“Adaylardan aday beğenin” diyeceğim ama sadece iki aday adayına saplanıp kaldık…

37
Reklam

Her kafadan ayrı bir sesin çıktığı bir ülke burası. Basit konularda ve aile arasında çıkan bir ihtilaf bile kanlı çatışmalara yol açabiliyor bu ülkede. Üç kişinin birbiriyle çelişen beş ayrı görüşü savunduğu kolayca kavgaya dönüşüveren ortamlarla karşılaşılabiliniyor.

Böyle bir ülkede, altı ayrı partinin liderine, cumhurbaşkanı adaylığı gibi bir konuda, son sözü söyleme hakkı tanındı.

Seyreyleyin gümbürtüyü…

Gümbürtü tam anlamıyla henüz başlamadı, sadece ilk salvolar işitiliyor.

Tavırlar aslında belli. 

CHP kendi liderini cumhurbaşkanı seçtirmek istiyor, liderleri Kemal Kılıçdaroğlu da bir süreden beri benimsediği tavır ve kullandığı söylemle, onların bu arzusuna ısındığı izlenimini veriyor.

Masada oturan bir başka lider, İYİ Parti genel başkanı Meral Akşener, CHP’li masa arkadaşının adaylığına doğrudan karşı çıkmıyor, ancak ‘seçilebilir aday’ şartını ileri sürerek, adayı belirleme sürecinde kendilerinin de söz hakkı bulunduğunu hatırlatıyor.

İYİ Partili ağızlar çok önceden başlayarak, gönüllerinde, ’seçilebilir aday’ olarak gördükleri Ankara belediye başkanı Mansur Yavaş’ın yattığını belli etmekteler.

Reklam

Mansur Yavaş nasıl ‘seçilebilir aday’ oldu?

Kamuoyunun nabzını tutma amacıyla yapılan araştırmalarda “Kimi cumhurbaşkanı olarak görmek istersiniz?” diye özetlenebilecek sorulara cevap olarak yoğun biçimde onun ismi verildiği için olmalı.

Peki o soruya muhatap olanlar muhalif bilinen isimler arasından neden en çok onun ismini veriyorlar?

Emin olun, bu sorumun aklı başında bir cevabıyla bugüne kadar karşılaşmadım.

Mansur Yavaş’ı ‘seçilebilir aday’ haline getirmeyi sağlayan bilinen tek bir özelliği var: Kritik konularda herhangi bir görüş açıklamaması

Siyasi hayatın içerisinde yer alan hemen herkesin kamuoyunu ilgilendiren belli başlı konularda ne düşündüğüne dair bir kanaatimiz var; ancak en son görevi ülkenin başkentine başkanlık yapmak olan Mansur Yavaş bir istisna.

Onu araştırmalarda ‘seçilebilir aday’ haline getiren de onun bu istisnai hali…

Kendisini tanıyanlar arasından “Bir kere aday olsun konuşmaya başlayacaktır” diyenler ve o zaman sihrin bozulacağına inananlarla karşılaştım.

Reklam

Ya kritik konularda seçime kadar hiç konuşmazsa?

Bugün köşesinde adaylık konusuna giren yazarlardan İsmet Berkan’ın (Karar) yazısında şöyle bir ilginç bölüm var:

“Adaylığı için partisinden ayrı bir bağımsız büro kurduğu ve partiden ayrı bir strateji ve iletişim ekibiyle çalıştığı anlaşılan Kemal Kılıçdaroğlu, hakkındaki ‘seçilemez’ imajını kırmadan aday olamaz. En azından masadaki diğer 5 lideri ikna etmeli.” 

Yazıdan benim ilgimi Kılıçdaroğlu’nun adaylık için büro kurduğuna dair bölüm çekti.

Her geçen gün kendisini aday olarak biraz daha belli eden bir üslubu var CHP liderinin; Berkan’ın haber verdiği o büroda belirlenmiş stratejinin bir sonucu olabilir bu.

Acaba İYİ Parti’nin masaya aday olarak ismini getireceği anlaşılan Mansur Yavaş’ın da böyle bir bürosu var da suskun kalarak adaylık yolunda mesafe katetme stratejisi orada üretilmiş olabilir mi?

Stratejistler suskunluğunu seçime kadar sürdürmesi aklını pekala verebilirler.

O aklı verirlerse seçilme ihtimali ne olur, görüş açıklamaya başladığı takdirde şansı azalır mı artar mı?

İYİ Parti, daha doğrusu Meral Akşener, masadaki diğer liderlere Mansur Yavaş ismini aday olarak benimsetmek isterse, bunun sebebini tahmin etmek zor değil.

Kaldı ki, İYİ Partililerden önce aynı ismi Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ gündeme getirmiş, hatta masadan farklı bir ismin çıkması durumunda kendilerinin imza toplayarak bunu gerçekleştirme yoluna gideceklerini de açıklamıştı.

Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Mansur Yavaş siyasi hayatlarını şimdilerde farklı partilerde sürdürseler bile, geçmişte hepsi Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) içerisinde bulunmuş birer yol arkadaşı…

Sebep bu.

Gerçi liderliğini sorguladıkları için o isimlerle yollarını ayırmış oldu Devlet Bahçeli, ama bir yönüyle de, o davranışıyla, şahsında temsil edilen ideolojik yapının halk desteğini tarihinin en yüksek muhtemel oy oranına ulaştırmış oldu MHP lideri.

Tabelaya bu gözle baktığımızda göreceğimiz şu: MHP % 7, İYİ Parti % 15, Zafer Partisi % 3 ve hepsinin toplamı % 25…

Aynı siyasi hareketten Mansur Yavaş aday olur ve seçilirse, o çizgi cumhurbaşkanlığı makamına da kendilerinden birini getirme başarısını elde etmiş olacak. Hayal bu, ama kendilerine gerçekleşebilir geldiğine kuşkum yok.

Seçilebilir mi?

CHP liderinin aday olursa seçilemeyeceğini düşünenler -ben de öyle düşünüyorum- bunu CHP’nin % 25’e çakılı kalmış oyuna bağlıyorlar. İYİ Parti’ye diğer çizgi partilerini de eklediğimizde Mansur Yavaş’ın çekirdek oy oranı yine % 25. O çizgiden çıkacak adayın ‘%50+1’ şartını sağlayabilmesi hayli güç.

‘6’lı masa’ birkaç gün sonra yeniden bir araya gelecek ve liderler büyük ihtimalle bu defa adaylık konusunu da görüşecek. Hatta o büyük buluşma öncesi ikili görüşmeler yürütüldüğüne göre, o konu şimdiden gündemlerine yerleşti sayılabilir.

Kendi görüşümü bir kez daha açıklayayım: Toplumun belli kesimlerinden, özellikle de AK Parti tabanı ile AK Parti’ye oy vermemeyi ve oyunu bir başka adaya yönlendirmeyi düşünen eskiden AK Parti’ye oy vermiş şimdinin ‘kararsız’ seçmenlerinden oy alamayacak bir adayın Cumhur İttifakı adayı karşısında başarılı olabilme şansı az.

Meral Akşener 2018 cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde sergilediği tutumla o seçimin kaderini belirlemişti, bu defa da yine onun müdahalesiyle benzer bir sonuçla karşılaşılabilir.

İki aday adayının strateji belirleyen büroları olabilir ama AK Parti’nin de başarısı defalarca kanıtlanmış çok güçlü bir seçim makinası olduğunu akılda hep tutmak gerek.

Tabii akıllar yerini heveslere terk etmediyse…

ΩΩΩΩ 

Reklam

37 YORUMLAR

  1. BİR VATANDAŞ KILIÇDAROĞLU ÇOK BAŞARILI İŞLER YAPTI DEMİŞ…TİLKİYE SORMUŞLAR TAVUK SEVERMİSİN DİYE ..GÜLMEKTEN YERLERE YATMIŞ

  2. fatih beye ekleme yapayim. Uysalda Devlet Beyin Afyon ülkü Ocaklari Başkanıydı. Devlet bey onu Ocak genel başkanı yapmak istedi ama Gültekin bey Mehmet Agar’in davetini kabul edip DYP’ye gitti.

  3. Kendi görüşümü bir kez daha açıklayayım: Toplumun belli kesimlerinden, özellikle de AK Parti tabanı ile AK Parti’ye oy vermemeyi ve oyunu bir başka adaya yönlendirmeyi düşünen eskiden AK Parti’ye oy vermiş şimdinin ‘kararsız’ seçmenlerinden oy alamayacak bir adayın Cumhur İttifakı adayı karşısında başarılı olabilme şansı az. Bir yazar açısiindan ne kadar gülünç bir durum.yazar kendi fikrini diyor..erdogan karşinda basarili olmalari zor diyor..😂ama alta yorumculara bakiyon erdogan sanki bitti gitti..bu yorumcular yazari okumadiniz mi.okumadan mi yorum yapiyonuz.erdogan karsisindakilerin kazanmasi zor diyor…güya onu okuyan takip eden yorumcular altta verip verirştiriyor..😂ya bari yorum yaptiginiz adamin yazisini bi okuyun.anlayin..komedi gibi .

    • telaşa mahal yok musti. kararsız diye de bir seçmen türü…
      hepsi mavra, hepsi numara😂
      bu enflasyon da bundan da daha düşük rakamlara gidecek faizde,
      kimse agası değişsin istemez!
      yüzde bilmem kaçlara vurmuş yardım alan, muhtacım diyen.
      bunlar ne kadar doğru ne kadar titiz inceleniyor?
      Kılıçdaroğlu gelse herkese sigorta yaptıracak!!
      keeşşş lazım keeeşşşş!!!!🤗
      mangırları ev kadınına verecek!!!
      yani seçilemez!😆😆😆😝😜

  4. Rezilliğe bakın 3-5 ay sonra seçim olacak 6 benzemez masasındaki kavgalara bakın.
    Daha iktidar olmadan boyle bir kavga varsa , ileride pasta paylaşımında olacak kavgaları düşünemiyorum.Bunlar mı ülkeyi yönetecek ? Dünyanın sorunu dururken konuşulan tek şey aday ismi Kim olacak. Böylesine beceriksiz böylesine çapsız muhalefet ile biz daha çok Sn Erdoğan a mahkum olur gider paşa paşa oyumuzu ona veririz.
    Ülkenin en büyük sorunu muhalefet sorunudur.

  5. Erdoğan yenmek için ecele değil, Sabırlı olmak gerekir.

    Dini kaynaklara baktığımızda Böyle Diktadör adamları sabırla yenmişler.

    Gün doğmadan neler doğar.

    Bir bakmışsınız Ahmet necdet sezerin Kitap atması gibi bütün dengeler değişebilir.

    veya Ataların dediği gibi “Dinsizin hakkından imansız gelir” sözü işler Peker olay belgeleri yayınlayabilir ve büyük kopuşlar yaşanabilir.

    Ekonomi malum gittikçe Kötüye gidiyor her an birşeyler yaşanabilir.

    Kılıçdaroğlu AKP’ye sağ gösterip sol çakabilir.

    Malum karşımızda normal şartlarda ki siyasi durum yok kılıçdaroğlu bu zamana kadar edindiği tecrübeler ve AKP kopan İki lider var, karşı tarafın ne tür olaylar çevireceklerini az-çok biliyorlar.

    Kılıçdaroğlu Dikkatleri kendi üzerine çekip karşı tarafın salvolarını kendi karşılıyor olabilir. Şapkadan Tavşan Çıkarabilir.

    Kılıçdaroğlu Hesap uzmanı ve kariyeri başarılarla dolu, Duygusal davranacağını zannetmiyorum Şimdiye dek, hep yaptığı aklını kullanacaktır.

    Kardak kırizinde olduğu gibi Gemilerimiz hareketlendi ne oluyor dediler gemiler arasında ki bot adaya çıkarak bayrağımızı dikti.

    Bu işler aceleye gelmez.

    Asıl irdelenmesi gereken Hadisde belirtildiği gibi 124000 peygamber gelmiş bazı peygamberlere bir kişi bile inanmamış Bu %20’lik kesim neden birine saplatınlı inanıyor üniversitelere Tez konusu olmalı.

    Ali Babacan, Fox Tv’ye katıldı ve önemli bilgi verdi.

    “Her partinin kendine göre bir adayı vardır. Bu da normal bir şeydir. Her parti doğal olarak kendi liderini Cumhurbaşkanı olmak görmek ister. Anketler önemli ama her şey değil. Hedefimiz Cumhurbaşkanlığı seçimini açık farkla kazanmak. Açık farkla kazanmazsak seçimi aynı İstanbul’da olduğu gibi, farklı şeyler denemek isteyecekler.”

  6. 6 masada ipler kopmadı ama öyle bir inceldiki. Bu ince ipi kimin koparacağı önemli hale geldi. Bunun hesabı yapılıyor. İpi koparan zarar görecek zaten. En doğrusu ipi hep beraber koparmaları. En azından zararı birlikte karşılarlar.

  7. Enflasyon % 80’lerde olmasına rağmen enflasyonla mücadeleyi bilimsel kurallara göre değil ısrarla Nas diyerek tam tersini yapan TEK adam bizim en önde gelen sorunumuz.
    Kimin tek adama kaṣı aday olacağı değil.

    • Hayret yaa! işlerin iyice sarpa sardığı son dört seneyi ve özellikle üç senedir dünyayı sarsan korona-virüs etkisini unuttun. Erdoğan zor bir durumda sıkıştı Nas dedi diye ekonomide tek sorun tek adam. Öyleyse yalnız bırakan tek adamlaştıran kimler. Almanyalı ekonominin bilimsel kuralı varsa bunu sen biliyorsan atla gel Almanyandan, çık orta uygula. Erdoğan ve tüm ülken seni baştacı etsin. Gel kahraman ola Almanyalı, ahkam kesmekte üstüne yok. Öyle bir zamanda adam Allaha sığınmış Nas demiş. Vay senmisin bunu diyen. Ne mal olduğunu gösteren göstereneö ordan burdan Almanyadan hem de bilimsel olarak!

  8. Tayyip bey, Abdüllatif Şener ve Altan Tan eskiden aynı partideydi.Bugün onlara yol arkadaşı diyebilirmiyiz? Tayyip bey, Şener için ne düşünüyorsa Devlet bey Mansur Bey için benzerini düşünüyor.Meral Hanıma bakışı 2 yıl daha olumludur.

  9. Son 11 senedir Kılıçdaroğlu sayesinde Türkiye kuyunun dibinde kayıp olmadı.
    Şu anda en iyi hatta iyininde ötesi Kılıçdaroğlunun Cumhurbaşkanı olması ile mümkün.
    6 partı onu aday göstermesi lazim.
    Kılıçdaroğlu Türkiye insanı. Barışçı ve sabırlı.
    2011 de Sürriye için ne dedi ise hepsi gerçeklrşti.
    Cumhur Başkanilığı onun hakkı.

  10. Muhalefetin bunu konuşması Erdoğan’ın bu güne kadar anayasayı ihlal etmediğini kabulü anlamına gelir. Erdoğan anayasayı yok sayan tamamen kafasına göre takılan biri.

    Muhalefet Erdoğan’ın anayasaya aykırı adaylığını konuşması komik olur, şahsen ben gülerim:))

  11. Altılı Masada yavaş yavaş sular kaynamaya başladı galiba ; öyle anlaşılıyor !
    Demekki siyasi hırs insanda akıl bırakmıyor; iktidarda da olsa muhalefette de olsa bu
    durum değişmiyor.
    Beypazarı BB. lığı veya SGK. Gn.Md. lügü nerde CB. lığı nerde !
    Dingonun ahırına çevirdiler !

    • Endişeye mahal yok Beypazarı belediye başkanlığı da SGK genel müdürlüğü de CB makamından çok daha hareketli ve yoğun geçer.

      Bakınız, Murat Bardakçı Atatürk’ün Çankaya köşkünde kararname imzalatmak için kapısını tıklatan olunca gözleri parlar ve yahu şu imza işi de olmasa yapacak başka hiç bir işim yok, can sıkıntısından patlayacam arkadaş dediğini anlatıyor ve Turgut Özal’ın da aynı dertten şikayet ettiğini söylüyor. Atatürk’ün leyli olmasının sebebi de yapacak iş olmamasından gece yaşar gündüz yatarmış büyük önderimiz. İşi olduğu nadir günlerde erkenden kalkarmış.

      CB makamı için öyle üniversite eğitimine falan gerek yok. Cin Ali’yi koy o da evrak imzalar yani.

      Aslında zor olan parti başkanlığı. Bütün konulara vakıf olmak zorunda çünkü politikalardan parti başkanı sorumludur. Cumhurbaşkanının hiç bir sorumluluğu yok. Büyün sorumluluk kurumlarda ve o kurumları yöneten yöneticilerde.

      Erdoğan’a bakın mesela hiç bir sorumluluğu var mı, yok! Bir tek ekonomiden sorumlu o da alicenaplığından:)) yoksa o konuda da aslında sorumlu o değil, diş güçler sorumlu.

  12. Sayın Koru Yunanistan’ın ege adalarını batı sınırlarımızı silahlandırması konusuna hiç değinmiyorsunuz. İç siyaset bir şekilde yolunu bulur. Ama batı ve güney sınırlarımızda Amerika’nın varlığı 100 yıl önceki defterlerin yeniden açıldığını göstermiyor mu? Yunanistan adaları silahlandırıyorsa bizim adalara müdahale etmemiz hukuken hakkımız olsa da (çünkü o adalar Osmanlı’nın elinden dalavere ile alındı, işgal edildi ve Yunan’a verildi) gireceğimiz bir savaş işi daha da içinden çıkılmaz bir duruma sokacaktır. Biz de onların yaptığı gibi Ege’yi Edirne ve Çanakkale’yi silahlandırmalıyız. Biz adalara müdahale etmesek de onlar 100 yıl önceki gibi Türkiye zayıf düştüğünde fırsatını bulduklarında saldıracaklardır. 100 yıl önce bunu Osmanlı’ya saldırarak yaptılar. Emin olun bir kere daha deneyecekelerdir. o nedenle tedbir almak lazım.

    • Ukrayna Rusya savaşı varken Türkiye istemedikçe Ege’de savaş çıkmaz ama içeride seçim mücadelesi varken Akparti böyle bir hava estirip seçimi etkilemeyi düşünebilir ve kanaatimce şu an bunu yapıyorlar. Özetle Erdoğan seçimi kaybedeceğini düşünürse kontrollü üst düzey bir gerginlik çıkaracağı aşikar.

      • Bu saatten sonra hiç bir savaş kontrol edilemez. Papa bile dünya savaşı diyor yaşananlara. Ege’de en hafif bir çatışma kıbrısta büyük savaşa dönebilir. Riskleri biliyorlar askerler Erdoğan’ın her istediğini yapsalardı şimdi büyük bir savaşın içinde olurduk belki. Ancak savaş çıkacakmış gibi gerilim yaparlar bir iki de it dalaşı olur o kadar.

  13. Hem zaten muhalefetin bundan başka çıkar bir yolu yok bence.

    Çünkü ap-açık ortada olan dış unsurların arzuladığı istikamette politika yapılıyor görüntüsü var ve iktidar bu görüntüyü tamamen muhalefetin üzerine bırakma çabası içinde değil mi?

    Bence görüntü net ve bu manzara hangi tarafın üzerine kalırsa seçimleri kaybeden taraf olacağı da kesin.

    Muhalefetin mevcut görüntüyü bütün çıplaklığıyla masaya yatırmasından başka çıkar bir yolu yok.

    CB adaylığı bu görüntüye kurban gitmemeli.

  14. En kötü karar “kararsızlıktan” iyidir. Aylardır (ay pardon yıllardır) adayına bile karar veremeyen altızlardan bir cacık olmayacağını, olamayacağını bilmek; her konuda dökülen ülkem için büyük talihsizlik. Yazık!

  15. Meral bacıgiller bir önceki dönemlerde hata yapmış olabilirler. fakat o hatalar başarı getirecek belkide bu dönemde!
    o dönemde bu dönemde, var hayır bu işte🤗.
    “iki adaya saplanıp kalmak” gayet özet bir tespt.
    burda kimseyi rencide etmeye niyetim yok benimde meral bacı gibi.
    *İmamoğlu nunda Yavaş ında aday olmaya haklarıda var nitelikleride üstün!
    *heleki Kılıçdaroğlu bir devrin kapanıp yeni bir devrin açılmasına sebep olabilir!
    ama, fakat, lakin..
    son söz:
    MASAYI RAHAT BIRAKIN!!!!!!

  16. Bugüne kadar 10. reisicumhur ANS’i hatırlayan var mı? Tarihe en iyi anayasa atıcısı olarak geçen ve bir büyük ekonomik kriz bu vesile ile üzerine bırakılan ve seçildiği güne kadar rahmetli Erbakan dahil herkesi yanıltacak tutumu ile seçilince markette sıra beklemek, kırmızı ışıkta durmak dışında iç ve dış siyasete katkısı olmayan bir reisicumhur örneği yaşanmış iken sevdiğim ancak belirsizliği ile kaygı duyduğum Mansur Yavaş için daha değil diyorum. Milletin umudu millete 🌹 devri yaşatacak ve iki yıllığına gelip, Hülagü fitnesi gibi ülkeyi tarumar eden tek adamlık sistemini sil baştan revize edecek hırsı olmayan ve devlet adamlığı geçmişi ile saygı duyulan bir adaydan başkası değildir. Gerisi sonucu belli, “adam gene kazandı” çıkmaz sokağına çıkar. Bu dahi böyle biline. Teemmel!

    • Bir başkan niçin iki dönemle sınırlanıyor?
      Bakınız Kılıçdaroğlu genel başkanlıktan düşürülme korkusuyla kurultay bile yapmıyor! Ne kadar demokratik!..
      Burada çatır çatır kazanan, seçimden asla kaçmayan, kendine çok güvenen birisi var.
      Ama çok çok da başarılı olsa, on yıldan fazla başta tutulmuyor.
      Neden? Ne zararı var?
      Rakip olmayınca Atatürk 1923, 1927, 1931, 1935 seçimlerini kazanmıştı canım!
      İnönü de 1939, 1943, 1947…
      O zaman başkaydı…
      O zaman başkaysa şimdi niçin başka olamıyor?
      Bu iş şuna benzedi:
      “Kuvvetler ayrılığı” ilkesini Atatürk ve İnönü çiğnerlerse olur, Erdoğan çiğnerse olmaz!..
      “Tek adam” yönetimini Atatürk ve İnönü uygularsa harikadır, Erdoğan yaparsa dünyanın sonu!…
      Hadi yürüyün.

      • copypaste muzaffer kim inanır bu yazdıklarına, Atatürk ve milli şef dönemini kutsayan sizin dünya ahiret müttefikiniz püskevitçi ile doğudan başkası değil bu dahi böyle biline.

      • Tek adam, ikinci adam diye yıllarca şikayet ettiniz, sonra gelip en kökten tek adamcı oldunuz. Size de bu ayıp yeter. Yıkılın artık. Sizin ne olduğunuzu en baştan biliyorduk, köktenci takımı. Dürüst olun dedik eyyyy …

        • Hayret yaa! birinci adam ikinci adam normalde dürüst olsan üçüncü adam demen lazım. Bu beklenir bunu diyemiyorsun yıkıcı çelme takmağa devam ediyorsun. Bir kaşık suda fırtına koparıcılar sizi. Erdoğanın iyi günleri hiç olmadı dimi? O günlerde bile fırtına koparıp boğmağa çalışıyordunuz onu. O önceleri herkesin başbakanıyım dedikçe hadi git oradan başlatma beni diyordunuz. Ne olduğunu en baştan biliyordunuz. Ağzınla kuş tutup size getirseydi yaka paça yakalar asardınız adamı. O da tabi kendini güvende hissedeceği çevrelere gidecekti. Ne kaa ekmek o kaa köfte hadi bakalım.

          • Hülagü de Türk sayılır, onu dahi sevmiyoruz sizin sevdiğiniz herkesi sevmek zorunda mıyız? Kemankeş gayretle her attığın ok hedefi bulmuyor?

          • Hayret yaa! seninki hedefi 12’den vurmuş. Atttın ok iki metre aşağıya düşmüş. Başkası sana göre nato mermer nato kafa illa şunu sev diyen de olmadı. Basit bir soru soruldu sadece, sen ne anlayıp, hülaguya gitmişsin?

  17. Aday konusunda karar vericilerin işini kolaylaştırmak için Erdoğan iyi bir örnek aslında.

    Erdoğan iktidarını devam ettirebilmesi için nasıl dış unsurların arzuladığı istikamette politikalar benimsemiş görünüyorsa aday konusundaki kuşkular da Erdoğan’ın bu riskli tercihi üzerinden rahatça konuşulabilir.

    Herkesin bildiğini açıktan konuşmanın kimseye bir zararı olmaz hem.

  18. Bir darbeci generalin, “Söyle o kadına, gelirsem oraya, yağlı kazığa oturturum” tehdidine muhatap olan bir bakan, şikayetçi olmuyorsa..
    Hazır açılmış davada, kendisine “Şikayetçi misiniz” diye sorulduğunda..
    “Değilim” diyorsa..
    Kendi hakkını korumuyorsa..
    Seçmeninin hakkını korumuyorsa..
    Kendisine de ihanet etmiştir.. Seçmenine de ihanet etmiştir..
    Darbecilerle işbirliği yapmıştır..
    Darbeciler ne kadar suçlu ise, onlardan şikayetçi olmadığını söyleyen tehdit mağduru da, o kadar suçludur..
    Güvenilmez kişidir..
    Görev emanet edilmeyecek kişidir..
    Emanete ihanet eden bir kişidir..
    Hırsız ile, yolsuz ile, katil ile, darbeci ile işbirliği yapabilecek kadar korkak veya onlarla birlikte gönüllü olarak yol yürüyen bir kişi demektir..
    İtirafların ve sonrasında şikayetçi olmamanın, hatta şikayetçi olmadığı halde mahkum edilen darbecilerin salıverilmelerini istemenin başka bir izahı yoktur..
    Darbeciler Akşener’e güveniyor.
    Akşener de darbecileri seviyor.. Onların salınmalarını istiyor.
    Seçimde başarılı olurlarsa, 28 Şubat’ta yapamadıklarını, bu sefer tam yapacaklarından emin olabilirsiniz.

  19. İnsan, eşitler arasından, sevdiğini tercih eder… Öyle değil mi?.. Seçmen de böyle… Üst yapıya dair somut vaatler iyidir, hoştur… Ancak bir yanlarıyla standarttırlar… Zaten yapılması gerekendir bunlar… Ötesine geçebilenler ise ‘retorik’ de denilen duygulara hitap eden vaatlerdir…
    Tabii, seçmenin ikna edilmesi sürecinde atlanmaması gereken bir husus daha var… Onu ‘ikna’ edebilmenin geçtiği iki yol: Vaat ve güven…
    Vaatte bulunanın kim olduğuna bakılır… Güvenilir mi diye…
    Biz de bakalım… Bugüne dek sözünü verdiği neredeyse her şeyi yapmış bir iktidar bir yanda… Kendi sözüyle, 6’lı Masa’daki diğer partilerin siyasi söylemleriyle çelişen; ne ekonomi politikaları ne de terör ne de toplumsal yaşama dair (İstanbul Sözleşmesi gibi) uzlaşamamış bir partinin sözcülüğü diğer yanda…
    Öyle görünüyor ki 2023 seçimlerinin galibini; vaat ile güven dengesini kurabilmede ve seçmene duygu boyutunda hitap edebilmede en az hatayı yapan belirleyecek…

  20. Birçok yorumcu benzer şeyleri söylüyor ama Cem UZAN son dönemde onlar arasında sözlerini artıranlardan.

    Youtube kanalı Bizim TV’ye verdiği mülakatta muhalefetin desteğini alıp seçimi öne aldırma durumu hariç aday olmasının Anayasa’ya göre mümkün olmadığını belirtiyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=xfkEkjOxlOg

    Adaylığı pamuk ipliğine bağlı olmasına karşılık muhalefetin bu konuya girmemesini manidar buluyor.

    Anayasa’nın 101. Maddesini bir daha hatırlayalım.

    İKİNCİ BÖLÜM

    Yürütme

    1. Cumhurbaşkanı

    A. Adaylık ve seçimi

    Madde 101 – (Değişik: 21/1/2017-6771/7 md.)

    Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir.

    CUMHURBAŞKANININ GÖREV SÜRESİ BEŞ YILDIR. BİR KİMSE EN FAZLA İKİ DEFA CUMHURBAŞKANI SEÇİLEBİLİR.

    • Cumhurbaşkanımızın adaylığının önünde anayasal ve yasal hiçbir engel yok. Bu yorumu yapanlar kendi yorumlarını anayasa ve yasa yerine koyarak, yorumlarını uygun bir sürecin işlemesini bekliyorlar. Fevkalade yanlış bir şey. Çünkü anayasa ve yasa kuralları kişilerin yorumlarıyla, içtihatlarıyla değişmez, değiştirilemez.
      Anayasamızın, cumhurbaşkanının seçimini düzenleyen 101. Maddesi ve parlamentonun seçimini düzenleyen ilgili maddeleri var. Cumhurbaşkanı seçimiyle, parlamento seçimleri yeni sistemde birlikte, aynı günde yapılıyor. Bunların yürürlüğünü düzenleyen de bir madde var. Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin maddenin yürürlük tarihinde; ‘…ilk yapılacak Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçim takviminin ilan edildiği tarihtir’, deniyor. İlk ilan edilen takvim ne? 24 Haziran 2018 seçimleri. Cumhurbaşkanımızın anayasanın bu açık hükmüne göre; girdiği ilk seçim 24 Haziran 2018 seçimidir. 18 Haziran 2023’de yapılacak seçim cumhurbaşkanımızın aday olacağı 2. seçimdir. Burada yoruma hacet yok, ihtiyaç yok. Bir kapalı, müphem durum da söz konusu değil.

    • Bu seçim TC tarihinin ikinci Başkanlık seçimidir. Bu defada seçilirse 2028 de aday olamaz.

      • Parlamento tartışmaları 2028’de gündeme gelebilir. 2028 seçimleri geldiği zaman, parlamento seçim kararı alırsa, cumhurbaşkanımız 3. kez aday olabilir. Anayasa 3. kez adaylığın da önünü açık tutuyor. Onlar 2’nci kez çok görüyorlar ama bizim anayasamız 3’üncü kez aday olma ihtimalini açık tutuyor. Onlar şimdi, olmayan bir anayasa hükmünü varmış gibi göstererek, olmayan engeli varmış gibi göstererek, yorumla cumhurbaşkanımızın önünü kesmeye çalışıyorlar.

Comments are closed.