Viyana’da olanı Kudüs’e kaydırmak.. ne biçim hafıza bu?

9
Süleyman Nazif, Cenap Şahabettin, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai, Mehmet Akif, Mithat Cemal Kuntay..

Şu sıralar en az yapmak istediğim şey polemiklere konu olmak; bu sebeple eleştiri anlamına gelecek serzenişlerden bile kaçınıyorum. Birisi hakkında olumsuz bir şey yazacak olsam, o kişinin adını vermekten uzak duruyorum.

İçinden geçtiğimiz günlerin bunu gerektirdiğine inanıyorum.

Yanlışları düzeltiyorum

Bu hafta burada iki medya değinisi okudunuz. İlkinde, AK Partililerin olağanüstü itibar ettikleri bir yazar, Prof. Ahmet Davutoğlu’nu aynı ad ve soyadını taşıyan bir ilahiyatçı ile karıştırmıştı; eski başbakanın bizzat yazdığı eserlere bir de 18 ciltlik fıkıh kitabı tercümesi eklemişti durduk yere…

Yazar yanlışını hatırlattığımda, bana, “Davutoğlucu o” tepkisi verdi; böylece yeni bir yanlışa daha imza atmış oldu.

Dün de, Hürriyet’in bir köşesinde yer alan Kudüs ve Türk-Arap ilişkileri üzerine dokundurma yanlışını gündeme taşıdım.

Yazar “Bu Araplar var ya bu Araplar, zaten bizi sevmezler, özellikle de Filistinliler” sonucu çıkartılacak bir şeyler yazmış, Hürriyet de onu sayfalarına tanışmıştı.

İnternet siteleri “Yerin dibine geçirdi” veya “Topa tuttu” başlıklarıyla yazının muhatabı olan ismi resmiyle manşetlerine taşısalar da, yazılarımda iki yazarın da ismi yoktu.

Derdim polemik değil çünkü.

Yalnızca yapılan yanlışları düzeltmeye ve tezviratın akıllarda kalmasını engellemeye çalışıyorum.

Akif üzerinden tarihe bühtan

Hürriyet’teki köşede yer alan “Hafızamda yanlış kalmadıysa…” diye başlayan yazıya göre.. İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif İngiliz işgali altına düştüğü günlerde Kudüs’teymiş.. Türk askerinin çekildiği gün Kudüslü Arapların bayram ettiğini görmüş.. Sorduğu Araplar, şaire, “Türklerden kurtulduk ya, ona seviniyoruz” demişler…

Uzunca yazı, “Evet, bu Araplar; bir Türk’ün üzerinde ‘Halifelik Hırkasını’ görmek yerine, bu hırkayı bir İngiliz’in üzerinde görmeyi tercih ederler” hüküm cümlesiyle bitiyordu.

Falih Rıfkı Atay’ın ‘Zeytindağı’ adlı tam da o dönemi anlatan anılar kitabında geçiyormuş bu olayın anlatısı, yazarın hafızası yanıltmıyorsa…

Maalesef o dokundurmayı yazan ve onun yazısını araştırmadan köşesine taşıyan her iki yazar da yanlışta.

‘Zeytindağı’nda Mehmet Akif’in ismi geçmiyor.

Kitabı baştan sona gözden geçirdim de oradan biliyorum.

Ayrıca, Mehmet Akif’le ilgili kitapları da gözden geçirdim, onun Kudüs’e gittiğine ve böyle bir olay yaşadığına dair bir bilgiyle karşılaşmadım.

O bölgede dolaşmıştı Akif, uzun yıllar Mısır’da yaşadığını da biliyoruz, ama Kudüs’te böyle bir olayla karşılaştığına dair herhangi bir bilgi yok.

Kudüs değil, Viyana.. Falih Rıfkı değil Mithat Cemal

Kudüs’te öyle bir olay yaşanmamış Akif tarafından; ama şairimize o cümle Viyana’da söylenmiş…

Akif’in en eski dostlarından ‘Üç İstanbul’ yazarı Mithat Cemal Kuntay İstiklal Marşı şairimizle ilgili anılarını ‘Mehmed Akif’ adlı bir kitapta toplamıştır. Değişik yayınevleri tarafından basılan kitapta bu konu var.

Akif, çağdaşı Tevfik Fikret’in felsefesini paylaşmamaktadır. Fikret’in bazı şiirlerini itikadi açıdan sakıncalı bulan Akif, bir şiirinde “Şimdi Allah’a söver.. Sonra biraz bol para ver / Hiç utanmaz, Protestanlara zangoçluk eder” diye tepkisini dile getirir.

‘Haluk’un Amentüsü’ şiirindeki İnsanlık milletimdir, yeryüzü vatanım” anlamına gelen mısralara da takılmıştır Akif.

Mithat Cemal’den okuyalım:

“Sinirlerine dokunan bir mısra vardı:

Milletim nevi beşerdir, vatanım ruy-i zemin! Bu mısraı okuduğum gün acı acı gülerek;

 -Sen de bu yalana inanıyor musun? Bir Avrupalının nevi beşerinde, ruyi zemininde Türkler ve Müslümanlar dahildir sanıyor musun? dedi. Sonra tuhaf bir şey anlattı:

 -Umumi Harpte biz üç kişi Berlin’e gittiğimiz zaman Alman Hükümeti bize ne dedi bilir misin? Türklerle ittifak ettik diye Rayiştak’ta Katolik mebuslar bağırıyorlar, Müslümanlar ve Türkler gibi vahşilerle medeni Alman milleti nasıl birleşir? diyorlar. Makaleler yazınız da Türklerin ve Müslümanların da insan olduklarını bu adamlara karşı ispat edelim, dedi.

 -Acayip! Dedim.

 -Bundan daha acayibi var! dedi; yine; Umumi Harpte Viyana’da idim; bir gece Viyana kiliselerinin çanları çalmaya başladı; otelin penceresinden baktım; caddede her elde bir mum, herkes haykırıyordu. Kendi kendime: Müttefikimiz Viyanalılar galiba cephede bir muzafferiyet kazandılar dedim. Sokağa fırladım. Bir dükkancıya:

 -Bir zafer haberi mi var! dedim.

 Adam:

 -Zafer de söz mü? dedi. İngilizler Müslümanlardan Kudüs’ü aldılar: İngiliz ordusu Allenby’nin kumandasında Kudüs’e girdi. Mukaddes şehir aydan kurtuldu, haça kavuştu.”

Evet, “Türklerden kurtulduk diye bayram ediyoruz” sözü Kudüs’te Filistinliler tarafından değil, Viyana’da Avusturyalılar tarafından Akif’e bocalanmıştır…

Hafıza kayması mıdır yapılan, yoksa başka bir şey mi, değerlendirmesini sizlere bırakıyorum.

En başta da söyledim, benim derdim polemik değil, yanlışları düzeltmek…

ΩΩΩΩ

9 YORUMLAR

  1. Temcid pilavı gibi, nakarat halinde, söyleniyor. “Türk’ün
    türkten başka dostu yok”. Sen, kendi ÖZ kardeşine, kendi
    Memleketinde yardım etmeyip, düşmanlık ettiğin yerde,
    başkalarından ne bekliyorsun. Hangi Türk Devleti – menfaati
    olsa bile, diğer Türk Devletine yardım ediyor ? DoğuTürkistan’a,
    (Uygurlar), Kıbrıs’a, Azerbaycan’a, Tacikistan’a, Kırım’a ….
    kimler yardım etti, ediyor ? Hem, hangi güçleri ile etsinler ?
    İhlas, samimiyet ve şartlar olmalı. Müslümanlar Hukuku- Hak-
    kı (İslam Fıkhını) öğrenseler bu kavgaların ve zulümlerin çoğu
    biter.
    İslamı HAZMETMİŞ, zamanın olaylarına tanıklık eden
    büyük alimlerden biri, MASONLARA ve Almanlara alet olan,
    o tarihte (hatta yenik sayıldığı tarihte) bile, Dünyanın en büyük
    DEVLETİ (İmparatorluğu) olan OSMANLIyı ATEŞE ATAN ve
    Yıkılmasına sebep olan maceraperest üç kafadar için :
    Enver, Cemal, Tal’at,
    LANET, gene, LANET
    diyor. Nasıl öldükleri de ibret
    almak istiyenler için İBRETliktir.
    Merak edenlere, idamla yargılanan Cumhuriyetin kurucuların-
    dan Kazım KARABEKİR Paşa’nın hatıralarını okumak yeter de artar da

  2. Arapların hain olduğu, bizi sırtımızdan vurduğu ve Türk düşmanı olduklarıyla ilgili sav ve düşünceler neden bugünlerde hep gündeme taşındı, üstelik bir düzine saptırma ve abartıyla yüklü olarak. Demek istenen; israilin Kudüs’ ü arapların elinden alması bizi bağlayan bir konu değildir, çünki araplar bizim düşmanımızdır. Bu görüşleri desteklemek için de tarihi şahsiyetlerin ağzından yalan hikayeler uydurmak suretiyle görüşlerini pekiştiren kesimi nereye koymak gerekir? Muhalif, Türkçü? batıcı? yoksa zayıf bir anımızda sırtımızdan hançerliycek potansiyel bir hainmi!

  3. Hafıza kayması değil, Şartlandırılmış KÜFÜR Kayması
    Koru, bu yazısında hem tarihe işık yakmış, hem de “kasıtlı ve cahilane söylenmiş ifadeleri düzelterek, doğruları ve tarihi HAKİKATları
    ortaya dökmüştür. Tebrikler, teşekkürler, Vazifesini yaptığı için.
    Yalnız Cemal Paşa ve tarihi gerçeklerin AZını dile getirmiştir.
    Peşinen söliyeyim ki, “sapına kadar” Türk çocuğuyum.
    Bunu ırkçılık ve iftihar olsun diye söylemiyorum. Şerİyye kütüklerinde
    kaydımız var. Bazı zavallılar körü körüne CHP savcısı geçiniyor, bazıları
    da karşımda CAHİLANE Türkçü geçinmesin diye söylüyorum. İnsan mert olmalı icraatının sevilenine de sevilmiyenine de sahip çıkmalı, gerçekleri
    inkara yeltenmemeli, onunla iftihar ! etmeli
    Birinci Cihan Harbi’nde, BAZI Arabların, “Türklerden kurtulduk, ona seviniyoruz” dedikleri olmuştur. Biz küçükken, bu “dolmalar”dan bize
    okullarda çok yedirdiler Fakat, bilnmeli ki, nefretle bu sözleri söyliyenler,
    kesinlikle, MÜSLÜMAN Arablar değildir. Bunlar, Kıpti ve Hristiyan Arablar
    ve daha nice kemik yalayıcılardır.
    Cemal Paşaya gelince – haddini (çapını) bilmiyen, dini kıt ÜÇ gafil
    ve cahilden biri olup – koca Osmanlıyı BATIRAN adamlardan biridır. Tüm Arabların Reislerini öldüttürerek Osmanlı’ya düşman etmiştir, bilerek-bilmiyerek. İtirazı olan hatıra ve tarih kitablarına bir göz atsın.İyi niyet
    olsa bile, kafi gelmez.
    Sultan Abdülhamid’in ADAM yetiştirmek amacıyla ÖĞRENİCİ !
    gönderdiği Avrupa (AB) ya, hemen hemen o tarihlerde JAPONLAR da
    öğrenci göndermişti. Eski Müsteşarlardan Yahya OĞUZ’un yakınen
    tanıklığına göre, bizimkiler, Açık Pazar malı AB’li kızlarla yatıp-kalkmayı
    demokrasi dersi almayı tercih ederken, Japon talebeler – o tarihlerde dünyanın en meşhur saatçısı olan İsviçreliler’den saat teknolojisinin ana hatlarını öğrenme ve – her nevi cezayı kabullenerek – memleketine gizlice taşıma gayretindeydi…. Bugünün Misubishi, Toyota, Sony vb. o günlerin adamlarıdır. Bugün de aynı anlayış devam ediyor. Ben Gen.Kur.
    Merkez Komutanlığı’nda Yd.Sb.lık görevimi ifa ederken de, Avrupa
    dönüşü, Subayların çoğunluğu, kaç karı düzdüklerinden bahsediyordu,
    1973 de (şahitlerim çok).
    Keza, aynı yıl Cumhuriyetin 50. Kuruluş yılı kutlamaları yapıldığı
    gece, Ankara Ordu evinde, en Büyük alkışı, (bayanlar dahil) – 1923 de
    tabip Teğmen olan – Dr. Rasim Adasal’ın, Büyük PAŞA ile birlikte yaşadığı benzer bir HATIRASI alıyordu.
    O yüzden diyorum ki, evet, “YETER artık”, yakın tarih üzerine,
    serpilen “SANSÜR” kaldırılmalı, halkımız kimi tablolarda GERÇEK TARİHİ öğrenme hakkına kavuşmalı, okumalı ve gerçekleri görmeli. Yalan yanlış bilgi edinmemeli. Hükumeti, yüreğine sahip çıkmıya, yiğitliğe, dürüstlüğe, mertliğe DAVET ediyorum.
    Hani, bir zamanlar “fikrine, inancına, yaptığına GÜVENENLER
    yarasa gibi, Özgürlükten, … pazara çıkmaktan korkmazlar, diyordu,
    devrin Başbakanı, hadi…..devamını, eylemini görelim.
    Koru’nun bahsettiği O HAFIZA, o biçim ŞARTLANDIRILMIŞ hafızalardan, sadece, bir tanesidir.
    “O yazarı” da, yaşının küçüklüğüne, SIĞ tarih ve din kültürüne bağişla Koru.
    Hep söylüyorum; BATILIlar ve onların uşağı, medyunu, meczubu
    olan BatıCIlar çok hesabcı, çok sinsi, sahtekar, takiyyeci ve – piskobos Alfonso gibi – ÇUKUR adamlardır; arkalarında silahlı GÜÇ bulduklarında, ancak, Efe’lik TASLARLAR, yiğitlik satarlar, Trump benzeri.
    Hatta, bu haysiyetsiz, kaşarlı yüzleri ile bu BatıCIlar, O Davutoğlunu Laikliğe aykırı konuştu diye, MAHKUM etmiş ve Hapihanede ÇİLE Çektirerek
    Ölümüne sebeb olmuşlardı. O Vakitler bugünün fikir özgürlükçüleri, sözde
    demokratları, dut yemiş BÜLBÜL kesilmişti, o günler.
    Bu itibarla, KORU’yu “yerin dibine geçirmiye” yeltenenler yer
    yüzünde, yüzlerine bakıp da değer verilmeyecek koşu atı ve tek gözlüklü zavallılardır.
    Bugünkü AKP’lilerin arasında böylesi ARSIZ ve Ayarsız çok
    kişi var. T.C. Bu cahil ve cüce adamlardan ayıklanıp, kurtulmadıkça
    yapılanlar hep boşa çıkmıya mahkumdur.

  4. Sermaye fitnesi ile dünyada fesat zuhur etmiştir. Bu Sermaye sahibi İsmailoğlularındandır ama bütün Yahudiler bunlardan değildir. Şenlik yapan Almanlar veya Araplar değil, Sermaye’nin dolarıdır.
    Çocukluğumda en çok nefret ettiğim kimseler Yahudilerdi. Sonra Ruslardan ve İngilizlerden de hiç hoşlanmazdım. 1960’tan sonra bu nefretin Sermaye’nin fitnesi ile olduğunu anladım. Bizzat kendim onları tanımaya çalıştım. Size tuhaf gelir ama Yahudilerden nefret ettiren de yine Yahudilerin sermayesidir. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi, Filistin Yahudilerinin gelip New York ve Londra Yahudilerinin üstüne çıkmaması için nefret ettirmektedir. Diğeri de nasılsa sevdirmeyecek, korkutmak için kötülüklerini büyüterek herkesin içine korku salmakta böylece istediğini yaptırmaktadır. Olayları böyle okumak gerekmektedir.

  5. Dr. W.H.T Squires, Halep Hatırlarım kitabında benzer bir olaydan bahsediyor. Kudüs düşünce Araplar kutlama yapıyor ve hastanedeki yaralı Türk askerlerini öldürüyorlar.

  6. Sayın Koru,

    Lütfen yanlışları düzeltmeyeye devam edin !
    Kabiliyyet dad-ı haktır her kula olmaz nasip, Sad hezar terbiyye itsen bi-edep olmaz edip
    EJDAT

  7. ”Akif, çağdaşı Tevfik Fikret’in felsefesini paylaşmamaktadır. Fikret’in bazı şiirlerini itikadi açıdan sakıncalı bulan Akif, bir şiirinde “Şimdi Allah’a söver.. Sonra biraz bol para ver / Hiç utanmaz, Protestanlara zangoçluk eder” diye tepkisini dile getirir.”
    Demekki rametlik Fikret de, dünün ve bugünün ikdidar yalakaları gibi imiş.
    anlaşılan hep Tekrrürden ibaret.

  8. hangi birini düzelteceksiniz o kadar yanlış var ki . fazla okuyarak kişiler ve olaylar hakkında bilgi toplayıp muhakeme ile doğruyu bulmaya çalışıyoruz. birçok yazar olmasını istediğini bir başkasının üzerinden gerçekleştirmeye çalıştığı ortada hem yalan hem iftira artık gırıla gidiyor. ilahiyatçıların kendilerine yar açmak için öncekilere attıkları şirk ve küfür ithamları günlerce insanı rahatsız edebiliyor..

  9. Arapların geneline “kendi devletlerini kurma” sözü verildiğini biliyoruz. Kudüs’ün Allenby tarafından işgalinde Arapların karşı koymadığını da biliyoruz. Geri çekilen Osmanlı ordusunu kılıçtan geçirenlerin İngiliz ordusu olmadığını da biliyoruz.
    Devlet kurma vaadiyle İngilizlerin yanında bizim karşımızda yer aldılar. Çoğu Arap gibi…
    Hoca ( kimdir bilmiyorum) yanlış aktarsa ne, yanlış hatırlasa ne.

    Gerçek şu ki menfaat söz konusu olunca din kardeşliği hikâyedir.
    Bir biz bunu anlamak istemiyoruz.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here