Suud medyası yağcılıkta sınır tanımamış.. Böyle medya olur mu yahu?

18
Daha geniş aile fotoğrafı G-20'nin; liderler eşleriyle Colon Tiyatrosu'nun basamaklarında..

Güle güle öleyazdım.

Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te yapılan ‘G-20 Zirvesi’ sırasında varlığı en fazla dikkat çeken kişi kimdi?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ı dışarıda bırakarak bu soruya cevap arayınız.

Evet, Suudi Arabistan Veliahtı Prens Muhammed bin Salman‘dı (MbS) elbette.

İngiliz The Guardian gazetesi zirveye katılan bütün liderlerin içinde yer aldığı aile fotoğrafı sırasında MbS’nin yaşadığı sıkıntıyı sessiz bir filme dönüştürmüş: Fotoğraf çekilecek platforma ilk gelen MbS… Diğer liderler ondan sonra geliyor ve platformdaki yerlerini alıyorlar…

Ama ne alış… Kimse MbS’nin gözüne değil yüzüne bile bakmıyor…

O orada öylece duruyor, diğerleri sanki o yokmuş gibi davranıyorlar. MbS birinin tokalaşmak için kendisine el uzattığını sanıyor, kendisi de elini uzatacak gibi oluyor, bir bakıyor ki, önünde duran bir başkası için uzatılmış o ilk el…

Utanç içinde elini indirip yerine dönüyor.

Reem AlHarmi adlı bir Twitter kullanıcısı bu kısa videoyu takipçilerine göndermiş, üzerine şu notu düşerek: “Britanya gazetesi Guardian’ın G-20’ye katılan liderlerle ilgili videosu. Orada MbS’nin hali yoruma ihtiyaç bırakmayacak kadar elem verici.”

Aşağıdaki ilk video işte o. Üzerine tıkladığınızda durumu kendiniz de göreceksiniz.

Ancak beni öldürecek kadar güldüren o video değil. Hatem AlHarbi adlı ikinci bir Twitter kullanıcısının Reem‘e cevap olsun diye gönderdiği, Suud medyasında yayınlanmış yukarıdaki ikinci video.

Videoya sesini veren anlatıcıya göre G-20 Zirvesi MbS için bir zafer olmuş, Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘a karşı kazanılmış büyük bir zafer…

Prens gelmiş, onu Arjantin dışişleri bakanı bizzat ve uçağının kapısına kadar giderek karşılamış. (“Buna karşılık” diyor ses, “Erdoğan’ı Arjantin’den kimse karşılamadı.”)

Dahası, “Prens Arjantin cumhurbaşkanı, Çin devlet başkanı, Hindistan, İngiltere başbakanları, Güney Afrika cumhurbaşkanı, Endonezya cumhurbaşkanı yardımcısı, Güney Kore, Meksika, Fransa cumhurbaşkanları ile görüştü” diyor aynı televizyon sesi. (Bu arada, “Türk ve Katar medyası Fransa cumhurbaşkanı ile görüşmesini yalanlarla dolu ifadelerle aktardı” demeyi de ihmal etmiyor aynı ses.

Tabii Rusya ve Putin de unutulmamış o ses tarafından. “Rusya devlet başkanı ile samimi tavırları ise zirvenin en şöhret bulan anıydı ve dünya medyası Türkleri zora düşürecek kadar geniş bir biçimde olayı gördü” diyor. Bu arada Kaşıkçı olayını da ‘Türklerin komplosu’ olarak yansıtıyor TV haberi…

Zora düşecek Türkler arasında ben de varım, bir yazıma o konuyu taşımıştım çünkü.

O aile fotoğrafı var ya, hani Guardian‘ın videosunda liderlerin MbS’yi görmezden geldiklerini gösteren; onu üç parçalı hale getirmişler kendi videolarında, yaşananı gizleyebilmek için…

Ardından da ‘Türkleri kıskandıracağını’ söyledikleri görüntülere eşlik eden sözler birbiri ardına geliyor. ABD’nin dışişleri ve savunma bakanlarının “Elimizde MbS’nin Kaşıkçı cinayetine karıştığına dair delil yok” anlamına gelen açıklamaları veriliyor, tabii yine Türkleri kıskandırmak için olduğu belirtilerek…

O sözlerini ikilinin CIA’nin tam tersini belgeleyen raporundan önce sarf ettiklerini belirtmeden…

Zirve MbS ile Erdoğan arasında yarış olarak geçmiş ve yarışı Prens kazanmış…

Videoya göre durum bu.

Suud medyasının MbS’nin utancından ne yapacağını şaşırdığı Guardian videosunda açıkça görülen durumunu bile çarpıtarak sunması var ya, işte beni ölesiye güldüren o bölümler oldu.

Bir gazeteci grubu, bir ülke medyası yağcılıkta bu denli ileri gider mi?

Gidiyor işte.

Guardian gazetesinin videosunu aşağıda bir kez daha dikkatinize sunuyorum:

ΩΩΩΩ

18 YORUMLAR

  1. sayın koru, bizim ülkemizde durum cokmu farklı?bizim medya suudilerden cok daha ilerde bu konularda.görüntüleri 3, e bölmüşler ve tam tersini anlatıyorlar.bizim medya 9 a bölerdi. yeterki
    para olsun.

  2. kaşıkçı kim ki.. yarın birgün unutulur gider.. suud prensi yoluna devam eder. bizimkilerin kaşıkçıyı bu kadar gündem de tutma nedenleri mezhep taassubundan.. kaşıkçı vahhabi bir gazeteci olsaydı türkiyede bu kadar gündeme gelmezdi..

  3. Allah’ın rezil ettiğini hiç kimse Aziz edemez bu adamın ağababaları vardı bir zamanlar SADDAM ,KADDAFİ ,MÜBAREK,BABA ESED nerde bu zalimler sonları nasıl oldu bi hatırlayalım Allah bilirde bu çocuk fazla yaşamaz çok zıplıyor cehennem çukuruna düşecek bi de haddini bilmiyor

  4. Böyle olur diktatörlerin işleri:
    Yani Fehmi Bey gene yaptın yapacağını. Şu dünyada diktatörlerin ve dikta heveslilerinin nasıl rezil olduğunu ve bunu kendi ülkelerindeki medyayı manüple ederek nasıl saklamaya çalıştıklarını çok güzel anlatmışsınız. İşin ironik tarafı siz kendi ülkenizdeki MsB’nin mukabiline birşey diyemiyorsunuz. Hakkını yemiyelim bizimkiler daha usturuplu çalışıyorlar, bu kadar açık vermiyorlar.
    Görülen o ki son zamanlarda Türk medyası Türkiye’deki insan hakları ihlallerini ve baskıları bu şekilde dillendirme yolunu seçti. Açıkca ülkedeki hukuksuzlukları ve baskıları dillendiremeyince Çin’den, Rusya’dan, S. Arabistan’dan örneklerle durumu anlatmaya çalışıyorlar. Aslında akıllıca bir yol. Bu yol Eski Sovyetlerde sıkça kullanılmış. Yavuz Bülen Bakiler’in Sovyetler Birliğine yaptığı gezileri anlattığı kitaplarını (Can Azerbaycan, Türkistan Türkistan) veya Bahtiyar Vahapzade gibi Azeri şairlerinin hayatlarını okursanız orada bunları fazlasıyla görürsünüz. Sovyetlerin baskılarını, Rusların sömürülerini anlatmak için onlar da bir Afrika ülkesindeki baskı ve sömürü hikayeleri ile durumu anlatıyorlardı.
    Bu yazıyı niye yazdığımı da söyleyeyim. Türkiye’de toplumun önemli bir kısmı (çok sayıda trol ve yandaşlar bunun içinde) somut ile soyutu ayıramıyor, bu çarpıklıklar arasında bağlantı kuramıyorlar. O yüzden hiç bir kavramı da anlayamıyorlar. Kendilerine önderlerinin, reislerinin ilkokul 5. sınıf düzeyindeki anlatımlarının ötesini (ki biz buna Bilal’e anlatır gibi anlatma diyoruz) anlayamıyorlar. Umarım ki bu açıklamalar işe yarar.

    • Fehmi Beyi bırak her gün okuyup yorum yazan yorumcuları, ayda bir hatta yılda bir kez bile okuyanın farkedebileceği bir şeyi anlamak için sizin gibi bir deha olmaya gerek yok herhalde Sayın Çakan. Belli ki yorumcularda aynı yolu kullanıyor. Karşısına çıkamadığın yorumları zan üzerinden eleştirmekse çok çaresiz bir yaklaşım.

      • Emre arkadaş, bu tip somutla soyutu birbirinden ayırt edebilen her biri birbirinden merdane o kadar çok iyi yetişmiş, eğitimli, sorgulayıcı, üretken ve evrensel değerleri de iyiden iyiye tanımış badem bıyıklı mutemet var ki; konteynerler dolusu beyingöçü vere vere tüketemedik bunları gitti yani:) her nasılsa yazım hatalarına kadar da hepsi birbirinin kopyasıymış gibi tekstler paylaşıyorlar:) kim bilir belki de tevhidi tedrisattandır?

    • Yavuz bülent eski samanyolu tvde ballandıra ballandıra anlatırdı türkistan hatıralarını da bahtiyar vahapzadeyi(nur içinde yatsın) yolda görsen tanır mısın ey h.çkakan? Rus tankları baküdeki azadlık meydanında bağımsızlık yanlısı azeri gençleri ezdiğinde davetli bulunduğu bir salonda azerbaycandaki en üst düzey rus generalin suratına nasıl tükürdüğünü bir görseydin vahapzade hakkında böyle atıp tutabilir miydin acep? Çarpıklıklar arasında bağlantı kurabilmek de iyi eğitim almış olmanın eseri olsa gerek:)))

  5. Hükümdarı olduğunu sandığı topraklarında cinayet işlenenler üç maymunu oynamaktan utanmamışlardır. Katil sırtlanlar ya da yabani köpekler ellerini kollarını sallaya sallaya gelmişler, adamı canlı canlı yemişler, kıkırdaşa kıkırdaşa gitmişlerdir. “Aaaa olur muymuş, geri gelsinlermiş, yargılayacak mışız…” Bir millet bir devlet bu kadar rezil edilemezdi. Referansı din olanların birbirlerinden farkları yoktur.

    • Nasıl ki referansı komünizm olanlar biri birinden farklı olabilirse ya da pek çok liberal akım bulunabilirse referansı din, hatta aynı din, olanlar da ayrışabilirler. Yeter ki düşünüp yorumlama yetisini kaybetmemiş olsunlar.

      • Siz bunlara bakmayın; güneydeki sevdiğimiz ülkenin neyi referans almış bir ülke olduğuna gelince, otoriteye saygılı olunsun deyip sus pus oluveriyorlar:) laf ola beri gele! Haksız mıyım didem hanım?

  6. Demiş ki bana öyle bir kelime söyle ki onunla seni idam etmem mümkün olmasın.Bu adamların başka işlere bu kadar kafası çalışsaydı şimdi dünya ekonomisinin dümeninde idiler. Filmlerini beğendim ayak altındaki bir paspas ancak bu kadar maharetle yukarıda bir şapka olarak gösterilebilir.Çok ta haksız değiller sanırım. Ellerindeki dilden konuşuyorlar para.Tek eksikleri bir gün petrol biterse hangi ayvayı yiyeceklerini bilmeyişleri. Ben Arabım diyen peygamber sav efendimiz bu günleri işaret edip bu dangalaklara bakıp vefakar, muhabbet dolu, Allah dostu güzel Arap kardeşlerinizden gönül çevirmeyin mi demek istemiştir acaba?

  7. İnanmayın
    Liderler oğul Selman’a soğuk davranır ama el altından destekleyebilirler yahut sıcak davranırlar el altından kuyu kazarlar. Soğuk davranır, basın sıcak gösterebilir, sıcak davranır basın soğuk gösterebilir. Bunların hepsi bir senaryo gereği oynanmış olabilir. Siz bunların hiç birisine inanmayın. Biz kendi işimize bakalım.

  8. Her devletin mutlaka 1 veya 2 tane yağcı medyası vardır. Prens Selman başarı kazanmıştır. Çünkü kaşıkçı cinayetinden sonra alnın akıyla çıktı diyebiliriz. Acı tablo olan asıl şudur: Ne Trump ne Erdoğan, prensten doğrudan hesap sormadı. Prens Selman kafasını kullandı. Rusya liderine sığındı. Medyaya gelince; bazen A haber ve TRT’yi izlerken aynı Suudi medyası gibi bir düşünce doğuyor içimde. Yandaşlıktan yana sınır tanımıyorlar. Fehmi Bey’e soruyorum. Hrant Dink olayını A haber ve TRT nasıl halka aktardı? Onu da görmek lazım. Bu örneği bütün Devletlerin yandaş medyasi var olduğunu kanitlamam için verdim. Allah’tan ve kul hakkı yemekten korkmayan medyalar; liderlerden ve riziklarindan korkuyorlar.
    SAYGILAR SEVGİLER

    • Sıkı bir hürriyet okuru olduğuna göre hrantın(allah rahmet etsin) katlini medyanın nasıl vermesi gerektiğini de özkökten öğrenmişsindir heralde nusret: kahvede okey oynayan çocukların tepkiselliğiydi değil mi? Suikasti hangi yayın organı nasıl yansıtmış hatırlamıyorum ama dönemin jandarması polisi ve istihbarat müdürü şu anda fetöden hapiste! Kul hakkıymış…

  9. bazen insanların komik buldukları şeylere şaşırıyorum.
    ben suud medyasını yağcı değil haklı buldum doğrusu. bana kalırsa da Arjantin zirvesi tam bir zafer oldu suudi prens için. erdoğana karşı kazanılmış bir zafer olmaktan çok dünyaya karşı kazanılmış bir zafer hem de. muhakkak ülkesine tehdit gördüğü kimselerin ölüm emrini vermeyen devlet yoktur. lakin bu işin bir ahlakı vardır/olmalıdır değil mi??? mbs bu işi en adi en ahlaksız şekilde bir başka ülkeyi zor durumda bırakmak amacıyla ve insan onurunu zedeleyecek şekilde yaptı. karşılığında bir kaç cılız ses bir kaç ambargo tehdidi dışında ne oldu??? zirveye katıldı, insanlarla el sıkıştı, sohbet etti, yemek yedi, resim çektirdi daha iyisi şam da kayısı…fehmi bey yazılarında uluslararası mekanizmaları göreve davet etmişti, işte mekanizmalar bir parça soğuk davranmakla yetindiler. bence bunun adı bir caninin zaferidir. komşumuzun birini parçaladığını öğrensek bu adamlar gibi davranıp, toplantılarımıza davet edip el sıkışıp ama soğuk davranmakla yetinebilir miydik, yapabilir miydik???
    soru yanlış sayın koru, doğrusu böyle insanlık olur mu yahu olacak …

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here