Zamlar kimseyi yanıltmasın.. AKP üç seçimden de -yine- zaferle çıkabilir..

14

Hükümet ‘Orta Vadeli Programı’ (OVP) açıkladı; içerisinde en can acıtıcı kalem yüzde 40 zamla Motorlu Taşıtlar Vergisi göründüğü için en fazla o konu tartışılıyor.

Kimileri açıklanan programda hemen dikkat çeken zamlara bakıp 2019’da yapılacak üç seçimin her birinden AK Parti’nin zararla çıkacağı düşüncesine kapılıp seviniyor.

Erken bir sevinç bu.

Zamlar bir tercih sonucu

Zamlarla 28 milyar TL’lik ek bir gelir amaçlanıyor.

Oysa OVP’da esas dikkat edilmesi gereken, vergi gelirlerini artırmayla amaçlananın ne olduğu…

Vergiyi artırınca tepki çekilir, hükümetler seçime gidilirken vatandaşı zora sokacak zam yapmaktan kaçınırlar.

Üç ayrı seçimin (yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı) yapılacağı yıla (2019) az kala OVP ile vatandaşı acıtacak zamları ilân ediyor hükümet; bunun anlamı ne olabilir?

Gördüğüm şu: AK Parti seçimleri fazla önemsemiyor; 2019’dan da kazançlı çıkacağına inanıyor çünkü…

Hem unutmayalım, zamlar sonrası oluşacak bütçede en fazla artış kaydedilecek kalem, geniş bir kitleyi yakından ilgilendiren sosyal yardımlardır; halen geçerli olan bütçede sosyal yardımlarda bir önceki yıla göre yüzde 50’ye yakın (44,5) artış gerçekleştirildi. Gelecek yıl da aynı oran –belki daha da fazlası– bütçeden dar gelirli ailelere yardım olarak tahsis edilecektir.

Zamlar bir tercih sonucu ve AK Parti verme gücü bulunandan (meselâ araç sahiplerinden) alıp dar gelirliye aktararak seçmen tabanını yine kendisinde tutmayı amaçlıyor.

Beş partili Meclis mi, yoksa iki partili mi?

Bir siyasi araştırmalar şirketinin dün açıklanan raporu ve ‘bugün seçim olsa tablosu’ ile benim “AK Parti seçimleri önemsemiyor, 2019’dan da kazançlı çıkacağına inanıyor” tespitimin ters düştüğünün farkındayım.

Araştırmaya göre, kararsızlar dağıtıldıktan sonra, AKP’nin oyları bayağı düşmüş görünüyor (yüzde 38,2). CHP oyları yine yüzde 30’a ulaşamıyor (28,4), HDP (10,6) ve MHP (10,1) ile bir ay sonra kurulması beklenen Meral Akşener başkanlığındaki yeni parti de (10,8) barajı aşıp Meclis’e milletvekili çıkarabiliyor.

Olabilir mi?

Kimin için yapıldığı, hangi yöntemin uygulandığı, kaç denekle gerçekleştirildiği, herbiriyle telefonla mı yoksa yüz yüze mi görüşüldüğü gibi ayrıntılar bilinmeden bu tür araştırmaların sıhhati konusunda bir karara varmak zordur.

Ben bu ayrıntıları bilmiyorum.

Ancak verilen sonuca güvensek de, bu tablo bile, kendi içerisinde siyasi sistem ve muhalefet partileri açısından ciddi bir olumsuz ihtimali akla getiriyor.

Tabloya dikkatle bakıldığında hemen fark edilen özellik ne?

Ben baktığımda, AK Parti’nin iktidardan uzaklaşmasını bekleyenler açısından sevinilecek bir durum görmüyorum.

Evet, AK Parti’nin oyu düşmesine düşüyor, 7 Haziran 2015 seçiminden (40,9) de aşağıya düşüyor hatta; ancak esas sorun HDP, MHP ve Akşener’in kuracağı partinin alabileceği öngörülen oy oranlarında.

Üçünün oyları da halen varlığını sürdüren yüzde 10 barajına çok yakın.

2015 yılında yapılan iki genel seçimden ilkinde (7 Haziran) oyları yüzde 40,9’a düşmüş olarak çıkan AK Parti, birkaç ay sonra yapılan ikinci seçimde (1 Kasım) oylarını yüzde 50’ye yaklaştırmayı (49,5) başarmıştı.

Vatandaşlar istikrardan yana oy kullanınca sonuç böyle oluyor. (Araç sahipleri ‘istikrar’ için, aracı olmayan kitleler de kendilerine ulaştırılan sosyal yardımlar için AK Parti’ye oy verecektir).

Önümüzdeki genel seçim ‘istikrar’ eksenli bir kampanya eşliğinde yürütülür ise, araştırmadaki tablo birazcık bile değişse, ortaya iki partili (AKP ve CHP’li) bir Meclis görüntüsü çıkabilir.

HDP’nin Meclis grubunun çoğunluğunun iki eş-başkanla birlikte cezaevlerinde olduğunu, yeni partinin ise en fazla MHP tabanına hitap edeceğini de unutmayalım.

AK Parti’den oy koparabilecek bir parti olarak merkezde dizayn edilmeye çalışılan yeni parti, bunu beceremezse, sonuç itibariyle seçimlerde AK Parti’nin işine yarayabilir.

Sanıyorum, AK Parti ve hükümet de bu hesabı yapıyor ve araç sahibi olanlar gibi tuzu kuruların canını yakacak bir bütçeyi göze alabiliyor.

Yerelde yüz değişikliğine gidiyor AKP, cumhurbaşkanlığında ise..

Genel seçim hesabı böyle; yerel seçime de farklı bir yöntemle hazırlanıyor AK Parti.

Referandumda oylarının düştüğü fark edilen büyük kentlerde (özellikle İstanbul ve Ankara’da) yerel seçime değişik adaylarla çıkmayı hedeflediğini belli ediyor AK Parti.

Oy kaybedildiği görülen büyük şehirlerde seçmenlerin karşısına yeni birer yüzle çıkma hedefi bu.

İstanbul’da yüz değişikliği gerçekleşti, sıra Ankara’da.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk turda oylar bölünse ve sonuç alınamasa bile ikinci turda AK Parti adayının seçilmemesi için ortada ciddi bir sebep göreniniz var mı?

AK Parti’nin bugünün gerçeklerine bakarak yaptığı 2019 seçimleri hesabı büyük ihtimalle böyle.

Arada bu hesabı bozacak çapta yeni gelişmeler yaşanmazsa 2019’dan sonrasının bugünden farklı olmasını kimse beklemesin.

Gördüğüm kadarıyla herkes zaten kaderine razı olmuş gibi.

ΩΩΩΩ

14 YORUMLAR

  1. söyledikleriniz çok çarpıcı ;
    Türk Vergi sisteminde kayıtlı mükelleflerin çok azından vergi alınmakta. Kayıtdışı oranın yüksek olduğu ülkemizde, yine kolay yola başvurulmuş ve kayıtlı mükelleflerin vergi yükü arttırılmış.
    Yeni düzenlemede % 27 lik vergi oranının % 30 çıkartılması, orta gelir grubunda özellikle en çok vergi veren ücretlileri vuracaktır. Diğer yandan son dört yıldır vergi oranının uygulanacağı gelir tutarında artış yapılmadığı dikkate alınırsa, aslında gelir vergisi oran artışının sadece orta gelir grubuyla sınırlı kalmadığı, alt gelir gruplarına doğru sarkmaya başladığı da dikkatli bakılınca ancak görülebilmektedir. Maliye tabiriyle (anestezi etkisi) olarak adlandırılan bu durumda arttırılan vergi oranından ne kadar etkilendiğini kişiler farkedemeyeceği için/ve hatta ustaca gizlendiği söylenebilir.
    Bu işin en ilginç yanı ise, alt gelir grubundan hissttirmeden alınan bu vergilerin, yine alt gelir grubuna sosyal yardım olarak dağıtılacak olmasıdır. Ve alanı göremeyip vereni görmemek imkansız olduğu için seçimlere tabiki etkisi farklı oılacaktır. (Neydi o (Değerli) Güven SAK’dan öğrendiğimiz şey….ters seçim miydi ne)
    Valla yazınızdan ben bunu anladım.
    Doğru anlamış mıyım?

