Yazılarımı okuyorsanız şaşırmamışsınızdır; ancak torbada sürprizler çok…

71

Seçimin bu denli erkene alınacağı pek çoklarınızı şaşırtsa bile benim için sürpriz değildi; bunu dün sabah kaleme aldığım yazımı okuyanlar daha başlığından anlamış olmalı.

Yazımın başlığı şuydu: “Ok yaydan çıktı, seçim kapıda.. Hatta daha erken bir tarih bile mümkün…”

Neden böyle düşündüğümün gerekçesini de yine aynı yazıda uzun uzadıya anlattım; vaktiniz varsa o yazıya göz atarsınız. (Okumuş olanlar bir kez daha baksınlar, ne yapalım).

Ben Temmuz ayını düşündürmüştüm iktidar partilerine, gerçek günü tahminde bir haftayla yanıldım.

Seçim, 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak. Yani, 66 gün sonra…

Köşeye sıkışan muhalefet

İktidar partileri (AK Parti ile MHP) bu kadar erken bir seçime neden gerek gördüklerinin gerekçeleri ayrı ayrı açıkladılar; ancak esas gerekçe açıklamadıkları: Muhalefet cephesini zor durumda bırakmak

Mesela İYİ Parti’nin seçime katılmasını Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin insafına bırakmak…

Ve mesela, muhalefet cephesinin bu kargaşa içerisinde doğru kararlar almasını engellemek…

Bir gerekçe de şu: Seslerini geniş kitlelere duyurmalarının önüne geçmek…

Aynı zamanda AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Erdoğan il ve hatta ilçe kongrelerine katılma bahanesiyle sürdürdüğü halkla buluşma toplantılarıyla kampanyayı üç ay önce açtı; AK Parti’nin, üstelik medya gücünü de yanında bulundurduğu hatırlanırsa, muhalefete derdini anlatma fırsatı tanımak istemediği anlaşılacaktır.

Nitekim AK Parti’nin itibar ettiği kalemler, hepsi birden, yapılacak her iki seçimin (cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin) galiplerini şimdiden ilan etmiş durumda: Tayyip Erdoğan bir beş yıl daha cumhurbaşkanlığına yüzde 55 oyla yeniden seçiliyor… ‘Cumhur ittifakı’ adıyla seçime birlikte giren iki parti (AK Parti ve MHP) iktidarlarını tazeliyor…

Hesap bu.

Şimdi yapmaları gereken, yanlış çıkmaması için, çarşı-pazarı da evdeki bu hesaba uydurmak…

Çünkü siyasette halkın hesapları karargahta yapılan hesaplara uymayabiliyor.

Özal’ın yanlış hesabı

Turgut Özal cumhurbaşkanlığına kapağı attıktan sonra (1989) yapılan ilk seçimde (1991) partisinin iktidarda kalmasını bekledi; ancak daha önce siyasi haklar referandumunda (1987) ‘yasakların devam etmesi’ yolunda oy kullanmış yüzde 50’ye yakın halk onunla aynı şekilde düşünmediğini sandığa attığı oyla belli etti: Siyasi yasaklarını kıl payı kazanmış olanlara ülkeyi yeniden yönetme yolunu açmayı uygun gördü halk…

Türkiye koalisyonlar dönemine girdi o dönemde.

Bugün doğal olarak çok farklı şartlar var ülkede, 24 Haziran seçimi sonuçlarını doğal olarak bugünün şartları belirleyecek; ancak yine de sonucun şimdiden belli olduğu düşüncesi doğru çıkmayabilir.

Sandık sürprizlere açıktır

İlk sürpriz, yazar Levent Gültekin’in dün cumhurbaşkanlığına adaylığını açıklamasıdır. Yüz bin imza toplama iddialı bir çıkış bu. AK Parti tabanına ters düşmeyen birinin, arkasında parti teşkilatı da bulunmadığı halde, “Ben adayım” diye ortaya atılması önemli bir gelişme.

Yüz bin imza toplar ve aday olmayı başarırsa seçime renk getireceği kesindir Levent Gültekin’in…

Umarım, İYİ Parti’ye kendi adıyla seçime katılabilmesi önünde zorluk çıkarılmaz.

Muhalefet cephesi de, yine umarım, vakit darlığı yüzünden erken havlu atmaz ve en iyi tercihlerde bulunarak seçimlere heyecan getirme imkanı bulur.

Bakmayın “Umarım” deyip durduğuma, aslında ‘seçimi erkene alma kararını alanlar önümüzdeki iki ayı da en ince ayrıntısına kadar planlamış olmalıdır’ diye düşünüyorum.

OHAL ortamında gidiyoruz baskın seçime.

Muhalefetin çıkaracağı ortak adayın kim olacağını bile biliyorlarsa şaşırmam.

ΩΩΩΩ

71 YORUMLAR

  1. “sayın H.K teşekkür ederim… – bekir 19 Nisan 2018 at 20:43” “sayın Bekir isimli arkadaş… – bekir 19 Nisan 2018 at 20:34”

    Ayni isimlerle farkli kisiler de olur, rasgele….
    “Bekir-telefonu” kullanmislar demek, bak hele!
    İnsanoglu bu sana hersey mümkun, olur mu olur
    Şakayla, kasten de yapan olur; yani bile bile!

    Tek isim yerine, bence iki isim kullanmali
    Biri digerini soyadıyla, lakabiyla anmali
    «Sarı çizmeli mehmet» gibi üç isim de olur
    İsimler pek önemli değil, fikre odaklanmali!

    İlginçtir «isimleri bilmek» olayı Kuran’da gecer
    «İsim» olsa da işin içinde, ezber değil isimler
    Ezbere müslümanlık ancak bizdeki gibi olur
    İmanı şaşı haçlılar bizi akıllarıyla ezer !

    *****

  2. sayın H.K teşekkür ederim.siz işi cözmüşşünüz.arkadaş cok abartıyor.gereksiz hakaret vari şeyler yazmış.
    benim adımı kullanan, ifadesi cok kötü bir düşünce.
    buradaki durum sadece isim benzerligi. başka bir şey yok.bundan sonra bende HACI BEKİR ile yazayım.
    saygılar.

  3. sayın Bekir isimli arkadaş,dün bekir ismi ile yorum yapan benim.seni tanımam etmem.eger siz her konuyu böyle degerlendiriyorsanız cok yazık.benim kimsenin adını kullanmaya ihtiyacım yok.lütfen biraz daha sagduyulu olalım.

  4. Akdes Nimet Kurat’ın Rusya Tarihi’nden şu satırları okuyalım:
    1695-1696 kışı ve ilkbaharında Petro’nun emriyle tersaneler kuruldu. Moskova’dan gemi yapmasını bilen yabancı ustalar çağırıldı. Köylüler zorla orman kesmeye sevkedildiler. Petro’nun sonsuz gayreti ve şiddetli emirleri sayesinde 1696 ilkbaharında 30 harb gemisi hazırdı. Gemiler karların erimesiyle suları kabaran Don boyunca yüzdürüldüler. Kara ordusu da Azak kalesine doğru harekete geçirildi. Azak kalesindeki Türk garnizonu Rusların çabucak dönmesini beklemiyordu. Evvelki sene muhasara esnasında yapılan tahribat ta tamir edilmemişti. Bu sebepten ötürü Azak kalesindeki Türk kuvvetleri tamamiyle gafil avlandılar. (s.253)
    Rusya için bir donanmaya ihtiyaç vardı. Bundan dolayı Petro donanma inşasını kararlaştırdı ve bunun ahali tarafından yaptırılmasını emretti. Bu, Rus ahalisi üzerine çok büyük bir mükellefiyet ve angarya idi. Fakat Petro’nun kesin emirleri ve şiddetli tedbirleri karşısında kimse ses çıkaramadı. (s.254)
    Sonsuz gayret, şiddetli tedbirler, kesin emirler… Ruslarda bunlar var. Türklerde de “gafil avlanma” var.
    Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanlığına (CB) yakıştırıyordum. Yumuşak ve birleştirici biri olduğu için. Bu iki özelliği ile Gül, çatışmacı bir kültürü, ataerkil ve kaynaşmamış bir yapısı olan Türk milleti için bana göre biçilmiş kaftandı. Ama çekingenliği ile beni canımdan bezdirdi. Neden bu kadar çekingen Gül? Sosyal medyada sürekli kendisine hakaret ediliyor. İngiliz uşağı ve Fetöcü diyorlar. Bu hakaretler karşısında neden suskun?
    Bana göre Sezai Karakoç ta Cumhurbaşkanlığına aday gösterilebilir. Ekmeleddin gösterildiğine göre Karakoç haydi haydi gösterilebilir.
    Akşener iyi, hoş ama Güneydoğu’dan oy alabilir mi?
    Gül aday olduğu takdirde seçileceği kesindir. İktidar da Erdoğan da bunu çok iyi biliyor. O yüzden işi sıkı tuttular gibi geliyor bana.
    Osmanlı’da oyun çoktur… İktidar için, saltanat için yapmayacakları şey yoktur.
    İyi Parti’ye köstek mi oluyorlar? İyi Parti buyursun Saadet’e veya Demokrat Parti’ye katılsın. Ayrıca ittifak yolu her partiye açık değil mi? Demokrasi ittifakı yapıyoruz deyin, tek cephe olun oyunları bozun. Şairin dediği gibi “Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez…”
    Abdullah Gül, hadi diyelim CB için aday olmaya çekiniyor. Milletvekili olmaya da mı çekiniyor? Saadet Partisi, Kayseri birinci sıradan aday olarak Gül’ü gösterirse Kayseri’yi olduğu gibi alır. Bülent Arınç ve diğer dışlanmışlar da ellerini çabuk tutmalı, Saadet’e veya İyi Parti’ye hemen başvuru yapmalı.
    AKP ve Erdoğan giderse Türkiye nefes alır.

      • “…Azak kalesindeki Türk kuvvetleri tamamiyle gafil avlandılar. (s.253)…”

        İşte Rusların Türkleri gafil avladığı o günden beri “su uyur, düşman uyumaz” sözü bir atasözü haline gelmiştir. Hatta atasözü ayarında benzer anlamda çok daha ağır eleştiriler/özeleştiriler de vardır. Bizdeki “ezbere müslümanlık” proaktif davranmaya çoğu zaman bir bariyer teşkil etmiştir…. Proaktif olunsaydı güllük gülüstanlık olur darbe diye bir şey olmazdı tarihimizde, Ne Cumhuriyet, ne de Osmanlı döneminde. Ah şu “ezbere müslümanlık”!

        • Ezbere ezbere deyip duruyorsun da o kullandigin atasozunu de yanlis biliyorsun! Orda gecen su, don nehrinin durgun sulari ya da iski nin sattigi icecek maddesi degil:) eger gercek anlamini ogrenebilirsen sana bravo!

          • O atasözü konuya dikkati çekmek için sadece bir girişti. Asıl konu neydi: Bizdeki “ezbere müslümanlık” proaktif davranmaya çoğu zaman bir bariyer teşkil etmiştir… Hatırlatmama rağmen, orada buradaki yorumlarında Allah yazarken büyük harfle başlamak gerektiğini hala idrak edemedin. Ah şu “ezbere müslümanlık”!

  5. AkParti ve Erdogan”a verilmeyen her oy,hdp feto ve perinçeke verilmiş sayılır!Chp”nin öncülügündeki bu koalisyondan bi cacık olmaz!Yorumcular,kendinizi boşuna yormayın! Bu ülkeye hiçbir zaman görülmemiş hizmetleri yapan Erdogan ve ekibi yani Cumhur ittifakı,ezici bir oy oranıyla curcuna ittifakına galip gelecektir!Şimdiden Hayırlı olsun.

    • Perinçek, ” Evet diyenler de Hayır diyenler de bu toprakların insanıdır. Bir tercihten bahsetmektedir MHP’nin Genel Başkanı. Erdoğan’ı tercih etseler de Doğu Perinçek’i tercih etmiş olurlar. Çünkü Erdoğan’ın başında bulunduğu Adalet ve Kalkınma Partisi, birçok konuda Vatan Partisi’nin savunduğu siyasetlere gelmiştir” dedi. (DHA)

  6. Hukumetin erken secime gidecegini Fehmi bey tahmin ediyor ama muhalafet tahmin edemeyecek kadar ongorusuz. Sonra da iktidara talibiz diyorlar. Vay hallerine

  7. Seçim ve ilke
    AK Parti referandum oylamasından önce hiç seçim siyaseti yapmadı, icraatlarına odaklandı. Oy kendiliğinden geldi. Şimdi ise MHP’ye uyarak seçim oyunu ile iktidar olmayı kabullendi. Hazır Afrin zaferi kazanılmış iken ve diğer partiler seçime hazır değilken seçime gitmek makul gelebilir.
    CHP hazırlıksız görünüyor. İlkelere göre bir aday belirlemekten bahsediyorlar. İlkeler dedikleri boş laflardan ibaret. Ne yapılacağını herkes biliyor. Asıl sorun nasıl yapılacağı. Nasıl yapılacağını anlatan bir aday üzerinde anlaşmaları ve onun konuşmalarını gündem haline getirmeleri gerekiyor. Muhalefetin böyle bir adayı yok. İktidarın ise hem güçlü bir adayı var hem de neyin nasıl yapılması gerektiği konusunda bir tecrübesi var. Uygulama şekli hoşumuza gitmese de ne yapacağı bellidir. Muhalefetin ne adayı ne de uygulama hakkında bilgisi var.
    Biz Akevler olarak parti ayırt etmeksizin Adil Düzen’e katılan herkesin yanındayız. Partinin ismi bizim için bir anlam ifade etmez. Geçmişte de beraberliklerimiz bu koşulla oldu. Bugün Adil Düzen’e en yakın parti AK Parti, en yakın aday Erdoğan’dır. Saadet Partisi görünür bir kazanma ümidi olmadığı halde bizden uzak duruyor. Anlamak mümkün değil. AK Parti’nin birçok uygulamasına yazılarımda karşı çıkıyor ve sert biçimde eleştiriyorum ama daha önce ilan ettiğim gibi oyumu Erdoğan’a ve adaya bakarak AK Parti’ye vereceğim. Şimdilik bize zulmetmiyor ve çalışmalarımızı engellemiyorlar. Hala Adil Düzen’i benimseyip çalışmalarına katılacaklarına dair ümidim var. Bu kendileri, ülkemiz ve dünya için hayırlı olandır.

    • :bize zulmetmiyor çalışmalarımızı engellemiyorlar:Sayın Karagülle biz Milli görüşcüler Adil Düzeni sadece kendimiz için değil bütün İnsanlık için istiyorduk,bu gün bu Ülkede Ak partisinin Zulmüne uğramayan insanmı var,Müslüman ulusların katili bir partiden Ümit bekliyorsunuz,Alın adil düzeninizi başınıza çalın

    • Bize zulmetmiyor ve çalışmalarımızı engellemiyor demek öyle mi ya başkasınıa zulum varsa o zaman normal bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın sizin düşünceniz bu demek ki. Ondan sonrada ADİL düzenden bahsediyorsunuz sizin adil düzeniniz bu mu?

  8. Inş bi yasada ramazandan önce basit suçlara Allah rızası için ceza indirimi verin yada denetimi yükseltin sayın cumhurbaskanim yalvariyorum bizimde cocuklarimizinda yüzü gülsün

  9. Milletin biraraya geldiği iyiliği arttırıp kötülüğü azalttığı mübarek Ramazan ayında sadece politka konuşulacak. İnsanlar zaten siyaset yüzünden iyice ayrışmış durumda…Bu durum ayrışmaları daha da arttırıp körükleyecek. Ramazanın feyiz ve bereketi kaçacak.
    Alınan seçim kararının aculluğu ve saçmalığı heŕ yanından belli. İşlerin giderek daha kötüye gittiğini gördüler. Acele ettiler…
    Bu seçim yangından mal kaçırma seçimidir. OHAL devam ediyor. OHAL in avantajları… Medya da muhalefetin hiç yer bulma şansının olmaması…
    AKP ve MHP her açıdan avantajlı ve en az 5-0 önde başlıyorlar maça. Bakalım ne olacak.
    Levent Gültekin eski AKP lidir. Muhalif olmaya başladıktan sonra yazacak konuşacak platform bulamadı F. KORU gibi. Dikende yazıyor. Kaç kişiye ulaşıyor bilmiyorum. Aday olmuş. İşi çok zor. Kendisine başarılar…

  10. Muhalefet partileri ”en erken” seçime baskın yakalandılar..bunu sağlayan iktidarı, beklenenin aksine seçim tarihini çok erkene almasına baskılayan sebepler nelerdir? Bunu iki ana başlıkta sıralayabilirim.

    Bunlar: 1. İç nedenler 2. dış faktörler. İç nedenleri dış faktörlerden ayıramayız, nitekim içerideki sorunları tetikleyen asıl dış faktörlerdir. Bunu da ülke ekonomisinde ortaya çıkan son önü alınamaz gelişmeler gösteriyor.

    Yabancı sermayeye olan ihtiyacımız ve döviz üzerinden dış borç geri ödeme yükümlülüğümüz, ülkemize çekilen dış kaynaklı ekonomik operasyonların aracı konumuna dönüşmüş, anlaşılan, bu operasyonları çeken ülkeler, siyasi bir sonuç elde edecekleri bir karşılık bekliyorlar. Bunların neler olabileceğini şu açıklamadan sonra söyleyeyim.

    Bahçeli’nin 2001 de erken seçim kararı alması öncesi ABD’nin Irak’a müdahalesi gündemdeydi ve Başbakan Ecevit buna direniyordu. Ecevit’in ne hallere düştüğünü, tahkir edildiğini, hasta adam olduğunu, o günleri; yani 997 28 Şubatının mecbur kıldığı koalisyon hükumetinin ağır ekonomik kriz yaşattığını, o günleri yaşayanlar olarak biliyoruz. Ülke bu krizden nasıl çıktı?..tabi ki Bahçeli’nin erken seçim çıkışıyla. Akabinde kurulan AK Parti hükumetinin ilk icraatı, TBMM den, ABD’nin Irak’a müdahalesi için, ülkemize ABD askerinin konuşlanması talebini karşılayacak kararı çıkartmak olacaktı… Ama o zamanlar çoğumuz, bunaldığımız ekonomik krizden AK Partiyle çıkacağımızın ümidi içerisinde ABD’nin bu talebinin gerçek yüzünü göremiyorduk.

    Şimdi yine sahnede Bahçeli var ve aynı retorikle ülkeyi baskın denebilecek erken bir seçime götüren kararı Erdoğan ile beraber aldılar. 2001 şartları ortada yok, peki bu acele neden?

    Efkan Ala, Mehdi Eker ve Taner Yıldız, geçen hafta İngiltere’de bir enstitüde, çözüm süreçlerini incelemek üzere bulunmuşlar. Yeni bir Oslo süreci mi bekliyor bizi?

    OHAL”de seçime gidiyoruz ve çok baskılanıyoruz,bu baskılardan biri, ihtimal, İYİ Partinin başına, seçimlere katılamayacağı bir çorap örülmesi olabileceği gibi muhalefeti top yekun sıkıştırmak olacaktır, diğeri de; Kandil operasyonları ile seçime kadar uygulanacak ekonomik iyileştirme programları, seçimlerin ana temasını seçmenin gözünden kaçıracak ”pozitif baskılamalar” olacaktır.

    Söyleyeceğim şey şu: İçeride giderek zayıflayan ve sorgulanan iktidarın, gücünü yeniden tahkim etmek için baskın seçim kararı almasının içeriden kaynaklı nedenleri olduğu gibi dış kaynaklı siyasi boyutunu da gözden kaçırmadan ve sorgulayarak hareket etmeli.

    Dış kaynaklı gelişmeler, içerideki torbadan çıkacak sürprizler içerisinde yer almayacaktır.. İngiltere’de geçen hafta ”yeni çözüm süreçleri üzerine” misafir olan üst düzey siyasilerimiz gibi.

    HDP veya Kürt siyaseti, yoğurdu üfleyerek mi yer artık?

  11. Sayın KORU yüzbin imza ile sizde adaylığınızı ilan edin , seçime heyecan gelsin.
    Muhalefetten umudumuzu kestik ilk imzayı ben vereceğim.

  12. Yangından mal kaçırır gibi bir telaş…
    Göz çıkardı sanki biri, yaparken kaş
    Mağdurlar yarattı belkide bir paydaş
    Bu millet mağdura oy verir arkadaş!

    İktidar tayfa cimnastikli! formunda,
    Bütün gözler şu “ilkeler platformu”nda
    Bu halk mağdura oy vermiştir arkadaş
    Dileyelim, hayırlısı olsun sonunda….

    Vââdi bol parti vardı bir zamanlar,
    Başkanı hapiste, üzülürdü duyanlar,
    Mağdur ya, bağrına basmıştı vatandaş
    Dil varmıyor, kimdi o? anlayan anlar!

    Gün gelir devran döner demiş atalar,
    O günü bekler, birikince hatalar,
    “Hayır olamaz, asla” dese de yandaş
    Yerle bir olur, hem “asla” hem de kat’a!

    Bunu yapacak olan tabii ki halktır,
    Seçim kaybedilirse bu müstehaktır,
    Gençler gelmeli gençler, değilmi kardaş,
    Büyük eksiklik, enerji ve ahlaktır….

    *****

  13. Levent GÜLTEKİN: Medyayı, programları takip eden birisi olarak uzun zamandır görmediğim bir zat. Diyebilirim ki 1 Kasım seçimlerinden beri.
    Yazınızda bu ismi görünce ve sizin kanaatinizi de okuyunca çok şaşırdım.
    O tartışmalarda AKPARTİ lehine veya o yönde hiç pozitif bir ifadesi olmayan birinin tabanında nasıl bir yeri olur bilemedim.
    Şimdi onun 1 Kasımdan sonra nerede olduğunu araştıracağım.
    Size bi halley oluyor Fehmi Bey!!!

  14. İyi parti YSK nın insafına bırakılmıyor, yasa öyle. Aynısı 2002’de Genç partinin başına geldi. Hasan Celal Güzel’in Yeniden Doğuş partisini, Genç parti yapıp seçime öyle girdiler.
    İyi Parti ağlayacağına, teşkilatlanmasını doğru yapacaktı.

    • size bugünkü doğu perinçekin yazısını önerebilirim. Bir islamcının kurandan öğrenemediği adaleti doğu perinçekten öğrenmesi ilginç olur. Zaten adaleti nerden öğrendiğinden ziyade öğrenip öğrenmemesi önemli.

      • ufak bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum. 24 haziran bir erken seçimin ötesinde bir karar. perinçekin yazısını okuduğunuzda zaten buna vurgu yapıyor. Bir not daha ilave edeyim. Perinçek benim için cia’nin kullandığı kesimlerden bir tanesidir. Ancak bu onun her söylediğinin her yaptığının kötü olduğu anlamına gelmiyor.
        Notları artırıp bir not daha ilave edeyim. aydınlığı sadece türkiyedeki gelişmeleri kavrayabilmek için, çok çok olağanüstü durumlarda “bunlar ne diyor” diye okurum. tıpkı sabahı ve akiti zaman zaman “bunlar ne diyor” diye okumam gibi.

        • bir ilave daha! eğer perinçekin yazısında neresinde adalet olduğunu anlamazsanız yardımcı olurum. kurandan öğrenemediğinize göre, orda da sıkıntı yaşayabilirsiniz.

        • Hamza bey, ben D.Parinçek’in şimdiye kadar yalan söyledığine hiç rastlamadım, ne dedi ise hepsi gerçekleşti.
          ben de o yazıyı okumayı dúşúnüyorum.

          • “SİYASAL PARTİLERİN ÖN SEÇİM HAKKI YOK EDİLİYOR LİDER MAFYALARI GÜÇLENDİRİLİYOR”
            öncelikle köşe yazısı değil açıklaması imiş. ilk olarak perinçek 2 kişinin seçim tarihi belirlemesinin erken seçim değil, darbe olduğunu çünkü seçim kararını meclisin verebileceğini söylüyor. ayrıca vekilleri de meclise sahip çıkmaya çağırıyor. Ayrıca seçimin yasal sürelerinin kısaltılmasının vatandaşların ve siyasi partilerin temel haklarını yok edeceğini ileri sürüyor. bu kararın aynı zamanda parti liderinin mafyasına yarıyacağını çünkü önseçim yapacak partilerin süre nedeniyle önseçim yapamıyacağını açıklıyor. cumhurbaşkanı adayı olmak isteyen ve cumhurbaşkanı adayı göstermek isteyenlerin bu sürede 100 bin imzayı bulmasının imkansızlığını ayrıca seçim yasalarının çıkarılmadığı için kaosun olacağını belirtiyor.
            Zannediyorum yukardaki ifadeler, her vicdan ve akıl sahibi insanın kabul edeceği, daha adil, daha insanca ve daha dürüst bir yaklaşımdır.

      • Klavuzu perinçek olanın burnu moktan kurtulmazmış…

        Tebrikler! Sizi “Doğru Yol”a ulaştıracak olanı bulmuşsunuz sonunda…

        Rabbim bizi de “Sırat -ı- Mustakim”e ulaştırsın…

          • Sırat-ı-Mustakim ile sırat köprüsü arasındaki farkı bilmeyenler için perinçek gibiler ne güzel klavuzdur…

            Siz de bulmuşsunuz zaten sizi hayalinizdeki sırata ulaştıracak olanı…

        • Kafanı kullanmnazsan seni hiç kimse sırat-ı mustakime ulaştıramaz. Sırat-ı müstakime ancak kendi kafanla ulaşırsın. Aklın haricinde kılavuz ihtiyacın varsa, kılavuzuyun kim olduğu çok da önemli değil. ha cübbeli olmuş, ha perinçek ya da x kişisi. Allah kılavuzu senden üstün yaratmamış. Aklı da sadece kılavuza vermemiş.

          • Hayırlı olsun efendim hayırlı olsun mürid-mürşid ilişkiniz…
            Muhabbetiniz bol olsun… Kişi sevdiğiyle haşrolurmuş…

            Bari hazır ayakta iken sual ediverin mürşidinize Sırat-ı-Mustakim’le sırat köprüsü arasındaki farkı da mubareğin irşadı bize de nasip olsun…

            Yoksa böööle kıvırarak kaçak güreşmeye de mi o irşad etti sizi; kendi hayatından ibretlik misallerle…?

  15. Bazı şeyler vardır ki uzatmak iyi değildir, eğer niyetine girildiyse fazla geciktirmeden sonuçlandırmak daha hayırlıdır. Muhalefet de bir müddettir erken seçim çağrıları yapıyor, hodri meydan çekiyordu. Kılıçdaroğlunun kaçma er meydanına gel çağrısı daha birkaç aylıktır. Sonuçta ilk defa istediğini yaptırmış oldu, helal olsun. Zaten önümüzdeki bir buçuk yıl tüm muhalefet partileri için çok uzun ve zor olacaktı. İttifak yapacaklar mı, kiminle yapacaklar, tek tek aday mı çıkaracaklar, çatı mı inşa edecekler, ilkeler üzerinde mi ittifak edecekler kişiler üzerinde mi bir türlü karar veremiyorlardı. Onlar da bir an evvel bu soruların cevabını verecek ve rahata kavuşacaklardır. Bazı durumlar vardır ki bir an önce olup bitmesi gerekir ve ne kadar çabuk olursa o kadar zahmeti ve acısı az olur. Oldu da bitti maaşallah..

    • Tam aksine önümüzdeki bir buçuk yıl iktidar partisi ve MHP için uzun ve zor geçecekti. Bahçeli’nin dediği gibi her geçen gün 2019 Kasım hedefine varmak zorlaşacaktı. Baskın seçim yaparak zaman kazanmış oldular. Ohal’in uzatıldığı gün baskın seçim tarihi açıklanıyorsa seçimler öyle yada böyle iktidar partisi tarafından kazanılacak. Tıpkı referandumda olduğu gibi..

    • Kesinlikle öyle. Öncelikle ben birkaç kişinin biriraya gelip benim kimi seçeceğime karar vermesini hazmedemiyorum. 3 ya da dört kişi biraraya elip “cumhurbaşkanı adayımız bu bunu seç” diyecekler. İktidar partileri için de muhalefet partileri için de bu geçerli. Biz de bu duruma rıza gösteriyoruz. sonra da ülkede demokrasi gelişmedi diyoruz. Aynı şeyleri tekrar ediyorum. Ben partilerinden ön seçimle aday olan veya bağımsız adaylardan bir tanesine oy vereceğim. benim seçimdeki oy verirken önceliğim bu olacak. Bu işin bir yönü.
      İşin diğer yönüne gelince: Daha önce seçilmiş ve birşeyler yapabilecek konuma gelip de pekbirşey yapmamış insanlardan medet ummanın mantığını da anlamış değilim. Bu isimlerin en başında gelen abdullah gül, cumhurbaşkanıydı ve bugüne gelmemizde önemli yer edinen hukuk dışı, adaletsiz uygulamaların nerdeyse hepsinde yönetici konumundaydı. İyi birşey yapacaktı da o zaman niye yapmadı.
      Ben islamcı değilim. Benim için adayın dindar mı dinsiz mi olduğunun önemi yok. akp cenahında bulunmuş ancak tavırları ile seçilirse birşeyler yapabileceği izlenimi edindiğim 2 kişi var. bir tanesi ertuğrul günaydır diğeri de abdüllatif şenerdir. Sadece dikende birkaç yazısını okuduğum levent gültekin hakkında çok bilgim yok. ancak yazılarının bende bıraktığı izlenim, doğru düşüncelere ve ahlaka sahip olduğudur. seçildiğinde ne yapar onu türkiye gibi ülkelerde kimse bilemez. Çünkü, öncelikle, seçerken projeleri, planları, yapacakları vb. ile değil, taraf olarak ve daha da kötüsü 3-5 kişinin belirlemesi ile aday seçiliyor, ikinci olarak ise seçildikten sonra denetim mekanizmaları yok. Denetim mekanizmalarını kuramazsak gücü eline geçirenin ne yapacağını kestiremeyiz.

      • Eskiden uc bes kisi bi araya gelip direkt secerlerdi cumhurbaskanini. Halka bu adaylarin hangisini istersin diye soran olmazdi. En fazla tbmm de bikac oylama yapilirdi. Simdi begenemedigin bu demokratik standartlari bu hukumet getirdi. Millet ne gunler gordu. Daha cok okuyun!

        • H.gayret. kanarya sevenler derneği başkanını da üç-beş kişi seçiyor. eskiden cumhurbaşkanı mecliste seçilirdi. sembolik bir makamdı. pek fazla işi yoktu. elmayla armutu karıştırıyorsun.

  16. Ülkenin yazar çizer takımı başta neredeyse yarısı erken seçimi öngörmüştü ama haziran ayı tahmini kimler yaptıysa asıl tebrik bunu bilene edilir.
    Erken seçim hatta baskın seçim de denilebilir hayırlı olsun.
    Partilerin açıklamalarına bakılırsa hepsi hazırmış zaten. Bu durumda millet te hazırlanacak. Herkesi dinleyecek en doğruya karar vermeye çalışacağız. Hepimiz iyi yönetilmek istiyoruz elbette. Özellikle şu ara. Dolayısıyla çoğumuz tekliflere açığız. Ciddi bir kararsız oy potansiyeli var gibi. Çantada keklik olmayan seçim ülke yararına olur. Muhalefet şevkli olur iktidar dikkatli. Muhalefetin sürprizlerini bir parça tahmin ediyorsak ta sürprizlere de açığız elbette. Çekişmeli bir seçim demokrasi güzellemesidir. Bazı partilerin adaylarını henüz açıklamamış olmalarını gecikme görenlerdenim. Madem herkes seçime hazır ve erken seçim de bekleniyor idi o halde adayın kendini ifade etmesi için zaman gerekli değil mi. Yıpranmasından korkmanın adaya ne faydası olabilir. Pek çok konuda ne düşündüğünü ne yapacağını anlatması gerekir. Sistem meselelerini tekrar tartışmak bile hayli zaman alacak, üstüne gelecek vizyonunu anlatacak. Halkla temas kurup sempati toplayacak. Seçim ise iki ay içinde…Seçimden sonra derdimizi anlatacak vakit bulamadık da bahanelerden bir bahane olmasın değil mi…bahaneler üzerinde çalışıldığı kadar projeler üzerinde çalışılsa akp en yakın rakibine iki kat fark atabilir mi, sanmam doğrusu…

    • Bekir Bey’in bugün bahsettiği durumun bir benzeri Didem Hanım’ın da başına gelmiş olabilir mi? Eski yorumlarında adının baş harfi küçükken bu yorumda büyümüş. Neden acaba???

      • Seyahatte olduğum zamanlar bazen cep telefonundan yazıyorum orada büyük harf kullanmışım değiştirmedim şimdilik.
        Bu arada yorumumun isimden çok usluptan tanınmasını arzu ederdim. İsimler taklit edilir ama tınılar edilemezler.
        Selamlar saygıla

        • Ve aleykumusselam ve rahmetullah. Bekir Bey’in yorumunun içeriği beni şaşırtmıştı. Sizinkinde bariz bir farklılık olmasa da D harfinin değişikliğinden işkillendim. Sahtekarlar kol geziyorsa agah olmalı!

  17. Fehmi Beyin dünkü yazısına 22.58’de birisi benim adımı kullanarak,güya benim ağzımdan
    bir yorum yazmış.

    Bu durumda benim yorum yazmamın bir anlamı kalmamaktadır.

    Dolayısı ile anılan kişinin bu şekilde yazdığı yorumlar tekrar yayınlandığı takdirde ben de buraya yorum yazmam.

    • Bekir bey bu durumda adınızı kullanan kişi amacına ulaşmış olmuyor mu. Ben o yorumun size ait olmadığını anladım. Ama isimlerin bir anlamı yok. Bir dönem benim de ismimi Didem tuz Didem buz şeklinde değiştirerek farklı maksatlarla yorum içeriği de değiştirilerek sabote etmişlerdi. İsimler değil yorumlarımız asl olan. Derdimizi düşüncemizi paylaşmak farklı yelpazeden görüşlerimizi sunmak diye düşünüyorum. Yorumda Didem yazmış Bekir yazmış ne önemi olabilir…
      Selamlar saygılar

      • Didem hanım,aynı şeyi ben de düşündüm aslında.Ancak nasıl
        hakaret içeren yorumlar yayınlanmıyorsa,yayınlanmaması gerekiyorsa bu tür yorumlar da yayınlanmamalı diye düşünüyorum.Çünkü böyle yorumlar
        bir başka yorumcunun yazdığı yorumları sabote etmiş, anlamsızlaştırmış oluyor.

        Eğer burada yazılan yorumlar editör
        açısından bir değer taşıyorsa buna
        engel olunmalı.Ancak elbette tercih
        editöründür.Saygılar.

    • Bazen şaka yaparlar, ortalığı birbirine katarlar. Belli ki öbürü “deli bekir”. IP analizinden editör biraz hafiyelik yapsın ve sonra da o “bekir”in önüne bir “deli” koysun olsun bitsin… Bu arada Didem hanım, epeydir yoktun; birileri merak etti sordu. O ara şahsen mutfakta işleri çoktur diye aklımdan geçti. Herkesi seçim heyecanı sardı, sen de hoşgeldin.

  18. İlahlar yanılmaz Sn. Koru…
    İslam ve Türkiye Düşmanı Darbe Çığırtkanı Gazetecilerin İlahı olarak; sizden sadır olan ve o yanılma gibi görünen 1 haftalık farkın da vardır bir ilahi hikmeti de…

    Şimdilik kullarınızın bilmesine gerek olmadığını irade etmektesinizdir.

  19. Kararini zaten vermis onfikirli kisilerin disindakilar ulkenin yonetiminde kimi gormak ister?

    Secenek 1: Fehmi beyin “seçimi erkene alma kararını alanlar önümüzdeki iki ayı da en ince ayrıntısına kadar planlamış olmalıdır” diye düşündugu iplanlamayi yapanlar. Hatta, yine Fehmi beyin “Muhalefetin çıkaracağı ortak adayın kim olacağını bile biliyorlarsa şaşırmam” dedigi bicimde calisanlar.

    Secenek 2: Erken secim olsun/olacak diye aylarca kehanette bulunup, buna gore hazirlanmalari gerektigini akil edemeyenler. Hatta, eger adayimizi simdi aciklarsak yipranir, dolayisiyla adayimizi aciklamayi geciktiriyoruz diyenler.

  20. Senelerdır Milleti kandıranlar tarafından yönetilmişiz.
    Bütün bunları net bir şekilde 24 Haziranda yapílacak seçimler sayesinde öğrenmış olduk.
    Milletin gözlerinin içine baka baka yúzlerce kez “ALDATİLDIK” diyenler demekki her kesı kendilerı gibi bildikler için õyle zannetmişler.
    Bundan sonra Aldatan ve Kandıranlar Partısıne (AKP)babam dahi olsa inanmam.
    Acaba muhalefet partileri sayın Koruyu hiç okumadılar mı? Gerçi okusalar, bu bir tahmindır yoksa koskoca Cumhurun başi ve bakanlarının yalan söyleyip milletı kandírmasına ihtimal vermemiş olmalarından dolay yazarımízın yazdıklarını sadece bir tahmin olarak algilamış olsalar gerek.
    Ha sahi şimdi bunlar 15 Temmuz darbe gıríşımını de anında faillerini bildiklerini milletın gözünün içine baka baka típki saçimler hakkındakı milleti nasíl aldatı íseler yoksa o gecede aynısınımı yaptılar?
    11.C Başkanı A Gül o gece için” bu bir felakettir” derken 12.C Başkanı RT Erdoğan ” Allah’ın bir Lütfudur” Demişti.
    Toplam 4 saat içerisinde üç gömlek değiştırıp traş olmaya nasíl vakit bulabildiler.”ACABA?”
    Bence bu kadar milleti aptal yerine koyanları şu andan itibaren millet sorgulamaya başlar hatta başladı bile.Bu millet aptal değil “ABDAL” bir millet neyin ne oldúğunü çok iyi biliyor,.
    Öyle ortalíkta dolaşan bir kaç trollere bakıp umutsuzloğa dúşmeye gerek yok.
    Yalniz o diriltilen ölúlerin torunları dede ve ninelerine sahip çiksalar iyi olur.

  21. Son cümlenizle neyi kastettiğinizi bilmiyorum. Ama ben görüşlerimi kısaca paylaşayım:

    Sayın cumhurbaşkanımızın karşısına güçlü bir başkan adayı çıkarılması öngörülüyorsa bu adayın, yalnız İyi Parti, Saadet ve CHP’den oy alabilecek bir aday olması yeterli olmayacak. Aynı zamanda HDP seçmenine ve hatta AK Parti seçmenine de hitap edebilecek bir isim olması gerekecek.

    Bu aşamada bu özelliklere sahip bir isim olarak yalnız 11. Cumhurbaşkanımız var. Olacağı bence şudur: Saadet Parti lideri diğer muhalefet liderleriyle de görüştükten sonra sayın Gül’e adaylık teklifi götürür, Sayın Gül de bu teklifi reddedemez.

    66 gün sonraki seçimler isimler üzerinden değil, ilkeler üzerinden yapılacak. Bir yanda, parlamenter sisteme karşı, tek adam üzerinde odaklanmış, kuvvetler ayrılığını değil, kuvvetler birliğini benimsemiş bir düşünce, karşısında da demokrasi, insan hakları, kişi hak ve özgürlükleri, parlamenter sistem, kuvvetler ayrımı ve basın özgürlüğü gibi kavramları ön plana çıkarak bir blok olacak.

    Muhalefetin önümüzdeki dönemde yapması gereken, doğru bildiklerini, bıkmadan, usanmadan, gece-gündüz çalışarak ve tüm iletişim kanallarını kullanmak suretiyle halkımıza anlatmak olmalıdır.

  22. Cumhur ittifakı için muhalefeti zora düşürme niyet okumasının onlara haksızlık olduğunu düşünüyorum. Biri onbeş senedir iktidar, diğeri o kadar senedir ona kıyasıya muhalif olan iki partinin 3. Dünya Savaşı’nın kapıda olduğu şu günlerde her türlü taarruza maruz kalan ülkemiz çıkarlarını önceliyor olmalarını lütfen görebilmek lazım. İyi Parti’nin önünü kesme öngörüsü çok sığ bir bakış açısı. Ülke insanına yapılan bir haksızlıktır.

  23. Fehmi Bey, seçim zamanlamasındaki öngörüsü ile kendisi için çıta yükseltmiş oldu. Başarılarının devamını diliyoruz.

    Ramazan ayında partiler için önerim toplu iftar ile bitecek mitingler düzenlemeleridir. Gürültülü anons araçlarını da sahur vakti dolaştırmaları mübarek Ramazan’ın atmosferine uygun düşer.

    • “Gürültülü anons araçlarını da sahur vakti dolaştırmaları “MUBAREK”Ramazan’ın atmosferine uygun düşer.”
      Peki oroç tutmayanlar,hastalar ve Müslüman olmayanlari bir tarafa birakalim!
      Şimdiye kadar dini politikaya alet ederek seçimleri kazandılar bu nedenlerden dolayı gençliği dinden uzaklaştırdılar. Zaten politikaya alet etmedikleri hiçbir şey kalmadı.Şimdide Rmazanı oya çevirmek için seçimleri ona göre ayarlamışlar.
      Ramazanı propoganda aracı olarak kullanacakları kesin de bunu nasıl yaparlar ōrneğin: sahurda Televiziyonlar camiler ve radyolardan RT Erdoğna kuranı kerim okuturlar ve oy isterler.
      Ben tam da bunu düşüniyordum, sizin o teklifinizi okuyunca kendi kendime şöyle dedim “tamam Ramazan ayı AKP liler için bulunmaz bursa kumaşı, tepe tepe kullanırlar”
      Bu AKP milletin dövüzlerine ve altınlarına gõz diktiği yetmezmiş gibi bir de sahurlarına gōz dikti.
      Sanki Havuzun suyu bitmiş gibi.
      Milleti gece dahi rahat bırakmayacaklar.

      • Nurdan Hanım bugün pek coşmuş gördüm sizi. Ramazan’da seçim çalışmalarının nasıl olabileceğine dair küçük bir fikir jimnastiğini AKPARTİ’ye yüklenme vesilesi yapmışsınız. Ramazan davulcuları hasta ve oruç tutmayanları, minarelerden yankılanan ezanlar namazsızları ayıramadıkları gibi gürültülü seçim araçları da hasta ve çocukları ayıramayacaktır doğal olarak. CHP, HDP, SP ve İYİ PARTİ de buna dahildir. Meydana oy için inenler ellerinden gelen en iyisini yapacaktır. Gerçekten iyi olan kazansın.

        • Benim her zamanki üslubum, coşumş olanlar kimler olduğunu bu sitede bu günkü ihdídar savunmacílarína veya avukatlarína bakarsaníz gõrürsúnúz. Benim tepkim son 25 yildir millete kendilerini dindar olarak satanlara.
          Yalan, iftira, gurur,İSRAFİ ve diğer dinde kul hakkına tecevüze eş değer olarak kabul edilen günahlara gene İslami kullanarak oy devşirmelerine dir.
          unutmayın Túrkiyde sadece
          Aldatanla ve Kandıranlar Partisinin elamanlari yaşamiyor.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here