Trump’ın başına çorap örülüyor; bizlerin de başı ağrıyacak gibi…

11

Kendi içimize fazlasıyla kapanmamızı getiren olaylar yüzünden uzak ve yakın etrafımızda meydana gelen ve bizi de yakından ilgilendiren gelişmeleri takipte zorlanıyoruz.

Medyamız da, maalesef diyeceğim, halkı bu konuda bilgilendirmede yaya kalıyor.

En önemli gelişmeler, bizi de içine çekecek biçimde, ABD’de yaşanıyor.

Amerikan basını yeniden itibar kazanma yarışında kan kokusu almış köpekbalığına döndü.

New York Times (NYT), 1971 yılında, Vietnam Savaşı’nın sonunu getirecek ‘Pentagon Belgeleri’ni yayımlamaya başladığında, sonu hapisle bitebilecek bir sürece girdiğinin farkındaydı.

Hem muhabir ve yayın yönetmeninin, hem de kendilerine belgeleri getiren Daniel Ellsberg’in hayatı yargının insafına kalmıştı.

Richard Nixon’u başkanlıktan eden Washington Post’un (WP) Watergate konulu yayınları da, Pentagon Belgeleri’nden bir yıl sonra (1972), Amerikan halkının basına bakışını olumlu olarak derinden etkiledi.

Gözaltılar başladı

Bugünlerde yeniden benzer bir durum var Amerikan basınında.

Donald Trump ve önce seçim kampanyasında sonra da yönetimde görevlendirdiği mesai arkadaşlarının yasadışı tavır ve davranışlarının her gün yeni bir ayrıntısına sayfalarında yer veren NYT ve WP gazeteleri ile ulusal televizyon kanallarının kan kokusu almış köpekbalığından farkı yok.

İlk başarılarını bugünlerde kutluyor gazeteler ve gazeteciler…

Trump’ın kampanyasını yöneten Paul Manafort ile iş ortağı Rick Gates gözaltına alındı.

Kampanyada görev yapmış iki isim daha (Sam Clovis ile George Papadopoulos) aynı akıbete uğrayacağa benziyor.

WP’nin haberleri Manafort ve Gates’in ABD’ye kumpas, kara para aklama ve FBI’ya yalan söyleyerek hükümeti yanıltma suçu işledikleri kanaatini doğurdu.

Clovis ve Papadopoulos ise, NYT haberlerine göre, Rusya ile gereğinden fazla yakınlık kurmuş, yabancı bir ülke ile para ilişkisine girmiş ve başkanlık seçimi sırasında Rusya ile ilişkilerini Hillary Clinton’un seçimi kaybetmesini sağlayacak biçimde kullanmış…

Federal suç bunlar.

Ulusal güvenlik danışmanı olarak atadığı Mike Flynn de, çoktan istifa etmiş olmasına rağmen, topun ağzında. Hem kendisi, hem de oğlu.

Yargının uzun kollarının Donald Trump’a kadar uzanması sürpriz sayılmayacak.

Sebebi ise, iddiaları araştırsın diye bizzat kendisi tarafından atanmış savcı Robert Mueller’in (2001-2013 arası FBI başkanıydı) işini zorlaştırmaya yönelik çabaları.

Mayıs 2017.. Trump’ın ilişkiyi inkar eden Twiti..

Gerçek olduğu gazetelerin yayınlarıyla ortaya çıkan Rusya bağlantısını, Trump, defalarca inkâr etmişti.

İnkârı bilgisizlikten kaynaklandıysa ne âlâ, eğer gerçeği bildiği halde gizlemeye çalıştıysa, böyle bir durum, Trump’ın Beyaz Saray’daki ikametinin süresini de kısaltabilir.

Bizi de ilgilendiriyor

“ABD’deki bu gelişmelerden bize ne?”

Oysa gelişmeler biri doğrudan diğeri de dolaylı sebeplerle bizi de ilgilendiriyor.

Doğrudan ilişki, topun ağzında olduğunu belirttiğim Mike Flynn’in suçlandığı konular arasında Türkiye’nin de adının geçmesinden kaynaklanıyor. Türkiye’li bir kaynaktan propaganda amaçlı kullanılmak üzere kendisine verilen parayı kayıtlara geçirmemiş, saklamış Flynn

“Türkiye benim müşterim” diye beyanda bulunmamış…

Bunlar federal birer suç ABD’de.

Tabii bir de Rıza Sarraf ve Mehmet Hakan Atilla konusu var; ‘dolaylı ilişki’ dediğim o işte.

Üç hafta sonra başlaması beklenen duruşmalarda, Sarraf, ABD’nin İran’a koyduğu ambargoyu delme suçlamasıyla yargılanacak; Atilla da ona bu konuda yardımcı olmakla suçlanıyor.

Atilla’nın Halkbank’ta ‘2. adam’ konumunda olduğunu, Sarraf’ın da siyasiler ile irtibatı bulunduğunu unutmayalım.

Önceki gün, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD’nin Türkiye’ye çarpık davranışlarını eleştirirken şunları söylemişti, herhalde dikkatlerden kaçmamıştır:

“Bakıyorsunuz çok daha enteresan, bir bankamızın daha önce 6 kere girip çıkan görevlisini 7’nci kez girişinde gözaltına almaya yeter. Bir başka vatandaşımızı aynı şekilde gözaltına almaya yeter. Bu işler bittiği zaman da biz dünyayı ayağa kaldırmasını da biliriz. Bunların hepsini de açıklayacağız.”

Sözlerinin muhatabı hiç kuşkusuz Donald Trump’tı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; ancak en yakınlarının gözaltına alınmaları, bir bölümünün ‘suçlu’ olduğunu peşinen kabul etmesi ve yargının kollarının pek yakında kendisine kadar uzanabileceği görüntüsü, Trump’ın da elinde fazla bir güç kalmadığının işareti.

İstese ve yapabileceği bir şey bulunsa bile, Trump, başına örülmekte olan çorap yüzünden fazla bir şey yapabilecek durumda görünmüyor.

Türkiye hazırlıklı olmalı

Bu durumda Türkiye’nin dışarıdan bakıldığında hoşa gitmeyen ve eleştirilere konu edilen görüntüsünü değiştirmekten başka bir yolu bulunmuyor.

Gazetecilerini hapseden bir ülke olmak Türkiye’ye bakışı zedeliyor.

Haklı iken haksız muamelesi görmesine sebep olan at izinin it izine karıştığına dair belirtiler de…

Sarraf-Atilla duruşmalarına, Türkiye, Amerikan yargı sistemini akılda tutarak hazırlıklı olmalı.

“Devletin başıdır” demeden kendi başkanını bile soruşturan bir yargı sistemi var ABD’nin…

Acımasız da.

ΩΩΩΩ

11 YORUMLAR

  1. slm ne yargisi ne adaleti, ne hukuku, hepsi hepsi dunyayi yoneten gladyo nun (300lerin)dunyaya yonvermesi, gibi herseyi yapan onlar..neyse acayip isler.para nerde guc orda..

  2. kendi başkanını bile soruşturan yargı sistemi derken kendi başkanının bile başına çorap ören ”BİR” sistem var demek istediniz herhalde. soru ise şu üç beş gazeteci içerde olmasa türk Amerikan ilişkileri acaba nasıl olur…
    kim kiminle kapışıyor bizim açımızdan bir parça muğlak olsa da sorunların demokrasimizle alakalı olmadığı o denli muğlak değil.
    vakti olan müsiad vizyoner 17 kapanış oturumunu dinlesin. alev alatlı dönüşümde kaybolmamak…

  3. ABD bir Kabile Devleti olduğu için, Trump hukuka tesir edemiyecektir. Ne kendi hatalarını, ne de Reza’nın hatalarını ört bas edemiyecektir.
    Tüm dünya ABD deki bu hukuk işleyişi sonunda ortaya çıkacakları görünce bir ”Hukuk Devleti” olan Türkiye nin tavrını görmek enteresan olacak. Neden baş ağrısı olsun ki?

  4. Sayın Koru,yargı ve basının görevi bunlar değil midir?
    Görevini yaptıkları için neden Trumpun başına çorap örmek ve kan kokusu almış köpekbalığı gibi saldırmak şeklinde itham ediyorsunuz.
    Suç gizli ve cezasız mi kalmalı.Ulkemizde olanlar bunlardır,peki bizim için iyi mi oldu.Bugun gurur duyulmayacak noktada olmamızın sorumlusu yargı ve basının görevini yerine getir(eme)mesi değil mi?

  5. Ah keşke bizde de böyle bir yargı ve basın olabilse.
    Yargının,kim yapmis olursa olsun, hukuksuzlugun hesabını sormak için yuruttugu faaliyeti başa çorap örmek ve basının da,konusu kim ve ne olursa olsun bir istismari ve kanunsuzlugu ortaya çıkarmaya hizmet ettikçe, hangi amaçla olursa olsun yaptığı habercilik faaliyeti,kan kokusu almış köpekbalığı davranışı olarak tanımlanamaz.
    Boyle bir yargı ve gazetecilik hangi ülkede olursa olsun bir övünç kaynagi olmalıdır.
    Bu işin sonu bizden birilerine dokunabilirmis diye de kimse uzulmemizi,hemen vatan-millet,bagimsizlik elden gidiyor edebiyatıyla feryat etmemizi ve zarar dokunabilecek olan kişileri savunmaya geçmemizi beklemesin.
    Yargiyi Adalete ve basini da kamuoyuna gercekleri anlatmaya hizmet etmekten alikoyan,elini kolunu bağlayan ve kendilerinin kölesi haline getiren ve bu sayede yaptıkları hukuksuzlugun, istismarlarin hesabını vermekten kurtulanlar, milli menfaat ve değerleri temsil etmiyorlar ve bu gerekçe ile savunulmayi da haketmiyorlar.
    Varlığın doğal akışı,adalet yönündedir.Ne yapılırsa yapılsın,suyun akıp kendi doğal yolunu bulması gibi, varlık ta akar ve adalet noktasına mutlaka ulaşır.Buna ilahi adalet de diyebiliriz.
    Adalet hiç umulmadık şekillerde tecelli edebilir,hic beklemedigimiz bir anda ve sekilde gelebilir,şaşırabilir,kizabiliriz.Ama kurtuluş mümkün değildir.
    Bakalım bu sefer adalet nasıl tecelli edecek, izleyelim,görelim.

  6. Daha 1970’lerin başında yazdığım bir kitapta “Rusya’da liberalizme, ABD’de sosyalizme dönülecek.” demiştim. ABD bugün fiilen sosyalizmde, resmen ne olacağı belli değil. Sermaye ile Devletler arasındaki çatışma devam ediyor. İngiltere’deki Sermaye’nin ABD’deki yönetimi devirmesi demek, Sermaye’nin geçici de olsa galip geleceğini ifade eder.
    ABD yönetimi isterse bir gecede Sermaye’yi yerle bir eder. Yargı sistemi hukuk düzeninde geçerlidir. Savaş başladı mı hukuk değil silah konuşur. Sorun şudur. Trump teslim olacak mı yoksa FBI veya Pentagon’a “Tutuklayın bunları, mahkemeleri lağvettim.” diyebilecek mi? Bunu dediği zaman ABD’deki silahlı güç, emri yerine getirecek mi?
    Trump başarıya ulaşmak için önce ABD Merkez Bankasına el koymalı. Altına kote edilmiş doları çıkarmalı ve değiştirmeli. Altın doları eline geçirdiği gün (bir gecelik iştir) ABD faiz dolarını) Altın dolara çevirince dünya devletleri faiz dolarına devam ederse TRump yenilmiş olur. Altın dolar dönerse Sermaye iflas etmiş olur.
    Faiz dolarının yani bugünkü karşılıksız kağıt doların altın dolara dönüşmesi demek, Sermaye’nin hakimiyetinin sona ermesi demektir. ABD’nin süper güç olması sona eriyor demektir. ABD uygarlaşmadaki rolünü sürdürmeye devam edecektir. Türkiye’nin yapacağı iş İstanbul Kuyumcular kooperatifi kurup altın bonosunu çıkarmak ve dünyayı doların hakimiyetinden kurtarmaktır.

  7. “Oysa gelişmeler biri doğrudan diğeri de dolaylı sebeplerle bizi de ilgilendiriyor. ” diyorsunuz. Doğrudan olana bir kaç cümle, dolaylı olana paragraflarca yazı… haberi okuyunca vermek istediğiniz bilgi eksik ve kapalı kalmış. Eleştirdiğiniz medyamız gibi. Bu haber hiç yazılmasa da olurmuş. Yıllar sonra ben yazmıştım demek için sanki.

  8. Atmış yaş üzerinde olunca olayları anlamakta güçlük çekiyoruz. Çok farklılık gözetlenebiliyor. Bir gün önce ak denilen şeye bir gün sonra kara deniliyor ve çok yadırganmıyor. Bütün ülkeler de dahil olmak üzere gelecekle ilgili belirsizlik gittikçe artıyor. Yapmıyacağınızı neden söylersiziniz dendiğinde işte tam zamanı.

  9. Zaten olmasi gereken devletin basi demeden yargilayabilen bi adalet anlayisi degil mi? Hatirlayalim Osmanli Devleti nin Duraklamaya kadar ki donemini
    Ya da sunu mu demek istiyorsunuz..Butun dunyada her devlet ust duzey gorevlilerine acilan sorusturma kumpastir…..

  10. Sayın Koru sadece yazdıklarınz ile yetinseler öpüp başımıza koyalım.
    Bizimkiler ABD yargısının eline açık demek az gelir çok açık çekler verdiler.
    Bu aralar Türkiye hakkında başka bir idda daha var. Bu idda ABD ye gizlice sokulan valizler dolusu dolarların kimlere rüşvet olarak verildığine dair Dua edelimde bu haber yalan olsun.
    Eğer gerçek olursa bizi dünyaya rezil eder, diyerleri bunun yanında sıfır kalır
    ABD li gazeteciler işlerini şansa veya duyumlara bırakmazlar. Bir örnek
    Ben bir kaç yıl önce Türkiye ye gitmiştım Egede bir şehirde misafir olduğum eve gidiyordum kendimi bir an ABD de zannettim çünkü iki kişi Amerkan İngilizcesi konusiyorladı fakat ikiside Türke benziyordu
    Onlara merhaba dedim ve şu soruyu sordum.”Siz aynen Türkelere benziyorsunuz ama Türk değilsiniz” Türkçe evet dediler ve benimle Doğu şivesinde Türkce konuştular. Kendileride zaten Doğululara benziyorlardi. İkiside Gazetecilik yaptıklarını söylediler.
    Halkın arasında Türklere gibi giyinmiş her hal ve hareketleri bizden farklari olmiyan gazeticiler, sıradan bir sokakta ve arabalaride o şehirin plakası olan bir araba idi.
    Bu örnek de görüldüğü gibi ABD li basın gerçekleri emirle değil bilgi ve beceri ile ortaya çıkariyor.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here