  2. konu araç sahibi olmak değil hangi aracın sahibi oldugunuzdur…150000 tl lik aracınmı yoksa 5000-15000 tl lık aracınmı??? birine gelen zam 20 tl diğerine 2000 tl …dolayısıyle elbet bu zam tuzu kuruları ilgilendiriyor…
    bugün akp ve mhp vede bbp ni bir dgerlerinide bir görmelisiniz..belki listeler bile böyle olacak eger böyle olursa akp mhp ortaklıgının yüzde 60 ı cepte keklik…gerisi hikaye…ÇÜNKÜ ALTERNATİF YOKKKKKKK..

  3. Ak Partinin seçimi rahat kazanabilmesi için 2018 SONbaharında seçim olması gerekir. Cumhurbaşkanlığını (ki başbakanlıktır) 1. turda kazanmak oldukça zordur. Karşı blokun da 2. turda kazanma şansı olabilir, aslında. Fakat, bu bloktan aday olacak olup da kendini Devlet adamı olarak kabul ettirmiş kimse yok. Türkiye “kaht-ı rical” (devlet adamı) sıkıntısı içerisinde. Çünkü, sistem, partiler ve liderler devlet adamı yetişsin gayretinde değil. Yoksa, bu karşı blok ciddi, becerikli, kendini kabul ettirmiş devlet adamı bulabilse ve şimdiden beraber birlikte çalışmıya başlasalar netice alınabilir. Bu .”teyzenin ….ol masını ” gerektiriyor. Aslında, en sağlam kadroyu yine de Saadet çıkarabilir, orada bir çalışma ve gayret olsa. etrafında KÜMELENENLER ÇOĞALABİLİR. onların ise, böyle bir hesabı ve endişesi görülmüyor.
    m.aKŞENER’İN TUTUNMASI İÇİN ORTADA, NE ANORMAL durum var, ne de ihtlal. Diğer taraftan, yıpranmış, halkın yıldığı parti yok. Ak Parti, CHP ve MHP normal durumlarını koruyor. Bu meyanda, düşünen ve kararsız denen seçmeni celb edecek kadar becerisi ve geçmişi yok, Akşener’in. ETRAFINDKİLER GİBİ, defolu daha kac yönetici ve aday alacak, o da belli değil.
    Zor da olsa, AK Parti seçimi alır, görünüyor. Alırsa da Cumhurbaşkanının icraat yaparken CUMHURa dönmesi, onunn İSTEKLERİNİ ve KÜLTÜRÜNÜ, örfünü esas alıp, yürümesi gerekir.
    Burada, halka düşen en önemli görev (Belediye Başkanını) KENDİ İNANCINA, YAŞAYIŞINA; ÖRFÜNE UYAR mahalli, DÜZGÜN insanlardan SEÇMEK ki, hayra klavuz, şerre fren olsun.

  4. Bence bu seçimde Erdoğan’ı asıl şanslı kılan yeni sistem, Başkanlık sistemi. Kendi eliyle pişirip ortaya koyduğu bu sistemden en çok lezzeti kendisinin alacağını biliyor ve bunu inanarak sistemin yapı taşlarını döşüyor. Muhalefet, oluşturulan yeni sisteme itiraz ettiği halde olmasını istemediği sistem için yarışacak. Nasıl bir ikilem yaşayacak ve bunu nasıl izah edecekler? Erdoğan’ın ipiyle kuyuya inecekler…

    Evet; bu kez üç ayrı seçimi aynı anda yapıyor olacağız ve odaklanacağımız pozisyon ”Başkan” kim olacağıdır. Milletvekili ve belediye başkanı kimlerin olacağı ”başkanın” gölgesinde kalacağıdır ve seçim, onun üzerinden anlam kazanacaktır.

    Başkanlık için iki turlu bir sistem işleyecek ve birinci tur da % 50+1 sağlanamadığı halde ikinci turda en çok oyu alan iki adaydan birisi ipi göğüsleyecek ve başkan olacak.

    Bu durumda Erdoğan’dan başkasının başkan olabileceğine ihtimal verenimiz var mı? Kılıçtaroğlu?..Akşener?..
    Başka bildiğiniz bir isim var mı? Çatı adayı, ortak aday?..olsa bile Türkiye’nin son 15 yılına damgasını vuran Erdoğan’a karşı seçime bir yıl kala oluşacak çatı veya ortak adayı? Başarılı olur mu?

    Erdoğan bunu biliyor ve bildiğini okuyor, öyleyse…

    ”Gelsin zamlarrr”…

    • Erdoğan’ın zoru görmesi ikinci turda başkan seçilmiş olması ile olur. Şöyle ki; ikinci turda seçilen başkan biraz zorlanarak seçilmiştir ve daha az oy almıştır. Dolayısı ile başkanın partisi de az oy almıştır ve milletvekili sayısı da o oranda olacaktır. (aksi olması da ihtimal dahilindedir). Bu defa meclis aritmetiğini oluşturan duruma bakmak lazım ki iki partili bir meclis değil de % 10 barajını aşan diğer partiler de meclise girer ise başkan parlamento çoğunluğunu elde edemeyebilir. Hele yerel yönetimlerde de istenen başarı elde edilmezse.. Bu da çiçeği burnunda başkanlık sistemimizin tartışılmasına yol açar.

      Sanırım Erdoğan’ı durduramayan (eski, yeni ve görünmeyen) muhalefet bunun üzerine oynayacaktır.

  5. Fehmi bey, arac sahiplerini tuzu kuru olarak nitelememişsiniz.
    Ne kadar seviyorsunuz genelleme yapmayı.
    Arac sahibi olmayı hala lüks olarak görüyorsunuz. Ülkemize de gelişmiş bir ülke diyorsunuz. Cümleleriniz çelişiyor.
    Sizin tuzunuz kuru tabi, umurunuzda olmaz hicbirsey.

  6. Sermaye ünlüleri gruplara böler, önce iki ana grup oluşturur sonra iki yedek grup bulundurur. Bunlar arasındaki çekişmeden yararlanır kendisi istediğini iktidar yapar. Gerçek şudur ki bugün AK Parti ve MHP bir gruptur. CHP ve HDP de bir gruptur. Bunlar arasında tam denge sağlanmıştır. MHP ikiye bölündüğü zaman AK Parti’nin gücü yarıdan aşağıya iner. Sermaye Akşener’in grubuna mutlak hakim olacağına göre onun tarafı galip gelir.
    CHP, HDP ve Akşener partisi anlaşır güçlü bir başkan çıkarırlarsa ikinci turda o kazanabilir. Bunun için;
    a)Adayın beş vakit namaz kılması
    b) Eşinin başını örtmesi
    c) Asker olması
    d) Güçlü bir proje ile ortaya çıkması gerekir.
    Bunu yapmadıkları zaman başkan Erdoğan olur. Bu durumda ben de ona oy veririm. Mecliste ise ekseriyete sahip olmaz. Seçilirken olsa bile sonra birliğini koruyamaz. Sermaye yönetime tam hakim olur.
    Bugün olduğu gibi olağanüstü hal uygulamasına devam ederse acıtıcı operasyonlar yaparsa, Cumhurbaşkanı güçlü bakanları yerlerine koymazsa sonunda devlet yıkılışa gider ve bunun sonucu başka şeyler olabilir. Bu hesapların dışında Sermaye ile devletler arası çatışma devam ediyor. Sermaye dışarıda yenilince ülkede ne olur?
    İyi şeyler olabilir.

    • Süleyman bey, adayın dürüst olması, kul hakkına riayet etmesi, yolsuzluktan ve israftan uzak olması sizin icin geçer şart degil anlaşılan.
      Göstermelik musluman olsun, gerisi önemli değil diyorsunuz.
      Erdoğan’a desteğini veririm diyorsunuz. Verdiğiniz destekle yapılan zulmü ortak olduğunuzu, girilen kul haklarına ortak olduğunuzu bilmiyor musunuz ?
      Allah ahirette bünün hesabını sormaz mi sanıyorsunuz ?

  7. tespitşerinize katılmamakla birlikte cumhurbaşkanlığı seciminde ikinci turda akp nin şansı muhalefetin tutumuna bağlı. sorun zamlar ve vergi artişlarının yanında ücretlilerin, emekli, memur, işci, kesimlerinin son yıllarda ciddi reel gelir kaybındadır. sosyal yardımlarla çözülebilecek durum değildir ikitidari elde tutmak diye düşünüyorum.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here