Umut.. Tarih bilinci.. Yılın getirdikleri ve götürdükleri..

32

İnsanları ayakta ve hayatta tutan, diri ve verimli kılan, iyi insan ve iyi vatandaş yapan.. onların umutlarıdır; alın insandan umudu, onu hiçliğe, teröre veya intihara sevk edersiniz…

Hep bağırıp çağırarak.. hep tepesine vurarak.. hep aşağılayıp korkutarak.. insanların daha düzgün davranmasının sağlanacağını sanmak.. en büyük yanlışlıktır…

Dün, 7 yaşındaki Elif, torunum, annesine, “Bana bağırarak bir şey yaptıracağınızı mı sanıyorsunuz?” diye akıl veriyordu.

Sadece akıl da değil, istikamet de veriyordu.

Yeni bir yıl herkes için yeni fırsatlar, yeni imkânlar ve yeni ufuklar demek; ama hepsinden önemlisi, yeni umutlar demek…

“Hayır.. 1 Ocak’ın yılın diğer günlerinden bir farkı olmayacak.. yeni yıl da neymiş.. yılbaşı diye kutlama mı yapılırmış.. bunlar yanlış şeyler..” mi diyorsunuz?

Sahi böyle mi diyorsunuz?

Bunu diyerek insanların en değerli oyuncağını, umudunu, elinden alıyorsunuz..

Ne kadar fena.

Tarihin tekerleği

Tarih önüne gelen her şeyi öğüterek, zihnini açık tutanlara da evrensel gerçekleri öğreterek hep ileriye doğru ilerler…

Sapmalar, geriye doğru hamleler, tarihi durdurma çabaları görülmez mi?

Görülür elbette.

Adolf Hitler’in, Josef Stalin’in yapmaya çalıştıkları öylesine çabalardı.

Var olduğu tarihi dolu dolu hale getirmiş.. dünyamız için bir çok alanda öncü kurumlar oluşturmuş.. askerleriyle uzak iklimleri toprağına katmış.. haklarında bilgi sahibi olmadığı insanları teba yapmış.. Roma İmparatorluğu’nu yeniden canlandırma çabası…

Batılı her yönetici, iktidarda uzun süreli kalınca, kendisinde ‘imparator’ özellikleri görmeye başlar…

Hitler’de ve Stalin’de vardı o arayış; tarih bütün acımasızlığıyla hayallerini akamete uğrattı.

Churchill’de yok muydu sanıyorsunuz aynı beklenti; onda da vardı ve onu hizaya getiren de kendisinden oylarını esirgeyen İngiliz halkı oldu.

Tarih geriye doğru zamanı değerlendirir; ama esas belirleyiciliği ileriye doğru zaman üzerindedir tarihin… Durmaz tarih, hep hareket halindedir.

Durduğunu sanmanızı sağlayacak gelişmeler yaşanmaz mı?

Yaşanır..

Arkaik bir dili siyasetin gündemine taşıyan, günün kabulleri üzerine kendisinin tercihlerini dayatan, aldığı oyun kendisine her türlü hakkı kazandırdığına inanıp o yolda zorlamalarda bulunan tipler…

Her an her yerde çıkabilir.

Trump gibi…

ABD’de oy kullananların yarıya yakınının desteğiyle başkan seçilmeyi başardı Trump; Amerikan toplumunun yarıdan fazlası 2017’ye umutları yaralı olarak giriyor bu yüzden…

Oysa, biraz tarih okumuşlar, varolan zamanın, bütün zamanlar içerisinde bir katre kadar olduğunun, inişleri-çıkışları bulunsa bile tarihin geriye doğru işlemediğinin farkındadır.

Zaman, sabırlı olmanın, hiçbir şart ve durumda umudu yitirmemenin gerekliliğini hatırlatır insanoğluna.

Özellikle yeni bir yıla girilirken…

Örnek mi istiyorsunuz: Karşınızda bendeniz

Kendi hesabıma, 2016, buraya kadar anlattıklarımın canlı örneğini oluşturmamı sağlayan bir yıl oldu.

Bir yönüyle kaybettiğim, başka bir yönüyle kazandığım yıl…

1966 yılında imzamla çıkan ilk yazımın ve dolayısıyla yazarlık hayatımın 50. yıldönümü olan 2016 yılında, 35 yıl boyunca her gün karşısına çıkmaya alıştığım okurlarla aram kesildi.

Yıkıldım mı?

Aynı 2016 yılında, daha önce aklımdan geçse bile tereddütler yüzünden teşebbüs etmeyi düşünmediğim okurlarla doğrudan ilişkimi sağlayan bir işe soyundum, belki de yazı hayatımın en verimli dönemini yaşamaya başladım.

Sabahın köründe (her gün genellikle 05.00’da) kalkıyor.. Kısa bir gazetelere göz atma turundan sonra, görüşlerim ve duygularımı paylaştığım yazımı yazıp o anda sizlerle paylaşıyor, bu arada benzer veya farklı görüşlerinizi de öğrenebiliyorum.

Yalnız bu olsa hadi neyse..

Gün boyu haberleri izleyip en önemli ve en özellerini OCAK sitemizden ilgileneceklerin dikkatine sunmak…

Ve bunu en kısası 12 saat süren bir uğraş olarak her gün yapmak…

Büyük bir keyif…

Nedir beni her gün bu keyifle buluşmaya sevk eden?

Para mı?

Herhangi bir maddi menfaat beklentisi bu yaşımda bana bunu yaptıramazdı..

Şöhret olma hırsı mı?

Güldürmeyin beni..

Peki nedir beni böyle bir uğraşa sevk eden?

Cevabım şu: Umutlarım.. ve tarihle birlikte yürüdüğüm bilinci…

2016 yılının sizler için ne anlam taşıdığını bilemem elbette; ancak benim için taşıdığı anlamı bilmenizi istedim.

Hepimiz için, 2017’nin, umutlarımızın gerçekleştiği yıl olmasını dilerim.

32 YORUMLAR

  1. fehmi ağbey yıllardır sizi dinledik sizi okuduk bir zamanlar adete nefesimiz oldunuz. sizi yine takip ediyorum. şu günlerde pek haber programlarını, ve gazeteleri, köşe yazılarını gözümün ucuyla bakıp geçiyorum. ama sizin ne söylediğinizi önemsiyorum. çünki kendi patronu olduğunuz siteniz size daha rahat bir ortam sağlıyordur, eminim selamlar…

  2. Sayin Koru elinize yüreginize kaleminize sağlik. Biliyorum ki bu vakitten sonra hic bir menfaat gozetmeden 50. Yilini dolduran bir dosta bundan guzel hotaplar ve temenniler vardir. Ancak sizi okurkwn icimdw uyanan cosku vw umut yalniz olmadigini bilmwk bunu hissettiesiginiz icin cok yesekkur wderim. Haklarinizi helal wdiniz lütfen. Hayieli seneler dilerim.

  3. Her insan gibi umutlu olmak istiyorum lakin 2016 yılında yasadiklarimdan ve ülke olarak yaşananlardan sonra umutlu olabilmek içinde bulunduğumuz bu trende pek mümkün görünmüyor. Vicdanlı olarak bildiğimiz tanıdığımız insanların bile toptancı bir mantıkla evrensel olan suçun bireyselliğini umursamadigi bir zaman diliminden geçiyoruz. Tabiki bu günler de gelip geçecek ama ne bedeller ödeyeceğiz kimlerin umutları hayalleri yerle bir olacak…umutlarını hayallerini kaybetmiş biri olarak en çok dostun vefasızlığı insanı kahrediyor. Haksızlıklar karşısında susan korkan kendi ikbalinin kaygısıyla görmezden gelen nesiller adına okumadan araştırmadan dinlemeden fikir sahibi olan toplumumuz adına üzülüyorum… 2017 yılı umarım en azından çocuklarımız için umutların yeniden yeşerdiği bir yıl olur.

  4. UMUDA SARILMAK İMANINIMIZIN BİR GEREĞİDİR…
    2016 yılı mağduriyetlerimin zirve yaptığı en karanlık yılıdır benim için…. yıllarımı verdiğim akademik hayattan resmen kopardılar beni… hem de ispatlanmamış ne ağır ve iğrenç iddialarla … geleceğe dair umudum, sosyal çevreme karşı sorumluluklarım, memleket sevgim ve kadere inancım olmasaydı bugün bu yazımı belki de yazamamış olurdum… Fehmi Koru beyefendinin bugünkü yazısı bana imanımızı ve sabrımızı yeniden tazelememiz gerektiğini öğretti. Bu ferahlatıcı yazısı bütün mağdur ve mazlumlar için güzel bir örnek ve bir rehber niteliğindedir… Prof. Dr. Ali Seyyar

    • Merak etmeyın Ali bey sizin bu imtahani da başaracağınızdan emin olun Allahın imtahani kullarnın gerçeklerı yaşayarak görmesi için kullara verilen bir mukafattır.Sizin bu mükâfatın meyvelerini yakında evel Allahın izni ile görürsunuz.Allah yardımcınız olsun.

  5. “Hüzün yılı” diye başlayıp, enseyi karartacaktım.
    Siteyi okuyunca, dur ihtiyar dedim.
    Umudu oyuncak yapmak yerine, umudun elinde oyuncak olmuşsan kime ne?
    Git abdestini tazele, vakit ikindidir.

  6. Aydını yok, Necip Fazılı yok, karşımda müthiş bir yangın var alevleri göklere yükseliyor, içinde imanım evladım yanıyor diyen Bediüzzamanı yok, aydın urbası giymiş okuryazarının duyarsızlığında sınır yok, olanlar karşısında, hakkın hatırını sayan, bedel ödemeyi göze alan yok.
    …………
    Mekkeli müşrikler yeter ki putlarıma söz söylemesin ne isterse yapsın/yapalım diyorlardı
    …….
    Ali Bulaç’tan tut kimlere kadar hapishanede yatan çok… Bunlar niye içerde diyeceğine, adalet için şunları da içeri alsana diyebilen…
    İkinci dünya savaşı sonrası kurulan uluslararası sistemin “elifba” sından habersiz, Ülke gemisinin ana rotasını değiştiren söylemleri, yanlışlığı, fiilleri, taktiksel bazı başarılarla –oda başarıysa- örtmeye çalışan şaşkınların, yaklaşmakta olan dünya çapındaki şiddet ve savaşın merkezine ülkemizi düşürme felaketine kahırlanmaktan başka elden gelen bir şey yok.
    Burada okuduklarımız; yazarın her kabulüne katılmasam da, bazıları sükûtu hayal ve kalp kırıklığı oluştursa da, yine de fırtınalı bir gecede cılız bir ışık gibi görünüyor.
    “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
    Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak: ” netliğinde hakikati görüp söyleyemese de
    Bu okuyucunun dilinden “senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı çınar vardır” dizeleri dökülüyor. Bu cılız ışığın hakikati gösteren bir ışık huzmesine dönüşmesini diliyor.

  7. Siyasette ve bekayı devlet zemininde ferdi veya toplu mazlumiyetler İslam tarihinde hemde dindar sultanlar, vezirler, valiler eliyle vuku bulmuştur. Hulefayı Raşidin, Ömer ibni Abdülaziz masum, adaletli idarecilere muazzam örnekler iken maalesef Abbasi, Emevi, Osmanlı idarecileri arasında dindar olup az değil, çok hatalı icraatları olan ve şimdi hesap gününü bekleyen zevat çoktur. İslam tarihiyle hamasi bir zeminde biz hiç hata yapmayan melek misal idarecileri olan dünyayı ıslah için memur seçilmiş bir topluluğuz kabulü gelişmeye manidir. Cenab-ı Hak topluluklara dünya üzerinde Hikmetinin bazı sırlarına olan ayinedarlıkları çerçevesinde imkan ve mühlet verir. Yoksa mutlak doğru dünyada Kuran-ı Azimüşşan dışında mevcut değildir. Herkes ve herşey kabiliyeti nispetinde bir hakikata makes olur. Aynı şekilde hatadan vareste olmayan İslam toplulukları ve idarecilerinin, eğer Kuran hakikatlarına kayıtsız, şartsız merbut değillerse (elbette değiller buna şimdiki alemi İslam’ın hali şahittir) farklı ellerdeki hakikatın parçalarından istifade imkanı mevcuttur çünkü hakikat farklı ellerde değerini yitirmez tıpkı Hz Ömer’in (RA.) NuşiRevan isimli mecusi idareciden ilham alması gibi….

  8. Sayın Koru, tam olarak katılmıyorum. Vahiy kaynaklı biliyoruz ki insanın hayat yolunda çocukluk, ergenlik, gençlik, orta yaş ve yaşlılık döneminde yanından ayrılmayan iki arkadaşı var. Biri sağında adı umut diğeri solunda adı korku. Denge, irade ve inançla sağlanır. Yaratıcı cennet umudu ve cehennem korkusu ile yön gösterir. Bir girişimci olarak gözlemledigim kadarıyla kimse kaybedeceği bir işe girişmez ancak kazanacağım umudu yoksa.Ama bazen de bu işe girmezsek rakiplerden geri kalır batarız korkusu vardır. Ve bunun kaynağı ilahidir .Ahzap 26
    Enam 165 de kiminizi kiminize derecelerle üstün kıldık buyrulur. Kur an gözünde nedir bu dereceler diye baktığınız da ;
    1) Dogumla gelen bir derece vardır. Tevbe 118 de, Ali İmran 38 de bahsedildiği gibi.
    2) İnancın da bir derecesi olduğunu görüyoruz. Önce kendine inanma ve güvenme . Çocuklar hırsla bilgisayar oyunu oynarken arkadaşının ben bu leveli geçemiyorum sana on lira vereyim benim için geç demesine şahit oldum. Ömrü boyunca birilerine yıkılacak bu velet.Nisa 136 , Hucurat 14
    3) Şehvet yani düşkünlük. Allah Resülü her kesin bir şehveti var benimki namazdır buyurdu. Kimi mal , kimi makam , kimi sanat ama hepsi de kendini ortaya dökme. Böylece bir müteşebbis bir fabrika kurar . Bin kişiyi istihdam eder ama o bin kişi bir araya gelip o fabrikayı yapamaz. Antik tiyatrolar seyretme ve seyredilme güdüleri sebebiyle inşa edilmişlerdir.
    4) Kabiliyet de bir derecedir. Yahu bu iş de yapılırmı der bir çoğumuz ama fırıncı yazın sıcağında fırının önünde ekmek pişirir. Her Resülün bir mesleği vardır .
    5) Erkek ya da kadın olmak . Nİsa 34 . Bir derece üstünlük sağlar

    6) Asr süresinde asr a kasem konusu içinde yaşadığımız zaman dilimidir ki bir dereceyi de o belirler.
    7) Son olarak akıl sahipliği de bir derecedir. Kuran akletmezmisiniz der.
    İşte bu derecelere bir den yüz e kadar değer verip bunun kombinasyonunu hesaplarsanız 16.007.560.800 gibi bir rakam çıkar. Dünyanın nüfusu daha 9 milyar. Allah ın yaratmasında sınır olmaz. Bir den bin e kadar da değer verebilirsiniz.
    Yunanistan da Delphi yakınlarındaki Apollo tapınağı üzerinde ilk defa karşımıza çıkar. Yunanca ”gnothi seauton” kendini tanı. Sonra Resülüllah kendini bilen Rabbini bilir buyurdu. İmam Gazali Kimya yı Saadet de buna noktayı koydu. 1) Kendini tanı 2) Bunun için alemi tanı ki kıyasla kendini tanıyacaksınız. 3) Alemi tanıman demek Rabbini bilmen demek. Bu farklılıkların nerden geldiğini anlamanı sağlar. Ondan sonra ömrünü ibadet ve taat ile geçir ki ahiretine hazırlan der.
    Şimdi soru şu ; korku mu daha çok etken yoksa ümit mi ? yoksa zaman zaman yer mi değiştiriyorlar ?

  9. herkes için umutların yeşerdiği çocukların göz yaşlarının akmadığı yeni bir yıl dileklerimle. sayın fehmi bey yazılarınızı 25 yldır okuyorum okumaya devam edeceğiz inşallah .saygılar

  10. Sayın Koru;

    “Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyliyemem;
    Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım!”

    Mekanı cennet olsun rahmetli Mehmet Akif’in, Safahat’ının başında dediği gibi,
    Siz’de bizim düşünüpte ifade edemediklerimizi usulü dairesinde yazıyorsunuz, yaygın tabirle ‘tarihe not düşüyorsunuz’.
    Allah razı olsun

  11. iyi ki umutlarınız var,
    kalemlerin bir bir sustuğu dönemde,
    hakkı, hakkaniyeti seslendirmek ne kadar güç,
    bu güçlüğü yazıları okurken hissetmemek mümkün mü?

    iyi ki varsınız,
    Fehmi Koru,
    internet,
    yorum yazan kardeşlerim,
    fehmikoru.com & ocakmedya.com ailesi….

  12. 2016 yılının son gününde bize ümit veren güzel bir yazı. Herkesin bu yazıyı ayda bir okuması lazım. Yazılarınızı devamlı okumaya başlayalı bir kaç ay oldu. Her düşüncenizi paylaşmasam da yazılarınızdan, gazetecilik anlayışınızdan çok memnun bir okuyucunuz oldum.
    Size ve Ocak ailesine (okuyucular ve yorum yazanlar dahil) neşeli ve sıhhatli bir 2017 dilerim.

  13. öncelikle fehmi beyin ve ailesinin sonra tüm yorumcu arkadaşlarımın yeni yılını kutlar ülkemize ve ümmeti muhammede barış neşe ve mutluluk dilerim….

  14. İnsanlık tarihi Hak batıl arasındaki savaşla akıp gitmektedir. Herkes kendisini haklı görüyor. Sonunda yenilen var. Yenen var. Savaş, umut demektir. Allah’a inanlar, Onun dediklerini yapıyorlarsa, ümitlidirler. Ahiret inancı olmayanların ümitleri geçici heveslerdir.
    Dünya yeni uygarlığa geçme dönemini yaşmaktadır. Temel sorunları vardır. İşsizlik sorunu vardır. Aşsızlık sorunu vardır. Terör sorunu vardır. Yargı sorunu vardır. Karşılıksız para sorunu vardır. Ancak en büyük sorunu basın sorunudur.
    İnsanlık bağımsız yargı, özgür basın, demokratik yönetim, serbest piyasa gibi kavramları idrak etmiş ama aynı zamanda bunların sahtelik ile dünyayı cehenneme çevirmiştir. Bağımsız yargıç yerine bağımsız yargı diyor. Yani bağımlı yargı ana sermayenin emrinde bağımlıdır. Serbest piyasa diyor ama tekel sermaye için serbest piyasa diyor. Demokratik yönetim diyor ama ekseriyet sistemi ile aldatına bir sistem diyor. En saçması da özgür yazar yerine özgür basın diyor. Yani sermayenin emrindeki özgür basındır.
    Akevlerde başladığımız özgür yazar, çabamız gurbet, tek yol, Akevlere dergileri ile yol alırken Fehmi Koru ve Reşat Erol özgür yazar olarak özgür basın içinde yer aldılar. Cambazın ip de oynaması gibi, kendi özgürlükleri ile sermaye sömürüsünü yarım asır götürdüler.
    Şimdi Ocak da yeni bir denemeye girişilmiştir. Bu yalnız Fehmi Koru’nun özgür yazar denemesi değildir. Özgür basından Özgür yazar sistemine geçme çabasıdır. İnsanlığın özgür yazara geçme ihtiyacı vardır. Hem de bana göre diğer bütün ihtiyaçların üzerindedir.
    Özgür basın iddiaları sermayenin siyasete hâkim olma çabasından başka bir şey değildir. Sermaye ayarları esneterek, istediğini yaptırma çabasındadır. Basın demek topluluğun gözü demektir. Kulağı demektir. Basın altına alınan basın topluluğu sağır ve kör olmaya götürmez, daha kötüsü, olanı ters gösterir, kelimeleri değiştirerek insanı şaşkına çevirir.
    2017 yılı Ocak denemesinin sonuçlarını test etme yılı olacaktır. Başarırsa Üçüncü Bin yıl inkılabına atılmış basın adımı olacaktır. İçinde yazılanları beğenmeyebilirsiniz. Ama yazar özgürlüğü için ocakla herkes ilgilenmelidir. Bu deneme diğer yazarları da özgür kılabilir.
    Yılbaşına gelinirse, Hazreti İsa’nın doğumu bir mucizedir. Allah o yılı tarihteki uygarlıkların başlangıcı yapmıştır. Kur’an’da bu bildirilmiştir. ( Kuran 23/50) İnsanlığın kutsal günüdür ve başkada kutsal günler, ramazan ve kurban bayramlarıdır. Bunlar gezerler. Cuma gezer.
    Akevler de yeni hamlelere gebedir.

    • Sayin Karagulle bahsettiginiz Muminun suresinde isa (a.s.) in ve meryemin mucize oldugundan bahsediyor ama , “Allah o yılı tarihteki uygarlıkların başlangıcı yapmıştır. Kur’an’da bu bildirilmiştir. ( Kuran 23/50) İnsanlığın kutsal günüdür ” cumlesi izaha muhtac. rica etsem aciklarmisiniz? isterseniz mail adresime ozel olarak gonderebilirsiniz tesekkurler.
      cemal.sng@hotmail.com

  15. Rabbim gelecek günlerimizi bu günlerimizden daha aydınlık eylesin. 2017 yılının daha adil bir dünyaya evrilmemiz temennisiyle… Aslında en büyük muhasebe vicdanımız. Geçtiğimiz yılların muhasebesini yaparken gerkçelerimizi sıralamadan neyin doğru neyin yanlış olduğunu vicdani kanaatimize sunmalıyız. Gün gelir düşmanıza benzemişiz, farkına bile varamayız. Amentü demek yeterli değil, islamı bilmeli, anlamalı, yaşamalıyız ki asrın idrakine tebliğ edebilelim.

  16. Ahirete inanan,attığı her adımın,ağzından çıkan sözün, kaş-göz işaretinin bile hesabının kendisinden sorulacağının bilincinde, kendisinin de her insan gibi bir fani olduğunun farkında olanlar,Hitler’in,Stalin’in ve benzerlerinin yaptığını yapmazlar.

    Mü’min bir idareci,kendisinin diğer insanlardan farkının üzerinde ağır bir yük bulunmasından ibaret olduğunu bilir.Esas hayatın ebedi hayat olduğunu bilir.Ebedi hayattan vazgeçmenin,onu feda etmenin akıllıca bir iş olmadığını bilir.

    Böyle ağır yüklerin altına ancak insanlara hizmet ederek Allah’ın rızasını kazanma ümidiyle girilir.Yoksa bir insan için bir-kaç yüz metrekarelik bahçede domates biber yetiştirmek,ara sıra balık tutmak en tepede idareci olmaktan daha zevkli ve daha rahattır. Yani bir müslüman için idarecilik bir ikbal aracı,saltanat sürme vasıtası değildir.

    Hesap gününe inanmak,burada da hesap verilemeyecek işler yapmamanın,haksızlık yapmamanın en etkili yönlendiricisidir.

    Ömer bin Abdulaziz’in idareciliği sırasında ne kadar hassas davrandığı bilinen bir husustur. Müslüman idarecilerin örnek alacağı yönetici O’nun gibilerdir.

    Hülasa bizim yöneticilerimizden Hitler ve Stalinler çıkmaz.Hirler ve Stalinler batının ürünüdür.Onların geçmişteki atalarının zulmünden kaçan insanlar bize sığınmıştır, tıpkı bugünkü mazlumların da bize sığınması gibi.

  17. fehmi bey her şeyden önce bugün yazı degilde sanki yüreginizi kelimelere dönüştürmüşsünüz.
    yılbaşı olayı benim gibi insanlar için hristiyan örf adetinden daha ziyade tatil oldugu için sevindigim bir hadise çoluk çocuk sevdiklerimizle muhabbet edigimiz bir hadise gerçekten müslüman oldugundan dolayı buna karşı oldugunu düşünmedigim işverenimin dinimizin namusunu düşünün ne yılbaşısı ya dediginde sigortamın düşük yatırılması ne kadar islami dedigimde işine gelmiyorsa çalışma cevabını aldıgımda yeni yıla işsiz girmeye karar verdigim bir gün olmuştu .

    siyasi görüşlerine katılmadıgım ancak kendisine bir şey soruldugunda partimizin yetkili kurulları ile görüşerek bir açıklama yapacagız sözünü yüzlerce kez duydugum rahmetli BÜLENT ECEVİT i kişisel olarak severdim taki merve kaçakcı hadisesine kadar ‘şu kadına haddini bildirin’ sözünü duyana kadar 16 yaşında bir çocuktum ama gözlerimden akan yaşa engel olamamıştım . Hafızasını tazelemek isteyenler için https://www.youtube.com/watch?v=cbxkOBBZCwQ keşke aidiyet duygularımı sarsmayaydı.

    peki sizi böyle ugraşa sevk eden neydi
    peki beni hergün sizi okumaya sevk eden şey neydi?
    bunu düşünürken beniM yenİ bir yıla işsiz girmeme sebep olan tek şey HZ ALİ nin şöyledigi söz HAKSIZLIK ÖNÜNDE EGİLMEYİNİZ HAKKINIZLA BERABER ŞEREFİNİZİDE KAYBEDERSİNİZ – Hz. Ali

    2016 yılının sizin için ne anlama geldigini çok ama çok iyi biliyoruz 2016 da kaybetmedigiz şeyi yaşadıgınız sürece kaybetmemeniz ve kaybetmemiz dilegiyle rabbim hepimize hayırlar nasip etsin

    • siz benim bir yorum arkadaşımsınız o nedenle geçmiş olsun demek isterim ve yakın gelecekte maddi ve manevi bolluk dilerim. . zor zamanlarım olmasaydı geniş zamanlarımın kıymetini asla bilemezdim…

  18. UMUT…
    EVET, UMUTLUYUZ…
    2017’den de UMUTLUYUZ…
    YÜZYILDAN DAHA DA UMUTLUYUZ…
    ÜÇÜNCÜ BİNYIL BİLE UMUT DOLU DESEM…
    Elbette bu dediklerimin dayanak ve detayları var…
    *
    Bugünkü köşe yazımın başında şu cümle var:
    “İSRA Suresi’nde görevlerimizi hatırlatan ilgili bölümleri sizlerle paylaşıyor; geçmiş (2016) ve gelecek yıl (2017), yüzyılı, binyılı böyle değerlendiriyorum…”
    Devam yazısı da olacak olan yazıdaki son cümle şöyle:
    “Görevimizi müdrik olarak gelecek yıl/lar hayırlı ve mübarek olsun…”
    *
    Tamamını tavsiye ederim:
    http://www.akevler.org/AkevlerMakaleler/7130/SonEk/0/Resat-Nuri-Erol/Kuran-Turkiye-Ortadogu-Adil-Duzen-ve-gorevler

  19. Fehmi bey diğer okurlaınızı bilemem ama ben senelerdır sizin yazılarınızı sevelek okuyorum, fakat bu sitede okumak bam başka bir duygu ve zevk veriyor Sizin ve site okurlarının yeni yılını kutlar, 2017 Dünyaya ve ülkemize barış ve huzur getirmesi dıleklerimle Sağlıcakla kalın.

    • Ben Doğunun ücra bir köyünde doğdum yokluklarla büyüdüm hayallerim vardı.Okuyacaktım kendi ayaklarımın üstünde durup yokluğu yenecektim.Hep umutluydum yatılı okullar akraba yanlarında kalmalar derken hiç yılmadım.On yaşında evden ayrılıp geceleri gözyaşlarımı yastığa akıtıp gündüzleri hiçbirşey olmamış gibi asıldım hayata.Ne kıyafetimin olmayışı nede harçlıksiz olmak üzmedi beni sadece kitap alamamak üzerde beni çünkü çalışmak için kitaba ihtiyacım vardı.Yazları tarlada çalışırken hep hayal kurardım.Kendimi sınıfta öğretmen olarak hayal ederdim.Ve gün geldi ben hayallerine kavuştum annemden kavuştu hayalindeki elektrikli süpürgeye.Ben şimdi 37 yaşındayım ve bütün hayallerimi ümidimi mesleğimi kaybettim.Ben küçük dünyası olan küçücük bir insandım.Şimdi benim en büyük dayanağım olan umudum yok artık…..

      • Umudunuz, yastığınıza akıttığınız gözyaşınızda saklı…Biraz geride kalmış ama olsun, gelecek ne getirir bilmeyiz belki, onu tahayyül ederken de hep geride kalan birikimlerimizden yola çıkarız. Ben de doğuda yaşıyorum ve Güneş hayata hep doğudan başlar.

      • Sayın Koru,
        Yılların imbiğinden damlaya damlaya birikmiş deneyiminizden böyle rind meşrep bir yazının dökülmesi sağduyunun sesi gibi geldi. Yıllarca “dava” uğruna nice keskin yazılar yazmış, nice polemiklere girmiş bir yazardan, asıl “dava”nın insanlık, hoşgörü, farklılıklara ve farklıya saygı ve yaşam alanı açma anlamına gelecek böyle bir yazı gelmesi, umudun son kırıntılarını da kaybetmek üzere olanlara, hala ümid edebileceğimiz bir ütopya var galiba hissi uyandırıyor. Evet sular tersine akıtılamaz, ilerleme yavaşlatılsa da engellenemez ama hayat bunlara sabredebileceğimiz kadar uzun olabilseydi. Mutlu Yıllar.

      • Allahdan hiçbir zaman ümüt kesilmez. Yolunuza çakıl taşları döşiyenlerın hâlini gördüğünzde.Siz onlara acıyıp Allahın “adaletının” insanların’ki gibi olmadığını yaşiyarak gôrcek ve siz size bunu yapanlara onlar size yaptığı gib sevinmeyıp onlarin haline üzüleceksinz.”size şer gibi gelende ne hayırlar vardır siz onu bilemessini.” Ayeti kerimesini hikmetini ben yaşayarak gördüm.Bu sitede mağdurların feryatlarını okuyunca içim yaniyor ve hemen benim başıma gelenler bir filim gibi gözümün önunde geçiyor ve bundada bir hayır vardır deyip bütün mağduelara dua ediyirum.Benin gibi miliyonlarda aynısını yapiyor,inşAllah bu duaların büyük mükâfatını yakinda bütün mağdurlara ulaşmasını ve herkesin bu zor günlerinin yakında güzel günlere çevrilmesini Allahdan diliyor bir dah bu günleri yaşamamk üzere geçmiş olsun Allah tez gunlerde aydinligi çikarması dileğimle birlikde tekrar geçmiş olsun. Sağlıkli ve mutlu günlerde yaşamak herkese nasip olur İnşAllah.

YORUM YAP