Yoksa ABD Türkiye’ye karşı ‘sivrisinek operasyonu’ mu uyguluyor?

8
Count de Marenches ile Ronald Reagan Oval Ofis'te..

ABD herkesten vize ister; diplomatlardan, hatta devlette en üst düzey görevlerde bulunanlardan da…

“Vize başvurularını askıya aldım” dendiğinde bundan herkes etkilenir.

Gazetelerde konuya ilişkin çıkan haber ve yorumları okurken bir nokta dikkatimi çekti: Beklenmiyormuş, habersiz yakalanmışız…

Kusura bakılmasın: Böyle bir olayla karşılaşılacağını hesap eden/ler mutlaka vardır.

Olmalıdır.

Devletler böyle olayları öngöremez ise o ülkede ciddi sorunlar yaşanır.

Fransız istihbaratçı, hem de Kont…

Count de Marenches adını işittiniz mi?

Benim sıkça kendisinden söz ettiğim biridir hazret.

Fransa’nın istihbarat birimi SDECE’nin en uzun süreyle (1970-1981) iş başında kalmış yöneticisiydi.

Ortam okuyup çözüm üretmekte mahir biriydi. Kendisini tanıyanlar “İstihbaratçı doğdu ve öyle de öldü” tespitinde bulunurlar.

Görev yeri Fransa’ydı, ama sonradan ABD başkanı Ronald Reagan’a da danışmanlık yapmış ve Sovyet sistemini dize getirmekte en büyük payın sahibi olmuştu de Marenches.

Ölümünden (1995) kısa süre önce (1992’de) yayımlanan anılarını, kitaplara düşkün olduğunu bildiğim Hakan Fidan da herhalde okumuştur.
Aslında bu alana ilgi duyan herkesin okuması gereken bir kitaptır ‘Dördüncü Dünya Savaşı – Terörizm Çağında Diplomasi ve Casusluk’ (‘The Fourth World War – Diplomacy and Espionage in the Age of terrorism’) başlıklı kitap…

Reagan’la ilk buluşmasını kitabın başlarında anlatır.

Yeni seçilen başkan henüz görevi devralmamıştır; kendisine de Marenches ile görüşmesi tavsiye edilir. Kaliforniya’daki buluşmada, Reagan, onu, “Hah, Rusların Afganistan’ı işgal edeceğini günü ve saatine kadar öngörebilmiş adamla sonunda tanışmış oluyorum” diye karşılar.

Newsweek’in star gazetecisi Arnaud de Borchgrave 1979 yılı Aralık ayında Paris’e gittiğinde de Marenches’e uğramış, istihbarat şefine, “Şu sıralarda hangi ülkede bulunmamı tavsiye edersin?” sorusunu yönelttiğinde şu cevabı almıştır: “Afganistan’ı tavsiye ederim; Sovyetler’in orada bir şeyler pişirdikleri yönünde sağlam istihbaratımız var.”

Kabil’e vardığının ertesi günü sabaha Sovyet tanklarının sesiyle uyanır Borchgrave

‘Her şeyi bilen adam’ şöhreti oradan kaynaklanmaktadır de Marenches’in…

Sivrisinek operasyonu

ABD başkanıyla Fransız istihbaratçı Sovyetleri nasıl dize getireceklerini konuşurlar.

Bu defa Oval Ofis’te geçer konuşma.

Fransız istihbaratçı, “Bu tür bir savaşta iki yöntem izlenebilir” der ve devam eder: “Yoğun yöntem veya akılcı yöntem. Oraya bir milyon asker gönderemeyeceğimize göre ‘sivrisinek operasyonu’nu denemeliyiz…”

“Sivrisinek operasyonu mu? O da ne?”

“Elbette sivrisinek ayıyı öldüremez, ama sürekli rahatsız ederek onu uykusuz bırakacak, yemekten ve içmekten kesilecek hale getirebilir. Sivrisinek ayıların en tehlikeli düşmanıdır.”

Üç girişim önerir, üçü de maliyetleri 1 milyon doları aşmayacak girişimlerdir.

İlk ikisi propagandayla ilgilidir önerilerinin, üçüncüsü ise, kendi deyimiyle, ‘Şeytani’ bir yöntemdir: ABD’de kaçakçılar tarafından piyasaya sürülmeye çalışılırken ele geçmiş uyuşturucuları imha etmek yerine Pakistan üzerinden Afganistan’a sevk edip Rus askerlerinin eline ulaşmasını sağlamak…

Bunları neden aktarıyorum? Şundan: Devletlerin aldıkları kararlar, hiç değilse genellikle, düşünülmüş, tartışılmış, alternatifler üzerinde durularak varılmış kararlardır.

Ne sonuç alınabileceği hesap edilmiştir.

Yerli akıllar yetmiyorsa yabancı akıllar da devreye sokulmuştur.

ABD Sovyetler Birliği’ni böyle dize getirmeyi başardı.

El-Kaide ve IŞİD’I de öngörmüştü

Fransız istihbaratçının kitabına ‘Dördüncü Dünya Savaşı’ başlığını koyması dikkatinizi çekmiştir.

Birinci Dünya Savaşı (1914-1918).. İkinci Dünya Savaşı (1939-1945).. üçüncüsü sonunun gelmesine kendisinin de katkıda bulunduğu Soğuk Savaş (1945-1989).. dördüncü savaş ise.. de Marenches’in öngörüsüne göre, ‘Güney’ dediği Ortadoğu coğrafyasından gelişmiş ülkelere karşı çıkacak tehdidin savaşa dönüşmesiyle yaşanacaktır.

Savaşın silâhı ise.. evet, ‘terör’ olacaktır…

Henüz ‘el-Kaide’ ve ‘IŞİD’ gibi örgütlerin ufukta görünmediği 1992 yılında çıkmış olan kitabın tezi bu.

Resmen, “Batı’ya karşı Doğu harekete geçecek ve terör yoluyla sonuç almaya çalışacaktır” diye özetlenebilecek bir tez…

Yazıldığı tarihten yaklaşık 10 yıl sonra 11 Eylül (2001) olayı yaşanacak ve de Marenches’in tezi hatırlanacaktır.

Safari Kulüp

‘Safari Kulüp’ diye anılan, 1970’lerde, Suudi Arabistan, Mısır, Fas ve İran istihbarat örgütlerinin Fransız istihbaratı tarafından sağlanan altyapıyla işbirliği yapmalarına imkan veren birlikteliğin fikir babası da de Marenches’di. CIA ile MOSSAD da bu birlikteliğin izleyicilerindendi. Ara sıra toplantılarına MİT’in temsilcileri de davet edilmekteydi.

Fransız istihbaratçının adının Papa’ya suikast (1981) olayında da geçtiğini bir yazımda kayda geçirmiştim.

Vaktiyle kurulmuş kulübün günümüzde de varlığının sürüyor olabileceğini, IŞİD’e temel teşkil ettiği düşünülebilecek 250 kişilik bir grubun Ürdün’de CIA eğitmenleri tarafından kampa alındığı haberi üzerine, 2014 yılı başında yazdığım bir başka yazımda gündeme taşımıştım.

Herhalde kimse ABD’nin Türkiye’ye vize yasağı uygulamasının John Bass’ın başının altından kalktığını düşünmüyordur.

Büyükelçiler böyle konularda merkezden aldıkları talimata göre hareket ederler.

Vize yasağını Washington kararlaştırmıştır.

Ankara’nın tepki vermeden önce üzerinde düşünmesi gereken soru “Neden?” olmalıydı?

Neden böyle bir karar alınmış olabilir?

Yoksa ‘sivrisinek operasyonu’na mı muhatabız?

Ha, ne dersiniz?

ΩΩΩΩ

8 YORUMLAR

  1. neden böyle bir karar almış olabileceklerini gerçekten sormuyorsunuzdur herhalde. pekala biliyorsunuzdur. hepimizin pekala bildiği gibi.
    geçen bir tartışma programında mete yarar abd için kral çıplak demişti. çıplaklık rahatsız edicidir. ahlakı düşük kimseler bile zaman zaman çıplaklıktan rahatsız olabilirler. özellikle yüze vurulmasından…
    ülkelerin çıkarları vardır ve bazen de çatışır. çıkarları çıkarlarımıza uymuyor diye kızamayız ya. dostluğu da düşmanlık değil miydi zaten. ve yeterince alttan almadık mı. zarar göreceğimiz kesin ama hesap yapması zor. düşmanlığından göreceğimiz zarar dostluğundan fazla olur mu…

  2. Bence Amerika Turkiyeyi test ediyor ne kadar emir vaki diye,Avrupa birliği,Amerika ve İsrail.AKP den memnun değiler her şeyi yaptiramiyorlar.bence Kürdistani kurup Türkiye den vaz geçmek istiyor ola bilirler.y ada kararını vermiş yolları ayırıyor lar.

  3. Eşitsiz mücadeledeyiz.

    A.B.D. nin Türkiye’ye yönelik operasyonları kesilmiyor.Bu operasyonlar giderek yoğunlaşıp şiddetleniyor. Her hamleleri farklı kötülükleri içeriyor. Her atlatım karşı koymaya nicelik sağlıyor.Dikkat edilmesi gereken nitelikle niceliğin yalın çatışmasında kalmamak. Bölgesel ittifak bunun için gerekli. Paradoksal olasılık, bölgedeki kazanımlarla, milli kalkınma hedeflerimizin tıkanması koşullarına düşmemizdir. Bu belki de algı tuzağıdır; Ak Parti kazanımlarıyla aşmaya kararlı görülüyor. Esas sorun, 2002 den buyana kazanım yakıtının yetip yetmeyeceğidir.

  4. Sermaye bir plan yapar. Uygulayacağı tarihleri istedikleri kimselere bildirir onlar da tarihlerini bilirler. Sermaye onları meşhur eder ve istediği zaman istediği yerde kullanır. Regan bile bile bu Sermaye ajanını danışman yapmıştır. Rusya’yı dize getiren ABD değil bizzat Gorbaçov’un kendisidir.
    Şevardnadze olayı Demirel’e anlatmış, onun koruma polisi Seyfettin Köse de bana anlatmıştı. Gorbaçov ve Şevardnadze Müslüman kız kardeşlerle evli idiler ve aile sohbetinde Şevardnadze teklif ediyor, demir perdeyi kaldıralım diye Gorbaçov “100 milyar dolara gerek var.” der. Regan’dan istemeye gönderir. Regan reddeder. Kont Şevardnadze’ye 50 milyarlık çek verir. Gorbaçov inkılabı böyle olur.

  5. Sn Koru
    Sizi ilgi ile takip ediyorum.Erol Mütercimlerin bir tv propramında 1999 yılında bir villada nazlı Ilıcak Yalçın doğan Tuğrul Türkeş gibi insanlarla birlikte Başbakan yapılacağına dair proğramda sözleri doğrumudur

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here