Bir bakanın istifası üzerine: Siyaset günümüzde gerçek anlamda ateşten gömlek…

45
Reklam

Kimi gazeteye göre bakanın kendisi istifa etmiş, kimisi ise bakanın görevden alındığı görüşünde. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk bugün artık bakan değil; yerine yardımcısı bakan olarak atanmış bulunuyor.

Bir cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle…

Daha önce Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak için kullanılmış ifade bir klişe halini almak üzere. Kararnamede Ziya Selçuk’un ‘görevden affını istediği ve görevden af talebinin kabul edildiği’ ifadesi yer alıyor.

Görevden af istemek ne demek acaba?

Benim bildiğim, bakanlar atanır, ayrılması da ya istifayla ya da görevden alınmayla gerçekleşir. 

Kafa karışıklığı ‘af’ sözcüğüne yüklenmek istenen anlamdan kaynaklanıyor.

Acaba Türkiye’de herhangi bir dönemde böyle bir durum için ‘af’ sözcüğü kullanılmış mıdır? Cumhuriyet döneminde veya daha önce?

Yeni atanan, bakan olduğu için herhalde memnundur. Bakanlık önemli bir makam çünkü; bakan olarak atanmak için herkes can atar.

Reklam

Acaba bugünlerde de öyle mi?

Günümüzde işin rengi değişti

Fransa’nın eski cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy hapis cezası aldığı mahkemeden çıkarken..

Bu soruyu sadece bize özel güncel durumla ilgili sormuyorum. Demokrasi olduğuna kanıt aramamız gerekmeyen ülkelerde de siyaset eskisi kadar rağbet gören bir uğraş alanı değil; bundan bakanlar da nasibini alıyor, başbakanlar da…

İngiltere’de kısa süre önce sağlık bakanı istifasını verdi. Pandemi döneminde kovid ile savaşta veya aşı konusunda gösterdiği zaaf sebebiyle değil. Araya bir gönül işi girdi. Daha doğrusu, bakanın makam odasına gizlice konulan bir kameraya, üniversite yıllarından tanıdığı ve yanına danışman olarak aldığı bir kadınla ileri samimiyette bir hali yansıdığı için…

‘Kaset olayı’ can almasa da orada da makam bitiriyor.

Düşünün, Boris Johnson’un kendisi başbakan olarak veya hükümetinde yer alan bakanlar bu olaydan sonra nasıl bir ruh hali içerisindedir?

Nitekim, evlenmeden birliktelik yaşadığı ve çocuk sahibi olduğu kadınla bu olaydan hemen sonra evlenme ihtiyacı duydu Boris Johnson

En yakınlarına bile haber vermeden gizlice evlendiler.

Reklam

Teknoloji ve onun siyasi alanda kullanıma girmesi her düzeydeki görevlileri tetikte olmaya sevk ediyor. 

Eskiden de katakulli işler vardı, hiçbir şekilde ortaya çıkmayan katakulli işler… 

Konuya taraf olanlar konuşmadığı için gizli kalan veya üzerine gidilmek istense de belgelere ulaşılması müşkül olan veya burnu iyi haber alan biri peşine düşse bile basın ile kurulan iyi ilişkilerin konunun skandala dönüşmesini engelleyebildiği katakulli işler…  

Şimdi sıradan bir memur cep telefonuyla fotoğrafladığı belgeyi çeşitli yollarla kendisini açığa çıkarmadan kamuoyuyla paylaşabildiği gibi, yerleşik basın üzerinde etkili olabilecek iyi ilişkiler konunun üzerine gidilmesini önlese bile böyle olayları bekleyip duran alternatif medya da var.

Hiçbiri işe yaramazsa sosyal medya işi anında skandala dönüştürebiliyor. [Bizdeki Sedat Peker ve videoları ile Twit mesajlarını hatırlayın.]

Siyaset ateşten gömlek

Bakanlık, hatta başbakanlık eskisi kadar başa konan talih kuşu sayılmıyor günümüzde.

Görevin ister istifa yoluyla isterse istifaya zorlanmak veya görevden alınmakla sona ermesi de yolun sonu anlamına gelmiyor.

Hesaba çekilmek de var.

Son birkaç yıl içerisinde çok sayıda siyasi figür yargı önünde hesap verdi, halen vermekte. 

İsrail’in eski cumhurbaşkanı Moshe Katsav, eski başbakan Benjamin Netanyahu

Fransa’nın eski cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy

Güney Afrika cumhurbaşkanı Jacob Zuma

Kore cumhurbaşkanı Park Geun-hye

Brezilya cumhurbaşkanları Luiz İnancio Lula da Silva ve Michel Temer

Demokrasilerin seçim sistemiyle başa gelen devlet ve hükümet yetkililerinin, yine demokratik denetleme mekanizmalarıyla hesaba çekilmeleri, günümüzde yerleşik bir uygulama haline dönüşüyor.

Yukarıda yalnızca en tepe yöneticilerden oluşan bir liste verdim; hesaba çekilen daha mütevazı görev sahiplerinin sayısı çok daha fazla.

Zaten bu bakımdan, demokrasiyle yönetilen ülkelerde makamlara gelmek için hırsla çalışılsa ve sonuç alınsa bile, arzuladıkları görevlere gelenlerin orada bulundukları sürece devamlı tetikte bulunmaları ve görevden ayrılmaları vaki olunca hesaba çekilme ihtimalleri, o insanların mutlu olmalarını engelliyor.

‘‘Görevden affını istediği ve görevden af talebinin kabul edildiği’’ kalıbıyla bakanlığı sona ermiş olan Ziya Selçuk’un bakanlık elinden gittiği için üzüleceğini bu sebeplerle sanmıyorum. O da, daha önce yine kendisi gibi ‘‘Görevden affını istediği ve görevden af talebinin kabul edildiği’’ kalıbı kullanılarak koltuğundan edilen bakan gibi kenara çekilip kendisini unutturmaya çalışabilir.

Siyaset her zamankinden daha fazla olarak günümüzde ‘ateşten gömlek’

Yangın söndürme faaliyetini gözlemlemek için alevlerin hüküm sürdürdüğü bölgede bulunan onca bakanın gösterdikleri çabaları, bir yandan her şeylerini yangında kaybetmiş insanları yatıştırmaya çalışırken diğer yandan kamuoyunu bilgilendirme çalışmasını sürdürmelerini izlerken zihnime takılan şu soru oldu:

Düne kadar hükümet üyeleri olarak toplandıkları salonda yanı başlarında bakan olarak yer almış birinin görevden af edilmesi onlar üzerinde ne gibi bir etki yapmış olabilir?

Herhalde ‘‘Mahkeme kadıya mülk değil’’ özlü deyişini akıllarından geçirmişlerdir.

Koltuklar kimsenin tapulu malı değil.

ΩΩΩΩ

Reklam

45 YORUMLAR

  1. istifa konusu ve bu bağlamda batıdan verdiğiniz örnekler oldukça enteresan! bağlamla alakası ne ola ki? sayın yazarın bildiği bir şeyler olmalı. kabinede sürpriz evlilikler beklemeli miyiz ))

    ayrıca yorumlara şöyle bir göz attım da, neredeyse hepsi aynı konuda takılı kalmış, yazarın meramına dem vuran kimse görmedim, hep ne yazıyorlarsa o, başka konuları yok.

  2. Çok şükür yangınların çoğu kontrol altında.
    Yerel halk gördü. Devletleri sonuna kadar yanında.

    Soru:Gördüklerine mi inanacaklar, sosyal medyaya mı?

  3. Türkiyeyi öyle bir duruma getirdilerki, ne basın kaldı nede insanlık.
    Yalan Dünya yıkar.!! Dünyanın bir çok yerinde, büyük yangınlar oluyor. Californiada’da bu sene bir öncekilerin iki katı daha fazla oldu. Yetkililer ve vatandaşlar doğal yangın olarak kabul ediyorlar ve yangını söndürüyorlar. Bizim gibi,
    Uluslar arasi rezilde olmuyorlar.
    Ya biz hirsizlardan hesap sormak yerine PKK yapti ninnisini sõyliyerek yangınlari dahi siyasete alet ediyoruz.
    Dünya kanalları yangın yerinde çay yağdıranları konuşuyor ve yaziyor.

    Teh Economics bu sayısında Türkiyenin ve yangının durumunu çok güzel açıkliyor.

    Destekçileri tarafından yetenekli bir yönetici olarak takdir edilen otoriter lider Erdoğan’ın yıldızı parlamadı. Erdoğan, ülkesini sarsan krizler altında giderek daha fazla eziliyor görünüyor. Yangınlarla birlikte Erdoğan’ın itibarı da kül oldu.

    “Smokup, in smoke
    Turkey’s deadly fires raise the heat for Erdogan
    The president’s reputation as a capable manager is in ashes”

    https://www.economist.com/europe/2021/08/07/turkeys-deadly-fires-raise-the-heat-for-erdogan

  4. Suriyelilerin iş yeri açmasına izin vermeyen, ekmek yardımını da kesen CHP’li Bolu Belediyesi, suyu da 10 kat fiyatla satma kararını belediye meclisinden geçirdi.

    Yunanistanın mültecilerin botunun batırmasıyla ne farkı var.

    • böyle ortay soruyorsunuz sonra ortada kalmayasınız.
      bahçeli ne dedi?
      bayram münasebetiyle kendi ülkelerine gidebilenlerin, bu gidişlerinde sorun yaşamayanların geri dönüşlerine de lüzum yoktur.”

      “Suriyelilerin ilanihaye burada kalmaları mümkün değil”
      “Ülke olarak demografik istikbalimizi düşünmek zorundayız. Nüfus istiklalimizi korumak mecburiyetindeyiz. Önümüzdeki 50 yıl, 100 yıl için demografik bir projeksiyon hazırlanmalıdır. Gelecekte nüfusun bileşenleri nasıl olacak? Anadolu coğrafyasındaki demografik dağılımın içeriği nasıl şekillenecek? Suriyeliler bize emanettir. Buna diyeceğim bir şey yoktur. Ama ilanihaye burada kalmaları mümkün değildir.”

      birilerinin demografik yapımızı düşünmesi güzel tabii.
      darısı düşünmeyenlerin başına diyelim…

      • Bahçeli güzel demiş, geri gidiyorsa geri dönüşlerine luzüm yoktur.
        Geri gidemiyorsa veya burada kalmak istiyorsa, buralara uyum sağlamışsa onların yaşam hakkını düşünmeyecekmisiniz. Bu kadar mı.

        • Chp’li veya İyi partili belediyelerinde Bolu belediyesi gibi karar alan niye yok. Onlar demografik yapıyı düşünmüyorlar demekki.
          Türkiyede sadece Bolu belediyesi böyle bir karar almış, ayıp etmiştir.
          Size göre Meral hanımın belediyeleri de böyle bir karar almalı.

          • bugün mülteciler kalsın savunursunuz, yarın kalmalarını zorlaştıracak bir karar çıkar onu savunursunuz, kalsın derler, iyidir, gitsin derler doğrudur, salla başı kap maaşı…
            konu mülteci değil değil mi?

          • Didem sana basit bir soru sormuştum aslında.
            Olayı taça doğru atmışsınız yine.
            Madem Bolu belediyesinin yaptığı uyğulamayı destekliyorsunuz. CHP ve İyi partinin diğer tüm belediyelerinin de böyle bir uygulama yapmadıkları için onları neden eleştirmiyorsunuz.

    • Suriyelileri seven senin gibi iyi kalpli sevecen bir başka partili (sen hangi partiyi tercih edersen çağrı yap) belediye hepsini kendi iline çağırsın,
      bedava ekmek su bol gıda yardımı yapsın.
      Bu kadar basit belkide fatih.

  5. Kovid gibi zor dönemde, 18 milyon öğrenci ve velisi , 1 milyona yakın öğretmenin bulunduğu milli eğitim bakanı olan Ziya Selçuk herşeye rağmen başarılı bir süreç geçirdi. Belki çok yoruldu, belki ailevi sorunları oldu, belki hastalıkları meydana geldi.Kimse bilemez. İzin istedi, affını istedi veya istifa etti. Sonuçta Türkiye ye hizmet etmeye çalıştı. Gerisi boş laf.
    Kovid sonrası eğitimde zor döneme girildi.
    Yeni gelene Allah kolaylık versin.

        • Belki çok yoruldu,
          belki ailevi sorunları oldu,
          belki hastalıkları meydana geldi.
          Kimse bilemez.

          İnansan ne olur, inanmasan ne olur.
          Belki görevden aldı. Alır.
          Meral hanıma mı soracak.

          ne uğraşırsın bin dereden su getirmeye öyleyse?
          biz de keyfi diyoruz zaten…

      • Didem hanım diğer insanların hastalık ya da sorunlarına gülünmez ayıptır!
        Nurdan abla gibi siz de onun bunun sağlık sorunlarına mı bel bağladınız yoksa?
        Yazık…

  6. YAŞ kararıyla Gn.Kur.Bşk.nın görev süresi, yaş haddinden dolayı emekli olmasına 18 gün kala bir yıl daha uzatılmış ; çok şükür bu çok isabetli oldu !
    Rabbim verdikçe veriyor !
    Herkese selamlar , saygılar

    • Gn.Kur.Bşk beğenmediğiniz bir şey mi var?
      Ben tanımıyorum şahsen ismini de bilmiyorum?
      Bildiğim görev süreleri uzatılanlar zaten hep böyle oluyor bundan önce olduğu gibi .
      Orada olmasını tercih edeceğiniz bir mi var?.
      Oraya adayları yaından tanıyıp takip mi ediyorsunuz.

      • Türk ordusuna kimlerin komutanlık ettigini bilmek herkesin hakkı serdar, sen niye bu hakkını kullanmıyorsun? Sadece Wikipedia bilgilerini öğrensen bile çok şey öğrenmiş olursun. Komutanlarimizi tanımanin Nato’daki görevlerinde üstün başarılarından dolayi ABD’den aldıkları ödülleri bilmenin kime ne zararı olabilir. Süleymaniyede Türk askerinin başına çuval geçirme emrini veren Amerikalı komutanın elinden üstün hizmet ödülü alan eski genel kurmay başkanıyla şimdiki GN. kur.başkanının yolları nerelerden geçmiş? a) Nato güney bölge komutanligindan b) Nato Bosna Hersek Türk askeri gücünden. c) Nato avrupa görev gücünden.

  7. “Tek kişilik yönetim”in on gündür süren yangınları söndürememe beceriksizliğinin üstünü örtmek hesâbına ağır ithamlarla muhalefeti suçlayan siyasi iktidar, açıkça ortaya çıkan başarısızlık karşısında çelişkili çarpıtma ve yanıltmalarla algı operasyonuna başvuruyor.

    Gerçek şu ki AKP iktidarında son “ormanlık vasfını kaybetmezse de ormanlıkların Cumhurbaşkanı’nın kararıyla yapılaşmaya açılması” emrivakisinde gibi “turizm”, “rant” ve “inşaat” uğruna ormanlık alanların amaç dışında kullanılması için ilgili 27 kez yasa değiştirilmiş.

    Ormanlık vasfını Anayasanın “ormanların korunması ve geliştirilmesi”ne dair 169. maddesindeki açık hükmüne rağmen, Orman Bakanı’nın ormanlardan gelen yangınları belediyelere yüklemesi garabetinde olduğu gibi -Cumhurbaşkanı’nın sanki yangınlar şehirden ormanlara sıçramış gibi “orman yangınlarında sorumluluk büyükşehir belediyelerde” çıkışında bulunuyor.

    “İktidara ilişik medya”nın THK’nin elindeki on dokuz yangın söndürme uçağının bakıma alınarak devreye sokulamaması tepkilerine “orman yangınlarında helikopterler daha uygun” ifadesinin ardından Rusya’dan İspanya’ya yurtdışından ihaleyle aynı vasıfta uçak kiraladıklarıyla övünmesinde olduğu gibi garabetli tenâkuzların ardı arkası kesilmiyor.

    BAŞARISIZLIĞIN ÜSTÜ ÖRTÜLEMİYOR!

    Bakan’ın öncelikle yanan ormanlardan sorumlusu değil de “çok şükür otelleri kurtardık” cümlesiyle otelleri sayması da bu garabetlerden biri olurken; bir yandan “milli birlik ve beraberlik”ten dem vurulurken, sırf muhalefete mensup oldukları için seçilmiş belediye başkanlarının “kriz ve koordinasyon toplantıları”na alınmamalarında görüldüğü gibi.

    “BİR DANE-İ HAKİKAT BİR BATMAN YALANI YAKIYOR”

    Kısacası, devletin elindeki uçakların hangarlara çekilmeyip zamanında gerekli bakım ve onarımlarının yapılması halinde yangınların çoktan söndürüleceği ve fecaatin bu denli vahim boyutlara ulaşmayacağı herkesçe kabul edilirken, Saray’dan “tâlimat” alınmadığından bu uçakların ısrarla ve inadına dışlanıp kullanılmamasının bedeli çok ağır olmuş.

    Yapılan tesbitlere göre -daha önceki gün itibarıyla- 81 bin 398 futbol sahasına tekâbul eden, Türkiye’nin toplam orman varlığının yirmide birini, Güney-Batı ormanlarının 5’te birini bulan 5 bin 147 hektarlık orman yanmış.
    Durum dehşet verici…

  8. Atatük’ün Kurtuluş Savaşıyla ilgili sarsılmaz kararlılığını yansıtan ‘Geldikleri gibi giderler’ tarihi sözü bence bu konu için de geçerlidir !
    Yani bir kişinin iki dudağı arasında ve pamuk ipliğine bağlı ‘kukla’ bir göreve nasıl geldilerse öyle gidiyorlar.
    Şu anda orman yangınları tam 12 yerde devam ediyormuş ; o nedenle ben de bu konuya devam deceğim.
    Yıllar önce lisede okuyan oğlumun veli toplantısına katıldım .Malûm olduğu üzre ilgili öğretmenler sırayla gelip önce genel açıklamalar yapıyorlar daha sonra velilerin sorularına cevaplar veriyorlar.
    Hemen hemen bütün öğretmenler , sanki ağız birliği etmişçesine , sınıftan alabildiğine şikayetçi oldular , bir çok eleştirilerde bulundular !
    Sonlara doğru orta yaşlarda bir bayan kimya öğretmeni girdi ; yaptığı açıklama ve ssorulara verdiği cevaplarda öğrencilerden en ufak bir şikayette bulunmadı .Bir veli bu konuyla ilgili olarak şunu sordu,
    – Hocam , sizden önceki öğretmenler çocuklarımızdan hep şikayetçi oldular ; siz ise hiç bir şey söylemediniz ?
    Öğretmen , velinin sözünün bitmesini bile beklemeden masaya aniden bir yumruk indirdi ve şunları söyledi,
    – Ben bir öğretmen olarak asla öğrencilerimi size şikayet etmem ! Sizler onların ne kadar anne babaları iseniz ben de okulda onların o kadar amiriyim ! Ne gerekiyorsa onu ben yaparım !
    Muhterem hocamızı ayakta ve uzun uzun alkışlamıştık !
    Selamlar , iyi günler

  9. Marmaray olmasın, tüp geçide ne gerek var,
    Köprüler yeterli, 3.cüye ne gerek var
    Havalimanı yapmak israf,
    Otoyallara ne gerek var
    Hastanelere ne gerek var
    Ne işimiz var Libyada
    Niye Somaliye yardım ediyoruz
    Ne işimiz var Suriye de
    Azerbeycana cihatçıları gönderiyorlar
    Doğu Akdeniz de niye yokuz olduğumuz anlaşılınca niye varız.
    Batıdan koptuk, tek kaldık.
    Karadenizde doğalgazmış,
    Göçmenler yüzünden devlet battı,
    İhalar,sihalar onlar ne ki,
    S400 ü almamalıyız,
    Ayasofyayı niye açıyoruz.
    Elektrikli otomobil mi, bunun neresi yerli
    Ay’a gidecekmişiz. ha ha ha
    Kovid testlerini devlet değiştirtiriyor
    Aşılar nerede, rakamlar yanlış.
    Her yer kapatılsın, kapatılınca da esnaf kan ağlıyor
    İçkiyi yasakladılar
    Kısa çalışma ödenekleri ödenmiyor,
    Boğaziçi eylemleri,
    128 milyar nerede,
    Millet aç da aç,
    Dolar 12 tl 15 olacak,
    Batıyoruz,yıkılıyoruz,
    Sedat reise umutlar,
    Kanalı yaptırtmayacağız,
    Müsilaj sorunu,
    Katarlı öğrencilere sınvsız tıp,
    Öğrenci yurdunda çıkan silahlar,
    Sel felaketleri,yangın felaketleri
    Thk nerede, yangında devlet yan gelip yatıyor. Help, help.
    Ormanları rant için devlet çıkardı
    Ülke Katarlılara satıldı,
    6 sonra seçim var, erken seçim geliyo.
    Bakanlar istifa ediyor, görevden alınmış veya affını istemiş.Devleti yönetimiyorlar.


    Şimdi bu sözde gazetecilerin yazdıklarına, çizdiklerine, konuştuklarına geriye doğru bir bakın. Gazetecilik kisvesi altında nasıl bozgunculuk yaptıklarını çok net göreceksiniz.

    Evet sosyal medya bir şeydir ama her şey değildir.
    “millet adamı fena çarpar.”

    • kuşkusuz sosyal medya da pek çok haber dolaşıyor, bazıları gerçeği yansıtmıyor olabilir, bunları kimin ya da kimlerin çıkardığı da gerçekler bir gün ortaya çıkınca herkesi şaşırtabilir.
      şimdi bu sözde! gazetecilerin yazdıklarına, çizdiklerine, konuştuklarına geriye dönüp baktım ve keşke pek çok uyarı dikkate alınsaydı dedim.
      böylece,
      döviz yükselmez, paramız pul olmazdı,
      enflasyon canavarı hortlamazdı,
      milli gelirimiz düşmezdi,
      bazı çıkar grupları zenginleşmezdi,
      kaynaklarımız azalmazdı,
      merkez bankamız boşalmazdı,
      yolsuzluk artmazdı…

      memleketin içinde bulunduğu her geçen gün gerileyen duruma bakarsak
      gazetecilik kisvesi altında bozgunculuk mu
      hizmet kisvesi altında soygunculuk mu
      daha net görülüyordur?

      “cehalet mutluluktur.”
      ben demiyorum cyper diyor.
      matrix’te.
      acı gerçekler yerine sanal mutluluklar yaşamak,
      gerçek hayattan kopup, hayal dünyasında olmak,
      bir şeydir, ama her şey değildir…

  10. “Büyük bir halk öfkesine” umut bağlamışlardı, seller, yangınlar gibi.
    Elhak sel de var yangın da.
    Halkta derin bir üzüntü var ama “öfke” yok!

  11. İsviçre’nin Lozan kentinde bulunan İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü (EPFL) tarafından yapılan, 2015-2019 yıllarını kapsayan ve Türkiye üzerine odaklanan araştırmaya göre;
    Türkiye’deki sosyal medya gündem başlıklarının yüzde 47’si, dünya trend listelerine giren başlıkların da yüzde 20’si sahte.
    Bu sahte başlıklar BOT yani bilgisayar yazılımları aracılığıyla oluşturulan ve gerçek kullanıcılar tarafından kullanılmayan, takipçi ve etkileşim oranlarını arttırmak amacıyla kullanılan hesaplar.
    BOT hesapları, propaganda yapmak ya da rakibini yıpratmak isteyen siyasetçiler, birbirine düşman olan ülkeler, istihbarat örgütleri ve terör örgütleri yaygın biçimde kullanıyor.
    Bu kadar propagandaya, manipülatif haberler, algı çalışmaları ve yalanlara rağmen Niye hala Chp yüzde 20-25 bandında buradan anlayabilirsiniz. Sosyal medyaya bakarak bu iş bitti, havalara girenlere duyrulur. Sizi iyi botluyorlar.

    • Bu iş şimdi değil iki yıl önce bitti. İstanbul Ankara hepsini kaybetti iktidar. Ne diyordu, İstanbulu kaybeden Türkiye’yi kaybeder!

      İktidar daha kaybetmeyi görmedi tabii, saraylarda lüks uçaklarda. Kaybeden help halk oldu. Geliri düştü, işini kaybetti. Üstüne de pandemi, sel, yangın, enflasyon. Halka yapılan bu zülumlerin elbette bir faturası olacak.

  12. Bir zamanlar yaptığı işten bıkkınlık gelenlerin veya üst makam ile anlaşamadığı için istifa mektubunu yazıp üst makamın masasına sert bir şekilde koyup kapıyı çarpıp çıkma ritüeli istifa edene bir tatmin duygusu verirdi.
    Şimdi ise af talebi kabul edildi gibi bir merasim var.
    Yahu ben istifa ediyorum.af et veya etme bana ne.
    Anladığınız istifa denen bir şeref ve haysiyet müessesesi bile sulandırıldı
    Neymiş af talebi kabul edilmişmiş.
    Nasıl bir enaniyet nasıl bir muktedirlik tatmin duygusu.

  13. *Biz herşeyi niçin deneme yanılma yöntemiyle yapıyoruz?
    -Bir bakanı hastanesi olan, diğerini drsanesi, gelecekte bu kafayla özel güvenlik şt. olanı içişleri bakanı yaparak mı devam edeceğiz?
    (diyanet başganını bir tarikat lideri… Allahım sen bizi hata yaptırmaktan işleri brbirine karıştırmaktan muhafaza eyle)
    -Borsa para piyasasında tavanda gezen birini ekonomiden sorumlu bakan yapmak mesela..
    Devlet geleneklerimzi, etik değerlerimizi unutmadan, gözardı etmeden yapmayı beceremiyor muyuz? yoksa böyle yapmak işimize mi geliyor? (yada iyi yapığımızı düşünüyoruz, kimseye sormadan bir bilene danışmadan)
    *Batıda şöyle diye..
    -Bir bakan piskilete binip, elinde bir kutu piskevit yiye yiye giderken poz vermiş 🙂
    ee.. bizde mi öyle yapalım? ordaki bakan la bu bölgedki bakan aynımı acaba?
    (avrupada merkel bişey dese..) yangın uçakları kaç tane lazım ise alınmış zaten, kaç para basabileceğini kim belirliyor dersen..
    bizdeki jepolitik konum, bakanın sorumlulukları, kimsenin bişey diyememesi..
    *Muhtemelen herkes gibi yazarda af gel git kelimelerine takılmış. oysaki olması gereken,
    -Bu bakan gelecekte BB, yada Başgan olabilir mi? yoksa tamamen siyai hayatı bitti mi?
    -Bu kişi döneminde bir usulsüzlük hata ölüm varsa bugibi olumsuzluklardan kim sorumludur?
    -Bu kişi özel hayatına devam ederken belkide daha prestijli gözde biri olup, siyaset yerine halka daha farklı yollarla mı hizmet etmeye karar verecek?
    merak etmemiz gereken bunlar olsa daha iyi değil mi?

  14. Görevden affını istedi dedirtiliyor ki, bu bir irade beyanıdır; bu, görevden affını isteyenin değil, bilakis, kişinin “istifamı istiyorum”, “görevden ayrılmak istiyorum” diyecek kadar bir iradeye sahip olmadığına, aksine, idarenin başının “mutlak iradeye” sahip, itaat edilecek mercii sahibi olduğunu topluma empoze etmek için kullanılan bir dildir. Burada göreve atananların ancak birer “kul” olduğu/olabileceği algısını/olgusunu yerleştirme çabası sırıtıyor. Ben böyle görüyorum.

    Halbuki, demokrasilerde bu gibi durumlarda işleyen, atanan ya da görevli kişinin irade beyanı olarak istifa mekanizması, idarenin bir tasarrufu olarak görevden alma-el çektirme mekanizması vardır.

    Demokrasisi nispeten iyi olan ülkelerde de siyasetin eskisi kadar rağbet edilmez halini, adı demokrasi olsa bile bu tür yönetimlerin giderek otoriter rejimlere evrilmesi ya da ihtiyaç duyduğunda o rejimlere ait yönetim araçlarını kullanmaya yeltenmesi ile, gelişen-yaygınlaşan teknoloji ve aletlerinin iletişim alanını genişletmesi ile politikacıların aleyhine işleyen nedenlerle; rejimlerin, işi gördürdükten sonra, politikacıları bir kullanılmış mendil gibi değersizleştirmesinden kaynaklı olsa gerek. Düşünsenize, itibarınızın yanında göreve gelmeden/atanmadan önceki sahip olduklarınız da değersizleşiyor. Başlayabilirseniz sıfırdan başlayacaksınız neredeyse yeni yaşamınıza.

    Demokrasi dışı rejimlerde bu böyle olabilir, çünkü devlet başkanına mutlak itaat söz konusudur ve istişare (şura) bu sistemlerde söz konusu değildir veya göstermeliktir. Lakin, az buçuk ya da yarımın üzerinde bir demokrasi iddiasında olan yönetimleri, otoriter rejimlerin yönetimsel araçlarını kullanmaya onları iten nedir:

    Güç temerküzü?..

    Güç ilişkileri (Güçlülerin ekonomik ve nüfuz koalisyonu)?

    Tek adamlık, Sulta-niyet (Uluhiyet, kanun koyucu olma isteği)?..

    Başka nedenleri de var mıdır?

  15. Halk Tv Ne yapsın?

    Halk tv’nin Açık oturumları çok kalite oldu.

    CNN Türk, HaberTürk, Haber Global Artık bunlar kabak tadı vermeye başladı.
    Akşam Açık oturum seyrediyorum Çok mantıklı soru sordular.
    “Deprem bölgesinde İçişleri Bakanı var anladık, Orman bakanı var anladık Bu Turizim Bakanın işi ne var. Ben böyle deyince 2 gündür Truzim Bakanı görünmüyor.”

    Halk TV’yi RTÜK cezaları ve tehditle susturmaya çalışıyorlar.

    İyi ki youtube var, sahibi google hiç tınlamıyor bunları.

  16. Türkiyenin Bölünüp, parçalanması için Dış güçlere gerek yoktur.

    Ben anlyamıyorum bunu Yerli ve Milli olduklarını söz eden, AKP ve Seçmenleri yerine getiriyor.

    Doğal Afetler Acı getirdiği gibi, insanları bir araya getirir, İnsanı bencillikten sıyırır ve yardımlaşma duyguları artırır. “Ne oldum deme ne olacağım” deyimini bize hatırlatır. Bir an villaların varken yangın birden bütün mal varlığını götürür.

    Doğal felekatler insanları bir araya getirir. “Acılar paylaştıkça azalır” ve yardımlar afet bölgelerine aktarılır.

    Böyle bir Acı tabloda bile yurttaş insanlar, Kimlikleri ne olursa olsun bir araya gelir acılar paylaşılırdı.

    Ecevit zamanında olan 17 Ağustos depreminde de vatandaşlar bir araya geldi acılar paylaşılmıştı.

    Ege’de Çıkan bu yangılarda durum tam dersi oldu çünkü insanlar kutuplaştırılmış, İnsanlar anlayıp dinlemeden sorun diğer vatandaşlara çıkarılmıştı.

    ALMANYA devletini ele alalım.

    Almanya da Hiristiyanı, Müslüma’nı, Ateisti, deisti ve diğer inaçlara sahip kişiler ve hatta nüfus artmadığı için dışardan mültecide alıyor (Şu konuya değiniyim mülteci izin verilen, kanun yoluyla gelen, bizdeki durum farklı ) Hepsi bir arada huzur içinde yaşayıp gidiyor.

    Not: Evet şavaş zamanında Dışarıdan bakabileceğin kadar Mülteci alınır. İhtiyar, çoçuk, kadın ve hasta kişiler bunları sınırda prefabrik evlerde tutarsın savaş sonrası gönderin. Devletler genelde, Avrupa devletler nüfusu azaldığı için Ekonomik güçlerini tutmak için Yetişmiş mülteci alabilirler. Burda Mülteciler Kanunu yoluyla o devlete gidiyor.

    ABD devletini ele alalım.

    ABD devleti tamamen karışık 30-50 milletin bir araya gelmesinden ve bir sürüde dini inanışlar var. Hepsi barış ve huzur içinde yaşamakta.

    Bunlar neden barış ve huzur içinde yaşıyor. Kurallar, Kanunlar belirlenmiş kimse diğerinin inancına, yaşantısına karışmıyor.

    Cübbeli cemaatı, Menzil cemaatı, Bilal Babacı cemaatı Topu topu toplasan 1 milyon nüfus etmez. Artık dış Güçlerle bunlar mücadele eder.

    Sizi Ayrıştıranlara değil, Sizi siz olduğun için değer veren, ayırmayan, Tüm halkı kucaklayana Oyunuzu verin.

  17. Siyaset her zamankinden daha fazla olarak günümüzde ‘ateşten gömlek’…mi?
    yok canım, nerden çıkarıyorsunuz?
    tam tersi, hiç olmadığı kadar ballı börek…

  18. ziya selcuk egitime bakis acisi vizyonu itibariyle kabul goren biriydi. Fakat suan hakim anlayis inonu doneminde oldugu gibi yapilacak bir sey varsa onu da biz yapariz anlayisi. yani bakan olmak ile bakmak ayni.

  19. insanlarin ölüme ilgisiz kalmalarinin sebebi, ölümü baskasina yakiştırırken kendisine yakıştırmamasidir. Bu nedenle diger bakanlar istifa edip veya gorevden affini isteyen bakanlarin durumunu kendi baslarina gelmeyeceklerini dusunmelerinden kaynaklanan bir psikolojik durumdur.
    gorevden affini istemek bakanlik gibi sorumluluk gerektiren makamlar icin gecerli olmasa gerekir. Burdan demokrasi anlayisimisin degisime ugradigi anlasilabilir. tabi ki demokrasimizin degisime ugradigini gosteren yuzlerce belirti daha var.

  20. Siyasilerin ve bürokratların şikayet etmeye hakkı yok. Yolsuzlukları yaparken iki kere düşüneceklerdi.

    Bunlar artık kamikaze yolsuz. Durmak bilmiyorlar. O zaman sonuçlarına da katlanırlar.

    Londra mahkemelerinde değil ama. Türk mahkemeleri pek güzel yargılayacak hepsini.

    Dosyaları hazır tutmaya devam. Peker zaten hepsinin ipucunu verdi, arkası da geliyor. İtirafçılar için de her türlü kolaylık gösterilir.

      • Amerika’ya Avrupa’ya elini kolunu sallayarak, hatta korumalarla gitmesine izin verdiğiniz suç ortaklarınızı da elbette cezalandıracak Türk mahkemeleri. Mafyasından FETÖ’süne kadar.

        Ancak sizin Londra mahkemelerine gitme şansınız yok, en iyisi itirafçı olun.

        Peker yarın bir dosya daha açıyor, bakalım kime vuracak piyango.

        Türkiye’de düzgün bir yargı olsa, Peker’in açtığı onlarca dosyanın peşine düşer, Peker’i itirafçı yapar ve tüm yolsuzlardan hesap sorardı. Eh seçime az kaldı. Sonrası malum.

        • Bir ara fetö nün twit hesaplarını dört gözle beklediniz
          Bir ara zarrab cı oldunuz
          Biden biden diye çok beklediniz
          Şimdi BEA eline geçmiş bir mafya yı dört gözle bekliyorsunuz
          İngiltere ABD mahkemelerinden medet umuyorsunuz
          ABD işbirlikçileri eşini kolunu sallayarak efendileri tarafından tahliye edildiklerini sanıyorlar
          Eninde sonunda Türk bayrağı önünde elleri bağlı pozları alacağız
          Bu süreçte sizlerde sahte hesaplardan ABD Almanya Hıllanda dan tweetleri 2 ye katlayın

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız