Trump; özellikle de istihbarat birimleri hakkında…

Değişimi hep iyiler yapmaz

Doğrudur-yanlıştır değerlendirmesine girmeden söyleyebileceğim şu: Yarın törenle ABD’de başkanlığı alacak kişi, belki de ‘yeni dünya düzeni’ lâfını ağzına bile almadan, hem ülkesini hem de dünyamızı değişime zorlayabilir…

Hep olumlu ve dünya iyisi insanlar eliyle gelmez değişimler; tarihin pek çok kırılma ânını hayırsız liderler sayesinde yaşadı insanlık…

Bugün hâlâ varlığını kör topal sürdüren, ancak 1990’a kadar pek çok olumlu gelişmenin sayesinde yapılabildiği 1945 sonrasının ‘yeni dünya düzeni’, pek çok bakımdan varlığını, 2. Dünya Savaşı’na borçludur ve onu çıkaranlara…

Trump da farkında veya farkında olmadan böyle bir yolu dünyamıza açabilir…

Aslına bakılırsa, doğru olan, dünyaya düzen getirmeyi tek bir ülkeye ve onun liderine bırakmamak, halkların yerelde başlatacakları değişim iradesini global plana çıkartan bir oydaşmayı gerçekleştirmektir…

Uzak Doğu’nun, Ortadoğu’nun, Afrika’nın, Balkanlar’ın, Kafkasya’nın, Avrupa’nın ve Amerika kıtasının insanları, hiç değilse şimdilik, bunu becerebilecek bir kabiliyete sahip görünmüyor…

Böyle bir büyük kalkışmayla oluşacak ‘dünya düzeni’, belki bir sonraki aşamada mümkün olabilir…

Neden olmasın?

Şimdi yapılması gereken.. içlerinden biri olduğu halde kendi ülkesindeki yerleşik düzen tarafından benimsenmemiş görünen Donald Trump‘ı.. verdiği vaatler istikametinde izlemek.. yanlışa saptığında uyarmak.. doğru yaptıklarında desteklemek olabilir.

Türkiye bunu yapabilir mi?

Bu soruya şimdi gönül rahatlığı içerisinde olumlu cevap vermek güç; henüz daha kendi düzenini bozma arayışında ülkemiz ve bundan nasıl bir sonuç çıkacağını bozarak yapma yöntemini seçmiş olanlar bile iddialı biçimde söyleyemiyor.

Halkın nihai kararına bakarak soruyu cevaplayabileceğiz.

Ancak şu aşamada diyebileceğimiz, Türkiye’nin böyle bir potansiyele hem tarihi hem de coğrafi konumu sebebiyle sahip olduğudur.

Kötümser olmayı gerektiren bunca şeye rağmen halkların tercihinden hayır umabiliriz.
ΩΩΩΩ

13 YORUMLAR

  1. Trump kurnaz birisidir. Akıllı ile kurnaz arasında ne fark vardır derseniz , Akıl uzun vadeli büyük hesapların peşindedir. Kurnaz ise kısa vadeli küçük hesapların. Kurnaz kandırdım zanneder akıl görmezden gelir. Ne zaman ki iki kurnaz karşı karşıya gelir işte o zaman cingar çıkar. Bir örnek ; Meksika da üretilip ABD ye ithal edilen araçların ithalatında ne kadar büyük bir artış olacak takip edelim . Vergi koyacakmis . İnsanlar vergi konmadan araba almanın derdine düşecek. Bu konumda bir insan söylediklerinin ya da Tweetlerinin nasıl etki edeceğini hesaplayamazmı ? Aday gösterdigi adamlar kendisinin söylediklerinden çok farklı şeyler söylüyorlar.

  2. Sayin Koru, güzel bir yazı ama bir noktada yanlış var. 8 iş adamı tüm varlıkların yarısına sahip değil. En fakir 3.5 milyarlık nüfusun servetine eş değer varlığa sahip. Diğer yarının toplam serveti bu 8 iş adamından kat ve kat fazla. İlk başta aynı şey olarak görünüyor ama biraz matematiksel düşünürseniz oldukça farkı olduğunu görürsünüz. Sevgiler.

  3. Sayın koru, “Hâlâ 2. Dünya Savaşı sonrasında oluşmuş ‘düzen’ ile idare etmek zorunda dünyamız.” görüşünün pek geçerli olduğunu düşünmüyorum. Yeni bir düzenden bahsedilirken geniş bir farklılıktan bahsedilir. şimdi 1945 sonrası ile günümüz dünyasını benzer görmek bir değerlendirme hatasıdır. çünkü 1945 sonrasında kurulan dünya düzeni, 2 kutuplu dünya düzeniydi. sosyalist ve kapitalist ülkelerin ayrı kutuplarda örgütlendikleri, birbirleri ile ilişkileri nerdeyse yok denecek düzeyde devletlerin ortaya çıktığı bir düzendi. Ancak bu dönem, gorbaçov ile değişti ve artık dünyada yeni bir düzen kuruldu. Artık sol ile sağ arasındaki uçurum kapanmaya başladı. ülkeler birbirleri ile daha fazla ilişkiye girmeye başladılar. hatta ülke içindeki insanlar, gruplar için de geçerli bu. bunun sonucunda da (belki yine yeni bir dünya düzeni olarak adlandırılabilir) küreselleşme olgusu ortaya çıktı. gorbaçov sonrası ortaya çıkan dünya düzeni ile 1945 sonrası ortaya çıkan dünya düzeni arasında nasıl bir benzerlik kurdunuz bilemiyorum.

  4. Ekonomik konumu, kişilik özellikleri ve seçim sürecindeki falsolarıyle, genelde, Amerika ve dünya konjonktürü kriter olarak alınırsa, iyimser olmak ne yazık ki pek mümkün görünmüyor.
    Eski ifadeyle, “dünya ahvali muvacehesinde” Türkiye”nin halihazır durumu ve muhtemel gelişmeler (siyasi, sosyo ekonomik…) ne yazık ki, Türkiye’nin de dünya eksenindeki konumundan ayrı bir yörünge izleyemeyeceği düşünülünce nasıl iyimser olalım?

    Vaktiyle bir gazeteci şöyle demiştiğini hatırlayalım: “Her ülke coğrafyasını kurtarır, Türkiye’yi ise coğrafi konumu kurtarıyor.”

  5. ..”O sebeple de, yani 1945 dolayımındaki şartlar bugünkü dünya için hantal ve sorunlu kaldığı için, sıkıntılarla başbaşa yaşamak zorunda kalıyoruz.”
    Yazarın bu ve ”Bugün hâlâ varlığını kör topal sürdüren, ancak 1990’a kadar pek çok olumlu gelişmenin sayesinde yapılabildiği 1945 sonrasının ‘yeni dünya düzeni’, pek çok bakımdan varlığını, 2. Dünya Savaşı’na borçludur ve onu çıkaranlara…” ifadelerinden anladığım, ”yeni dünya düzeni” için bir 3.Dünya savaşı mı öneriyor/öngörüyor sayın Koru. Yanılıyorum herhalde..

    Bir de;
    ..”En son açıklanan OXFAM Raporu herkes için göz açıcı olmalı:
    Dünyadaki bütün varlıkların yarısının 8 işadamına, diğer yarısının da yüzde 99’a ait olması…”
    Acaba Trump bu 8’linin içerisinde mi veya onlara ne kadar yakın? ..”sistem-içi’ bir kişilik olan Trump‘’ bunlara rağmen ”dünya varlığının adil dağılımını” gerçekleştirebilir mi?

    NATO ve AB hakkında düşüncelerini öğrendiğimiz Trump, BM hakkında ne düşünür acaba.
    Eğer bizim ‘müstakbel başkanımız’ ile aynı görüşü paylaşıyor iseler; sayın Koru’nun ..”Ancak şu aşamada diyebileceğimiz, Türkiye’nin böyle bir potansiyele hem tarihi hem de coğrafi konumu sebebiyle sahip olduğudur” tezi; Trum’la beraber, ‘Yeni Dünya Düzenine” büyük katkılarda bulunabileceğiz anlamına mı geliyor. Bilmem, yanlış yorumluyorum herhalde.

    • Trump BM konusunda değişiklik düşünmiyor Her konuda Putin ile ayni görüşte.Turumpun ,”Özelikleri,”kinci, merhametsiz, kendisinden başkasını güvenmez, iftiracı, yalnışlari ile gurullanır, çok ukala, kazandığının vergisini vermez, yalancı,kendisinin herkesden üstün olduğuna inanan tam bir diktördür, ve bunlara benzer diğer özeliklerini yazacak olursam burada yerkalmaz.Turumpun idalleri Amerikayi 1800 lere geri götürmek (beyaz egemenliğini) ve kölelik düzenini getirmek. Zenginliğine gelince, Dünyadami Amerkadami şu an hatırliyamadım 150. Sırada. Şu an buradakı haberlerde söylede,”black mail,” Putunun elinde Turumpa aite vidiyolar varmiş! Buda Trumpin ne halde olduğunu ve neler yapacağınını Putini politikalarına bakarak anlamak mümkün.Putinin Süriyedeki deki politikalarını başarısına bakınca Turampında nasıl bir yol izliyeceği ortada gibi, benim şahsı görüşüm Amerikaliların buna izin vermiyeceği.
      Not:Turump’in Putinin elinde olan belgelerini İngiliz bir pilotda doğruladi.

  6. sayın koru bu günkü yazınızda da belirttiğiniz üzre küresel sistem tıkanmışlık yaşıyor. Bende sizin ülkemiz ile ilgili bu süreçte dünyaya yeni bir model sunabileceğini bunun imkanlarının var olduğunu Türkiyenin hiç vakit kaybetmeden kendi modelini geçmişinden tarihinden gelen birikimiyle aynı zamanda islam medeniyetinin yegane taşıyıcısı konumundaki bir ülke olarak kendi demokratik modeliyle ortaya çıkması lazım gelir. bu dünyayı belki kısa vadede dönüştürmeye yetmeyebilir ancak ülkemiz, bölgemiz ortadoğunun ve islam aleminin üzerinde oynanmak istenen oyunları boşa çıkarabilir. Türkiyenin asıl gücü buradadır. çatışma çatıştırma kaosa sürüklemelere karşı tam adalet duygusuyla sorumluluğuyla barışa kucaklamaya ( bütün olumsulukların ana sebebi adaletsizlikten kaynaklanır) kuşatma, hoşgörü tam bir empati ile yaklaşma anayasasınıda bu temel doğrultuda değiştirseydi keşke diyecem maalesef bir beklemeye alınma var. galiba burada yeni ABD politikasının ip uçlarının görülmesi istendi. inşallah tarihin bu kırılma anında geç kalmayız.

  7. Tek kelimeyle bayıldım…Okurken yazının sonu gelmesin istiyorsunuz ama sonuda öyle bi okkalı geliyor ki o daha bir keyif veriyor;
    “Kötümser olmayı gerektiren bunca şeye rağmen halkların tercihinden hayır umabiliriz”

  8. Trumpun göbeyi Putine bağlı.Obamada bunu çok iyi bildiği için gider ayak trumpun kredisini hemen hemen sıfırladı.Yarınki törene davet edilen bazi sanatçılar, önce daveti kabul ettiler daha sonra red ettiler.Benim son duyduğum haberde Trump bundan böyle özel ve resmi Twittir hesaplarını ayıracakmış.Birde törene katılımın fazla olabilmesi için Trumpun iş ortağı miliyonlarca dollar harciyarak insanları davet ediyor.Bu arada tören sirasında ve sonrasında protesto etmek istiyenlerin sayısı da oldukca fazla.
    Trump ne kadar zıplasada Amerikan halkı ona musade etmez.Alman başbakanına bir laf etti o lafi ettiğine onu bin pişman ettirdiler.
    Birde burada insanlar politikacilara biyat etmez yalnışini gördükleri an işini bitiriller.
    Zaten 10,000 elektronik oy fazlası var Hillerının kayip ettiği demokratların kalesi olarak bilinen üç eyalette Trump toplam 114 oyla kazanmış tabii Putin sayesinde.
    Yaşarsak vad ettiklerini yapamiyacağını göreceğiz. Zaten kime bir laf etse hemen ağzının payını veriyorlar,”sen bana işimi öğretmek yerine vergi iadani açıkla.” diyerek.
    Ha bu arada Trump sayesinden işleri arttığı için komediyenler çok mutlular.

    • Düşüncelerinize katılıyorum. 1981 yılında başkan Reagan seçildiğinde de benzer endişeler vardı. Amerika’da kongre üyelerini başkan seçmiyor. Kuvvetler ayrılığı var. Biat edenler az. En önemlisi, komedyenlerin mutlu olduğu bir ülkenin yönetiminden korkmamak lazım.

  9. “Bu soruya şimdi gönül rahatlığı içerisinde olumlu cevap vermek güç; henüz daha kendi düzenini bozma arayışında ülkemiz ve bundan nasıl bir sonuç çıkacağını bozarak yapma yöntemini seçmiş olanlar bile iddialı biçimde söyleyemiyor.”
    Sayın Koru, ne demek kendi düzenini bozma arayışı, tam aksine kendi düzenini istikrarı ve refahı getirecek biçimde yapma gayreti içerisinde ülkemiz.

    • ve bu gayretin başarılı olacağından çoğumuzun hiç bir şüphesi yok..
      üstelik kimsenin memnun olmadığı” kendi düzenini bozmak ” çoğumuz için yanlış bir şey değil….hiç değil..

  10. Dün eski bir gazete gördüm suriye sınırındaki mayınların organik tarım amacı ile temizlenecigini yazıyordu o günleri hafızamda aradım ama mayınların temizlendigini hatirlayamadim internete kısa bir araştırma yapınca mayınların tsk bünyesinde bir ekip tarafından temizlendigi ve şehitler verdiğimizi öğrendim neye niyet neye kısmet mi diyelim bilemedim günümüz gözü ile baktığımda organik tarım ve ülkemiz ekonomisine yapacağı katkı amacı ile yapılan ve şehitler verdiğimiz bir iş sınırın öbür tarafı olan suriye de çıkan iç savaş mayindan arınmış sinirlarimizdan ülkemize gelen siginmacilar aklıma süleyman karagülle ağabeyimin başkanlığı sermaye istediği için getiriyoruz yazısı geldi mayınları bize aynı sermaye temizletmis olabilir mi?

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here