AK Parti açık ara birinciyse bu telaş ne? Muhalefetin açmazına ışık tutuyorum

41
Reklam

Dünden beri zihnim bir soruya takılı kaldı: “Acaba AK Parti anket konusunda hangi araştırma şirketleriyle çalışıyor?”

Bu sorunun zihnimi meşgul etmesinin sebebi partinin başkan vekili konumundaki Numan Kurtulmuş’un yaptığı şu açıklama: 

“Bugün bütün kamuoyu anketlerinde AK Parti açık ara birinci partidir ve bütün yaş gruplarında birinci partidir. Bu başarılarımızın arkasında siyasi tecrübelerimiz var. Bu başarının arkasında gerçekten fedakarca çalışmanın yeri var.”

Kurtulmuş’un açıklamasının önermeleri şunlar:

AK Parti bütün kamuoyu anketlerinde birinci parti, hem de açık ara birinci…

Bütün yaş gruplarında da birinci yine AK Parti…

AK Parti başarılı…

Başarısının arkasında fedakarca çalışma bulunuyor.

Reklam

İddialı bir açıklama…

Hangi araştırma şirketleri bu kanaati destekleyen bulgular elde etmiş merakındayım.

Kamuoyu araştırma şirketleri son zamanlarda raporlarının bazı bölümlerini paylaşıyorlar. O sayede yalnızca onlara araştırma görevini verenler değil bizler de ülkenin siyasi nabzını tutma imkanına kavuşuyoruz. 

Ancak kamuoyuyla paylaşılan araştırmaların sonuçları ile AK Parti’nin genel başkandan sonraki en önemli koltuğunun sahibi olan Numan Kurtulmuş’un yukarıda aynen aktardığım açıklaması arasında uyumsuzluk var.

Görebilme imkanı bulduğum anketlerde AK Parti hala birinci parti, ancak diğer partilerden açık ara önde değil. En son anketlerde birinci parti ile ikincisi arasındaki fark çok azalmış görünüyor. Aylara göre sonuçlara bakıldığında, birkaç ay sonra AK Parti’nin birinciliği kaptırması bile muhtemel.

Son anketlere göre, Cumhur İttifakı rakibi Millet İttifakı karşısında zorlanıyor; birkaç ankette Millet İttifakı önde görünüyor.

“Yapılacak ilk seçimde AK Parti iktidarını koruyabilecek mi, aday olarak Tayyip Erdoğan’ı gösterdiği takdirde cumhurbaşkanlığını elinde tutabilecek mi?” soruları da sorulmaya başlandı; bu kritik sorulara verilen cevaplar AK Parti açısından alarm zillerini çaldıracak vahamette. 

MetroPoll şirketinin en taze (Eylül sonu) araştırmasına göre, seçmenler AK Parti’nin iktidardan düşeceğini, Tayyip Erdoğan’ın aday olsa seçilemeyeceğini düşünmeye başlamış durumda. 

Reklam

Ağustos 2020’den bu yana yapılan aylık MetroPoll araştırmalarında “Erdoğan kazanır” diyenler “Kazanamaz” diyenlerden hep fazlaydı. [“Kazanır” diyenler Ağustos 2020’de 55.4, Nisan 2021’de 47.7, Mayıs 2021’de 47.8, Haziran 2021’de 49.8 idi; bu oran Eylül 2021’de 44.1’e düştü. “Kazanamaz” diyenler ise Ağustos 2020’de yüzde 39.1 iken Eylül 2021’de yüzde 49.8’e çıktı. AK Parti’nin gelecek seçimi de kazanacağına inananlar ise sadece yüzde 37.8; “Kazanamayacak” diyenlerin oranı yüzde 53.7…]

Numan Kurtulmuş’un AK Parti’nin bütün yaş gruplarında birinci parti olduğu iddiası da gerçeği yansıtmıyor. Seçmenlerin yaklaşık yüzde 11’i bu yıl ilk kez oy kullanacak gençlerden oluşuyor. Anketlere göre, ilk kez oy kullanacakların sadece dörtte biri AK Parti’ye oy vermeyi düşünüyor. “Oyum MHP’ye” diyen gençlerin oranı da yüzde 6.5… Genç yaş grubunda birinci parti CHP (oy oranı yüzde 33.5 görünüyor.)

Kurtulmuş’un açıklamasının ‘başarı’ yönüyle ilgili bulgular da var araştırmalarda. 

En önemli güncel sorun ne? Ekonomi değil mi?

MetroPoll vatandaşlara “Mevcut hükümetin ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sorunları çözebileceğine inanıyor musunuz?” sorusunu da yöneltmiş. “Evet, çözeceğine inanıyorum” diyenler  yüzde 40.5; “Hayır, çözemez” diyenler ise yüzde 54.8…

Tabloya bakınca iktidar sözcülerinin telaşı daha kolay anlaşılabiliyor.

Muhalefetin açmazı

Yazımın buraya kadarı AK Parti’nin iki numaralı koltuğunda oturan politikacının yaptığı açıklamadan hareketle iktidarın siyasi zemininin sarsıntıya uğrayıp uğramadığını anlatma çabasıydı. Son araştırma “İktidar sarsıntıda” sonucunu ele veriyor.

Bu durumda ne beklenir, muhalefetin alıp başını gitmesi değil mi?

Araştırmalar seçmenin iktidar cephesinden kaçmaya başladığını gösterse bile, muhalefetin başarılı olacağı konusundan da fazla emin olunmadığına işaret ediyor.

MetroPoll “Ekonomik sorunları muhalefet partileri çözebilir mi?” sorusunu da sormuş, “Çözer” diyenler (yüzde 45.7) ile “Çözemez” diyenler (yüzde 45.1) neredeyse aynı oranda…

Vatandaş şu sırada sorun çözme bakımından muhalefetten de fazla umutlu değil.   

Neden böyle?

Araştırmada bu soruma kısmen cevap teşkil edecek bir bölüm de bulunuyor.

‘Endişeli muhafazakarlar’ diye bir deyim var ya, bir kısım seçmen gerçekten endişeli. İktidarın gideceğini görüyor, ama bundan fazla mutlu görünmüyor. Özellikle bir önceki seçime kadar AK Parti’ye oy vermiş olan seçmenler…

AK Parti’ye oy vermiş seçmenlerin yüzde 70.7’si “CHP-İYİ Parti iktidar olursa dindarlar baskı görür mü?” sorusuna “Evet görür” cevabını vermiş… MHP seçmeninde bu oran yüzde 55.9… Yeni iktidar döneminde ayrımcılığa uğrayacağını düşünenlerin oranı da AK Partili seçmende (72.7) ve MHP’li seçmende (54.9) bayağı yüksek.

Muhalefet cephesinin de açmazı burada.

Seçimlere henüz uzun sayılabilecek bir süre var -tabii seçimin tarihi erkene alınmazsa-; o zamana kadar iktidar kendi tabanının kaçmasını zorlaştıracak bir söylemi devreye sokacaktır. Muhalefet partilerinin ise bütün işi gücünü bir tarafa bırakıp oylarına talip olacakları muhafazakarlardaki endişeyi gidermeye çalışmaları beklenir. 

CHP yönetiminde yer alanlar arasında seçim sonucunu çantada keklik görenler hiç de az değil.

İşleri hiç kolay olmayacak.

ΩΩΩΩ 

Reklam

41 YORUMLAR

  1. ”’Eski CHP’li milletvekili Barış Yarkadaş’ın Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun kızının düğün töreni diyerek servis ettiği videonun, CHP Alanya ilçe başkan yardımcısı Gökhan Sipahioplu’nun düğün görüntüleri olduğu ortaya çıktı.”’
    İşte ilkesiz seviyesiz siyasetçilerimiz.Gunde binlerce yalan haber sosyal medyada dolaşıyor.

  2. Baykalın performans kasetini dersimli kemalin makamına getiren yüzü maskeli adamların elinde kamçı vardıysa veya deri elbiseler giymişlerse pekala kabataş olayı saldırganlarından bir grup olabilirler?

  3. İktidar uzun zamandır yolsuzluklar ve yasaklarla anılıyordu. Dolar böyle giderse yakında yokluklarla da anılacak. Daha kış gelmedi. Karadenizde gaz buldulardı güya kaç defa. Hani nerde? Onu kışın gazsız kalan halka anlatırlar artık. Bekleyin yaza az kaldı, sıkın dişinizi falan.

      • Bu tarih enteresan tabii. Tam seçimlere denk geliyor. Artık nasıl olduysa. Neyse artık muhalefete nasip olacak gazı çıkarmak. Ama sonuçta hepimizin gazı ne farkeder. Ben yine de bu gazın olduğunu zannetmiyorum. Bu buldukları ne ilk ne son gaz. Hepsi gaz! Araba da tam 2023’te çıkacak. O hep gaz! Elektrik diyorlar gerçi. Ama eminim o da gaz!

  4. Ekrem İmamoğlu Yunanistan gezisinden sonra Trabzon, Bayburt, Elazığ, Gümüşhane, Diyarbakır gezilerini gerçekleştirdi.
      Sosyal medyada “İstanbul’a da gelecek, karşılama yapılacak” diye söylem yapılmış sosyal medyada.

    Bunu duyan Kılıçtaroğlu hemen Kaftancıoğlunu aramış Chp adına karşılama yapmayın demiş olabilir. Geçen gün Diyarbakır Chp il yönetimini aramış karşılanmasına engel olmuştu İmamoğlunun.
    Bence Kılıçtaroğlu Cumhurbaşkanını arayarak İstanbul da gözükmeyen Belediye başkanının yerine kayyum atanmasını isteyebilir. Bir taşla iki kuş vurabilir aslında. Hem imamı ekarte eder hem de mağdura yatar.

    • Olacak olacak herşey güzel olacak biraz sabır!!,
      Kar tatili bitti . Bodrum tatili bitti , biraz da gurme gezileri yapıyor.
      Hayırlısıyla İstanbul a da
      gelecek.Eee nede olsa dünyanın incisi şehrimiz.
      Beklerizzz.

      • Bir musibet bin nasihattan iyidir.Mazallah ya başkan adayı olup secilseydi.Araki memlekette bulasın.Her ser gibi gorunen işte hayır vardır diye boşuna dememisler.

        • Ahmetciğim ekip sağlam ekip. Bir telefonla dünyanın her yerinden işini hallediyor. Ayrıca yetki dağıtımı var. Tek adam değil ki, sabah akşam imza atsın. Fark burada, yönetişim uyguluyor, yönetmiyor. O eskide kaldı artık.

  5. H. Gayret
    18 Ekim 2021 At 17:15
    Yorumunuz onaylanmayı bekliyor
    Ender arkadaş hani geçen gün millet demokrasiyi devralmaya hazır o iş tamam diyorun, şimdi de;
    “demokrasiden zırnık anlamayan bir millet bizimki de maalesef. Neyse iki ileri bir geri bir yüzyıl daha geçince anlayacağız.”
    diyorsun, ne iş?
    Yav bi dediğiniz de öbürünü tutsun bilader!?

    • Bu bir süreç. Halkımız öğreniyor elbette. Yakında öğretecek de yolsuzlara derslerini vererek. Zırnık bilmiyor derken haksızlık etmeyelim. Zaman zaman zırnık bilmiyor gibi davranıyor demek istedim. Ama bazıları için hep öyle. Onlar biliyorlar ama demokrasiden nefret ediyorlar. Hiçbir şeyden nefret etmedikleri kadar. Yada demokrasiyi hep bana hep bana zannediyorlar. Yada tramvay zannediyorlar. Çeşit çeşit. Biliyorsun işte.

  6. Sosyal medyadaki Fetö hesapları uzun süredir Siyasi Cinayetler tezini dile getiriyorlardı. Kılıçtaroğlu mal bulmuş mağribi gibi üzerine atlamış duyumlar aldım Siyasi cinayetler olacak diye milleti tedirgin etmişti.

      İkinci aşama olan Pazartesi den itibaren kamuda çalışan memurlar için başkaldırı çağrısında bulunmuştu.
     
    Kılıçtaroğlu hakkında Ankara Cumhuriyet başsavcılığı ve Cumhurbaşkanı avukatları suç duyurusunda bulundu.

    Şimdi normal olarak  Kılıçtaroğlu elinde ne kadar bilgi belge varsa “varsa tabiki” savcılığa vermesi gerekir değilmi. Bakalım, görelim.

    Ayrıca  Kılıçtaroğlunun Akparti içerisinde sayı da vererek 180 milletvekilinin bylock kullanıcısı da olduğunu,  Ayrıca Deniz Baykalın kasetini maskeli kişilerin getirdiğini ve görüntüleri izlediğini de  bangır bangır kürsüde söylemişti.
    Başsavcılık bunların üzerine de gitmeli maske ve bylock konuları hakkında Kılıçtaroğlundan ifade almalıdır. Ne biliyorsa konuşsun, belgelerini göstersin, Chp binasına öyle elini kolunu sallaya sallaya maskeli giren kişiler bulunsun.

    Elini kolunu sallaya sallaya Chp genel merkezine giren maskeli kişiler sizi endişelendirmiyormu.
    Halbuki o günlerde pandemi de yoktu. İllaki Chp genel merkezinde güvenlik video kayıtları vardır.
    Maskeli kişiler çekin elinizi Kılıçtaroğlundan!

    • 7 Haziran- 1 Kasım 2015 tarihindeki olaylar ülkemizde olmadı mı?
      Papua Yeni Gine’de mi oldu?
      5 Haziran 2015 tarihinde saat 08.00 de bir tanıdığım seçim sonuçlarını sorunca “Bundan sonra sadece bombalar konuşur, bu meclis Cumhuriyet Tarihinin en kısa süreli meclisi olur. Anayasal, siyasal sosyal krizin 3. evresine giriyoruz” demiştim.
      15 Temmuz 4. evre. Yani “eve götür” evresi.
      Yıpranmış dön dikiş, çürük tahta çivi tutmaz.

  7. Ver mehteri…..
    Bu ne rahatlık ya! Hiçbir sorun yokmuş gibi davranıp bütün sorunlara gözlerini kulakların kapayarak görmezden gelince o sorunlar yok mu oluyor acaba. Yoksa biz ne yaparsak yapalım hatta enflasyon yüzde yüz artsın yinede halk bizi destekler mi diyorlar. Milletin aklıyla alay etmekten başka bir şey değil bu söylenenler. Biraz ciddiyete davet ediyoruz.
    Bu halk iktidarı iyi zamanlarında, desteklenmesi gereken yerlerde sonuna kadar destekledi ama şimdi kalkıp da her şey yolunda diyebiliyorlarsa ne söylenebilir ki?
    Bu şartlara rağmen muhalefette gözle görülür bir artış yoksa, muhalefet liderleri şapkasını önüne koymadan şapkasını alıp gitmesini öğrenemedikleri sürece biz bu filmleri daha çok izleriz.
    Bu anketler doğruysa(ben inanmıyorum) ve iktidar partisi hala birinci partiyse yapılan zamların baya faydasını görmüş iktidar partisi, yani zamlara biraz daha devam ederse iktidar partisi ara açmaya devam edecek büyük ihtimal. İktidar şunu demeye çalışıyor sanırım, biz ne kadar çok zam yaparsak oy oranımız da o kadar artar diyor galiba, aslına bakılırsa haksız da sayılmazlar, ne dersiniz?….

    • Ahmed bey memur maaşlarına, burslara, sosyal yardımlara zam yaptıkça, ders kitabını tabletini talebeye bedavadan dağıttıktan sonra halk desteğinin artmasından daha doğal ne olabilir ki?

      • Doğal olan doğru yapılan işlere doğru, yanlış yapılan işlere de yanlış diyebilmek.
        Yapılan zamlar daha vatandaşın cebine girmeden gitti.
        Çiftçinin gübresi yüzde iki yüz diğer gidiler yüzde yüz artı
        Bir zamanlar benzinin yarı fiyatı olan dizel benzini geçti
        En önemlisi bu fiyat artışlarının önüne geçilememesi
        Tv lerde iktidar destekçilerine ekonomik sıkıntılar sorulunca İHA SİHA yapıldı avrasya tüneli yapıldı o yapıldı bu yapıldı diye sıralayıp gidiyorlar. Yani diyorlar ki babam cuma günü öldü.
        Adamın biri cuma günü ölmüş ve gömmüşler. Oğlu hocaya gitmiş ve
        “babam cuma günü öldü öbür tarafta nasıl karşılanır?” diye sormuş. Hocada sormuş
        “namaz kılarmıydı?”
        “hayır! ama cuma günü öldü”.
        “Kumarı içkisi varmıydı?”
        “Vardı ama cuma günü öldü”
        “Yalan söylermiydi?”
        “Evet ama cuma günü öldü”
        “Hovardalığı varmıydı?”
        “Evet ama cuma günü öldü”
        Hoca sonunda sinirlenmiş ve
        “Cuma günü ellemezler ama Cumartesi anasını bellerler” demiş ..

  8. onur ve haysiyet problemleri yaşayan toplumların, siyasi, ekonomik, teknolojik problemler yaşaması kaçınılmaz.
    muhafazakarlar endişeli,
    laikler değil mi?
    herkes endişeli.
    şeriat diye bağıranlar az mı?
    geçenlerde eski ayasofya imamı şeriatı getir artık diye herkesi dehşete düşüren paylaşımlar yapmadı mı?
    ülkenin talibanistan olacağı endişesi daha az bir endişe mi?
    hak, hukuk, adalet sağlanmazsa, bugün güçlü olanlar kendilerinden olmayanların hakkını, hukukunu sağlamazlarsa yarın güçlerini kaybettiklerinde vermediklerini nasıl isteyebilecekler?
    dün ezilenler bugün adalet mi dağıtıyor ki?
    endişeli muhafazakarlar sorunu var diyorlar,
    kazanılan haklarını kaybedecekler endişesi varmış.
    iyi ama konjonktür diye bir şey var.
    kazanılan hakların geri alınması mümkün mü bu konjonktür de?
    muhalefetin çok parçalı yapısı içinde chp hariç tüm partiler muhafazakar tendaslı değil mi?
    saadet, gelecek, deva partileri ağırlıklı eşleri örtülü, muhafazakar partiler değiller mi,
    iyi parti milliyetçi, muhafazakar tendaslı değil mi?
    endişe yaymak kimin işine geliyor?
    kim köpürtüyor?
    bu endişeli muhafazakarlar yolsuzluk sıralamalarında ülke her geçen gün üst sıralara çıkarken endişelenmiyorlar mı?
    sosyal adaletsizlik her geçen gün büyürken endişelenmiyorlar mı?
    hiç olmadığımız kadar israfa battığımız için?
    ülkenin kaynakları küçük bir gruba gittiği için?
    bir kilo kıyma almakta zorlanan insanların yarın bir paket bisküvi almakta zorlanacağı gerçeği endişelendirmiyor mu onları peki?
    bugün gücü elinde tutanlar adil bir sistem, paylaşım getirselerdi, muhafazakarlar bu endişeleri yaşıyor olurlar mıydı?
    anketler insanların deizme kaydığını göstereceğine belki dine olan ilgi ve alakanın yükseldiğini gösterirdi değil mi?
    belki akp azalacağına çoğalırdı,
    herkesin partisi olurdu,
    neyi eksikti?
    keşke bu dönem daha iyi kullanılsaydı,
    kimsenin endişesi olmasaydı.

    kopuş bir süreçtir,
    seçmenler yıllar boyu verdiği desteği bir anda kesmez,
    ama inanç azaldıkça kopuş hızlanır.
    öncelikli parametre ekonomidir.
    önümüzdeki aylarda ekonomik göstergeler çok daha ağırlaşacak.
    geldiğimiz noktada dini endişeler için insanların çok fazla hali, mecali kalacağını sanmıyorum.
    zaten anketler ekonomik endişelerin daha ağır bastığını gösteriyor.
    dün ekonomik problemleri iktidar çözer deniyordu, bugün gerçeği çok daha fazla seçmen açık açık görüyor ve çözüm gelmeyeceğine olan inanç artıyor.

    “MetroPoll vatandaşlara “Mevcut hükümetin ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sorunları çözebileceğine inanıyor musunuz?” sorusunu da yöneltmiş. “Evet, çözeceğine inanıyorum” diyenler yüzde 40.5; “Hayır, çözemez” diyenler ise yüzde 54.8…”
    bu oran artacaktır.

    yakın geçmişte bile problemleri çözeceği algısı hayli düşük olan muhalefete olan inanç ise şimdi iktidarı yakalamış durumda.
    “MetroPoll “Ekonomik sorunları muhalefet partileri çözebilir mi?” sorusunu da sormuş, “Çözer” diyenler (yüzde 45.7) ile “Çözemez” diyenler (yüzde 45.1) neredeyse aynı oranda…”
    bu oran da artacaktır.

    muhalefet her geçen gün güven sorununu hallediyor bana kalırsa.
    iktidar istikrarlı bir düşüş gösterirken muhalefet bloğunda her parti olmasa da bazı partiler ve blok genel olarak istikrarlı yükseliş gösteriyor. bir araya gelir, bir anlaşma metni açıklanır mı şimdi söylemek zor lakin bu endişeyi görüyor olmalılar ve her ne kadar endişelenecek çok daha büyük problemlerimiz varsa da bu konuda ciddi bir empati yapıp muhafazakarlara ihtiyaç duydukları destek, güven ve garantinin verilmesi gerekir.
    kimse giyiminden, kuşamından, işinden, gücünden elbette endişe etmemelidir.
    keşke geçtiğimiz 20 yılda bu konu bir daha hiç gündeme gelemeyecek şekilde çözülseydi, ama ciddi siyasi rant içeren konuların çözülmemesi,
    çözülmesinden karlıdır.

    • Didem hanım “kimse giyiminden, kuşamından, işinden, gücünden elbette endişe etmemelidir.” buyurmuşsunuz da; elhak öyledir!
      peki e.çakır hangi endişeleri yüzünden çarşafını çıkarıp attı ki?

      • Size ne, kime ne? İsteyen örter. İsteyen açar. Şunu bir türlü öğrenemediniz. Milletin kılık kıyafeti üzerinden siyaset yapmayı bırakın ey Taliban zihniyetliler.

  9. KORU’DAN MUHALEFETE
    Sayın Koru muhalefete diyor ki;
    Siz de bir anket yaptırın.
    İktidara oy veren seçmen kitlesi üzerinde.
    Millet ittifakının adaylarından, seçilmesi halinde hangisinin “yaşam tarzınıza müdahale ” etmeyeceğini düşünüyorsunuz ?
    Sorusunu sorarak.
    En yüksek oyu alanı aday gösterin demek istiyor.

    • Sayın yk, adayların hangi mega projeleri, yatırımları vaadettiğini bırakıp da hangisinin halkın ne giydiğine karışmayacağını mı tespit etmemiz gerekiyor öncelikle?
      O iş yaş, millet bu kadar demokratik kazanımı kenara itip de giydiği donun hırkanın hesabını vermeye pek razı olmaz gibi geliyor bana ama neyse…
      Kafaya bak?
      Nato mermer sunta kafa!!!

      • Başörtüsü problemini bunların çözdüğünü sanan zavallılar.
        Bir soru daha sorulmalı” Cezalandırmama garantili hırsızlık projelerine” kim karşı çıkar?
        sorusu da.

  10. Akp sürekli oy kaybediyor ama halen CHP’nin 7-8 puan önünde.ittifaklar başa baş.ama Hdp Li seçmen asla Reise oy vermez.Suriye’ye Iraka sürekli operasyon yapan,belediye başkanlarını görevden alan,bir sürü Hdp liyi hapse atan Tayyip beye neden oy versinler?Bu durum Tayyip beyin kazanmasını imkansız hale getiriyor.Ayrıca ekonomi ve algı gerçekten kötü yönetiliyor.

  11. CHP ibrahim uslu yu cok iyi dinlemeledir. ibrahim uslu Turkiye nin en basarili analistlerindedir. Sanirim bu nedenle CHP ye danisman oldu. Ama ender beyin dedigi gibi acik bi deklarsyon yayinlamalidir. ATATÜRK kesinlikle bir siyasi meta olmaktan cikarilmali ve slogan malzemesi yapilmamalidir. sloganlara cok muracat edenler genelde kifayetsizliklerini ortmeye calisirlar…

  12. “”Korkunun ecele faydası yoktur”

    Mevcut partilerin içinde ki liderleri kıyaslayın Yüksek Tahsil yapan Kılıçdaroğlunu bulursunuz.
    Yine mevcut partilere bakın liyakat sistemi ve ekonomi kurmayları bakımdan CHP önde.

    Şu an Mevcut CHP büyük şehir başkanları Engellemelere rağmen , Çalışma bakımdan başarılılar.

    Bu büyükşehir belediyelerin başkanları herkesi kucaklıyor. Büyükşehirde çalışan kadınların çoğu başörtülü.

    Her partide sıkıntılı adamlar vardır. sağ partilerde sıkıntılı adam daha çok. CHP’de bulunanlar olduğu gibi görünüyorlar, sağ muhafazakar partilerde dine inanmadığı halde münafık insanlar çok, samimi olmayanlar çok.

  13. Sayın yazar “Seçimlere henüz uzun sayılabilecek bir süre var -tabii seçimin tarihi erkene alınmazsa-;” buyurmuş ama eğer takvime şöyle bir gözatılacak olursa;
    artık seçimleri erkene alabileceğimiz kadar uzun sayılabilecek bir süremiz yok gibi:)
    Tabii “erkene almaktan” kastınız buysa…

  14. GÖRÜN ETKİYİ
    2022 yılında Bütçede faiz için öngörülen miktar “240,4 milyar TL”
    2003- 2017 yılları arasında 758 milyar TL faiz ödemesi gerçekleşmiş.
    Başkanlık sistemine geçiş olan 2018 den itibaren faiz ödemesi ise 727 milyar TL.

  15. Avrasya Anket:
    Kararsızlar dağıtıldıktan sonra oy oranları şöyle oldu:
    AKP %28,9
    CHP %28,7
    İYİ Parti % 13,5
    HDP % 10,6
    MHP % 6,6

    AKP her geçen gün kar topu gibi eriyor.

  16. Gördünüz mü; hala, AK Partinin haricinde kalan sağ-muhafazakar partilerin seçmenleriyle, AK Parti’ye oy vermiş yüzde 70.7’si “CHP-İYİ Parti iktidar olursa dindarlar baskı görür mü?” sorusuna “Evet görür” cevabını veren AK Parti seçmeni ile diğerlerinin toplamı Türk siyasi yelpazesinde yaklaşık yüzde 70’i oluşturuyor.

    Deme ki neymiş; CHP hiç bir zaman tek başına iktidar olamadığı gibi belki yeni sistemin
    -Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin 50+1 şartı ile bu sistemi işleten iktidarın veya sistemin başarısızlığının- sunduğu, siyasi partileri ittifak yapmaya zorladığı ve sağ-muhafazakar bir takım partilerinde millet ittifakı adı altında CHP’ye payanda olmasına rağmen, iktidarın oylarının sürekli erimesine rağmen, başını CHP’nin Genel Başkanı Kılıçtaroğlu’nun çektiği ittifak hala beklenen, olması gereken ilgiyi görmüyor, göremiyor.

    Neden acaba?

    Nedeni CHP’nin bagajı mı, muhafazakarların beceriksizliği mi?

    Şöyle ki; CHP’nin hala dindarlara baskı yapacağı düşünülüyorsa, küçüğünden büyüğüne bu endişeyi taşıyan herkes, aslında vakti zamanında, CHP’nin iktidar olduğu yıllarda dindarlara yaptığı baskıyı yaşamadı, şahit olmadı. Çünkü CHP 1950 Menderes hükümetlerinden bu tarafa sadece 1970’li yıllarda Ecevit-Erbakan koalisyon hükümeti ile iktidarı paylaşmış, ondan bu tarafa da CHP namı altında ne iktidar olmuş ne de iktidarı paylaşmıştır? CHP’nin türevi sol partiler de tek başına iktidar olamamış ancak iktidarı paylaşmışlardır.

    Denilebilir ki; CHP, iktidar olmadığı, iktidarı muhafazakarların üstlendiği dönemlerde de devlette muktedir olmuş ve dindarlara yapılan baskı her dönem olagelmiştir. Böyleyse, bu muhafazakarların beceriksizliği değil midir?

    Muhafazakarların şimdiki beceriksizliği ise en yaman olanıdır. İktidarı temsil eden sağ MHP ile muhafazakar-demokrat(!) AK Partinin yeni hükümet sisteminde ve yürütmede başarısız olduğunu gördüğü, duyduğu, kabullendiği halde yeni sağ-muhafazakar oluşumları gerçekleştiremiyor oluşudur.

    Nedeni?..

    Birincisi, AK Parti özelinde, uygulamalarıyla muhafazakar değerlerin içini boşaltmış olması ve muhafazakar kitlenin de içini dolduramadığı, menfaat odaklı “sloganik muhafazakarlık” ile hareket ettiğidir. Buna rağmen bu kitle sağ-muhafazakar söyleme ilgi duymakta ve oyunu bu saikle vermektedir…

    İkincisi; AK Parti dışında kalan diğer sağ-muhafazakar partilerin ya da politikacıların bu gerçeği gördüğü halde bunu siyasi bir oluşuma dönüştürememesidir. Bunun da çok nedenleri sayılabilir ki, ilki “Güvendir”.

    “Araştırmalar seçmenin iktidar cephesinden kaçmaya başladığını gösterse bile, muhalefetin başarılı olacağı konusundan da fazla emin olunmadığına işaret ediyor.”

    Nasıl olacak bu peki? Bu tablo seçime yaklaşıldığı zaman diliminde nasıl şekillenecek? Seçmen “ölüme mi” razı olacak “sıtmaya mı”?

    İçerisinde CHP’nin olmadığı, AK Partiden elini çeken seçmeninin de geleceği ve diğer her kesimden oy devşirebilecek, yüzde 65-70 sağ muhafazakar kitlenin akacağı yeni bir “Sosyal Muhafazakar Demokrat” ittifak oluşur mu?

    Kılıçtaroğlu ile bazı politikalarında yumuşama görüntüsü verdiği halde Türkiye muhafazakarları nezdinde CHP sorunsalı hala devam ediyor.

    Şu anki konjonktürel durum içerisinde millet ittifakının mevcut ortaklık yapısı halinde oluşacak bir iktidar “yönetebilecek” görüntüsü, güveni veremiyor seçmene.

    Zavallı seçmen! Hayat pahalılığının belini büktüğü, iç-dış politikaların cenderesi altında ezildiği, adaletin tevzi edilemediği, hukuksuzlukları olabildiğince yaşadığı, beyt’ül malin talan edildiği yetmezmiş gibi bir de onu bu cendereden kurtaracak bir siyasi oluşumun yokluğuyla müzdarip…

    İki arada bir derede…

  17. ALMANYA BİZİ KISKANIYOR MU?

    Ak partinin bu ülkeye yaptığı en büyük iyiliklerden biri de ülkemizin “ortadoğu ve balkanlar” ile kıyaslandığı yıllardan alarak avrupanın en büyük ülkeleri ile karşılaştırıldığı bir döneme getirmesi. Tamam henüz bu ülkelerin çok gerisindeyiz fakat bu kıyaslama bile iyi bir gelişmedir. En çokta muhalefet trol yazarları kullanıyor bunu. Hatta hızını alamayıp KAnada, abd ile bile kıyaslayanlar çıkıyor. İşte kanada başkanı şu kadar dağıtmış, abd bu kadar dağıtmış halkına diye. Adamlar bırakın bu ülkelerin sanayi tarihini, coğrafi koşullarını incelemeyi haritadan bile bu ülkeleri görmemişler diyeceğim ama çoğu bu ülkelerde fink atmış zamanında.
    Ak parti birinci partimi? Bu sorunun cevabı büyük bir konsensusla evet. Fakat bu oran bırakın cumhurbaşkanlığı seçimine yeterli olmayı ortağı ile bile yeterli olmayabilir. Benim görüşümde uzun zamandır dile getirdiğim gibi Bidenci muhalefetin kazanacağı yönünde.
    Ak partililerin tek umudu halkın bunların hiçbir sorunu çözemediğini görünce uyanıp geri dönmesi. Fakat bu tez doğru çıkmayabilir. Misal; hiç bir hizmetin yapılmadığı İstanbul’a seçimden önce nimet nimet diyen imamoğlu yönetimine köşelerinde istanbul cennet cennet diyen binlerce trol.

  18. Kılıçtaroğlu sadece FETÖ taktiklerini kullanıyor.
    Sosyaş medyada FETÖ’cülerin ileri sürdüğü her argüman birkaç ay sonra Kılıçtaroğlu dillendiriyor.

       Darbeden önce Erdoğanın altınlarla yurtdışına kaçacağını, gemiler ayarlandığını fetö siteleri dile getiriyordu. Kılıçtaroğlu nereye gidersen git seni yakalayıp getireceğim diye grup toplantısında konuşuyordu.

       İlk  sarayda altın klozet var diyen Fuat Avniydi. Sonra Kılıçtaroğlu diline doladı.

       Darbeden sonra Yenikapı mitingletine koşan Kılıçtaroğlu, fetönün darbe tiyatro demesinden sonra tiyatro demeye başladı.

    Fetö 15 temmuza 20 temmuz hükümet darbesi dedi. Aynısını Kılıçtaroğludan duymaya başladık.

      Sosyal medyada Fetöcüler “ileride yargılanacaksınız” sizi yargılayacağız diye tehtit savurmasından sonra Ak partiye oy verirseniz sonunuz belli diye memur,  öğretmen ve sanatçılara gözdağı verdi.

    Fetöcüler Türgav saldırdıktan sonra Sözcü yazarları devreye girdi, Chpliler demediklerini bırakmadı.

    Fetöcüler tem de kom da menzilciler sülaymancılar örgütleniyor onlata niye birşey yapmıyorsunuz da bize yapıyorsunuz serzenişi sonrası Chp liler bunu sakız yapmaya başladı.

    Siyasilere suikast”ı önce FETÖ’cüler dedi. Sonra Kemal Bey dillendirdi geçen hafta.

    Fetöcülerin Bundan sonra seçim yaptırmayacaklar ve seçim sonuçlarını tanımayacaklar” lafı var. Kemal Bey şimdilik bunu söylemedi.Sahte anketlere bakarak kendisinin seçimi aldığını zannediyor. Gerçeklerle yüzleşince ilk söyleyeceği laf budur.
      

    • Demek ki neymiş;

      Cihat Yaycı paşanızın dediği “toplumun %20-25’i fedöcü” sözünün hakikati, ak parti oylarının %20-25 bandına gerileyene kadar saçmalıklara devam demekmiş.

      Gerçi niye yazdım ben bunu şimdi; sen ne anlayacaksın ki bundan, kocaman bir hiç!

          • Fatih bunu mit başkanı Hakan fidana sorman gerekmiyor mu, benim akıl yürütmem şöyle;

            11.5 sene boyunca maskeli kişileri Kemal Kılıçdaroğlu saklıyor olamaz. Kemal Kılıçdaroğlu maskelerini hiç çıkarmadılar ve kimliklerini gizleyerek otoparktan asansörü kullanarak doğru odama geldiler diye anlatmış 8 sene önce, maskelerini çıkarmamalarını kimliklerini açık etmeleri yasak olan özel devlet görevlileri olduklarını beyan ederek açıklamış olmalılar. deniz Baykal 2010 yılında istifa etti. Yani 11.5 sene boyunca maskeli kişiler hala bulunamamışsa onlar devlet korumasındadırlar. Ve Başta dönemin askeri istihbarat başkanı İsmail Hakkı Pekin ve lojistik başkanı sonra kk komutanı Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Emre Taner yardımcısı sonra yerine gelen bu günkü MİT başkanı Hakan Fidanın ya hepsi ya da en azından ikisinin bilmemesi mümkün değil, hepsinin başında Erdoğan olduğuna göre ve muhalefeti açıktan tehdit ettiğine göre Erdoğan’ın bilmemesi de mümkün değil.bu bilgiyi de Seçimlerde muhalefeti itibarsızlaştırmak için kullanmak istiyorlar bence.

  19. Faize karşı olduğunu iddia eden iktidar 2022 bütçesinde faiz ödemelerine 240 milyar TL ayırmış. 2021’de 180 milyar TL ayırmışlar. Demek ki neymiş, faize karşıyım değilmiş, faizi çok seviyorummuş. Verdiniz yetkiyi görün hayrını ey millet. Daha bu başlangıç.

  20. CHP’nin Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi çok sayıda insana ihtiyacı var.

    Muhafazakar kesimdeki kronik CHP önyargısını mutlaka kırması gerekir.

    İstanbul Baro Başkanlığı seçiminde olduğu gibi “Atatürkün askerleriyiz” sloganlarıyla gövde gösterisi yapmak endişeli Din’darları ürkümekten başka bir işe yaramaz. bu tür eskimiş sloganların artık Türk siyasetinden çıkarılması gerekir. hiç kimsenin Atatürk ile de Din ile de bir sorunu olmadığı halde bu türden sloganlar temel sorunların yanlış algılanmasına neden oluyor.

    Atatürk’ü siyasi bir meta olarak kullanmak “ümmetin selametini reiste görenleri” tahrik eder.

    evet ümmetin selametini reiste gören bir kesim var ve CHP tam da bu kesime güven verecek hamleler yapmak zorunda.

    islam dünyasının birleşmesini mefkuresine inanmış insanları düşünmek zorunda CHP. bu mefkurenin gerçekçi olup olmadığı bu zorunluluğu ortadan kaldirmaz, çünkü bu insanların çoğu CHP’nin sesine kulaklarını tıkamışlar. CHP o tıkalı kulakların ayağına kadar gidip kulak tıpasını çıkarmaları için ikna ederek o kulaklara güven duygusunu fısıldamalılar.

    ben de çok şey bekliyorum ama iktidarın yolu bundan geçiyor. Erdoğan’ın afrika ziyaretini, endonezya malezya gibi ülkelerle ilişkisini böyle algılıyor o kesim. Erdoğan da o duyguyu işliyor.

  21. CHP yazılı olarak “endişeli muhafazakarlar”ın endişelerini giderecek şekilde açık bir deklarasyon yapmalı ve bu işe artık bir son vermelidir. Araştırma yaptırsın CHP, hangi konularda endişe var. Bu konularda pozisyonunu açık bir şekilde ortaya koysun. Akıllı bir muhalefet bunu yapar, rol çalar, proaktif olur. Siyaset böyle yapılır. Açık ve meydanda. İktidar gibi kaçak güreşerek değil (malum TV tartışmalarına çıkamıyor iktidar, karşısına aldığı gazetecilere de önceden soruları verip, hazır cevapları dev prompterlerden yada kağıttan okuyor; acınacak bir durum elbette).

    Aramızda böyle endişeliler çok, sabah akşam CHP’ye saydıran. Açık açık neden endişe ediyorlar söylesinler bilelim.

    Eminim CHP burayı takip ediyor. Fehmi Bey sözcüsü olsun ve iletsin endişeleri madde madde. CHP de cevap versin. Madde madde endişeleri giderecek tatmin edici cevaplar vermiyorsa gereğini yapalım.

    Hodri medya “muhafazakar endişeliler”! Hadi bakalım sarılın klavyeye görelim derdiniz neymiş.

  22. Dünkü tartışmadan devamla … Milatlı hukuki düzenlemeye karşı olsam da Kılıçdaroğlu önemli bir çıkış yaptı ve memurları uyarı görevini yerine getirdi. Kısaca söylediği şu, illegal emirlere uymayın. Doğrusu da budur. İktidarın da evet tabii ki demesi desteklemesi beklenir. Herkes de, normal bir demokratik ülkede, bunu ister. Fakat işlerin öyle gitmediğini herkes, başta iktidar, gayet iyi biliyor. Her ne kadar Erdoğan cevap verirken,“Cumhurbaşkanı’ndan en alt düzeydeki memura kadar herkes görevini hukuka uygun yapma mecburiyetindedir.” dese de açık açık mahkemelere AYM kararlarını tanımayın dediğini de biliyoruz. Dolayısıyla fazla tutarlılık beklemiyoruz o taraftan.

    Memurları uyarmak önemli elbette. Fakat daha önemli, bizde olmayan bir şey ise, “ıslık çalıcılık”tır. Demokratik ülkeler bu mekanizmayı da getirmişler yürütmenin denetimi adına. Memurlar, kanuni koruma altında olarak, çalıştıkları birimlerde yapılan hukuksuz işlemleri ihbar edebiliyorlar. Önemli bir denetim mekanizması. Mutlaka biz de getirmeliyiz.

    Kılıçdaroğlu ve geniş muhalefet bu arada ne yapabilir. Memurları tehdit etmek yanında, bu da önemli, onları hukuksuzlukları ihbar ve ifşa etmeye teşvik edebilir. Bu ihbarcıların koruma altına alınacağı sözünü verebilir. Şu anda bu mekanizma olmadığına göre ihbar hattı kurabilir. Web sayfası yapabilirler. Burada isimsiz veya isimli olarak devlet kurumlarında yapılan hukuksuzlukların ihbarını mümkün kılabilirler. Sonra da bunların takibini yapacaklar. İlgili kurumlara yazacak, bilgi isteyecekler. Kanunen kurumlar bilgi vermek zorundalar. Vermiyorlarsa suçlular zaten baştan. Verdilerse mahkemelere suç duyurusunda bulunacak muhalefet.

    Şu anda pek çok büyük yolsuzluk konusunun kürsüden eleştiri ile geçiştirilmesi söz konusu. Örneğin isme adresli teklifsiz ihale veriyorlar. Doğrudan ilgili bakanlık ve kurumları mahkemeye götürmesi lazım muhalefetin. Memurlar bunu görünce dur diyeceklerdir. Mecliste konuşalım araştıralım boş işler. Sonuç alacak muhaliflik yapmak gerekiyor. Muhalefet işini düzgün yapmadığı için yolsuz iktidar daha fazla yolsuzluğa batıyor. Ülkeyi de fakirleştiriyor.

    Bu ülkenin iktidar değil muhalefet problemi var sözüne katılıyorum. İktidar her ülkede var, muhalefet ise sadece demokrat ülkelerde var. Muhalefet var olduğunu göstermek zorunda. İktidarın görevi değil bu.

    Arkadaşlar, demokrasi bedava değil. Oturarak, kürsüden üfürerek muhalefet ve demokrasi olmuyor. Biraz kımıldayın lütfen. Ha gayret! Az kaldı üfleseniz gidecek yolsuzlar. Yalnız fazla üflemeyin.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız