Yaz gazeteci bey yaz… Bir daha yaz… At izi ile it izini yaz…

13

Bugün sabahın erken saatlerinde yazı masasına oturduğumda ilk cümle kendiliğinden geldi; ‘At izi, it izine karıştı’ deyimi gün içinde okuduğunuz yazımın giriş cümlesi oldu.

Sabahın 06.30’ydu yazıya başladığımda, sitede yerine yerleştirmem, herhalde 08.30’u bulmuştur.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Çin seyahati dönüşünde gazetecilere, ‘FETÖ ile mücadele’ konusuyla ilgili görüşlerini aktarırken aynı deyimi kullandığını daha sonra öğrendim.

“At izi it izine karıştı” demiş Cumhurbaşkanı Erdoğan da…

Eskiler buna ‘tevafuk’ diyorlar…

Birbirinden habersiz, aynı olayın, görüşün, hatta sözcüğün tarafı olmak…

‘Tevafuk’ görüşünü güçlendiren, günün belli bir saatinde, ‘Ergenekon’ süreci sırasında, 2 yıldan fazla bir süre cezaevinde yatan eski Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un da aynı deyimi tekrarladığını öğrenmem oldu. O da “At izi it izine karıştı” demiş…

Böyle bir duyguya geçmişte en son Org. Başbuğ tutuklandığında kapılmıştım.

O zaman da onun tutuklanması at izinin it izine karıştığını düşündürmüştü bana…

Prof. Türkan Saylan, İlhan Selçuk, Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi isimler tutuklanınca ‘Ergenekon’ süreci rayından çıkmış oldu.

Zıvanadan çıktı da diyebilirsiniz.

Şimdi?

Günün ortasına doğru MetroPoll araştırma şirketinin başkanı Prof. Özer Sencar’ın gözaltına alındığı haberi beni şaşkınlığa düşürdü.

“Özer Sencar FETÖ?” şaşkınlığıydı bu.

İkisi yanyana düşünülemeyecek iki isim…

Akşam üzeri MHP’nin Devlet Bahçeli’ye muhalif kanadının görüşlerinin sözcüsü ‘Yeniçağ’ gazetesinin 3 yazarının da gözaltına alındığı haberini okudum.

Yeniçağ internet sitesi de “At izi it izine karıştı” diye vermişti haberi…

Cumhurbaşkanının “Sakın ha!” diye uyarma ihtiyacı duyduğu, ‘Ergenekon’ sürecini rayından saptırana benzer bu yanlışlıklar kimin eseri?

Ergenekon’u rayından kim/ler/in saptırdığını biliyoruz; onların bir bölümü zaten şimdi hesap veriyorlar…

Peki bu defa kimin eli devrede?

Televizyon ekranlarında gün boyu Merve Kavakçı’nın evini basan DGM başsavcısı ile Albayrak Ailesi’nin fertlerini bulma amacıyla Yeni Şafak gazetesini basan polis müdürü…

Gündemi onlar belirliyor…

En tepelere uzanamayanlar mededi bizlerde arıyorlar; ama görüyorsunuz, yazar-çizer takımının elinden fazla bir şey gelmiyor.

Uyarı? Evet şimdi yazdıklarıma benzer uyarıları kendi hesabıma haftalardır burada kamuoyuyla paylaşıyorum.

“Ölçü” deyip duruyorum. Bir ‘ölçü’ belirlenmeli: ‘Darbe’ girişimi içerisinde yer almış, onları teşvik ve tahriklerle harekete geçirmiş, örgütün karar alma mekanizması içerisinde bulunan, içyüzleri ortaya çıktıktan sonra bile maddi desteklerini sürdüren…

Çizgi buradan itibaren çizilebilir.

Başka ülkelerde yaşanmış benzer dönemler toplumlarda derin yaralar açtı; bizde de, rayından saptırıldıktan sonra, ‘Ergenekon’ süreci, tek tek insanları, ailelerini ve toplumu nasıl tedirgin etti, biliyoruz.

Şimdi aynı durumlar yaşanmamalı. Yaşananlardan ders çıkarmasını bilen olgun bir toplum olduğumuzu dosta düşmana göstermeliyiz.

Özellikle de askerlerimizi sınır-dışı operasyonlara gönderdiğimiz günümüzde…

Günüm bu düşüncelerle geçti; umarım günün bundan sonrasında hoş olmayan haberler almam.

ΩΩΩΩ

13 YORUMLAR

  1. Suc nedir, (yasa disi) terörist örgüt nedir Allah askina!?
    Böyük devletlumuz karar verdi “bu suctur”, “terörist örgüttür” dedi diye mi ve hemipimiz ona suc veya terörist örgüt diyecegiz?
    Akli basinda bi adam yok mu koca memlekette?
    Örnegin PKK yasa disi terörist bir örgüttür. nereden biliyoruz? Hakkinda yargilama sonuclari ve bir sürü üstlenilmis silahli/bombali eylemleri vardir.
    Peki Cemaat/Hizmet yasa disi terörist bir örgüt müdür?
    Cevabiniz evetse bir tane mahkeme/yargilama karari gösterir misiniz.
    Öyle herkes kafanasina göre mahkemesiz/yargisiz suclu ilan ederse vay halimize. Ondan sonra L . T. gibi tipler alir eline silahini sokaga firlar. Yok neymis catisacakmismis. Zaten o kadar insani sokaga cikmaya cagirmak basli basina ayri bir konu. Olaylarin bir de bu tarafini yorumlasaniz Fehmi Bey, nasil olur acaba?

  2. Bence gazetecilik ile köşe yazarlığı farklı meslekler. Gazetecilik çeşitli yöntemler kullanarak habere ulaşmak ve bunu okuyucusuna bildirmektir. Köşe yazarlığı ise verilen haberlerin okuyucu tarafından nasıl anlaşılması hedefleniyorsa ona göre yapılan bir algı yönetimidir. Bu hedefi gazetenin (medya kuruluşunun) patronu belirler, genel yayın yönetmeni eliyle uygulatır. Kısacası gazetecilik ve televizyonculuk (medya) şirketleri hayır kurumları değildir. Algı yönetimini pazarlayarak dolaylı olarak ekonomik ve siyasi güç elde ederler. Eğer bu pazarlama işini çok basit yaparlarsa okuyucu kaybederler, algı yönetimi öyle yapılmalıdır ki algıları yönetilenler bunun farkına varmamalıdır. Bunun için becerikli köşe yazarlarına eşek yüküyle para ödenir. Siz siz olun gaza getirilmeyi kabul etmeyin, makul bir çizginin altına düşen medya kuruluşlarına (sağ-sol, dinci-laik farketmez) tepkimizi maddi-manevi göstermeliyiz.

  3. ‘İç yüzleri ortaya çıktıktan sonra dahi maddi desteklerini sürdüren’ ibaresindeki ortaya çıkma zamanı size göre ne zaman sayın koru? Sizin de yakın dostunuz 11.Cumhurbaşkanımız bu yapının iç yüzünü en iyi bilebilecek kimse. Ama o bile Boydak holding e yönelik operasyonlarla ilgili daha 3 4 ay önce umarım daha fazla rencide edilmezler diyerek bir bakıma boydaklari temize çıkarmış ve devletin tepesinden biri olarak operasyonlara gölge düşürmüştü.

  4. eyy etkili ve yetkililer tabandan gelen sessiz çığlıkları duyun teröristlerle garibanları ayırt edin anadolunun bilmem ne ücra köyünden üniversite kazanan kızını bunlar dindar insan zarar gelmez diye o yurtlara bırakmış atanamayıncada karın tokluğuna o dersanelerde çalışmış ekmeğinin derdine olan fukara çocukları ve ailelerini düşünün Allah rızası için o ailerlerki yüzde doksan dokuzu Akpartili seçmen öyle olmasa bile masum masum sefil aç çaresiz elinizi vicdanınıza koyun bir kere daha düşünün

  5. Sayın Koru ,Yapılan ihraclar toplumda infiale sebep olmuştur , olacaktır. Bu ihraclardan etkilenmeyen tek bir aile yoktur. Suça bulaşma ölçüsü daha adaletli olmalıdır. Devletin ödenegini kendisinin ödediği bir sendika üyeliği için insanlar işinden oluyor. Allah vicdan ve merhamet versin…

  6. Bireyler belki hissi davranabilir insan kızar sinirlenir pişman olacağı iş yapar ama devletler mantıkla akılla çalışır. Devlet 15 Temmuz sonrası belli olmayan cephede belli olmayan düşmana savaş açarken etrafı kırıp dökmüştür. Bu fetö örgütü oyunu devletin sahasına yıkmış beraberliğe razı bir futbol takımı gibi top çevirmektedir. Organizasyonun kilit adamları ya aranıyor ya kaçmışken aşağıda feda edilmesinde bir sakınca görülmeyen ameleler yada örgütün sağmal inekleri tutuklanmaktadır. Bu arada örgütün yakınından geçmeyenlerde abuk subuk isimsiz mektupları ciddiye alan savcılar tarafından içeri tıkılmakta memurluktan atılmaktadır. İnsan ürperiyor Fehmi Bey acaba darbe tamda bunu mu amaçlamıştı? Zira devlet altından kalkamayacağı bir enkazı kendi eliyle oluştumaya hızla devam ediyor. Bir an evvel hukuka dönmez isek Nasrettin Hocanın lafına geleceğiz. Bu toz dağıldığında bindiğimiz atmı eşekmi ortaya çıkacak ancak yaşanan travmalar bize 20 yıl daha kaybettirecektir. Ben 28 Şubatın acılarını yeni yeni unutuyorsam şu anın mağdurları devletle 2036 dan önce barışmayacaktır.

    • Darbe tam da bunu amaçlamış gibi. AK Partiyi de devleti de itibarsızlaştıran bir süreci yaşıyoruz. Korumacılık kesin kes var. Şüpheyi suç kanıtı gibi gören bir anlayış da var. “Yüzde bir hatayı anlayışla karşılamak lazım” diyen Bülent Turan gibi AK Partililer, bu sürecin bir itirafçısından başka bir şey değil. Şeytan ayrıntıda gizlidir derler, o ayrıntıyı düşünmeden hareket ederseniz hiç ilgisi olmayan kimselere bu haksızlığı yaparsınız. Örnek mi? Bylok denen programı kullanmamış ama telefonuna yüklemiş diye açığa alınan birinin, ımei yüklemesinden dolayı kullanmadığı o telefonu kullanıyormuş gibi göründüğü, zira o ımei’li telefonun telefon tamircisine bir FETÖcü tarafından satıldığı, tamircinin de bu telefonun ımei’ni sizin ikinci el telefonunuza çaktığı, dolayısıyla sizin hattınızın bu eski telefonu kullanıyormuş göründüğü, gerçekte ise ımei çakmasından böyle bir karışıklığın ortaya çıktığı dikkate alınmazsa FETÖ düşmanını tutar FETÖ’cü muamelesine maruz bırakırsınız. Ne yazık ki yaşanan bir örnek bu.

      Hukuk bu kadar hassas bir mesele. Bilmemek veya yanlışlık gibi gerekçeler hukuk cinayeti işlemek için mazeret olmamalı.

  7. Sayın koru ben bir öğretmendim diyorum çünkü ihraç edildim neden 2014 den sonra altı ay üyeligim var 2015 de ayrıldım ve seçimlerde akp destekledim eğitim birseye geçtim sayın cumhurbaşkanın sogadavetinde ilk çıka insanım ve baba yadigarı tabancanızda yanıma alarak çıktım özürlü biri olduğum halde askeriyenin önüne gittim ben her hangi birşey olsa çatışacaktım ama burda öyle bir olay olmadı. Kacamacağından dolayıda olay ciksa orda belkide şehit diyeceklerdi ama bu gün feto üyesi olarak khk atıldım burda zoruma giden atılmam değil ama baba yadigarı silahım alındı . Nasıl zoruna gitmedi dersen rızık Allah cc elinde ona inancım tam

  8. Gerçekten anlaşılmaz şeyler yapılıyor, yazılıyor, söyleniyor. Cumhurbaşkanın veya başka bir kimsenin “şunu destekleyin veya desteklemeyin” demesi kanun nezdinde kimseye zerre kadar bir mesuliyet getirmez. Bizim, sivil vatandaşlar olarak görüşlerimiz devletlülerinki kadar değerlidir. “Uyarıldıktan sonra devam edenler” vs gibi uyduruk kriterler nereden çıkıyor anlamak mümkün değil. Hele mahkemelerin böyle rastgele ölçülere göre hareket etmesi beklenemez. Fehmi bey, bence siz de “ölçü”, “milat” vs icat etmekten vazgeçin. İhtiyaç duyduğunuz bütün ölçüler anayasa ve yasalarda mevcuttur (ve hukuk devletinde olmak durumundadır)!

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here