Yazarınız yazılarına başladı. İlk yazısının konusu ne dersiniz? Evet, medya…

62

1980’lerin ikinci yarısı başları… Yer: Almanya’nın Köln kenti… Başka bir gazetecilik görevi için gelmişim; orayı mekan tutmuş ve herbiri sonradan kendi yolunda önemli başarılara imza atmış iki yerel Türk gazetecinin evinde misafir olarak kalıyorum…

Onlardan biri, ‘‘Buraya kadar gelmişken neden zoraki sürgünlerin hatırını sormuyorsun?’’ fikrini ortaya atıyor ve askeri yönetimin gadrinden soluğu Avrupa’da almış bazı aydınlar ve sanatçılardan Köln yakınlarında yaşayanlarla görüşmemi sağlayabileceğini söylüyor…

O görüşmelerden ‘Vatan hasretiyle yananlar’ başlığını taşıyan bir dizi-röportaj ortaya çıkıyor…

Cem Karaca’yı ve Şanar Yurdatapan’ı da kaldıkları mütevazı evlerinde ziyaret ediyorum.

Şanar Yurdatapan’ın bestelediği, eşi Melike Demirağ’ın seslendirdiği ‘Şimdi İstanbul’da olmak vardı anasını satayım’ sözleri bir aralar dillerde dolaşan şarkının da içinde yer aldığı albümün ilk dinleyicilerinden olarak ülkeye dönüyorum.

İkili henüz piyasaya çıkmamış albümü hediye ediyorlar.

Ünlü şarkıcı Cem Karaca medyadan uğradığı haksızlığı benimle paylaşıyor. Erol Simavi’nin çıkardığı ‘Hafta Sonu’ gazetesi, manşetinden kendisiyle ilgili haberlerle askerlere ispinyonculuk yaparken gerçekleri nasıl çarpıtmış, ilgisiz eski fotoğrafları yeniymiş ve başka ortamlarda söylenmiş sözleri sanki Köln konserinde ifade edilmiş gibi sunmuş… Bunları kupürler eşliğinde kendisinden dinliyorum. Bütün derdi vatana dönebilmek…

Şanar-Melike Yurdatapan gibi Cem Karaca da askerler tarafından ‘vatan haini’ ilan edilip vatandaşlıktan çıkarılmış çünkü…

Cem Karaca’nın dramını ‘Yurdum burnumda tütüyor’ başlığıyla manşetten yansıtıyoruz.

Gazeteci ve insan olarak mutluyum. Endişem yok değil, ama henüz ülke yönetiminden ayrılmamış ‘Evren ve cuntanın 4 atlısı’ hiçbir tepki vermiyor…

Neden bu eski hatıra?

Ameliyatımın oğlum tarafından bu siteden duyurulması sonrasında hayli ziyaretçi kabul ettim; çok sayıda dost, arkadaş tanıdık ve okur mesajla ve telefonla geçmiş olsun dileklerini iletti.

Ziyaretçilerimden biri, telefona verdiğim bir cevabı takiben ‘‘Arayanın çok, bakalım kimler?’’ diyerek cep telefonumdaki isimlere göz attı ve ardından ‘‘Medyadan neredeyse herkes aramış, tek aramayanın galiba hakkında ‘medeni ölü’ sıfatını kullanan köşe sahibi; eh o da seni ölü bildiğine göre, aramasını zaten bekleyemezdin’’ deyiverdi.

Kendisiyle hayatımda hiç karşı karşıya gelmediğim için araması beklenemezdi zaten.

Meğer aynı köşe sahibi, birini daha ‘medeni ölü’ kılmak için, ben narkoz altındayken yazdığı birkaç yazıda, Londra’da yaşayan eşinin yanına giden bir gazetecinin orada açtığı lokantaya uğranmasını ‘ağır bir suç’ olarak yansıtmış…

‘Kaçak’ ve ‘vatan haini’ imiş, onunla görüşen de doğal olarak ‘suç işlemiş’ oluyormuş…

’’Savcılar göreve’’ çağrısında bulunmuş kemerinde pek çok kafa derisi bulunan köşe sahibi…

Benim aklıma geçmişte yaşadığım Cem Karaca olayı geliverdi.

Sonrasını da anlatayım:

Turgut Özal o sırada taze başbakan ve iki gün sonra onun bana verdiği yeni manşetle çıkıyoruz. ‘‘Cem Karaca ülkeye dönebilir’’ diyor Özal.

Ve Cem Karaca’nın yurda dönmesi fazla zaman almıyor. Geliyor, geceyi karakolda geçiriyor, Özal’ın araya girmesiyle serbest bırakılıyor.

Ardından askeri müdahaleden sonra yurtdışına sığınmışların bütününün isterlerse Türkiye’ye dönmelerini sağlayan yasal düzenlemeler de yapılıyor.

Hulki Cevizoğlu ‘Ceviz Kabuğu’ adlı programına çıkarıyor Cem Karaca’yı; sanatçının tek arzusunu iletmek için de beni arıyor: ‘‘Fehmi Koru da programa hiç değilse soru ile katılmalı…’’

Telefonla katılıyorum ve programda birbirimize iltifatlar ediyoruz.

Türkiye’de kimse -hatta askeri cuntanın üyeleri bile-, o zaman, ‘vatan haini’ ilan edilmiş ve vatandaşlıktan da çıkarılmış Cem Karaca ile görüştüğüm için beni kınamayı, suç işlediğimi ileri sürmeyi akıllarından geçirmedi.

Odamdan hastanenin bahçesi…

Teşekkür borçluyum

Yürüme kabiliyetimi sınırlayan bir rahatsızlığım vardı ve tek çözümün ameliyat olduğunu bildiğim halde bana ait sebeplerle bundan uzak duruyordum. Dostlarımın yönlendirmesiyle, kendimi Ankara’da, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ile irtibatlı Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde buldum.

Doç. Dr. Gıyas Ayberk ve hastanenin beyin cerrahi bölümünden ekibi zor ameliyatımı ve hastanede geçirdiğim günleri benim için kolaylaştırdı. Kendi deneyimimden sonra vardığım sonuç şu: Dr. Gıyas Ayberk’in eli altın bir el.

Doç. Dr. Levent Öztürk ameliyatımın öncesinde bana kendimi unutturacak narkozu veren, sonunda gözlerimi açtığımda yanı başımda ilk kendisini gördüğüm anestezi ekibinin lideriydi.

Prof. Dr. Nihat Tosun, geçmişinde başhekimlik ve sağlık bakanlığı müsteşarlığı da bulunan ortopedi ve travmatoloji alanında bir deneyim abidesi olarak, ameliyatım öncesi ve sonrasında ne zaman tereddüde düşsem zihnimi hep doğruya yöneltti.

Prof. Dr. Kasım Kılıçarslan her gün kimbilir kaç bin hastaya şifa dağıtmaya çalışan büyük bir hastanenin başhekiminin müthiş disiplinini hissettirmeden sağlayarak hekimlik mesleğine zaten var olan hayranlığımı daha da artırdı.

Dr. Hakan Bayraktar‘da yalnızca titiz bir başhekim yardımcısını değil, doktorluğu yanında sanata ve fikir dünyasına katkıda bulunan bir düşünce adamını da tanımış oldum.

Hemşireler… Onların hastalara gösterdikleri bitmez tükenmez şefkat dolu ilginin çok daha uzun sürebilecek iyileşme dönemlerini nasıl kısalttığını orada kaldığım süre içerisinde yaşayarak öğrendim…

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ile irtibatlı Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ve adlarını saydığım-sayamadığım bütün mensuplarına ifadesi zor büyüklükte TEŞEKKÜRLER borçluyum.

Lütfen teşekkürlerimi kabul etsinler.

ΩΩΩΩ

62 YORUMLAR

  1. “Türkiye’de kimse -hatta askeri cuntanın üyeleri bile-, o zaman, ‘vatan haini’ ilan edilmiş ve vatandaşlıktan da çıkarılmış Cem Karaca ile görüştüğüm için beni kınamayı, suç işlediğimi ileri sürmeyi akıllarından geçirmedi.”
    BİR GÜN HERKES vatan haini İLAN EDİLECEK. Anlamış olsanız dahi artık hiçbir kıymeti yok. Binlerce vatan hainimiz var cunta dönemlerinde bile olmayacak kadar. Yazık, yazık ettiniz.

  2. Fehmi bey, yaban ellerdeyken beklenmedik rahatsızlığımla ilgili, iyi bir gazeteci duyarlılığıyla “haber” alıp, çaylak gazeteci- usta gazeteci ayırımı yapmadan, yanıma kadar gelip “geçmiş olsun” demiştiniz. Şimdi ben size “geçmiş olsun” diyorum. Tez zamanda sağlığınıza kavuşmanızı diliyorum.

  3. Tekrar geçmiş olsun. Ameliyat için yabancı özel hastanelerin revaçta olduğu dönemde kendi üniversite hastanelerimizi, kendi eğitim araştırma hastanelerimizi tercih etmeniz ve bu kurumlarda görev yapan başarılı doktorlarimizi burada anmaniz taktir edilecek bir davranış. Allah onları da basimizdan eksik etmesin

  4. Fehmi Bey geçmiş olsun. Daha önceki resimlerinizle güncel resminizi karşılaştırınca, bacaklarınızın taşıyacağı yük azalmış gibi. Iyi görünüyorsunuz.

  5. ÇOK GEÇMİŞ OLSUN FEHMİ ABİ,YAZINIZI YAZMADIĞINIZ İLK GÜNDE TEKNİK NEDENLE DEDİNİZ YA ÇOK ÜZÜLMÜŞTÜM,ACABA BURADA DA MI ENGELLENDİ DİYE.OĞLUNUZUN DUYURDUĞU YAZIDAN SONRA HASTALANDIĞINIZI DUYDUM.HASTALIĞA SEVİNİLMEZ AMA BİRAZ RAHATLADIM.SİZİN GÜNLÜK OKUYUCUNUZ OLARAK HAYRANLIK DUYUYORUM YAZILARINIZA.ARAŞTIRARAK YAZDIĞINIZ İÇİN.TEKRAR GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİMLE,ALLAH SİZİN GİBİ YAZARLARIN SAYISINI ARTTIRMASI DİLEĞİYLE,İYİ AKŞAMLAR FEHMİ ABİ.ADANADAN SAYGILARIMLA…

  6. Sayin koru tekrar gecmis olsun .
    Allah sizin gibi durust gazetecilere bu memleketin ihtayaci vardir. Tipki durust
    Savcilara .hakimlere valilere ihtiyaci oldugu gibi
    Gazetecilik meslegine gecmiste cok hos bakilmazdi.Yalan haberler uydurma duzmece
    Sansasyonel haberleri cok gorduk.Ancak parmakla sayilabilecek kadar azalan fehmi koru gibi dogru bildigini soyleyen gazetecilere eskisinden daha cok ihtiyacimiz var.
    Varolun saglikli olun sn KORU.

  7. Allah sağlık şifa ve uzun ömürler versin. Hergün sitenize bakıp, teknik nedenle başlayan ama sağlık sorununa dönen, bu yazısızlığı; elemli bir bekleyişle bekledim.
    Her gece mutlaka okuduğum, fikrine önem verdiğim ve itidalli ve istikamet üzere olan yazılarınızı çok özledim.
    Eski yazılarınızı tekrar okumakla iktifa etsemde, hüzünlü bir bekleyişle, Allah’a size sağlık vermesi için dua ettim.
    Anladımki; siz ve özenle seçiminiz olmazsa, özellikle şu yazıyı okuyayım dediğim bir yazar yok.
    Ülkem adına üzüldüm.
    Allah sağlıklı uzun ömürler nasip etsin.

  8. Misafirlerinizi habersiz bırakıp gittiniz.
    Teknik nedenler denildi..
    “Buradada mı engel olunuyor” diye şüphelenmiştim.
    Meğerse Rabbim misafir olarak hastalığı göndermiş.
    İnşallah o misafiri HASTALAR RİSALESİ’YLE karşılamışsınızdır. İnşallah onunlada tamamen uğurlarsınız.
    Geçmiş olsun. Allah şifalar versin.

  9. Fehmi Bey,
    Allah şifa versin.Ömer Seyfettin’in “Nadan” hikayesini bilirsiniz,’medeni ölü’tellalı sizi aramış olsaydı,yazınızı okumayı ,siteyi takip etmeyi bırakırdım.

  10. türkiyenin en berbat yeri istanbulda benim yaşadığım ilçe. eminim didem kuz burda yaşasa izmire epey dua eder. kaldırımların çökeceği korkusu ile yürüyoruz bazı yerlerde. şaka değil, gerçek olarak söylüyorum. ayrıca yeni bir yerleşim yeri olmasına rağmen trafik berbat, kanalizasyonun yeniden yapıldığını söylemem herşeyi açıklar herhalde. bir park alanı var. 4 yıldır bir türlü inşaatı bitmedi. çocuk parkı yaptılar geri kaldırdılar. çocuklar ile annenin sallanacağı salıncaklar koydular geri kaldırdılar vs. oysa 1 senedir geçmediğim sokağı birkaç gün önce gördüğümde tanıyamadım çünkü 1 yıl içinde birkaç tane bina yapılmış. boş arsa idi. 3-4 yaşında çocuklar sokaklarda oynuyorlar çünkü çocuk parkı bile yok. belediyeyi aradığımda belediye başkan yardımcısı bana dilekçe vermemi söyledi. ben de açıp belediyeler yasasını okumasını, benim söylediğim şeyin zaten belediyenin görevi olduğunu söyledim. Adamın yasal olarak yapmak zorunda olduğu şey için benim dilekçe vermem gerekiyormuş. 4 yaşındaki çocuklar arabanın altında kalınca “takdir-i ilahi” olacak. bölge merkezindeki bir dörtyol var. üçüncü seferde ışıkları zor geçiyorsun. çünkü yeni yerleşim yeri olmasına ve bu konuda yığınla tecrübe olmasına rağmen nüfus düşünülmeden yollar belirlenmiş. en az akp kadar istikrarlı elektrik ve su kesintilerinden de bahsetmem gerekiyor galiba. buraya taşındığımdan beri her ay en az 1 kere (en az), elektrik ve su kesildi. suyun niye kesildiğini sorduğumda kepçe operatörünün boruyu patlattığı cevabı verildi her seferinde. en son iski çağrı merkezinden de çözüm bulamayıp iski yöneticilerini aradım bu kadar boru patlamasının normal olmadığını, böyle devam ederse başbakanlığa ve hatta cumhurbaşkanlığına onları şikayet edeceğimi söyledim. çok şükür 7-8 aydır kesintilerdeki istikrar bozuldu.
    – didem hanım razı olursa memnuniyetle belediyeleri değişiriz.
    – Yukardakileri, akpli belediyenin chpli belediyeden daha kötü olduğunu ya da tersinden söyleyecek olursak, chpli belediyenin daha iyi olduğunu ispatlamak için yazmadım.
    – Öncelikle, bu tür (yani çalışıyor-çalışmıyor vb) değerlendirmelerin ülkemizde subjektif olduğunu vurgulamak için yazdım.
    – İkinci olarak da, izmir belediye başkanının iyi çalışmadığı sonucu objektif kriterlere göre ulaşılmış bir sonuç olsa bile diğer belediyelerle kıyaslamanın subjektif olduğu aşikar.
    – Üçüncü olarak, ideolojik sıkışmışlıktan bahsederken, konunun çıkış noktasının da aslında ideolojik olduğunu vurgulamak için yazdım.
    – Olayın diğer boyutuna gelince, yani ideolojiik sıkışmışlık konusuna gelince; didem hanımla hemfikirim. zaten uzun süredir bunun üzerinde duruyorum. birey olabilmenin önemini yazıyorum.
    – Ancak burda bir adım daha atmak gerekiyor. ideolojik sıkışmışlığın nedenleri üzerinde de kafa yormak gerekiyor ki bence, ideolojik saldırılar ideolojik sıkışmışlığı pekiştiren bir işlev görüyor.
    – Yani, didem hanım, ideolojik sıkışmışlığın aşılmasına katkıda bulunmak istiyorsa, öncelikle, her eleştiride savunma mekanizmasını çalıştıracak olanlara yüklenmekten ziyade, mümkün olduğunca gerçekleri söylemeli. mesela akpnin yaptıklarını söylemeden chpyi eleştirirsen savunma mekanizması devreye girer.
    – Bunun tersi de doğru. yani bir chpli ya da solcu ya da okumuş kesimden birisi, kendi cephesine gıkını çıkarmaz da akplilerin ya da mhplilerin ya da iyi partililerin eksiklerini, yanlışlarını “türkiyenin en kötü yönetilen” sıfatları ile de abartarak eleştirirse istediğinin tam tersi sonuç alır.
    – İşin diğer boyutuna gelince, bir akpli, herkesin yanlışları ile akplilerin yanlışlarını da vurgulasa, akpde çok bir etkisi olmuyor, tam tersine dışlanıyor. bu durum tersi için de geçerli. yani sol içinde bir kişi, sağ kesimin hataları kadar ya da bazen daha az da olsa, kendi tarafına eleştiri getirdiğinde de dışlanıyor. Şahsen böyle bir dönem yaşamışlığım vardır ve bu nedenle yıllardır arkadaşlarımla ilişkilerim kopuktur.
    – Yani akplinin, chplilerin hataları kadar akplilerin hatalarını da dile getirmesi, ya da chplinin, akpnin hataları kadar kendi taraftarlarının da hatalarını dile getirmesi, ideolojik sıkışmışlığı aşmakta, maalesef, sihirli bir güç işlevi görmüyor.
    – Ancak mevcut yöntemle (yani sadece karşı olduğuyun hatalarını söyleyerek) ideolojik sıkışmışlıktan çıkmamız mümkün değil.
    – Bu nedenle de, en fazla önemsediğim, değerlerine, duygularına, analizlerine hatta ahlakına en fazla değer verdiğim kişiler, kendi çevresi tarafından “hain” ilan edilenler oluyor. (“hain” ifadesi bir belirleyicilik anlamında değil, durumu karikatürize etmek için kullanılmıştır)
    – levent gültekin gibi, abdüllatif şener gibi, ertuğrul günay gibi, artık kendisini içinden çıktıkları kesime ait hissetmeyen, dahası da başka kesimlere de ait hissetmeyen insanlara ihtiyacımız var.

    • ayrıntılar tartışılabilir senin belediyen benim belediyemden kötü de olabilir. gerçi benim İstanbul da ikametgahım var ve istanbulda da uzun zaman geçiriyorum. dolayısıyla bazı açılardan hemfikir bile olabilirim. ancak geçmiş ile kıyaslandığında hele ki istanbulda hakkı hukuku önce sizin teslim etmeniz gerekir. genel olarak ta memnuniyetin kişisel bakış açısına bağlı olduğunu düşünmesem ve asgari müşterekte bazı kriterlere göre değerlendirme yapılması gerektiğini düşünsem de kabul edersiniz ki yazımın amacı belediyeleri tartışmak değildi. yerel seçimler yakın olduğu için belediye üzerinden örnek verdim.

  11. Ben de aylardır düşünüyordum. B.Karagülle abimize bu yönden teşekkür ediyorum, hatırlattığı için, ilgililere.
    Evet – büyük masraflar ve emeklerle yapılan ve yok edilmesi açin de ayrıca büyük masraf gerektiren Atatürk Hava limanı asla yok edilmemeli. Çok şehir ve Devlette birden çok hava limanı mevcut.
    Atatürk Hava Limanı da, Tayyip Erdoğan, Sultan Fatih Mehmet HAva Limanı da olsun.
    Bu vesile ile bir hatırlatmada daha bulunmak istiyorum. Çokça hava limanında klasik batı müziği
    ile yolcuları eğlendiriyor veya dinlendiriyorlar. Yeni hava limanında da merhum Münir Nurettin, Zeki Müren, Neşet Ertaş gibi üstadlardan Türk müziği ve Kani Karaca’dan İlahi dinletilmesini arzu ediyor ve bekliyoruz.
    Şehir Hastahaneleri, vatandaşın içinde kaybolmasını ve Batılıların para kazanmasını intaç
    edecektir. Tıbb-ı Nebeviyi de ihtiva edecek şekilde – peşin hükümden kaçınarak – KORUYUCU (ve BİTKİSEL)
    Hekimliği ilmin ışığında geliştirmek hem MİLLİlik, hem de YERLİLİKtir.

    • Makul olmayan isteklerde bulunuyorsunuz, malesef isteklerinizin olması mümkün değil.
      Şehir hastaneleri, devlet hastanelerinin kapatılması, 3. Havalimani inşaatı da Atatürk havalimanı inşaatınin kapatılması fikri üzerine inşaa ediliyor.
      Müteahhitlere birincisinde hasta garantisi ikincisinde de yolcu garantileri verildi.
      Devlet hastaneleri ve Atatürk havalimanı kapatilmazsa garantileri nasıl karsilayacaksiniz?
      Yoksa siz Reisi verdiği sözlerden dönen biri mi zan ediyorsunuz?

    • *******
      ….
      Betonarme, her yer duvar,
      Yeşilliğe ihtiyaç var!
      Sen aylarca, düşüne dur…
      Ezberlerin neye yarar!?

      Üsküdardan atlı geçti,
      Çaresizler onu seçti,
      Sen aylarca, düşüne dur…
      Karar veren ölçüp biçti!

      Milli bahçe yapilacak,
      Torunların koşturacak,
      Sen istersen hoplaya dur…
      Kuzular da otlayacak!…
      ……
      *******

  12. Bir kaç aydır ocak medyayı takip edemiyordum. Bugün bir göz atayım dedim hastalığınızı öğrendim. Sayın Yazar çok geçmiş olsun, Allah C.C şifalar versin inşallah. Yazınızda andığınız Rahmetli Turgut Özal ve Cem Karaca’ya da Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun inşallah. Yarınların güzel olması dileğiyle hoşça kalın.

  13. Hoşgelişlerin olur inşallah…

    Tekrar geçmişler olsun sayın Koru..

    Herdaim farklı pencereden bakmamızı sağlayan yazılarınla kendini birdaha özletme…

  14. Aslında sadece selam yollayacaktım Bi yorumda okuyayım dedim ve aile içi muhabbeti okudum.
    AKP seçmeninin çaresizliği herkesin yüreğini dağlamış yine. Bu seçmenin büyük bir kısmının kapıcı temizlikçi köylü hatta fetöcü olduğu sık sık altı çizilir. Insanlar bunun altını çizerler ve kendi oylarının toplumun bu gelir ve eğitim düzeyi düşük kesimiyle eşit olmasına da bir hayli hayıflanırlar. Ben bu tutumu bir yerlerden hatırlayacağım ya neyse. Gerçi akp seçmenin kaymak tabakası da pek az sayılmaz ama orada değişkenler muhtelif olduğundan analizi başka zaman yaparız. Üzerinde durmak istediğim konu çaresizlik.

    İzmir türkiyenin en kötü yönetilen şehirlerinden biridir. Borç harç meselelerine hiç girmiyorum hizmetten gidelim. Hoppala belediye başkanı olan Belediye Başkanı ya yapması gerekeni yapmamıştır ya da yapmaması gerekeni yapmıştır. Sakini ne demek istediğimi anlar. Herşeyin üstüne sefil denecek kadar ağaçsız ve çorak bırakılmıştır. Yolunuzu bir ev kesebilir burda şaşırmayın derim. Buna rağmen Hoppala başa gelmiş başkan ne görülür ne duyulur olmadığından mıdır nedir her seçimi kazanır. İzmir’in okumuş eğitimli Görgülü bilgili halli vakitli halkı şehri kötü yöneten ve seçilirse yine kötü yönetecek başkanına oy verir. Neden oy verir??? Çünkü oyunu ideolojik kullanır. Ortada ideoloji falan kalmadığını bilir ama varmış gibi kullanır. Çünkü çaresizdir. Gidecek yeri çalacak kapısı yoktur. İçi istemez ama eli oy verir.

    Bugün akp nin ülkeyi iyi yönettiğini söylemek maskaralıktır. Eğitimsiz fakir tabaka AKP seçmeni çaresizdir. Ama eğitimli zengin okumuş kültürlü diğer seçmenler kadar çaresiz, daha fazla değil. Ben asıl bunun altı çizilmeli diye düşünürüm.

    Hüseyin Karahan ağabeye selamlar ve Süleyman Karagülle hocamıza da selamlar…

  15. geçmiş olsun. Her gun dijital medyadan ilk sizin yazınızla güne başlayan biri olarak tekrar sağlığınıza kavuşmuş olmanızdan ve yazılarınıza da devam edecek olmanızdan dolayı ne kadar sevindiğimizi tahminedebilirsizni. Selam ve dua ile

  16. 1980’ler daha mi ozgur bir donemdi?
    Dindar ve muhafazakar kesimde neredeyse okunacak yazar kalmadi. O yuzden yoklugunuz ozellikle belli oluyor…

    Ölüler, Koca Çınarlari kendileri gibi ölü zan ediyorlar.. Ölüler evinden anilarini yaziyorlar aslinda…

    Bu vesile ile cok gecmis olsun ve Allah sifa versin.

  17. ( H.K.nın klasik yazılardan olan bu yazıyı okumasına, vakit tüketmesine gerek yok)
    İslam Peygamberine göre, din nasihattır.
    Hayırlı şifa ve ömür diliyorum. Evet, Bir varmış, bir yokmuş…, Özal’lar,
    27 Mayıscılar, 12 Eylülcüler ….. de gitmiş. Süt dökmüş kedi… gibi 28 Şubatçılar da gidecek.
    Mühim olan YÜZÜ AĞ olarak gidebilmek. Müslüman için ise, süt gibi temiz, su gibi berrak
    mü’min olarak gidebilmek. Kusura bakmıyasın ama yüzün sararmış, benzin solmuş ; yani,
    ÖLÜMÜN KEŞİF KOLLARI – bize olduğu gibi – size de hücum etmiş. Sakın,ölümünü
    bekliyorum, sanılmasın ; sadece, hepimize hatırlatmak. Kabir sualcileri veya mahşerde,
    ” ömrünü nasıl, nerede, kimlerle …. gçirdiğin, Allah’ın BAHŞETTİĞİ nimetleri nerelerde ve
    ne şekilde kullandığın, dünya sevgisi uğruna haramlara ne şekilde uzandığın hep sorulacak,
    hepimimize. Hastalık, gözümüz kapanırken, birden bire, nasıl açılacağını hatırlatan
    – bir manada – güzel vesile. Muradım bu suallerin cevabına kendini hazırlarken – k.pederinizin
    de hatırlattığı gibi – bizleri de hazırlamanız. Zira, İSLAM Müslümanlardan iki temel şey bekliyor,
    teklif ediyor – zorla yük yüklemiyor – Birincisi marufü emr etmeği (iyiliklere motor olmayı),
    münkeri nehy etmeği ( kötülüklerden alıkoymayı) bildiriyor. İkincisi de, gayret-i diniye sahibi
    olmayı (dininin tanınması, sevilmesi, korunması için) beyan ediyor. Zoraki yükümlü kılmıyor.
    Sadece, HATIRLATIYOR, ” EEY akıl sahibleri … ” (akıllı geçinenler) diye. İslam’ın, bugün nakli,
    ilmi, fıkhı özümsemiş çok AKIL sahibine ihtiyacı var. Çok cahilane mahalle baskısı ve batılı
    kültürün tazyiki altında. Bilvesile, bir hatırlatayım, dedim hepimize. Selam ve dualarımla

  18. Bu vesile ile
    1960’ta tanıştığım yalancı ve iftiracı basını takip etmemeye karar verdim. Söyledikleri hep yalandı ve uydurma idi ama dünyada neler olduğundan habersiz olmamak için belli yazarları takip ederim. Daha önce Mahir Kaynak’ı takip ederdim. Sonra Ergün Diler’i takip etmeye başladım. Olayları bazı doğruları atlayarak anlatıyorlar. Yorumlar da Sermaye’nin istediği yorumlar ama sağ olsunlar takip ediyorum ve bilgileniyorum.
    Ben cevap vermediğim yazıları okumam, akevler.org’da yorumlandığından dolayı okuyorum. Fehmi Koru Zaman’da veya Star’da yazdığı zaman okumuyordum. Ocak Medya’da yazmaya başlayınca yorumumu yayınladıkları için, akevler.org’da da yayınlandığı için yazıyorum.
    Koru’nun ameliyat olması en çok beni etkiledi çünkü günlük değerlendirmelerini alamadım. Yazı yazmaya başlamasını dört gözle bekliyordum.
    Allah’a hamd olsun bugün yazmaya başladı. Hastanede kendisine gösterdikleri ihtimamdan dolayı da onlara dua ediyorum. Bütün hastanelerin, bütün hastalara aynı ilgiyi göstereceği düzenin gelmesini sağlayacak bir sağlık sistemini milletimize ve insanlığa nasip etmesi için Rabbime dua ediyorum.
    Bu vesile ile Muhterem Başkanımız Erdoğan’a da şunu hatırlatmak isterim.
    Sermaye’nin yap-işlet-devret diye yaptırdığı üçüncü hava alanına yolcu bulmak için Atatürk Havalimanı’nı kapatma yetkin yoktur. Buna müdahale et. Şehir hastanelerine hasta bulayım diye devlet hastanelerini kapatmaya yetkin yoktur. Buna da müdahale et.
    Bu vesile ile arz ediyorum.

  19. Fehmi beyin sağlığına kavuşmasına çok sevindim görüşlerine çok değer verdiğim Fehmi beyin yazılarının tiryakisiyim inşallah uzun yıllar devam eder.

  20. Bugün güzel bir gün oldu.
    Hem yazarımız, hem de gözlerimizin devamlı aradığı bir yorumcumuz aynı anda aramıza katıldı.
    Her ikisine hoşgeldiniz diyor, Fehmi abimin eski sağlığına tez kavuşmasını diliyorum.
    Saygılarımla

  21. Sabah işe çıkmadan trt belgeselde Kosova ve Arnavutluk’a hem bir dizi ameliyat hem de genç doktorlara eğitim vermek üzere gitmiş doktorlarımızı izledim.Hem gurur hem hem de duygu yüklü anları izledim.Oğlum da tıp talebesi.Doğrusu bir mühendis olarak çok istemedim ama kararına saygı duydum.Görülüyor ki bu iş para için yapılmaz.Ülkemizin yetiştirdiği güzel kalem Fehmi abi de o tezgahtan geçmek zorunda kalmış. Kim o tezgaha uğramayacak ki? Doktorlar bile kendi meslektaşlarına aciz vücutlarını teslim ediyorlar başka yolu mu var? Demek dünyada kimseyi kırmaya değmez. Sn Özal gitti, Sn Karaca da öyle ya darbeciler, onlar da gittiler. Biz de gideceğiz.Sn Özal ve Karaca’yı özlem ile anarken aynı şeyi darbeciler için söyleyemiyoruz.Fehmi abi şifa bulasınız inşaallah

  22. Geçmiş olsun..Allah sizlere hayırlı ve bereketli bir ömür versin…Cem Karaca’nın Almanya’da olduğu yıllarda ben de gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak Mannheim Üniversitesinde okuyordum. Bir gün Ludwigshafen’e ANAP iktidarının bakanı ve hükümet sözcüsü gelmişti de ben de kendisine Cem Karaca memleketine dönebildi ama muhafazakar olup da vatandaşlıktan çıkaranların durumu ne olacak diye sormuştum. Ertesi hafta Mainz Başkonsolosluğunda halkı tahrik ettim diye soruşturmaya tabi tutulmuştum. Bir hatıranız beni o günlere götürdü…hürmetler…Prof. Dr. Ali Seyyar khk mağduru

  23. Gelmiş geçmiş olsun Fehmi bey, rabbim tüm hastalara acil hayırlı şifalar versin.
    Eskiden fikir çatışması vardı, şimdi karşı fikre tahammülsüzlük var ve bu durum toplum tarafından kabul görmüş maalesef.
    Kurbağa gibi tencerede yavaş yavaş ölüyoruz ama bir kesim mutlu olarak ölecek en azından.

  24. Fehmi Bey, büyük geçmiş olsun. Rabbim hayırlı ömürler nasip eylesin. Yazılarınızı büyük bir heyecanla takip ediyorum. En kalbi duygularımla…

  25. Kıymetli Üstad;
    Aramıza hoş geldiniz.İyi ki geldiniz.Kaleminize bedeninize, gönlünüze sağlık.
    Daima Şen ve bahtiyar olunuz

  26. sayın ve sevgili fehmi koru,
    çok geçmiş olsun, size ve ailenize bu sıkıntılı süreçte sabrı cemil dilerim.

    bir kaç aydır hayli uzaklarda ve nispeten internetsiz ortamlarda kalmam sebebiyle yazılarınızı takip edememiştim bu sabah ilk kez yazınızı okumak için girince de hem rahatsız olmanıza üzüldüm hem tekrar yazmanıza sevindim. daha uzun yıllar yazı dünyamızda renkli simanızı görmek isteriz, kesinlikle. kaldığım yerden yazılarınızı ve tabii yorumları sırayla okuyacağım ilk iş….

    bu günkü yazınız doğal olarak hayli duygusal bir yazı olmuş, lakin vatan hainliği kavramı da pek çok kavramın zamanın erozyonuna uğraması ve değişmesi gibi değişti. dünle ilgili pek çok şey bugün dikkate alındığında pek bi masum kalıyor galiba.
    selamlar
    saygılar…

  27. SABAH SAAT BEŞ…
    Kalktım…
    Abdestimi aldım…
    Teheccüdümü kıldım…
    Elbette dualarımı da ettim…
    Fehmi Kardeşime de dualar ettim…
    Bilgisayarımın başına geçtim ve ilk siteyi açtım…
    Tahmin ettiğiniz üzere; fehmikoru.com sitesindeyim…
    Her sabah -bir ümit- yazısını yzmıştır diye bakıyorum ya…
    Ve…
    Yine o hastahane resmiyle karşılaşıyorum ama o da ne?!.
    “Yazarınız yazılarına başladı” başlığıyla karşılaşıyorum!
    “OH BE…” sessiz haykırışı ardından; ‘ŞÜKÜRLER OLSUN…’
    Keyifle ve sindire sindire ilk yazısını okumaya başladım…
    FEHMİ KARDEŞİM; BİR ŞÜKÜR NAMAZINI HAK ETTİN…
    ARAMIZA HUŞ GELDİN, NİCE GÜZEL YAZILARINLA…
    İNŞALLAH TAM ŞİFAYA KAVUŞURSUN/ KAVUŞTUN…
    ARTIK BİZİ YAZILARINDAN MAHRUM BIRAKMA…
    ALLAH SENİ AİLENE VE BİZE BAĞIŞLASIN…
    NİCE SAĞLIKLI GÜNLERE VE YAZILARA…
    TEKRAR GEÇMİŞ OLSUN AZİZ KARDEŞ…
    SELAM HÜRMET VE DERİN MUHABBET…
    KADİM KARDEŞİN REŞAD / RNE

  28. Şükrü kavuşturana!
    Yazarimızın problemlerinden kurturup sağılıklı olarak tekrara yazılarına başlamasına çok sevindik ve memnun olduk.
    Fehmi bey, tekra geçmiş olsun ve10. Köy olarak isimlendirdiğiniz biz okuyurlarınıza göre uzun bir ayrıkliktan sonra Köyünüze tekrar hoş geldiniz.
    Bu arada yazinizda bahs ettiğiniz Ahirete intikal etmiş mehrumlarada Allah gani gani Rahmet eylesin mekanlari cennet olsun.
    Sağlıklı ve mutlu bir yaşam dileklerimle.
    Esenlikle kalın.

    • Fehmi abi geçmiş olsun,Rabbim size acil şifalar nasip etsin inşallah.Sağlıklı ve mutlu bir hayat dilerim sevdiklerinizle beraber.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here