Trump’a saldırılar arttı.. Deli, çılgın gibi sıfatlar gırla gidiyor.. Yoksa bu adam?

14

Washington Post gazetesi (WP) Donald Trump’ın Beyaz Saray’a taşındığı ilk günden başlayarak orada kaldığı her gün yaptığı konuşmaları, attığı Twitleri takip edip doğru olmayan iddiaları belirlemek üzere bir editörünü görevlendirdi.

Ben bir devlet yöneticisine yakıştıramadığım için ‘doğru olmayan iddia’ diyorum, ama Amerikalı meslektaşlar lafı benim gibi eğip bükmüyor ve onlara ‘yalan’ demekten çekinmiyorlar.

Editörün tespitlerine göre, Trump, 20 Aralık tarihine kadar, başkanlıkta geçirdiği 700 gün içerisinde, tamı tamına 7 bin 546 doğru olmayan veya yanlışa sürükleyen iddiada bulunmuş…

Gün başına 11 yalan düşüyor.

WP haberini kaçırmışım, New York Times (NYT) yazarı Thomas Friedman’ın ABD başkanının ‘idam fermanı’ sayabileceğiniz son yazısını okurken bu bilgi karşıma çıktı.

Thomas Friedman ülkemize de uğradığı ve hakkımızda yazdığı için, bu arada kitapları da dilimize çevrildiğinden bizde de ismi bilinen bir gazeteci. Bir keresinde benimle de görüşmüştü. NYT ona önemli olayları izleyebilmesi için istediği zaman arzu ettiği yere gitme serbestliği -ve tabii maddi imkan da- sağladığından, ilgi çekici yazılar kaleme alabiliyor Friedman.

Trump’ı sevmeyenler kervanına en son katılanlardan olmasının sebebi de ABD’den çok başka ülkelerde vaktini geçirmesi olabilir.

[Yazısının girişinde ‘‘Şu ana kadar Trump’ın görevden alınmasından yana değildim; ülke için en doğru olanın, onun geldiği gibi -sandık yoluyla- gitmesi olduğuna güçlü bir biçimde inanıyordum’’ diyor. Şimdi kanaati değişmiş, bir an evvel gitmesi gerekir görüşünde.]

Son yazısının başlığı şu: ‘‘Cumhuriyetçi Parti için Trump’ı kovma tehdidinde bulunma zamanı geldi.’’ Partinin öndegelenlerinin duruma müdahale etmesini ve Trump’ı istifaya zorlamasını savunuyor Friedman.

Bardağı taşıran damlanın ‘Suriye’den asker çekme kararı’ olduğunu sanmayın. Yazısında açıkça Trump’ın ABD-Çin ticari ilişkilerini yeniden ele almasına da, Suriye ve Afganistan’da asker bulundurma konusu üzerinde farklı durmasına da katıldığını söylüyor NYT yazarı.

Peki itiraz/ları hangi konularda?

Bir kere Trump’ın davranış tarzını sakıncalı buluyor. Sürekli yalan söylemesinden mutlu değil. Kararlarını almadan önce kendisine sunulan brifing notlarını okumadığı, devlet kurumlarının uzmanlarına danışmadığı, ikinci sınıf insanları göreve getirdiği, Rusya’ya olumlu yaklaşıp ülkenin müttefiklerini aşağıladığı ve her şeyi kendi merkezli gören bir egoya sahip olduğu için iki yıl daha ülkeyi yönetmesini tehlikeli görüyor.

Uzun yazının orasında burasında ‘çılgın’ veya ‘deli’ gibi sıfatlar da kullanıyor Friedman ABD başkanı için.

Trump’lı ABD politikalarını 1930’ların ABD politikalarına benzettikten sonra şu soruyu kendisine sorup cevaplıyor yazar: ‘‘O politikalardan sonra ne olduğunu biliyoruz değil mi? İkinci Dünya Savaşı…’’

O kadar tehlikeli bir adam yani.

Daha önceleri ‘‘Dönemi sonuna kadar yerinde kalsın, nasıl olsa ikinci seçimi kazanamaz’’ diye düşünürken, partisinin artık Trump’ın ipini çekmesi zamanı geldiğine inanıyor Friedman.

[Yoksa, yaptıkları sayesinde Trump’ın 2020 seçiminde yeniden seçilebilme ihtimali onu bu yöntemi önermeye sevk etmiş olmasın?]

NYT yazarının yazısını okuyunca Trump’ın deli-meli, ama bu tür davranışlarla belki de farkında olmadan bütün global dengeleri sarsabileceğini ve bu yolla hiç beklenmeyen -hayırlı?- sonuçlara sebep olabileceğini düşünmeye başladım.

Özellikle de bazılarının ‘dünya hükümeti’ saydıkları ve her dönemde Washington’da etkisini hissettiren Council on Foreign Relations (CFR) kuruluşunun başkanı Richard N. Haass’ın da Trump’a alenen saldırıya geçtiğini fark ettikten sonra.

Haass’ın attığı son Twit’lerden biri şu:

’’İsrail Suriye’ye havadan saldırıyor, Suudlular Yemen’de savaşı sürdürüyor, Türkiye Suriye Kürtlerine saldırıya hazırlanıyor, Esad hala işbaşında, IŞİD yenilmiş filan değil, İran bölgedeki gücünü artırıyor, Rusya ise en etkili yabancı güç olmakta: Amerika-sonrası Ortadoğu’ya hoş geldiniz.’’

CFR’nin uygun gördüğü düzeni bozduğu neredeyse kesin Donald Trump’ın; dünyamızı tehlikelere daha açık hale getirdiği de…

Bundan bir hayır doğar mı?

Galiba bu sorunun cevabını yaşayarak öğreneceğiz.

ΩΩΩΩ

14 YORUMLAR

  1. Bazı yorumcular Trump’ın gitmesinden bir hayır görememişler ama ben sırf yalanlarından ötürü Trump’ın görevinden uzaklaştırılmasının büyük bir hayr olacağına inanıyorum. Yalanların cezalandırılmasını hepimiz hayırlı bir iş olarak görmeliyiz bence ve hepimiz yalana düşman olmalıyız. Yanlış anlamadıysam yazarimizda buna vurgu yapmış.

  2. Trump neden Süriyeden çekiliyor?
    Cevabi çok basit! Medya olsun sıradan insanlar olsun Trump’in gayesini oğrendiler….Gene onun sayesinden İslamda suçsuz insanlari öldurmenin yasak olduğunu de öğrendiler….. ve TERÖRIST MÜSLÜMAN SOYLEMELRINI BIRAKTILAR.
    Müslümanlara bakiş açıları değişti….

    Oysaki Trumpın gayesi bu değildi! Insan kani dokerek saltanatini sürdurmekti.
    İşte bu amacina takrar kavuşmak için ve Kankasi Putin ile ve çakma düşmani İran ile birlikte IŞIDI guclendirmeye karar verdiler ve can çekişen işida hayat suyu abd askerlerini bir muttlegine geri çekerek verip uygulamaya koydular….
    Tabii piyolari Turkiye ve her zaman batinin bir numaralari kendilerini Kurt olarak tanitan ve kandirilmiş Kürt genclerini kanlari ile beslenenlerin ikiyuzlu Iran ve Rusya Trump dönemde altın çaglarini yaşamaya basladilar.
    Kısacasi DUNYAYININ Islama karşi söylemlerini ve düşuncelerini tekrar değistirmek için Yeni elamanlari Gene eskisi gibi Turkiye üzerinden Suriyeye sokup… ne olacağina yazamaya gerek yok herkes bilir.
    Daha fazlasini Istiyen yalan makinesi Trumpın 4 ay öncesi ve şimdiki konuşmalarina ve bizdeki baris surecinin zamanlamasini tekra goz atsin o zaman anlarlar.
    Aslinda bu konularda Trumpi en iyi amerkalilar değil biz Anlariz..çünkü Sayin Korunun bugunku yazisindaki yalanci karekterler bizde başt siyasetcer olmak uzere her kesimde buluna bir özellik.

    Good by Suriye! See you soon imza ABD li askerler

  3. Romada veya galyada; sorun hep milletin seçtiklerinde! Hele bir de başına buyruk bir liderse; sıfatlardan sıfat beğen, yaftalardan yafta… Uluslararası vesayet kurumlarından birinin (siz imf deyin) mutemediyse çemiş bürokrat; parlat babam parlat! Nasıl olsa küresel vesayetin her yazdığı doğru olan medya organları ve her yazdığı ayet olan duayen gastecileri var:) arada birileri çıkar milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılsın der ama hiç bürokratların (asker/sivil farketmez) dokunulmazlığına dokunan olmaz! Çünkü asıl canına okunması gereken, merkezbankasının yüksek maaşlı bürokratları değil halkın seçtiği çarıklı mebuslardır hep. Sayın yazarın sözünü ettiği o harcırahı bol abd li gasteci ordan oraya uçarken umarım bi keresinde de istanbuldaki suudi büyükelçiliğine uğramaya kalkmaz… Besleme medya kendi işine baksın; sahibinin ayakkabılarını parlatsın, ürmesi gereken durumlarda ürmeye devam etsin. Ama milletin seçtiklerini itibarsızlaştırmaya çalışırsa ben de yapacağımı bilirim: medya kime en çok ateş ediyorsa oyumu ona veririm:))) herkes kendi delisinden sorumlu; amerikanın pişmaniye kafalı başkanı kime ne etmiştir ben bilmem ama önceki şopar gittiğinden beri türkiyede yüksek ölümlü ağır bir terör saldırısı yaşamadık! Sonuçta öyle anlaşılıyor ki demokrasi kuşunun çıkardığı her yumurta herkes tarafından beğenilmiyor: hele bir de delikanlıysa:)

  4. şaşılacak ne var.. Amerika Irak’ı Iran’a bıraktıktan sonra.
    şimdi de Suriye’i Iran ve Rusya bırakıyor.
    Ana tez damadın Suud’lular yaptıgı anlaşmada olduğu
    gibi sunniler ve şiilerin karşı karşıya gelmesi..

    Jeffrey gelmeden önce ne demişti:
    “Astana sürecinin ipini çekme vakti geldi”

  5. 1776 yılında, Tom Paine şöyle demişti, ”amerikanın meseleleri tüm insanlığın meseleleridir.”
    ve 11 eylül saldırılarından sonra yeni bir dünya düzeni kurgulayan abd için başkan bush şöyle demişti, “ya bizimle olursunuz, ya da bize karşı gelirsiniz”
    ve şimdi trump ne diyor, ”yeniden büyük amerika.”
    resmin bütününde bir aklın bazı uzun vadeli politikaları vardır ve kimin seçildiği aslında önemsizdir diyebiliriz…sıfatlara bakacağımıza isimlerden sıfatlardan bağımsız akıla bakalım…

    trump aday olduğunu açıkladığı zaman bütün dünya gülüyordu, işler ciddileşince siyahlar, kadınlar, hispanikler ve müslümanlar hatta kendi partisinden bile, partinin ağır topları ona destek vermeyeceğini açıklamıştı. lakin ben kaybedeceğim yarışa girmem diyen trump karşısındaki rakibi skandalları çok , hasta, statükocu clintona karşı kitleleri ayrıştırıcı söylemlerine rağmen halkçı çıkışlarıyla yarışı kazandı.

    bir şeyi yıkmadan yeni bir şey inşa edemezsiniz.
    bir küresel kriz geliyor…
    “amerika’yı yeniden büyük yapmak” abd dahil herşeyi yıkarak tek merkezli tek dinli bir yeni bir düzen arayışı olabilir mi? abd’nin herkesle kavgalı, herkesle hasım haline gelen politikası, trumpın açgözlü kapitalist ve kuralsız iş adamı kişiliği ile birleşince ve sahip oldukları güç düşünülünce ”ortaya karışık” misali kaos siparişi verildiğini söylemek komplo teorisi olur mu??? koyu avengelist bir başkan yardımcısı, siyonist bir damat saldırgan ve tehditkâr ekopolitik mi desek teopolitik mi desek hamleleri açıklamıyor mu???
    bir dönüşüm türbülansına giriyoruz/girdik. ülusal devletlerin egemenliğine dayanan eski dünya düzeninden ulusal devlet anlayışına dayalı dış politikalardan bu yüzyılda yaşanan savaşlar ve “terör”ün dinamiklerinin getirdiği ve getireceği yıkımlarla bugün tüm insanlığı etkileyecek yeni bir evrensel düzene doğru evriliyoruz. dolayısıyla bu dönemde hemen bütün ülkelerde karar mekanizmaları arasında yaşanan bir güç savaşından söz edilebiliriz sanırım. iç dinamikler ve karar merkezleri arasındaki güç dengelerinin mücadelesinden… amerika’da pek çok karar mekanizması var malum,
    beyaz saray, pentagon, CIA, kongre, küresel şirketler gibi.
    bir grup diğer gruba bazı sıfatlar üzerinden ellerindeki medya imkanlarıyla ya da pek çok yoldan diyelim birbiri ile pençeleşiyor işte…bu tartışmalar resmin bütününü etkileyecek öneme sahip değil. bizde oğlan bizim kız bizim derler, trump gitse kim gelecek mike pence mi…yaşasın demek için sebebi olan var mı???

    sıfatlar gırla gidiyor derken bu arada bir aklın tanımladığı bazı the cemaatten ve avengelistlerden özel çevrelerin bu minvalde ısrarla cumhurbaşkanımızı bırakın diktatör olarak işaret etmeyi deccal olarak bile işaret ettiklerini görüyoruz. serdar turgutun ilgili ilginç yazıları var. neyse konu fazla uzamasın.

  6. Trump’ın gelmesi de,gitmesi de hiç umurumda değil.Ne halleri varsa görsünler.Hiç birinin bize hayrı yok,dünyaya da yok.Hayrı dokunsa
    (Hüseyin)Obama’nın dokunurdu,ama ondan da bir iyilik görmedik;biz de,dünya da.ABD seçimi öncesi Trump’ı Fetö istemediğine göre Tump’ın seçilmesi iyi olur diye düşünmüştüm öylesine.Bu düşüncem değişmiş değil,ama gene öylesine diyorum.Yani bir Trump taraftarı da değilim.Bana ne?Bundan sonra bir seçim daha yapsalar,bütün ilgisizliğime rağmen,gene Fetö kimi isterse,onun değil de rakibinin kazanmasını isterim türkü
    çağırarak.Malum el elin eşeğini türkü çağırarak arar.

  7. Bu Hafta
    Trump Erdoğan’la olumlu görüşme ve beyanlarda bulunuyor. Suriye’den çekiliyor, Irak’taki orduyu ziyaret ediyor. “Burada kalacak, Suriye’yi buradan yöneteceğiz.” diyor. Iraklı yetkililerle görüşüyor. Türkiye’de Dış İşleri Bakanı, Savunma Bakanı, MİT ve başkanlık sözcüsü Rusya’ya gidiyor. ABD’de Trump’un iktidarında istifalar devam ediyor. İstifaya zorlanıyorlar.
    İşçilik dönemi sona eriyor. Artık faizli sömürü düzeni can çekişiyor. Bugün merkezi hâkimiyet sona ermektedir. ABD dünyada Sermaye’nin jandarmalığından vazgeçiyor. Sermaye ABD’den ümidini kesti, eski dünyada yeni çözümler arıyor.
    Bizim herkese tavsiyemiz tektir. Erdoğan’dan başlayıp Rothschildler’e kadar herkese tavsiyemiz tektir. Akevler’in hazırladığı, henüz basılmayan Adil Düzen’e göre İnsanlık Anayasası’nı incelesinler ve ona göre işçilik düzeninden ortaklık düzenine yönelsinler. Kim olursa olsun Akevler bu yola düşenlerin yanında olacaktır. Bu Erdoğan değil de Kılıçdaroğlu olabilir. Bu Trump değil de Rothschildler olabilir. Kur’an bize “iyilerle beraber olun” demiyor “iyi iş yapanlarla beraber olun” diyor.
    Akevler’in insanlık anayasası üzerinde yeter derecede yayın yapılmıştır. Allah insanlara çözüm yollarını öne sürmüştür. Şimdi gemiye binecekler bekleniyor.

  8. Kurtlar sofrası; bundan bir hayır doğar mı ki? Hele Ortadoğu coğrafyası için hiç sanmam.

    Sanmam, çünkü; bu coğrafyanın halkları ve yönetimleri aklını başına almadıktan sonra bu hiç gerçekleşmeyecek. Kendi iç siyasi ve ideolojik çekişmelerinin yanında ulusal olarak da yek diğerine üstünlük taslayan ve kendi egolarını tatmin adına güya ”evrensel” rejimlerini ihraç etme amacında ulus(cuk) devletler ile dolu bir coğrafya rahat yüzü görmüyor maalesef! Yanında, maddi değerlerinin el değiştirdiği, manevi değerlerinin de arkasına saklandıkları güçler eliyle iğfal edildiği bir coğrafya..hem de yüz yılı aşkın zamandır…

    Bütün savaş ekipmanları ve kendi yönetim kadroları da ithal(!) olan terör örgütlerinin musallat olduğu İslam ülkeleri, İİT (İslam İşbirliği Teşkilatı) sayesinde! bile müşterek terör sorununu çözemiyor ise burada durup düşünmek gerekir. Hal bu ki; bölge ülkeleri bir diğerine terör ihraç etmekten de geri durmuyorlar.

    Trump’ın, bugün, özel uçağıyla Washington’dan Irak’a kendi askerlerinin Noel’ini kutlamak için ve Irak’ın egemenlik haklarını ihlal edercesine (Irak devlet ya da hükümet yetkililerini es geçerek) topraklarına ayak basması, ABD hegemonyasının resmi değil de nedir?
    Üstüne DEAŞ’ı bitirmek için Türkiye’ye askeri, Suudi Arabistan’a maddi (finansal) görev tayin etmesi işin tuzu biberi.

    Deli meli, yalancı, üç kağıtçı; her neyse Trump, bugün ayak bastığı Irak’ta DAEŞ’in bitirilmesi için, Türkiye’ye askeri, Suudi Arabistan’a finansal görev tayin ediyorsa burada ABD’nin devlet etkinliğini iyice görmek gerekiyor. Yoksa, ABD’nin etkinliği, Trump’ın yönetim şekliyle azalıyor ve bu yüzden bölge ülkelerine alan açılıyor beklentisi çölde serap görmekten öte bir şey değil. Aksi ise; bölge ülkelerine alan açılacaksa, Rusya, İran, Çin ve Hindistan’ında emelleri olan bölgede ne gibi hayırlar umulabilir?..kritik edilmeli.

    Suriye, bunun için alan çalışması yapılabilecek bulunmaz bir örnek. (Çok yazık)

  9. YALAN SÖYLEYENLERE İTİBAR EDİLEN BİR DÜNYA.
    Yalan söyleyen neler yapmaz ki.
    Her kötülüğün anası.
    Herkesi bu meselede teste tabi tutmalıyız.
    En başta kendimizi.
    Yalancıların çoğunlukta olduğu bir toplumu ancak yalancıların şahı yönetebilir.
    Bu konuda arkadaşlarımızı,iş yaptıklarımız,elemanlarımız ,idarecilerimiz,patronlarımız,sanatçılarımız,edebiyatçılarımız,akademisyenlerimiz,yazarlarımız,gazetecilerimiz,din adamlarımız,siyasetçilerimiz,sanatkarlarımız,iş insanlarımız,esnafımız,işçimiz,öğrencilerimiz,öğretmenlerimiz kısaca toplumun her kesimi bu testten geçebilir mi?
    Bir topluluğun ekseriyeti yalancılardan oluşuyorsa ancak o toplumu yalancıların en yalancısı yönetebilir.
    Yalancılık bütün dinlerde lanetlenmiştir.
    Demek ki yalancı topluluklarda lanetlenmiştir.
    Beşeri (seküler)bütün ahlak kurallarında da men edilmiştir.
    Hiçbir hukuk kuralında yalancılık hoş görülmemiştir.
    BAŞTA İDARECİLERİMİZİ(büyük sorumluluk sahibi oldukları için)BU ÇOK ÖNEMLİ KONUDA BİR KERE DAHA DEĞERLENDİRİRSEK HAYATİ ÖNEMDE BİR İŞ YAPMIŞ OLURUZ.

    • Yalan dünya:))) polis okulu sınavlarına hazırlanan ankaralı şakirtin -elinde çalıntı soru cevaplarla çıka gelen- dersane abisine sorusu ve aldığı cevabı hatırlattınız bana: “bunlarla kul hakkına girmiş olmuyor muyuz?” elcevap: “ne yani; bizim yerimize komünistler, ateistler mi kazansın!” eh tabii, sizden başka müslüman yoksa; sizden başka herkesler yalancıdır da:)))

  10. ABD de tartişmalardan bazi bölümleride ben derledim.
    Yalnış anlaşılmasın çeviriyi ben yapmadım. Sadece ingilizcesini dinledim ve okudum daha sonra Turkçe tercümelerini bulup önemli gödüklerimi kopiledim.
    ××××
    Erdoğan Trump’a şantaj yapıyor olabilir mi?
    Başlıktaki soru NATO eski komutanlarından Orgeneral Wesley Clark’a ait.
    CNN’de ABD’nin Suriye’den asker çekme kararının tartışıldığı programda söyledi. Clark’a göre söz konusu kararın ‘mantıklı hiçbir tarafı yok’.

    Washington’da neler oluyor?

    2012 ABD, Suriye’de savaşacak ‘taşeron
    ariyordu ve bu işi Turkiye havele etmiştı, Erdoğana rağmen olmadi

    Aradan geçen sürede Suriye’de çok şey değişti.

    Dengeler, ittifaklar, müttefikler yer değiştirdi. Gelinen noktada ‘bugün yarın gidecek’ denilen Esad rejimi hakimiyeti tekrar sağladı. ABD ise Türk tarafı ile yapamadığı işbirliğini PKK ve uzantısı YPG ile yaptı.

    Rusya ve İran nüfuzunu arttırdı. PKK Türkiye sınırına paralel minyatür bir devlet kurdu.

    TRUMP DIŞINDA HERKES ŞAŞKIN

    2018’in son günlerinde sürpriz bir gelişme oldu ve ABD Suriye’den çekileceğini açıkladı.

    Başkan Trump’ın Twitter’den duyurduğu karara göre Suriye topraklarında IŞİD ile savaşma işini Türkiye devralıyor.

    Böylece ABD aradığı ‘taşeron ordu’yu 6 yıl sonra bulmuş oldu.

    Peki ama bu karar nereden çıktı? Trump ne yapıyor, şimdi ne olacak ?

    Aslında bu soruların cevabını net olarak bilen kimse yok. Sadece Washington’da değil, dünyanın bir çok başkentinde bu soruya cevap aranıyor.

    Erdoğan bu esnada yumruğunu masaya vurdu mu bilmiyoruz ama Trump’ın soruya ‘Tamam o zaman Suriye’den çekiliyoruz” cevabını verdiğini kendi tweetlerinden biliyoruz.

    ‘Resmi söylem’ bu yönde.
    Hal böyle olunca da herkesin kafası karıştı.

    Trump’ın çekilme kararı sadece muhaliflerini değil, sıkı taraftarlarını bile şok etti. Cumhuriyetçiler dahi ‘İŞİD tam olarak bitmiş değil, İran ve Rusya bölgede gücünü arttırırken bizim çekilmemizin ne tür bir gerekçesi olabilir ?’ diye soriyor.
    Karar gerçekten de ABD’yi sarstı.
    Böyle bir ortamda ABD askerlerinin çekilmesi kararı açıklanınca komplo teorileri havada uçuşmaya başladı.
    Çünkü Trump kabinesinden isimler dahi çekilmeyi izah edemiyor.
    Mesela CNN’e çıkan eski NATO komutanlarından general Wesley Clark Trump’ın kararını sorgularken “ Kararın arkasında herhangi bir stratejik akıl görünmüyor. Dünyanın her yerinden insanlar, Ortadoğu’da ki müttefiklerimiz kararın gerekçesini soruyorlar. Diyorlar ki “Erdoğan Trump’a şantaj mı yapıyor ? Herhangi bir ödeme filan mı yapıldı ? Böyle bir karar neden alınır ? Çok şüpheli çünkü tüm tavsiyeler tersi yönündeydi” dedi.
    ABD medyasında boy gösteren tüm uzmanlar Erdoğan’ın IŞİD ile mücadelesine yönelik şüphelerini dile getiriyorlar. Trump’ın çekilme kararına en ilginç tepkilerden birisi Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Nancy Pelosi’den geldi. Pelosi çekilme kararının Flynn kararı ile ilgili olduğuna dair endişelerini dile getirerek “Suriye çatışmasında açıkça çıkarları olan bir ülkenin kayıtlı bir yabancı ajanı olduğunu kabul eden Flynn hakkındaki… mahkumiyet kararından bir gün sonra yapılan bu aceleci duyuru karşısında tüm Amerikalılar endişe duymalı.”
    Sıkı bir Trump destekçisi olarak bilinen senatör Lindsey Graham bile şaşkınlığını gizleyemedi:

  11. Trump, geldiği günden beri hiç ciddi bir devlet adamı olamadı. Bir komedyen görüntüsü vermektedir. Sosyal hayatı ve gece hayatı kabarık olan birisidir. Ben ABD seçiminde Hillary Clinton’ı desteklerdim. Trump Rusya sayesinde seçimi kazandı. ABD o gün bugündür itibar kaybediyor. Bu arada Türkiye de Trump’u ciddiye almamalı ve mesafeli davranmalidir.
    SAYGILAR SEVGİLER

    • Elalemin komedyeni soytarısı bile kendi milletine nasıl hizmet edebilirim diye siyasete girip mücadele veriyor, bizim sanatçı eskileri de oturdukları yerden ahkam kesip adam asmaca oynuyorlar! Haksız mıyım nusret?

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here