İfşaatları okurken bir dev esere gözüm -ve aklım- takıldı

27
Reklam

Bu yazının girişinde yer alan fotoğraftaki şahıs İngilizlerin ‘Sir’ unvanı almış en değerli tiyatro sanatçılarından Ian McKellen… Elinde tuttuğu kafatası şu anda oynadığı dünyanın en fazla sahnelenmiş oyununun en bilinen sahnesinden. Hamlet’ten…

William Shakespeare’in en meşhur eseri olan Hamlet‘in kahramanı nispeten genç bir Danimarka prensidir. Bir trajedi kahramanıdır. Dünyanın her tarafında olduğu gibi bizde de eser sahneye konulurken Hamlet’i canladırmada en değerli genç sanatçılar seçilmiştir. Oyunda da Hamlet’in o sırada 30 yaşında olduğu bir başkasının ağzından dile getirilmiştir.

Sir Ian McKellen şu sıralarda 82 yaşında ve ilk kez aynı oyunda 50 yıl önce üstlendiği Hamlet rolünü şimdi bir kez daha canlandırıyor.

Oyunun bir yerinde işitilen ‘‘Çürümüş bir şeyler var şu Danimarka krallığında’’ cümlesini onun ağzından dinlemeyi çok isterdim.

Shakespeare’in Hamlet’e oyun boyunca sarf ettirdiği sözler çok şeyler görmüş geçirmiş yaşlı birinin ağzına daha çok yakışır çünkü.

Sedat Peker ve Hamlet

Hamlet’i en son bu yılın Mayıs ayının sonlarına doğru hatırlamıştım. Hatırlama sebebim bugün de o günkü ile aynı: Sedat Peker’in paylaştıkları… Henüz daha bildiklerini paylaşmaya yeni başlamış, yolun başındayken, ifşaatları bana, Shakespeare’in oyununda ‘Danimarka krallığı’ diye andığı ülkede yaşanan trajediyi ‘çürümüşlük’ olarak tanımlamasını hatırlatmıştı; dün 50 Twitter mesajına sığdırdığı yeni açıklamaları akıl durduracak boyutlarda.

O mesajlarda nelerin yer aldığını öğrenmek için başvurabileceğiniz, hatta onların yayınlanmasının hemen ardından yapılan yorumlardan ifşaat boyutlarının biraz daha açılımlarını öğrenebileceğiniz hayli kaynak var.

Reklam

Mideleri ağza getirecek ayrıntılara girmek istemiyorum.

En başta benim midem bulanıyor çünkü.  

İfşaatlarda ismi en fazla geçen kişiyi asistanlığından beri tanıyorum. AK Parti ile birlikte siyasete atıldı, Meclis’te önemli konumlarda bulundu. Son zamanlarda Külliye’de hukuk alanında görüşlerine başvurulan kişilerden oluşan bir kurulun üyesiydi. Koronaya kurban verilenler arasında aniden hayatını kaybetmişti.

Gerçekten Korona’nın mı kurbanı, yoksa?

Şimdilerde bu kuşkuyu duymaya başlamamın sebebi Sedat Peker’in onunla ilgili verdiği bilgiler…

[Hamlet Perde I, sahne 2’den bir parça:

‘‘Kötü işler gömülse de yerin dibine

Çıkar bir gün insanların gözü önüne.’’]

Reklam

Yalnız o olsa neyse, onun merkezinde bulunduğu ilişkiler ağı içerisinde pek çok başka kişi ile kurumun da adları geçiyor.

Hukukçular, hakimler, savcılar, adli tıp kurumu…

Siyasiler baş rolde…

Ian McKellen’in ileri yaşında canlandırdığı Hamlet’te de olayları derinden etkileyen ikinci derecede önemli tipler vardır; bizdekinde o rol erkekli-kadınlı -daha çok kadınlı- arabulucularda. Google’da yapılan kısa bir taramada o tiplerin ahbaplık ettiği önemli kişilerle çektirdikleri samimi fotoğraflara ulaşılabiliyor.

Kimler yok ki? Bazısı açık isimleriyle, bazısı sadece kendilerinin anlayabileceği üstü kapalı ifadelerle ifşaatların öznesi durumundalar.

[Hamlet, Perde I, Hayalet, sahne V’ten:

‘‘Ey çürümüş yürekli kadın!

Yılan, yılan, yüze gülen zehirli yılan!

Yaz aklım yaz defterine, yaz şunu:

Güler yüzlü, hep güler yüzlü bir insan

Zehirli bir yılan da olabilir.’’]

En fazla merak ettiğim konu şu: Bu insanlar ifşaatlarda anlatılan türden yanlışlıklara nasıl sürüklendiler?

Anlatılanları okurken okuyanların kapıldığı hisleri tahmin etmek zor değil; o hisleri kendimden bilebiliyorum. Peki, ifşaatların öznesi olan kişilerin üzerinde dün okuduklarının ne tür etkileri olmuştur?

Kendilerinin yaptıkları veya yapılmasına yardımcı oldukları yanlışlıkların bir bir anlatılması herhalde beklemedikleri bir şeydi. Fakat anlatıldı işte. Şimdi ne hissediyorlar?

Hiçbir şey hissetmiyorlar mı yoksa?

O hale mi geldiler?

Yukarıda alıntıladığım oyun Shakespeare tarafından 1599-1601 arasında yazıldı. Yazılmasının üzerinden 400 yıldan fazla zaman geçmiş bulunuyor. Yazarın kendisi de bir oyuncu olduğuna ve eserlerinin sahnelenmesinde rol aldığı sanıldığına göre, Hamlet o kadar uzun yıllar boyunca dünyanın pek çok ülkesinde insanlar önünde sahnelenmiş bir dram.

Hatta trajedi. Eserin özgün ismi de zaten ‘The Tragical History of Hamlet, Prince of Denmark’.

Yazıyı daha fazla uzatmadan yine eserden bir alıntıyla bitireyim:

[Hamlet, Perde III’ten: 

‘‘Kim dayanabilir zamanın kırbacına? 

Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine, 

Sevgisinin kepaze edilmesine 

Kanunların bu kadar yavaş 

Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine

Kötülere kul olmasına iyi insanın

Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken? 

Kim ister bütün bunlara katlanmak

Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek 

Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa, 

O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya

Ürkütmese yüreğini?’’]

ΩΩΩΩ

Reklam

27 YORUMLAR

  1. https://www.milligazete.com.tr/haber/7584741/burhan-kuzunun-eski-danismanindan-flas-aciklamalar-ciddi-paralara
    Yukarıda ki link çok önemli kuzunun boyunu aşan işleri de kimlere yaptırdığı anlatılıyor…
    Yandaş basın konuya hiç değinmiyor… Sümmün bükmün ümmün diyorlar….. Troller biz o hocayı tanımazdık diye bas bas bağırıp şükrediyorlar…. Nagihan Alçı AKP de kazan kaynıyor diyor…
    Pisliğe bulaşanlar panik içinde… Erken seçim şart…
    Peker ne zaman Tayip abisi ile helalleşecek işte o zaman ……
    Neyse……
    Bu ara dikkat ertinizmi ülke iran kara para aklama üssü olmuş…. Tıpki pudra şekeri üssü gibi….
    Neyse….

  2. Şunu beklediler, eline kağıt tutuşturulan Sedat peker elindeki kurusıkı tabancasıyla palavralarını sağa sola eteş edecek, hükümet her palavrasına cevap verecek ortalık düğün alayına benzeyecek, çalsın davullar oynasın kızlar.
    Yine yemedi. Etkisi bitti beyler yeni şeyler bulun.Temcit pilavı gibi ısıt ısıt.
    40 yaş altı kardeşleri bıraktı gitti adamı, bi siz bi de pensilvanyanın sosyal medyacıları kaldı.
    Olmuyor.Çalışın biraz.

    Bu da mı gol değil?  Değil.

  3. Yazıda bahsi geçen anayasa profu ve benzerleriyle çok şükür hiçbir tanışıklık veya temasım yoktur, ismini uyuşturucu baronları arasında gördüğüm için hatırlıyorum, bi insanı ilk görüşte tanıyamıyorsanız, oturup burda ahkam kesmeyin…

  4. Yazık Korona bizim Kuzular’ında.
    Sesini kesmiş.
    Ses kesme konusunda Rejimimizde helal olsun. Coronadan dahi rant elde etmesini çok iyi bece’mışler.

  5. ifşaatları okurken benim de aklıma bir atasözü geldi
    “su testisi su yolunda kırılır”
    yaratıcının yasaları vardır.
    mesela hakediş yasası.
    herkes hak ettiğini alır.
    ama önce, ama sonra
    ama mutlaka…

  6. Ben bu gün ; görevinden ‘ affını ‘ isteyen ve bu ‘ af talebi kabul edilen ‘ Ziya Selçuk istifasının , hiç kimsenin dikkatini çekmeyen ve doğrusu çok çok yadırgadığım bir yönüne temas etmek istiyorum .Biraz geriden geldiğim için arkadaşların beni mazur görmesini dilerim .
    Ben Ziya Selçuk’u , üç yıldan beri ve sadece bakanlıkla ilgili faaliyetleri dolayısıyla uzaktan ve yüzeysel olarak tanıyorum.Bu hengameli dönemde elinden geldiğince çalıştı, çabaladı , devletin koskoca eğitim camiasını yönetmeye gayret etti. Ağırbaşlı, anlayışlı, alçak gönüllü , çalışkan, beyefendi bir insan olarak olararak tanıdık .
    Bütün bunlara rağmen ; o makama , takdir edilerek kendisini getiren otorite tarafından , bilmediğimiz nedenlerden dolayı görevinden alındı .
    Takdir edilerek o makama layık görülen ve fakat bazı nedenlerle başarılı bulunmayan ve görevden alınan bir insana bu şekilde mi davranmak gerekir ! Neden göreve gelirken olduğu gibi iyilikle, güzellikle, konuşarak , anlaşarak ve hatta uygun bir şekilde ağırlanarak ve teşekkür edilerek görev değişikliği yapılmaz ! Mutlaka kırgınlıkla, dargınlıkla , küserek , darılarak mı ayrılmak lazım ; neden biz bu işleri daha medeni, daha insanca, daha vefalı bir şekilde yapmıyoruz , yapamıyoruz !
    Bu adamcağız , bu şekilde görevinden azledilmesi için ne yaptı Allah aşkına ,kınanacak ,yüzkızartıcı bir hareketi , ahlaksızlığı, yolsuzluğu mu oldu ; tabii öyle olanların da ne olduğunu biliyoruz , o da ayrı bir mesele !
    Tek kelimeyle yazıklaaaar olsun !

  7. Yine mi!
    CHP Sanatçılar Kolu yine bir bildiri yayınlamış.

    Milletin değerlerinden kopuk, kendi kültürünü aşağılayan, batı hayranı, zihni beyni emperyalist batı kültürünün işgaline maruz kalmış bir azınlık. Fondaş medya da milletine yabancı bu grubun açıklamasını sanki Türkiye’nin tüm sanatçıları ve kültür adamları aynı görüşteymiş gibi yaymaya çalışıyor.

      Masa başında sosyal medya üzerinden ahkam kesen bu grup:
    -CHP genel başkanı ‘Erdoğan Biden’la Afgan göçü için gizli anlaşma yaptı’ yalanına sarılmış
    – Devlet yangında birşey yapmıyor diyen Help Turkey algı çalışmasına sarılmış.
    -Bak bak bak
    “Başta CHP olmak üzere muhalefetin çırpınışlarını görmekle birlikte, toplum daha etken, daha güven ve cesaret verici, sözden çok eyleme dönük etkinliklerin beklentisi içindedir.”  diyerek bitiriyor.

    Bunlar bitmez yaw. Baktılar askerler bildiri yayınlamıyor. Düşünmüşler, taşınmışlar, kaşınmışlar bir bildiri yayınlayalım demişler.
    CHP AK Parti’ye muhalefet etmiyor, Türkiye’ye muhalefet ediyor.
    Sanatçısı da peşinden gidiyor!

    • fıkra gibisiniz gerçekten,
      yola trafiğe aksi yönden girip, karşıdan gelen herkesin yanlış yolda olduğuna öykünen temel gibi.
      herkes değerlerinden kopuk,
      herkes hain,
      herkes ajan değil mi?
      bir siz ve saz arkadaşlarınız doğrusunuz galiba,
      memleketin haline bakıp sizleri alkışlamamak olmaz.
      41 kere maşallah.

        • bildiri anayasal bir haktır.
          içeriğine eleştiri yapabilirsiniz ya da itiraz edebilirsiniz bildiriye değil.
          onu da zahmet edip yazarsanız es geçmem.
          olayı kişileştiriyor olmak doğru bir ifade değil, yanlış olan neyse onu yazıyorum sadece. ve basitçe.

  8. Bilimadamları yeni gelişen sosyal medya yalanlarına ve algı çalışmalarına karşı aşı çalışmalarına hız verdi.
    Ancak yalanlar sürekli mutanda uğradığından aşıların yeni varyasyonları ortaya çıkması gerekiyor.

    Yalanların merkezi olarak şu an Amerika ve Almanya gözüküyor. Oradan yayılan yalanlar fondaşlar aracılığıyla virüs koruması olmayan bilgisayarlar sayesinde tüketiciye ulaşıyor.
    Bununla beraber bulaşıcılık arttıkça vaka sayıları artıyor. Ülkemizde de şu an yayılmaya devam ediyor. Yalanlar insanlara bulaştıkça daha agresif bir hale geliyor. Türkiyede bu oran oldukça yüksek.
    Uzmanlar yalan virüsünün kişinin beynini tamamen ele geçirilme oranını Türkiye de yüzde 20-25 bandında olduğunu, her 4 yılda bir format atılsa dahi bu oranın değişmediğini gözlemlediklerini belirtiyorlar. Bunlar süper mutand grubunu oluşturuyor.

    İnsanlar mutantlı sosyal medyayı takip ettikçe daha da kuduruyorlar. Uzmanlar bu gibi kişilere aşının fayda etmeyeceğini belirtiyor. Yalanlar bütün vücudu sardığı için virüse maruz kalan kişinin beslenme alışkanlığı değişiyor. Hergün mutlaka yeni yeni yalan fonlamasına ihtiyaç duyuyor. Yeni yalan olmadıkça eski yalanlar vücudu bir süre ayakta tutuyor. Ama fon sağlayıcılar kişinin ayakta kalması için mutlaka yeni yalana ihtiyaç duyduğunu bildiği için sürekli arge çalışmaları yapıyorlar.

  9. Sayın Koru ,
    En çok merak ettiğiniz konu insan olmanın zaafları ile ilgili nedenlerden dolayı insanlar bu hallere sürüklendiler.
    Rahmetli amcam anlatırdı , kadına yaldanmayan erkek yoktur , altuna yaldanmayan kadın yoktur, ataşa yaldanmayan altun yoktur, suyun söndüremeyecegi ataş yoktur. Toprağın çekmeyeceği su yoktur.
    Topraktan gelen insan toprağa dönene kadar dört elementin içinde savrulur durur.
    Herhangi bir şeye düşkünlük her insanda aynı değildir. Sizin yazmaya olan tutkunuz bir başkasında karşı cinse olabiliyor.
    Mülk süresinde 2. ayette
    O, amel bakımından hanginizin (İslam’a uygun davranış, ahlâk ve anlayışta) daha iyi (daha güzel ve verimli) olacağını denemek (ve hak ettiği karşılığı vermek) için (dünyada yaşatıp) ölümü ve (ahirete kaldırıp sonsuz) hayatı yarattı. O, Üstün ve Güçlü olandır, çok Bağışlayandır.
    Bakara suresinin 214. ayetin de de
    Yoksa sizden öncekilerin çektikleriyle karşılaşmadan cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onlar öylesine yoksulluk ve sıkıntı çekmişler, öyle sarsılmışlardı ki peygamber ve yanındakiler, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” demeye başladılar. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.

  10. Bir zamanlar bir yarışma vardı, değiştir.
    Yarışmacı şarkı söyler ve sunucunun değiştir işareti ile başka bir şarkıya geçerdi.
    Son zamanlarda biz de tam bu yarışma formatındayız.
    Yandım anam türküsü söylerken değiştir işareti gelmiş gibi bir başka türküye geçiverdik.

    • Değiştir yarışması gibi tamam da birbirinden beter rezillikleri değiştirsin değiştirsin dursunlar. Değiştirdikleri değişenden daha tiksindirici oluyor hep.

      Ben Prof Cengiz Aktar gibi düşünüyorum. Bu işlerin sonu kesinlikle iyi bir yere varacak İNŞALLAH. Bekleyip görelim.

  11. Allah havale etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden…
    OHAL khk larının baş mimarlarından biride kuzu idi. .. Bir suçsuz ohal khk lısı olarak hakkımı helal etmiyorum… Ne kuzuya ne de saraydakine…
    Allah et yada geç aklar masum olanı….
    Çıkartır ortaya pis olanı….
    Kalmadı ülkede ne adalet.. Ne de yargı….
    Baksanıza ortada olaşırken iddalar nerede bu ülkede savcı….
    Saat kaç oldu yok oldu… Troller…
    Her yorumun alrını pisletirler…

    Kirlilikten nur çıkmaz… Yalandan zulümden abad olunmaz…
    Sorsanız.. hepsi müslüman.. Hepsi dindar….

    .

  12. Şunu belirtiyim Tek adam rejimi dolasıyla olayları net göremiyoruz. sadece bir Dedektif gibi cümlelerden çıkarım yapıyoruz.

    Sedat Peker Avrasyacıların adamı bunu nerden çıkardın diyebilirsiniz. 15 Temmuzda insanları sokağa çağıran, şimdi sakın ha sokağa çıkmayın diyor.

    Avrasyacılarda kendi aralarında 2-3 grup halinde bölünük (veli küçük , oda tv gibi..)

    Ne Dönüyorsa Erdoğan ve Avrasyacılar arasında oluyor.

    Tabi arada Hep masum insanlara oluyor.

    Filler Tepişir olan Çimlere olur.

    PEKER’DEN SARAYA SERT UYARI

    https://www.youtube.com/watch?v=YH99vXNhONE

  13. 11 gün önce ülkemizin birçok ilinde başlayan ancak 8-9 gün sonra çoğu söndürülebilen yangınlar yüreklerimizi yakarken siyasetçiler bu durumdan da kutuplaşma çıkarttılar! Büyük bir tebriki hak ediyorlar!!!

    44 ilde 208 ormanımız cayır cayır yanarken siyasetçiler birbiriyle uğraşmaktan, suçu başkasına atmaktan, görevleri olduğu halde bunu başkalarına yüklemekten vazgeçmediler, vazgeçmiyorlar da…

    Önce yangını söndürüp sonra eksikleri, hataları söylemek varken maalesef bu kutuplaştırma hastalığı yüzünden büyük bir felâkette “sen-ben kavgası” yapıldı, yapılıyor. Ülkede ekonomi, adalet gibi konuların düzenli ve iyi gitmesi, yangın, sel ve deprem gibi konularda önceden tedbir alma, felâket geldiğinde de organize olup bir an önce can ve mal güvenliğini sağlamakta iktidarın görevidir. Muhalefetin görevi de iktidarın yanlışlarını, hataların ve eksiklerini gösterip düzeltilmesini sağlamaktır.

    Her iki tarafta bunu yaparken birbirini “hain, terörist” diye suçlamadan görevini yapması doğru olan tutumdur. Ama tıpkı diğer konularda olduğu gibi ülkenin ciğerlerini yakan yangın meselesinde de bu yapılamadı. Kimse bu sorumluluklarını farklı yöntem ve suçlamalarla üstünden atamaz, atmamalı.

    BİR ÖYLE BİR BÖYLE

    Bir yandan “güçlü devletiz yangınla tek başımıza baş ederiz” denilir, diğer yandan komşu ülkelerden uçak, helikopter kiralanıyor. Kardeş ülke Azerbaycan’dan askerler yardıma koşuyor. Bir yandan da bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından sosyal medyada ülkelerin bayraklarının yer aldığı “teşekkür” mesajı yayınlanıyor.

    Erdoğan önce “yangında siyaset olmaz” diyor, sonra da muhalefetin yalan terörü estirdiğini söylüyor. “Tespbitin varsa dürüst yap da adam sansınlar” diye de ilâve ediyor.

    Devlet yetkilileri, “Bizim yardıma ihtiyacımız yok, Türkiye yardım talep etmiyor’ derken, Avrupa’dan “Türkiye’nin talebi üzerine 3 uçak gönderiyoruz” açıklaması geliyor.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, “Bir afet olduğu zaman biz Türkiye olarak başka ülkelere yardım ettiğimiz gibi, başka ülkelerin de bize yardım etmesini elbette kabul ederiz. Yangının başlamasıyla beraber birçok komşu ülke, dost ve kardeş ülkeler ve Avrupa’dan ülkeler bizi aradılar. Biz nasıl yardımcı olabiliriz diye sordular. Biz de kendilerine sorduk, neler yapabilirsiniz? Bizim en çok ihtiyacımız olan uçak ve tonajlı su taşıyabilecek helikopterler” demesi iktidar içindeki ikircikli tavrı da ortaya koydu. Bir taraftan “yardıma ihtiyacımız yok”, diğer taraftan “yardımı elbette kabul ederiz” denilmesi yangın karşısında koordinasyondaki eksikliği de göstermiş oldu.

    “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” diye güzel bir söz vardır. Yangın, sel, deprem gibi tabii afetlerde de ülkelerin ülkelere ihtiyacı vardır. Yardım istemek gurur ve kompleks meselesi yapılamaz.

  14. Sayın KORU’nun asitanlığından beri tanıdığını söylediği kişi maalesef ki Prof. Dr. Burhan KUZU.
    Burhan KUZU nun doçentlik tezi ” Kanun Hükmünde Kararnameler”
    Bu tez akademik olarak tek kelime ile mükemmel.
    Bu tezi jüriye sunmadan önce gördüğümde kabul edilmeyeceğini söylediğimde acayip tepki göstermişti.
    Gerekçem de jürideki profesörlerin ömür boyu böyle bir eserleri olmaması ve bir takım ideolojik takıntıları olması idi ve gerekçelerime hak vermişti. Ve tezi ilk sunumda kabul edilmedi. Daha sonra rica minnet kabul edildi.
    Bir de solcu Prof.Dr. Tarık Zafer TUNAYA olayı var.
    TUNAYA fikri nedeniyle önce Anayasa kürsüsünden ayrılmasını ister.Daha sonra çalışkanlığı nedeniyle şahsi ilişkilerini de kullanarak, şimdiki AB nin temeli olan AET yetkilileri aracılığı ile bulduğu burs ile Fransa’da Sorbonne’da doktora yaptığını sıklıkla anlatırdı.
    1-Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti olamadan KHK devleti oldu,
    2- Burhan hocanın temsil ettiği zihniyet,her fırsatta eleştirdikleri solcuların kendilerine gösterdikleri toleransın değil%10unu, %1ini bile başkalarına gösteremediler.Kendileri dışında kimseye hayat hakkı tanımadılar.

  15. SÖZÜN ÖZÜ

    “AKP yangın ile mücadele etmesi gerekirken ne yazık ki belediyelerle, muhalefetle, basınla, sivil toplum kuruluşlarıyla mücadele ediyor! Belediyeleri ve THK’yı suçlayarak sorumluluğu üstünden atmaya, muhalefeti trollerle kriminalize etmeye, RTÜK eliyle basının yangın haberi vermemesine çalışıyor!”

    (Gültekin Uysal, DP Genel Başkanı)

  16. Kendi memurularına tuzak kuran TC!
    Devlet dediğin böyle
    olur. ABD Istihbaratı Mart 2013 tarihinde Türk meslektaşlarına Riza zaraf ve Türk bakanların rüşvete vb ilgili yolsuzlukları araştırılmasi için gizli belge veriyor. Tabii mit önce bu belgeleri baş bakana daha sonrada emniyete veriyor.
    Tam o zaman TC devleti hırsızları temize çıkarmak için düymeye basiyor ve fişleme listeleri hazırlatiyor.
    AKP 17/25 Aralığa ve 15 Temmuz 2015 içın kaç yıl hazırlandığını ve listeleri ne zaman bitirdiklerini itirafçı mahkemede berat etmiş ,
    Birol Erdem’in Yargıtay’da verdiği ifadesi ve .
    Dönemin HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, 15 Temmuz da listeler hakkındaki itirafi.
    ×××××××
    Erdem ifadesinde hakim ve savcıları fişlemeye 2013 yazında başladıklarını, fişlemeye Ankara Adliyesinden Harun Kodalak , HSYK’dan Halil Koç, Rasim Aytin, bakanlıktan ise Metin Kıratlı Aytekin Sakarya, Serdar Mutta, Bilgin Başaran ve Basri Bağcı’nın da destek verdiğini aötlemiş. Erdem hazırladıkları listeleri, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Şeref Malkoç, Mustafa Şentop ile Adalet Bakanları Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ’a verdiğini belirtti.

    Erdem, şunları kaydetti: “Örgütle mücadele konusunda yaptığı önemli çalışmalardan bir tanesinin de Yargıda Birlik Grubu fikrini gündeme getirmek olduğunu, 2013 yaz aylarında – 2014 HSYK seçimlerine yönelik çalışma yapmak üzere- bakanlıktaki arkadaşları ile birlikte bu grubun çekirdeğini oluşturduğunu, daha sonraki toplantılarda Ankara Adliyesinden Harun KODALAK, HSYK’ dan Halil KOÇ, İsmail AYDIN ve Rasim AYTİN’in de katıldıklarını, Bakanlıkta ise bu faaliyetlerde Metin KIRATLI, Aytekin SAKARYA, Feyzullah TAŞKIN, Muharrem ÜRGÜP, Veysel BEKTAŞ, Serdar MUTTA, Bilgin BAŞARAN ve Basri BAĞCI”nın yer aldıklarını, adı geçenlerle birlikte yaptıkları toplantılarda öncelikle teşkilattaki paralel yapı mensuplarını tanımak üzere bir çalışma başlattıklarını, Bakanlıktaki arkadaşlarının bakanlıktakilerin listesini, idari yargıdan iki arkadaşın idari yargının listesini çıkardıklarını, Adli yargının listesi ile ilgili çalışmalar devam ederken kendisinin görevden ayrıldığını… Yargıtay ve Danıştay’da Feto, mensuplarının tespitine dönük yürüttüğü çalışmalar sonucu hazırladığı Feto’cü Yargıtay ve Danıştay üyelerinin listesinin birer örneğini MİT müsteşarı Hakan FİDAN, Şeref MALKOÇ, Mustafa ŞENTOP, Adalet Bakanı Sadullah ERGİN, o görevden alındıktan sonra da Adalet Bakanı olan Bekir BOZDAĞ ile i

    Dönemin HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, 15 Temmuz gecesi 2740 hakim ve savcının görevden “alınmasıyla ilgili listeleri 3 yıldır hazırladıklarını açıklamıştı. Karar yazarı Elif Çakır’a konuşan Yılmaz, 15 Temmuz darbe gecesinin sabahında HSYK 2. Daire olarak 2 bin 740 hakim ve savcıyı açığa aldık. Ancak o liste bir gecede hazırlanmış bir liste değil. Üç yıldır üzerinde çalışıyorduk” dedi.
    ×××××××
    Al.a mazlumun ahını çıkar aheste aheste.

  17. Sevgili yazarımız Fehmi Koru’yu bugün bir kez daha tebrik ederim. Çok güzel bir yazı.
    geçmişte olan hatalar sevaplar gün gelir su yüzüne çıkar. Hatta birilerini tırmalar. önemli olan bizzat kişilerin kendi ağızlarından ifşa olandır aslolan.
    İslamda kişi, başkalarının hatasını kusurunu bulup yüzüne vurmaz, yada birilerine akıl verip; kendi yutar salkımı ele verir talkımı durumları olmaz.
    **”sen örnek davranış sergileyeceksin, dosdoğru olacaksın, başkaları sana imrenecek ve senin gibi olmaya özenecek”**
    Bu coğrafyayı geçtim, sadece bizim ülkemizde bile onlarca olay olur, dramlar trajediler.
    herkes zanneder ki, hiçbişey olmaz, kimse umursamıyor bile! öyle değil işte.
    insanlar 1950 leri geçtim, 1920 leri daha dün gibi ortaya çarşaf çarşaf seriyor!
    Belki 1800 ler bile 5-10 sene sonra..
    Örnek mi, İnönüleri, Menderesleri, hatta daha dünkü Özalları sanki geçen dönemki hükümet! diye anmıyormuyuz?
    Genç çocukların asıldıklarını, hatta yönetenleri bile…
    Birbiriyle kavga eden partileri de unutmadık, rahmetli Erbakan’ın Ecevit’in bu ülkeye kattıklarını da.
    Allah güzel ülkemize hayırlı işler yapan, taş üstüne taş koyan, yarın bırakıp gittiğinde hayırla yadedilip, evlatlarına, gelecek nesline ve ailesine hörmet edilebilinen, saygı gösterilip özlemle anılan insanlar, yöneticiler nasip etsin. Kem gözler bu insanlara bakarken kör olsun,
    Sanatçılarımızı ve kendi sanat eserlerimizi bu sayfalarda konuşup, güzel şeylere örnek göstereceğimiz günleri de görelim inşallah.

  18. Bu açıklananlar neki! Bunlar yabancı istihbaratlar’ın elindeki bilgiler’in yanında solda sıfır kalır.

    Şu an dış devletlere sığınmış bunların eski tetikçileri ve yol arkadaşları kendilerini kullananlar tarafından öldürülecek’lerini anlar anlamaz yurt dışına kaçıp TC devletı, ve sorumlularının bütün kirli çamaşırlarını ses kayıtları ve belgeleri ile birlikte dış devletlerin isthbaratlarının eline verdiler. O belgelerde Soylu un adı sanı olacağına dair ihtimal sıfır. Çünkü çoğu pislikler ondan önce yaşanmįş.

    S Peker’in anlattıkları henüz gerçekleşmeden Abdüllatif Şener 2007’de onların olacağını açık açık anlatmıştı.
    Minareyi çalmadan önce kılıfını hazırladılar. yapılmış bütün yolsuzlukları tıpkı 17 /25 Aralığı kapatmak içın muhalefetide yanlarına alarak HIRSIZI DEĞÎL HIRSIZI yakaliyanları cezalandırdırdrdılar.

    Suçlarını örtbas etmek için, iç savaş fitilini çektiler, Allah’tan Soylu içişleri bakanı oldu’da 2 üç yılda bunların çanaklarına çomak soktu. Eğer soylu iç işleri bakanı olmasaydı 7 kışıyı öldüren adamı kesinlikle yakalamaz’dılar ve ormanları de PKK yakti tezleri’nin yardımı ile ortalığı savaş alanına çevirirdiler.

    Bugūnlerin geleceğini iyi bildikleri için Soyluyu partiye davet edip birden bire parlattılar.
    Îç işleri bakanı yaptılar ki Ülkede iç savaş çıkarıp Kuzular muzular mafyalar hafiyalar ile haşır neşir olduklarını sümen altı etmelerinin en kolay yöntem Soyluyu harcama yöntemi!
    Bahçeli seçmelerine ne demişti? “Bana 6 ay müsade edin Türkiye’yi mafyalardan, ve hırsızlardan temizliyelim.” 6 ay sonra bu işler göründüğü gibi değılmış 6 ay değıl 6 senede dahi bitecek gibi değil.”

    Peker ortaklarının marifetlerini başkaları yapmış gibi çarpıtarak açıklamaya devam ede dursun. mafyaların kiralık katilleri kimlerin yaptıklarını çoktan açıkladılar. Bunları Türkiye ve Türkler hariç sağır sultanlar dahı duydu.

  19. Tolleri ile
    Mafyası ile
    Kuzusu , kurdu ile
    Cumhur başkanlığı iletişim hattı ile
    Kurulmuş bir haremi yapı….
    Kurulmuş suçluyu koruyan , mazlumu ağlatan..
    Sorsan hepsi müslüman….

    Burhan Kuzu Anayasa hukukçusu AKP nin kurucusu Erdoğan in danışmanı aynı zamanda uyuşturucu baronlarının iş bitirici adamıymış…

    Bu İktidar gitmeli.. Erken seçim….

  20. Elbette utanma yok artık. Peker’in de dediği gibi bir kere bu ilişkilerin içine girişimiz mi çıkmak da dönmek de yok.

    Saray devletinde saray danışmanlarının foyaları da görevleri de yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

    Demek ki yargıçlar bu saray danışmanlardan emir alırmış, uyuşturucu baronlarına af çıkarırlarmış, mafyayla bayağı bir al takke ver külahlarmış.

    Bu saray danışmanlardan muhabbet tellalı olanının, hani şu “korkmaz” cinsi, ne için dolandırıcı bir iş adamından araba aldığını daha öğrenemedik. Ama çıkar yakında.

    Peker’e teşekkür borçlu değil miyiz şimdi? Ben af çıkarılmasını talep ediyorum sayın Peker’e. Hatta muhalefet, iktidara geldiğimizde Peker’e af çıkaracağız diye şimdiden ilan etsin. Benden oy.

    • Armut piş ağzıma düş. Bütün bunlar herkesin özellikle muhalefetin bildiği konular değil mi? Muhalefet bunları bilmiyorsa beş para etmez. Biliyorsa o zaman neden hiç birşey yapmaz. Armut piş ağzıma düş pılitikası izliyorlar. Ülkede yanlış giden birşeyler varsa bundan bir o kadar da muhalefet sorumlu olmaz mı? Yazdıklarınız konusunda muhalefet birşey yaptı mı? Yapmayı düşünüyor mu? Zannetmiyorum. Vah ki vah halimize…

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız