Siyaset her şey değil. Robin Williams var, onun sarf ettiği “Dünyayı değiştiren sözcüklerdir” sözü var…

4

 

Bugün Robin Williams’ın (1951-2014) ölüm yıldönümüymüş…

Onunla çağdaşız, hatta yaşdaş sayılırız; benimle mukayese edildiğinde hayatını erken sona erdirmiş sayabiliriz.

Yıldönümünü atlamak istemedim.

İstemedim, çünkü ‘sinema’ denilen sanatı bana sevdiren oyuncular arasında onun mümtaz bir yeri var. Çoğu filmini döne döne ve her seferinde yeni bir şeyler dağarcığıma katarak izlemişimdir.

Türkiye’de ‘Ölü Ozanlar Derneği’ adıyla gösterime girmiş olan John Keating adlı bir öğretmen rolünü Robin’in oynadığı film (1989), ABD’de, bir neslin edebiyat ve güzel sanatlara olağanüstü ilgi göstermesine sebep olacak kadar etki yapmıştır.

Sadece ABD’de değil, gösterildiği hemen her ülkede de…

İlk hedef kitlesi olan ABD’den daha fazla başka ülkelerden gelir getirmiştir film…

Film, yönetmeni, başrol oyuncusu da aday gösterildiği halde, Oscar Komitesi, yalnızca filmin özgün senaryosunu ödüllendirmişti.

Muhtemelen ondan bir yıl önce (1997) ‘en iyi erkek yardımcı oyuncu’ Oscar’ını aldığı için Robin Williams’ı atlamışlardır.

Lâfı uzatmak istemiyorum; en iyisi, çoğunuzun izlediğini sandığım filmden –eğer henüz izlemeyenleriniz varsa, bir yerlerden bulun ve izleyin– birkaç önemli güzel cümle aktarayım… (Benim eski notlarımı gazetelerde çıkmış değerlendirmelerden alıntılarla test ettim.)

Sözcükler ve fikirler...
Sözcükler ve fikirler…

Benim favori cümlem şu: “Kim ne derse desin, sözcükler ve fikirler dünyayı değiştirebilir…”

Evet, ben, biraz da, aynı görüşe sahip olduğum için, bir kenara çekilip kendi içime kapanmak yerine, görüşlerimi burada sizlerle paylaşıyorum.

“Bir şeyler bildiğini düşünmeye başladığında… Onlara bir başka açıdan daha bakmalısın. Başta aptalca veya yanlış gelse de, bunu denemelisin.”

Aşağıdaki cümleleri bir daha bir daha okuyun, olur mu?

“Şimdi hepimizin başkaları tarafından kabul edilmek gibi büyük bir ihtiyacı var; ama yine de kendi fikirlerinizin biricik, size ait olduğundan emin olmalısınız; başkaları onları tuhaf yahut garip bulsa, sürü hep bir ağızdan ‘buuu kötüüü’ diye bağırsa bile… (Şair) Robert Frost ne demişti: ‘Orman iki yola ayrılmıştı ve ben daha az insanın üzerinde seyahat ettiği yolu seçtim; bu da her şeyi değiştirdi.’ Tamam mı?”

“Cesur olmanın da ihtiyatlı olmanın da zamanları vardır; akıllı insan hangisinin zamanı olduğunu anlayandır.”

John Keating sonuçta bir edebiyat muallimidir ve şiir tutkunudur. Şu sözler ağzına o yüzden hayli yakışıyor:

“Şiiri hoş olduğu için okumayız, yazmayız. Şiiri insan soyunun birer üyesi olduğumuz için okur ve yazarız. İnsan soyu tutkuyla doludur. Tıp, hukuk, işletme, mühendislik… Bunların hepsi hem onurlu birer uğraş alanıdır, hem de hayatı sürdürmek için elzemdirler. Fakat şiir, güzellik, romantizm, aşk… Bunlar ise bizi hayatta tutan şeylerdir.”

Ne dersiniz, fena cümleler mi bunlar?

Bu akşam ‘Ölü Ozanlar Derneği’ filmini bir kez daha izleyeceğim.

ΩΩΩΩ

4 YORUMLAR

  1. Sahip olduğun fikirlerin kaynağı Allah ın vahiyle bildirdikleriyle uyuşmuyorsa orada büyük bir sorun var demektir. Çünkü bilğinin kaynağı ilahidir. Fikirler duyguların tesirine açıktır. İslam duygulara degil akla hitap eder . Düşünmezmisiniz , Akletmezmisiniz , Görmezmisiniz der. Sorgulama ister . Ne yazık sorgulamadan Fetö yandaşları gibi körü körüne kapılanlara.

  2. kaptan kaptanım flimin son sahnesinde ögrencilerin giden hocalarına seslenişi gençlige güvenilecek bir gerçek vermeyi gösteriyor darbeye başkaldıran gençlerde reise böyle baglanmışlardır herhalde

YORUM YAP