2020 sürprizli bir yıl olacak, özellikle de ülkemiz açısından.. İç ve dışta yaşananlar erken seçimi zorlayabilir…

46
Side view of attractive businessman standing and looking into the distance on abstract year 2019, 2020 direction sign board on subtle background. Happy New Year, research and future concept

Bu yıl, 2020 yılı, içeride ve dışarıda sürprizlerle dolu olacakmış gibi geliyor bana.

Doğal olarak belirsizlikler fazla olunca yaşanır sürprizler; 2020’ye çok sayıda belirsizlik birikimiyle girdiğimiz için dünyayı ve ülkemizi yakından ilgilendiren bazı konularda sürprizlerle karşılaşmaya hazırlıklı olmamız gerekiyor.

Önce dışarıdan başlayayım.

ABD’den.

Trump kazanır deniliyor, ya kaybederse?

2020 ABD’de seçim yılı. Bilindiği üzere, başkanlık sisteminin bulunduğu ABD’de, geleneksel olarak, başkanlık yarışında iki partinin adayları çekişir. Demokrat Parti henüz adayını belirlemedi, ancak Cumhuriyetçi Parti adayının karşısına kimin çıkacağı bir-iki ay içerisinde belli olur. Muhtemel aday, Barack Obama’nın başkan yardımcısı Joe Biden

Cumhuriyetçi Parti’nin adayı da hiç kuşkusuz Donald Trump

Tabii Kongre daha önce Trump’ın önünü kesmezse…

Reklam

Kamuoyu yoklamaları, önü kesilmezse, Trump’ın kazanma şansının rakibinden daha fazla olduğuna işaret ediyor.

Belirsizlik, seçimin favorisi olan Trump’ın Kongre’de azil edilmesiyle sonuçlanabilecek yargı mekanizmasına muhatap edilmesinden kaynaklanıyor.

Geçtiğimiz ay ABD başkenti Washington’da geçirdiğim birkaç gün içerisinde görüşme fırsatı bulduğum siyasi yorumcular, dıştan bakılınca boşa çabaymış gibi görünen azil sürecinin, tahminlerin tersine. Trump’ın aleyhine de sonuçlanabileceğini ısrarla vurguladılar.

“Nixon’ı da 1974’te feda etmekte zorlanıyordu Cumhuriyetçi Partili senatörler; ancak iki yılı bulan süreç içerisinde, Beyaz Saray’dan ve güvenlik kurumlarından basına sızdırılan gerçeklerle tablo değişti ve en sıkı Nixon taraftarı olan senatörler bile ‘azledilmeli’ noktasına geldiler. Bu defa da öyle olabilir” diyen diyeneydi.

Hiç kuşkusuz “Trump’lı ABD” ile “Trump’tan başkasının Beyaz Saray’da oturacağı ABD” arasında dünya açısından büyük farklar olacaktır.

Türkiye açısından da öyle.

Kartlarının neredeyse bütününü “Trump’lı ABD” sonucuna göre oynamış görünen Türkiye açısından özellikle öyle…

Dünya için 2020’de yaşanabilecek en önemli belirsizlik ABD seçimlerinin nasıl sonuç vereceğidir.

Reklam

Ya Türkiye için?

Bana her şey erken seçim ihtimalini hatırlatıyor

Hemen bütün hesapların seçimlerin 2023’te yapılacağı varsayımı üzerine yapılageldiği ülkemizde 2020 yılında bir erken seçime tanıklık edebiliriz.

İktidar partisinin 2023’te siyaseten bugünkü durumundan daha kötü olma ihtimali her geçen gün biraz daha büyüyor. Şu son zamanlarda meydana gelen ülkemizin iç ve dış politikasını ilgilendiren gelişmeler de, iktidarın sanki bir acil-erken-baskın seçime hazırlandığı görüntüsünü veriyor.

AK Parti açısından en ciddi sıkıntı şimdilerde hayat pahalılığı olarak kendini belli eden ekonomideki olumsuz gelişmeler… Nedeni tam anlaşılmaz bir biçimde ekonomik göstergelere fazla yansımasa da çarşı-pazar enflasyonu herkes tarafından hissedilir bir hal aldı. Çözüm için başvurulan yöntemlere bakıldığında, bunların kısa vadeli düşünülerek alınmış tedbirler olduğu görülüyor.

Zamana yayıldığında risklerle dolu bir dizi karar da erken seçim habercisi gibi…

Örnek mi istediniz? İşte örnekler:

Suriye’de işler beklendiği gibi gitmiyor; ancak Suriye politikası ülkenin güvenlik endişeleriyle doğrudan ilişkili olduğu için, orada karşılaşılan engellere tahammül eşiği biraz yüksek. Buna karşılık yeni açılım hedefi olan Libya için durum farklı. Oradaki iç çekişmede Türkiye kaybetmesi çok muhtemel bir tarafın destekçisi ve Libya’ya asker gönderilmesinin ciddi bir siyasi maliyeti olabilir.

Trump’ın azledildiği için ABD’deki başkanlık seçimine katılamaması veya katılabilse bile kaybetmesi ihtimallerinin Türkiye’deki iktidar açısından taşıyabileceği riskleri de bu tabloya katabiliriz. 

Yeni yıla girerken “60 yıllık rüya” olarak sunulan ve ülkenin bütünü tarafından heyecanla karşılanmış ‘elektrikli yerli ve milli otomobil projesi’ için son gerçekleşme tarihi olarak verilen 2022 yılı böylesine büyük ve ciddi bir girişimin hayata geçirilmesi açısından hayli kısa bir süre.

Proje belirtilen zamanda üretime geçemezse ve hele süre 2023’te yapılacak seçimlerin sonrasına kayarsa -ki uzmanlar böyle bir ihtimali bayağı muhtemel görüyorlar- bugün yaşanan güçlü toplumsal heyecanın aynı güçte hayal kırıklığına yol açması mukadderdir.

En önemli sebeplerden biri de, biri kurulmuş, diğeri bir-iki hafta içerisinde kuruluşunu ilan edecek iki yeni partinin siyasi zeminde sebep olması kaçınılmaz kaymalardır. Sorunlarla boğuşulacak seçime kadar geçecek sürede, çekirdek kadrolarında AK Parti’den bilinen isimlerin bulunacağı iki partinin iktidara muhalefetinin etkisi 2023 seçimlerinde elbette hissedilecektir.

2020 yılı Türkiye açısından işte bu sebeplerle bir erken seçim sürprizine hazırlıklı olmayı gerektiriyor.

İktidar “Şimdi yenileceğime, 2023’ü beklerim” diyebilir

Tabii, “Seçimleri erkene almak mı yoksa zamanında yapmak mı?” ikilemi ile karşı karşıya bulunan Cumhur İttifakı partileri, nasıl olsa her iki halde de iktidarın kaybedileceğini düşünüp vaktin bütününü kullanmayı ve erken seçime gitmemeyi de tercih edebilir.

Benim hesaplarıma göre, bu ihtimal de, 2020 için öngördüğüm ‘sürprizli yıl olma‘ özelliğini ortadan kaldırmaz; çünkü esas sürpriz seçimin 2020 içerisinde değil de vaktinde yapılmasıdır.

Sürprizli bir yıl olacağa benziyor bugün ilk gününü yaşadığımız 2020.

ΩΩΩΩ

46 YORUMLAR

  1. Fehmi Bey fal açmış, 2020’de erken seçim çıkmış.

    2021’in ilk gününe seçimsiz uyanacağız.

    Fal değil görünen köy.

  2. Erken seçim üzerine;

    Erken seçim bekleyenler kendilerini eski parlemeter sistemde ve ülkede teknik olarak koalisyonla yönetiliyor zannediyor olmalılar. Uyanın sene de 2020 oluyor beyler. Başkanlık sisteminin ana unsurlarından birisi yürütmeyi başkanın yapıyor olmasıdır. Seçime kim karar verecek ? Meclis seçime karar verdiğinde kendisini de feshetmiş olacağından bunu yapmayacaktır. O çok güvendiğiniz muhalefet var ya hani başını CHP nin çektiği. Hiç birisi kendilerini vekillikten azletmeyi göze almaz. Eh Tayyibin de erken seçime neden ihtiyacı var meclisten çıkaramadığı yasayı “başkanlık kararnamesi ile hallediyor” boşuna beklemeyin o iş yaş. Ama birilerinin gört gözle beklediği bir darbe girişimi daha olursa bilmem. O konudan haberi olanlar varsa onu da bilmem.

    Gelelim bir çok yorumcunun küçümsediği -savunma sanayiindeki gelişmelere- kim dalga geçerse geçsin birçoğu dünyada da tescillendi- küçümsemenize inat muhteşem atılımlar, yerli uçak üretme projesi, uzay programı, yerli tren setleri üretim çalışmaları, helikopter ve helikopter motorları arge ve üretimi, tasarım ve arge aşamasında olan bir çoook askeri ve sivil proje ülkeye teknolojik olarak inanılmaz şeyler katacaktır. ki şu ana kadar arge sürecinde sayılamayacak kadar yazılım,sayısız bileşen, bir kaç ayrı çok ama çok yüksek teknoloji içeren bileşen ve malzeme şimdiden başarılmıştır. Üstelik bunların bir çoğu da ODTÜ ve bir çok muhalifde barındıran üniversite ve üniversite bünyelerinde bulunan teknoparklarda yapılmış ve kendi internet sitelerin de ilan edilmektedir.

    İstediğiniz kadar dalga geçin istediğiniz kadar alaya alın. Bu yapılanlar prototip bile olsa ki değil, birçoğu artık seri üretime geçmiş -hatta rakamla söyeyeyim 160 un üzerine silah sistemi (tabanca tüfek dahil değildir bir çoğu roket-füze), 30 modelden daha fazla farklı platform özelliğinde zırhlı araç, bir adet turboprop eğitim ve yakın muharebe destek uçağı, bir adet ortaklıla üretilmiş helikoper 130 dan fazla teslimat yaptı ihracat siparişi aldı, bir adet tamamen yerli prototip helikopter ki seri üretim için gün sayıyor, iki ayrı model pickup, füze ve benzeri sistem taşıyabilen dev kamyon- biliyorum sırf “TAYYİP YAPAMAMIŞ” olsun diye öyle olmaması için dua ediyorsunuz fakat üzgünüm ki gerçek. 2023 e kadar buna bi onlarcası daha eklenecek. O araba çıkar, o helikopterler uçarsa üstüne üstlük birde hürjet uçarsa ki bu da çok yaklaştı ayrıca bir de çalışmaları devam edip proje kalabalığında adı pek geçmeyen (zaten de pek önemli bir uçak değil!) başka bir eğitim uçağı projesi hayata geçerse…
    Libyada Türkiyenin desteklediği yönetim Hafteri yenerse ki çok muhtemel (bir hafta öncesine kadar adını duymamış, bu günlerde Hafter taraftarı olmuşları da savunma ve hal beyan etmeye davet ederim), Tayyip 2023 seçimini kazanmakla kalmaz, 2028 seçiminde de “artık yasayı bir daha değiştirir kendi mi seçime girer, damat paşayı mı işaret eder, oğul paşayı mı bilmem ama seçimi de yine kazanır. Siz iyisimi başarılarını vurmaktan vazgeçin başarısızlıkların üzerine gidin yinede, madem ki itiraz dışında proje üretemiyorsunuz, başka bir planınız da yok görünüşe göre…

    Evet bana da çok kızacaksınız ama kendi özelimde bu zikredilen ve zikredilmeyen projelerin başarıya ulaşması için (arkasında kim olursa olsun) gece gündüz dua ediyorum. Arkasında olanlara da dua ediyorum. Kul hakkı yiyenlere her kim olursa olsun beddua da ediyorum. Akdenizde ülkemizin tezlerinin hayata geçmesi için dua ediyorum. Suriyede, Libyada başarıya ulaşmamız için dua ediyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun mazlumların refaha erişmeleri için dua ediyorum.

    Biri kalkmış diyor ki Libyaya barış gücü görevlendirilmesini sağlayalım, bir başkası da diyor ki medeni tekliflerde bulunalım, öteki kalkmış Suriyede Esadla anlaşılsın vs. vs… Sanki barış gücü zamanında Kosovayı korumuştu da Srebenitsa yı korumuştu da şimdi gidip Libyada mazlumu, zalime karşı olanı koruyacak. Ne zaman gördük ki uluslar arası sistem menfaati olmayan yeri korumuş.

    Medeni teklif dediğinizde karşı tarafın önerisi şu olacaktır “En medeni şekli Türkiye Akdenizde bir hak iddia etmesin yahut bizden arta kalanlarla yetinsin, Suriyede diğer egemen güçler ne derse onu kabul etsin biz gene bi kıymık atarız size.” vs.vs.vs Hak verilmez alınır arkadaşlar. Kim kime oturduğu yerde hak vermiş ki hele de Hristiyan ve yahudiler Müslümana hak verecek. Kendi aralarında bile kavga edenler size koklatır mı sanıyorsunuz. Vallahi böyle düşünen nerde yaşadığını bi sorgulasın. Suriyede sanki Tayyip uzlaşmaya çalışıyor da tamam anlaşalım diyen biri mi var? Biz en son orda Türkiyeye hakaretler eden bir “DİKTATÖR” var biliyoruz ama tabi sizler daha iyi bilirsiniz. Üstelik uzlaş uzlaş diyenlerin uzlaşma olsa neler diyeceğini bilmiyoruz sanki. Ez cümle Sırf Tayyip yaptı diye bunları yok saymayın.

    İllüzyon içinde değilsiniz. demokrasiye yüzde yüz uyduğunu söyleyemem, dönem içinde servet transferleri yapıldığı da yüksek ihtimaldir ama Tayyip ülkeyi gerçekten çok değiştiriyor. Bir çoklarının hayallerinin erişemediği yerlerde at koşturuyor. Ordu arkasında çünkü (askerlik yapanlar bilirler) eskiye kıyasla kim böyle bir ordunun komuta kademesinde olmak istemez. Biliyorlar ki bunlar Tayyibin (kimileri üzülüyor bu noktada) siyasi iradesi ve desteği ile olabilmiş şeylerdir. O yüzden arkasında duruyorlar durmaya da devam edecekledir. Daha söylenecek çok şey var ama size ipucu -Eğitimdeki başarısızlığıya vurun, ekonomideki başarısızlığıyla vurun (çok haklı olmasanızda kriz zamanı çok taraftar toplarsınız) ama gelişimle yollarla hastanelerle savunma sanayii ile otomobille vs. ile vurmayın o topladığınız taraftarlarınız da kaybetme ihtimaliniz olur. Vesselam.

    • Erdoğan karşıtlığını hastalık haline getirenleri eleştirmişsiniz ama siz de Erdoğan hayranlığı hastalığına yakalananlardan olmuşsunuz. Ayrıca Orduyu Erdoğan yönetmiyor, Ordu Erdoğan’ı yönetiyor.

  3. Star Gazetesi matbuat hayatını kapatıp dijital ortama geçmiş. Demek ki Star Gazetesi internette Fehmi Koru’ya komşu olmuş. Bence Fehmi Koru tek başına Star Gazatasından daha çok okunuyor olacaktır. Zira matbuat halindeyken az okunanlar internette çok daha az okunurlar. Güneş G. de aynı durumdaymış galiba.

    Hürriyet G. de eleman çıkarttığını düşünürsek bu gelişmeleri yorumlamak hiç de zor değil. Bu gidişle Kanal İstanbul gazatası da internet ortamında kalmaya devam edecektir. Elektrikli Otomobil fabrikasına da 4 şirketin en az 250’şer milyon dolar yatıracağını sanmıyorum. (Birinin ayrılacağı kesin).

    Libya’ya asker gönderilmesi için yapılacak teskere oylaması gündemin en önemli maddesi. Bence bu konu görünür nedeninden çok farklı şeyleri barındırıyor. Demedi demeyin, dedim işte.

  4. 3 kere anlatmayınca anlaşılmayacak anlaşılan.
    – bu nedenle;
    1- Şu italyan ana-babadan türk çocuk olamayacağını, dolayısı ile prototipini bile italyanların yaptığı bir arabanın milli olamayacağını,
    2- Kanal istanbulun ülkeyi nasıl felakete sürükleyeceğini,
    3- libyaya asker göndermenin aslında ülkenin zararına çalışmak olduğunu ayrıca, detaylıca, ahmetin de anlayabileceği şekilde, ayrıca, ikinci kez anlatacağım.
    – Tabii, sonra birkez daha anlatmam gerekiyor.
    – Ama eminim, 100 kere de anlatsam, AHMET, yine birşey anlamıyacak.
    – çünkü ahmetin insanlar gibi, ahlak gibi, hak gibi, hukuk gibi, insanlık gibi bir derdi yok ve gerçekleri anlamak istemiyor.
    – Ahmet, gerçekleri anlamak istemiyor çünkü;
    1- ahmette, hiçbir başarının doyuramayacağı bir aşağılık kompleksi var.
    2- Ahmet, en basit şeyleri bile anlamakta zorlanan, ortalama bir türk öğrencisi düzeyinde birisi.
    3- Hepsinden kötüsü, Ahmet, anlamak istemiyor! Ahmet, “anlarsam” diye korku içinde yazıları okuyor. Anlamamak için özel gayret sarfediyor. Zaten anlama sorunu olan birisinin bir de özel gayreti olunca, ahmetin birşeyi anlama ihtimali bülent arınçın özgül ağırlığı kadar değer taşıyor.

  5. Muharrem Sarıkaya … 2020 ye ait faydalı bir yorum yapmış… Artık dış olayların içeriye olan siyasi etkilerini irdelemiş.. Yeni bir döneme girdiğimizden bahsetmiş… Bence Libya meselesi Türkiye için en önemli bir olay haline geldi… Bu duruma kafa yormak Türkiyenin milli çıkarlarıdır… Her yönü ile masaya yatırılmalıdır…

    “Devreden hesaplara bakıldığında Türkiye uzun yıllar sonra odağında iç politikanın, sandığın olmadığı yeni bir yıla girdi.

    İçe yönelik siyasete dayalı dış politika yerine, dışa dönük askeri güç diplomasinin içeriye etkileyeceği dönemin kapası açıldı.

    Bu yeni sürecin odağında da Libya olacak ve en az 20 yıl Türkiye’nin gündeminde yer tutacak.

    Bu denli uzun olması şaşırtmasın, Afganistan, Irak, Suriye sorunlarının ne zaman başladığının anımsanması yeter.

    İç savaşın yaşandığı ülkelerde eğer coğrafi ayrıcalık ve enerji söz konusuysa, ateşkes ve barışın sağlanması çok daha uzun yıllara yayılıyor.

    Bundan dolayı, Akdeniz’in petrol ve doğalgaz tankeri Libya’da da benzer etki göstereceğini kestirmek zor değil…

    Türkiye’nin önünde üç yol var…

    İlki, Suriye’de de olduğu gibi Libya’da da Rusya ile Soçi benzeri bir süreci çalıştırıp, ortak çıkar için tarafların ateşkesine aracılık etmek.

    Batı ile de bu kapsamda ilişkisini sürdürmek.

    İkincisi, Türkiye’nin Suriye’de deneyimleyip sonuç aldığı askeri gücünü Sarraj hükümetinin yanına vekâlet savaşçılarıyla birlikte koyup, uzun süren savaşın tarafı haline gelmek.

    Bu yolun, Ankara’nın askeri, diplomatik koridorlarında tercih edilmediğini hemen belirteyim.

    Diğeri ise Türkiye’nin geleneksel müttefiklerine dönüp, ABD, Almanya ve İngiltere ile birlikte Fransa ve Yunanistan’ın da ikna edilerek, ortak paydada buluşmak.

    Doğu Akdeniz’in enerjinin sorunsuz çıkarılmasına ve dağıtılmasına aracılık etmek…

    Her üç yol da Türkiye’nin birinci önceliği, Libya’da müttefiklerini yaratması…

    Çünkü herkesin Akdeniz’in petrol ve doğalgaz tankerinden pay kapma çabasında olduğu sahada, bu rollerin uygulanabilmesi için sağlam oyun kuruculara ve müttefiklere ihtiyaç duyuluyor.

    Makalenin başında da belirttiğim gibi, sandıksız yeni yılda, dışarının içeriyi belirleyeceği dönemin kapısı aralandı…”

  6. 2020 daha başlangıç….
    Maşallah yaw ufka bakarmısın…
    Duyar gibiyim” istemezüüükk”

    “””Yerli otomobil ile ikinci bir sektör olan bilişim sektörünü hareketlendirdiklerini anlatan Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Savunma sanayinde olduğu gibi keyifle bilişim sektöründe de aynı şeyleri konuşacağız. Akıllı bir araçtan bahsediyoruz, sıradan bir araç değil. Aracınızda oturacaksınız, evinizdeki, iş yerinizdeki her türlü akıllı aletlerle irtibat kuran bir araçtan bahsediyoruz. Otonom sürüşü olacak bir platform. Otonom sürüşün olması için de yolların ona göre yapılması lazım. Biliyorsunuz o yolların ilk testleri 2020’de tamamlanmış olacak. Diğer tarafta sürekli enerji açığı ile boğuşan bir ülkesiniz. Tırnaklarımızla kazıyoruz. Burada farklı bir teknolojiyi yerlileştirip, millileştirebilirsek burada cari açık anlamında ciddi bir açığı kapatacağız. Bursa, Gebze, Kocaeli, İstanbul bir üçgen. Bu üçgeni birleştiren Bilişim Vadisi’ni tesadüfen kurmadık oraya. Orada yepyeni bir sektör oluştu.

    Yüksek teknolojili bir alanda ikinci ayağı başlatıyoruz. Sadece otomotivden bahsetmiyoruz. Bakın uçan taşıtların piyasaki yerlerini almaya başlaması çok uzun bir gelecek değil. 15-20 yıl maksimum. Devrim araçlarıyla kaçırdığımız bir fırsatı, şimdi elektrikli ve akıllı araçlarla yakalamış durumdayız. Yerli otomobile zamanında girdik, uçan taşıtlara önden gireceğiz. Bu çalışmalar başlamış durumda.”
    Şehir hastanelerine yönelik, “Ne yapacaksınız bu kadar büyük hastaneyi?” eleştirilerine cevap veren Oktay, “Senin anladığın, hastaneden bir kişinin gidip muayene olmasıyla alakalı. Öyle bir anlatıyor ki 2000 öncesinin hastaneleri mükemmel gibi anlatıyor. O hastanelerin, senin başkan olduğun dönemdeki hastanelerin ne olduğunu biliyoruz. Yani, Türkiye’yi oraya mı götürelim. Bu hastaneler de aynen otomotivde olduğu gibi başka bir sistemin altyapısı. Buralarda Ar-Ge çalışmaları başlamış durumda. Sağlık turizmi için çok önemli.

    Yerli otomotiv
    Muharip savaş uçağı
    Kanal istanbul
    Gebze bilişim vadisi
    Uçan otomobil
    Sağlık turizmi

    Mim vadi gebze deymiş… bak bakim orası uygun mu… rüzgarlı falan olmasın…

    • Sn. Türkeş. Ben size “Bilişim Vadisi ne demek, açıklar mısınız” demiştim de siz “Amerikada ki Silikon Vadisi gibi bir şey” demişsiniz. Yahu bu silikon veya silisyum taş gibi bir şey değil mi. Ne yani taş ocağı mı kuruyoruz. O zaman neden Bilişim Vadisi demişler? Neyse ben anlamasam da olur, siz anlamışsınız ya yeter.

      • Mim şimdi sana yarı iletken maddeleri mi anlatayım…4A grubu elementten silisyum veya germanyum mu anlatayım…veya entegre transistörün özelliklerini mi anlatayım… Anlıcan dili seçtim senin için…sende de yok değil hani yarı iketken hali…Tek başına işe yaramazlar ama katkılı olunca mükemmel bir devre elemanı olurlar…

    • Uçan otomobil demiş. Bunun lansmanını kaçırdım herhalde. Hayırlı uçuşlar…

      Otonom sürüş için yolların uygun yapılması lazım demiş. Anlaşıldı yine yol yapacağız 🙂 Bu Batılılar da otonom araç yapıyorlar ama yolları uygun yapmak akıllarına gelmemişti. İşte ilerici Laz müteahhit zekası buna denir.

  7. Hakan bey! İkiside rahmetil olan merhum Erbakan ve merhum Yazıcıoğluna yapılan teklifi: Rahmetliler red ettikleri zaman, o teklife balıklama atlayan Erdoğan kubul ettiğinde, ve etmesinin nedeninide söyleyince: Yazıcioğlu Erdoğana! “FİLER TEPINDIKÇE “ÇİMENLERİ” ezerler” demişti.

    Bu arada Öcalan T.C tarafından bölyeye görevli gönderildiği ve kayin babasınin MİT elamani olduğununda altını çizmekte fayda var.

    .https://www.haberturk.com/yasam/haber/570606-ocalanin-mitci-kayinpederi

    Şimdi o fillerin altında Türkiye ve Türk halkı eziliyor.

    Öcalan Türkiyeye teslim edildiği zaman! ABD başkani Demokırat Partisinden idi ve Türkiyeye teslim etti.
    Alın siz bununla PKK yi bitirn. “AMAAAA” pkkyi besleyenler bunu kabul edermi?
    Kim barış lafını ağzına alsa! S Demirtaş,gibi soluğu içerde alır.

    T.C ordusu Süriyeye girmesinin sebebide ortada.
    Şimdi! Rusya İran Süriye orda.

    Dünyai kandırmak için ABD İran savaşcilari Hizbullahi “İrakta ve Sūriyede bombaliyor???”

    Biz çok bilmişler! Burada hep ahkam kesiliriz! 11.C Başkani ve bazı politikacılar neden suskun diye!

    Ahmet Nesin 2003 yılında keyf için “DÜNYANIN VE TŰKIYENIN”
    başına õğle bir bela geldiki ben en azından onun bulunduğu yerden uzak olayim” diye.

    Şimdi ABD ye esip gürleyenler, devlet protokolunu hiçe sayarak! Tercumansız kendi gibi birisine tercümanlik yaptırip, ABD bakani ile Ak Sarayda 4 bucuk saat ne konuşur?

    Bir soruda benden olsun! Emekli Askerlerin D Perinçek ile ne işi olabılir?
    Yani başından ayrįlmiyorlarda..

  8. Bir kaç gün önce Fehmi bey yazmıştı…star grubu çökmüş satılıyor, bitmişler tükenmişler diye… Baya bir gündem olmuştu…. Merak ettim bugün baktım sitelerine hiç de öyle değilmiş işleri…Köşe yazarı Yakup Köse ilgili arkadaşlara cevap vermiş… özellikle yaygara koparanlara……Bu da gol olmamış anlaşılan… sizi gidi algıcılar sizi…

    “”” Gazetemizin kapanacağı şâyiası çıkınca FETÖ’cüler mutluluğa gark oldular. İşin aslı ortaya çıkınca da üzerlerine hüzün çöktü!

    Sosyal medyada FETÖ’cülerin yazdıklarını gülerek okudum. Açıkçası biraz da gururlanmadım değil. Gazete olarak FETÖ’cülerde derin izler bırakmışız.

    Gazetenin kapanacağı şâyiasıyla cesaretlenen FETÖ’cüler bir anda aslan kesilip bizlere tehditler savurup hesap soracaklarını yazdılar. Ne zaman ki Genel Yayın Yönetmenimiz Nuh Albayrak, gazetenin kapanmadığını, günün şartlarına uygun olarak daha aktif gazetecilik yapmak için internet ortamına ağırlık verileceğinden Star’ın matbû olarak çıkmayacağını açıklamasıyla süt dökmüş kediye döndüler.

    FETÖ’cülerin biz gazete yazarlarına yönelik “Gazete kapanıyor, artık tek başınıza kaldınız” gibi tehdit mesajları da bizlerde güldürmekten başka bir tesir uyandırmadı. Yahu, biz sizler gibi yabancı istihbaratların elinde, onların soktukları inlerde tek başlarımıza yaşamıyoruz. Hamdolsun, kendi topraklarımızda alnımız ak, başımız dik dolaşabiliyoruz. 15 Temmuz gecesi kimlerin yalnız kaldığı da görüldü!

    FETÖ’cülerin anlamadığı veyahut anlamak istemediği, Anadolu topraklarında onlara olan nefretin sebebi sanki birkaç siyasetçi, birkaç gazete. Yani bizler olmasak FETÖ’cüler rahat rahat Anadolu’da gezebilecekler. Böyle düşünmeleri bizler için onurdur lâkin FETÖ’cüler, bir casusluk şebekesi olarak hak ettikleri Müslüman Anadolu halkının nefretini ihanetleriyle kazanmışlardır.

    Bir casusluk şebekesi olan FETÖ’ye karşı mücadele biz olsak da olmasak da devam edecek inşallah. Bu topraklarda bir daha FETÖ gibi ihanet şebekelerinin yuvalanmaması için Star var. Star bu mücadelesini sürdürmek için yeni bir hamleye girişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Artık taarruzda olacağız” sözünden mülhem Star yeni hamlesi de bir taarruzdur.

    Dünkü yazısında Genel Yayın Yönetmenimiz Albayrak’ın da yazdığı üzere “Artık gölgemizle değil gövdemizle dijitaldeyiz”.

    Hayırlı olsun!..”””

  9. Vira bismillah! Akşamdan kalma olanlar için pek bişey farketmiyordur ama yılın ilk gününe sayın yazarın baskın erken seçim rüyalarıyla uyanmış olmasını nasıl yorumlasak bilemiyorum? Daha son seçimler yapılmadan; artık önümüzde seçimsiz kaymak gibi 4yılımız olacak, ne güzel işimize gücümüze bakarız paşa paşa diye dolanan saftırıklar epeycedir ortalıkta görünmüyorlar, heralde yoğunluktandır..! Yani bu yıl sürpriz bir baskın seçim olmazsa asıl sürpriz seçimlerin 2023te yapılması olurmuş; yani yersen yoğurt içersen ayran… gerçi bu işlerin cambazı bizim sn.bernar efendidir ama yeniyılın ilk gününde kendisinin pek müsait olduğunu sanmam; oralarda(thai ya da singapur) eğlence partisi çoktan bitmiştir ama ağır masaj yağları ve narkozun etkisi daha öyle kolayca geçmez yani… kendisinin de sıkça ifade ettiği “çok büyük kanlı altüst oluşlar” yaşamaktansa ispanya, ingiltere ve israil gibi seçim üstüne seçim yaşamak çok daha güzeldir..! Akparti iktidara geldiğinde abd’de hangi başkan vardı hatırlamıyorum ama orada ve avrupada biçok lider geldi geçti, türkide iktidar aynı kaldı; yani dışarda kimler başkan olmuş ya da olmamış bizim pek umrumuzda olmamış(yalova kaymakamıyla ilgili uyguladığımız fiyat tarifesi dış piyasalar için de geçerli olmuş) ha putin medvedev, ha osama klinton… şimdi tutup da dünyanın bilmem neresindeki iki sersem kelebeğin çiftleşirken yol açtıkları şamatadan biz de etkilenip acaba bir baskın seçime filan gider miyiz diye ortalığı velveleye vermenin bir manası yok; bunu muhalefet bile yemez..! Daha geçenlerde chp yöneticilerinden bi mutemet; erken seçime gerek yok ama iktidar istiyorsa biz itiraz etmeyiz gibisinden bişeyler geveliyordu… seçimden kaçana/korkana lider değil eyyamcı denir.

  10. 2020 yılının ilk gününde, h.gayrete ciddi ciddi cevap yazarak başlıyorum.
    – “nasıl başlarsa öyle devam eder” diye bir söz var.
    – Eğer böyle boş inançlara inansaydım panikten şekerim çıkardı. neyse ki boş inancım yok.
    – h. gayret! galiba 45 kişilik okul derken cizvit okulları ile karıştırdın.
    – ben 2020 türkiyesinde 45 kişilik sınıflardan bahsettim.
    – Eksik bahsettim.
    – Gerçekten de 20-25 kişilik sınıfları olan okullar da var. hemen benim yakınımda 25 kişilik sınıfları olan okul da var.
    – 25 kişilik sınıfları olan okullardan bahsetmeyi atladığım için, hatamı düzeltmek için h.gayrete cevap yazmak zorunda kalıyorum. İnşallah Allah beni bağışlar.
    – Evet, çocuklar 45 kişilik sınıflarda ders görüyor.
    – Ve evet, 25 kişilik sınıfları olan okullar da var.
    – Öğrencilerin 45 kişilik sınıflarda ders gördüğü okullar normal okullar.
    – Öğrencilerin 25 kişilik sınıflarda ders gördüğü okullar ise imam hatip okulları.
    – Halk, kendi ve örnekleri gibi, ahlaksız, görgüsüz, açgözlü ve cahil olmasın diye, çocuklarını imam hatip okullarına göndermek istemiyor.
    – Bu nedenle de, imam hatip okullarındaki öğrenciler 25 kişilik sınıflarda ders görüyorlar.
    – Bu öğrencilerin hepsi de, çocuklarının, daha ahlaklı, daha bilgili olacağını düşünen ailelerin çocukları değil, bir kısmı da başka gerekçelerle çocuklarını imam hatip okullarına gönderiyorlar.
    – Bu nedenle, imam hatip okullarında, normal zamanda göbeği açık kız çocukları bile var. Yani 0 25 kişinin bir bölümü de, zorunlu nedenlerle bu okullara devam ediyor.
    – Yöneticiler, cahil insanlar yetiştirmek istediklerinden, normal okulların sayısını azalttılar, ihtiyaca göre okul açmadıkları gibi, bu okulların diğer ihtiyaçlarını da karşılamıyorlar.
    —-
    – Yani!
    – Bu sitenin uzak ara, oscarlık trolü ahmet (masum anaokulu çocuğu gibi, “ama bu ülkede iyi şeyler de oluyor” diyorya)’in hakkını da vermem gerekiyor.
    – Yukardaki tablo, akp-mhp kliğinin ülkeye yaptığı büyük hizmeti de, reddedilemez açıklıkta ortaya koyuyor:
    – Ben bile, akp-mhp kliğinin bu ülkeye verdiği büyük hizmeti reddedemiyorum. Öylesine açık bir gerçeği reddedersem taş olurum.
    – akp-mhp kliği, din ve ülke sevgisini öylesine çok kullandılar ki, insanlar, dindarların ahlaklı oldukları inancının boş olduğunu ve ülkeyi çok sevdiğini iddia edenlerin, aslında ülkeye en büyük ihaneti yapanlar olabileceklerini kavradı.
    – Bundan sonra, kimse, halkı, din ve ülke sevgisi ile kandıramayacak ki, bence bu çok çok çok önemli bir kazanım.
    – Ayrıca, akp-mhp kliğinin yaptıkları sayesinde, insanlar eğitimin önemini kavradılar.
    – Benim bahsettiğim imam hatip okulları, 20 liranın 5 lirasının çalınabildiği, diğer 15 liranın akpnin olduğu ilçelerden birisi.
    – yani, burdaki insanlar, din-iman, vatan-millet söylemlerine inanan, aya 4 şeritli yol yapabileceğine inanacak kadar akıl, izandan uzak olan insanlar.
    – Ama bu insanlar, çocuklarının, kendileri gibi cahil kalmasını istemedikleri için, çocuklarını imam hatip okullarına göndermiyorlar.
    – Yine, akp-mhp kliğinin uygulamaları nedeniyle, insanların hak-adalet arayışları başladı ve şu an henüz istenilen düzeyde olmasa bile, insanlar, evrensel hukuk kurallarına yaklaşmaya başladılar.
    – İnsanlar, evrensel hukukun önemini kavramaya başladı.
    – Yine, akp-mhp kliğinin uygulamaları nedeniyle, insanlar, dindar demenin ahlaklı demek olmadığını, hatta genellikle tam tersi olduğunu kavradıkları için, ahlak arayışına başladılar.
    – Bu durum da, yine istenilen düzeyde olmasa da, evrensel normlarda ahlak anlayışına yönelime neden oldu.
    – akp-mhp kliğinin, bu ülkeye, yukardakine benzer daha biryığın hizmeti var.
    – Ancak, eğitim, hukuk ve ahlak bu hizmetlerin en önemlileri.
    – Akp-mhp kliğinin, bu ülkeye yaptığı bu hizmetleri inkar eden taş olur.

    • Hamza bey önümüzdeki öğretim yılından itibaren tekli öğretime geçiyoruz; yani çocuklar sadece sabahtan okiicak, çünkü yeterince okul ve derslik sayısına bu iktidar döneminde ulaşabildik, okej?

    • Bu insanlara yaptigin hakaretler senin ic dunyani yansitiyor.Daha once doktor arkadasim senin icin bir teshis koydu fakat Sn Fehmi Koru sansur uyguladi.
      Sana gore hersey berbat …… goturuyor.Oysa niye konyaya hizli trenle gidelim .niye anadolunun her kosesine cift seritle gidelim .niye kendi IHA miz istihbarat paylassin , Heronlar bilgiyi yanlis versin , niye vanli vatandas otobus fiatina ucakla gitsin memleketine , niye basortulu kizimiz insan yerine konup universiteye alinsin, ,niye askerimin annesi basortulu oldugu icin tel orgu icinde oglunun yemin torenine katilsin, niye is adami 3 saatte istanbuldan izmir e gitsin, niye akdeniz de petrol , gaz arayalim .Sahi niye zamani geri cevirip 2000 yilina donmuyoruz.% 7.500 faiz oraniyla para kazanmiyoruz.
      SAHI DEN NEDEN ?????

      • Ahmet bey, hamza beyin sağlık sorunlarını bilemeyiz, varsa da allah şifa versin, yalnız benim görebildiğim kadarıyla kendisi gayet sağlıklı gibi; hayır düşünsel anlamda değil fikri tutarlılık ve adanmışlık anlamında söylüyorum: yani hiçbir muhalif unsura yönelik yıpratıcı olabilecek en küçük bir ifade(sehven bile) kullanmazken iktidarı eleştirebilmek için akla hayale gelmedik iftiraları rahatlıkla havaya savurabiliyor yani… tabii bu durum şu gerçeği görmemize de engel değildir sanırım: döviz büfelerinde sahte parayı ayırt etmek için kullanılan cihazlar gibi bu tipleri şöyle kaldırıp bi ışığa tutarsanız banknotun tam ortasında bi fetö kafası figürü durduğunu görürsünüz, 1dolarlıklarla deneyebilirsiniz..!

      • oscarlık ahmet!
        sor bakalım.
        – neden insanlar intihar etsin?
        – neden suçsuz yere 2 sene tutuklu kalsın?
        – neden suçsuz yere işinden atılsın?
        – neden açlığa mahkum edilsin?
        – neden insan gibi yaşayamasın?
        – neden senin gibi kula kulluk etsin?
        – Neden sizin gibi ahlaksız olsun?
        – neden insanlar nardan ölsün?
        – neden sürekli kazalarda toplu olarak insanlar ölsün?
        – neden bu soygun?
        – neden bu ahlaksızlık?
        – Sana göre herşey normal.
        SAHİDEN DE NEDEN?
        – neden herşey sana göre normal?
        – ANORMAL DURUM SANA NORMAL GELİYORSA, BUNUN ANLAMI DURUMUN NORMAL OLMASI DEĞİL, SENİN ANORMAL OLMANDIR! (Ünlem)

        • İlave!
          – zeka düzeyi senden fazla olmayan, ahlak düzeyi de en fazla senin kadar olan yığınla doktor var.
          – onlardan epey arkadaş edinebilirsin.
          – sana uyar.

          • Tekrar ilave! senin ve o doktor arkadaşın hakkında öylesine tespitlerim var ki, yazarsam kesin olarak yayınlanmayacağını bildiğim için, buraya yazmadım.
            – doktor arkadaşına da, ikiniz hakkındaki tespitlerimi, yayınlanmayacağını bildiğim için yazmadığımı anlatırsın.

        • Hamza bey şimdi belli bir seviyedeki anlayış kıtlığınızı mazur görebiliriz ama yukardaki mesajda zaten ahmet bey de sizinle aynı soruyu sorup durmamış mı? Niye bu kadar iş yapılsın ki, ya da niye bu icraatlar yapılıyorsa diyor..! Siz de zaten her fırsatta bu yatırımların yanlış olduğunu savlamıyor muydunuz? Yani tam olarak anlaşamadığınız şey nedir, ben de onu kaçırdım galiba…

      • Ahmet, son yorumumu pisa testi kabul et!
        – senin ve doktor arkadaşın hakkındaki tespitimi anladı isen testi geçersin, anlamadı isen, birdahaki sefere pisa testine girmeye kalkışma.
        – tespitimin ne olduğu anladı isen buraya yaz.
        – puanı senden esirgemiyeceğimden emin ol.

      • Siz AKP liler her zaman kadınların baş örtüsünün arkasına sığınmayi bırakıp.reisinizin türkiyedeki yetimlerin hakki olan ABD deki el konulmuş paralrını konuşun.
        Keser döndü bikere.

      • size destek olanların hepsinin özelliği uluslararası bir organizasyon la onca diktatörler,katil Persler, krallar darbeci c.baskanlari varken sırf dünya müesses nizama itiraz ediyor diye diktatör olduğu propagandası na sizde uyuyorsunuz.Ekonomisini bozup onu iktidardan etmek için eli kanlı ,emparyelist batı ve onun adamları 21 yüzyılda gozgoregore darbeye kalkıştılar.Onun İslam’a göre bayağı eksiği çok fakat onun hatalarından daha fazlası sizlerde(bu propagandanin paydaşi herkes)..Batı bu günlere gelebilmek için yüzyıldır yaptıklarına engel gördükleri sistemi Kur’an, sünnet menşe’li Mecelle olan Osmanlı Devleti’nin yok edilmesi ve en önemlisi dünyadan farklı sistemi,anayasal düzeni(Mecelle) ve bütün müslümanların hamisi, temsilcisi halifeliği yok edilerek,tamamen Batı’nın pazarı ve hizmetkârı en önemlisi de batıya karşı tehlike saçması kendi sistemlerine,hayat tarzlarına,dinlerine, kültürlerine benzettiler.ve insanlık için alternatif bir hayat tarzı olmasından çekindiler.cunku kendi kurduklari hayat,sistem emparyal,adaletsiz, kapitalist,kendilerinin efendi, seçkin diğer somurulenlerin ise modern köle düzenin kötü olduğunu bildiklerinden Osmanlı gibi devletlerin turemesinden ve insanlığa çekim merkezi oluşturup müesses nizamlarinin yıkılmasından korktular

  11. Gayrimeşru münasebetin sonuçları ne olabilir?
    Ne kadar gizlenebilir?
    Hangi tarafı daha çok yıpratır?
    İktidarın işbirliği içinde olduğu güç odakları ile işbirliği ve ilişkisi her geçen gün ortaya çıkacak
    Bu durum devamlı şekilde iktidarı yıpratacak
    Bu durum da iktidarın paniğini ve haliyle yanlışlarını arttıracak.
    Yanlışların sonuçlarını ise yaşayıp göreceğiz

    • Sayın yk, muhalefetin işbirliğinde olduğu güç odakları ve ilişkilerini de gözardı etmeyin derim: imf, fetö, tüsiad… bu gayrimeşru ilişkiler de biyandan muhalefeti kemiriyor sanki..?

  12. Fehmi bey Sizinkiler bir kursun da partiyi…Niye kurmadılar hala..

    Gebze de bilişim vadisi kurulucakmış: şimdiden başlarlar eleştirmeye… nebilimiz var vadide yaw…

    İnsansız hava araçları: Ne işimiz var havada

    Yerli üretim muharip gemiler: Ne işimiz var denizde

    Tank palet- milli tank: Ne işimiz var karada

    Elin gavuru bile kıskandı elektrikli otommobil: Pilli lan bu Otomobili

    Kanal İstanbul: Yaptırtmayacağız

    Sabiha Gökçen havalimanı: Atatürk havalimanı varken buna ne gerek var
    Otobanlar yapılır: Ne gerek var

    Tokiler yapılır: bina yapmakla ülke yönetilmez

    Marmaray yapılır: yapamazlar

    Üçüncü köprü: Karşıyız

    Üsküdara cami: israf

    Avrasya: Doğal yaşamı bozuyor

    Şehir hastaneleri: zarar ediyor

    Hızlı trenler döşenir: karşıyız

    Yeni statlar: eskileri daha iyiydi

    Köprüler: olmaz karşıyız

    İstanbul hava limanı: Rüzgarlı lan burası

    Hendekçiler yerle bir olur: onlar bizim arkadaşlarımız…yog liler yerli savaşçı h

    Suriye sınırı temizlenir: Ne işimiz var Suriyede

    Kıbrıs’ta iha üssü kurulur: kudururlar

    Gemilerimiz Akdenizde: niye gemilerimiz yok orda

    Gemilerimizin orda olduğunu öğrenirler: Ne işimiz var Akdenizde

    Libya ile anlaşma: ne işimiz var libyada

    Yeni parti kurulacak:…. Ne işimiz var partide…:))))

    • Bahsettiğiniz yatırımlar milli gelirin karıyla yapılsa amenna. Borçla bu kadar yatırım yapmak (üstelik bir kısmı da elzem olmayan) hem müsrifliktir hem de milli bağımsızlığı tehlikeye atmaktır.
      Suriye harekatlarına karşı çıkan yok, Esad ile neden anlaşıp da işi kolaylaştırmıyorsun, mezhepçilik yapma deniyor. Kıbrıs’a İHA gönderilmesine de karşı çıkan yok bunlar havuz palavraları. Tank palet fabrikası ise şifreli bir konu, 50 milyon dolar ne ki. Libya meselesine gelince yakında görürsünüz hanyayı konyayı. Bu kadar propaganda ancak Hakk-ı teslim etmek gibi bir dertleri olmayanlar ile mümkündür.

  13. Erken seçimler 2020’nin sonunda yapılacak olsa bile normal zamanından 2.5 yıl önce yapılmış olur.Buna CHP milletvekilleri bile razı olmaz.Bu gün
    itibariyle seçimlere 3.5 yıl var.CHP’nin
    erken seçimleri ağzına aldığını duyan var mı?

    Bugün için erken seçim konusunda kalem
    oynatmak fuzuli bir meşgaleden başka bir şey değil.Önümüzde icraat yapmak için sağlam 3.5 yıl var.Erken seçim söylentileri muhalefeti diri tutma amacına yönelik bence.Bu yıl olmazsa gelecek yıl,o da olmazsa bir sonraki yıl derken bir bakmışsınız 2023 yılı gelmiş çatmış.

  14. 2020 Haziran ayından önce kesinlikle erken seçim var. Tüm bunlar erken seçim hazırlığı. Örnek mi:
    Kanal İstanbul Projesi: Hedef kanal yapmak değil, işsizliği, hayat pahalılığını CHP’ nin Kanal direnişine yıkıp “Bakın biz ülkeyi geliştirmek, ekonomiyi toparlamak istiyoruz, CHP engel oluyor” algısı oluşturmak
    Konut kredilerinin 0.79 a indirilip zararına kredi dağıtılması. Bu zarar Bankalar açısından yıllarca katlanılabilecek bir külfet olamaz. En fazla 6 ay dayanabilirler.
    Kredi faizlerinin düşürülmesi: Tüik in kağıt üzerindeki oyunları ile inanırsanız enflasyon düşüyor, buna bağlı faizi de düşürüp “Bakın tek haneli faize geldik, demek enflasyon sebep değil yüksek faiz sebep imiş” propagandası yapılacak ki bu 2018 erken seçiminde Erdoğan ın ağzından düşmüyordu. Bunu söyledim ve uyguladım denilerek oy istenecek ancak bu durum da yıllarca devam ettirilebilecek bir durum değil. En fazla 6 ay süreleri var, gerçeklerin ortaya çıkması için
    Babacan Davutoğlu partilerinin seçime katılmalarını engellemek için 6 aylık süresi var Erdoğan ın.
    Elektiriğe Nisan 2020 ye kadar zam yok? Neden Nisan 2020
    Sigaraya ve Alkollü ürünlere zam yapılmadı sene başında ? Neden?

  15. Yorumlarimda hep geçmişte yaşananları hatırlatma ihtiyacı duyuyorum. Ak partinin tek basina iktadara gelmesinin yolunu acan erken secim karari MHP ve Bahçelinin iradesiyle olmustu.Ayni Mhp ve Bahceli AK Partinin tek basina (Cumhurbaskaninin) su anda iktidarda kalmasinin teminati. Cok bariz birsey var. Kamuoyuna yansitilmasada cok ciddi saglik soeunlari yasayan Bahceli partisinin ve ulkenin geleceginden kaygili ve destekledigi Ak Partinin politikalarindan ve partinin parcalaniyor olmasindan rahatsiz. Belki Bahceli siyaset hayatinin son hamlesini yine Türkiyenin önünü acmak ve tikanma noktasina gelen darbogazdan cikmak adina bir erken secim karari alarak bircok vebalden de kurtulmak isteyecek.

  16. Öncelikle 2020 de erken seçim olmaz .Ekonomi dibe vurmuşken dış ilişkiler bukadar maniplasyona açık iken neden seçim yapsınlar.Sn Erdoğan önündeki 3 yılı çok iyi kullanarak ekonomide ciddi düzeltmeler gerçekleştirebilir.Diyebilirsiniz ki bugüne kadar yapmadı da şimdi nasıl yapsın.Şunu görmemiz gerekiyor
    1 Suriye için çok ciddi harcama yapıldı 40 milyar dolar olmadığına bende inanıyorum fakat çok büyük bir tutar harcandı oysa bu ekonominin gelişiminde kullanılabilirdi.Asla harcanmasın demiyorum yapmamız gereken bir işti.
    2 Dünya ekonomik göstergeleri gelişmekte olan ülkelerden yana.
    3 İktidar bugune kadar çok ciddi altyapı harcamaları yaptı artık harcamalar üretime kaydırılacaktır.
    ( Kanal istanbul devlet bütcesinden yapılmayacak )
    4 Ekonomi dibe vurduktan sonra artık yükselişe geçmek zorunda ve belirtiler gözlenmektedir.
    5 En önemlisi Erdoğan şunu gördü işler kötüye gidince halktan sınırsız destek yok toparlanmak
    zorunda olduğunu anladı.
    Yukarıda saydıklarım bazılarına göre pembe hayal gibi gelebilir ancak yaşayıp göreceğiz.

    • “Ekonominin dibe vurmuş olması” ne diye pembe hayal gibi gelsin ki hamza bey? Şu haberi bugün om anasayfasında gördüm: “Telefon değiştirenlerin oranı yüzde 64’ten yüzde 58’e düştü..” bu oranlara bakılacak olursa son model iphon kullanmak için 2023ü mü beklemek gerekiyor yani..?

  17. Uzun zamandır dostlarımın tezahüratları var: Yaz yaz, çözüm sürecini yaz. Aha da yazıyorum. Umarım ki yayınlarlar, geçen gün işkence ile ilgili paylaşımımı yayınlamadılar.
    Nedir bu Çözüm Süreci? Kuş mudur, deve midir? Süreci nasıl bu kadar yakından biliyorum? Çünkü süreç boyunca Güneydoğu’da yaşıyordum. Daha ortada adı yokken yapılan hazırlıkları görüyordum vs. Gelelim vakalara. Kürt sorununu nasıl çözecekti bu süreç? İşte bunu aradım o zamanki konuşmalarda da şimdi yaptığım aramalarda da. Ama hiç bir yerde bulamadım. Yani Hükümet tarafının nasıl bir çözüm önerisi vardı: Örnek olarak kültürel haklar şunlar, yerel yönetimlere şu haklar verilecek, bölge yada şehirler özerk mi olacak yoksa mevcut şekliyle mi kalacak? PKK dağ kadrosundakilere ne alternatif sunulacak? Hapisteki tutuklu ve hükümlüler ne olacak? Bundan sonra silah bırakmayana ne yapılacak? Çözüm Süreci diye piyasaya sürülen şeyler arasında bunların hiç biri yok, kamuoyu önünde bunlar konuşulmadı bile. Orta alanda top çevirildi. Öcalan güzellemeleri vs. Ve bu önerileri PKK kabul edip dağdan içeceğini açıkladı mı? Ben şu ana kadar PKK’nın şunlar şunlar olursa biz silah bırakırız diye bir açıklamlamasını duymadım, her zaman çelişkili ve muğlaktırlar.
    Derin devlet derin örgüt (PKK) nasıl paslaşır? İşte Çözüm süreci bunun teatral bir sunumuydu. Maalesef figüran olarak saygın kişileri ve masum insanları kullandılar. Her iki taraftan yüzlerce binlerce insanı da kurban ettiler. Süreç başladığında Zaman gazetesi yazarlarından birçoğu dahil medyanın kahir ekseriyeti Çözüm Sürecini ciddi bir sorgulama yapmadan desteklediler. Ben iki nedenle bu sürecin aldatmaca olduğu kanısındaydım hala öyleyim. 1-Her iki tarafın ketumiyeti ve kullandıkları dil. 2-Ortada bunu yapacak birikime sahip bir kadro ve bunların bir önerilerinin olmaması. Artı bu mesele sadece Türkiye’nin ve Kürtlerin çözebileceği mi, öyleyse bu dış güçler hikayeleri nedir? Ne yaptınız da bu dış güçleri bir anda diz çöktürüp devre dışı bıraktınız?
    Çözüm Süreci’ni kim planlamış ve uygulatmış olabilir: 1-PKK 2-ABD (Pentagon, CIA vs) 3-Türk Derin Devleti 4-Erdoğan 5-Bunların birkaçı veya Hepsinin ortak çabaları.
    Benim tercihim 5 nolu cevap. Zamanlamaya bakılırsa Çözüm Süreci iki şeye yaradı:1-Kuzey Suriye’de bir PKK devletçiği kurulmasına ve bunu kuran PKK kolunun bütün Batı dünyasında meşruiyet kazanmasına yol açtı. Hatta bu örgüt (PYD) Türkiye Cumhuriyeti’nden daha etkin ve makbul oldu. 2-Hükümet ve Erdoğan’ın PR (halkla ilişkiler) çalışmasına yardım etti. Popülaritesini artırdıç Hükümete Cemaat’le olan çatışmasında bir müttefik kazandırdı ve geçiş sürecinde kafası rahat oldu.
    İmdi sürecin işleyişinde ne vardı? Tam bir orta oyunu. Bölgeyi PKK’nın kontrolüne bırakmış bir devlet vardı. Süreç başlamadan önce Paris’te üç PKK’lı MİT marifetiyle öldürüldü. Sonra da bunlar için Diyarbakır’da milyonluk bir cenaze töreni düzenlendi. Benzeri bir senaryoyu 1991’de Halkın Emek Partisi Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın cenazesinde görmüştük. 1991’deki uygulamada Devlet eliyle işlenen “faili meçhul” denilen bir cinayetten sonra dört dörtlük bir cenaze töreni düzenlenmesi sağlanıyor, bu sırada devletimiz sinmiş bekliyor, bütün Güneydoğu’dan, hatta Türkiye’den insanlar cenazeye gelebilsin diye ortam hazırlanıyor ve örgüte azami fayda sağlayacak adımlar atılıyor. Vedat Aydın’ın cenazesinde çıkan olaylarda çok sayıda insan öldü ve yaralandı. Böylece Kürt siyasal hareketi ciddi bir siyasi zemin sağladı. Benzeri bir uygulama üç PKK’lının cenazesinde de yapıldı, ama bir farkla burada kimse cenazede olay çıkarmadı. Artık ona ihtiyaç yok, şimdi çözüm pazarlanacak, her iki taraf da bunu biliyor. Her iki olay olduğunda da bölgedeydim ve her ikisinde de aynı şeyleri hissettim. Sabah işe giderken yaşadığımız şehrin sanayi sitesinde erken açılan dükkanları örgüt elemanları kapattırıp herkesi cenazeye gitmeye yönlendiriyorlardı ve bizim devletimiz o sıralarda firardaydı.
    Süreç boyunca bölgede PKK’ya karşı olanları devlet korumadı, çok sayıda korucu öldürüldü, bütün muhalif gruplar örgütle anlaşmaya mecbur kaldı. Özellikle 17 Aralık sonrası PKK doğrudan Cemaat kurumlarına saldırmaya başladı, birçok bina yakıldı, tahrip edildi. Bazı şehirlerde valiler polis ve askerin müdahalesine engel oldular. Surda, Cizre’de örgüt 14-15 yaşındaki çocukları zorla, propagandayla vs. devşirdi ve organize etti. Şehirleri bombayla doldurdu. PKK kendi savaşçı kadrosununun önemli kısmını zaten Suriye’ye geçirmişti. O süreçte onbinlerce genç (çoğu Kürt ama Kürt olmayanlar da var) Kuzey Suriye’ye PYD sayflarında savaşmaya gitti, hem de elini kolunu sallayarak. O dönemde bunlar birçok mecrada yazıldı ve söylendi ama devlet sağır rolü oynadı. PYD’liler Türkiye’de devlet hastanelerinde tedavi edildiler, bunu bizzat gördüm. PKK’nın tehdit ettiği kişilere polis asla sahip çıkmadı, korumadı, şikayetlerini dikkate almadı. AKP’li bir işadamı yaşadığı bir ihtilafın karşı tarafca PKK’ya götürüldüğünü, PKK’nın mahkemesinde kendi aleyhine verilen kararla beşyüz bin TL zarar ettiğini yana yakıla anlatmıştı. Sanırım hala AKP’ye oy veriyor.
    6-8 Ekim olaylarında Güneydoğu’da devlet kontrolü kaybetti. Bu Cumhuriyet tarihinde kısmen Şeyh Sait isyanında olan bir durumdu. Olaylar o kadar organize idi ki öyle kısa zamanda planlanması mümkün değil. Kim nasıl organize etti, Meclis’in araştırması da önlenince muamma olarak kaldı ama devletin istihbarat kurumlarının bunca hazırlıktan haberdar olmamaları mümkün mü? Diyarbakır’ın şaibeli Emniyet Müdürü şehir dışındaymış. Zaten çevresine “Devlet bu bölgeyi PKK’ya bıraktı, biz geçiş sürecine halkı hazırlıyoruz” diyen bir adam. Yolsuzlukları ve ahlaksızlıkları ortaya çıkınca açığa alınmış, 17/25 Aralık sonrası geri çağrılıp bu önemli ilde Müdür olarak çalışıyor ve tabii ki büyük hizmetler (!?) yapıyor.
    Bu süreç başlamadan uzun zaman peşrevi yapıldı. İçişleri Bakanı İ.N. Şahin görevden alınıp yerine malum 17 Aralık Bakanı (M. Güler) atandı. Bundan birkaç ay önce de, 2011’in sonunda, PKK’ya yapılan operasyonlar MİT’in verdiği bir istihbaratla Roboski’de köylüler bombalatılarak durduruldu. O zaman konuyu bilen bazıları amacın Kuzey Suriye’de bir PKK devletçiği kurdurmak olduğunu ve bunun için PKK’nin elinin rahatlatılmasının amaçlandığını yazdılar. Özellikle güvenlik uzmanı Emre Uslu (şu liboş, Amerikancı diye linç edilen ve şimdi twitleri bile Türkiye’de yasak olan kişi) bunları defalarca yazdı. Sonuç ortada değil mi? Şimdi bu olmayan Çözüm Süreci’ni kim, nasıl sabote etmiş? Ve son noktada iki polisin şehit edilmesini PKK üstlendi, sonra kıvırttı, yok yerel birimler yaptı vs. İşin aslı PKK ile Türk derin devleti paslaşıyor. O zaman bu uyarıları yapanlar Amerikan uşağı oluyor, K. Suriye’de PKK’ya bir devlet hediye edenler vatansever.

    • Hakan bey! Galiba siz bir şeyi eklemeyi hatıramamışsınız.
      Barış süreci büyk darbe yiyen PKK nin toparlanması için verilmiş bir araydı. Şimdi hükümet destekcisi olan Bahçeli o zamanla adate kendini yırmıştı “beli kırılmış bir terör õrgütü ile ne masaya oturmasi, bunlar resmen õrgütun toparlanmasi için zaman verdiler”diye.
      Aslında bahçeli AKP ve Erdoğanın gerçek amaçlarını anlatti fakat kimselere inandıramadı! Tıpki Türkeşin oğullari gibi menfaatlari gereği hep Erdoğanın yanında yer aldılar.
      Bukez,Bahçeli oyun oynadi ve gerçek yüzlerini ortaya çıkardı.
      Oysaki Bahçeli bunları hep anlatti milleti inandıramayıncada 15 Temmuzdan sonra Erdoğana Tuzakların şahını kurdu ve hem içerde hemde dişardaki servetinin ortaya çıkmasını hemde gerçek niyetini Dünyaya götermiş oldu.

  18. Kanaatimce şu soruyu her vicdanlı insan kendine soruyor. 2019 yılında, tekrar 11 ekim 1998 tarzında Türkiye’nin bütün vilayetlerinde mesele hakkında el ele tutuşabilecek her fikir, her kültür katmanından farklı insanlar tarafından büyük vicdani bir eylem yapılmasına bugün iktidarda bulunan zevat tarafından müsaade verilir mi? O gün milyonlarca insana 28 şubat sivil darbecilerinin gösterdiği toleransı bugün asayişi sağlayan bürokrat güruhu gözlerini kısarak bakıp işaret almayı bekledikleri beştepeden yeşil ışık alabilir mi? Asıl acı olan hemen hemen her gün bu büyüklükte olmayan ancak hak aramak için sokaklarda ellerinde pankart taşıyıp derdini anlatmak isteyen yüzlerce farklı sebepten mağdur insanın örselendiğini Gergerlioğlu yazmasa, medyada yer bulamadığı için ya kimsenin haberi olmuyor yada başkent sokaklarında umarsız halk kitleleri korkusundan senin derdin nedir? kardeşim bile diyemiyor. Hal böyle olunca 2020 yılında, 28 şubat cuntacılarından daha ağır şartları kendilerine muhalif veya aykırı ses kabilinden olanlara reva gören bir iktidarın erken veya zamanında bir seçim sonucunu umursayacak bir kabiliyeti kalmamıştır. Onlar için son görünmüştür bu sonu eski akpabuçlar sağlayacak zan edenler filmin sonunda Allah CC. nasıl bu milleti kurtarıcılarından, kurtaracağına da şahit olacaktır. Bu çıkış ancak dirayetli ve ferasetli bir toplum hareketi ile olacak ve siyaset zemininden gayretli trol ve mütekait karanlık derin devlet unsurları ile birlikte nerede ise bu milletin 20 yılına mal olan müteahhİT lobisinin temsilcisi olanlar tarihin kendileri hakkında vereceği nihai kararı beklemek için kenara geçecektir. Ancak tarih onları affetmeyeceği gibi büyük mizan kurulduğunda rozet takıp trol yaptıkları dahil, sanem misal kıymet verilenler izharı acz edince ”Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.” Ahzab-67 diyeceklerdir.

  19. 2020 de erken seçim olması demek Cumhur İttifakının pes etmesi , daha önce ANA – SOL – M koalisyonunun pes etmesinde ve seçime gitmesinde gördüğümüz gibi , MHP cephesi yani Bahçeli ‘ nin kararına bağlı görünüyor . Ak parti cenahına baktığımızda bir pes etme görüntüsü yok . Ak parti içinden rakipler çıkacak , bunlar hazırlanmadan bir seçim yapalım fikri , Ak Partiden çok muhalefete yarayacaktır . Bu tür elzem olmayan zorlamalar halkta ters tepiyor . Topkı , 13.000 farka az deyip itiraz edenlerin 800.000 fark yemesi gibi . Seçimlerin 2023 te zamanında yapılması ise Ak oarti içinden ayrılıp parti kuranlara yarar diyecektim ki , demekten vazgeçiyorum çünkü bu adamlar Söylenti siyaseti , sessizlik siyaseti , hiç bir iş yapmama siyaseti dışında hiç bir şey yapmıyorlar . Bunlara 10 sene süre de versen bir şey yapacak gibi görünmüyorlar . Çünkü zamanın ruhunu yakalamayı , birilerinin desteğiyle yakalayacaklarını umuyorlar . Bu birilerinden kastım AB ve İngiltere olabilir . Ancak onlar kendi derdine düşmüş durumdalar . Bizle eskisi gibi uğraşacak halleri yok . Ak parti de ABD desteğini kısmi olarak alabiliyor . 2002 deki destek malum 15 Temmuz sonrası hiç yok . Sabiha Gökçen havalimanı yapılırken , buraya uçak inmiyor , milyonlar niçin harcanıyor diye sıran ( inanmayan YouTube a baksın ) bir Kılıçdaroğlunun ise bence hiç bir seçimde şansı yok . O da bir hizmet edecekse , partisinin önünü açsın . İstifa etsin genel başkanlıktan .

  20. Gerekçeleri pek tutarlı bulamadığımı ifade etmeliyim. “İktidar şimdi yenileceğime 2023 ü beklerim diyebilir” Kaybedeceğini düşünse böyle demesi gerekir. Kazanacağını düşünse neden iktidar ömründen 3 yıl çaldırsın ki? Olası riskler konusunda hak veriyorum sayın yazara ama erken seçim açısından değil. Erken seçim olayı da risk tabi olamaz diyemeyiz ama riskden ziyade bir temenni gibi görünüyor buradan.

  21. Türkiye’de henüz Ak partiye alternatif olacak bir parti yoktur. 2023e kadar alternatif bir parti olursa Ak parti kaybedecektir. 2023te Mansur yavaş bağımsız Cumhurbaşkanı adayı olursa kazanma ihtimali %55 civarında olacaktır. Zira Mansur yavaş milliyetçi kimliğiyle tanınır. Hem muhafazakar hem de milliyetçi oylarını alacaktır. Yeni yılın hepimize hayırlar getirmesi dileğiyle….

    • Sağol nusret, belki farkında değilsin ama bazen doğruya yakın şeyler de söylüyorsun; evet hala en iyisi akparti ve mhp. Mansur yavaşı geçen seçimde m.incenin yerine ortak aday olarak çıkarabilseydiniz şansı vardı ama madamın egosu işleri zok etti. Bu saatten sonra da biraz zor artık…

  22. Umut fakirin ekmeği.trump azledilse yada seçimleri kaybetse 2020 de seçim olsa muhalefetin adayı Gül olsa ve kazansa ne güzel olur değil mi?ama olmayacak.seçim zamanında yapılacak ve Tayyip bey kazanacak.gül aday dahi olamayacak.trump devam edecek.

    • MHP desteği olmadan ayakta bile duramayan bir iktidar için mi bunları söylüyorsunuz? Trump’lu bir dünya da sizler için aliyyül ala herhalde. Bahçeli’ye de bu konuda fazla itimat etmeyin derim,salvoları meşhurdur. Bahçeli, yapılacak ilk seçimde iktidarın tepetaklak olacağına inanmışsa rutin tarihi beklemeden atağa kalkacaktır.

      • Sayın hattat, şu andaki iktidarın ne mhp ye hatta ne de akpartiye ihtiyacı yok farkında mısın? Yani bu başkanlık sistemini düşünenden allah bin kere razı olsun; ne yana kaçsan istikrar, neresinden baksan gene istikrar… Gözünü seveyim, türk pratikliği bu işte..!

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız