Yeni bir 10 yıla girerken mutluluk düşüncelerim

34
Side view of attractive businessman standing and looking into the distance on abstract year 2019, 2020 direction sign board on subtle background. Happy New Year, research and future concept

Hepimizin mutlu olmaya hakkı var; özellikle sonu sıfırla biten yeni bir yıla daha girerken…

Sonunda sıfır bulunan yıllar, kolayca tahmin edebileceğiniz gibi, her 10 yılda bir geliyor. Yıl sonlarında geçmiş 365 günün getirileri-götürüleri üzerinden muhasebe yapılırken, sonu sıfır olan yıla girilirken o 365 günü 10 ile çarpıp geride bırakılan 3650 günün neler getirip götürdüğünü de gözden geçirmekte fayda var.

Ben her 10 yılda bir faydalı gördüğüm o muhasebeyi kendi özelimde yaparım.

Yalan söyleyecek değilim: Hayatımın bundan önceki her 10 yılının sonunda, bir önceki 10 yılda olduğumdan daha verimli bir durumda bulunduğumu fark etmiş, gelecekten umutlarım da her zaman daha yüksek olmuştur.

Sizin durumunuzu bilemem, ama ben, 2020’ye doğru yol alırken, geçmiş 10 yılı değerlendirmemde sevinilecek pek az şey bulabiliyor, umutlarım çok yüksek olsa da gelecekle ilgili beklentilerimi de sınırlı tutuyorum.

Geldiğim yaş itibariyle hislerim kendimle ilgili olamaz, zaten öyle de değil; ancak dışarıya doğru baktığımda kişisel olarak şikayet edebilecekleri pek az şey bulunabilecek genç-yaşlı insanların da benden çok farklı bir durumda olmadıklarını görebiliyorum.

Konumları ve kendilerine gösterilen itibar dolayısıyla bizler gibi olmadıkları düşünülebilecek bir kesim var. Kimi zenginliğine daha büyük zenginlikler katmış durumda bu insanların; kiminin ise yola çıktıkları anda sahip olduklarıyla bugünkü değerleri arasında dünyalar kadar fark var ve onun keyfini yaşamaları beklenir.

Fakat, inanın bana, onların derdi bizleri fersah fersah aşacak büyüklükte.

Reklam

Çok uzak olmayan bir geçmişe bakılarak bugünlerinden büyük mutluluk duymaları gerektiği düşünülebilir, ama hiç de öyle değil; onlar yarınlarından çok az eminler. Bizi üzen neler olduysa şu son yıllarda, hemen hemen hepsi, ya onların ya da onlarla aralarında irtibat kurulabilecek birilerinin eseri ve yarınlarda yaşanacaklar onların uykularını kaçırıyor.

Onlar da bizler gibi mutlu değiller.

Bizler hiç değilse umutluyuz; onların gelecekten umutları da yok.

Yüreğinde ayıp, günah, utanılacak herhangi bir eylemin ağırlığı bulunmayanlardan farklı olarak, attıkları her adımda birilerine zarar verenlerin her gün tetikte bulunma zorunluluğu, insanı yer bitirir çünkü.

Lafı fazla uzatacak değilim.

Bugün 2019 yılının son günü ve yarın sonu sıfırlı yeni bir yıla gireceğiz. Önümüzdeki bir yılın ve sonrasında gelecek diğer yıllarla birlikte gelecekteki toplam 10 yılın, geride bıraktığımız bir ve 10 yıldan daha verimli geçeceği ve bizleri rahatsız eden neler varsa onların çoğunun yerlerini umutlarımızı daha da pekiştirecek güzelliklere bırakacağı kanaatindeyim.

Hepimizin mutlu olmaya hakkı var; o hakkımızı önümüzdeki yıl ve yıllarda mutlaka kullanacağız.

Yeni yılda bütün okurlarıma mutluluklar dilerim.

Reklam

ΩΩΩΩ

34 YORUMLAR

  1. Yaşıyorsak umudumuz var demektir
    Bizler ne badireler atlattık inşallah
    bu sıkıntılı günler de geride kalacaktır.
    Herşeyin gönlümüzce olması dileğiyle
    inşallah 2020 geride bıraktığımız yıldan
    daha iyi olacaktır

    • Geçen yıldan bu kadar muzdaripseniz 2020den umutlu olmanız için pek bir sebep görünmüyor sanki ahmet bey; ama yine de gönlünüze göre bir yıl olsun diyelim..!

  2. ‘SIVIŞ YIL’ BUHRANLARI

    2012 yılında kaybettiğimiz Profesör Halil Sahillioğlu’ndan öğrendiğimize göre İslam devletlerinin gelirlerini oluşturan faaliyetler (örneğin tarım, hayvancılık, balıkçılık) Güneş’in çevrimine bağlı olmasına karşılık, harcamalar için Ay takviminin kullanılması ciddi mali buhranlara yol açmıştı. Çünkü Ay ve Güneş’in çevrimleri arasındaki 11 günlük farklar yüzünden 33. yıla tek bir hasıla (ürün, gelir vs.) isabet ederken tek hasıladan iki vergi almak mümkün olmayınca da mahsulü bu iki yıldan birine sayıp edip diğerini atlamak gerekiyordu. Bu sorunu aşmak için her 33 yılda bir takvimde bir yılı atlamak gerekiyordu. Ancak 33 yıl uzun olduğundan bazı dönemlerde tashih unutuluyor, bazı dönemlerde gecikerek uygulanıyordu. Düzeltme yapılmadığında da bütçe sıkıntısı baş gösteriyordu. Aynı takvimi kullanan Osmanlı Devleti’nde de bu sorunlar yaşanmıştı. Hatta Halil Sahillioğlu’na göre Osmanlı’nın en büyük mali buhranlarının ardında ‘Sıvış Yıl’ denilen bu kayıp yıl meselesi vardı.
    (Kaynak : Ayşe Hür, 04/01/2015.
    http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ayse-hur/romulus-julyen-gregoryan-hicri-rumi-1264604/)

    Günümüzde yaşanan ekonomik sıkıntılar da biraz bu ‘sıvış yıl’ olayına bir tarafından benziyor. Son 10 yılda günü kurtarmak için gelecek yılların gelirleri de önceden harcanmıştır, fakat giderlerin her yıl düzenli ödenmesi gerekmektedir. Hükümet enflasyonu düşük gösterip maaşlara düşük zam yapmış ve adeta 2020’yi ‘sıvış yıl’ ilan ederek işin içinden sıyrılmaya çalışmaktadır. Eskiden 33 yılda bir ‘sıvış yıl’ oluyormuş fakat günümüzde zaman hızlı geçiyor, 10 yılda sıvışmak zamanı geliyor. Artık müneccimbaşı da yok, tarihi ve ekonomiyi (bu arada matematiği) iyi bilmek lazım vesselam.

  3. PEYGAMBER: Yeni bir kitap ve yeni bir şerîat ile bir ümmete veya bütün beşeriyete Allâh tarafından Peygamber olarak gönderilmiş olan zât. Mürsel de denir. Elçi,Elçi Yardımcısı,Resûl,Nebî adında derece isimleri vardır. Allâh’dan haber getiren. Allâh’ı, âhireti, zararlı ve faydalı şeyleri tanıtan. Allâh -cellecelâlühû- nun emriyle vazîfeli olarak insanları doğru yola çağırmak görevleri vardır.
    Resûl-Elçi:Kendine kitap ve şeriat verilen peygamberlerdir.Her Resûl Nebî’dir, fakat her Nebî Resûl değildir. (Elmalılı Tefsiri) ELÇİ:Bir devleti başka bir devlette temsil eden kimse, sefir, bir kişiye veya bir topluluğa haber ulaştıran kişi, peygamber, peygamberlere gelen vahiy meleği. Kelimenin ilk şekli Türkçe’de “ilçi” olup zamanla bugünkü şeklini almıştır. “Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş’ bir elçiyim ” ayeti Kur’an-ı Kerîm’de muhtelif sûrelerde zikredilmektedir. Allah, her ümmete bir elçi göndermiştir (Yûnus suresi,47.ayet;en-Nahl suresi,36- 84-89.ayetler; el-Fâtır suresi, 24 .ayet. Nebî-Elçi Yardımcısı:Kendine kitap ve şeriat verilmeyip ,Resûl ve Elçilerin kitap ve şeriatlerine tabi olan peygamberlerdir.
    Peygamberlerin sayıları,Kuran da ismi zikredilen yirmi beş zattan ibaret değildir. Gerçek sayılarını Allah bilir.Bir hadisin işaretine göre 124.000 peygamber gelmiştir. Bunlardan 313 tanesi resüldür. (bk. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned 5/265-266; İbn Hibbân, es-Sahîh, 2/77).Başka bir hadiste ise,315 resulün bulunduğunu söylemiştir. (bk. İbn Hacer, el-Fetâva’ l-hadîsiyye, s. 180, III. Baskı, Kahire, 1989).
    Müslüman, Allah tarafından tavzif edilen peygamberlerin hepsine de inanıp, iman etmeli ve hepsine de hürmet göstermelidir. İsimlerini bilmesek, muhitlerini tanımasak da onlar Allah’ın görevlendirdiği peygamberlerdir.İmanın şartlarından olan peygamberlere iman konusunda,hiçbir peygamberi dışta bırakmadan hepsinin peygamberliklerini inanmak gerekir.Kendilerine peygamberlik görevi verilmiş olanalrdan ,bazılarının peygamberliklerini inanır bazılarını inanmazsa iman edilmiş olmaz.
    Bu peygamberlerden bazılarının doğum günü kutlanıyor.Müslümanlar mevlüd adı ile Mevlüd kandili şeklinde;hristiyanlar,İsa peygamberinin doğum günü adı ile ve Noel adı altında doğum gününü kutluyor.
    Kur ana atabi müslümanlar sadece Muahmmed in,hristiyanlar sadece İsa nın doğum günü kutluyor.Müslümanlar,İsa nınn doğum günü belli olmasa da, Noel adı ile kutlanan İsa peygamberin doğum gününü caiz değil diye kutlamıyorlar.Müslümana yakışan bütün peygamberleri bizim,sizin demeden hepsine de hürmet göstermektir.
    Bu itibarla,sadece Muhammet ve İsa nın doğum gününü değil,bütün peygamberlerin doğum günleri bilinmemiş olsa dahi ;hepsine de aynı tazim ve saygıyı göstermek amacı ile doğum günlerini belirlenecek bir tarihte kutlamak gerekir diye düşünüyorum. Bazı müslümanlar ”İslamda böyle şey yok.Bu ,bidat olur.” derler kanatımca.Camilere minare ve şerefe ilave etmek ve hopörlör ile ezan okumak da islamda yoktu.Bu da ,bidattı.Faydalı bidat adı altında camilere minare ve şerefe ilave edildi.Bütün peygamberleri tazim ve saygı göstermek amacı ile, hepsinin doğum günü belirlenecek bir tarihte ve toplu olarak niye kutlanmasın? Hangi tarihte kutlansın denilecekse eğer,Kur anın inmeye başladığı ;Ramazan ayının 26.gününü 27 sine bağlayan gece ;yani Kadir gecesi bütün peygamberlerin doğum günün kutlama günü niye olmasın?Bu gecede, Hira mağarasında ilk vahiy gerçekleşmiştir. İlk ayetler Kadir gecesinde indirilmeye başlamıştır. Alak suresinin İkra yani ”oku” diye başlayan ayetler inmiştir(Konu ile ilgisi yok.İlk ayetlerin inmesi , ortaokul 1.sınıfda din dersi sınavımızın bir sorusu idi .Onu hatırladım.).
    Herhalde durum açıklığa kavuştu.O halde ,bu durumu uygulamaya koymak ;Diyanet ve ve din işlerini yürütenlerin ve memleketleri yöneten idarecilerin işidir.Saygılar.

    • Sayın pertav, din işleriyle ilgili paylaşımlarınızı şu yan sayfalardan birinde bizim nurdan ablanın da çok sevdiği bi hocaefendi varmış, oralara filan gönderseniz bu türden yorumlarınızı daha faydalı olur sanıyorum… bu günlük hadi neyse de, belli bi konumuz yok zaten… mutlu yıllar!

  4. Takvim belirlemesi iki kurala dayanıyor. Birincisi 0 (sıfır) yılının tanımlanmasıdır, ikincisi ise bir yılın ölçülmesidir. Takvimin başlangıcı için Yahudiler Hz.Adem’in ve Dünya’nın yaratıldığı gün olduğuna inandıkları ‘Yaratılış Devresini’ esas alır ki eski Hahamlar bunu yanlış bir şekilde MÖ 3761 olarak hesaplamışlar. Hristiyanlar ise Hz.İsa’nın doğum gününü esas alırlar. Fakat önceki Papa Mesih’in doğum yılı için MÖ 4 yılını işaret etmişti. Müslümanlar ise Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği yılı (M.S. 622) takvim başlangıcı için baz alırlar.

    Zamanın ölçülmesi ise bir yılın kaç gün olduğu ile ilgilidir. Eski Mısırlılar ve Romalılar bir yılın 365,X gün olmasına göre hesap yapmışlar. Eski İsrail, Araplar ve Türkler ay takvimini kullanmışlar. Ay takviminde 1 ay 29,5 gün olduğu için yıllar geçtikçe aynı gün farklı mevsimlere denk gelir ve çeşitli sorunlara yol açar. Türkler (Osmanlı) Tanzimat dönemi sonrasında sıfırı hicret yılı olan fakat zamanı güneş yılına göre hesaplayan Rumi takvime geçmişler. Gregoryen takvim ise Julyen takviminin daha da geliştirilmesi ile oluşan ve halen dünyada kullanılan takvimdir. Bu takvimde ancak 8.000 yılda 1 gün hata oluyor. Diğer yandan dünyanın güneş etrafındaki dönüş hızı çok az da olsa yavaşladığı için günler giderek uzayacak ve ya takvim düzenlenecek ya da saatler, ama bu mesele çağımızı ilgilendirmiyor.

    Önümüzdeki 10 yılda neler olur bilemiyorum. Osmanlıda (kehanet ve bunun yanında takvim işlerine de bakan) Müneccimbaşılık makamı 1924’te yani Cumhuriyet döneminde, son Müneccimbaşı Hüseyin Hilmi Efendi’nin ölümüyle sonlanmış. Ancak 29 Ekim 2023’den yeterince önce bazı şeylerin ‘behemehal’ değişmiş olacağı kehanetinde bulunabilirim.

    • Sayın fkt, yıllık hata payı oldukça düşük olan şu atomik saatlerden bi tane alsanız ve bu takvim meselesini kapatsak nasıl olur? Sonuçta zaman göreceli bi kavram yani… mutlu yıllar!

    • Yeni havaalanının gereksiz bir israf olduğunu düşünüyorum. Bir havaalanı varken kapatılıp yenisinin neden inşa edildiğini açıklayan ikna edici sebepler yok maalesef. Kaldı ki havaalanı elbette çok büyük ve çok gösterişli ama kullanışlı değil. Bir yerden bir yere ulaşmak havaalanı içinde çok zaman alıcı. Terminaller arası raylı hat vb düşünülmemiş ve çok zaman alıyor ve yorucu. İç hatlarda bile kapılar (gate) arası en az 100 m mesafe var. Dışarda havaalanlarında o aralığa en az 5 kapı koyuyorlar. Gereksiz bir büyüklük ve oldukça yorucu. Görünüm güzel ama kullanışlılık çok zayıf.

  5. Mim e özel açıklamaya yapmışlar… değerini bil mim…

    30.12.2019 (dün) İstanbul Havalimanı’nda gerçekleşen operasyonda rüzgar sebebi ile 13 pas geçme yaşanmıştır. Bu yılın Nisan – Aralık dönemi ile geçen yılın aynı döneminde İstanbul Havalimanı ve Atatürk Havalimanı karşılaştırıldığında; İstanbul Havalimanı’nda 620 uçak pisti pas geçerken, bu rakam Atatürk Havalimanı’nda geçen yıl 1.016 olarak gerçekleşmiştir. Tüm bu yıl ortalamaları da gösteriyor ki; uçakların pisti pas geçme oranında İstanbul Havalimanı, Atatürk Havalimanı’nın geçen yılki pas geçme sayısının yaklaşık olarak yarısı seviyesindedir.

    Havacılıkta pas geçme ve divert, emniyetli bir uçuşun önemli aşaması olup pilotların uçuş güvenliği için uygun gördüğü prosedürlerdir.

    İstanbul’u etkileyen olumsuz hava koşullarına rağmen İstanbul Havalimanı’nda, operasyon kesintisiz olarak devam etmekte ve herhangi bir sefer iptali bulunmamaktadır”

    Güvenle uçaklara binebilirmişsin mim… hiç gittin mi bu arada yeni havalimanına… belki gururlanırsın falan… neyse gitme sen aklın çelinir şimdi… Seneye görüşürüz mim…
    Hayırlı ömürler herkese…

    • Tek taraflı bir istatistik haberi. Geçen yıl AHL taşınma telaşındaydı. Daha uzun süreli bir kıyaslama ve bulabilirsek eğer bağımsız denetçi raporu gerekir. Daha eski yıllarda durum neymiş mesela? Bozacının şahidi şıracı yöntemiyle olmaz bu işler.
      Not : İddia gerçekten doğru ise de bundan ancak memnun olurum. Fakat söyleyenin inandırıcı olması kaydıyla. İki yıl sonunda durum netleşecektir.

      • Yav zaten taşınma yılının avantajına rağmen eski meydanda o kadar aksama olmuş, normal bir dönemde zaten uçaklar yeşilköye inebilmek için saatlerce havada tur atıyordu…!

          • Yapılınca binersin artık…Mahçup olma bence göğsünü kabartabilirsin…Allah hastalık vermesin göğsünü kabartıp Şehir hastanelerine de gidebilirsin…Çocuklarını bilişim vadisinde çalışmaya teşvik edebilirsin… Yapılsın veya yapılmasın demiyorum uygunsa yapılısın…kanal istanbulunun tadını da çıkarabilirsin…Vatan için ne yapılıyorsa faydalan kardeşim…Bu vatan hepimizin…Ekrem de bir şeyler yapsın onu da alkışlayalım…

          • Amma da bi habersin mim…. Amerikada ki silikon vadisi var ya onun gibi bi şey…Türkler kurucak…. sevin…
            Chpler gibi istemezük mü…

            Türkiye’nin bilişim ve nitelikli üretim üssü “Bilişim Vadisi” hızla yükseliyor. 3,5 milyon metrekare alan üzerine inşa edilen “Bilişim Vadisi” tamamlandığı 100 bin kişiye istihdam sağlayacak. 5 bin firmanın faaliyet göstereceği “Bilişim Vadisi” Ar-Ge ve üretime uçtan uça entegre bir endüstri ortamı sağlayacak.

            Ticaretin sosyal merkezi
            Sanayinin odak noktası Kocaeli Gebze’de inşa edilen “Bilişim Vadisi” 1.5 milyon metrekare kapalı alandan oluşacak. Dünya ölçeğindeki bu dev projede yönetim merkezleri, Ar-Ge kuleleri, kuluçka merkezleri, test merkezleri, üretim alanları, çok amaçlı konferans salonları, alanları teknik ve sosyal donatı alanları, yat limanı ve ticari merkezler yer alacak.

            Genç beyinleri teşvik edecek
            Büyüyen Türkiye’nin Ar-Ge ve nitelikli üretim yerleşkesi Bilişim Vadisi, ülkemizin ihtiyaç duyduğu bilgiye dayalı, katma değeri yüksek üretimin de ana yüklenicisi olacak. Aynı zamanda girişimcilere de kucak açacak olan Bilişim Vadisi, kuluçkadan üretim aşamasına kadar genç ve girişken beyinleri teşvik ve desteklerle buluşturacak.
            http://www.sanayigazetesi.com.tr/haber/amp/12506

            https://images.app.goo.gl/6VJzAws8o8sQq4n38

            Düşüncesi bile güzel….
            Her şey güzel olacak lafıyla olmuyor bu işler…
            Gerçi sen eleştirecek bir şey bulursun… olsun be…

    • türkeş, biryerlerden birşeyler alıyorsun da maşallah sende iman gani gani. iktidarın her söylediğine kurandan fazla iman ediyorsun. Hiç aklına, yazdıklarıyın yalan olduğu gelmiyor değil mi?

      – akp-mhp kliği Allah bir diyorsa bir bit yeniği vardır.

      • senin reisine inanırsak esenboğa havalanını akp yaptı. evimizde buzdolabı vs. yoktu bunlar getirdi. doğmadan önce chpnin 45 kişilik sınıfında eğitim gördü. doğmamış kızı, kapıya “babacığım seni çoook özledim” diye not yazdı.
        – Ha bu arada, bizim çocuklar sene 2020’de 45 kişilik sınıflarda eğitim görüyor.
        – BÜTÜN AKP VE MHPLİLERLE BİRLİKTDE SEN DE UTAN!
        – 2020 senesinde çocuklar 45 kişilik sınıflarda ders görüyorken, bu iktidarı savunmak için insanın derisinin bir acayip birşey olması gerekir.

        • 45 kişilik okul olmasın o hamza bey, eğer öyleyse daha tasarruflu olsun diye kapatılıp taşımalı eğitime geçilmesi gerekir; hangi okul bu..?

  6. GELECEK ON YILDA KAÇIMIZ HAYATTA OLACAĞIZ ACABA?
    Her şey tükenecek ve çekip gideceğiz.
    İz bırakanlar veya bırakamayanlar.
    KÖTÜ İZ BIRAKANLAR.
    İYİ İZ BIRAKANLAR.
    Bazen de iyi bilinip sonra çok kötü oldukları öğrenilenler.
    Bazen de çok kötü bilinip sonradan çok iyi oldukları öğrenilenler.
    Sonuç ta herkesin dileği bir gün gerçeklerin tam olarak öğrenilmesi.
    Bu dünyada bunun tam öğrenilmesi imkansız.
    Akıl sahipleri imkansız olan işlerde işleri yaratıcı güce havale etmekten başka çare bulamaz.
    HERKESİN KENDİNCE KENDİNİ HAKLI BULDUĞU BİR YARATICI BULMUŞ DURUMDA.
    Ben şimdiye kadar diğer tarafa borçlu gideceğine inanan insan görmedim.
    Herkes alacağının borcundan daima yüksek olduğuna inanmakta.
    Ne yaptım sa insanlığın iyiliği için yaptım iddiasın da.
    GELECEK YILLARIMIZIN EN İYİ VE BİRBİRİNE KARŞI ÇOK DAHA AZ ZARARLI BUNA KARŞI GEÇEN YILLARDAN ÇOK DAHA FAYDALI GEÇMESİ DİLEĞİYLE.
    Herkese geçtiğinde pişman olmayacağı gelecekte iyi yıllar dilerim.

    • Avam arkadaş, bu kadar felsefeye ne gerek var; insan ölür eseri kalır eşek ölür semeri kalır, hepsi bu… dış güçlere işleri havale ederek ancak oralarda 400dönümlük bi malikane alınabilir, o kadar… mutlu yıllar!

  7. Noel (Christmas) nedir, ne zaman kutlanır? Noel Baba kimdir?
    Hristiyan inancının bir parçası olan Noel, bir diğer adıyla Christmas kutlamaları bugün başlıyor. Kutlamalarla birlikte Noel Baba da bir kez daha gündeme geldi. Dünya’da ilk Noel kutlaması Roma’da 336 yılında yapılmıştı.
    Noel, her yıl 25 Aralık tarihinde kutlanan, İsa Peygamberin doğumunun hatırlatıldığı Hristiyan bayramıdır.İsa Peygamberin doğum günü bilinmese da 25 Aralık kabul edilmiştir. Christmas da denilen Noel,İsa Peygamberin doğumu ile ilgili olarak; Doğuş Bayramı, Kutsal Doğuş veya Milat Yortusu olarak da bilininen bir bayramdır. Noel, her yıl dünyadaki Hristiyanların çoğunluğu tarafından 25 Aralık’ta kutlanır. Kutlamalar 24 Aralık’ta Noel arifesiyle başlar ve bazı ülkelerde 26 Aralık akşamına kadar devam eder. Ermeni Kilisesi gibi bazı Doğu Ortodoks Kiliseleri, Jülyen takviminde 25 Aralık’a denk gelen 6 Ocak’ı Noel olarak kutlarlar.Hristiyanların çoğunlukta olduğu ülkelerde pratik olarak Noel tatili yılbaşı tatiliyle birleştirilir.
    Bazı Ortodoks kiliselerinin Noel’i Jülyen takvimine göre kutlamasının nedeni, miladi (Gregoryen) takvimin Katolik Papa XIII. Gregory tarafından düzenlettirilmiş olmasıdır. Bununla birlikte bazı Ortodoks kiliseleri miladi takvime dönüşüm yapmış ve 25 Aralık’ta kutlamaya başlamıştır

    Dünyadaki Noel gelenekleri çeşitlidir, ancak kutlamalar genellikle ışık, kırmızı- yeşil renkler ve umut temalarını içerir. Noel öncesinde evlere ve kamuya açık yerlere kurulan çam ağaçları süsleniyor ve sokaklar ışıklandırılıyor. Öğlen aile yemeği yeniliyor ve geleneksel bir Noel yemeği menüsünde genellikle hindi ile yapılan yemekler yer alıyor. Evlerde süslenen çam ağaçlarının çevresine hediyeler bırakılıyor.

    20. yüzyılın başlarından itibaren Yılbaşı, Hristiyan olmayanlar tarafından da kutlanan, dinî motiflerinden arınmış, hediye alışverişi etrafında yoğunlaşan bir bayram olarak da kutlanmaya başlamıştır. Bu seküler Noel versiyonunda mitolojik figür Noel Baba temel bir rol oynar.
    Noel Baba, Noel arifesini Noel’e bağlayan gece evlere gizlice girerek çocuklara hediye bıraktığına inanılan efsanevi kişi

    Elfleri ile birlikte çocuklar için oyuncaklar yapar. Çocuklar kendisine mektupla Noel için hangi hediyeyi istediklerini bildirir. Noel Baba da ren geyiklerinin çektiği uçan kızağını hediyelerle doldurur ve evlere bacalardan girerek herkesin hediyesini dağıtır. Bu arada çocuklar tarafından; kendisi ve geyikleri için süt, kurabiye, havuç gibi yiyecek ve içecekler bırakılır.
    Noel Bayramı sık sık yılbaşı ile karıştırılıyor ancak ikisi aynı şey değil. Noel, İsa Peygamber’in doğum gününün kutlandığı Hristiyanlara özgü bir bayram. Yılbaşı ise belli bir dinin bayramı değil, birçok ülkede bir yılın bitip, diğerinin başlamasının kutlandığı geceye verilen ad. Noel 25 Aralık’ta kutlanırken; yılbaşı 31 Aralık gecesi kutlanıyor.
    Müslümanların yılbaşı kutlamaları yapmasında dinen bir mahsur yoktur.Ancak,kutlamalarda haram işlenmemesi,haram karıştırılmaması gerekir.Alkollü veya uyuşturucu içki ve yiyecekler yenmesi,kumar,müstehcen kutlamalar ve görseller,dansöz oynatma veya seyretme,zina,taciz veya tecavüz vs gibi ve her çeşit haramdan uzak olunması gerekir. Bir müslüman,bayramda nasıl davranması gerekiyorsa öyledavranmalıdır.Hediyeleşme,sevgi,saygı,haramalardan uzak durma,çocukları sevindirme,helal ölçüsünde bayramlaşma ve biribirini kutlama,helal ölçüsünde eğlenme gibi fiillerin dinen sakıncası yoktur.

  8. Yazarımız geçmiş 10 yılda sevinilecek çok az şey buluyormuş.Ben aynı kanaatte değilim.Son 10 yıl,kendinden önceki iki 10 yıldan çok daha verimli geçti,sevinmemiz gereken bir çok gelişme bu dönemde yaşandı.

    Geçtiğimiz 10 yıllara biraz daha yakından bakalım:

    1990-2000 arasında 28 Şubat sürecini yaşadık.Mütedeyyin kesim üzerinde baskılar arttıkça arttı.Bu kesim bunaltıldı adeta.Katsayı engeli getirildi.12 yaşından küçüklere Kur’an öğretimi yasaklandı. İmam-Hatiplerdeki kız öğrencilerin bile başları açıldı.Üniversiteli kız öğrenciler okullarını bırakmak zorunda kaldı.Açık lise sınavına giren ev hanımlarından bile başlarını açmaları istendi. Ekonomik durum da hiç iç açıcı değildi.Enflasyon yüzde yüz elliydi.Yüzde dörtyüz faizle hazine bonosu çıkarıldı,yani devlet kısa vadeli borç aldı.

    Gelelim 2000-2010 arasına.Bu dönemde yasaklar tüm şiddeti ile sürdü.Bir Ak Parti milletvekili “Bizim asıl amacımız başörtüsünü kamuda serbest bırakmak” lafını ağzından kaçırınca çok küçük çaplı
    sayılmayacak bir kıyamet kopmuştu. Medya,okularda namaz kılan öğrenci, kamuda başörtülü memur avlamakla meşguldü.Başımızda eşi başörtülü milletvekilini eşsiz davet eden bir cumhurbaşkanı vardı.2007’de Meclis 367 garabeti yüzünden cumhurbaşkanını seçemedi.e-muhtırayı bu dönemde yaşadık.İktidardaki bir partiye kapatma davası açıldı.Asker siyasilere ayar verip
    duruyordu.Kürtçe konusundaki kısıtlamalar devam ediyordu.

    Fehmi Bey’in beğenmediği son 10 yıla gelince…Fikir ve inanç hürriyeti konusundaki bütün reformlar bu 10 yılda gerçekleşti.Son 10 yılda vesayet kurumları geriletildi,IMF ile işimiz bitti,başörtüsü yasağı,12 yaşından küçüklere Kur’an öğrenme yasağı,Kürtçe yasağı kalktı. Azınlık vakıfların malları iade edildi.Daha da önemlisi Fetönün farkına 2010’dan sonra varıldı ve kamu kurumlarından büyük ölçüde ayıklandı.

    Fehmi Bey’in son 10 yılda sevinecek fazla bir şey bulamaması bu dönemin önemli bir kısmında arkadaşı Abdullah Gül’ün olmaması ve önceki 10 yıllarda yaşadığımız bazı sıkıntıları unutmuş olmasından kaynaklanıyor gibi geldi bana.

    • Bekir abi dün şöyle yazmıştınız ;Bekir
      29 Aralık 2019 at 12:16
      Fehmi Bey,bu kadar okumanın yazmanın,
      İngilizce,Arapça,Türkçe gazeteleri takip etmenin yanında film de izleyebiliyor. Herhalde bunu memuriyet gibi,ticaret gibi bir işi olmamasına,hayatını kalemiyle kazanmış olmasına…

      Bast-ı zaman kavramı size ne ifade ediyor?
      Mesela benim gibi ilkel biri de bast-ı zaman edebilir mi?

    • Kuran kurslarında Kuran’ın ne dediğini değil de Arapça harflerin nasıl okunduğunu öğretmeye devam ettiğimiz sürece kimse gelişmiş, erdemli, ahlaklı bir toplum beklemesin. / Ali Şeriati

  9. Allah yar ve yardımcımız olsun…
    Yeni yıl yeni hayırlara vesile olsun…
    Selam dua hürmet ve muhabbetlerimle…
    Sağlıklı olarak nice yıllara ve de hizmetlere…

    • Sönmez bey biliyorsunuz o termik santrallerin bacalarına filtreler takılacak, hayırlısıyla ne karabulut kalır ne de toz bulutu… mutlu yıllar!

  10. Fehmi bey! Okurlarınızdan birisi olarak, bende sizelere mutluluklar dilerim.
    Evet 2019 yılı en karanlık yılların başında geliyordu: ve bittmek üzere! 2020
    Yılı şafakın ilk işıklari ile başlayacağı konusunda umutlu olanlardan biriside benim.

    2020 yılı Savaşların yerini barışa bırakacak bir yıįl olması dileklerimle herkesin yeni yılı berekeyti,sağlıklı, sihatli, başarılı hayırlı, mutlu ve umutlu olsun.

    • Nurdan abla hala bitmedi mi bu martın sonu bahar, şafak vakti yılın ilk ışıklarıyla geliyoruz, o da olmadı yeni particikler bi kurulsun bakalım da muhabbeti..? Yav belki yüz kere söyledik çok biliyorsanız bi parti kurun diye, bu kaçınçı parti olacak hala aynı, mal bu… mutlu yıllar!

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız