Anketler ne zaman yalan söyler? Cevap veriyorum: İktidar-sandık ilişkisi bozulduğu zaman…

30
Reklam

Benim anketlere dayalı siyasi tahlil ile zihnimin meşgul olduğu, yazımı o konuya ayırdığım dün, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan anketlere inanmadığını açıkladı.

Dediği şu

“Yalan terörü, algı operasyonları ve kişi kurum suikastlarıyla AK Parti’ye ve hükümetimize saldıran kesimler şimdi de anketlerle algı operasyonlarına devam ediyorlar ve Cumhur İttifakı’nı ellerinden geldiğince küçük göstermenin gayreti içerisinde bulunuyorlar. Milletimizin balon anketlere gereken cevabı en güzel şekilde vereceğine inanıyorum.”

Siyasetle ilgilenen herkes, Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanlığına kadar taşıyan başarının ardında, kendisinin halkın nabzını bir de anketlerle tutması bulunduğunu bilir. 

AK Parti daha kurulmadan o sıralarda başında Prof. Beşir Atalay’ın bulunduğu ANAR kapsamlı araştırmalar yapmış, partinin çıkışta açıklanan programı o sayede halkın beklentileriyle büyük çapta uyuşma içerisinde olabilmişti.

Parti iktidara geldikten sonra da genel başkan olarak Tayyip Erdoğan, hem de birden fazla firmayla anlaşarak, anket yaptırmaya devam etmişti.

Şimdilerde anketlere inanmadığını söylemesi şaşırtıcı.

Yanlış hatırlayabilirim diye biraz araştırdım. Benzer bir açıklamayı birkaç yıl önce de -2019 yılında- yapmıştı Cumhurbaşkanı Erdoğan. Hem de bir defa değil tam iki kere.

Reklam

İlkinde, 5 Mart 2019 tarihinde katıldığı bir televizyon programında, açıkça “Anketlere inanmıyorum” demişti Erdoğan. O zaman da yakın çevresinden bile şaşkınlığa kapılanlar olmuştu ve bu yüzden o dönemde AK Parti’nin tanıtım ve medyadan sorumlu genel başkan yardımcısı, onun o sözüne“Sonuçları açıklandığında anketler 15 gün öncesinin halk eğilimini yansıtır; Cumhurbaşkanımız bu değişkenlik yüzünden o sözü sarf etti” açıklamasını getirmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ikinci kez 20 Haziran 2019 günü, yine katıldığı bir televizyon programında, anketlere inanmadığını söyledi.

Tarihlere dikkat ettiniz herhalde; ilki 5 Mart 2019, ikincisi 20 Haziran 2019 tarihinde yapılmıştı bu açıklamalar…

Yani, ilki 31 Martta yapılacak ve İstanbul büyükşehir belediye başkanlığını CHP’nin kazanacağı ilk yerel seçimden önce; ikincisi de, ilk seçim sonucu beğenilmediğinden Yüksek Seçim Kurulu kararıyla iptal edildiği için tekrarlanan ve CHP’nin bu defa arayı katlanarak açtığı 23 Haziran seçiminden sadece üç gün önce…

Güvenmediği “İstanbul seçimini CHP kazanacak” diyen anketler o zaman doğru çıkmıştı.

[O iki seçime kadar AK Parti’nin anket çalışması için tercih ettiği araştırma şirketleri arasında eşi AK Parti’den milletvekili olan İbrahim Uslu’nun başında bulunduğu ANAR da vardı. Her iki seçim öncesinde sunduğu anket çalışmaları ‘gerçeği, yalnızca gerçeği’ yansıttığı için, AK Parti ANAR’la irtibatını kopardı. Ben böyle duydum.

Bu defa da anketlerin olanı yanlış gösterdiğini sanmıyorum.

Yanlışlık varsa, günün kasvetli ortamı düşünüldüğünde, AK Parti lehine bir yanlışlık söz konusu olabilir. İnsanlar -hiç değilse bir bölümü- araştırmacıların sorularına cevap verirken gerçek görüşü yerine ‘resmi görüşünü’ açıklamayı yeğleyebilirler.

Reklam

Havadaki kasvet azaldıkça anketler daha sağlıklı sonuç verecektir.

Dün akşam, zihnimde bu konu, dostlarla buluşmak üzere karşı kıyıya geçmek üzere iskeleye geldiğimde, vapurun vaktini dış mekanda bekledim. Denize karşı bir banka oturarak…

Tam arkamda, iskele dışında, sırtları bana dönük olarak oturmuş iki kişi sohbet ediyorlardı.

Konuşmaları sırasında tanıdık isimler geçtiği için konunun siyaset olduğunu farkedince kendilerine kulak vermeden edemedim.

Biri aynen şunları söyledi:

“Deniyorum, ama kendimi bile ikna edemediğim için kimselere karşı hataları savunamıyorum. Son zamanlarda bizimkilere bir haller oldu, sürekli savunmadalar. Savunma diyorum, ama bu yanlış. Olan biten her şey yüzünden CHP ya da doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu suçlanıyor. İyi ama CHP iktidar değil ki, iktidar biziz. Roller değişince, Kılıçdaroğlu da sanki iktidar kendi partisi imiş gibi davranmaya, yüksek perdeden konuşmaya başladı.” 

Adamın düşünce tarzı dikkatimi uyandırdığı için konuşanların nasıl insanlar olduğu merakına kapıldım. Çevre esnaflarından oldukları çok belirgin iki sıradan vatandaştı.

Eski dönemlerde olsa, vatandaşların bu yoldaki düşünceleri mahalli parti örgütü tarafından anında dikkate alınır, oradan ile, ilden de genel merkeze ulaştırılır, lider de kendi tabanında konuların nasıl değerlendirildiğinden haberdar olurdu.

Süleyman Demirel ile çıktığımız Anadolu gezilerinden biliyorum. Siyasete ilk atıldığı günden beri o ille ilgili notlarını havi dosyayı uçakta gözden geçirir, indiğimizde gözleriyle zaman içerisinde tanıdığı yüzleri arar, birine gözü iliştiğinde ona ismiyle hitap edip hal hatır sorarken görüş de alırdı. 

Gözlemim şudur: Çekinmeden doğruları söylerdi o insanlar…

AK Parti’nin ilk yıllarında siyasetçi-halk ilişkileri Demirel tarzıyla götürülürken, son yıllarda durumun değiştiği fark ediliyor.

Bırakın halkı, her zaman doğruları yazmaktan çekinmeyen dost yazarlar bile gözden ırak hale geldi, getirildi.

O zaman?

Anketler de güvenilmez oluyor, o zaman…

ΩΩΩΩ

Özdemir Bayraktar’ı kaybettik

Milli Gazete ve Yeni Devir’e katkıda bulunduğum yıllarda yolumuz kesişmiş, beni ve birkaç arkadaşımı Sarıyer’deki evinde ağırlamıştı. İkram edilen leziz balıkların tazeliği kadar Özdemir Bey’in coşkulu tavırları da hafızamdadır.

Habertürk günlerimde, televizyonun havacılık ve savunma sanayii ile ilgili programının yüzüncü bölümü şerefine gazetenin hemen yanı başındaki otelde verilen bir davette karşılaşmıştık. Henüz daha İHA, SİHA gündemde değildi, fakat şirket olarak bugünlere hazır hale gelmekteydiler. Projelerini anlatmıştı. Ankara’dan gelen yüksek bürokratları yüzlerine karşı savunma sanayii konusundaki gevşekliklerinden dolayı doğrudan suçlayan yüksek perdeden çıkışları o akşamın olayıydı.

Allah rahmet eylesin.

ΩΩΩΩΩ

Reklam

30 YORUMLAR

  1. Kavala dört yıldır tutuklu. Suçlanıyor ama ceza veremiyorlar. Çünkü hepsi boş iddialarla suçlanıyor. Bir davadan suçsuz bulunuyor, yeni bir dava uyduruyorlar. Hukuk adına, adalet adına, insanlık adına bu kabul edilemez bir işkence. Bunu yapan iktidar, hukuk değil. Hukuk olmadığı için bu işkence var. Bunu hepimiz görüp, en azından dünyanın yaptığı kadar itiraz edemiyorsak, vatandaş olmayı da, eşit olmayı da kabul etmiyoruz demektir.

    Yeni yönetimin yapacağı ilk iş hukuku bağımsızlaştırmak olmalı. Bu minimum yapılacak olan ilk iştir. Bunun takipçisi olacağız. Hukuk yoksa, iyi bir yönetim de yok, adalet de yok, ekmek de yok. Bunu defalarca görüp buna ses çıkarmamak kabul edilemez. Kavala hemen şimdi serbest bırakılmalı.

    Muhalefet bu aşamada korkusuzca tavır almalı bence. Eminim değerlendiriliyor ve iktidarın eline koz vermemek için sessiz kalınıyor. Ama doğrular açıkça ve cesurca söylenmeli. Eğer halk bu köle düzeninde yaşamaya devam etmek istiyorsa bu onların tercihi. Fakat gerçekler mutlaka söylenmeli. Daha cesur ve korkusuzca.

  2. İktidar hızla desteğini kaybederken artık yalana ve inkara başvuruyor. Ayrıca muhalefeti “daha neler olacak” diye tehdit ediyor. Kendi taraftarlarını da korkutuyor, ben gidersem ne olur diye. Ama bunların hiç birisi milletin gerçeklerini gün ve gün daha iyi görmesine engel olmuyor. Ortada korkunç bir yolsuzluk, ekonomik bir yıkım ve öngörülemez bir gelecek var. Herkes giderek daha kötüleşen durumu görüyor ve yakından hissediyor. Yapacak iş belli. Demokrasinin gereği yerine gelecek. Bu iktidar postalanacak ve yeni bir düzen kurulacak. Muhalefetin alternatif sistem önerisi giderek olgunlaşıyor ve detayları yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bundan daha iyi bir sistem olacağı gayet açık. Türkiye tek adam tarafından yönetilemeyecek kadar büyük bir ülke. Dünyaya dünya beşten büyük diye nara atan, ama ülkeyi teke mahkum eden zihniyet gidecek ve çoğulcu bir yönetime kavuşacağız.

    • Kim kimi tehdit ediyor.”18 inden sonra işlem yapanı yargılarım” diyen mi tehdit ediyor.
      Yoksa algı üsütne algı mı.
      tweet leri 5 e katlayın .
      Algı algı algı .
      tedbir için her türlü algı yalan dolan mübah.
      fonlar da normaldir ve helaldir.

      • 18inden sonra “işlem yapanı” değil, “yasa dışı işlem yapanı” diyor.
        Neden “yasa dışı” kısmını çıkartarak olayı çarpıtıyorsunuz?
        Kılıçdaroğlu’nun 18 tarihi son derece yanlış.
        Hem 128 milyar dolar diyeceksin, hem 18 Ekim.
        128 bu tarihten önce olduğuna göre, 128in hesabı sorulmayacak mı?

      • Algılar ayrı gerçekler ortada. Dolar 10, faiz 20, enflasyon 50. Elektrik kesintileri de başlamış kış gelmeden. Daha nasıl bir gerçeklik bekliyorsunuz?

  3. Bayraktar kardeşlerin ve yerli insansız hava araçlarının babası olarak kabul edilen Özdemir Bayraktar a Allah’ tan rahmet diliyorum. Tüm Türkiye nin başı saolsun.

  4. Seçim sandıklarından çıkan sonuçları bir türlü kabullenemeyenler, niyeyse anket sonuçlarına balıklama atlıyorlar?
    Seçmene inanmayanlar kendilerine göre denek ısmarlıyorlar ama sandıktan çıkan sonuçları görünce yine veryansına başlıyorlar:)
    Neden şöyle bir anket yapmıyorlar ki:
    * Bu pazar seçim olsa cb adayı olur musunuz?
    Ben olmam!

  5. -Seçime hazırsın, kazanma ihtimali yüksek!
    Basarsın parayı anketle de erişirsin nirvanaya.
    -Hazırsın, muhalefet bastırdıkça bastırıyor, birde şansızlık oldu, içinden bir şekilde yanlış çıktı.
    Verirsin parayı anketle çalışersın düzeltmeye.
    -Hazırsın, durum gidecek güngeçtikçe kötüye, çağırırsın müracat edersin gel bakayım diye seslenirsin anketçiye.
    *Hiç hazır değilsin! Seçim yapmakta senin elinde😆. Varmı anket manket? Konuşuluyor mu seçim meçim? Şıklar içinde🙃?
    En güzel anketi kim yapar biliyor musunuz?
    SEÇMEN!

  6. Millet 20 yıldır reisten daha iyisini bulamadı. Buluncaya kadar da reise reyini basacak. Diğerleri nal toplar ancak. Reis demişken H. Gayret reis nerede gören var mı. Yoksa yardım ve yataklıktan Allah (c.c) a yakalama kararı mı çıkartmaya gitti acep. Edep ya hu

  7. anketler ne zaman yalan söyler?
    her işi doğru yapanlar var, yanlış yapanlar var. araştırma şirketleri de tıpkı diğer işlerde olduğu gibi yanılabilirler, satılabilirler. dolayısıyla anketler yalan söylüyor ya da doğru söylüyor demek doğru değil. inanmak ya da inanmamak ise başka bir mesele.
    şimdi, işini doğru yaptığı kabul edilen şirketler var. bunlar uzun zamandır hizmet veren ve doğru parametreler kullanan şirketler. dolayısıyla mesela ben her şirketin araştırma sonuçlarına göz gezdirmekle beraber bir şirketin verilerini baz kabul edip aylık performansları oradan takip ediyorum ve büyük oranda kendi gözlemlerimle de birleştirince sonuçları mantıklı bulup, inanıyorum.

    şimdi sayın koru yerel seçimler öncesi yapılan sonuçlarla ilgili beyanları aktarmış. sitemizde de benzer değerlendirmeler yapılıyordu.
    iktidar kanadı inkar yoluna gidiyordu.
    doğru değil diyordu, öndeyiz diyordu.
    ne oldu?
    gerçeklerden ne kadar kaçabiliriz?
    iş, seçimlerin yenilenmesine kadar vardı,
    bir kaç oyu kabul edemeyiz dendi,
    istanbulu onlara teslim edemeyiz dendi.
    ne oldu?
    kendi seçmeni bile tepki oyu verdi.
    az fark, oldu çok fark.
    hafif yenilgi oldu ağır yenilgi.
    gerçeklerden ne kadar kaçabiliriz?
    gerçeklerden ne kadar kopabiliriz?
    onların bizi kendimize getirmek gibi adetleri vardır.
    sayın erdoğanın yaşadığı en büyük çıkmaz, gerçeklerden kopmak bana kalırsa.
    ülke bu kadar ağır yönetim kaynaklı sorunların içerisindeyken hala yerinde kalmayı bekliyorsa bunun ne kendisine ne de partisine bir faydası olur. düzeltebileceğini umuyor ve zaman kazanıyor ise de bunun da gerçeklerle ilgisi yok.
    çünkü düzeltemeyecekler. bu denli prestij kaybının telafisi yoktur.
    her geçen gün meclisteki sandalyeleri de tehlikeye giriyor.
    %40 iken oylar düşecek diyorduk,
    %35 iken oylar düşecek diyorduk,
    %30 bandında da kalamayacaklar diyoruz.
    elinde fazla bir argümanı da yok artık.
    muhafazakarlık söylemi de, milliyetçilik türküsü de öylesine içi boşaltıldı ki, kitleleri harekete geçirecek bir dinamikleri kalmadı.
    geriye devlet gücünü kullanmak kalıyor.
    bu da gerçekten iki ucu keskin kılınç, kendini kesme olasılığı çok daha yüksek.
    ve bu filmi çok kez gördük, kimseye fayda sağlamadığı tecrübe ile sabit.
    dimyata pirince gidenler, elindeki bulgurdan da oldu hep.
    tek yol anlaşmak bundan böyle.

    chp ye gelince.
    iktidar için, her yanlışlarını chp ye yüklemek, her suçu chp ye atmak ucuz ama kolay. kendi seçmeninin chp ye karşı olan hasmane tutumu bu kolaylığı getiriyor, işe de yarıyor. çünkü seçmen de sorun yaratmıyor ve bunu satın almakta sıkıntı çıkarmıyor. ülkeyi 20 sene yönetip THK bu hale chp getirdi dediğinizde-yok yahu daha neler, nasıl olur- demiyor, ya da -göçmenleri ülkeye kılınçdaoğlu getiriyor- dediğinizde sorgulamıyor, çünkü inanmak istiyor. tamamı değil tabii.
    ve sayı giderek azalıyor. 50- 60 yaş üstünde bir direnç var.
    lakin, kabul edelim ya da etmeyelim bu değişiyor.
    yeni belediye başkanları pek çok algıyı değiştirdiği gibi bu algıyı da değiştirmeye başladılar.
    sayın imamoğlu sadece anketlerde sayın erdoğanı geçmiyor, çıktığı gezilerde ona olan ilgi, alaka ve teveccühe bakarsanız, halkın gösterdiği sıcak sevgi ve karşılamaya dikkat ederseniz halkın gönlünde de ne kadar yükseldiğini görebilirsiniz, mansur yavaş ise anketlerde %55 ile birinci sırada, gerçekten büyük bir kitle tarafından saygı görüyor, onun nasıl karşılanacağını kestirmek zor. ama bu insanlar büyük şehirlerin başkanları olarak ya da gelecekteki başkan adaylarımız olarak olsun hiç farketmez, hem onlar hem kim aday olacaksa ülkeyi gezmeli, vatandaşa temas etmeli ve sıcak ilişkiler kurmalıdır. bu sandıklara yansıyacak tek gerçektir, oylarını her geçen gün arttıran iyi parti ve sayın akşenerin insanımıza dokunan gezilerinde bunun ne kadar önemli olduğunu hep beraber izliyoruz.
    chp tek başına iktidar olamamış bir parti.
    ama 90 yıldır ayakta.
    seçmenin her dört kişisinden birinin oyunu aldığı gerçeği değişmiyor. % 25 çizgisini koruyor. artmıyor ama akp nin yaşadığı korkunç oy kaybını da yaşamıyor.
    bir altını çizecek önemli veri Z kuşağı ile ilgili. Z kuşağının tercihi açık ara chp.
    seçmen profili, gelir düzeyi yüksek ve eğitimli seçmen.
    eğitim arttıkça chp ye olan oy artıyor, gelir düzeyi arttıkça da tercih chp ye yöneliyor, ilk defa oy kullanacak olan Z kuşağının anketlerde bir kısmı kararsız görünüyor ama sandıkta onların oylarının da ankete katılan diğerleri gibi chp ye gitme olasılığı bütün partilerden yüksek. kürt seçmenin oyunun da öyle.
    ne demek istiyorum.
    ister beğenelim, ister beğenmeyelim bu ülkenin gelecekteki majör partisi chp’dir. geçmişte yapılan yasaklamalar, hatalar nasıl akp nin gelişini hazırladıysa bugün de akp, içini boşalttığı muhafazakarlıkla, yaptığı yanlışlarla chp nin kendi gibi uzun yıllar kalacak olduğu gelişini hazırlıyor.
    özellikle 2024 sonrası bunu çok net göreceğiz.
    her zaman söylerim,
    devirler vardır…

    • özdemir bayraktar’a Yüce Allahtan rahmet, ailesine sabrı-cemil dilerim.
      hem kendisinin hem oğlunun ülkeye ve özellikle savunma sanayimize yapmış olduğu katkılardan dolayı kendi adıma teşekkür ediyorum, bu ülkeye katkı sunan herkes gibi ruhu şad olsun.

  8. İKTİDAR – GERÇEKLİK İLİŞKİSİ
    İktidar sandıktan değil, gerçeklerden koptu.
    Kağıt toplayanları asalak ilan etmenin başka bir anlamı var mı?
    Asalak ilan edilecek en son kişi kağıt toplayıcısıdır.
    İktidara göre kağıt toplayanlar “kişi” mi ? İnsan mı?
    Asıl sorun bu?
    Kişi olmak için kağıt değil, ihale toplamak gerekiyor.
    Yani gerçek asalakları el üstünde tutanlar, gariban el emeği ile geçinenleri asalak ilan ediyor.
    Anketlere gelir isek:
    1- Şu anda şayet ilk 5-6 partiden genel merkezlerinde çalışan size yalan söylemeyecek yani samimi olduğunuz biri var ise sorup öğrenebilirsiniz. Günlük olarak %1 bile yanılgısız tüm partilerin oy oranlarını bilirler. Ancak dışarıya manipülatif açıklama yaparlar.
    Hep dana-kasap örneği veririm. Bir dananın kaç kg geleceğini normal vatandaş tecrübesine göre tahmin etse de tam isabet zor. Ancak bir kasap-celep tam olarak tayin eder. Çünkü işi o. Siyasi partilerin de işleri olduğu için günlük ve doğru şekilde bilirler.
    2- Şu anda anketlerin “kararsızlar dağıtılmadan” ortalamalarını alın, Cumhur ittifakına 2, en fazla 3 puan ilave edin size gerçek sonucu verir.
    3- En iyi, en sağlıklı anket seçimdir. Seçimden korkmayan, kendinden emin olan iktidar seçime gider, ayrıca güven tazeler işi bitirir. Zaten bu tür tartışmaların zirve yaptığı dönemler, iktidarların “meşruiyetlerini” büyük ölçüde yada tamamen yitirdiği dönemlerdir.
    Sayın KORU’nun yazı başlığındaki “sandık” tabirinin yerine “gerçekler” yada “meşruiyet” tabirini koyarsanız yazı daha iyi anlaşılır.

  9. Fehmi Koru iki gün önce Devlet Bahçelinin çıkışını anlayamamıştı. ve yazısına şöyle başlamıştı.

      “”MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Türkiye’de terör tehdidinden söz ederken ‘kebapçılar’dan terörist olarak söz etmesi sözgelimi; o sözle ne demek istendiğini ben anlayamadım. Anlamış olabileceklere sordum soruşturdum, anlayan tek bir kişi de bulamadım.”””

      Uyanık Meral Akşener olayın nereye varacağını bildiğinden partisinin grup toplantısına bir kebapçıyı da davet etmiş; adam kürsüden neden kendisinin ve meslektaşlarının ‘terörist’ olamayacağını anlattı.

       Meral Akşener’in uyanıklığı, bir ön alma çabasıydı tabiki.
    Devlet Bahçelinin neyi kastettiğini çabucak anladı.
    Bahçeli nin bahsettiği Beyoğlunda bulunan bir lokanta olduğu, burada Osman Kavala nın yabancı istihbaratçılar ve etki ajanlarıyla görüştüğü yeri işaret etmişti.

    Devlet bey sahibini doğrudan muhatap almadı. Bölücü kebapçı diye andı.
    Olayı bilmeden, Devlet beyin neden böyle dediğini araştırmadan muhalefet saçmalamaya başladı. Beyoğlunda bir lokanta var.
    Bir kuzey Afrika ülkesinin adını taşır.
    Meşhurdur.
    Yabancılarla burada buluşulur.
    Sık sık yemeklerin ve toplantıların yapıldığı yerdir.
    15 Temmuz da Büyükada da olan, Amerikalıların da uğrak yeridir.
    Hdp için de önemlidir.
    Partinin kuruluşunun son kararın verildiği yerdir.
    İsim babasının da Kavala olduğu söylenir.
    Hatta seni başkan yaptırmayacağız lafının babası da Kavaladır.
    Bir anlamda Merkez üssüdür.
    Devlet bey doğrudan muhatap almadı.
    Bölücü kebapçı diye andı.
    Olayı bilmeyen doğal olarak saçmalamaya başladı.

    Akşenerin tavrı dikkat çekici.

    Akşener, Kavalanın akrabası, kuzeni sayılır.
    (Bir düğünde kendi ifadesi.)

    https://youtu.be/SJL0U4yQM7I

  10. Anlaşılan yine mizah günü:
    “AK Parti’nin ilk yıllarında siyasetçi-halk ilişkileri Demirel tarzıyla götürülürken, son yıllarda durumun değiştiği fark ediliyor.”
    Demirel tarzından kasıt; yalan dolan ve boş vaatlerse, o devir kapanalı yıllar oldu…
    Daha AK Parti’nin ilk yıllarında söylenmemiş miydi şu veciz ifade:
    “Artislik yapma lan! Ananı da al git!”
    40 yıl boyunca girdiği tüm seçimlerde ankara istanbul arasına hızlı tren vaadinde bulunan ama asla yapmayan yalancı çobanın aksine, erdoğan daha kazandığı ilk seçimden sonra hızlı treni getirmedi mi?
    Baba lakabıyla anılan ve daha çok mafya babalarıyla düşüp kalkan çoban sülüye hayranlığını gizlemeyen inci baba namdar kabadayının(dönemin s.pekeri:)
    bir vecizesini de vaktiyle ap li ılıcakların tercüman gastesi tepeden manşet yapmış:
    “Seni sevmeyenin anasını…”
    Tarzını seveyim!!!!

  11. 2019’da santralden 266 kuruşa çıkan elektrik kayıp kaçak, iletim gibi kalemlerin eklenmesiyle evlere 600 kuruştan satılıyordu. Santral fiyatı bu ay 622 kuruşa çıktı. Dün ise üreticideki fiyat 818 kuruşa kadar yükseldi. Bu seviyeyle vatandaşın faturası iki yıl öncesine göre en az iki kat fazla gelecek.
    Hani yandaş basına kiziyoruz ya alın size Tam yandaş .
    KARAR gazetesi insanlara yalan söyleyen algı operasyonu yapan topluma negatif enerji yayan basın
    Merak ediyorum ne zaman 2 katına çıkacak elektrik faturalari .
    Toplam üretimde %20 payı olan bir urticinin nasıl bir etkisi olacak merak ediyorum.
    Yapın ama bu kadar da insanların moralini bozmayın.Bu ülke hepimizin.

  12. ANKETLER YALAN SÖYLER

    Sosyal medyanın seçimler için nasıl algı operasyonunda kullanacağını ve bunun sonucunda Bidenci muhalefetin iktidara geleceğini defalarca söyledim. Bunun örneğini dün yaşadık. CHP milletvekili bir düğün töreninden çekildiği anlaşılan takı geçidini “Ak partili çavuşoğlunun kızının düğünü” diye verip yolsuzluk, haksız zenginleşme imaları ile kamuoyuna servis etti.
    Daha sonra düğünün çavuşoğlunu kızına değil yeğenine ait olduğunu belirtelerek özür diledi. Hassaslıktan gözleriniz yaşardı değil mi? Hasbelkader aynı fotoğraf karesine girmiş insanları bile umarsızca suçlayıcı tivitler atarken kızı değil yeğeni imiş diyerek özür dilenmesi, tivitin silinmesi takipçilerini şaşırtmıştır. Ne alaka ha kızı ha yeğeni demişler. Oysa ifşa edilen kişi CHP Alanya ilçe başkan yardımcı değilmi imiş.
    Bu bilgi öğrenildi ama chp li troller hala görüntüler üzerinden ak partiye saldırmaya devam ediyor. CHP ye yakın gazetelerde manşetlerde “O isim çavuşoğlunun kızı değil yeğeni imiş” haberini girmiş. Şahsın chp ilçe başkanı olduğunu haberi tıklayıp ayrıntıları okuyunca anlıyorsunuz. Tam bir çakallık. CHP işte budur. Ve chp liler bunlardır. Daha iktidara gelmeden yaptıkları bunlardır. Allah göstermesin iktidara geldiklerinde ne yalanlarla milletin canını yakacaklar. Çok keçisi çalının müftü göreceğiz çok.

  13. Siyasette dün söylediğinin bu gün tam tersini söyleme geleneği hiçbir zaman çok şükür bozulmadı ve hiçbir zaman da bozulmayacak.
    Anketlerde yüksek çıkınca iyi, düşük çıkınca kötü. Yersen….
    İki vatandaşın sohbet artık her yerde var fanatik veya değil iktidar yanlısı bir çok insanda farklı düşünmüyor hatta hayat şartlarının ekonomik olarak kötü olduğunu açıkça belirtiyorlar. Ülkeyi yönetenler bu durumu bilmediğinden veya görmediğinden değil oy kaymalarını engellemek için her şeyi toz pembe gösteriyorlar ama gerçekten çok komik duruma düşüyorlar bilmem farkındalar mı?

  14. Sn Koru, seçimle yatıp seçimle kalkıyorsunuz.
    Bakın 10 ülke sizin mahkeme kararlarına atıfta bulunup kararları uygulamayın diyor.Tik yok sizden.Mustemleke valisi gibi davranıyorlar tık yok.
    Oysa gazetecilik , bu olmalı.Ulkenin Aydın i olmak bunu gerektirmezmi.Secim seçim daha ortada adaylar yok , takvim yok illede seçim nasıl bir mantık bu.

    • AYM karar verdi serbest bırakın tutuksuz yargılayın dedi, üstüne gezi davasından berat etti Kavalı. Hemen bir gecede darbe davasına dahil ettiler ve tutukluluğuna devam dedi mahkeme. Bu kadar yüz karası bir hukuk tiyatrosu görülmedi. Bütün dünya ayağa kalkması lazım bu kadar hukukun ayaklar altına alınmasına. Ki kalkıyor. Ama Türkiye’de tık yok.

    • Yahu Ahmet kardeş , sakin ol biraz !
      Hele otur bir bardak su iç , bu kadar sinirlenme , bak dilin dolaşmaya başlamış !
      Şu yazdıklarını bir oku bakalım , bir şey anlayacak mısın , vallahi biz anlamadık !
      Bir de yarım asırlık gazeteciye ahkam kesiyorsun ya ! Bravo sana !

  15. Akpartinin sürekli bir erime içinde olduğu gerçek.Ama Tv de sürekli konuşan anketçilerin büyük kısmı önceki dönemlerde çok büyük hatalar içeren sonuçlar açıklamış zatlar.Bir kısmı anket dahi yapmıyor yapmadığı anketlerin sonucunu açıklıyor.Bazı anketçilerin çok iyi ve doğru değerlendirmeler yapması yaptıkları anketlerin doğru olduğunu göstermez.Mesela Bekir bey ve Özer hoca.yıllardır takip ederim çok doğru tespitleri var ama anket sonuçları hep yanlış çıkar.Hele şuan açıklanan anketlerin doğrumu yanlışmı olduğunu ölçmek mümkün değil seçime 1.5 yıl var.Bu iktidara yakın anketçiler için de geçerli.Hilmi bey hala cumhurun oyu 51 diyor.şunu da ifade edeyim Tayyip bey halen çok ciddi anket yaptırıyor ve inceliyor ama neden gereğini yapmıyor bilemiyorum.Anarla ilişki sonuçlardan dolayı kesilmedi sonuçlar medyaya sızdığı için kesildi.Bu AKparti için kayıp çünkü İbrahim bey çok değerli bir isim.

  16. Dün 3 ölüm haberi aldık.
    Birincisi ülkenin çok değerli bir insanı Bayraktari kaybettik Allah rahmet eylesin.
    İkincisi Sami Kohen adam gibi adam bir gazeteciydi Allah rahmet eylesin.
    Ucuncusu Colin Powel söylediği yalanlarla göya insan hakları savunucusu bir ülkenin asker olarak milyonlarca iraklinin ölümüne sebep olan Şeytan nin ise Cehennem atesi bol olsun

  17. Gemi çalkantılı denizdeki dağ gibi dalgaların arasında bir salıncaktaymışçasına sallanıp duruyordu. Mürettebat korku ve endişe içinde ayakta durmaya çalışarak gemiyi idare etmeye çalışıyor,herbiri durumdan kurtulmak için en içten yakarışlarıyla dualar ediyorlardı. Peşine takıldıkları Moby Dick’in silüeti uzaktaki fırtınanın en güçlü olduğu yerine doğru dalarken herkesi korkuya boğan içinde bulundukları durumdan endişe etmeyen gemideki tek kişi Ahab’dı.Balığa karşı duyduğu hınç ve onu yakalama arzusu kaptanı çevresinden koparmıştı. O şartlar altında o, uzaktaki hengâmenin arasında kaybolan avına doğru hınçla kaldırdığı yumruk halindeki elini sallayarak gürlüyordu:”Moby Diiick!”

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız