Suriye ve Irak üzerinde etkili olalım, Musul’u alalım derken…

29

 

Okuyucularım çok kaliteli. Biri, “Son zamanlarda ‘filmler’ üzerine yazıyorsunuz, biz ise sizin Suriye ve Irak üzerine ne düşündüğünüzü öğrenmek istiyoruz” diyor.

Haklı.

Ama ben de haklıyım. Derdimi kısmen olsa anlatacak bir film/dizi/kitap/yazı buldum mu, ülkemle ilgili düşüncelerimi onun aracılığıyla –ortalığı kırıp dökmeden– anlatmaya çalışıyorum.

Kendi mülkün sağlam temeller üzerinde oturmuyorsa, başkalarının topraklarına göz koysan ne olur?

Ortadoğu benim coğrafyamdır

Ortadoğu denildiğinde benim dikkatim daha başka yoğunlaşır.

Bu sitenin üzerinde ‘Fehmi Koru’nun Günlüğü’ yazıyor, onun hemen altında da ‘Yazı hayatının 50. yılında’ notunu okuyorsunuz…

İsmimle ilk yazım 1966 yılında yayımlandı; bir grup arkadaşla İzmir’de çıkardığımız ‘Gurbet’ dergisinde…

Peki o ilk yazının konusu neydi biliyor musunuz?

Hadi, onu da söyleyeyim: Mısır’da Müslüman Kardeşler (MK) örgütünün beyni sayılan Seyyid Kutub’un idamı…

O gün bugündür Ortadoğu ile ilgiliyim.

1979 yılını Suriye’nin başkenti Şam’da geçirdim; ‘Yeni Devir’ gazetesine oradan yazarak…

Bir dönem Milli Gazete’de, bir dönem de Yeni Devir’de ağırlığını Ortadoğu’nun teşkil ettiği dış politika konularında yazılarım yayımlandı.

1980 sonrasında, o dönemin çok satan dergisi ‘İslâm’ın dış politika sayfalarını hazırlarken, tahmin edeceğiniz gibi, Afganistan’da Ruslar’a karşı ‘cihad’, İran’da ‘İslâm devrimi’ sayesinde yükselen değer zaten Ortadoğu’ydu; en fazla sayfayı o konudaki yazılar işgal etti.

Yüksek lisansımı Harvard Üniversitesi’nin ‘Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nde yaptığımı da bu arada kayda geçireyim.

Suriye… Libya… Irak… gibi ülkelerin adı anıldığında benim yüreğim farklı çarpar.

İyi tanımayanlara kendimi bir kez daha tanıttıktan sonra esas konumuza geçebilirim.

ABD, Rusya… ve Türkiye

Türkiye kabına sığamıyor. Başımızda da ‘İslâm’ sözcüğünü duyunca heyecanlanan bir iktidar var. Bu ikisi birarada olunca, ister istemez, başka ülkelerin de dikkatleri ülkemiz üzerinde yoğunlaşıyor.

Bir çok başkentte politika belirleyiciler, “Bakalım Ankara ilgisini önce hangi ülkeye yönlendirecek: Irak’a mı, Suriye’ye mi?” sorusuna cevap arıyorlar…

Ankara da, sağ olsun, bir Suriye’ye döndürüyor ilgisini, bir Irak’a…

Suriye’de son zamanlarda borusu diğer ülkelerden fazla öten ülke Rusya olduğu için, orada sanki Rusya ile birlikte hareket etmeyi, bizi birkaç defa aldattığını gözlemlediğimiz ABD’ye tercih eder gibiyiz…

Irak da ise patron ABD görünüyor; orada da varlığımızı ABD ile yan yana durarak gösterme çabasındayız…

Aslında ne Moskova ne de Washington Ankara’nın niyetlerine olumlu gözle bakıyor…

Her iki başkenttekiler de, Ankara’dan çıkan sesleri, sonradan uydurulmuş bir Mehter marşında geçen “Alalım düşmandan eski yerleri” niyetiyle yorumluyorlar…

Kabına sığmayan Türkiye’nin sınırlarını genişletme çabası içerisinde olduğunu düşünüyor ABD de Rusya da…

Ve buna izin vermeye ikisinin de niyeti yok.

Türkiye’yi yanlarında istiyor her iki ülkenin yöneticileri; ancak sadece birlikte fotoğraf verecek kadar…

1990’dan 2016’ya Ortadoğu tarihi

ABD Ortadoğu’ya kalıcı kalmak niyetiyle askerleriyle 1990’da geldi. O zaman Beyaz Saray’da George Bush (‘Baba Bush’) vardı ve Turgut Özal’a çok üst düzey ilgi duyduğunu belli ediyordu.

İstediği Baba Bush Amerikası’nın, Irak’ı işgalinde Türkiye’nin de yanında yer almasını sağlamaktı.

Tek başına yerine, hemen yanında Müslüman bir ülkenin bulunmasıyla diğer Müslüman ülkelere fotoğraf vermek istiyordu Bush

CB Özal ve GnK B Torumtay...
CB Özal ve GnK B Torumtay…

Askerler çok istekli görünen Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın arzusunu kursağında bıraktılar. “Irak’ta biz de olalım” diyen Özal’ın baskısına boyun eğmektense, Genelkurmay Başkanı Org. Necip Torumtay, istifasını sunmayı yeğledi.

Şu oldu: Türkiye’yi yanına alamayan ABD bölgeden çekildi…

On yıl sonra, kendisine yönelik saldırılara (11 Eylül 2001) cevap teşkil edecek yeni işgal programına kadar…

Yine ‘Türkiye ile’ niyetiyle yola çıktı ABD ve bu defa Oğul Bush Türkiye’nin fotoğrafa girmesini çantada keklik görüyordu.

Meclis hesapları boşa çıkardı. ‘1 Mart tezkeresi’ reddedilince, Türkiye, ABD’nin bölgeyi işgal projesi içerisinde yer almadı ve Washington’un bir kez daha elleri böğründe kaldı.

CB (o sıralar BB) Erdoğan, ABD B Bush...
CB (o sıralar BB) Erdoğan, ABD Başkanı Bush…

Bugünlerde yaşananları ancak bu tabloları aklımızda tutarak anlayabiliriz.

Tablo şunu söylüyor:

ABD ile Rusya kendi hesapları açısından Türkiye’yi yanlarında görmeyi olağanüstü arzu ediyorlar; ancak sadece birlikte fotoğraf vermek için…

Yoksa, ne Moskova Suriye’de yeni bir rejim kurulmasını, kurulacaksa bile Türkiye’nin söz sahibi olmasını istiyor; ne de Washington Irak’ta IŞİD’i dize getirmek için çıkacağı seferde Türkiye’nin belirleyici bir rol üstlenmesini…

Bu arada hem ABD hem Rusya Türkiye’nin isminden yararlanmayı ihmal etmiyor…

Halep’in güneyi büyük bir yıkıma uğradı, muhalif güçlere karşı rejime bağlı askerler kentin kuzeyini ele geçirdi, geçirecek…

Rusya’nın aktif desteği sayesinde gerçekleşiyor bu yeni durum.

Moskova ile yenilenen ilişkilerimize nakise getirmemek için Türkiye’nin bayağı dikkatli davrandığı bir dönemde oluyor bu.

İktidara yakın manşetler ve kalemler Rusya’nın hatırını kırabiliriz diye nefes bile almıyorlar.

Washington Musul’a girip IŞİD’i oradan sürecek, bunun için bir koalisyon kurdu; ancak Türkiye’nin Musul üzerinde gözü olduğu kanaati Batı medyası tarafından yayılınca… Irak’tan gelen itirazları kullanarak… Türkiye’yi kol uzaklığında tutmaya çabalıyor…

Böyle bir durumda Türkiye ne yapsın?

Türkiye’nin yapabileceği fazla bir şey yok; hiç değilse ben öyle görüyorum.

CB Erdoğan, TIME dergisi kapağında... Kasım 2011
CB Erdoğan, henüz başbakan iken Amerikan TIME dergisi kapağında… Kasım 2011
‘Yeni Türkiye’ yapıyordu; ‘yeni yeni Türkiye’ zorlanıyor

Yapacağını yaptığı bir dönem oldu Türkiye’nin ve bayağı başarılı sonuçlar da aldı.

‘Arap baharı’ denilen ve bölgeye demokrasi getireceği umudunu veren hareketlenme Türkiye sayesinde olmuştu.

Ortadoğulu bir ülkenin ABD ile iyi ilişkilere sahip iken Avrupa Birliği üyeliğine doğru yol alabilmesi… İsrail ile ikili ilişkileri sayesinde Filistin sorununun çözümünde işe yarayabileceği hissini vermesi… Kendi içindeki sorunları da demokratik yöntemlerle geride bırakabileceğini düşündürmesi…

Bütün bunlar, İslâm Dünyası’nı oluşturan insanlar için, taklit edilmeye değer bir ‘model’ olarak görüldü.

Örnek almak için ABD’ye veya Rusya’ya bakmaya alışmış yığınlar için bir vaha gibiydi Türkiye…

En başta dediğimi burada bir daha tekrarlayayım: “Kendi mülkün sağlam temeller üzerinde oturuyor olmazsa, başkalarının topraklarına göz koysan ne olur?”

Ne olur sahi?

Bu günün dünyasında sınırlar başka ülkelerin topraklarına tecavüz ederek değişmiyor; ancak başka ülkelerle iyi geçinerek ve onların seni taklide değer bulmasıyla zihinler üzerindeki sınırlar kalkıyor ve ülkeniz öyle gelişiyor…

Korkum, Rusya ve ABD ile yol arkadaşlığımızın, esas birlikte yürümemiz gerekenler gözünde değerimizi kaybettirmesi…

Var mı böyle bir tehlike?

Ben “Var” diyorum.

ΩΩΩΩ

29 YORUMLAR

  1. Ortadoğu’da yaşananlar hakkındaki tespitlerim :

    Esas amaç İsrail’in güvenliğinin sağlanmasıdır. Bu nedenle İsrail düşmanı olan Irak, Libya ve Suriye’nin beli kırılmıştır. Ayrıca ileride toparlanma imkânları olmaması için birbirlerine düşman küçük ülkelere bölüneceklerdir.

    Sünni-Şii mezhep çatışmasında gerekli olduğu için İran’ın beli kırılmaz, ancak kontrol altında tutulur. Humeyni devriminden sonra İran ‘Şii Troçkist’ bir politika izlemektedir.

    Nükleer silahlara sahip Rusya ne yapıp edip Suriye’de sahip olduğu deniz üssünü muhafaza edecektir. Sadece bu sebep Suriye’nin bölüneceğini garanti eder.

    Türkiye için tarihi soru şudur : Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra artık Türkiye’ye ihtiyaç olmadığını düşünen ABD ve Batı Türkiye’nin üstünü mü çizdi ? Türkiye’yi Sevr ve Lozan arası bir sonuca mı itmek istiyorlar ? Eğer böyle ise bunu doğrudan yapmayacakları açıktır, zira onlar akılcıdır. Bu akıbete Türkiye’nin kendi politikaları ile gönüllü olarak gitmesini sağlayacak şekilde hareket ederler.

    Türkiye’nin üstü mü çizildi sorusuna cevap vermek zor, ancak 15 Temmuz darbe girişimi konuya ışık tutabilir : “ CIA Türkiye’de eskiden beri çok güçlüdür ve her türlü bağlantısı vardır. Önemli her siyasi olayı önceden bilir ve kendi menfaatine göre gereğini yapar. Peki bu durumda CIA, 15 Temmuz darbe girişiminin Hükümet ve Avrasyacı Subaylar tarafından bilindiğini ve iyi bir tuzak kurulduğunu ABD yanlısı politikaları olan Atlantikçi Subaylara ve Gülen Cemaati’ne neden bildirmedi, onların tasfiye edilmesine göz yumdu ? ”
    Bu sorunun muhtemel bir cevabı çok korkutucu : ABD Türkiye’nin Batı’dan kopmasını, AB başvurusunu geri çekmesini, NATO’dan çıkmasını ve Rusya’ya yanaşmasını istiyor. Ancak böyle bir Türkiye’ye Libya, Irak, Suriye muamelesi yapılabilir. Böyle bir durumda Rusya’ya ne kadar güvenilebilir ? Veya Rusya ekonomisi ABD ile çatışmaya yeter mi ?

    Biliyorum bunlar çok karamsar senaryolar. Ancak Devlet’in bekası için en kötü ihtimalleri de düşünmek ve hesaba katmak lazım. Diğer yandan ülkeyi yöneten siyasi ve askeri güçlerin ne olup bittiğini anlayabilecek düzeyde entelektüel bir birikime sahip olmadıkları kanaatindeyim ve bu endişemi artırıyor.

  2. Yeni dünya , yeni Türkiye derken , çantadan çıkan adil düzenin Türk toplumuna sunduğu : 1- Süresiz OHAL (ülke genelinde) , 2 – Kanunsuzluğun kanun olduğu , kim takar yasayı , anayasayı anlayışının egemenliği, 3- Yayılalım , Musulu alalım derken evdeki bulgurun yanında içecek ayranı olmayan millet olduk ya , 4- Yeni dönem savaşları tank, top savaşları değil, strateji savaşlarıdır… Bunu bir türlü anlamayan bir millet olduk.5- Hadi bakalım kolay gelsin… bir acayip zor yarış….. kim kazanacak…. belli değil ama kaybedecek belli …
    işte adil düzenin sonu…. kaos , kaos…

  3. Sizi anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Genel düşüncenizin ülkenin yönünün batı olması gerektiğini az çok yazılarınızı okuyan herkes biliyor .Şu yazının son satırı ise birlikte yürümemiz gerekenlerin farklı olduğunu söylüyor. Niyetiniz ne acaba

  4. Yikama yaglama yapmayacagim.
    Bu gün Türkiyenin bir ortadogu politikasi yoktur.
    Günü kurtarma ve popilist yaklasimllarla ülkede iktidar tabani diri tutmaya calisiliyor. Bu da tamamen ic soyset adina yapiliyor. (Baskanlik….)
    Ülkeye ihanet eden bir kesimin sahsi cikarlari dogrultusunda adimlar atiliyor.
    Ülkenin cikarlari onlarin cikarlarina hizmet ettigi müddetce bu tutum devam edecek.
    Geri dönüsü olmayan bir yola girildi. Ya olacak ya ölecek. Durdugu an millet sorgulamaya baslayacak.
    Sorgulama baslayincada gercekler ortaliga dökülecek.
    Hepimiz aslinda ne oldugunu cok iyi biliyoruz.
    Basit düsün ve meseleyi cöz.
    Ahkam kesmeye ne gerek.
    Hükümet eline iki ucu pisli bir degnek aldi. Simdi ne kullanabiliyor ne de ondan vazgecebliyor.
    Allah sonumuzu hayirli eylesin. Ama hiiiiccccc iyi gitmiyor.

  5. Sayın Koru
    1986 yılından beri takip ederim sizi
    Odtü de iken size müslüman uğur mumcu derlerdi
    Sizde bilirsiniz ki dışarıdan seyretmek ve taşın altına elini koyma farklı
    Sizi hiç taş altına elini koyarken hatırlamıyorum…
    Herkes şunu biliyor ne Rusya ne de abd kendi çıkarları olmadan ise girmez
    Ama sıze sorsak Rusya’daki Afganistan hezimetini ne derdiniz yada abd nin ırak fiyaskosu
    Ne diyorlar mert olanı canımı ye
    Bü devletler mert değil Turkiyeyi bölmek ve yutmak istiyorlar ve biliyorsunuz Osmanlı’da ki gibi yerli işbirlikçileri hazır
    Siz olsanız Suriye de kiliseden mi savunma yaparsınız Musul etnik yapısı değiştirilmek istenirken canım hayaller görmeyelim mi dersiniz Adam ne diyor kanlı darbe ile Erdoğan gidecek
    Birde o Times kapağı.. dikkat ettinizmi kimler ne zaman kapak olmuş
    İstedikleri gibi davranırsanız
    Yok Torumtay istifa etmiş yok asker karşı çıkmış Türkiye de bir tek asker akıllı sanki
    12 eylül neden yaşandı 12 Mart o zaman istifa eden asker varmiydi Asker bizim asker olduğu zamanlar natocu fetoyu olmadığı zamanlar varmiydi bilmiyorum
    Siyasi irade tüm suçu ödedi
    Bırakın kararı o versin
    Sizde Harward etiketinizle yardımcı olun
    Yalnız referanslarınız abd olmasın
    Sizin aklınıza ihtiyaç var
    Saygılarımla

  6. Fehmi bey,

    Yorumlariniza tamamen katiliyorum. Nacizane benim de birkac fikrim var, musaadenizle kisaca yazayim.

    ABD’nin ve Rusya’nin civar ulkeler uzerine cesit cesit oyunlar oynamaya calistigi bilinen bir gercek, siz de oyle yaziyorsunuz zaten. Bunu da gelismis istihbarat servislerinden aldiklari data ile yaptiklari cok acik. Su anda Rusya ve ABD’nin Turkiye’den umudunu kestigi kanaatindeyim. Bunun sebebi basit degil ama karisik da degil. Turkiye eski zamanlardaki gibi elindeki verilerle dengeleri gozeten, ince eleyip sik dokuyan, saglam adimlar atmaya calisan temkinli bir ulke DEGIL artik… Bir gecelik kararlarla hareket eden, fevri, atesli, atik bir ulke olma yolunda. Hangisinin iyi oldugunu bilemem, elbet ikisinin de zararlari ve yararlari var. Ancak sunu goruyorum, su anki Turkiye uzerinden sistematik bir siyasi oyun oynanmasi mumkun gorunmuyor. “Ille de uzerimize oyun oynanmasin da ne olursa olsun”cular icin guzel haber diyebiliriz.

  7. Nurdan hanim ve bekir bey yorumlariniz harika
    Ama iki noktaya dikkat cekmekte yarar var
    1- 2002 /2011 den sonra degisen ne ?
    Sadece ve sadece erdoganin uslubu
    Nerede basladi ?
    -Fetonun buyumesi ve hukumete bazi seyleri dikta etmesi ile ve kendini hukumetin ve devletin sahibi zannetmesi ( tabiiki dis guclerin, ve turkiye birlikteliginin ve yukselisini engellemek isteyenlerin sinsilerin oyunlarina geldiler.
    -erdoganin sertlesen tavirlari; burada 1 minute bosalma/ dejarzdi
    Ama bu devametti icerideki baskilar ve yavas yavas baslayan erdogani yalnizlastirma ve canavarlastirma oyunlari; erdogani daha sert soylemler kullanmmaya itti.
    Erdogana supheyle yaklasan dusmanin hedefi belliydi
    Arkasinda buyuk bir halk destegi olan adam ancak bu sekilde bertaraf edilebilirdi.
    Nasilmi?
    Iceride ve disarida aleyte kampanyalar baslatilarak
    Demokrasi dusmani, kurtleri katleden, islamci, terore destek veren, muhalefeti susturan , gazeteleri susturan etc
    Halbuki turkiyede 2003 yilinda durum ne idiyse fevkalade 20012 de de oydu diyebiliriz
    Tek fark feto iktidara ve devlete celme cakmaya calismisti;
    1 minute olayi da olunca dusman 2 ye cikmisti
    Daha dogrusu feto grubu; benim o zaman icin saf diyenilecegim yine o zaman icin milliyetci sayilan bu grup(kandirildi,alet edildi)
    Farkina varmadan 1 minute ten hoslanmayan okyanus berisi ve otesi feto grubunu kullanmaya basladi
    Tabii bu grup ne yaptiklarinin farkina bile varamadilar (alt tabaka ve orta diyelim)
    Tek amac erdogandi
    Ama bunu 1 minute den hoslanmayan kadro adina yaptiklarinin bir turlu farikana varmadan yaptilar ve yapiyorlar
    Cok buyuk karalama kampanyasina girduler maalesef
    Ulkeye ait gizli bilgileri servis yaptilar
    Dusmanla isbirligine girdiler
    Yeri geldi dusmandan silahi kendileri alip erdogan sahsiyetinde kendi ulkelerine siktilar.
    Iclerine ajanlarin sizmasina izin verdiler.
    Ve sonuc darbeye kadar vardi.
    Aslinda dusmanda bir tasla iki kus vurmus oldu.
    Nasilmi
    Turkiyeye bakin
    Yillarca himmet paralariyla liseyi bitirenler, devlet destegiyle universiteyi bedava okuyanlar bir cirpida yok sayildi.
    O kadar egitimli asker gucu iceride
    Dusmanin da istedi bu degilmiydi
    Iste bu noktada feto sorumluluk almamakla ve darbeyi inkar etmekle kendi elamanlarini daha fazla atese itme hizmetini gormeye devamediyor.
    Halbuki cikip evet bir hata idi, katildik bu ise, darbeciler icinde sayimiz epey fazla ama bu bir hata idi. Devlete karsi gelmek bizim kulturumuzde yoktur, kandirildik diyebilse inanin o ibadet tabani ve ticaretciler aninda donecekler ve devletlerinin yaninda yeralacaklar.
    Bekir beyin yorumuna gelince
    Turkiye cok kirilgan bir bolgede ve kirilgan demografiye sahip.
    Ve biz hata yapan buyuk ulkeler kadar oynak zaminlerden cok uzakta degiliz
    O yuzden biz ancak baris ve demokrasi soylemini gelistirmeliyiz. Bolgemizin ona ihtiyaci var
    Bolgeye savas ve yikim getirenlerin isteklerine alet olmamaliyiz
    Baris ve huzur olan yerde ekonomik istikrar olur. Oda yikimlari durdurur
    Bakin turkiyeyi 6 yildir yikamiyorlar
    Eger ekonomik olarak bu kadar guclu olmasaydik halimiz cok daha beter olurdu

  8. Hiç hata yapmayan -kişi/kurum v.s. – hiç birşey yapmayan; aksine “asla hata yapmamış ve yapmayacak” olanların önünde salta durandır.

    Sanıyorum böyle bir Türkiye hayali var birilerinin… Ve ısrarla bize böyle bir yolu beğendirmeye uğraşıyor…

    Acaba neden..?

  9. “Onlar ki laf ile aleme verir nizamat-bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde.”
    Laf ile peynir gemisi yürümeyeceğini de hatırladıktan sonra, devam edelim. Önceden beri Türkiyenin yetkin diplomat sıkıntısı çektiği, bunun sonucu olarak da reel ve istikrarlı bir dış politika izlenmediği bilinen sıkıntılarımızdan birisidir. Bir iş, verdiği sonuçla değerlendirilir. Orta doğuda zaman lehimize mi aleyhimize mi işliyor?
    sorusunun doğru cevabı, durumun izahı olacaktır. Süleyman Şah türbesinin kaçırılmasından başlayarak aleyhimize tecelli eden vakıaları sıralamak malumun ilamı olur. Hepimizin gözü önünde yaşanan dış politika fiyaskoları ortada dururken. hala iktidara methiye dizmenin nitelemesini yapmayacağım, bir halk deyimini hatırlatmakla yetineceğim :”Ayranı yok içmeğe,taht-ırevanla gider gezmeğe.”..

  10. Turkiye dış politikasınin çok ince ve zeki hesplar üzerine yapıldığıni düşünmeyin. Rus uçağının düşürülmesi ne kadar basit politikalarimizin olduğunu gösteren en büyük delil. Rus uçağı düşüyor meydanlarda efelik yapıyoruz sonrasında rusya Türk iş adamlarinin mülkine el koyup onları sınır dışı ediyor. Sonuç 50 milyarlik bir zarardan bahsediliyor ticarette. Davutoğlu 25 temmuz gibi sanırım ntv de konuşma yapıyor ve Hala fetö düşürmediki emri biz verdik olaydan 6 ay önce genelkurmaya suriye sınırından suriye ülkesine ait yada başka ülkeye ait hangi uçak olursa olsun düşürülme emri verdik diyor. 6 ay öncesindeki emir ise sadece suriye uçaklarının düşürülmesi yönünde bölgeye ruslar gelince özellikle emri yenilemisler. Daha sonrası malum hükümet hemen emri biz verdik diye itiraf ediyor sonra yok bunu fetö yapti diyor sonra darbe oluyor ve sonra eski Başbakan davutoglu hala emri biz verdik diyor hatta hakliydik yapilmasi gereken yapıldı diyor. Sonuç = 1.hükümet çok rahat yalan söyleyebiliyor 2. Dış politikada 2 adım ötesini düşünmüyor 3. Hukuka uygun diye yapılan bir hareketin ekonomiye olacak etkisi bile düşünülmüyor

  11. Bir tarafta 2. Dünya Savaşının galipleri (ABD ve Rusya) diğer tarafta 2. Dünya Savaşının mağlupları (İngiltere, Almanya ve Japonya). ABD ve Rusya ile ittifak etmeyeceksek kiminle ittifak edeceğimiz ortadadır. Bunlar da nasıl bizim asıl ittifak etmemiz gerekenler oluyormuş? Yoksa siz 2. Dünya Savaşının mağluplarını geleceğin galipleri olarak görüyorum diyorsanız o da bir görüştür ancak şimdilik görünen o ki 2. Dünya Savaşının mağlubu ülkeler yakın gelecekte pozisyonlarını pek değiştirebilecek durumları yok.

  12. Yazınızda “İktidara yakın manşetler ve kalemler” ifadesi geçiyor. Bunun zıddı herhalde “iktidara mesafeli manşetler ve kalemler” olmalı. Siz ikinci gruba giriyorsunuz. Bunu kendi ifadenizden çıkarıyorum. Bu hakkınızdır, bu konuda bir şey diyemem.

    Bu günkü yazınızı, bir dostunuzu, bir filmi veya bir kitabı işin içine karıştırmadan yazmışsınız. Bence bu daha iyi, daha net ve daha dolaysız bir tavır. Fikirlerinize katılırız, katılmayız o ayrı mesele.

    Yakına gelinceye kadar Ortadoğu ile ilgili bir sorun hakkında Türkiye’nin ne diyeceği kimsenin umurunda olmazdı. Türkiye de zaten etliye, sütlüye karışmazdı. Birleşmiş Milletler’de ABD’nin parmağına bakar, o kaldırırsa Türkiye de parmağını kaldırırdı. Kaale alınmayan, hesaba katılmayan bir
    ülke durumundaydık. Bu bize yakışan bir tavır alış biçimi değildi. Ama öyle idik.

    Şimdi biz de varız diyoruz. Ve bizim atacağımız adım hesaba katılıyor. Bence bu kötü bir şey değil. Bize yakışan bu.

    Öte yandan hiç bir şeye karışmayan, hiç bir adım atmayan, hiç bir fikir, öneri ileri sürmeyen bir şahıs veya ülke hata da yapmaz. Hatayı icraatı olanlar yapar. Dolayısı ile mevcut iktidar hata da yapabilir. Çünkü bu iktidar seyirci konumunda değil. Hareketli, icraatın içinde olan, ben de varım, Türkiye’yi
    yok sayamazsınız diyen bir yönetimle karşı karşıyayız. Mevcut sorunlar da Türkiye yüzünden ortaya çıkmış değil. Suriye muhalefeti ile Esed arasında bir sorun çıktıysa Esed’in sivillerin üzerine bomba mı yağdırması gerekiyordu? Şehirleri yerle bir etmesi mi lazımdı? Suçluyu iyi teşhis etmek lazım.

    Türkiye elbette dikkatli olmalı. Ama yok hükmünde bir ülke de olmamalı.

    Türkiye’nin tavrının yanlış olup olmadığını ileride göreceğiz.

    • “Ben de varım” demek iyi de, aslolan varlığını isbat edip, dosta düşmana kabul ettirmektir. Bu ise, kalan Ege adalarını Yunanlılara terk etmek, Kıbrıs”ın yavaş yavaş elimizden kaymasını önleyememek, babalanma ve demagojinin ucuz kabadayılık paravanası arkasında İsraille al gülüm-var gülüm yapmak, içerde yüz bini aşıp, ilerleyen içinde büyük çoğunlukta olduğu mazlum ve mağdurlarla milyonu deviren aileleri oluşturmak mıdır varlık isbatı? Hayır bu başka ŞEYLERİN isbatıdır nokta.

  13. Bu ifade çok anlamlı ve doğru, Kendi mülkün sağlam temeller üzerinde oturmadan, başkalarının topraklarına göz koysan ne olur? O ortadoğu küresel güçlerin cirit attığı bir bataklıktır, 10 yıldır ırak 5 yıldır Suriye bilinmeyen bir denklem. Çevre ülkelere vermediği zarar kalmadı özellikle de ülkemize.

  14. Sayın Koru; Başika’dan çık diyen Irak’a üst perdeden sert cevaplar verilmesinin son tahlilde bizi Irak denkleminden daha da uzaklaştıracağını ülkeyi yönetenlerin bilmemesi mümkün değil. Bu noktada konuya “Fehmi Koru” bakış açısıyla bakıldığında tam da istenenin bu mu olduğu insanın kafasına takılıyor.

  15. Hep muhalefet bilader yahu… Türkiye’de; Ülkeyi ERDOĞAN’dan ve AK Partiden daha iyi yönetebilecek birini veya bir kadro bulursanız buyursun yapsın istediğini Orta doğuda, AB’de, Afrika’da, Uzak Doğu’da ABD ile ilişkileri en mükemmel şekilde hallediversin kimse artık FETÖ de olabilir bu siz de olabilirsiniz… Bakınız 1966 dan beridir siyaset ve Orta Doğu ile ilgileniyorum ve Özel bir ilgim var diyorsunuz ama süreci Erdoğan kadar iyi okuyamıyorsunuz gibime geliyor…! Siyasetle ilgileniyorsunuz hem de boğazınıza kadar siyasetle ilgileniyorsunuz…yazılarınızdan bu anlaşılıyor. Unuttuğunuz çok şey var Koru Bey, Unutulmamalıdır ki bir ülkenin sınır güvenliği sınır ötesinden başlar hele bu Orta Doğu ülkeleri söz konusuysa. Haksız mıyım?

  16. Günaydın abi, yazınız için teşekkür ederim. Şuanda tabi ki kimsenin toprağında gözümüz yok ama oralarda mecburen olmamız lazım. Üzerimize oynanan oyunu da görüyoruz. Her yerden saldırılıyor. Ortadoğu da yalnız kalıyoruz ve gücümüz belli.. Hükümette denge politikası izliyor. Gerçekten işimiz zor..

  17. Fehmi bey iyki varsiniz vede iykide yazarsiniz. Allah Razi olsun bu kadar zamaninizi enerjinizi biz okurlarinizi bilgilendirmek için harciyorsunuz. Ben bazen yorum yazmaya çekiniyorum ben hariç sizin yorumculariniz hemen hemen hepsi erkek, fakat sizin her yaziniz bende bir çagrisim yapiyor ve sormadan edemiyorum. Bizim Türkiyemiz sekiz dokuz yil 2002-2011 Dünyada saygin ve itibarli bir ülke idi. Simdide öyle mi? O dönemde kimler devleti yönetiyordu?Sayin Abdullah Gül, Abdul. Latif Sener Ali Babacan Bülent Arinç ve diyerleri hapsi teker teker saf disi edildi. Dünya bize karsi deyismedi bizi yönetenler deyisti daha dogrusu saf disi edildi ehliyetli politikacilar yerlerini ehliyetsiz deyil yalnis politikacilara biraktilar. Hosca Kalin.

    • Ayi dayi hikayesinin ozeti esasen yazdiginiz. Ilimli bir gecis lazimdi sadece o gerceklesti. Simdi yapilan bence Turkiye’nin uluslararasi siyasete Dis gosterme politikasi. Gereklimi? Bence gerekli. En azindan gelecekteki siyasetimizin sekillendirildigini gosteriyor. Kazanimlar ve kayiblar tabiki olacaktir. Ama onemli olan 5 senelik 10 senelik 20 senelik gelecekte izlenecek siyasetin simdiden kismen sekillendirilmeye calisilmasidir.

  18. Guzel bir yazi olmus tebrikler,
    Aslinda olaya “bugun sana yarin bana” tarzindan bakarsaniz rusya tarafinda olmak bizim icin ulke cikarlarina en uygunu degilmi?
    Rusya ne istiyor bakalim;
    Esad kalsin simdilik, secime gidilsin, halk ne derse o olsun; cokta mantikli ve tek cozum yolu olarak gozukuyor.
    Kesinlikle Turkiyenin de bu gorusu benimsemesi gerekir
    Evet Turkiye cok buyuk bir hata yapti “samda namaz kilma cilginligi” ile
    Allahtan putin gibi akilli biri ciktida turkiyenin imdadina yetisti.Turkiyede dil yumusamasi var ama hala esad inatligi devam ediyor
    Hala sansimiz var belki suriyenin toprak butunlugunu koruyabiliriz eger rusyanin fikrini sonuna kadar desteklersek. Aksi takdirde ya savas devam edecek, kanlar akacak. Yine bir nesil bombalar ve silahlarin golgesiyle, yakim ve yikimla, egitimsiz yetisecek , ulke yokluga mahkum edilecek, eline silah verilenler, silahsizlari yok edecek. Kin ve nefret ohumlari bolgeye yerlestirilecek, cok kisa zamandada ulkemize sicrayacak yine.
    Neden illa esad gitsin istiyor turkiye ve bunu baska kimler neden istiyor, esadi istemeyenler neden istemiyor?
    Savas en cok kimin elini guclendirdi. Turkiye bu savasta oyuna getirilmistir. Irak ve libya tam bir yikima ugradi.bunu gorup ders almaliydik.herme pahasina olursa olsun savasi baslatmamak icin herseyi yapmaliydik.
    Bugun en az 5 kose yazisi okudum hepsi erdogan ve turkiye aleyhine amerikanin bush zamanindaki ortadogu politika danismanlarina ait.
    Erdogan hep suriyede esadi despot, diktator olarak gosteriyor vede esad oyle katiliyoruz kendisine. Ama putine gore ve baska coguna gore ulkeyi ayakta tutmak icin gerekeni yapiyor. Cikipta hic bir ulke oraya hernesekilde olursa olsun silah gondermemeli yada herhangi bir grubu ne adina olursa olsun silahlandirmamali idi ulkenin birligine ve ordusuna karsi

    Bizim esad icin one surdugumuz gerekceleri yarin dis gucler bizim ulkemiz icinde bize karsi ileri surup herhangi bir grubu yada gruplari destekleyebilirler ve silahlandirabilirler.bize suriyede yasananlari yasatmak icin tetikteler.
    Turkiye sivri dillikten, asiri uclardan, sert soylemlerden vazgecmeli. Ici bos kavramlar ancak ulke butunlugune ve imaja zarar veriyor. Bize hicbir yarari olmayacak kavramlardan uzak durmaliyiz ozellikle
    Pisman olacagimiz soylemlerden.
    Evet turkiye cok buyuk bir saldiri altinda.
    Ama bunu ulke butunlugunu, ulkemizin ve gelecegimizin yarinini, suriyede,libyada, irakta olanlari gozonunde bulundurarak bir kez daha dusunerek pekala bertaraf edebiliriz. Aksi taktirde dusmanim eline herturlu kozu vermis oluruz.
    Aynen 1 minute te oldugu gibi.
    Lutfen birisi Erdoganin konusma metinlerinden sert sozleri cikarsin.
    Belkide ona ozellikle o sozleri birileri kullandirtiyor. Lutfen dusmanim istedigi dilden konusmasin ve onlari muhatap bile almasin.
    Cunku dusman bir orduyla erdogani takipediyor ve firsat kolluyor topyekun saldiri icin
    Fehmi bey erdoganin belediye baskanligi yillarini hatirlarsiniz
    Iste o erdogan geri gelsin isteriz.
    Saygilar

    • doğruları telaffuz etmek ne zamandır sivri dilli oldu.. ayağa kalkmış bir ülke ve başkanı var.. bu millet pısırık yaşayıp yönetilmek istemiyor.. artık bu şer odaklarının ocaklarına çomak sokmak bizim boynumuzun borcu yoksa bu mazlum milletin ahını alırız Allah korusun.. adam açıktan sana darbe yapıyor seni suriyeden kötü etmek istiyor buna seyirci kalalım diyorsunuz yazık çok yazık..

cosmo için bir cevap yazın İptal