Suikast yaşandı, saldırı ile cevabı verildi.. İyi de sonraki gelişmeleri nasıl yorumlayacağız?

46

Ne oldu sahi?

Uğruna 50’den fazla kişinin cenaze törenleri sırasında ölmeyi göze alacak kadar önem verilen Gen. Kasım Süleymani’yi ABD’nin öldürmesine İran’ın cevabı ne oldu?

Dini liderden başlayarak neredeyse bütün İran devlet kurumlarının en üst düzey yöneticileri ‘intikam yeminleri’ ettiler ve ABD’ye gününü göstereceklerini duyurdular.

Ardından da önceki gece Irak’taki iki Amerikan üssüne füzelerle saldırdı İran.

Bütün dünyaya çok sayıda Amerikan askerinin saldırılarda hayatını kaybettiği yine İran tarafından duyuruldu. Sayı da verdi İran: 80 ölü…

Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, saldırılar sonrasında, “Bu daha bir şey değil, sadece bir tokat” açıklamasını yaptı.

80 ölüye yenilerinin katılacağı anlamı çıkarıldı bu açıklamadan.

Söz ile öz uymuyor

Reklam

Eylem sonrasında garip bir gelişme yaşandı: İran saldırılarının hedefi olan Amerikan ordusunun başkomutanı da olan Donald Trump, gece yarısı “Her şey yolunda” diye başlayan bir Twit attı ve esas açıklamayı ertesi gün yapacağını da bildirerek yatmak üzere ortadan çekildi.

Ertesi gün de saldırılarda tek bir Amerikan askerinin bile burnunun kanamadığı açıklandı.

Zaten İran saldırı yapacağını önceden Irak makamlarına bildirmiş. Amerikalılar da füzelere karşı korunma sistemlerini çalıştırmışlar. Amerikan medyasına göre, İran tarafından fırlatılan füzeler hayatları söndürme amaçlı olamayacak türdenmiş…

Trump da son açıklamasında “İran gerilimi düşürdü” anlamına gelen sözler sarf etti.

Amerikan televizyonlarını biraz da “Ne oluyor?” sorusuna cevap aramak üzere izledim. 

İran’ın sözü ile özü arasında dev farkı açıklayıcı üç ihtimalden söz etti CNN

Sonunda “Doğru olamaz, çünkü kendisi ordusuyla yakından ilgileniyor” notunu uygun gördüğü halde zikrettiği ilk ihtimal, dini lider Hamaney’in ülkesi ordusunun ne yapıp yapamayacağı konusuyla ilgili bilgisiz olabileceği ve saldırıların etkili olduğunu düşünmesinin bundan kaynaklanabileceği…

İkinci ihtimal, İran devlet aklının yumuşama yolunu tercih etmesi. Askerlerin uykuda olduğu gecenin bir yarısında üsse az sayıda zayıf füze gönderilmesi bu tercihin sonucu olabilir CNN’e göre. ABD de İran da çatışmacı bir yola girmenin zararlı olabileceğini biliyor da diyor Amerikan TV kanalı.

Reklam

Üçüncü ihtimal biraz sinsice. İran, kendisinin askeri yönden zayıf ve sonuç alamayacak durumda olduğu hissini karşı tarafa verip esas vurucu eylemi için hazırlık yapma fırsatı elde etmek istemiş olabilir.

[İhtimaller arasında zikredilmeyen birini de ben buraya kaydedeyim: Trump’ın İran’ı hafife alan ve küçümseyen tavrı, karşı tarafı daha sert ve can alıcı eylemlere sevk etmek için kışkırtma amaçlı bir planın parçası da olabilir.]

Hangisi doğru olabilir bu ihtimallerin?

İki ülke seçim sınavında

İran ve ABD seçim sınavındalar. İran’da önümüzdeki günlerde milletvekili, gelecek yıl da başkanlık seçimleri var ve Hamaney’in Meclis’te görmek istediği yüzler ile seçilmesini uygun göreceği cumhurbaşkanı için güç gösterimine ihtiyacı bulunuyor.

Aynı durum bu yılın Kasım ayında yeniden seçilmek için kolları sıvamış ve bu arada Kongre’de önüne çıkarılan azil sorgulamasından da kurtulması gereken Trump’ın da gündeminde. O da hem büyük bir çatışmaya girmeyeceği, hem de kodu mu oturtan bir lider olduğu hissini verebileceği bir ortamı arzuluyor.

Kasım Süleymani suikastı ve İran’ın can alıcı olmayan karşı saldırısı Trump’a istediği görüntüyü sağlıyor.

Hamaney ve onun çizgisini izleyen İran’daki meydan okuyucu kesim de, Süleymani’nin cenaze törenlerine yansıyan hissiyatları ve içeriye dönük “Üslerine saldırdık ve Amerika’nın 80 askerini yok ettik” mesajını kullanmakla yetinebilir.

Böylece bir suikast üzerinden karşı karşıya geldiği ve sonuçta savaşı da göze aldığı sanılan iki ülkenin politik kadroları bu kadarıyla yetinebilir.

Yetinilmeyecek olsa, İran, ABD’nin Irak’taki iki üssüne füze saldırılarını, harekete geçmeden önce, Amerikalıların kulağına gideceğini bile bile, Bağdat yönetimine neden bildirsin? Trump, saldırılardan hemen sonra aldığı “Kimsenin burnu kanamadı” bilgisini derhal herkesle paylaşmak yerine “Sabah açıklama yapacağım” deyip uyumayı neden tercih etsin?

Sebep ne olursa olsun, şimdiki yapılanla yetinme durumu, bundan sonra yeni çıkışlar olmayacağı, saldırılar yaşanmayacağı anlamına gelmez; tam tersine, söylemde kalan sertlik işe yaramazsa yeni eylemler de pekala devreye sokulabilir. Trump’ın küçümseyici tavrı İran üzerinde kışkırtıcı bir etki oluşturabilir.

Mehdi/Mesih konusu ne oldu?

Peki de, ABD’deki Mesih bekleyen ve kendi hayatlarında kıyameti görmek isteyen çevreler ile İran’ın 12. İmam’ın Mehdi olarak kıyamet öncesi dünyaya geleceği yolundaki dini inanışının şimdiye kadarki gelişmelerdeki muhtemel rollerini unutacak mıyız?

Mehdi/Mesih konusunun açılmasını, bir konuşmasında “Mehdi gelecek, ortamı buna göre hazırlamalıyız” cümlesiyle sağlamış olan Cumhurbaşkanı başdanışmanı galiba görevini bırakmış. 

ABD ve İran konuyu unutturmaya çalışıyorlar.

Son kararım şu: O konuyu unutan sonunda hatalı çıkar.

ΩΩΩΩ

46 YORUMLAR

    • Erken seçim bana kaçınılmaz görünüyor, Ali Bey. Muhalif medyadaki kimi değerlendirmelere bakıyorum. Mesele, esas olarak, “Erdoğan yeni partiler kurumsal ve örgütsel oturmuşluğunu inşa edemeden baskın bir seçimi mi terchi eder, yoksa. . .”, “Erdoğan, kötü giden ekonomik şartların daha da kötüleşmesini beklemeden mi, yoksa. . .”, “Muhalefet, iktidarın daha da yıpranmasını mı bekler, yoksa. . .” türü düzlemlerde tartışılıyor, öngörüler buna göre yapılıyor.

      Halk?

      Burada insanlar yok, burada halk yok. Burada, doğal gaz vb. faturaları ödedikten sonra elinde üç kuruş para kalmayan milyonlarca çalışan yok. Burada milyonlarca genç işsiz yok. Burada adaletsizlikten inim inim inleyen mazlumlar yok. Burada, darmadağın olmuş bir eğitim sistemi yüzünden harcadığı onca paraya rağmen çocuğunun geleceğine umutla bakamayan veliler yok. Burada, adeta “Ekip biçmezsen yoksulsun, mazot, gübre maliyetlerini göze alıp eker biçersen daha da yoksulsun!” mesajı alıp duran çiftçiler yok.

      İş dünyasının ne düşünüp neyi hedeflediği, halk dediğimiz büyük insan yığınları arasında düzenden, düzenin siyaset aygıtından, hukukundan vs. duygusal kopuş ve yabancılaşması karşısında ne türden endişeler yaşadığı vs. yok.

      Sanki bir erken seçime mi gidileceği, yoksa iktidarın 2023’e kadar iş başında kalmayı mı seçeceği, iktidarın başında görünen Erdoğan’ın ya da muhalefetteki partilerin liderlerinin tercih ve keyfiyetinde. İster ekonomiyi, ister hukuk ve yargı kurumunu, ister eğitimi, ister uluslararası ilişkiler alanını alın: Ülke yönetilemiyor.

      Halk bunu seziyor, ekonomik açıdan da, emekçisinden esnafına giderek daha da derinleşen bir öfke var. Bunlara dönüp bakan yok. 28 Şubatçılar da aynı yanılgıya düşmüşlerdi, bin yıl sürecekti hort zortla biçimlendirdikleri vesayet rejimi. Dünyadan habersizlerdi, dünyanın kaç bucak olduğunu gördüler.

      Erdoğan’ın da dünyadan haberi yok. O da görecek dünyanın kaç bucak olduğunu. 2023’e kadar yönetme hakkı elindeymiş, erken seçimden söz edenler bilmem neymiş, muhalefet ham hayaller kurmasınmış, erken seçim falan hikaye imiş.

      Gerçekten birileri bunu AK Parti seçmenlerinin orada burada ortaokul müsameresi tadında kefene bürünen aklıevveller olduğuna inandırmış. Seçmenin, kendi hatırına ve aşkına her şeye katlanacağını varsayıyor hala. İstanbul seçimleri de uyandırmadı bu sözde siyaset stratejistini. Kendi atadağı eski başbakanını dolandırıcılıkla, ekonomiden sorumlu bakanını IMF’den talimat almakla itham edecek kadar dağılmış durumda ve resmen saçmalıyor.

      Burada iktidar destekçisi yorumcu arkadaşlar da olan bitenin farkında değiller. Ben “Erken seçime gidilecek, bunu izleyen süreçte de AK Parti dağılıp siyaset sahnesinden çekilecek” dediğimde, bunun benim kişisel dileğim olduğunu, görmek istediğimi sanki bir analizmiş gibi vaaz ettiğimi sanıyorlar.

      Elbette ki bu sosysuzlaşmış ve çürümüş iktidarın ve onun sıradan liderinin ülkeyi daha fazla açmaza sürüklemeden çekip gitmesini, Türkiye’nin Babacan ile anılan ama esas olarak bir kadro hareketi olarak ortaya çıkacak parti liderliğinde yeniden bir devlet niteliği kazanıp yola öyle devam etmesini arzuluyorum. Ama, çözümleme olduğu iddiasıyla ileri sürdüklerim, kişisel arzum dolayısıyla değil.

      Türkiye, Erdoğan’ı ve onun yozlaşmış siyasi elitleriyle üç beş inşaatçıyı ve medya şaklabanlarını taşıyamayacak duruma geldi. Halk atacak sırtından bu çapsız, kendi bekası dışında bir derdi davası olmadığı artık kendi seçmenleri tarafından da hissedilir hale gelen siyaset esnafını.

      Peki ama nasıl?

      Elbette ki yeni kadro ve kitle partisini güçlendirerek ve erken seçimi kaçınılmaz kılarak.

      • Hayır, başkanlık sisteminde artık sayın bahçeli ülkeyi erken seçime götürebilir diye bir şansa sahip değiliz; ayrıca sıkça seçim yapılmasına da karşı değilim…

    • 2020 Şubat veya Mart ayında ilan edilecek ve Nisan-Mayıs ayında yapılacak erken seçim öngörüyorum. Alametleri görmek isteyen zaten görüyor. Yalnızca şu gözle bakmak yeterli. “ Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü “. Enişteniz sizi boşu boşuna öpmüyor, Nisan – Mayıs ayında yapacağı erken seçim için öpüyor

  1. “Mehdi gelecek, ortamı buna göre hazırlamalıyız” diyen Cumhurbaşkanı’nın askeri başdanışmanıydı. Demek ki Erdoğan da Mehdi geleceğine inanıyor ki böyle bir kişiyi askeri başdanışmanı yapıp onunla yıllarca çalışmış. Fakat danışman Mehdi’ciliğini uluorta söyleyince onu görevden almak zorunda kalmış.

    Armagedon, Melhame-i Kübra takıntıları tehlikeli işler. ABD’de Armagedonculuk oynamaya kalkanı başkan bile olsa denetleyecek oturmuş bir devlet düzeni var, oradan sorun çıkmaz. Fakat Türkiye’de Melhemli Kubur oynamaya kalkanları denetleyecek bir devlet mekanizması kaldı mı emin değilim. 15 Temmuz sonrası Anıt Kabirdeki törende Hulusi Akar ile Cüppeli Ahmet’in el sıkıştığı an hala gözlerimizin önünde, unutmadık. Bu sorunu halkın çözmesini bekliyoruz. Halk bu sorunu ya çözecek yada çözülecek.

  2. Irak İran’la, 7 yıl savaştı .sonrada Amerika Irağı işgal etti. Irak Amerikanın küçük eyaleti gibi.Bu Kasım Süleyma’ninin ne işi var Irakta. Amerikay’la İran birbirine tehtit yağdırıyor. Süleymani Irakta geziyor ve sonrada öldürülüyor. Bu dünyanın işi anlaşılır gibi değil.

  3. Hep iddia ediyorum ve iddiam hep doğrulanıyor tarafınızca. İran ABD gerilim ile ilgili bir yazı yazıyor sayın yazar. Fakat iddia değil kuşkum o ki sayın yazar da konunun oraya bağlanacağını bilmese de öngörüyor olmalı. İddia kısmına gelirsek, konu ne olursa olsun bir şekilde tayyibe bağlanıyor :)) aslında konu ne ortaya ne çıkıyor anlayan var mı ? Bu da benim iddia ettiğim körlüğe geliyor. Yorumcuların neredeyse tamamına yakını ideolojik körlük içinde. Hezeyanları saymıyorum bile. Ülkeyi geçtik İran da bizimkilere kaldı ya pes doğrusu 🙂 Sayın yazar NASA (bakın ABD lehine esinlenecek bir kurum adı da önerdim size kolaylık olsun) samanyolu galaksisinin çekirdeğini görüntülemeyi başarmış. Yarın bununla ilgili bir yazı kaleme alsanız da biz de Tayyibin orda neler yaptığını öğrensek sayın yorumculardan.

    Gerçekten fikir edinmek zihin jimnastiği yapmak isteyenlere bir katkıda benden olsun. Bu defa iddia etmeyeceğim bir fikir kırıntısı. Bir yerde “körler sağırlar birbirini ağırlar” diyordu. Tam o hesap. İkisi de ortamı gergin tutmalı ve tutuyor da. Ortalık biraz yatışsa petrol 30 dolar altını zorlayacak hale gelebilir. Amerika 2000 li yılların başına kadar net petrol ithalatcısı idi. O dönemde petrolü ve gazı kendine yeter oldu. Şimdilerde kaya gazını kullanmaya başlamasıyla İhracatçı konumunda üstelik de satılan her varil petrolden bir şekilde pay alıp kar ediyor. Asıl gücünün kaynağı ise doların gücü. Petrol ticareti halihazırda çok ama çok yüksek oranda USD ile yapılıyor. Dolayısıyla doları güçlü tutan şeylerin belkide en başında petrol ticareti yer alıyor. (hatırlatma: 17-25 öncesinde Türkiye ve Irak Kürdistan yönetimi arasında petrol ticareti anlaşması imzalanmıştı fakat ABD nin istediği “satıştan elde edilecek paranın amerikan bankasında -morgan- tutulması” maddesine taraflar itiraz ettiği için ABD tarafından Irak yönetimince onaylanmaması sağlanmıştı) Dolayısıya Basra körfezi ve Hürmüz boğazının uzunca bir süre daha stres yüklü olması her iki taraf hatta bunlara Rusyayı ve Suudları da ekleyin. Petrolün 30 dolar altına indiğinde olacakları simüle ederseniz ne demek istediğimi anlarsınız.

    • “Mehdi gelecek, ortamı buna göre hazırlamalıyız” diyen Cumhurbaşkanı’nın askeri başdanışmanıydı. Siz bunu eleştirmeyip Fehmi Koru’yu eleştirdiğinize göre siz de Mehdi geleceğine inananlardan olmalısınız. Aksi takdirde bu olaya tepki göstermeniz gerekirdi. Mehdi gelecek mi gelmeyecek mi, hadi cevap verin bakalım.

    • Komplo teorisi üretmek ve tahmin sallamaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok. Çünkü elde somut veri imkanı yok. Beyin de karincalaniyor, dil şişiyor. Yazmışken sınır da yok.
      Sınırsız düşünelim :
      İnşaat işçisi bir alt sınıf üyesi sıradan iranlı. Kullanilabildigi kadar kullanıldı. Ama başarılarıyla egosu fazla şiştigi için artık bin yıllık anglo-sokson – Şii ittifaki için kullanışsiz duruma düştü. Ele ayağa dolaşıyor. Ama marka değeri var.
      Vurulunca,
      Trump’a seçim kazandıracak
      İranda gösterilerle iktidarı sarılmaya, sorgulanmaya başlayan yönetim aparatı sorgulanmaz hale gelecek. Sorgulayan, şehit (!) suleymaniye ihanet eder duruma düşecek.
      Kamuoyunu tatmin için danışıklı doğuş, boşaltılmış uslere füze sallanacak.

      Bu arada yanlışlıkla vurulan uçak hususunda, haftanın Flash haberi olması gereken 170 kayıblı büyük bir “kaza” layık olduğu yeri bulamadı.
      Sinema setine yanlışlıkla daldığı için harcanan kurban, topluca ört bas mi edildi?

      Muteveffa Demirel, “konuşan Türkiye dedik, vatandaş çene ishali oldu” buyurmuştu.

      Bu da komplo teorisi ishali oldu galiba 🙂

  4. İran’ın ABD üslerine füze saldırısı yaptığı dakikalarda Tahran’dan kalkan Ukrayna yolcu uçağı düşmüştü malum. Bazı haber kaynakları, İran’ın uçağın kara kutusunu Boeing firmasına vermeyi red ettiğini yazıyor.

    • Yani Amerikan üssünü vuralım derken yolcu uçağını indirmişler. Mazallah yarın nükleer bomba yaparlarsa kimin başına ne geleceği belli olmaz. Millet sefillik içinde mollalar nükleer bomba peşinde. Allah akıl fikir versin. Cenaze törenine gidiyorum derken ölen 60 kişi de başka bir sefillik. Bu halk neden ayaklanmıyor diyeceğim ama halkın durumu da bu.

  5. Bence Süleymani’nin ABD hedeflerine saldırılması talimatını Haşdi Şabi’ye iletmesi ve ABD’nin bunu haber almasıdır meselenin özü… ABD’nin Süleymaniyi öldürmesi İran’a böyle bir saldırıyı çok sert ve keskin bir şekilde “aklından bile geçirme, seni perişan ederim, en değerli adamını öldürmem sana ders olsun” anlamı taşımaktadır.
    Bu olay burada bitmez. Ne İran Süleymani’yi unutabilir, ne de ABD geri adım atar. Herşeyi yavaş yavaş, alıştıra alıştıra gerçekleştiriyor ABD. Bu yıl yazarın da dediği gibi ABD de seçim olması petrol fiyatları konusunda Trump’ın elini kolunu bağlıyor. ABD kediyi sıkıştırıp kendi üstüne atılmasını beklediği gibi bekliyor İran’ı ekonomik ambargoları artırarak. Kimbilir yarın Trump Türkiye ye tarafını seç deyip İrandan doğalgaz almayacaksın da diyebilir.
    Kısacası ABD kedi gibi köşeye sıkıştırdığı İran’ın kendisine cırmık atmasını bekliyor ama ABD Başkanlık seçiminden önce değil ve Irak’taki ABD üslerine saldırı cırmık sayılmaz çünkü ABD’nin haberi olup üsleri boşaltmış

  6. Bugünün dünya düzeninde Amerika’ya İran için arkamızı dönmek de yanlış en büyük enerji sağlayıcılarımızdan komşumuz İran’a Natodan dolayı Amerika ile müttefikiz diye tavır almak da… Bizim için aslolan Türkiye’nin çıkarlarıdır….

  7. bu mehdinin cumhurbaşkanı baş danışmanı olacağı anlaşıldı. demekki vatandaş, mehdinin makam odasını hazırlamış. acaba menüsünü de belirledi mi merak ettim. menüde mutlaka ejder meyveli smootie olmalı.
    – mehdi, “smootie olmazsa gelmem” diyormuş.

  8. Tanrıverdi’nin kastettiği ‘”Mehdi” anlaşılan Erdoğan değil ki işine son verildi.
    Zaten Erdoğan devletin başına gelmiş.
    İfadenin yalın halinden de bu anlaşılıyor.
    Gelecek Mehdi anladığımız kadarıyla başka biri
    Demekki ayrıca kimi kastettiği de teyit edilmiş.
    Bizim anladığımız anlaşılınca yollar ayrılmış.

  9. Erdoğan basına bugün şöyle bir açıklama yaptı:”Geçenlerde bir namussuz bir alçak kızımızın yüzüne kezzap atıyor. Mahkeme 13 yıl ceza veriyor. Kızımızın gözü gidiyor. Kanunun en yüksek oranı bu. Şimdi diyorum ki ben de, bunu da bizim getirdiğimiz söyleniyor. Arkadaşlar diyorum, siz neden kanun diyerek bize böyle cevap yolunu buluyorsunuz. Ben hak, hukuk, adaletten bahsediyorum. Siz burada hakkı, hukuku ve adaleti arayacaksınız. Kendi kızının başına gelmiş olsa, kanunlara mı bakacaksın. Bu kanunların sayfaları arasındaki maddelere değil, vicdanınızın sesine kulak verin. ”Erdoğan a soru:İktidarda olan sensin.Hak,hukuk,adaletten bahsemezsin.Bu değerleri yerine klyar ve uygularsın.İktidarın görevi yakınmak değil,gereğini uymak ve uygulamaktır.Bu güne kadar hak,hukuk,adaleti niçin ygulamadın?17/25 aralık yolsuzluk davaalrında,başta oğlun olmak üzere,adı karışanlar için hukuku ayaklar altına aldın ve ”Yedirmeyiz!”naraları attın.Kur an ayetlerini maytaba alan ve bakara makara diye küçümseyen bakanına elçilik görevi vererek ödüllendirdin.Kendinizi kurtarmak için,eleştirenelri ya hapsettirdin ya da gözaltılarlda yedi sülalelerini bellettin.Senin hak, hukuk,adalet anlayışın ancak kendiniz için mi?Sen dürüstlük yolundan gece ve gözü kapalı ,kulakların tıkalı olarak mı geçtin?

    • Burada en büyük problem kanunu dinlemeyin vicdanınızı dinleyin demek bence. Hakimlerin vicdanlarına kaldıysa hüküm vermek adalet iyice rafa kalkmış demektir. Çoğu hakimin okuma yazma özürlü olduğu, basit kuralları uygulamaktan bile aciz olduğu, davaların büyük bir çoğunluğunun üst mahkemelere gittiği ve kararların bozulduğunun bilindiği bir hukuk sisteminde bir de kanunlara uymayın vicdanınızı dinleyin demek herşeyin üstüne tuz biber ekmek gibi bir durum. Cumhurbaşkanı’nın bizzat AYM kararlarını dinlemeyin dediği ve mahkemelerin Avrupa İnsan Hakları mahkeme kararlarını da uygulamadığı günlük vaka artık. Gerçekten bu kadar yozlaşmanın sonu iyi görülmüyor.

  10. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2012 yılında “İnşallah biz en kısa zamanda Şam’a gidecek Selahaddin-i Eyyubi’nin kabri başında Fatiha okuyacak, Emevi Camii’nde namazımızı kılacağız” demişti. Fakat bu ibadet! gerçekleşmedi ve Erdoğan kefaret olarak 4 milyon Suriyeliyi Türkiye’ye davet edip onları doyurdu. Ha diyeceksiniz ki kendi cebinden mi doyurdu? Yahu ne fark eder, ulu’l emr değil mi. Hazine ona emanet değil mi zaten.

    Peki, iktidar böyle bir şeyi tekrar yapar mı? Geçmişine bakacaksın: Yaptılar mı yaptılar! Yaparlar mı yaparlar. Eğer sesini çıkartmazsan İstanbul’u bile ikiye böler hatta bir de iki tarafına dikilen gökdelenleri sana alkışlatırlar.

    Türkiye’ye Mehdi henüz gelmedi, fakat ona hazırlık yapmak üzere asrın lideri ve 4 milyon Suriyeli geldi.

    • Sayın mim! Aşağıya kopiledığim sorunuzun cevabını bugükü sitelerde okudum….
      Erdoğani temsilen PUTİN Türkiyeye gelmeden önce Erdoğana Süpriz yaparak Esadide yanına alipEmavi camiye gitmiş. Belkide Erdoğanın yerine namazda kılmıştır.🙂

      “AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2012 yılında “İnşallah biz en kısa zamanda Şam’a gidecek Selahaddin-i Eyyubi’nin kabri başında Fatiha okuyacak, Emevi Camii’nde namazımızı kılacağız” demişti.”

  11. ABD-İran gerilimi için çok şey söylenebilir. Fakat iki şey var ki doğruluğu su götürmez.

    1) İran’da Ayetullah rejimi, 80 ABD askerinin öldürüldüğünü iddia etmeye devam edecektir. Bunun aksini iddia edenlere hain, ABD ajanı, Siyonist uşağı denilecektir. Halkın da yarısından çoğu uzun bir süre buna inanacaktır. (Balistik füzeler fırlatıldıktan kısa bir süre sonra ABD onların varlığını, hızını ve yönünü tespit etmiştir. Suikasttan sonra da tüm üslerde önlemini almıştır zaten.)

    2) ABD kendisine yapılan füze saldırısını asla unutmayacaktır. Buna mutlaka güçlü bir karşılık verecek fakat acele etmeyecektir. Hiçbir ABD lideri yakında İran’daki falan kilisede bilmemne ayini yapacağız demeyecektir. ABD raconunu korumak zorundadır ve gereğini yapacaktır. Zira oyunun kuralı böyledir.

    İran, emperyal güçler açısından İslam dünyasında Sünni-Şii çatışmaları çıkartmak için kullanılan bir alettir. (1500’lerden beri bu böyledir). Eğer ABD askeri ve ekonomik yöntemler ile bu rejimi yıkıp İran’da seküler-laik bir cumhuriyet kurulmasına yol açarsa bu İslam dünyası için hayırlı bir gelişme olur. Zira Sünni-Şii çatışması ortadan kalkar, makul bir farka dönüşür. Fakat ben kısa vadede bunun yapılacağını beklemiyorum, zira henüz Ortadoğu projesi sonlanmadı ve Şii İran aktörüne ihtiyaç var. ABD’nin yaptığı kendini pek kurnaz sanıp karışıklıktan ganimet çıkarmaya çalışan Şii mollalara bir ayar çekmek olmuştur.

    Not : İkide bir Şii molla deyip küçümseyici göndermeler yapıyorum/yapıyoruz. Fakat Sünni mollalar olduğunu da unutmamak gerekir.

    • Hiç unutulur mu sayın fkt, kendisi gurbet ellerde inzivaya çekilmiş diye mollamızı unutacak değiliz ya; yalnız o iran asıllı bahai dervişine “sünni molla” demek nerden aklınıza geldi ki..? Biraz oku, incele..!

      • Sn. FKT’nin Sünni mollalar derken Türkiye’de kimleri kastettiğini pek ala anladın. Her kimse o İran asıllı Bahai dervişi falan, konuyu çarpıtma.

  12. İstanbulun tantanacıları vardır; yol üstü müsait bir noktada birden iki kişi sille tokat, küfür kıyamet birbirlerine dalarlar..! Bikaçı da hemen yakınlarda sanki hiç tanışmıyorlarmış gibi pusuda bekler. Ne zaman ki oradan geçen hiç bişeyden habersiz bir vatandaş bu kavgayı ayırmaya kalkar, işte asıl film ondan sonra başlar. Çevrede bekleşen diğer elemanlar da aynı anda sözde kavgayı ayırmak üzere atılırlar ve yaşanan arbede sırasında o iyi niyetli vatandaşın cüzdanını söğüşleyiverirler. Bazen cüzdanla da bitmez olay, bir de karakolluk olup şahit yazılıp daha dayak filan yemek de vardır işin ucunda..! Neyse, komşumuz abd ve iran arasındaki tantanayı ibretle ama dikkatle takip etmek lazım…

  13. Şu sözler, herhalde Türkiye siyasal tarihinin en sıradan, sözüne en güvenilmez, en kaypak, en tutarsız siyaset esnafı Recep Tayyip Erdoğan’a ait (geçen hafta sonu çıktığı TV programında konu 2008 krizine geldiğinde söylüyor bu lafları):

    “Şu anda parti kurma çalışması yapan bazı arkadaşlar var ya, onlar da o zaman benim yanımda olanlar bana karşı çıkmışlardı. ‘Yok şöyledir, yok böyledir.’ Niye? Çünkü talimatı IMF’den alıyorlardı.”

    Meğer adamın eknomi bakanı IMF ile iş tutmuş, talimatları IMF’den almış. Peki adamın kendisi ne yapmış. Hiç! Oturmuş seyretmiş -üstelik de yıllarca!

    Gelip bunu TV ekranında halka söyleyecek kadar da zeki ve strateji dehası bir siyasetçi -iyi mi? 🙂

    H. Gayret Biladerim, bu ne iş?

    Tartışılan mesele X de olsa Y de olsa bir yolunu bulup lafı “Erdoğan IMF’yi kovdu” demeden duramıyorsunuz.

    Ama, adamınız, “Benim seçip ekonominin başına koyduğum bakan IMF’den talimat alıyordu, ben de bunu bile bile onu o görevde tutmaya devam ediyordum” diyor resmen.

    Valla bu kepazelik karşısında yapılana “Boşa düşürmek” ifadesi hafif kalır.

    Ortada yanmasın diye çevirecek kaza da olanak bırakmadığına bakarak “Kaz düşürmek” mi demeli, ne demeli?

    Reis berbat tepikledi topu hem size hem kendi kalesine. Ne bulup ne çevireceksiniz, gerçekten merak ediyorum.

    Meğer adamın bakanı IMF’den talimat alıyormuş, ve meğer adam da bunu bildiği halde ses çıkarmamış!

    Kepazelik değilse ne?

    • Sn.bernar, öyle değil miydi? Akparti en başta yönetimi imf den devralmadı mı? Önceki hükümetin derwishi imf ile bir program üzerinde anlaşıp imzalayıp sonra da sıvışıp gitmedi mi? İmf ye borçlar sıfırlanana kadar onların borusunu öttürmedi mi bizim çocuklar?

      • Yap-işlet-devret borçlarının ödenmesi için onların borusunu öttürmüyor mu sizin çocuklar. Üstelik bunların faizi İMF faizinin on katına denk geliyor.

  14. İtalyan düşünür Machievel­lin:”Herkes sizi eylemlerinizle yargılar, lakin çok azı eylemlerinizin nedenini sorgular.
    Zorbalığın başarısız olduğu yerde cazibe başarılı olur. Cazibenin başarısız olduğu yerde zorbalık başarılı olur.”Demiştir. Bu düşünürün ;”Amaca giden her yol mübahtır.”söylemi de var.İşte Türkiye Partili cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan,düşünürün ;”Amaca giden her yol mübahtır.”fikrini ve başka işine yarayan fikirlerini ,18 yıllık iktidarı döneminde her zaman kullandı ve uyguladı.Hatta ,hatırlayın,”Benim emir komuta merkezim,papaz elbisesi giy dese giyerim.”Demişti.Ben,papaz elbisesi giymedim,giymem.Benim emir komuta merkezim de yok.Ben,şahsıma münhasırım.kendime özgü tavır ,ilke,amaç,yöntem ve davranışlarım var.Erdoğan gibi de ;”amaca giden her yol mübahtır:” ilkesini uygulamıyorum.Benim eylemlerimle yargılamanız yerine,eylemlerimin esas nedenini sorgulayın.Çünkü,zorbalığın başarısız olmaması , cazibenin başarılı olması için mücadele ediyorum.Hem Türkiye,hem de dünya insanlarının faydasına olan budur kanısındayım.Saygılar.

  15. Bir devletin içindeki bilinmeyenlerin başka bir devletin insanını, aydınını, siyasisini hareketsiz kılmasını esefle karşılarız.
    asker kıyafetli birisinin askeri silahla etkisiz kılınmasına pek şaşırmayız.
    bir kişiyi etkisiz kılıp, kılını dahi kıpırdatmadan elli kişiyi daha bir üfürükle (hemde adamın cenazesini taşırken) bertaraf etmek için süper devlet olmaya gerek yok sanırım.
    karşıdakinin süpersonik olması yeterli belkide..
    bu yüzyılda mehdi, nostradamuş, avarncelik, falan filan diyerekten, yeniden haçlı ordusu kudüse doğru son olmayan! son seferini de yapar mı? diye sormak aklıma gelmedi değil!.
    12 eylülde bile darbeciler kendi halkını öldürmek için üzerlerine ateş etmediler!
    yinede yargılandılar, bitti..
    Trampın yada ıran yöneticilerinin de birgün gelip dünya milletlernce (yüce divan gibi) yargılandıklarını görürmüyüz acaba?
    beyzbol yada tenis oynamayı niçin bu kadar çok seviyorlar, bilinçaltlarını açığa çıkarmak için hakim psikyatr’a sevk edermi ki?
    niçin beyzbol sopası yada raket hep biz sıradan fakir fukaranın k.ç.nda patlıyor- acıtıyor? yada top bizim tepemize düşüp patlıyor?
    insanlar yerini yurdunu evini bağını bahçesini, işini bırakıp terkedip .tin k.p.ğin sadakasına muhtaç duruma düşüyor? denizde boğulyor?
    işe girmek için devlete müracat edecek çocuk, ”senin atan dedeni kandırmışlar yavrum, aç kaldım diyerek gitmiş ekmek peşine düşmüş, bir elinde havuş diğerinde sopalılar..
    o aradada ayağı takılmış düşmüüşşş”
    seni işe alamayız cevabını alınca ne olacak?
    trlamp kandırıyor, humeyni kandırıyor, fettoş kandırıyor, neyahu kandırıyor, sudiler bile kandırıyor!..
    biz ne zaman kandırılmaktan bıkıp usanacağız?
    ne zaman???
    elimizdki zarfı sandığa atmadan önce (bir ömür çekeceğimiz acıları tatmamak için) erken davranıp bir kere daha düşüneceğiz????
    yoksa siz, mehdi gelip bizi kurtaracağına inananlardan mısınız?!.
    daha çok beklersiniz.

  16. Bir seyehatte olduğum için fazla haber izleyemedim. Fakat dün abd füzelerin atıldığı üslerin uzaydan çekilmiş görüntüleri paylaşıldı şöyle bi gördüm. Yanlış anlamadıysan Koruma kalkanı kullanılmış gibi durmuyordu sanki. En iyi ihtimal, önceden haber verildi ise abd, askerlerlerini üsden kaçırmıştır, Böylece en azından bu saldırı ucuz atlatılmış olabilir, kimbilir.
    Bizlere gösterilenlerin arkasında çok farklı işler dönmüyor mu gerçekte. Israil ve İranın ya da abd ile İranın neler çevirdiğini anlamak o kadar kolay değil.
    Mehdi/mesih konusu hem yahudi ve hıristiyanlık ta hem de Müslüman inançları da yer alan özel bir konu. Sıkıntı mehdi/mesih in olması bir deccalin de varlığını gerektiriyor olmasıdır. Bu konu ile ilgili pek cok teknik bilgi de içeren yorumlarım var, tekrar olmasın…
    Bence de unutan hata eder, üzerinde biraz mesai harcamak, kafa yormak lazım. Çünkü önümüzdeki yıllara çılgın/sapkın avengelistler ve radikal/sapkın mehdicigiller damga vurabilir.

  17. Libya da meşru hükümet olarak lanse edilen UMH(ulusal mutabakat hükümeti),meşru hükümet kabul edilmiş,BM ve bazı devletlerce.Ama Libya da tek hükümet yok,iki hükümet var.Biri Trablus merkezli UMH, diğeri Hafter e bağlı Tobruk merkezli Temsilciler meclisi.Yani hükümet Trablus da,meclis Tobruk da.Meclis olmadan hükümet de olmaz.Libya seçimi 2019 da yenilenmesi gerekiyordu.Seçim ,Trablus hükümeti UMH tarafından belirsiz tarihe ertelendi.Yani şu an,bazı devletlerce meşru kabul edilen Trablus hükümeti UMH, meşruluğunu kaybetti.Çünkü görev süresi doldu.Zaten Libya nını %6 ile %8 ni kontol etmekten bile aciz.Şimdi yapılacak iş;BM,Rusya , Mısır ile S.arabistan öncülüğündeki Arap gücünü devreye sokup,yabancı askeri güçleri çıkarmak olmalıdır.Türkiye; Libya da barışı değil,uzun süren iç çatışmayı körüklemek ve Akdeniz i kuşatması altına alarak zimmetine geçirmek hevesinde.Türkiye nin bu hevesi kursağında bırakılmalıdır.Libya nın üç de ikisinden fazlasını elinde tutan Hafter desteklenerek,Libya da kontrolü tamamen elde tutmasına ve Libya nın yönetimine gelmesine destek olunmalıdır:Aksi halde Libya da istikrar ve barış asla sağlanamaz.Bu önerim gerçekleştirilirse,Avrupa ülkelerinin ,biran önce Libya da yatrımlar yapması mümkün olur.Libay nın bir an önce yeniden inşası ve kalkındırılması sağlanmış olur.Maksat bağcı dövmek değil,üzüm yemekse; Hafter, desteklenerek,bir an önce Libya da konrtolü sağlayıp yönetime tek başına getirilmelidir.

    • Pertav bey abd başkanlık seçimlerini hallettin şimdi de sıra libyalı general eskisinin kariyerine mi geldi..? Bu sayfalara ne kadar türkiye karşıtı içerik girersen gir, ne kadar abd yalakalığı yaparsan yap nafile; böyle baştan savma abuk sabuk içeriklerle(çoğu zaman da kendi ayağına sıkıyorsun:) sana bırak yeşilkartı vize bile vermezler..! Başkan değişmez, benden söylemesi…

    • Dünya üzerinde Türkiye’ye karşı hasmane tutum takınan ne kadar ülke varsa bizimkiler onlarla birlikte saf tutuyor…
      En son gözdeleri Libya’daki CIA beslemesi Hafter…
      Libya tezkeresi TBMM’den bütün partilerin ittifakıyla geçseydi Doğu Akdeniz’de elimiz daha kuvvetli olabilirdi. Ama bunu beceremedik. CHP ve İyi Parti’nin tezkere görüşmelerindeki tutumu Türkiye ve Libya’nın meşru hükümeti arasında imzalan anlaşmadan sonra panikleyen Atina’ya, Tel-Aviv’e, Kahire’ye moral oldu…
      İnanmayan Yunan ve İsrail basınında çıkan haber-yorumlara baksın. Libya’da Hafter çizgisinde yayın yapan gazeteler bile CHP ve İyi Parti’ye alkış tutuyor…
      Necip Fazıl’ın “Bizdeki muhalefet iktidarı düşürme şartıyla vatanı düşürmeye razıdır” dizesinde özetlediği gibi….

      • Merhum Necip Fazıl’ın “Bizdeki muhalefet iktidarı düşürme şartıyla vatanı düşürmeye razıdır” dizesi için iktidardan kaç para nemalandığını da yazsaydınız benim de merakımı gidermiş olurdunuz.

      • Sizin bu mantığınıza göre eğer Libya’da Hafter kazanırsa Cumhur İttifakı ve destekçileri hain durumuna düşecek. Libya harekatının gerçek nedenini öğrendiğiniz zaman küçük dilinizi yutacaksınız.

  18. Nasıl bir yönetim anlayışı bu… her ülke yöneticileri de kendi halkıyla alay ediyorlar söylemleri farklı uygulamaları farklı bu toplumlara narkoz mu verilmiş acaba? Kendi çıkarları için başkaların hiç bir önemi ve değeri yok onlar için. Bu tür yönetimlerin sonu her zaman hüsran olur narkozdan uyanan toplumlarda…

  19. Mehdi Gelsin Kurtarsın Balkondaki Çocuğu

    Bir kaç yıl önce Kasım Süleyman’yi Suriye de yıkıntılar arasında muzaffer komutan gibi gezerken İran tarafından bu şahsın efsaneleştirilerek hedef konumuna getirildiğini düşünmüştüm. Bu resimlerle bölgedeki tüm muhalif grupların hesabı görülecekler listesinin başına yazılan Kasım o günlerde abd ile dirsek teması ile çalışıyordu. Bütün muhalif örgütler yıllardır fırsat kollamasına rağmen yanına bile yaklaşamamışlardı. Elçilik olayından sonra 24 saat içinde ABD nin Kasıma ulaşarak yok etmesi şaşkınlık yarattı. Bunun tek açıklaması yıllardır beraber çalıştıkları en azından dirsek temasında olmalarıdır. Böylece birbirlerinin konumunu bilmekteler.
    Trump ın açıklamalarından Kasım’ı tanımadığını, abd nin onun üzerinde önceden bir planı olmadığını anlıyorum.
    Benim sorularımda şunlar, İran derin devleti efsane haline gelen KAsım’ın bir gün iç politikaya karışacağını, bunun olması halinde karşısında duramayacaklarını düşünüp önceden tedbir almış olabilirler mi?
    ABD derin devleti daha önce düşman görmediği Kasımı Trumptan habersiz mi öldürdü.
    Son füze olayı iki devletin arasında ince bir koordinasyonla kotarıldığını gösteriyor, olmaz olmaz demeyin.

  20. Fahmi bey! Herhalde, bu beşli itifaki siz herkesden daha iyi biliyorsunuzdur;

    Bu arada olan Ukraya uçağında ölenlere oldu.

    Mollalara göre İranlı general da kim oluyor. Padişahlar taht için kendi evlatlarını õldürmüşler. Şimdi iran mollaları milleti susturmak için kahrama ilan ettikleri genarlerini rahatlıkla kurban etmiş olamazlarmi?

  21. Trump ve yardımcılarının yüzleri öfke kusuyordu. ABD İran saldırılarını hazmedecek bir ülke değildir. Elbette bir karşılık verecektir. Yine nokta atışı türden bir saldırı olabilir. İran, balistik füze atması ile beraber intikam almaya kararlı oluğunu dünyaya kanıtladı. Dün aslında Trump Rusya ve Çin devletlerinin tavrını öğrenmek istedi. Zira İran müttefikleri Rusya ve Çin devletleridir.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız