Cihangir İslam konuştu da ne oldu? İktidarlar eleştirilere kulak vermezse…

37

Sosyal medya takipçisi olmadığım için trollerin neler yazıp söylediklerinden haberdar değilim; ancak AK Parti’nin itibar ettiği köşelerden yöneltilen salvolar bile yeterince açıklayıcı: Saadet Partisi’nin iki milletvekilinden biri olan Cihangir İslam’ın Meclis kürsüsünden yaptığı eleştirel çıkış büyük tepkilere yol açtı.

Konuşmanın özüyle ilgilenen ve ‘‘Ne demek istedi?’’ sorusuna cevap arayan yok; hepsinin derdi, konuşmanın üslubu.

Sanıyorum, Cihangir İslam da, böyle tartışılmasını arzu ettiği için üslubunu sert tuttu.

Kendisiyle birkaç kez görüşüp konuşmuşluğum olduğundan biliyorum, Dr. Cihangir İslam, kişi olarak, en fazla tepki beklenen ortamlarda bile sertlikten kaçınmayı tercih edecek kadar nazik biridir.

Ortalık yatışınca konuşmanın özünden ders çıkartanlar herhalde olacaktır.

Demirel, Özal ve şimdikiler

Geçmiş iktidarlar döneminden de hatırımdadır: Siyasiler iktidarda iken tamamen icraatlarına yoğunlaşır ve herkesin kendilerinin ne kadar gayretle çalıştıklarını, ülkeye ne büyük hizmetler yaptıklarını görmelerini isterler.

Süleyman Demirel ve döneminin siyasileri Türkiye’ye bir Türkiye daha kattıkları iddiasındaydılar… Turgut Özal ve etrafındakiler de ülkeye çağ attırdıklarına inanıyorlardı… İddiaları boşuna da değildi, rakamlara döküldüğünde, her iki dönemde de ülkemiz açısından önemli hizmetler söz konusuydu.

İstanbul’a köprüler hangi dönemlerde yapılmıştır? 1980 öncesinde Türkiye’nin ihracat rakamı neydi, sonrasında ne olmuştu? Üzerinden geçtiğimiz otoyollar, iletişim altyapısı ne zamanın, kimin eseridir?

Demirel ve Özal ile çevreleri hizmetlerinin takdir görmesini beklediler.

Tıpkı şimdi AK Parti’de siyaset yapanlar ile her vesileyi onları alkışlamak için kullananlar gibi…

Oysa siyasetin en temel yönü, yapılanları takdir edenler yanında az bulan veya yapılanlarda eksik ve hata arayan, bazı şeylerin neden yapılmadığını sorgulayan muhaliflerin de her zaman bulunmasıdır.

Sizin övgü beklediğiniz konularda bile eleştirilecek yönler bulan çıkacaktır.

Eskiler siyasetin bu yönünü bilir ve ona göre davranırlardı. Şimdiki iktidar kadroları ve onlara destek çıkanlar ise, her yaptıklarının takdir görmesini, herkesin onlar gibi konuşup davranmasını bekliyorlar.

Bu yüzden de kulaklarını eleştirilere kapalı tutuyorlar.

Hatta kendilerine yakın bildikleri kişiler ve yerlerden gelen eleştirilere daha da az tahammül ediyorlar.

Tam tersini yapmalı, en yakınlarından başlayarak en uzakta duranlara kadar eleştiri sahiplerine de kulak vermeliler. Herkesin kendilerinin başarılarını gölgelemeye çabaladığı, başarısız olmalarını istediği saplantısını terk etmeliler.

Öyleleri de vardır mutlaka, ancak her eleştiri sahibi kötü niyetli değildir.

Dinlemeye başlasalar ve hele haklı olduğunu anladıkları eleştirileri ortadan kaldırma yönünde adımlar attıklarını belli etseler, inanın, muhaliflerin çaresizlik içerisinde dillerini ve kalemlerini sivrileştirme yoluna gitmelerinin de önüne geçeceklerdir.

Futbola da yansıyor

Sertlik sertliği çekiyor ve bundan hemen her ortam olumsuz etkileniyor.

’’Ne alaka?’’ diyeceğinizi bile bile yazıyorum: Önceki akşam oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçı sonrasında çıkan olaylar bile ülkemizin siyasi ortamına hakim olan sertlikle bir biçimde ilintilidir.

Dün gece İngiliz liginde GS-FB derbisine benzer bir karşılaşma vardı ve Arsenal ile Liverpool çetin bir karşılaşmanın ardından bizdekine benzer bir sonuçla maçı bitirdiler: 1-1… Fark hemen maçın ardından yaşandı: Önce iki takımın teknik adamları, sonra da iki takımın oyuncuları birbirleriyle kucaklaşarak tebrikleştiler.

Müthiş keyif verici maç, hemen sonrasındaki müthiş sportmenlik gösterisiyle de hafızalara kazındı.

Siyasette yanlışlar yapılır. En çok da iktidardaki kadrolar -imkanlar onların elinde olduğu için – yanlış yapar. Siyasiler kısa vadeli düşünür ve hep seçim kazanma üzerinde yoğunlaşırlar; bu da yanlışlara sebep olur. Türkiye’nin içinden geçtiği şartlar yanlışları kaldırmıyor. Siyasiler ise yanlışlarından söz edilmesinden hoşlanmıyorlar.

Demirel de hoşlanmazdı, Özal da…

İktidarın her yaptığında bir mucize, liderin her sözünde bir keramet görenler onların dönemlerinde de vardı, şimdi de var. Ancak geçmişte onların varlığı Demirel ve Özal’ın işine fazla yaramadı.

Cihangir İslam’ın milletvekili sıfatıyla Meclis kürsüsünde konuşması ve ardından başgösteren tepkiler iktidarı yeniden düşünmeye sevk etmeli. Eleştirenleri susturmaya çalışmak yerine anlamaya çalışmalı iktidar.

’’Söyletmen vurun’’ iyi bir yöntem değildir.

Hayırlı bir yöntem de değildir.

ΩΩΩΩ

37 YORUMLAR

  1. Bu meclis çatısı altında darbecileri yenenler üzerinde kuşku bulutları oluşturan söylemlere kapı açılamaz. Bunu yapanların zımnen nerede saf tutmuş olacakları açıktır.

  2. Hangi parti ya da görüşten olursa olsun küfür tek millettir! Doğru istikameti bulmak için düşman oku ne yandan geliyor ve ne yana gidiyor ben ona bakarım: pensilvanyadan gelip erdoğana doğru uçuyor! Meclis kürsüsünden bir truva atı daha milli iradeye küfretmiş! Çelebi biri olduğu halde çok sert konuştu denildiğine göre ortada bunu gerektiren bikaç cd de bulunuyor olabilir, çünkü benzeri durum ve şahıslar daha önceleri de görülmüştü. Bu konuda fetönün koleksiyonu/repertuarı oldukça geniştir yani… Eleştiriye tahammül/süzlük meselesi futbola nasıl yansımıştır bilemiyorum ama bu konuda chpli eski antalya belediye başkanı akaydından destek alınabilir! Antalya gibi sıcak biyerde bira festivali/oktoberfest düzenlemişti de limiti aştığı için ölüp giden bir gençle ilgili olarak “içmesini bilmiyorsa niye gelmiş!” diye eleştirmişti rahmetliyi. Bence bu fenerli merhumun durumu da alikoça sorulsun daha iyi… Odtülü gençler meselesinde olduğu gibi sorumlu ebeveynin devletbaşkanımıza yazdığı af ve özür mektubu milletin adamı tarafından takdir görmüş ve bu gençlerin sicili bozulmadan affedilmişlerdir. Kendilerine birer adet yerlimalı cep telefonu da hediye edilmek suretiyle konu kapanmıştır ve iyi de olmuştur. Ama aynı saygı ve toleransın milli iradeye ve milletin adamına da gösterilmesini beklemek hakkımız değil mi?

  3. Yıllardır yazılarınızı okurdum.Kendi sitenizde yazmaya başladıktan sonra da okuyorum.Ancak bugünkü yazınızın inanılmaz derecede hayal kırıklığı oluşturduğunu çok rahat söylemek mümkün. Hiç bir iktidar eleştirilmekten pek hoşlanmaz.Onlar hoşlanmasa da eleştiri olmalıdır ; yapıcı , yol gösterici , daha iyisini tavsiye edici tarzda eleştiri eğer bilirlerse iktidarlara da fayda sağlar.Sonuçta ülkenin / halkın , hepimizin yararına bir katma değer oluşur.
    Fakat bu örnekte olduğu gibi, nefret çekmiş bir örneği çağrıştıracak tarzda bağıra çağıra ve yakışıksız ifadelerle konuşmak ; ülke için canını feda etmiş insanlara iftira atmak da ne demek.Sizin bunları görmeyip , normal bir eleştiri gibi değerlendirmeniz çok yanlış olmuştur ; zaman zaman tenkit etsem de takdir ettiğim klasınıza yakışmamıştır.Meramınızı anlatmakta usta bir insan olduğunuza göre , ikinci bir değerlendirme yapmanızda fayda var. Zira bu konuşma öyle bir densizlik ki , ” üslubu sertti ” falan diyerek geçiştirilemez.

    • Sizin üslubunuz nasıl İbrahim Zengin Bey,..? Siz yazıyı anlamadan kendi öfkenizi aktarmışsınız.. önemli olan eleştiri doğru da olsa, yanlı da olsa sabır ve olgunlukla dinlemek değil mi..?

      • Fakir arkadaş hem zengin arkadaşı eleştiryorsun hem de onun yapmadığı şeyin daniskasını yapıyorsun! Ee, hep alacaklı olmaya alışıksınız heralde? Nasıl bi fakirlikse artık, 400 dönümlük malikanelerde ancak inzivaya çekilebiliyorsunuz:)

  4. Bizim en büyük sorunumuz küçük şeyleri büyük meseleler gibi ele alıp etraflıca tartışmak bunu da bir şey yapıyormuş zannetmemiz.Beyler cihangir islam iktidarı hakettiği üslupla eleştirdi. Biz böyle sakız malzemelerle vakit kaybetmemeliyiz.İkı batıl derken adamın ne kastettiğini anlamamak art niyetli olmaktan başka şey değil .Lütfen aklımızı kullanalım.

    • Aklını kullanmaya çok ihtiyacınız olduğu kesin. Terör örgütlerini hedeften kaldırıp yerine seçilmiş hükümeti koymaktan ne kastedildiğini anlamamak akılsız olmaktan başka bir şey değildir.

  5. Fehmi bey yıllardır yazılarınızdan tanırım sizi,Maksadınız tanıdık kayırmak değilse ,yazınız kötü niyetli bir FETO kayırması olarak algılanıyor.15 Temmuz direnişi tamamen ,milletin darbelerden bıkıp,usanmışlık tepkisi ve vatanın emperyalistlere peşkeş çekilmesini önleme gayretiydi.Kıymetli dostunuz Cihangir’in ima ettiği iki taraftan birilri değildi

  6. fehmi beyi, bir gününü bu konuya ayırdığı için tebrik ederim.
    – Ülkemiz bir yere gelecekse, birtakım değerler korunup, geliştirilerek gelebilir. Bunların başında da, özgürlük (özellikle düşünce, eylem ve yaşam biçimi özgürlüğü geliyor), hukukun üstünlüğü geliyor.
    – Cihangir islamın düşüncelerine karşı yürütülen linç kampanyasına karşı durmak, aslında kendi düşünce özgürlüğümüzü, kendi hak ve hukukumuzu savunmaktır. Cihangir islamın düşüncelerinin doğru (kuşkusuz bize göre doğru) ya da yanlış olması (bize göre yanlış) bu gerçeği değiştirmez.
    – Zaten, kendimize göre yanlış olan düşüncelerin ifade özgürlüğünü savunduğumuzda kendi düşünce özgürlüğümüzü savunabiliriz. yoksa doğru bildiğimiz düşüncelerin ifadesini savunduğumuzda değil.
    – Bu nedenle, Cihangir islamın düşüncelerini ifade etmesine karşı çıkanlar, şimdi güçlü olabilirler, ancak aslında kendi düşüncelerinin ifade özgürlüğünün sınırlanmasına, öyle bir ortamın gelişmesine destek veriyorlar.
    – Daha önceden de defalarca yazdım. sol kesim, birtakım evrensel değerler için işkence çekti, öldü fakat davranışları ile, hasım bildiklerinin düşüncelerine, haklarına, hukukuna değer vermediği için aslında kendi işkencecisini güçlendirdi. Cihangir islamın ifadelerine karşı “bunları nasıl söyler. Bunları söylemeye hakkı yok. bunlar çok yanlış” vb. gerekçelerle, yapılan linci desteklemek veya lince ses çıkarmamak, faşizme destek vermektir.
    – Bu nedenle herkesin, cihangir islamın düşünce ve düşündüklerini ifade hakkını savunması gerekiyor.
    – Yine bu nedenle, cihangir islamın söyledikleri doğru mu yoksa yanlışlı tartışmasına girmeyeceğim, bu tartışmaya girmenin doğru da olmadığını düşünüyorum. En azından ülkemizdeki bu faşizan ortam olduğu süre içinde, yani içinde bulunduğumuz durum açısından…

  7. Bence yorumlara sözcük tahditi olmalı. Ocak medyayi kimse kişisel blog haline getirmeneli. Yorum içeriği bir yana somut referans göstermeden iddiada bulunan bu tutum aynı geniş gönullugu iktidar medyasında muhafelefete veriyor mu bakalım.

    • Ercen bey buralarda yenisiniz galiba; burda da sansür olsun diyosanız ben karışmam ama uzun uzun yorumlar yazılmasın falan diyosanız valla kendine dikkat et, yandaş muhalif farketmez canına okurlar, benden söylemesi:)))

  8. Ooo, demek beklenen salih zat teşrif etmiş, aylardan kasım! Hadi hayırlısı bakalım, şimdi sıra dersimli kemalde: hemen dokunulmazlıkları kaldıralım diye bi teklif hazırlasın chp, ondan sonra berberoğlu, selocan, e.erdem gibi bu arkafaş da doğruca silivriye mi olur artık sincana mı… Eh ardından da bi adalet yürüyüşü ya da ölüm diyeti falan patlattın mı al sana muhalefet:)

  9. C.İslam’ın tek hatası üslubunda değildi.
    Hatanın büyüğü söylediklerindeydi:
    15 Temmuz’u 2 batılın mücadelesi olarak nitelendirmeseydi.

    Fehmi bey,C.İslam’ın üslubunun sertliğine değinmiş ama ne söylediğine hiç değinmemiş.Demek ki söylediklerinin savunulacak bir tarafını görememiş.

    Eleştirinin gerekli ve faydalı bir şey olduğunu,eleştiriye kulak vermek gerektiğini söylemeye bile gerek yok.
    Zaten iktidarı ekeştirenlerin haddi hesabı yok.

    Şöyle bir çarpık anlayış da var:Bazıları iktidarı eleştirmeyi bir hak olarak görüyor.
    Velakin iktidarı savunmayı bir hak olarak görmüyor.İktidarı savunanlara hemen trol
    yaftası yapıştırılıyor.Halbuki iktidarı iktidar yapan arkasındaki seçmen desteğidir.
    İktidar seçmenleri ile bir bütün teşkil eder.

    • Yorumumun ilk paragrafının son kelimesinde küçük bir hata olmuş.
      Düzeltiyorum:

      C.İslam’ın tek hatası üslubunda değildi.
      Hatanın büyüğü söylediklerindeydi:
      15 Temmuz’u 2 batılın mücadelesi olarak nitelendirmesindeydi.

  10. Maide suresi 8 ayeti kerimesi : Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
    Cihangir beyin sözlerini bu meal de bakarsak ,kuran ı kerime göre bal baklava

    • Frenci sen en iyisi gene de anladığın işe bak, balata makas neyse hani:) okuduğunu anlamadığın gibi bakıyorum baklava börekten de anlamıyorsun! Son fetöcünün de derisi yüzülene kadar durmak yok yola devam!

      • Akp dindar bir mahalleyi temsil ettiği için inandıkları allah’ın peygamberine indirdiği şeraitle cevap verdim hüküm bu .
        Maide suresi 8 ayeti kerimesi : Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
        sadece “fetö”cüların derisi yüzülmüyor .
        Akp kendi “rejimini” inşa ederken ah alıyor KONU bu .
        Hangi din hangi i’zim hangi dava var ki bu dünyada sizin iman ettiğiniz her ney ise suçlu bile olsa insanın derisini yüzecek duruma sizi getirmiş söyleyin her neye inanıyorsanız ona göre fren ayarı yapayım.
        Donanım, bilgi ve beceriye sahibim beni tamirci diye hakaret edemezsiniz size aynen iade ediyorum Not benim peygamberim bir çobandı

  11. Cihangir bey bizim mahallenin samimi insanı , dost acı söyler , Kalp durduğunda kalp atması (çalışması) için adrenalin verilir , kalp ritmi bozulduğunda elektroşok verir hasta tekrar hayata tutunur hasta için çok acıdır lakin bu travma için elzem ve lazımdır Cihangir bey bu görevi yerine getirmiştir , kendilerine teşekkür ederim.

  12. Darbeye direnen millete “batıl” yakıştırması yapmak hem de milletin Meclis’inde hiçbir şekilde kabul edilemez. İktidar elbette eleştirilebilir ancak bu üslupla değil. O vekilin (C.İ) öfkesi aklının önüne geçmeseydi böyle hezeyana gerek kalmaz, Meclis kürsüsünde FETÖ elebaşısının bedduasını seslendirmezdi.

  13. lafınızı sözünüzü dinlenmesini, eleştirilerinizin dikkate alınmasını istiyorsanız bunu hak edecek bir vakarınızın olması zorunludur. vara yoğa konuşan, mesnetsiz iddialar atan, attığı iddiaları kanıtlayamayan üstelik arkasında bile duramayan bir muhalefetimiz yok mu???
    bugün insanları polarize etmek iktidar kadar muhalefetin de işine gelen çarpık bir yaklaşım. öyleyse muhalefet önce kendini düzeltmelidir.
    pkk bir terör örgütü müdür???
    hdp bu terör örgütünün siyasi organı mıdır???
    bu kadar temel ve basit sorulara kaçamak cevap veren bir muhalefeti yani hdp ile yan yana gelmekten çekinmeyen bir muhalefeti kim neden dikkate alsın. yan yana gelmeye iktidarın terör örgütüyle olan dialoğunu mesnet gösteriyorsan o da görüştü diyorsan hem onu yanlış yapmakla suçluyorsan hem sen alasını yapıyorsan her evden bir oy da terör örgütünün organına istiyorsan madem iktidar sahip çıkmıyor bu soruna ben sahip çıkarım demiyorsan, iktidarın hatalarını katlayarak tekrar ediyorsan kime ne eleştiri yapma lüksün olabilir ki. sadece iktidar değil halk ta seni dinlemiyor, sana inanmıyor seni adam yerine koymuyor…girdiğin her seçimi ezici bir oyla kaybetmek hiç mi bir şey anlatmaz, hiç mi anlamazsın….
    fetullahçı cemaat yapılanması bir terör örgütü müdür değil midir??? muhalefete göre iktidarla arası açılana kadar öyleydi??? ama 17/25 ten sonra statüsü değişti. f tipi yapılanma idi oldu sana muhaleffette kanka… ikiyüzlülüğün görülmemiş şekli yaşanıyor. pkk nın katlettiği bebekler, the cemaatin kıydığı canlar kimsenin umurunda değil, herkesin ağzında hapisteki bebeler. elbette hapiste bebek olmasın, kadın çocuk, genç, ihtiyar olmasın, bir tek masum hapiste kalmasın. ama bunu doğru yoldan savunmak gerek mez mi???. bu insanlar muhalefetin umurunda olmaktan çok uzaklar, sadece siyasi malzeme olarak kullanılıyorlar ya da duygusal şiddet aracı…eğer bu konuda samimi olunsa idi sadece bir grup bebe değil pkk nın katlettiği bebeler başta bütün bebeler aynı muameleyi görürdü…hdp ile aranızı bozmak istemezseniz hapisteki bebelerle yetinirsiniz üstelik fetöyle de aranızı sıkı tutmuş olursunuz. ikisinin de ekmeğine yağ ve bal ve kaymak….

    muhalefet utanmazca soruyor, hdp legal bir parti değil mi diye?
    bu vatan toprağının bir bölümünü önce özerk sonra bağımsız zorla alacağız diyen bunu açık açık söyleyen bir parti ve legal.
    demokrasi kağıt üzerinde harikadır ama fena kazık atar. işte ize attığı hdp kazığı…
    ben iktidarın yanlışlarını asla ve kat’a görmezden gelmiyorum. fetö belasına verilen kadroları, pkk ya göz yumularak açılan hendekleri asla affetmiyorum. ama buna mukabil iktidarın yanlışlarını fazlasıyla yapmaya çalışan muhalefeti de ne affetmek ne ciddiye almak mümkündür.
    bölgemizde çok korkunç şeyler olmaktadır ve bu korkunç şeyler sınırımıza dayanmıştır. ortadoğu halklarının her türlü şiddete maruz bırakılmış halleri gözümüzün önündedir. ulusumuzu tehdit eden tehlikeler gizli saklı değildir. dost bellidir düşman bellidir. bu ahval ve şeriat içinde hükümet yeterli refleksleri gösteremezken muhalefetimizin durumu ise bin beter içler acısıdır. fehmi koru da iktidar kulak vermeli diyor. kendine bile fayda üretemeyen muhalefete kulak verse nolur vermese nolur???
    iş bu milletin sağduyusuna kalmıştır…

    • Bu gün ben de bi değişiklik yaptım ve sayın korunun yazısından önce didem hanımın yorumunu okudum, iyi ki de öyle yapmışım; ne güzel özetlemiş hali pürmelalimizi. Hassaten de muhalefetimizin yandan çarklı hallerini:) onu da oy verenler düşünsün artık…

  14. Bugünkü Saadet Partisi Liderine, vaktiyle sormuştum ; Erbakan Hoca, hiç yoktan, durduk yere, NEDEN, “kadayıf kızardı…. , kanlı mı olacak, kansız mı ? ” gibi ifadeler kullanıyor ?. Hem kendine yakışmıyor, hem de inancına, esprisine… demiştim. Cevaben, kendini duyan, sesini işiten ve kitlelere ulaştıran TARAFSIZ BASIN yok, Ne yapsın, sesini, böylesi marjinal ifadeler kullanarak, duyurma fırsatı buluyor, demişti. Tayyip Erdoğan o günlerin en yakın ŞAHİTLERİnden olsa gerek.
    Cihangir İslam da – iyi niyetle değerlendirilmek istenirse – aynı yolu denemiş olabilir. Aksi takdirde, kitlelerde, makul karşılık bulmıyan, ipe-sapa gelmez, dengesiz bir konuşma olarak değerlendirilebilir. Esasen, arka plandaki, O. Asiltürk’ün uslubu da böyle. Kavgacı, karşıdakini (il Başkanını bile) ÇEMKİREN bir uslubun sahibi. AKP’ye karşı Parti olarak takınılan uslup da, genelde bu çizgide. Fakat, Millet bu türlü Usluptan hoşlanmıyor, kanaatındayım. ” Sezarın hakkı, Sezar’a, tanrını hakkı tanrıya” kuralını Halkımız daha çok yeğliyor.
    Kanaatım o ki, eğer, Saadet Partisi, ikinci yolu denese idi, şimdiye kadar, kendilerine, en az iktidar ORTAKLIĞI yolu açılıverirdi. Nitekim, Devlet Bahçeli, Takip ettiği sert uslubun yanlışlığını ve Partisini bitireceğini, geç de olsa anladı ve AKP ile uyumlu geçinmeği tercih etti, sayısız aşağılanmıya RAĞMEN.
    Her iktidar gibi, Ak Parti de rakiblerini, silip, süpürmek istiyor. Bana kalırsa, buna karşı koymanın yolu, AKP’nin yapmış olduğu doğrulara – açık bir şekilde – doğru; pekçok yanlışa da YANLIŞ diyebilmektir.
    Aslında AKP’nin bir kadrosu yoktur. (Hep Hoca’nın yetiştirdikleri, etrafındakiler). Hele hele,
    hala, doğru-dürüst MAZBUT bir GENÇLİK KADROSU edinememiştir. Bazılarının dediği gibi, yeni yetişen gençlik, Tayyip Erdoğan’ın kafasından geçirdiği Gençlikten çook çok uzaktır. Tayyip Erdoğan – daha önce de yazdım – cemiyetin alt tabakalarına ziyadesiyle imkan – 25-30 çeşit ödeme, destek – vermekta, Zenginleri ise, daha da zengin etmektedir. Eriyen dürüst, orta, inançlı sınıftır. Arada, yalakalık ve fırsatçılıktan istifade ile – AKP’li DE olmıyan – pekçok HARAMHOR ZENGİN – peyda etmektedir.
    Merhum, Bakanlardan Yusuf ÖZAL’a, 3,5 saatlık konuşmamızda, takip ettikleri bu nevi politikanın kendilerini, dünya-ahiret MAHVEDECEĞİNİ söylemiştim, üstüne basa basa. Sonucu, çok geçmeden herkes gördü.
    28 ŞUBATÇI paşalara da – belki de tek kişi olarak – yine ben yüzlerine bu günlerle karşılaşacaklarını, ulaşılacağını anlatmıştım. (Muhatablarımdan biri binbaşı öğretmen, diğeri Alay
    Komutanı, bir diğeri de TÜMEN Komutanı idi). DOST ACI SÖYLER, demişler. (Yorumcu Ahmet beyin tesbitleri de Gerçekleri taşıyor).
    Tayyip Erdoğan, Üstadı, Necip FAZIL’ın tesbit ettiği gibi, İSlamının daha Kabuğunu DELİP de
    muazzam nizmından Haberdar olamamış görünüyor, Müftülüklerde nikah kıydırmakla, okullarda siyer
    okutmakla, and’dan vazgeçmekle, geniş kitlenin rızası hilafına alayiş ve nümayişle Ramazan iftarları vermekle, hele hele İmam-Hatip ve İfsad edici çok çok İLAHİYAT FAKÜLTELERİ açmakla …. kimseyi Müslüman edemezsiniz. Tam tersine, nefret ve yarım cahil, feminist peyda edersiniz. Başı-bozuk Ülema
    ve UMERA yığınlarını çoğaltırsınız. Ulema ve Umera bozulmadıkça, HALKIN BOZULMIYACAĞINI
    Dünya-ALEM öğrenmiştir. Mes’ele, doğru vatandaş, iyi, dürüst insan yetiştirebilmektir. Bunun yolu, acaba – yanlış mı yaparım diye – yüreği titreyip, ALLAHTAN KORKAN İnsan yetiştirebilmektir, emek ister, emek. Hakiki İslam ve insan AŞIKLIĞI ister. Girmediği dersin ve ameliyatın ÜCRETİNİ istiyenlerle bu iş olmaz
    Ömür boyu Allah için (millet için) çalıştım, zannederek, NEFSE HİZMET etmek. Ne kötü bir akibet
    AKP’ye hakaret ve tecavüz yerine, bir SAHABE şefkati ile yardım etmek, Zalimin böylece zulmüne mani olmak, İslamca davranmak, sünnete uymak olur.

  15. Geçmiş dönemlerle bugün arasında büyük bir fark var; Geçmişte en büyük kutuplaşma , çekişme hangisini nitelemeyi tercih ederseniz edin AP ile CHP yani Demirel ile Ecevit arasındaydı. Ama o dönemde büyük iç siyasi çekişmeye rağmen, ülkenin belirli ana konularında, özellikle dış politika ve iç terör konularında iktidar ve muhalefet arasında bir dayanışma ve söylem birliği mevcuttu. Muhalefet dış politikada tamamen iktidara destek olurdu, işini kolaylaştırırdı. Bugün dış politikanın en ufak bir konusundan en büyük meselesine kadar muhalefet hepsinde tamamen diğer tarafı tutar, ülke karşıtlarını destekler pozisyondadır. Bu konuda tercih tamamen muhalefetindir ve dolayısıyla iktidarın karşı eleştirisi halk nezdinde doğru bulunmaktadır. Evet icra mevkiinde olması dolayısıyla muhalefet ile olumlu ve yapıcı bir işbirliğini sağlama görevi birinci olarak iktidara aittir ama geçmişte iktidar tarafından yapılan hiçbir işbirliği teklifine muhalefet özellikle Chp tarafından olumlu ve yapıcı bir karşılık verilmemesi sebebiyle, artık bu aşama geçilmiştir. Anayasa, siyasi partiler yasası, seçim kanunu gibi birçok konuda iktidar Chp’ye birkaç kere önkoşulsuz işbirliği fırsatı sunmuş ama hiçbirinden olumlu karşılık alamamıştır. Muhalefeti ”çarşı herşeye karşı” prensibiyle yapan bir anlayış ile sonsuza kadar anlaşma fırsatı arama sabrı hiçbir iktidarda mevcut değildir. Bu tavır değişmeden bundan sonra da bir işbirliği imkanını ben görmüyorum doğrusu. Bu yüzden ittifak sonunda kendi muhalefetini yaratmış, Mhp ana muhalefete soyunmuştur bana göre. Çünkü demokrasi iktidar ile muhalefetin bir şekilde anlaşabilmesine dayanır. Anlaşılamayan bir muhalefeti Akp ölçeğindeki bir parti bile istemez. Chp biraz anlaşma yoluna girse bu fırsatı Akp de kullanacaktır. Zaten bir parti eğer tavır ve davranışıyla muhalefette iken de iktidarla işbirliği yapabiliyor, bir şekilde icraate ortak olabiliyorsa halk tarafından iktidara alternatif görülür, aksi takdirde durumu Chpninki gibidir.

    • Çok haklısın Necip abi! Bu muhslefet Anayasa görüşmelerinde masadan kalkti gitti.
      Akp 15 temmuz u araştıralım dedi bu muhalefet nesini arastiracaksin suçlu belli ya, dedi bütün önergeleri reddetti.
      Akp yazarımızın da görüşlerini aktardığı komisyonu kurdu, Kılıçdaroğlu bu komisyon çok uzadı bir an önce bitirin bunu dedi ve komisyondan da bir şey çıkmadı.
      Ordu’da bürokraside ne kadar namaz kılan dindar insan varsa hepsini fetöyle mücadele ediyoruz diye attı bu muhalefet.
      Akp mecliste hak ihlallerini araştırma önergeleri verdi bu muhalefet ne kadar önerge verildiyse hepsini reddetti.
      Bu muhalefetin yaptıklarını yazsam ansiklopedik kitap olur.
      En son yaptığına bak sen, merhum Cemal Kaşıkçı vahşetinin üzerini örtmeye çalışıyor, akıl alır gibi değil.
      Millet adam gibi bir muhalefete hasret kaldı.
      Yok yapamıyor Kılıçdaroğlu bu muhalefeti.
      Necip abi gel biz bu muhalefeti ilk genel seçimde değiştirelim, muhalefeti akp ye verelim milletin muhalefet hasreti bitsin abi, dünya muhalefet görsün.

      • Meclisin araştırma önergelerinden meclis tarihinde bir sonuç çıktığını gördünüz mü siz? Laf olsun, bakın reddettiler diye konuşabilmek için usulen yapılan göstermelik faaliyetdir o söylediğiniz. 5-6 sene önce 70-80 anayasa maddesi üzerinde uzlaşıldıktan sonra Chp nin hem bu komisyondan neden çıktığını hem de en azından uzlaşılan maddelerin neden meclisten çıkarılmasını kabul etmediğini açıklayabiliyorsanız onu açıklayın siz. Ya da gelin siz de istediğiniz şekilde anayasa ve seçim kanunu tekliflerinizi verin dendiğinde neden fırsatı kullanmadılar onu açıklayın. Onların gönlü yok bazı işbirliklerine. Anlaşılabilecek bir konu olursa da kendileri geri kaçıyorlar bilerek isteyerek.

  16. Cihangir beyin uslubu yanlis olabilir ancak soyledigi bir cok sey dogrudur.iktidar bir elestirilere kulak vermelidir.Tum yalakalar sesini cikartmiyor hep saksakcilik yapiyor.Birileri cikip kral ciplak dese belki kendilerine gelecektir.
    Bugun iktidarin yalakalari menfaatperestleri 15 temmuzda RTE yi ilk terkedenlerdir. Sayin baskanimiz o gece hangi ozel ucaklarin ulkeyi terketmek icin havalandigini sonra darbenin basarisizligindan sonra nasil geri donduklerini gorecektir.Akp iktidarinin son 7 yilinda surekli itibar kaybetmekte.Onunde cok buyuk sans oldugu halde maalesef bu sansi bosa harcamakta .Acilen hukuk reformu yapmali.Eyleme karismamis herkesi ozel af ile disari cikarmalidir.Iceriye atilan nazli ilicakin ahmet altanin bu ulkeye ne zarari olmustur.cikarmali bunlari disari fikri yuzunden kimse cezalandirilamamali.
    Tren kaciyor belki son vagona yetisebilir.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here