Yeniden ‘Hilâl-Salip Savaşı’ çıkmıyorsa, bu, Türkiye sayesindedir

10

NATO tatbikatı sırasında yapılan gerçekten büyük bir edepsizlik…

Yapılan bir askeri tatbikat; orada Türkiye’nin ilk (Mustafa Kemal Atatürk) ve son (Tayyip Erdoğan) cumhurbaşkanlarını ‘düşman’ ve ‘düşman ile işbirliği halinde’ göstermeye kalkışılmasının ve buna geçit verilmesinin hiçbir mazereti olamaz.

Türkiye’nin tepkisi elbette yerindedir; sadece bilgisayar programını hazırlayan bir-iki eleman değil, emir-komuta zincirinin her halkası bu densizlikten sorumlu tutulmalıdır.

Bunu yaparken de densizlik sergileyenlerin niyeti konusu hep aklımızda olmalı.

Niyet okuyacağız, evet…

Ortak tatbikat Norveç’te yapılıyor ve 40 Türk Silâhlı Kuvvetleri (TSK) mensubu da masa üzerinde bilgisayar oyunu tarzında yapılan tatbikatta yer alıyordu.

‘Düşman’ ve ‘düşman ile işbirliği halinde’ gösterilen Atatürk ve Erdoğan’ın yakışıksız biçimde sunulmasının katılanlar tarafından fark edilmemesi herhalde düşünülemez.

Sadece Türk askerleri değil, diğer ülkelerden katılan askerler de yapılan kepazeliği ânında fark etmişlerdir.

O halde şöyle düşünmemiz yanlış olmaz: Bu sunum fark edileceği bilinerek hazırlanmıştır.

Hatta bir adım daha ileri gidip şunu da kayda geçirebiliriz: Sunumu hazırlayan ve sunulmasına izin verenler Türkiye’den gelecek tepkileri de hesap etmişlerdir.

Peki ama neden?

Son zamanlarda yabancı televizyon dizilerinde Türkiye’nin adı sıkça geçiyor. Bazı dizilerde doğrudan, bazılarında dolaylı yollarla Türkiye ve daha çok yönetimi hakkında kötü izlenim bırakacak mesajlar veriliyor.

Tesadüf müdür? Sanmam.

NATO tatbikatına sunumu hazırlayanlar işi daha ileri bir noktaya taşımış oldu.

Belli ki, Türkiye gündemde kalsın ve tartışılsın isteniyor.

Tartışılsın ve sonunda Batılı kurumlar içerisinde yer alır durumdan çıkarılsın…

Çıkarılsın ki, Norveç’teki sunumda olduğu gibi, ‘düşman’ hale getirilebilsin…

Burada biraz durun ve şimdiye kadar yazdıklarım üzerinde düşünün…

Haçlı Seferleri’ni düşünün…

Protestanlığın kurucusu Martin Luther’in Türkleri ‘Deccal’ olarak tanımlamasını, tarih boyunca Avrupa’nın ‘Türk’ sözcüğünü ‘Müslüman’ ile eş-anlamlı olarak kullanmasını…

Osmanlı’nın çöküşüne giden yolda çıkarılmış ‘Şark Meselesi’ üzerinde de düşünün…

‘Avrupalı’nın zihin yapısını oluşturan tarihi hakikatler bunlar…

Türkiye 20. yüzyıl içerisinde bu zihniyeti kırmak için Batı kurumları içerisinde yer alıyor.

NATO, içinde ABD ve Kanada da yer aldığı için, o kurumlardan en önemlisi; esasen Türkiye’nin NATO üyeliğini Avrupa ülkelerine kabul ettiren de, en başta, ABD’ydi..

Avrupa Türkiye’yi kendi birliği içerisine almakta hep nazlandı, hâlâ nazlanıyor; geçmişte NATO dışında bir ‘Avrupa Ordusu’ kurma projelerinin her gündeme gelişinde, ‘AB adayı ülke’ konumunda Türkiye bulunduğu için, o konuda fazla mesafe alınamamıştır.

Turgut Özal’ın Paris’te buna isyan ettiğinin tanığıyım.

Şimdilerde ‘Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği’ veya kısa adıyla PESCO diye yeni bir Avrupa savunma anlaşmasının çalışmaları sürdürülüyor ve içerisinde Türkiye’nin adı geçmiyor.

NATO’dan ayrılırsak geride kalanlar arasından çok fazla üzülen çıkacağını sanmıyorum.

Ayrılmalı mıyız?

Türkiye’yi yönetenlerin, özellikle son zamanlarda, NATO’dan sıtkı sıyrılmış görünüyor. 2002 öncesinde de farklı itirazlar yükseliyordu NATO’ya karşı; ancak şimdilerde yeni unsurlar da o klasik itirazlara eklendi.

Bazı temel askeri ihtiyaçlarına kulak tıkanıyor Türkiye’nin; o ihtiyaçları alternatif kaynaklardan (sözgelimi Rusya’dan) karşılamasına da hoş gözle bakılmıyor.

En önemlisi de, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında NATO’dan çıkan kınamaların cılız oluşuydu. NATO karargahlarında görevli çok sayıda subay da çağrıldığı halde ülkeye dönmek yerine değişik ülkelerden sığınma hakkı talep etmeyi yeğledi.

Sığınma hakkı isteyen subaylara arka çıkan açıklamalar yapan NATO yetkilileri oldu.

Norveç’te yapılan tatbikatta slaytlara yansıtılan rahatsız edici görüntüleri bu arka-plana bakarak değerlendirmemiz gerekiyor.

Belli ki, bir mahfil, yöneticilerinin NATO’dan zaten sıtkı sıyrılmış Türkiye’yi rencide edeceği ve en sert biçimde tepki verileceği düşünülerek hazırlanmış tatbikat sunumuyla, ülkemize kapıyı gösteriyor…

Kapıyı sertçe vuralım ve çıkalım mı?

Bunu yapabiliriz elbette, ancak bu konuda da biraz düşünmemiz gerekiyor.

İskoçya’nın Turnbury kasabasında yapılan liderler zirvesinden (1990) beri, NATO, bir savunma birliği olmaktan adım adım uzaklaşıyor. En son bu yıl Brüksel’de yapılan olağanüstü toplantısında IŞİD’le mücadeleye NATO’nun da katılması kararlaştırıldı.

Turnbury’de, evsahibi ülke başbakanı Margaret Thatcher, daha sonraki stratejik görevin “İslâm Dünyası’ndan gelebilecek tehditler” olacağını söylemişti.

NATO üyesi olarak Türkiye, mücadelenin, bir ‘Hilâl-Salip Savaşı’na dönmemesinin sigortası…

Çağdaş Haçlı Seferleri’ni NATO’daki varlığımız engelleyebilecek bir unsur.

İçinde Türkiye’nin yer almadığı bir NATO’nun ‘düşman’ kavramına yükleyeceği anlam farklı olacaktır.

Atatürk ve Erdoğan fotoğrafları kullanılarak yapılan çirkin ve edepsiz sunum, Türkiye’nin kapıyı çarpıp çıkması durumunda, her NATO tatbikatında kullanılabilir hale gelebilecektir.

Size de öyle gelmiyor mu?

ΩΩΩΩ

10 YORUMLAR

  1. NATO rezaletini ve sonrasında buna sebep olan NATO askerinin ordudan atıldığını duyduğumda, bu alçaklığı kim farketti ve farkedenin ikbali nasıl olacak diye, hatta resimleri seçen ve ordudan atılan NATO askerinin bundan sonraki mal varlığı nasıl olur diye düşünüyordum. Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını sağlama senaryoları çok uzak geliyor ve inandırıcı gelmiyordu bana, hala aynı fikirdeyim.

    Bu sabah bir haber düştü ajanslara ‘NATO’daki skandalı ortaya çıkaran Ebru Binbaşı’ başlığıyla. Haberin devamını okuyalım:
    “O subay, Deniz Kuvvetleri’nde görevli Binbaşı Ebru Nilhan Bozkurt…
    KUMPAS MAĞDURU
    Üstelik, Binbaşı Bozkurt birkaç sene öncesine kadar büyük eziyetler görmüş bir asker… Yüzbaşılığı sırasında devletin gizli belgelerini elde ettiği, bazı uçakların fotoğraflarını çektiği veya çektirdiği iddiası ile FETÖ’cülerin “Askerî Casusluk ve Şantaj Dâvâsı”nda sanık yapılmış, toplam 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılmış, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin sözkonusu dâvâda 43 sanık hakkında verilen mahkûmiyet ve beraat kararlarını 7 Aralık 2013’te onaylaması üzerine hakkında yakalama emri çıkartılmadan önce yurtdışına gittiği iddia edilmişti.
    Bozkurt, Anayasa Mahkemesi’nin daha sonra bu dâvâda yargılanan bütün sanıkların “haklarının ihlâl edildiği” yolunda verdiği karar ile görevine dönmüş, yüzbaşılık süresini de tamamlayıp binbaşılığa yükselmiş ve Deniz Kuvvetleri’nde hassas bir göreve getirilmişti.”

    Gelecekte Ebru Binbaşımız Deniz Kuvvetleri Konutanı olabilir, güven kolay kazanılmıyor. FETÖ’cü bürokratlar, askerler neler yaptı kim bilir güven kazanabilmek için. Oyun kurucular ordudaki FETÖ yapılanmasını kaybedince 2008 ayarlarına geri dönüyor sanırım.

  2. NATO’dan yapilan aciklamada, Ataturk bustunun yanlislik sonucu koyuldugu, Erdogan’in resmininse, Turk asilli bir Norvec vatandasi tarafindan kasti olarak koyuldugu belirtiliyor.

    Her ne olursa olsun, devletimizin basindakilerin bu sekilde gosterilmeleri kabul edilemez, cok uzucu bir sey. Lakin, buna ulkemizi yonetenler Sangay beslisi, Turkiye Avrupa Birligi’nden cikmali, Eyyyyyy Almanya, Eyyyyyy Amerika, diye canak tutmuyorlar mi?

    Herkese biraz akl-i selim… Basta idarecilerimize… Ama, “Nasilsaniz oyle yonetilirsiniz!”

  3. Sermaye yirminci yüzyılın öncesinde insanlığı Müslüman ve Hristiyan olarak bölmüş ve dengeyi din savaşları üzerine kurmuş. Müslümanların yenilmesi ile denge bozulmuş ve yeni bir denge yaratmaya başlamıştır. Bunu da rekimelr ası kurtarmak istemiş. NATO ve VARŞOVA bunun için kurulmuştur. Akevlerde hazırlanan Adil Düzen çıkışı ile Varşova dağılmıştır. Sermaye yeni denge arıyor.
    Dört etkin güç; ABD, Çin, AB ve Rusya Adil Düzen çıkışı ile savaştırılamıyor. Diğer taraftan yine Adil Düzen çıkışı ile dinler arası kavga başlatılamıyor. Müspet ilme dayanan İslam dini dünyadaki bütün dinlerin üstündedir. İslamiyet bölünmezse dinler arası kavga olmaz. Sermaye mezhepler arası kavga çıkaramayınca Arap-Acem kavgasını çıkarmak istiyor. Bu benim varsayımım. NATO’daki Türkiye düşmanlığı buradan geliyor. Varsayımım doğrulanıyor.
    İslamiyet’e göre ulusal orduların üstünde ordular kurulamaz. Sadece bir savaşta iş birliği yapılabilir. NATO İslami bir kuruluş değildir, dağılmalıdır. İncirlik’e el konmalı, subayların başlarına çuval geçirilerek gönderilmeli. ABD Sermaye’nin emrinden çıkarsa onunla ikili sıkı ilişkiler kurulmalıdır.

  4. Yahu…… 2013 aralık tapeleri, 2015 temmuz laneti, ve o lanetli geceden sonra 1,5 yıldır demokrasiden uzaklaşmış , insan haklarını , anayasasını kısmen veya tamamen askıya almış bir ülke konumunda ilerlerken bir de 27 kasım Rıza Sarraf olayı , en son NATO da yaşan kriz…. Bunların hepsi manipüle olmuş bir Türkiye yi dışlayıp yok etme çalışması…. Bunda mevcut iktidarın da basiretsiz yaklaşımları da işin tuzu biberi oldu… Devlet kin ve öfkeyle (EY…. Amerika…… EY….. Almanya…. EY…… Avrupa…. diyerek ) , hayal pereslikle ( Osmanlıyı kuracağız……. Cuma namazını Şam’da kılacağız…. ) yönetilmez…. Hızla adamlar üzerimize geliyorlar… Ancak fiili bir işgal değil … Ekonomik yaptırımlar , çaresiz kalmış bir halk oluşturacaklar… Bu kıskaçtan çıkmanın tek bir yolu var… Demokratik , anayasal düzeni olan hukuk devleti olmamızdan geçer… Her kez kanunlar önünde hesap vermelidir. Anlayışımız olsaydı.. Bu gün ne rıza sarraf olayı olmazdı… Yarın ne olacak pekiyi Bu FETÖ olayında yargılamadan işinden , evinde ki saadetinden olan insanlar hukuk önünde haklarını aramaya başlayınca milyarlarca tazminat ödemeye mahkum olma durumumuz var….Adamlar daha FETÖ olayının meyvelerini daha toplamadılar… Devletine küskün okumuş, büyük çoğunluğu sunni Türk ten de beklentileri var bu adamların….. Yani kısacası hukuk , hukuk… Son NATO olayı da ülkemiz için kurulan bir tuzak… Sakin olmalıyız.. Devletimizin geleceği demokratik , hukuk devletlerinin oluşturduğu ekonomik ve güvenlik ittifakları içinde olmaktan geçer… Diplomatik dille olay kınanıp tuzağa düşmemeliyiz….

  5. Türkiye, ekonomisi, bilim ve teknolojisi nin seviyesi itibariyle tam bağımsız olması mümkün değildir. NATO dan ayrılacaksa Rusya Çin ile beraber olmaya mecburdur. 20 30 sene sonra Rusya ve Çin ile ilgili rahatsızlıklarımız bugün Abd ile ilgili rahatsızlıklardan daha az mı olur? Yoksa “partnerim ABD olmasın da kim olursa olsun diyerek realist mi davranıyoruz”. ABD ye biz mahkumuz teslimiyetçi olalım demiyorum. Dünya gücü nasıl olunacaksa öyle olalım. Başkasının taşıyla başkasının kuşunu vurdutmazlar bize. Bu ülkeler aptal değil. Aramızdaki güç farkı 1 e 2 olacağı zamana kadar Türkiye güç biriktirmelidir. Türkiye ya benim göremediğim kadar güçlü. Ya da bazılarının göremediği kadar az güçlü.

  6. ülkede günlük siyaset yapılırken dünya yüz yıllık yaptıkları siyasetin zehirli meyvelerini topluyor. Hissi,duygusal,tarafgir,kindar, makama, şahsi menfaate yönelik siyasetten hayır olmadığı gibi memlekete millette çok zarar gelir. Tecrübeye akla dayalı siyaset lazım. En vahimi de yapıcı tenkit ile yıkıcı tenkidi birbirinden ayıramamak.

  7. kaçıp gitmek en kolay yoldur. Natoyu bırakalım AB ye girişten vazgeçelim bunlar şuan tartıştığımız Konular.Çözüm mü değil .Bırakıp gitsek daha çok üzerimize gelecekler. Yapmamız gereken tek şey dost gibi görünenlerin gerçek niyetlerini bilerek ona göre gardımızı almalıyız. Bizler bu coğrafyada yaşadığımız sürece böyle olaylarla karşılaşacağız. Bunun tek panzehiri ülke içinde birlik olmaktır. Ülke insanından düşman yaratmamaktır, insanımızın birbirine tolerans ve hak hukuk çerçevesinde yaklaşımını sağlamaktır. PKK , İŞİD , FETO bunların oluşacağı bataklığı kurutmaktır. TEK ÇARE İÇ BARIŞIMIZDIR. GERİSİ BOŞTUR. BUNU
    YUZYIL ÖNCE GÖSTERDİK ŞİMDİ DE GÖSTEREBİLİRİZ.

  8. Sayın Koru, Türkiye’yi yönetenler zahmet edip sizin yazılarınızı okuyup düşünüp anliyabilseler iş işden geçmesine rağmen ülkemizin itibarını yerlerde sürünmekten kurtarabilirler.
    Şimdiye kadar olaylara yaklaşım şekilerinden ki tecrübelere dayanarak hiç şüphesiz onlar sizin önerilerinizin tamamen aksini yapip meydan okumalara başlayacaklardır.2019 daki seçimlere yatırım yapmak için gökte ararken yerde bulduklari bu kozu NATO onlara altın tepside sundu.
    Fehmi bey bu kadar olaylara meydan okumalara rağmen siz gerçekten bunların değişeceğine inaniyormusunuz?
    Ben sıradan bir vatandaşım dünya gündemini çok az takip etmeme rağmen Türkiye hakkında yapılan haberleri takip ettikce şaşırıp kaliyordum.
    Allah aşkına bizim MİT görevi ne? Neden Rusya, İran ve İrak Türkiyeyi teröristlere destek vermekle suçlayp belgeler görüntüler ortaliğa saçarlarken her hangi bir yalanlama ve itiraz etmeyip adate görmezden geldiler?
    Ha bu aralar 15 Temmuzla ilgili bir dizi gösterime girer se sakın şaşırmayın sebebine gelince batılılar hiç bir zaman insanların yalanını yüzlerine söylemezler diziler ve filimlerle ortaya çıkarırlar.
    O zaman Sayın Karagülle hocanin yorumlarını okumalarını tavsiye ederim, çünkü 80 miliyonluk bir ülkede gerçekleri kimselerden korkmadan Allah rizasi için sadece o yaziyor.
    Belki yazdıklarını tekrar okuyanlar uykudan uyanırlar.
    Nerede o günler.

  9. Daha kötüsü şöyle bir şey olabilir mi? Türkiye Putin’e güvenip natodan çıkar .Tam o sıralarda Rusya da devrim olur ,Putin gider . Türkiye ortada kalır..

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here