ABD başkan seçiyor, TL’nin değeri düşüyor… Bu ne yaman çelişki…

46
Fotoğraf Türkiye gazetesinden..

Önce bir televizyon programında, TL’nin yabancı paralar karşısında değer kaybetmesi üzerine kendisine yöneltilen bir soruya, hazine ve maliye bakanının, “Yoksa siz maaşınızı dolar olarak mı alıyorsunuz?” karşı-sorusuyla mukabele ettiği görüldü.

Bir süre önce ülkemizde mukavelelerin yabancı paralar cinsinden yapılması yasaklanmıştı, o yasak hala devam ediyor mu, bilmiyorum. Bizde yasakların etkisi mendil kuruyana kadar sürer; o sebeple yasak bile olsa birileri maaşını dolar cinsinden de alıyor olabilir.

Herkes soru-cevabın başka yönüyle ilgilendi, ben ise ikisi arasında bir münasebet kuramadığım için, cevaba bakıp “Ne alaka?” diye düşündüm. 

Daha sonra, yeni ekonomik planın tanıtım toplantısında, aynı bakanın, yine benzer bir soruyla karşılaştığında, “Ben döviz kuruna bakmıyorum, döviz kuru benim için önemli değil” tepkisini verdiği duyuldu.

Soru-cevap arasındaki münasebetsizlik bu kez de sırıttı.

Önem vermediği konularla da gerektiğinde ilgilenir insan.  

Ekonomiden sorumlu bakanın o soruya doğrudan cevap vermesi beklenirdi.

Bakanın önemsiz gördüğü için ilgilenmediğini söylediği konuyu emekli maaşımı TL cinsinden aldığım halde es geçemiyorum. İki para arasındaki ilişki TL açısından kötüye gidiyorsa, her ay elime aynı miktarda geçen para ile çoğu ithal ihtiyaç maddelerinden daha az şey alabiliyorum çünkü. 

Reklam

İşin meraklıları market alışverişinin ana eksenini teşkil eden bazı temel ihtiyaç maddelerinde her ay fiyat değişimini de takip ediyorlar; onların verdiği bilgilere göre malların her hafta değişen ederleri yüzünden paramızın pula dönmesine az kaldı.

Nedir bu durumun sebebi Allah lillah aşkına?

AK Parti’ye yakın gazeteden 1 milyonluk cevap

AK Parti çevreleri konu üzerinde bakan kadar bile durmuyorlar. O hiç değilse ara sıra sorulara muhatap oluyor ve ağzından ‘dolar’ sözcüğü çıkıyor. AK Partililer TL konusunu bakana bırakmış gibiler ve konuyla hiçbiri ilgilenir görünmüyor.

Ya medya? Medyanın büyük bölümü “Bu da geçer yahu” havasında; “Reis ne yapar eder, paramızı yeniden eski değerine kavuşturur” diye düşünüyor olmalılar. “Karadeniz’de doğalgaz, Akdeniz’de petrol çıkmaya başlaması ile birlikte her şey değişecek” güvencesine bel bağlayanları da olabilir. Hatta aralarında “Bugün paramız karşısında değer kazanır görünen diğer ülkelerin paralarının başına bir haller gelir ve bir bakmışsınız en değerli para bizimki oluvermiş” diye düşüneni de varsa şaşırmam. 

Hak yemek istemem. Bozuk saat bile günde iki kez doğru vakti gösterir. Elinde fenerle “Adam arıyorum” diye sokaklarda dolaşan Diyojen gibi, ben de, elimde büyüteç, AK Parti’nin değer verdiği gazetelerde, ekonomide, dış politikada, toplumsal dengelerde birikmiş sorunlara gerçekçi yaklaşarak kaleme alınmış haber ve yorum arıyorum.

“Olmayacak dua” demeyin, geçenlerde yazdığım gibi, her arayanın aradığını her zaman bulamayabileceğini bilirim, ama yine de bulanlar arayanlardır.

Nitekim ben de aradığımı Türkiye gazetesinde, ‘ekonomi servisi’ imzalı bir haberde buldum.

Reklam

Haberin şu başlığı beni kendine çekti: “Biden gerilimi! Dolar 8 TL’ye yaklaştı”

Doların 8 TL’ye yaklaştığını kabul etmesi bile başlı başına haber bu haberin.

Müsamahanıza sığınarak yalnız ekonomik durumumuz bakımından değil dış politikaya yaklaşım açısından da çok açıklayıcı bulduğum bu haberi olduğu gibi aktarayım:

“Türkiye karşıtı başkan adayı anketlerde önde… ABD’de Biden seçilirse; D. Akdeniz ve Suriye’de millî çıkarlarımızla ilgili duruşumuzun hedef alınacağı öne sürülüyor. Bu gerilimle dövizde tırmanış sürüyor.

ABD seçimlerine artık sayılı günler kala, son anketlerde Demokrat Parti başkan adayı Joe Biden’ın önde gitmesi, iç piyasada gerilimi tırmandırıyor. Bütün dünyada sakin seyreden döviz kurları, Türkiye karşıtı başkan adayının seçilme ihtimalinin yükselmesi ile içeride tırmanmaya devam ediyor. Dolar 7,94’ü görerek yeni zirve yaptı. Avro da 9,35 ile rekor kırdı. ABD’li yatırım bankası JP Morgan tarafından hazırlanan raporda da, Biden’ın başkan seçilmesi durumunda en çok kaybedecek para birimlerinin Türk lirası ve Rus rublesi olacağı iddia edildi.

ÜÇ KRİTİK PROBLEM

JP Morgan ‘ABD ile Türkiye arasında S-400 füzeleri, Doğu Akdeniz ve Suriye kaynaklı gerilimler artabilir. Bu da Türk varlıkları için olumsuz’ tahminini öne sürdü. Biden’ın geçmişte Türkiye ile ilgili yaptığı açıklamalara işaret eden JP Morgan ‘Türkiye, füzelerin kurulumunu belirsiz bir geleceğe erteledi ve Başkan Donald Trump CAATSA yaptırımları kapsamında adım atmadı. Ancak Biden yönetimindeki ABD, Türkiye’ye karşı S-400’ler konusunda farklı bir duruş gösterebilir. Suriye’de Kürtler konusunda gerilimin artması da, YPG ile iş birliği yapan ABD ve Türkiye arasındaki tansiyonu yükseltebilir. Biden yönetimi, buna daha güçlü bir cevap verebilir’ yorumunu paylaştı. Bu arada Biden, Doğu Akdeniz konusunda da geçtiğimiz günlerde ‘Trump yönetimi, Yunanistan’a yönelik bölgede herhangi bir provokatif eylemden kaçınması, askerî tehditleri bırakması ve diplomasi için Türkiye’ye baskı yapmalı’ ifadelerini kullanmıştı. Yunanistan’ın eylemlerine ilişkin herhangi bir yorum yapmaması da dikkat çekmişti.

AYASOFYA ÇAĞRISI!

Biden ayrıca, 86 yıl sonra müzeden camiye çevrilen Ayasofya’nın tekrar müze statüsüne çevrilmesi konusunda da ‘Başkan Erdoğan’a, Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi kararını geri alarak, Ortodoks inancı da dâhil olmak üzere herkesin eşit haklara sahip olabileceği müze statüsüne geri çevrilmesi çağrısı yapıyorum’ açıklamasında bulunmuştu. Biden’ın ocak ayında New York Times’a verdiği bir röportajda, Türkiye’deki seçilmiş iktidarı hedef alan ve geçen ay kamuoyuna yansıyan açıklamalarına da Ankara sert tepki göstermişti.

PANDEMİ SEBEBİYLE DÖVİZ GİRİŞİ AZALIYOR

Türkiye’de döviz arzı bu yıl pandemiden çok etkilendi. Ocak-eylül döneminde, geçen yılın aynı aralığına göre ülkenin ihracat gelirleri yüzde 10,9 düşüşle 118,3 milyar dolara geriledi. İthalat giderleri yüzde 1,5 artışla 156,2 milyar dolara çıktı. Dış ticaret açığı yüzde 79,6 artışla 38 milyar dolara tırmandı. Geçen yılın ilk yedi ayında 12 milyar dolar olan Türkiye’nin net turizm geliri ise bu yılın aynı döneminde 3 milyar dolara kadar geriledi. Yıl başından bugüne kadar yabancılar, pandemi endişesiyle borsadan 5,5 milyar dolarlık, Türk tahvili piyasasından da 8 milyar dolarlık çıkış yaptı. Bu süreçte devreye giren Merkez Bankasının da rezervleri etkilendi. Sonuç olarak döviz gelirlerinin düşmesi, kurlar üzerinde baskı oluşturuyor.”

Haberde yer alan bilgiler dış basını izlediğim için bana yabancı değil; yalnızca bizim gazeteleri okuyorsanız, hele baktığınız gazete AK Parti’nin takdirine mazhar olanlardan biri ise, yukarıdaki ayrıntıları ilk defa okuyor bile olabilirsiniz.

Haber çoktandır alışkın olmadığımız açık bir dille yazılmış. Şu bilgilere bakın: İhracat azaldı. Turizmden beklenen döviz gelmedi. Merkez Bankası’nın rezervleri tükendi. Borsadan yabancılar kaçtı.

Umarım ekonomiden sorumlu olanlar da haberi okumuşlardır.

Kendilerine yardımcı olmak için haberi aynen aktardım. Ekonomiden sorumlu bakan ileride aynı soruya yine maruz kalırsa, bu haberde yer alan ayrıntıların kendisinde bıraktığı izlenime uygun bir cevap verirse iyi olur.

“Maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz?” veya “Ben döviz kuruyla ilgilenmiyorum” cevaplarından daha makul bir cevaba ihtiyaç var.

Joe Biden’in ABD’ye başkan olması engellenirse Türkiye’de bizim düze çıkabilmemiz umudu haberin içeriğinden kendini belli ediyor; herhalde fark etmişsinizdir…

“O konuda ne yapabiliriz?” diye düşünenler vardır herhalde.

ΩΩΩΩ

46 YORUMLAR

  1. Dün, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliev’e gazeteciler tarafından kimi sorular soruldu.

    Bunlardan iki tanesini aşağıya aktarıyorum:

    SORU 1:

    (Rus РБК televizyonu muhabiri soruyor): “Bakü’yü gezdim, çok sayıda Azerbaycan ve Türk bayrağı gördüm ancak hiç Rusya bayrağı görmedim, Azerbaycan’da Rusya’nın etkisi azaldı mı?”

    SORU 2:

    (Rusya liderliğinde Moskova’da yapılan ateşkes anlaşmasından sonra bir gazetecinin sorduğu soru) “Neden Türkiye masada yok?”

    Brinci soru (bol Türk bayraklı Bakü sorusu) havuz medyasında parlatılarak verliyor.

    İkinci soru haberi ise havuz medyası gazetelerinin HİÇBİRİNDE YOK.

    Neden?

  2. Belki Ahmet Bey bizi aydınlatır diye düşünüp sormuş olalım:

    Rus Dıişleri Bakanı Lavrov’un aşağıdaki açıklaması NEDEN havuz medyasında yok, Ahmet Bey?

    Rusya, apaçık biçimde, “Türkiye masada olmayacak. Bir alçak tabure koyup arabulucu sıfatıyla fasulye kontenjanından bile kendisinde masanın bir tarafında yer bulamayacak Türkiye” demeğe getiriyor basına verdiği mülakatta.

    Neden sizin havuz medyasında yok bu haber? Hürriyet’te yok. Sabah’ta yok. Yenişafak’ta yok. (“Karantinada herkes kilo alırken o incecik oldu” haberi ve bir hatunun fotoğrafları 11 kutuluk ana haber karelerinde var ama!)

    Buyurun:

    ““Rusya, Azerbaycan’ın Türkiye önerisini reddetti.

    Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Azerbaycan’ın, Dağlık Karabağ’ın geleceğiyle ilgili yürütülen görüşmelere Türkiye’nin de katılması önerisini reddettiklerini açıkladı.

    Moskova’da Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan ile ortak basın toplantısı düzenleyen Lavrov, Rusya, ABD ve Fransa’nın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) himayesi altında çözüm arayışına devam etmesi gerektiğini söyledi.”

    Bakın sizi nasıl sazan gibi avlayıp sazanlaştırdıklarını da bir örnekle açıklıyayım:

    Yenişafak’ın ana sayfa haberi:

    “Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Rusya televizyon kanalı РБК’ya röportaj verdi. РБК muhabirinin Bakü’yü gezdiğini, çok sayıda Azerbaycan ve Türk bayrağı gördüğünü ancak hiç Rusya bayrağı görmediğini belirterek ‘Azerbaycan’da Rusya’nın etkisi azaldı mı?’ diye sordu.”

    Yenişafak’ın Aliev’e sorulmuş olan, ama “Bulandırma denizi, uyandırma . . .” diyerek görmek istemediği bir başka soru haberini da benden duymuş olun:

    “Türkiye neden masada yok?” 🙂

  3. Gündemde, tarikatların devlete sızması sorunu var. Muhalefet bu iddiayı ortaya atarken iktidar yandaşı gazeteci, hukukçu ve proflar böyle bir şey olmadığını iddia ediyorlar. Hatta demokratik insan hakları gereğince bir devlet görevlisinin tarikat mensubu olabileceği görüşünü savunuyorlar. Bunda bir mahsur yokmuş, yeter ki tarikat liderinden emir almasınmış. İçişleri bakanı Süleyman Soylu da aynı görüşte.

    İktidarın muktedirliği pamuk ipliğine bağlı anlaşılan. Destek olarak tarikat ipine sarılıyorlar. Sarılsınlar bakalım.

    • Sorun var demezler zaten de, acaba muhalefetten de “yeterki tarikat liderlerinden emir almamaları önemli olan!” diyen var mı?
      Eğer varsa vay halimize, bi on yıl daha..

  4. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Türkiye’ye verdikleri askeri teçhizatın Dağlık Karabağ’a sevk edildiğine dair iddialarla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu.

    Ottawa yönetimi mayıs ayında Kanadalı L3Harris Wescam şirketine, görüntüleme ve hedefleme sistemlerini bir Türk drone üreticisine ihraç etme izni verdi. Bakü yönetiminin Dağlık Karabağ’da kullandığı aynı materyaller suçlamaların merkezinde. Azerbaycan’ın Türk Baykar şirketi tarafından yapılan insansız hava araçlarını kullandığı iddia ediliyor.

    Kanadalı silah kontrol grubu Project Ploughshares, Azeri hava kuvvetleri tarafından yayınlanan hava harekatlarının videosunda kullanılan dronların, Kanada merkezli L3Harris Technologies LHX.N birimi olan L3Harris Wescam tarafından yapılan görüntüleme ve hedefleme sistemleriyle donatıldığını gösterdiğini söyledi.

    Kanadalı yetkililer iddiaların doğrulanması durumunda Kanada’nın Türkiye’ye silah ihracatını durdurabileceğini söylüyor.

    https://tr.euronews.com/2020/10/03/kanada-turkiye-ye-sat-lan-askeri-techizat-n-dagl-k-karabag-da-kullan-ld-g-iddias-sorusturu

  5. Ekonomist Dr.Mahfi Eğilmez, son 17 yıl ile (2002-2019) ondan önceki 17 yıl (1985-2002) arasında temel ekonomi kriterleri ile bir kıyaslama yapmış. Elde edilen sonuca göre 17 yıllık AKP dönemi önceki 17 yıllık dönemden daha iyi bir performansa sahip değil.

    http://www.mahfiegilmez.com/2020/01/turkiye-ekonomisinin-son-17-yl.html

    Bu sonucu değerlendirirken AKP dönemindeki şu ekonomik özellikleri ayrıca hesaba katmak gerektiğine de dikkat çekmektedir.
    – Dolarizasyon yılları nedeniyle olağanüstü yabancı sermaye girmesi,
    – Özelleştirmeler yoluyla 61 milyar dolar gelir elde edilmesi,
    – Toplam dış borcun 130 milyar dolardan 445 milyar dolara çıkması.

    Mahfi Bey her türlü polemikten uzak durduğu için bu makalesinde şu etkenleri de dikkate almamış. (Bunları başka makalelerinde yazmıştı ve başka ekonomistler de dile getirmişti)
    – GSYH hesaplamasında yapılan yöntem değişiklikleri ile kişi başı milli gelir 2006 yılında 2.000 dolar, 2014 yılında 1.500 dolar kağıt üzerinde artmıştı. (Başka ülkeler de GSYH hesap yöntemlerinde değişiklik yapmıştı, bunda bir sorun yok. Sorun olan eski ile yeniyi kıyaslarken eşit şartlarda kıyaslama yapılmayıp yanıltıcı rakamlar ile kandırmaya gidilmesidir).
    – Kalkınma hızları yakın geçmişteki bir yıl baz alınarak hep onun üzerinden hesaplanıyor. 2015’de 1998 yılı yerine 2009 yılı baz alındı. Baz (referans) yılı yakın geçmişin ortalamasını temsil eden bir yıl olmalıdır. Fakat 2009 yılı, 2008’de yaşanan Mortgage krizi nedeniyle -%4,7 küçülme ile sonuçlanmıştır. Buna göre daha sonraki bir yılda %0,0 kalkınma olsa bile sanki +%4,7 kalkınma olmuş gibi çıkmaktadır. (son 5 yılın kalkınma hızı rakamlarından 4,7 puan düşmek gerekir!)
    – Yap-işlet-devret yöntemiyle borçlanarak yapılan işler devletin borcu olarak gözükmüyor. Halbuki hazineden ödenmesi veya geçen vatandaşın ödeyecek olması bir şeyi değiştirmez. Bu mega projeler bedavaya mı yapıldı?
    – Değerli konut/arazi/arsaların yabacılara satışlarından 100 milyar dolardan fazla gelir elde edildi.
    – GSYH ve kişi başı milli gelir hesabında dış borçlar dikkate alınmıyor, yöntem böyle. Halbuki mevcut GSYH ve kişi başı milli gelir 130 milyar dolar dış borç veya 445 milyar dolar dış borca göre farklı anlamlara sahiptir.

    Son söz : Vatandaşın bu sayılardan anlamaması normaldir de anlaması gerekenlerin anlamaması normal değildir. Sözüm havuz medyasına değil, onlar avantalarına bakıyor. Sözüm tahsilli olup iktidar yanlısı yorumlar yazan ve çok bilmiş geçinenlere. Ekonomi davulu yakında ramazan topu gibi patlayacak (maalesef).

      • Öyle bi bilgi yok ta şöyle bi bilgi var.
        Bi kere IMF’yi Erdovan Reis kovmuş. Sonra da tefecilerden 3-5 katı bi faizle borç üstüne borç almış. Neden böyle yapmış dersen öyle bi bilgi yok. Fekat iktisat mütehassısları şöyle der imiş. Eger Erdovan grediyi ayemeften alsa imiş parayı nirde harcaycan diye sorarlar imiş. Emme tefeciler büle bi soru sormazlar imiş. Anadın mı?

        • Doğrudur. IMF, kredi anlaşması yaptığı tüm ülkelere, verdiği kredinin nasıl kullanılacağı konusunda koşullar dayatır. Kamu harcamalarının azaltılması, çalışanların ücret düzeylerinin düşük tutulması ve bu yollarla kamu maliyesinin rayına sokulması, bu koşulların adeta ‘klasikleşmiş’ olanlarıdır. Yani, IMF, verdiği kredinin nereye harcanacağında söz sahibidir ve bunu denetler.

          Bu, Erdoğan iktidarının işine gelmez. Yandaşa aktarılan kamu kaynakları (yani vatandaşlardan vergi olarak toplanan para) üzerinde bir denetim, bu iktidar için bir gulyabani gibidir.

          Erdoğan’ın IMF’e yanaşmayıp çok çok daha yüksek faizle Londra merkezli tefecilerden borç almasının bir nedeni de, madara olma korkusudur.

          (1) Halkımız IMF’i sevmez. “Kemer sıkma”nın pratik anlamını iyi bilir. Bunun düşük ücret düzeyleri olduğunu yaşayarak öğrenmiştir. Bir IMF anlaşması, halkımızı homur homur kılar.

          (2) Meydanlarda, “IMF’i kovduk, yetmedi, bunlara borç bile veriyoruz” deyip çok alkış almışlığı vardır Reis’in.

      • Kıymetli değerli şeyler yüzyıllardır bu topraklarda gömülmek suretiyle saklanır, muhafaza edilir. (Çoğu zaman gömenin ömrü yetmez çıkarmaya. Boşa havaya gider birikimler. Oda şansa.)
        Gerek olduğu zaman çıkarılır. Şu anda da gerek yokmuş demekki. Bizdeki şanssızlık zaten bulaşıcı. Biz yiyemiyoz, gidiyor ya komşuya, ya faize, ya dövize.

    • Her türlü üfürüm diyorsun.O olmazsa sıradaki.Algı algı nereye kadar.
      Çok yakında Oruc reis in bulduğu S400 lerin uçak avalam videolarını seyredeceksin.
      O zamanki sosyalist analizimizi dur şimdiden tahmin edeyim “Bunları Oruc reis buldu.Ben demiştim oruç reis petrol değil gömülen s400 un yerini arıyor ” diye.
      Vuruştuğumuz ülkelere bak hizaya gel.ABD,Rusya,Fransa .. diğer aparatif ülkeleri saymıyorum.Burada en ufak bir taktiksel harekette biel ne oldu Reisinize diye naralar.
      Sanki Cumhuriyet tarihinde aynı anda bu ülkelere ölümne hiç mücadele edilmiş mi?
      Hemde 10 cephede.Neyse yollara selam algıya devam görevinizi aksatmayın yeni hedef bahara seçim

  6. Türkiye sahlaniyor, ekonomi uçuyor.
    Biz akp liler, umudumuzu S 400 lere bagladik.
    Onlarin dolari varsa bizimde allahimiz var.
    Fakirlerde sabretmesini bilecek, cennete ilk önce fakirler girecek.
    Cennete girmek ne büyük mutluluk.
    Fakirler zenginlige özenipde öbür dünyasini helak etmesin.
    Türkiye yi yönetenler itibardan tasarruf edilmez diyor.
    Dünya bizi kiskaniyor, onlarin bizim baskanin saraylari, uçak filolari, korumalari yok,
    Onun icin bizi cok kiskaniyorlar.

  7. H.Gayret

    Akparti iktidarından bir gün önce dolar kaç liraydı bugün kaç lira?(yalnız o zamanki 6 sıfırını da eklemeyi unutmadan)
    Yorumu Cevapla

    akp iktidara geldiği 2002 yılının kasım ayında dolar 1.5 lira civarındaydı.

     https://www-birgun-net.cdn.ampproject.org/v/s/www.birgun.net/amp/haber/akp-nin-dolarla-imtihani-299201?amp_js_v=a6&_gsa=1&usqp=mq331AQHKAFQArABIA%3D%3D#aoh=16024352238359&referrer=https%3A%2F%2Fwww.google.com&_tf=From%20%251%24s&ampshare=https%3A%2F%2Fwww.birgun.net%2Fhaber%2Fakp-nin-dolarla-imtihani-299201

    2005 yılında paradan 6 sıfır atıldığında ise 1 dolar 1.3448 ytl seviyesindeydi.

    o günkü kur değerlerine göre;

    5 YTL = 3,72 dolar = 2,74 euro

    10 YTL = 7,44 dolar = 5,49 euro

    50 YTL = 37,20 dolar = 27,48 euro

    100 YTL = 74,40 dolar = 54,96 euro  olarak hesaplanıyordu.

    bu gün 1 dolar 7.94 lira.
    buna göre paradan 6 sıfır atıldığı tarihte 100 liraya 74.40 dolar alınıyorkan bu gün 100 liraya sadece 12.59 dolar alınabiliyor. nerdeeeen nereye!

    6 sıfır eklemeyi de ihmal etmeyelim: 100.000.000 liraya 12,59 dolar. venezüella olmuşuz, h.gayret farkında değil. umarım bu rakamlar gözünü açar.

    https://www-gazeteduvar-com-tr.cdn.ampproject.org/v/s/www.gazeteduvar.com.tr/amp/paradan-6-sifir-atildiginda-dolar-euro-tl-nasildi-haber-980271?amp_js_v=a6&_gsa=1&usqp=mq331AQHKAFQArABIA%3D%3D#aoh=16024351428479&csi=1&referrer=https%3A%2F%2Fwww.google.com&_tf=From%20%251%24s&ampshare=https%3A%2F%2Fwww.gazeteduvar.com.tr%2Fekonomi%2F2020%2F08%2F07%2Fparadan-6-sifir-atildiginda-dolar-euro-tl-nasildi

  8. terör yuvalarıyla mücadelede her türlü yöntem serbest olmalıdır; allahını seven stk/stö denilen bu örgütlere karşı direnişe ve taarruza geçmelidir!
    Düşman bellidir; yerli ya da yabancı stk/stö ler!

  9. Erken seçim yeni oyun planı
    Biri uzaktan fısıldadı
    Kılıçdaroğlu 2 ay önce ne seçimi derken şimdi seçim diyorsa kucağına biri birşey fısıldamış
    15 temmuza giderken de aynı senaryo idi
    Isıd a yardım ediyor
    Kaçacak
    Bir gece indirilecek

    Darbeden. Sonra bu tiyatro dedi

    Yani kulağına 14. Katta ne üfleniyorsa
    Bakalım planların en büyüğünü rabbim yapar

  10. fırsatım olunca daha uzun yazarım ama şimdi öncelikle şu erken seçim meselesi üzerine yazayım. daha önceden de defalarca yazdım ama insan trol olunca, haliyle kafası apır çekimde çalışıyor:
    – erken seçim olur ya da olmaz. fakat bu iktidar 2023’e kadar gitmez. çünkü, ülkeyi artık yönetilemez noktaya getirdi. artık ülkeyi 2023’e kadar yönetemez.
    – onun için boşuna nefesinizi erken seçim olur-olmaz konularında tüketmeyin.
    – maske olayı yönetememe yeteneğinden küçük bir gösteriydi. metiner-soylu çekişmesi, enginyurtun “hain” ilan edilmesi, istanbulda yeni kurulan baro için, kuruluş öncesi genelev müdavimlerini bile utandıran yandaşlar arası atışmalar yönetememe hastalığının “vaka” olarak kabul edilmeyen semptomlarıdır.
    – bu bağlamda, kamuoyu yoklamalarının anlamı: “seçim olursa” şartında az biraz anlam ifade eder.
    – “az biraz” diyorum. çünkü, daha önceden de dedalarca yazdığım gibi, türkiye zor bir dönemden geçiyor ve hem insanların hem de toplumların davranışları herbir konuşmaya, herbir karara, herbir davranışa göre hemen değişebiliyor.
    – yani, bir gün önce büyük desteğe sahip olan bir parti, kısa bir süre sonra dolar karşısındaki tl gibi eriyebilir.
    – yine daha önce yazdığım gibi, iktidar açısından sorun halkın desteğinin azalıp- artması değil, iktidar açısından sorun, vakıfbank yönetim kuruluna atanmayı bekleyen güreşçi sayısının, yönetim kurulu üyeliğini kat kat aşmasıdır. – – yani, önemli mevkilerdeki yandaşlara veya yandaş şirketlere, cennet satın alabilecekleri kadar yetim hakkı dağıtamamasıdır.
    – venezuella, rusya, iran gibi üşkelerin böyle bir sorunu yok, çünkü Allah onlara doğalgaz, petrol, satıp satıp satılık insan kılıklı mahlukları satın alabilecekleri kaynaklar vermiş.
    – Allah bu konuda akp ve mhplilere biraz ketum davranmış.
    – eğer Allah, bunlara ketum davranmamış olsaydı, %32’nin üzerinde artan dolara rağmen enflasyonu %11 kusür çıkarmayı becerenlerin %20 olan oylarını % 80 gibi bir halk teveccühüne dönüştüremeyeceğini düşünmek fazlasıyla saflık olur.
    – işin bu yönüyle de, kamuoyu yoklamalarının önemi “az biraz”dan öteye geçmiyor.
    – cübbelinin çıkışını ve soylunun tarikatların devlette kadrolaştıklarına ilişkin ifadelere gösterdiği tepkiyi de semptomlara örnek olarak ilave etmek gerekir. özellikle bazı kaymakamların görevden alınması sonrası bu tartışma, vakıfbank yönetim kuruluna atanmayı bekleyen güreşçiler arasındaki elenselerden biri olarak önemli diye düşünüyorum.
    – gemi örneğini, ilk terkeden noktasından değil, ilk önce atılacaklar noktasından düşünmek gerekir.

    • Blimiyom valla. Deva2020 virüsü pik yaptığında rakam Aydınlık’ın isithbarat servisinin önüne gelir. Özelden bağlanır sorarsınız.

  11. Sayın Ahmet Bey’e havuz medyasında bulamayacağı haberlerim var.

    Rusya başkanlığında Moskova’da yürütülen Azerbaycan-Ermenistan arasındaki ateşkes müzakerelerinden, barış görüşmelerine başlanması ve ABD, Fransa, Rusya’nın arabulucu olması kararı çıkmış. Türkiye devre dışı. Arabulucu rolü bile layık görülmemiş.

    Ve, az önce Karar Gazetesi’ne düşen haber: “Karabağ’da geçici ateşkesle sonuçlanan Moskova görüşmesini olumlu bulduğunu söyleyen Aliyev, Karabağ sorununun çözümüne en büyük katkıyı Rusya’nın yapabileceğini ifade etti.”

    Aliev’in bu ifadelerin yer aldığı açıklamasını okudum. Eğer açıklamasının tam metni bu ise, Türkiye sözcüğü bir kez olsun geçmiyor.

    Hayırdır, Ahmet Bey. Bu ne iş?

    • Sn Bernar bey gelişmeleri takip etmek gerekir daha başlarken ateşkes bozuldu.Yol biraz uzun bekleyip görmek lazım.Turkiye taca mi çıktı yoksa olayın merkezinde mi belli olur.Herhalde bu sorunda dış politikanin yanlış olduğunu iddia etmeyeceksiniz.

      • Selamlar Ahmet Bey. An itibarıyla, Türkiye taç çizgisinin öbür tarafında, yani saha dışında. Rus Dışişleri Bakanı’nın son açıklaması az önce düştü gazetelere haber ajanslarından (sizin havuz medyasına değil elbette, orada, Emel’in sıfır makyaj resimleri haber değeri taşıyor, malumunuz.)

        “Rusya, Azerbaycan’ın Türkiye önerisini reddetti.

        Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Azerbaycan’ın, Dağlık Karabağ’ın geleceğiyle ilgili yürütülen görüşmelere Türkiye’nin de katılması önerisini reddettiklerini açıkladı.

        Moskova’da Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan ile ortak basın toplantısı düzenleyen Lavrov, Rusya, ABD ve Fransa’nın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) himayesi altında çözüm arayışına devam etmesi gerektiğini söyledi.”

        Elbette Türkiye Azerbaycan’ın yanında durmalı, mümkün olan tüm desteği vermeli. Ama, her şeyi zafer gibi göstermek gerçekten baydı artık. Benim itirazım buna.

        Bir de artık uyanmak lazım: Her ülke kendi çıkarına bakar dış siyasette. Bu nedenle Azerbaycan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya yanaşmıyor. Yine aynı nedenle Azerbaycan Türkiye’nin arabulucu gibi bir rolle dahi masada oturamamasını dert etmiyor, Aliev, “Bu sorunu Rusya çözer” diyor.

        Dış siyaset, hamaset kaldırmadığı gibi, duygusallık da kaldırmıyor.

        Neyse.

        Takipte kalalım.

        Ben size şunu söyliyeyim: Azerbaycan işgalden kurtartığı kasabaları elinde tutar, Ermenistan’a geri vermez. Ama, Karabağ’ı işgalden kurtarmak açıkça *ham hayal*. Erdoğan yine sizlere hayal satıyor. Ermenistan Karabağ’ı elde tutmaya devam edecek. Azerbaycan’a da işgalden kurtardığı topraklar kalacak.

        Olacak üç aşağı beş yukarı budur.

  12. Deva Partisi hakkındaki sırıtan bilgi yoksunluğuna rağmen gelip bana Deva Partisi’nin ne olup olmadığını anlatan arkadaşların ilgisine hürmetle sunmak isterim:

    (1) Deva Partisi’nin 132 sayfalık parti programında, “Atatürk” sözcüğü hiçbir yerde geçmez. Bu, programda uzunca yer verilmiş, “Eğitim”, “öğretmenler”, “ilk öğretim”, “ortaöğrenim müfredatı”, “üniversiteler”, “kültür ve sanat”, “gençlik” gibi program başlıklarına rağmen böyledir. Bu sözcüğün belirdiği tek bir istisna, “Dış Politika” bölümünde, o da, “Yurtta barış, dünyada barış” şiaraına atfen kurulu cümledir.

    (2) Bu 132 sayfalık parti programı metninde, “Türk” sözcüğüne sadece iki yerde rastlarsınız. Bunlardan birisi, bir kurum ismi olan “Türk Silahlı kuvvetleri” ibaresinde geçer. İkinci olarak da şu cümlede belirir: “(. . .) dış politikamızda eğileceğimiz başlıklar bakımından bütün komşularımız, NATO müttefiklerimiz, AB ortaklarımız, Türk Dünyası, Akraba Topluluklar ve Arap-İslam Dünyası ile ilişkileri güçlendirmek öncelik taşıyacaktır.”

    (3) Bu 132 sayfalık parti programı metninde, “laik” ya da “laiklik” sözcüğüne sadece bir kez, o da hayli tırışkadan bir ayrıntı (bir sıfat) olarak rastlarsınız.

    (4) Cumhuriyet, cumhuriyet devrimleri gibi terimlere bir kez bile rastlamazsınız.

    Yani, bilerek konuşmakta sonsuz faideler vardır. 🙂

  13. Diyanet konuşmasında gerçek mumin yoklukta sabretmek tir çünkü biz suriye ‘lilere 40milyar $ dolar harcadık saray masrafı çok ki sayın koru hocam seçime gidiyoruz bence akp secmendim ekonomi iyileşti rmemiz lazım. üretim……..yoksa hep böyle gitmez düşünüyorum hayat pahalı ligi başına alıp. gitmiş sistem yeni tutmadı çünkü kimse memnun değil bahçe li ne diyerse o olur..akp kendini bitirdi..

  14. Felaket tellallığı yapmayı sürdürdüğüm için başta Ha Gayret olmak üzere AKP iktidarından memnun arkadaşlar kızmasınlar. Belki böyle yaparak bile insanları, en azından bu sayfayı ve yorumları okuyanları uyarmış oluyorum. İçlerinden birinin bile “Ya adam haklı çıkarsa” diye varsayıp daha ekonomik daha tutumlu kararlar almasına neden olmak bana yeter. Corona gösterdi ki artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Zaten daha okuma yazma bilmeyen çocukların ellerinde laptop, bsyr varsa istenildiği kadar olmaz, olamaz denilsin yüzyüze eğitimin sonuna gelinmiştir. Çocukları eğitmek için bambaşka yollar bulmalıyız. Zaten mevcut eğitim (doğrusu eğitimsizlik) zengin/fakir/genç/yaşlı fark etmiyor; yolları, doğayı, çevreyi kirletmemeyi bile öğretemiyordu. İmam hatip saçmalığından herkese gına geldiğini görmeyenlere yararım olamaz. Bu dünyayı kazanamayan, öteki tarafı kazanamaz. Allah’ın kimsenin günde beş vakit yatıp kalkmasına, bilmediği dilde birşeyler okumasına ihtiyacı olmadığını anlaması için insanın saksısının az buçuk çalışması yeter. Yalan söyleme, kimseye zarar verme, çevreni koru. Hep slogan ve beylik laflara kanarız; hayatta ekonomi sağlıktan daha önemlidir, önce sağlık palavrasına inanmayın. Paran yok sürünüyorsan ne yapayım sağlığı. Sağlığını bile parayla geri kazanma umudun var. Paran yoksa geber git daha iyi, sürünmektense. Hele hele hiç hak etmedikleri halde çalıp çırpmakla, sahtekarlık ve dolandırıcılıkla elde edilmiş zenginlikleri ile etrafa mikrop saçanlar çoğalmışsa. Bu yüzden hayatta en önemli şey ekonomidir. Ekonomi iyiyse keyfin vardır, arkadaşın vardır, dostun vardır, umudun vardır, korkun azdır. BİR MAYMUNU ÖLÜMDEN SONRA GİDECEĞİ MAYMUN CENNETİNDEKİ SINIRSIZ MUZLA KANDIRARAK ELİNDEKİ MUZU VERMEYE ASLA İKNA EDEMEZSİNİZ demiş YUVAL NOAH HARARİ . Gerçek budur, doğru da. Dünya bizi kıskanıyor, ekonomik krizler teğet geçiyor, pandemiden karla çıkacağız palavralarına inananların muzla kandırılamayanlardan farkını kendileri sorgulayabilirler. Tek övünülen otoyol ve havaalanları. Yolcu ve geçiş garantili ve bedeli onyıllarca dolarla ödenecek. Allah aşkına Türkiye’de iyiye giden tek bir şey, umut veren tek bir haber veriniz. Adalet,eğitim,ekonomi,özgürlük? Aşağılık CHP (hoş beş para etmez bir partidir, hele KK sı ile) herşeyi mahvetti; son 70 yılda çıkarılan kanunların binde birini çıkaran olmadığı halde. Bilirsiniz “Paran kadar konuş” deyişimiz vardır; paramız pul. “Param yok ama itibarım var” deriz; aklı başında, demokrasisi, insan hakları ve özgürlükleri sorgulanmayan tüm devletler insanımıza vize vermek için takla attırıyor, TC pasaportunu takan yok, dolayısı ile itibarımız da. Aklı ve imkanı olan köyüne dönsün. Devlet olarak iyi geçindiğimiz komşumuz kalmadı, belki iyi geçinecek komşuları köyümüzde kendimiz yaratabiliriz.

    • Yahya bey kusura bakmayın ama adamınız maymunları hiç tanımıyormuş, siz de tabii. Ama köye dönüş fikrinize katılıyorum; özellikle de istanbulun yüksek kesimlerinde oturanlar susuz günlere hazır olsunlar, çünkü ibb damacana sularıyla kaç kez yıkanabilirsiniz? İskiden sonra hamidiye vurgununa herkes hazır olsun, benden söylemesi!

  15. 15 yıl bu akp ye oy verdim ama artık hiçbir umudum kakmadi.nedenmi bir ülke düşünün lüks harcaması millet kan ağlarken bile artıyor adamlar 2 yılda 1.5 milyar eski para katrilyon araç kirasına veriyor,ve ayrıca eski bakanlara lüks araç alınması için kanun çıkarıyorlar diyorumya hiç umut yok saray desen günlük milyonlar harcıyor gizlenen birşey değil bu israfa hiçbir hazine dayanmaz ABD bile daha ne diyeceksin bu ülke ile ne duzelebilirki bu davranış biçimi ile bir tane vatan evladı demiyor akp bin içinden biz ne yapıyoruz diye yazıklar olsun.dolar boyel giderse hep artaca durum 2000 den daha beter bence

  16. Ben doların ne olduğuyla ilgilenmiyorum. Tıpkı muhabirin uzattığı mikrofona “ben siyasetle de ekonomiyle de ilgilenmiyom” diyen 20-25 yaşlardaki geçler gibi. Belki eğitim ve kültürü yetmiyor o soruya cevap vermeye, umarım öyledir.
    Velevki umut bitmiş, ruh gitmiş, dükkan kapanmış, ayşe tatile çıkmışsa eğer, vay ki vay vay, vay halimize.
    Ekonominin tepesindeki umursamaz ise benim hiç gıdımda değil. Gazetecinin? Belki.
    Siyasetçinin? Bu durumda bilemdim simdi.
    A.Davutoğlu biraz değindi sanki, o kadar.
    ABD başgan adayı hagia sophia ile ilgileniyor aslında, yetmez mi?
    Bize ne lazım, dalırmış şuymuş buymuş.
    Dalarda çıkarda..

  17. Aslında bu cevapları veren bir bakanın ;çağdaş ve gerçekten demokratik bir ülkede derhal görevinden alınması veya istifa etmesinin sağlanması gerekir ! Ülkemizin panoramik olarak ortaya konan parlak ! ekonomik durumu için AKP sevdalılarının bu köşede uygun cevaplar vermesini bekliyoruz ; köprü, otoyol , hastahane edebiyatı yapmadan ve doğrudan burada belirtilen sorunlara cevap teşkil edecek şekilde olmasını rica ediyoruz ! ABD deki seçimlerden ise demek ki biz Allahtan ehven-i şer bir sonuç bekliyoruz ; olsun , Reyiz’imiz dünyaya meydan okuyor ,ABD neymiş ki ! Vız gelir tırıs gider ! Bu arada Hocamın da müsadesiyle dünkü Ç.Toker’in yazısından bir bilgi notu paylaşmak istiyorum : Bizim MB , personeli için normal SGK kesintileri yapılmasına rağmen ayrıca özel bir sağlık sigortasıyla anlaşma yapılmış ve bu güne kadar (herhalde 2013 den beri) 39 milyon lira bankadan ödeme yapılmış ! Bir diğer konu ise ; yasaya göre temsil ve ağırlama giderleri için yıllık bazda , başkan ve yardımcısının bir aylık net maaşının iki katına müsade edildiği halde geçen sene bu limit çok çok aşılarak 17 milyon lirayı bulmuş .Ben asla hakkımı helal etmiyorum , öbür dünyada iki elim yakalarında olacaktır ; bu dünya kimseye baki değil ! Herkese selam ve saygılar sunarım

  18. “‘Reis ne yapar eder, paramızı yeniden eski değerine kavuşturur.’ diye düşünüyor olmalılar.” Böyle yazmış sayın Koru.

    Havuz medyasının köşe kapmışlarının gerçekten ve samimiyetle böyle düşünüyor olabileceklerinden fazlasıyla kuşkuluyum (zaten, yazarın kendine özgü üslubunu bilenler, onun bu ifadesindeki ince alaycılığın farkındadırlar herhalde).

    Fakat, emin olunuz, hala daha iktidarın arkasında duran AK Parti seçmenleri arasında, “Reis ne yapar eder, ekonomiyi düzeltir” beklentisi çok yaygın.

    İyi de bunu nereden biliyorum?

    Öyle ya, üç yılı aşkın süredir ülke dışında yaşıyorum. Dahası, bütün o dönem boyunca ağzımdan iki Türkçe sözcük çıkmış değil (Türkiye konsolosluğuna gitmek durumunda kaldığım iki sefer dışında). Çünkü, buralarda Türkçe konuşan bir insana rast gelme olasılığı, asgari üçcretli bir çalışanın buzdolabından ejder meyvesi çıkması gibi bir şey.

    Söz konusu kanaatin iktidar seçmenleri ararasında yaygın olduğunu, hafta sonları dahil, her gün üç dört tanesinin video olarak Youtube’a yükendiği sokak ropörtajlarından biliyorum.

    Hiç dudak büküp küçümsemeyin o sokak ropörtajlarını.

    Merak edip izleyenlerin hemen hepsini muhalif kişiler. Ropörtajları yapanlar da öyle. Bunlardan, iktidarın oy yitirip yitirmediğine ilişkin bir gözleme varılabileceğini düşünmek budalalık olur.

    Ne var ki, sıradan AK Parti seçmeninin zihin ve duygu dünyasının ip uçlarını yakalamak açısından çok işlevsel o ropörtajlarda konuşan insanlar. Öyle olduğu için, üç aya yakın süredir, bir gün dahi sektirmeden, ben hepsini izliyorum. Az buz bir rakam değil: Nereden baksanız, dört farklı sokak ropörtajcısından günde ortalama 30 Cumhur İttifakı seçmeni dinlemiş olsam, bu, üç aylık zaman diliminde toplam 2.700’ün üzerinde bir rakam olur.

    Önceleri, yapılacak ilk seçimde yine AK Parti’ye oy vereceklerini söyleyen seçmenlerde, en sık rastlanan kanaat (ki neden iktidara destek olduklarının da gerekçesini oluşturuyordu o kanaat) şuydu:

    “Sadece Türkiye değil ki, bütün dünyayı etkiledi pandemi. İktidarla ilgisi yok.”

    Erdoğan düşmanlarının bilerek durumu kötü göstermeye çalıştıklarını söyleyenler de oluyordu. ‘Dış güçler’ zaten malumunuz. Yine sıkça işitilen bir başka argüman, işsizlik meselesinin abartıldığı, insanların iş beğenmezlik yaptıkları, özellikle gençlerin hep masa başı, dolgun ücretli iş beklentisinde oldukları idi.

    Bunları yine işitiyoruz. Fakat, eğilimin, ekonominin pekala çok kötü durumda olduğunun kabulü yönünde seyretmeye başladığı çok açık.

    Şimdiki iki yeni ve temel argüman şunlar:

    “Sen söyle o zaman kime vereyim oyumu? Var mı ortada oy verecek bir parti?”

    (Bu, “Ekonomik gidişat tersine çevrilir mi, durum düzelir mi, bunu bilemem. Ama, bunu yapsa yapsa yine Erdoğan yapar.” fikrinin dolaylı bir versiyonu. Erdoğan’ın düzeltebileceğinden de pek emin değiller, ama muhalif partilerle olmayacağından çok emin görünüyorlar.)

    “Nankörlük etmeyelim. Bize iyi günleri yaşatmış olan da bu partiydi.”

    Sanırım, sıklıkla ve periyodik olarak anket yaptırdığı bilinen Erdoğan da gördü anketlerde bu değişimi.

    Şöyle:

    Seçmenlerinizin “Kimse durumu abartmasın. Pandemi her ülkeyi zorluyor.” ile “İşsizlik değil kardeşim, iş beğenmezlik var.” modunda oldukları bir resimde, “Orda burda söylenenlere kulak asmayın. Ekonomimiz gayet de iyi.” safsatasını onlara yedirebilirsiniz.

    Ama, daha önce o modda olan seçmenlerinizin şimdi “Evet, ekonomi kötü. Peki Kılıçdaroğlu mu düzeltecek?” moduna giriyor olduğu bir düşünce ve ruh hali konjonktüründe, o safsata giderek tehlikeli olmaya başlar:

    “Reis iyi diyor, ama benim durum aydan aya çok kötüleşiyor.” (Reis’in inandırıcılık sorunu)

    Erdoğan, durduk yerde “İyi mümin isen, çilekeş mümin olacaksın” moduna geçmedi.

    Ekonomiyi yere çaktığını ve düzeltemeyeceğini biliyor. Uçuyoruz kaçıyoruz’un raf ömrünün tükendiğini de görüyor. O lafızla gidemez. Gitmeye kalkışırsa seçmeni yabancılaşır.

    Bu yüzden, şimdi ana tema şu olacak:

    “Göreyim bakayım ne kadar iyi Müslümansın. Ekonomi iyiyken ‘Reisimiz dünya lideri!’ Şimdi, pandemi dolayısıyla da işler boka sardığında, ‘Reisle olmuyor’ mu diyeceksin? Yakışır mı bu sana? Sırf para işlerinden dolayı mı beni sevdin, destekledin? Bizim bir davamız yok mu?”

    Peki satar mı bu yeni stratejik ürün pazarda?

    Hayır. Satmaz.

    AK Parti’nin oyu Aralık’tan çıkıp Şubat’a girilirken yüzde 30’un altı.

    Herhalde muhalif partiler de görüyor bunu ki, “Bahçeli bizi seçime götür!” kampanyası başladı son üç günde.

    Erken seçimin bir siyasetçinin arzu veya rızası işi olduğunu sanan Selami Bey’in dünyadan haberi yok.

    Kafası az biraz çalışana, müneccimlik kolay zanaat.

  19. AKP hükümeti,ABD ile olan dış ilişkileede Trump a güvendi . Erdoğan, O’nunla devlet ilişkilerinin ötesinde yaklaşımda bulundu.Trump un ”Dostum Erdoğan!” sözlerinde ifadesini bulan,galiba sadece Erdoğan ın dostluğu idi.Bu dostukta ABD nin ERdoğan ve çevresinin ABD ki mal varlıklarını dondurma tehtidi yatıyor kanısındayım.Şimdi Trump,ABD başkanlığına elveda demeye hazırlanıyor.Seçmen destek kuvveti hergün artan sayın Biden,ABD başkanlığını kazanacak görünüyor.Biden in Türkiye hakkındaki dış politikası AKP hükümetinin hiç de hoşuna gitmiyor.Demekki,dış işleri poitikası küllüyen yanlışmış. O zaman ne olacak?Trump a bağlı Türk-ABD ilişkileri ne yolda olacak?Mal varlıklarını dondurma ve kırlgan Türk ekonomisinin tehtitler altında olması,Türk dış işleri poitikası ve ABD etmenleri karşısında Erdoğan ın B planı ne?Galiba ,Erdoğan ın B planı yok.”Öncede saldır,sonara darıl;saldım çayıra,Mevlam kayıra,”ey filan-ey fişman!”,iç güçler dış güçler,dünya bizi kıskanıyor gibi güdük ve saltanatı sürdürme tarzı politikaların şimdiye kadar ne hayrı oldu?Saygılar.

  20. İç dış politika iflas etti:Sorumlu dış güçler,dünya bizi kıskanıyor!Dostluklar bitti düşmanlıklar ve çıkar ilişkileri revaçta:Sorumlu muhalefet.Döviz kurları yükseldikçe yükseliyor,TL nin değeri düştükçe düşüyor:Sorumlu dış güçler ve muhalefet.Faiz düşünce enflasyon düşecek dendi merkez bankasının idaresi hükümete geçti.Sonuç ortada;işsizlik,enflasyon,devülasyon,döviz kurlarındaki yükseliş zirve üstüne zirve yapıyor.Sorumlu yine iç ve dış güçler,hain muhalefet.Problem çok,say da say.Ama AKP hükümeti ve onlara arka çıkanların bahaneleri hazır:İç dış güçler,muhallefet-özellikle CHP-hainler,ajanlar vs.vs.Hükümetin görevi ,bahanelere sığınıp sorumluluğu üzerine kattiyen almamak ve suçu daima birilerine yüklemek midir?Öyleyse,AKP nin iktidar olmasına hiç gerek yok.Şu alıntım herhalde herşeyi açıklıyordur: ”Geçmiş en büyük propaganda dehası sayılan Dr. Goebbels’in kuramlarından bazıları…
    İnsanların beyin tembelliğine dayanarak hareket edin…
    Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır.
    Bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, halk o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser.
    Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur.
    Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır.
    Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin.
    Asla kabahat ve suç üstlenmeyin.
    Kendinizi savunmak yerine karşınızdakileri sürekli savunmada bırakın.
    Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın.
    Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. Çünkü onları kandırmak kolaydır.
    Sanki bunların aynısını yapan biri var gibi Türkiye’de…”Kaynak:Yalçın Bayer/Dr. Goebbels kuramları.Hürriyet.com.Halk arasında bir deyim vardır:”İnadım inat,adım kel Murat.”Suçu hep başkasında arayan inat bir iktidar,elbette hem dünyanın hem memleketin baş belasıdır.Bu belayı başımıza saranlar utansın!Ne diyor Rabbimiz?:” Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine…”(Kaf Suresi, 24. ayet).”…… (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti.” (İbrahim Suresi, 15.ayet).Hadis:”Bilmediği bir husuta inat edene,inadından vaz geçene kadar Allah u Tâlâ gadap eder(kızar,öfke duyar).”(İ.Ebiddünya).Hadis:”Hakkı söyleyen kimse, küçük-büyük ve hoşlanılmayan bir kimse de olsa kabul et, bâtılı da reddet!” (Deylemi). İnat:Sözlükte “uzaklaşmak, topluluktan ayrı durmak, yoldan çıkmak, haktan sapmak” gibi anlamlara gelen inâd ve aynı kökten muânede, birer ahlâk kavramı olarak genellikle “kişinin bir görüş, inanç ve davranışı doğru olduğunu bilmesine rağmen reddetmesi, aykırı davranmakta direnmesi” şeklinde açıklanmaktadır.Kaynak:İslam Ansiklopedisi/İnat.
    Müellif:MUSTAFA ÇAĞRICI.Tartışmada aslonan nedir?Hakkı açıklamak niyetiyle de olsa, başkalarını mağlup etmek için yapılan tartışmalar zararlıdır. Bir kimsede tartışmada galip gelme sevgisi, hakkı karşısındakinin ağzından duymaktan daha sevimli gelirse, her kötülüğün içine girmiş demektir. Tartışmayı kazanma arzusu, diğer kötülüklere sebebiyet verir.
    İmam-ı Gazali hazretleri; (Ancak şöhret için uğraşan, tartışmayı sever. Şöhret ise afettir) buyurdu. Münakaşa, dostun dostluğunu azaltır, düşmanın düşmanlığını artırır. Salih mümin kibirli olmaz, vakar sahibidir, dünya işlerinde kolaylık gösterir. Din işlerinde sağlam olur. Hiç münakaşa etmez!
    Kötü ile münakaşa etme, seni üzer.
    Halim ile münakaşa etme, sana küser.Diyor.
    Bilgi yönünden insanlar dört gruba ayrılır:
    1- Bildiğini bilen,
    2- Bildiğini bilmeyen,
    3- Bilmediğini bilen,
    4- Bilmediğini bilmeyen. Kaynak:Dinimiz islam/İnat ve Münakaşa.
    ”İnat, iradenin eşekliğidir.” Cenap Şahabettin.Saygılar.

  21. Halk arasında ekonomi dolara endeksli gibi.Dolar yerinde sayıyorsa problem yok ama sürekli bir artış varsa insan ne olacak bu işin sonu diyor.Ya devülasyon olupta dolar birden 30 tl olursa.Evi arabayı satıp dolaramı yatırsak diye insanın aklına gelmiyor değil.Bankadan kredi çekip dolar alanlarda olmuştur belki.Aslında herşey Erdoğan’ın Ali Babacanla ters düştükleri dönemde başladı.Hazine müsteşarına gelecek isim konusunda uzlaşamadıklarında aylarca atama yapılamamıştı.Sonrasında banka batırmaya çalışmalar falan ve nihayet ekonominin olmazsa olmazı GÜVEN bitirilince bu hale geldik.Artık kötü günler geride kaldı daha kötü günler bizi bekliyor

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız