AK Parti başına gelen yüzünden başkalarını suçlamasın. Sebebini açıklıyorum

72

Bu yazının girişinde siz okurlardan bir ricam olacak…

Yanlış biliyorsam lütfen düzeltin: Belli aralıklarla yapılan seçimler iktidarda bulunan partilerin bu konumlarını devam ettirmek için yapılmıyor, ara sıra da olsa seçimler iktidarla muhalefetin yer değiştirmesini de getiriyor değil mi?

Bir tür güven oylaması diye biliyorum seçimleri…

Pazar günü yapılan seçimde sandık başına giden vatandaşlar olarak bu gerçeği bilerek oylarımızı kullandık. Yerel bir seçimdi, bulunduğumuz ilçeyi, o ilçenin bağlı olduğu ili hangi partinin adayının yönetmesini istiyorsak, mührü o kararımızı belli edecek biçimde pusulanın ilgili bölümüne bastık.

Verdiğimiz oyun ülke yönetimini değiştirmeyeceğini biliyorduk; yeterli oyu kim bulursa onun belediyelerde iş başına geleceği bilinciyle hareket ettik.

Sizden ricam şu soru üzerinde düşünmeniz: Eğer buraya kadar yazdıklarım doğruysa şu sırada yapılan tartışmalara sizler bir anlam verebiliyor musunuz?

Vatandaşın hep aynı sonucu doğuracak biçimde oy kullandığı sistemin adı mıdır demokrasi? Yoksa demokrasi rafa kaldırıldı da haberimiz mi olmadı?

50 milyondan fazla insanın oy kullandığı bir seçimde hatalar olabilir elbette. Bunun için yasada itiraz süresi tanınmış. Seçim kurulları yapılan itirazları değerlendirir, yanlışlıklar yapıldıysa düzeltilir ve nihai karar da yasanın öngördüğü süre içerisinde kamuoyuyla paylaşılır.

Reklam

Muhalefetin adayları seçimi kazanmışsa, iktidara ve iktidar taraftarlarına düşen, kazananı yeni belediye başkanı olarak tebrik etmektir.

Nasıl olsa beş yıl sonra yerel seçim yeniden yapılacak; kaybeden o zamana kadar nerede hata yapıldığı üzerinde kafa yorup gerekli düzeltmeleri yapmaya çalışarak o seçime hazırlanır.

AK Parti’ye büyük kentleri kaybettiren…

Yukarıdaki soruya, ‘nerede hata yapıldığı’ sorusuna, bir ilk cevap denemesi benden:

Rakamlar bu seçimi toplamda AK Parti’nin kazandığını açıkça gösteriyor. AK Parti bazısını CHP’ye diğer bazılarını da MHP’ye kaybettiği pek çok ilçe ve ilde de sandıktan birinci parti olarak çıktı.

Yapılan genel seçim olsaydı iktidar cephesi (AK Parti ile MHP) halktan güvenoyu anlamına gelecek tasvibi sandıkta alacaktı.

Peki ne oldu da, rakamsal olarak kazandığı seçimde AK Parti pek çok il ve ilçede belediye başkanlıklarını kaybetti?

Cevap belli: İttifaklar yüzünden…

Reklam

Ankara ve İstanbul’da alınan seçim sonuçlarına yakından baktığımızda bu gerçeği apaçık görebiliyoruz: Her parti seçime tek başına ve kendi adaylarıyla girmiş olsaydı, kaybettikleri ilçe ve illerin çoğunu AK Partili adaylar kazanacaktı.

Genel seçim öncesinde başlatılan ittifak yeniliği o seçimde genel hatlarıyla AK Parti’nin işine yaradı. [Genel hatlarıyla dememin sebebi, o ittifaktan genel seçimde de, MHP’nin AK Parti’den daha fazla yararlanmış olması yüzünden…]

Yerel seçimlerde ittifak oluşturmak yasalara aykırı olmasına rağmen, MHP’nin yönlendirmesiyle yeniden oluşturulan ‘Cumhur İttifakı’, karşı tarafı da ittifak oluşturmaya sevk etti.

Ankara ve İstanbul’da yönetim değişikliğine yol açacak kadar dengeleri değiştiren işte o uygulamadır.

İki ittifaktan kazanan, iktidar cephesinde MHP, muhalefet cephesinde ise CHP oldu.

HDP’yi hedef alan kampanya söylemi de, o partinin ‘stratejik’ bir tavır almasına ve taraftarlarının da zor olmasına rağmen büyük kentlerde CHP adaylarına oy aktarmasına yol açtı.

Zor olanı başardı AK Parti: HDP seçmenini kolay kolay oyunu veremeyeceği CHP seçeneğine kendi eliyle iterek…

CHP’nin bu seçimde doğru adaylarla seçmenden oy talep etmesi de sonuca katkıda bulundu.

Demek ki neymiş?

Aslında iktidarı bu seçimde zora sokan ve eğer şimdiki tablo YSK kararıyla kalıcı hale dönüşürse ülkenin en büyük beş kentini birden kaybetmesine sebep olan, iktidarın kendisi imiş…

Öyle değil mi?

AK Parti MHP’yi yanına almadan bu seçime gitseydi şimdi Binali Yıldırım İstanbul’da, Mehmet Özhaseki de Ankara’da belediye başkanlığı mazbatalarını teslim almış ve hatta göreve de başlamış olacaklardı.

Bu gerçeği görmeden atılacak her adım, dışa vurulacak her his ve dile getirilecek her söylem yanlıştır ve bu yüzden de iktidara herhangi bir getirisi olmaz.

“İttifaklar bir sonraki genel seçimde AK Parti’yi daha da zora sokabilir” demekle yetineyim.

Neden böyle dediğimi de AK Parti yöneticileri artık kendileri tefekkür etsinler…

ΩΩΩΩ

72 YORUMLAR

  1. Yorumları yeni okuduğum için yorumumu bugün yazıyorum. Yorumcular çok şeyi yazdılar. Kabul ettiğim görüşleri ve ret ettiklerimi özet olarak yazayım.
    Fehmi Bey’e şunu söylemek isterim. Millet ittifakı olarak seçimi girenler (şimdi olduğu gibi) gizli veya açık bu seçimi ittifakla gireceklerdi. Seçimlerden aylar önce aralarında görüşmeler oluyordu. Sırrı Sakık bunu sitemle (CHP nin gizli olmasını istemesini) bir TV kanalında açıkça söyledi. Temel Karamollaoğlu bir taraftan bizim CHP-HDP-İP ittifakında yerimiz yok derken diğer taraftan “bazı bölgelerde dirsek temasları olabilir” diyerek bölgesel ittifaklar yaptıkları itirafında bulunuyor.
    İmamoğlu kazandığı için şükür namazı kılan Ayşe hanım, İstanbulda CHP ye oy veren saadetliler (bizzat tanıdığım ilçe yönetimlerinde on yıl yöneticilik yapıp da bana da CHP ye oy vermem için iknaya çalışan, beni ikna edemediğini anlayınca da “Alah rızası için AK partiye oy verme diyen arkadaşlarım var) ayrıca sandıklara baktığımızda açıkça görülüyor. Meclis oyları (istanbul) %2,65 büyük şehirde kendi adaylarına verdikleri oya %1.21 kalan %1.44 oy nereye gitti. Az bir kısmı Ak Partiye gelmiştir. 50 kadar sandıkta inceleme yaptım. Bu sandıkların çok büyük bir kısmında Saadet partisine mecliste oy verenlerin üçte ikisi bazı sandıklarda tamamı kendi adaylarına oy vermemişler. Bu sandıkta Ak parti mecliste aldığı oylar kadar veya bir iki oy fazla büyük şehirde oy alırken CHP nin oy artışı 10 ile 20 arası. AK parti ile hiçbir organik bağım olmadı ve kurulduğu günden beri genel politikalarına karşıyım (AK Partiye oy verdim), “Hak geldi batıl zail oldu”ayetini şiar edindiğini iddia eden saadetlilerin. Cumhuriyetten itibaren 4-5 kuşağa müslüman kimliklerinden dolayı zulmedenlere oy vermesini hoş görecek bir şey bulamıyorum. Dedem, Babam, Ben ve kızım (başörtüsünden) zulüm gördük. Başörtüsü zulmünü yapanlar halen daha CHP genel başkan yardımcılığına devam ediyorlar. Hemen itiraz gelecek bu iktidar da zulmediyor. Evet doğru bu iktidarın da birçok zulmü var. Yalnız önemli bir fark var. Bu iktidar hiç kimseye müslüman olduğu için zulüm etmiyor. Bir de CHP değişti diyenlere bir sözüm var. CHP değişti ise değiştiğini ilan ve isbat edecek. Yıllarca yaptıkları zulümlerin yanlış olduğunu ilan edecek ve bu halktan özür dileyecek biz de düşüneceğiz. Seçimden sonraki bir nisan sabahı FoX TV yi açtım İmamoğlunun ev arkadaşı yorumlara başlamadan size bir şarkı dinleteceğim dedi: Şarkı, içerisinde ” Şu gençlikte neler geldi cahil başıma…. yar üstüne yar seveni KURŞUNLAMALI” Çok mu değişmiş bu İslam, Allah ve müslüman düşmanları…. AK Parti kullandığı dilin karşılığını buldu. Unutmayalım ki karşı ittifak da aynı sorunlu dili kullandı. Nasrettin Hoca’nın meşhur hırsızlık hikayesini hatırlatmak isterim. Hoca’nın evine hırsız girmiş millet toplanmış, her kafadan bir ses niye evde kimse yoktu, niye kilitlemedin, niye, niye, niye… Hoca dayanamamış “Bu hırsızın hiç mi suçu yok”. Evet her kesimin İstanbul ve Ankara’nın CHP ye gitmesinde emeği/suçu var. Saadetliler ve Büyük Birlik Partililer AK Partiyi destekleselerdi. Netice bundan farklı olmazdı (Allah’ın takdiri böyle imiş). Bu onları masum göstermez.

  2. Nerdeyse çocukluğumdan beri takip ettiğim Fehmi Koru’yu artık çok nadir olarak o da acaba bu konuda ne düşünüyor dediğim zaman takip ediyorum.

  3. Olan biten bir konu üzerine herkes yorum yapar.
    Pekala bu yorumu İttifak AKParti’ye zarar verecek öngörüsünde bulunsaydınız size Üstad derdim.
    Öngörüsü yani Ferasetli birisi derdim. Bu yaptığınız seçim sonrası yorumu lisedeki çocuklarda yapar.
    Ahmet Akgündüz’ün bir yorumu oldu seçimden önce, İstanbul’da Binali Yıldırımı aday gösterirseniz kaybetmeniz kaçınılmaz bir hadise olur, Kazanırsanız Allahu Tealanın lütfudur dedi. Ama kaybetmenizde kaçınılmaz bir gerçek dedi. Laf olsun torba dolsun mukabilinden de konuşmadı. Alternatif olarakta VEysel Eroğlu’nu aday gösterirseniz kazanmanız çok daha yüksek bir ihtimal dedi.
    Siz seçim öncesi ne düşünüyordunuzda sonuç ne çıktı.

    • Veysel Eroĝlu kimmiş diye internete baktım. Meğer Bakanmış! Daha da önemli olan konu dikkatimi çekti. O da aynı yaş grubuna dahil. Yaş ayrımcılğı yapmak istediğimden değil. Ancak, 70’ine merdiven dayamış siyasetçiler yerlerine daha enerjik, daha eğitimli, daha ağzı laf yapar, daha güvenilir elemanlar yetiştirip çoktan bu işten ayrılmış olmalılar. Yaş yetmişe dayandıktan sonra ha binali ha veysel bey ne farkeder. Ekrem beyin ve kendi yaş grubunun sahneye sürülmesinin vakti çoktan gelmiştir. CHP bu konuda öncülük yaptığı için kendine avantaj yaratmıştır.

      • Sayın h.k., v. eroğlu yıldızdan, türkiyenin ilk su profuydu galiba, tam bir proje makinasıdır, o yüzden de siyaset yönü ikinci plandadır, yoksa istanbula da her yere de icraat götürebilecek bir kişiliği vardır. Yani tam bir görev adamıdır kendisi.

  4. Dün yabanci bir kanalda! Bir gazeteci şöyle bir soru sordu! “AKP de Erdoğandan başka propaganda yapacak, kimse yokmu? Erdoğan iki bin tane mitink yapmiş ve heryere kendisi koşturuyor… bu koşturmalarindan anladığımız kadari ile ya kimseye güvenmiyor… veya özelikle birşeyden anlamayanları yanina almiş
    olmasi otoritesini koruyup tek adam rejimini kabul ettirmekte zorlanmamasimi?”

    Son iki gündür AKP taraftarlarının yorumlarının iki üç satırını okuyunca o gazeteciye hak verdim.

    AKP li seçmenlere bir şey sormak istiyorum! at oynattiğınızı bu sitenin sahibi! Sayin Koru madem AKP ye Ankara başta olmak üzere bir çok ili yazdiği yazılar vasitasi ile kayip ettire biliyorsa!
    Reisiniz,havuzu, devletin bütün (yani benim ülkeye hizmet edilmesi için verdiğim vergilerde dahıl) millete çaylardan tutun kumanyalar, meyveler, sebzeler, bedava halk ekmekleri, ve digerleri ile birlikte oy rüşvetleri dağıtarak… hem bizim paramizi yediler hemde hakaret ve tehditler etmeklede kalmadilar en sonunda seçimlere kan bulaştirarak (Saadet Partisini kazanacaği ilçeyi kana boliyarak kazandiklari gibi) kazandilar…
    Şimdi ellerinde devlet imkani yanlarinda 24 saat çalışan, trolleri, Havuz, AA gibi kurumlar, emrine amade savci, hakim ve sizler sadik seçmenleri olmasna ragmğmen! Fehmi beyin yazilarindan dolayi Ankara İstanbulu kayip ettmnizin nedeni Sayin Korunun yazilarimi yoksa boğaziniza kadar tüyü bitmemiş yetimlerin hakkimi.
    Siz en iyisi, F Korudan hesap sormak yerine Reisiniz ve havuzunuzdaki yazar musvettelerine sorun….

    Kurani Kerimde ISRAF EDENLER ve DEVLETIN MALINI MENFAATLARI İÇİN KULLANANLAR HAKKINDAKI Ayetleri okuyunca ALLAHA şükür ediyorum.
    Çünkü gerçek ADALETIN çok yakın olduğunu biliyorum.

  5. Seçimin ertesi günü seçim beni çok gerilere götürdü. 1994 Yılında sandıktan sessiz sedasız çıkıp gelen belediye başkanlarına o zamanki çok sesi çıkanlar hep saldırmışlardır. O zamanki rahmetli ERBAKANIN o meşhur kelimeyi duyunca çok üzülmüştüm. Ama zorda olsa belediye başkanlıkları almıştı. ama 2019’da bir sürü medya gücü varken medyada o kadar yazar çizer var iken o yazanların ve çizenlerin sayesinde bu millete istemiyerekte olsa CHP’ye oy verdidiler. Gurur ve kibirin insanları ne hale getirdigini herkesin görmesi dilek ve temenlisiyle. CHP ye hayırlı olsun diyorum. Sizede teşekkürler FEHMİ BEY.

  6. 1973 seçimleri dahil son 45 yıldır siyaseti ve seçimleri takip ederim. İttifak uygulamalarının da etkisiyle bu seçim kadar çok parametreli ve sürprizlere açık bir seçim görmedim.Nitekim seçim öncesinde ve sonrasında yapılan yorumları bir araya getirip tahlil etsek , neredeyse herkese “ sen de haklısın “ denilebilecek unsurlar var.
    Sn. Koru’nun yazılarını her halde 30 yıldır takip ederim. Kendisi “ cins kafa “ tabir edilen , enteresan detayları görebilen , cümleleri kurmakta mahir bir insandır. Yazılı ve sözlü basında yer almaması da bir eksikliktir.Ancak , özellikle arkadaşının siyasi faaliyetlerden fiilen çekilmesinden sonraki süreçte öne sürdüğü görüşlere hayli itirazım var. Zaman zaman bu mecrada yorumlar da yazdım. Yapılan eleştirileri hiç kesinti yapmadan yayınlatması ise takdir edilecek bir husustur.Herkes hayli uzun yorumlar yazıyor ; bir de biz deneyelim.

    1.Bu seçimlerin kısa ve uzun vadede kaybedenleri “ proje partileridir “. Çünkü kazanmak için değil , “kaybettirmek için “ ortaya çıkmışlardır. Buna da bir tür siyaset diyebiliriz , ama ömürleri kısa olacaktır.
    2. İdeal şartlarda yerel bazlı yürütülmesi gereken seçim atmosferi , ülkemizi her anlamda çevreleyen dış odakların ve onların içerideki uzantılarının -öyle görünmelerine rağmen – asla böyle bir şeyi hedeflemediklerinin bilinmesi nedeniyle bir genel seçim havasına büründü. Beka söyleminin dozajını , muhtemel ve görece ağır bir yenilginin ülkeyi kaosa sürükleyeceği endişesi arttırdı.( Beka şemsiyesinin altına küçük düşünen kasaba politikacılarının girdiği de bir gerçek. Saçma sapan ve sözde dini literatür kullanılarak yapılan cahil konuşmaların çok örneği var )
    3.İstanbul şimdilik ( ki ciddi belgelerle itirazlar sürüyor ) ve Ankara’da milliyetçi ve muhafazakar adaylarla , ayrıca adı malum bölücü partinin desteğiyle belediye başkanlığını kazanmaları CHP yönetimini aldatmasın.Kendi içinden çıkmış sosyal demokrat kökenli bir adayla seçim kazanacağına inanamamıştır. Nitekim böyle bir aday da çıkaramamıştır. “Aydınlık yüzlü bir başkan ailesi gördük” diyen ve nefret suçunun bu ülkedeki zirvesi olan bir yazarın , aynı kişinin sağ bir partiden aday olup yine Kur’an okuması halinde bu defa ağzına geleni söyleyeceğini tahmin etmek zor değil. Bu yazar yalnız değildir , önemli oranda CHP sosyolojisinin bir kesitidir. “ Kazandıran “ olduğu için sempati gösterisi yapıyorlar.
    4.Her iki büyükşehir belediyesinin kadroları süratle “ diyet isteyen “ militanlar tarafından doldurulacaktır ne yazık ki. (Üst seviye bürokratları kastetmiyorum ; her yönetim kendi ekibiyle çalışmak ister ; bu doğaldır.) Söz konusu militanların marifetleri ilerde ortaya çıktığında oy verenler herhalde muhasebesini yaparlar.
    5.Cumhur ittifakında partiler karşılıklı avantajlar elde etmişlerdir. Ancak , biraz detay veriler üzerinde çalışıldığında bunun daha çok MHP’ye yarar sağladığı anlaşılıyor. ( Tam 40 yıldır, Ak Partinin içinden geldiği gelenek ile ülkücü kesimin ortak noktalarının çok daha fazla olduğunu ve işbirliğini savunan bir kişi olarak bundan rahatsız olmam söz konusu değildir. Ancak veriler bir tarafın daha çok faydalandığını gösteriyor )
    6.Hiç bir parti teşkilatının kapısından içeri adım atmadım. Kişisel olarak “ Lider “ kavramına önem veririm. Tarihimize bakalım ; güçlü liderlerle ; kendini bile yönetemeyen , ancak hanedandan geldiği için hasbelkader başa geçenlerin devirlerini karşılaştıralım. ”Lider “ önemlidir ifadesi doğru , ancak eksiktir. Zira Lider “ çok önemlidir “. O nedenle , hem kariyer , hem de sakin güç anlamında devlet adamlığı özellikleri bulunan ; ancak liderlik konusunda nisbi olarak zayıf olan tecrübeli siyasetçilerin yeri “ Lider”in yanıdır. Ne yapıp ederek bu işbirliği sağlanmalıdır.
    7.Türkiye’nin geleceğine katkı sağlamak isteyenler , liderlik gerçeğini bilerek yeni parti vb. ayrışmalara girmemelidir. ( “ Dışlandılar , ne yapsınlar yani “ diyenler oluyor. En zorlu süreçlerde siz bir insanı yalnız bırakırsanız , maalesef bu tür istenmeyen gelişmelere sebep olursunuz.) Şu anki seçmen sosyolojisi ve seçim sonuçları yeni bir parti arayışının hüsran olacağına işaret ediyor.
    8.İktidar partisi kendi içindeki kifayetsiz muhterisleri derhal ayıklamalıdır. Ama partinin tamamını ilzam eden genellemelerden kaçınmak daha doğru olur. Çünkü muhteris cazgırların sesi çok çıkıyor.Çoğunluğu oluşturan sıradan vatandaşları da dahil eden suçlamalar kırıcı olmaktadır. Aynı şekilde muhalif olanlar için de normal eleştirinin dışına çıkıp ağır ifadelerden kaçınmak gerekmektedir.Bu seçimler her iki tarafta yer alan aşırılara ders olmalıdır.
    9.”Seçmen ince ayar çekti , kuyumcu hassasiyetiyle davrandı ; herkese şöyle şöyle mesajlar verdi “ sözleriyle halka güzelleme yapmak uygun değil.Tam tersinden bir çok şeyi kilitledi türünden veriler de söylenebilir. Seçmen pragmatik davranır ; önce güvenliğine , sonra cebine bakar. Projelere gereğinden fazla öncelik vererek oy alma devri bitmiştir. Bunu iktidar partisi iyi anlamalıdır.Artık şehirli seçmen sosyolojisini çözemeyen bu ülkede iktidar olamaz. Zira bu seçmen için başka parametreler önem kazanmıştır. Çok büyük ve yararlı projeler olmakla birlikte, boğazın altına 10 tane daha geçit yapılsa oy’a tahvil edemezsiniz.
    10.Bazı yazarlara konulan “ bariyerler “ süratle kaldırılmalıdır. Yetişmiş bir çok insan bu nedenle atıl durumda. Herkesten site kurmasını bekleyemeyiz. Dış odakların açık işbirlikçileri olmadıkları takdirde , her türlü muhalif görüşe kısıtlama konulmamalıdır.
    11.Sözde iktidarı savunuyorum diyerek tam tersi etkiye neden olan kifayetsizlere ilgili kurumlar yol vermelidir.Yerli ve milli olmak çok güzel ; ama sadece bu özelliği var diye hiçbir makam liyakatsiz kişilere teslim edilemez.Maalesef bu konuda ciddi zaafların olduğu görülüyor. Bulunduğu kurumun seviyesiyle orantılı fiziksel ve ruhsal bütünlük gösteremeyen , zafiyetini kibirle kapatmaya çalışan yetkililere millet hayli tepkilidir.
    12.Türkiye’nin / hepimizin menfaati için parti çıkarlarının üstünde düşünecek nesiller yetiştirmek , beton kafalı , kültürel hassasiyetleri olmayan yöneticilere – sağ /sol vb. hangi görüşe sahip olurlarsa olsunlar-yol vermemek için hayli çaba sarf etmemiz gerekiyor vesselam.

  7. Ak Parti’nin İstanbul büyükşehir başkanlığını eğer kaybederse sizin emeklerinizi de gözardı etmemek lazım.
    İkinci olarak büyükşehirleri kaybetme nedeni olarak Ak Parti MHP ittifakını gösteriyorsunuz. Bu konuda da net bir biçimde yalan söylüyorsunuz. CHP+İP+HDP her halikarda ittifak yapacaklardı, onların ittifak yapmakta olan kararlılıkları Ak Parti+MHP ittifakını zorunlu hale getirmiştir. Ak Parti+MHP iktidarına Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi destek vermedikleri için bu millete ihanet etmişlerdir.

    • Dün, alaycılıkla, “Ölümüne Reis!”çi tayfanın akıldışılık konusunda bir tık daha ileri gitmesi halinde AK Parti’nin büyük şehirlerde yaşadığı seçim yenilgisinden F. Koru’yu sorumlu tutacağını söylemiştim. Üzerinden 24 saat geçmedi! İşte buyurun, Recep Çetiner kardeşimiz çıktı geldi!

      Günde 24 saat yayın yapan bir düzine yandaş TV kanalı, yarım düzine yandaş gazete, muazzam devlet olanakları, Reis ile Bahçeli’nin günde bilmem kaç yerde düzenledikleri mitingler. . .

      Yok, bunların hiçbir kıymeti harbiyesi yok. F. Koru, ulaşabildiği sınırlı sayıda okuruna rağmen, Reis’e İstanbul belediye başkanlığını kaybettirebiliyor!

      F. Koru kendi sitesinde günlük köşe yazısı yazmaya başlayalıberi, yorum sayfaları ne bu türden bir F. Koru iltifatına tanık oldu, ne de insan zekası böylesine dehşet bir zulüm gördü! 🙂

      Belediye zabıtalarını göreve çağırmak da bana düşüyor: Şu bira rakı satış saatlerini denetlediğiniz kadar A Haber izleme sürelerine de bir sınırlama getirin kardeşim.

    • https://www.haberturk.com/cumhurbaskani-erdogan-istanbul-a-ihanet-ettik-hala-ediyoruz-1681533

      CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN:İSTANBUL’A İHANET ETTİK,HALA EDİYORUZ

      21.10.2017
      Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esenler’de “Şehir ve STK Zirvesi”nde konuştu. İstanbul’un kıymetinin bilinmediğini “Biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum” sözleriyle ifade eden Erdoğan, yerel yönetimlere “Şimdi milletimiz belediyelerimizden temel hizmetlerin yanında derdiyle dertlenmesini, iyi ve kötü gününde yanında olmasını bekliyor” mesajını verdi. Erdoğan’ın açıklamaları:
      “BİZ BU ŞEHRE İHANET ETTİK, HALA EDİYORUZ”
      Kadim şehirlerin en önemli güzelliği, ana karakterlerini kaybetmeden yeniyi bünyelerinde eritmesi, özlerinden katarak yeniden yoğurmasıdır. İstanbul bu açıdan gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum. Burası (İstanbul),Fatih Sultan Mehmet Han’dan beri ilmin, kültürün, siyasetin, sanatın ve ticaretin payitahtı olmuş bir şehir. Bugün de İstanbul onca yaşadıklarına rağmen halen ayaktadır. Türk-İslam medeniyetinin kalelerinden biri olmayı sürdürmektedir. İşte belediye başkanı olduğum zaman 8 milyon nüfus, şimdi 15 milyon nüfus… Böyle bir şehir. Dünyada eşi benzeri olmayan nadide şehirlerden bir tanesi.
      “TEKDÜZE MİMARLIK ANLAYIŞI YAYGINLAŞTI”
      Bizler çoğu zaman elimizdekinin kıymetini ancak onu kaybedince anlıyoruz. Ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz her biri başlı başına bir hazine olan emsalsiz değerlerin hakkını yeterince veremiyoruz. Bunun en bariz görüldüğü alanların başında şehirleşme ve mimari geliyor. Son yıllarda şehirleşme noktasında ciddi sorunlarımızın olduğunu, eksiklerimizin, hatalarımızın olduğunu daha önce defaatle birçok toplantıda ifade ettim. Estetikten, incelikten ve köklü medeniyet değerlerimizden yoksun tekdüze bir mimari anlayışının giderek yaygınlık kazandığını görmekten üzüntü duyuyorum. Adeta kibrit kutularının ölçülerini aşacak şekilde benzer taş yığınlarının olduğu bir şehir, bu bizim medeniyetimizde yok. Şehirleri birbirinden farklı kılan, ayıran, bu ayrılıklardan güzellikler çıkaran ayrıntılar birer birer yok oluyor. Maalesef maddi kaygılar birçok hassasiyetin önüne geçiyor.

  8. Sn A. Serdar aşağıda demiş ki: “İslam, Kur’an okumak, şatafatlı Camiler açmak demek değildir…”. Doğru tabii yaa! Akıl*İman Sentezi deyip duruyorken ben de bu tür şeylere işaret ediyorum..

    Yanlış anlaşılmasın. Kuran okunur tabii. Bunda bir haz vardır, bir duygu vardır, bir şarj vardır. Bunun şahsa bir artısı (+) vardır. Ancak, anlamadan okunur da dünya ihtiyacı hasıl olduğunda “amel” olarak gayri meşru işe kaçarsan, örneğin yolsuzluğa dadanırsan, rüşvetle iş görürsen büyük bir eksi (-) bir yara alırsın. Bu yara Kuran okuduğunda aldığın şahsi “haz”‘ (+) nın yanında çok daha büyük bir eksi (-) dir. Niye böyledir? Gayet basit, çünkü yolsuzluk-rüşvet nihai analizde “kul hakkı”na girer (bileşik kaplar kuralına göre). Bütün toplumu ve kalitesini etkiler. Bu eksi o kadar büyüktür ki şahsi “(+)”nı götürdüğü gibi, topluma da “(-)” negatif bakiyesi kalır. Bunlar birike birike toplumun ihtiyacı olan rehbere, yani Allahın DiNine hasar verir. Belki başlangıçta “Allah için” yola çıkmışsındır, ancak bu ezberine olduğu için seni iblişin rehberliğinde sonunda “Allah’ın düşmanı” pozisyonuna getirmiştir. Ve sen bunun farkında bile değilsindir.

    Neyin ne olduğunu anlamak ve amel olarak gereğini yapmak için “Akıl*İman Sentezi”!! İşte bunun için şart!

  9. Imamoglu kazandigi icin cok mutluyum, üç gündür şükür namazı kılıyorum. Ayagına taş değmesin, yolu bahtı açık olsun. Amin, amin, amin,

    • Allah (cc)
      Namaz ve duanızı
      Kabul etsin Fatma hanım!
      İmamoğlu kazandıysa helal hoş olsun
      Kemalistler evire çevire onu da “doktrine” ederlerse yazık olur
      Başka bir deyişle yapacağı hizmeti CHP değil de Allah rızasına göre toplum adına yaparsa
      Kazanan hem kendisi, hem partisi, hem istanbul ve hem de bütün Türkiye olur. Fırsat büyük bir fırsattır
      İşi ehline vermeli, icabında bunun için gönül kırmalı. Yolsuzluk-rüşvet işerine partizanca
      Veya da akrabay-ı tahlukat baskısıyla alet olmamalıdır. Şeffaf olmalıdır.
      Danışmanlarını fakülte mezunu olsa da koltuk meraklısı
      Vizyonsuz “Toy” delikanlılardan değil de
      “Akıl*İman Sentezi” açısından dindar
      Hakkı bilen, hakkı yedirmeyen
      Mesleğinde işinin ehli
      Olanlardan
      Seçmeli!

      • Sn. h.k, en önemlisi de imamefendi iski’ye eşine sadık bir genel müdür atamalıdır; yoksa bi iski skandalı daha kaldırmaz yani istanbul..:)

    • Sayın Fatma Demir,

      O ve diğer CHP’liler de rakı kadehlerini tokuştururken bu yorumunuzu hatırlayacaklardır.

      Hoş, Ak Parti içinde de az yoktur rakı tokuşturan herhalde.

      Bize de böyle çenemizi yormak düşüyor.

      Neyse gidip yatsı namazını kılayım bari. Boş boş konuşmak yerine.

  10. Ya birak goygoyu akp tek basina girseydi digerleri yine ittifak yapacakti. Hedefleri istanbul ve ankarayi almakti ve aldilar. Karsi ittifaki bozacak hamleyi yapamadi iste tum mesele o.

  11. Koru’nun tesbitinde elbette gerçek payı var. Fakat, asıl başka
    gerçekleri gözden kaçırmamak lazım:
    Ülkemizde Adaletin sağlanamadığı bir gerçek. Yazılı metinler
    sömürgeci düzenlerin eseri olarak ortada durmaktadır. Hele, VERGİ Adaleti
    deyince, Hak getire. Vergi sömürüsü yıllardır, göz göre göre HALKI ezen
    3 ayaklı KOLAY ve VİCDANSIZ vergi sistematiği üzerine kurulu olup,
    sürdürülmektedir. Sistem denemez, zaten : Akaryakıt, Özel Tüketim ve
    Katma Değer Vergi (HIRSIZLIĞI) üzerine kurulu.
    Bu vergi anlayışı ile Karagüllenin dediği, insanları daha çalışkan
    ve sahibkar, titiz kılan ORTAKLIK anlayışı ASLA kurulamaz, gününü gün eden
    – parmak sayısınca az olan – AZINLIK, BATICI sermaye de buna izin vermez.
    Ak Parti, THYolları gibi – Atatürk’ün KİTleri gibi – KAR Ortaklıklarını
    çoğaltsın görelim. Anlıyamadı, burada da işin kolayına kaçtı. KİTler olmayınca
    ekonomiyi – HIRSIZLARA TAKILMADAN – yönetmek kolaylaştı ! Belki, yüzüne
    gözüne bulaştırmazsa, yağmalatmazsa CHP Belediyeleri bunu becerebilir. ama
    laf ile icraat ayrı şeyler. Fakat, adam ve vicdan meselesi. Bir Milliyetçi ağızdan
    – hayretle duyduğum – bunu fiilen başaran ve uyguluyan sürpriz bir Belediye
    Başkanı varmış; “hakkın hatırını icraatında en üstün derecede tutuyormuş”
    o yüzden HADEP bile, o şehirde NAL TOPLAMIŞ. (Bir de Roger Garaudy gibi
    gönül gözü açılsa). Müslüman geçinenler ona örnek olacağına, o her kesime
    örnek oluyormuş. Sevinmek mi, üzülmek mi lazım ?! Gene de kutlamak isterim
    Türkiye’de bir kısım ekonomistlerin kavrıyamadığı bir gerçek daha var :
    Enflasyon ayrı şey. Hayat Pahalılığı ayrı şey. Bu yüzden, aylar önce, İKTİDAR
    İÇİN İLK BAHARda seçim yapmak bir HENDİKAPtır, demiştik. Son dönemde,
    Hayat Pahalılığı önem arzediyordu, enflasyon da bilhassa BÜYÜK ŞEHİRLERDE
    seçim kaybın tuzu biberi oldu. Soğan-patates fiatları bir kenara atılıp, Vatan,
    Millet, Sakarya edebiyatı ile geçiştirilecek bir konu değildir.Zira, bu maddeler
    FAKİR yığınların TEMEL geçim maddeleridir. Buna, kilosu 10 liraya ulaşan
    BAKLAGİLLER ve ve TAHIL grubunu da dahil ettiniz mi, bilhassa büyük şehirlerdeki
    DAR Gelirlileri ÇÖKERTTİNİZ, demektir. Bu dediklerimi RTE. 1956’lardaki Tayyip
    Erdoğan için bir CANLANDIRSIN; eline, o dağıttığı pazar çantasını, sadece, birkaç
    günlüğüne alıp, dolaşsın ; işin vehametini, vicdansızlığını o zaman çok iyi
    anlıyacak ve hatırlıyacaktır. Pazarda, seyirci nice insan görüyorum, içim sızlıyor….

    Avrupa Mahsulü KADIN BAKANLIĞI ! nın icraatları, erkeklere
    bindirdiği külfetler, haksız, aşırı baskılar çok kişiyi isyan noktasına getirmiştir.
    Çok aşağılardan gelip, sonradan görme SÜSLÜMAN savurgan
    (müsrif), gösterişçi, şımarık, cakacı ve biraz da edep ve iman telleri kırılmış
    partizan dişilerin halleri de gözlerden kaçmamıştır. Nefret ve isyan duygularını
    kamçılamıştır. Mü’min kişi kanaatkar, mütevazi ve merhametli olur. Aleniyetle
    yapılan sosyal yardımlar bile bu anlayışa ters düşmektedir

    Gönül Belediyeciliğinde Gönüller KIRILMIŞTIR. Hele, hele Büyük
    Şehir Belediyelerinin eski Başkanlarına reva görülen muamele, onların pekçok
    taraftarını yaralamış olmalı ki,,.
    İslam, Kur’an okumak, şatafatlı Camiler açmak demek değildir…
    İslama inananlar için İMAM Cemaatının nefret ettiği (istemediği)
    kişi, OLAMAZ. Bir yandan demokrasi ve özgürlük deyip, öte yandan Büyük Şehir
    Belediye Başkanlarının tayinle gelmesini istemek buyük bir tenakuzdur,
    ters mantıktır, Karagülle hocaya hatırlatılır.

  12. Bekir Bey’e ve İstanbul seçim sonucuna itirazlardan bir şeyler çıkabileceği umudunu taşıyan yorumculara:

    Allah aşkına biraz aklınızı kullanın değerlendirmelerde bulunurken. Biraz siyasi çözümleme becerisi göstermeye çalışın:

    YSK ve devlet, bu saatten sonra “Seçimi B. Yıldırım kazandı!” diyebilir mi? Bu, hem geçmiş hem de gelecek seçimlerin meşruluğuna, güvenilirliğine gölge düşürmez mi? Bu, AK Partili ortalama seçmende bile kuşkuyla karşılanmaz mı?

    Siyaseti nasıl izliyorsunuz, gerçekten anlamak güç.

  13. Kimse, İstanbul seçimi etrafında dönen kepazelikten iktidar leyhine bir sonuç çıkabileceğini düşünmesin. Bu saatten sonra, devletin tepesi bile YSK’ya “Belediyeyi B. Yıldırım’a verin” yollu bir mesaj uçuramaz. Erdoğan ve AK Parti bürokrasisi çoktan kabullendi sonucu. Bu, AK Parti il teşkilatlarında başarısızlığı yüzünden kellesi gideceklerin yaygarasından ibaret.

    Alıp belediyeyi Yıldırım’a verdiği andan itibaren doların alıp başını gideceğini, ekonominin resmen çökeceğini Erdoğan da biliyor, damat da biliyor. Yarın İmamoğlu mazbatasını alır.

  14. Meraklısına, yılın nikahından fotoğraf:

    Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker’in oğlu Yahya Ülker ile Rixos Otelleri ve Sembol İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince’nin kızı Hatice Tamince dünya evine girmiş. Sait Halim Paşa Yalısı’nda yapılan törene Cumhurbaşkanımız tebrik mesajı göndermiş, mesaj nikahta okunmuş.Çiftin düğün töreni 6 Nisan 2019 Cumartesi günü Dubai’de gerçekleşecekmiş.

    Bütün yandaş basını taradım, yok böyle bir haber. Sabah Gazetesi, örneğin. 30 karelik anahaber geçidinde “Sıfır makyajlı Emel” resmi var -hanımefendi gözlüksüz güzel görünmediğini söylemiş, haber olmuş. Kahverengi şeker ile beyez şeker arasındaki fark da kendisine en önemli 30 güncel haber arasında yer bulmuş.

    Nikah törenini dört gözle bekleyip tek bir fotoğrafına bile ulaşamayan kardeşlerimiz için Cumhuriyet Gazetesi bir kıyak çekmiş. Buyurun: Yılın nikah töreni resminiz burada:

    http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1328042/Murat_Ulker_ile_Fettah_Tamince_dunur_oldu_.html

    Bu arada İsrail devleti Filistinlilere kan kusturuyor yine. Belli ki “Sıfır makyaj Emel” ya da “Alın size beyaz şeker ile toz şeker farkı” kadar haber değeri yok.

    Şaşırıyor musunuz?

    • “Bu arada İsrail devleti Filistinlilere kan kusturuyor yine. Belli ki “Sıfır makyaj Emel” ya da “Alın size beyaz şeker ile toz şeker farkı” kadar haber değeri yok.”

      “Şaşırıyor musunuz?”

      Bernar bey! Bunlar Şaşirmazlar çünkü seçimler yenibitti. Havuz ve AKP Israilin saldirilarini seçimler için kullanirlar….
      Bunlarin dertleri oy+oy+oy= hakaret,kufür, iftira ve meydan okuma.
      Eyy İsrail sen bu saldiriyi seçimlerden bir gün önce yapsaidin ya?
      Vay galleş israil vay. Bu sefer ikili oynadin.

  15. Fehmı bey Stardan Ahmet Kekeçin yazdıklarına ne diyorsun ?????
    Fehmi abi bu düşüncesinde yalnız değil.

    Davutçu medyadan arkadaşlar da o eski AK Parti’yi özleyip duruyorlar. Hatta ikide bir, “AK Parti fabrika ayarlarına dönmelidir” diyerek, Fehmi abinin sevdiği o “ruh”a perestij ediyorlar.

    İlginçtir, “Fetullah kapatması” liberaller de o AK Parti’yi çok seviyor ve özlüyor…

    Evet, “eski AK Parti” (trenden atlamalar başlamadan önce), Fehmi abinin ifadesiyle “hak ve özgürlükleri genişletme” konusunda iddia sahibiydi, “reform” niyetleri ve hevesleri taşıyordu ama bunlar “akim” bıraktırılmıştı.

    Bilakis AK Parti, “reform” sayılabilecek düzenlemeleri 2011’den sonra (“fabrika ayarları” tesmiye edilen halden çıktıktan sonra), yani kimi liberaller ve Fetullahçılar nezdinde “özlenmeyecek parti” haline geldikten sonra gerçekleştirdi.

    İnanç ve düşünce özgürlüğü 2011’den sonra sağlanabildi.

    Başımıza tebelleş olmuş “vesayet kurumları”, 2011’den sonra etkisiz hale getirilebildi.

    IMF’yle işimiz 2011’den sonra bitti.

    Birtakım yasaklar (“Kürtçe yasağı” da buna dâhildir) 2011’den sonra kaldırıldı.

    İç Hizmet Yasası, 2011’den sonra değiştirildi.

    Devletin kılcallarına sızmış FETÖ, “cürümleriyle” birlikte 2011’den sonra fark edildi ve “tasfiyeler” bu dönemden sonra başlatıldı.

    El konulmuş azınlık malları 2011’den sonra sahiplerine iade edildi.

    Hülasa, 2011 yılına kadar, biraz da zorunluluktan (çünkü geleneksel vesayet odakları ve darbe cuntaları sürekli müdahale tehdidinde bulunuyordu) AB’yi arkasına alarak ortada top çeviren AK Parti, asıl “reformcu” kimliğine 2011’den sonra kavuştu. Ve “hedef” haline geldi.

    En pespaye AK Parti eleştirileri, “diktatör” kampanyaları, Gezi’ler, 7 Şubat’lar, MİT TIR’ları operasyonları, “Türkiye DEAŞ’a silah gönderiyor” tezviratları, 17/25 Aralık’lar, 15 Temmuz’lar, AK Parti gerçek anlamda “reforma” yöneldiği ve bağımsız bir ülke gibi davranmaya başladığı (savunmasını güçlendirdiği, büyük altyapı projelerini hayata geçirdiği) için devreye sokuldu.

    Fehmi abi, “iradesiz” ve “teslimiyetçi” AK Parti ruhunu mu özlüyor?

    • 2011 den sonra FETÖ ipinden kurtulup ABD ye rest çekilince ABD taraftarları türlü bahaneler ile takla atıyorlar.Bunun en barizleri FETÖ ve AB tarafından fonlanan liberaller.
      Bin bir türlü takla bu yüzden

  16. Darbeyle marbeyle seçilmişlerin gidilmeyeceğini anladılar…. ilk önce kasetle bir başkanı getirdiler..kaç yenilgi gördü ama adamı korudular… baktılar olmuyor diktadör demeye başladılar. Sonra mhp yi ortadan ikiye böldüler biraz daha budadılar…bu arada iktidarın yanlışlıkları da eklenince küskünlükler arttı tabiki… saadet de hazır hale getirilince ve dolar molar hikayesi de eklenince ekonomi kötü algısını da yarattılar…. büyükşehirlerde hdp ye aday çıkartmadılar….sonuç ortada adamlar başardılar…Bu seçim chp ve hdp nin sağ kesime karşı başarısıdır….yüzde 30 yüzde 70 i yenmiştir…Burdakiler gibi sağ cenah da birbirini yemeye devam ediyor…Korkarım böyle gidilirse ve bölünmeye devam edilirse adamlar tekrardan yuvalanacak bi 50 sene daha Türkiyenin kaybı olacak…. yaw arkadaş hiç mi akıllanmayacağız biz…. neyi paylaşamıyoruz….üstekikerden başlayarak herkesin aklını başına alma zamanıdır…. Parçalanırsak bölünürsek küskünlükler kırgınlıklar çoğalırsa sonuç bellidir…. yem oluruz adamlara o kadar….

    • Türkeş bey, malum merhumun ölüm yıldönümü; şahsınızda başbuğumuzu rahmetle anıyoruz… Müsaadenizle bir ekleme de ben yapmak isterim: yeryüzünde türk milleti kadar uyanık ve aklıbaşında bir halk daha görmediğimden emin olabilirsiniz..:) müsterih olunuz…

  17. Yazınız çok güzel fakat asıl sebebi ittifaklar olmamalı, yani halk oylamada ittifaklar yüzünden AKP’ye kaybettirmedi bence; zora düşen ekonami, Amerika krizi, $ kuru; bunun gibi meseleler üzerinde durulmalı bana göre… AKP’ye daha önce kesin ve net bir mesaj verildi fakat AKP hâlâ kendini toparlayamadı. biraz araştırılsa irili ufaklı bir sürü firma bugün iflâsın eşiğine geldi. Dış politikaya gelince de çok iyi bir siyaset izlediğimiz söylenemez bence. Amerika’yla ilgili olan AKP siyaseti çok fazla yumuşak kaldı. İddia ediyorum; Amerika’nın eski gücü kalmadı, kalmadığı için de Suriye’ye doğrudan çok fazla müdahale edemedi ama yine de pastadan pay almak istedi. Tabiki işin içinde Rusya ve Çin var; A.B.D hırçın siyasetinde dünyada tek kaldı, hemen hemen hiçbir ülkeden destek bulamadı, buna rağmen biz Türkiye olarak Amerika yaptırımlarından kendimizi kurtaramadık. Bana kalırsa AKP’yi bu seçimlerde sarsan özellikle 2019 yılında meydana gelen olumsuzluklar derim.

  18. Türkiye’nin eğitimli ve üreten nüfusunun fazla olduğu yerlerde AKP’nin kaybettiği gerçeği ortadayken baştan beri yanlış olan ittifakları bahane etmek, parti ayrımı yapılmaksızın çapsız ve her türlü hakareti hak eden siyasilerin hırs ve açgözlülüklerini görmezden gelmek siyasetçilerle aynı kavağın kaşığı olmanın göstergesidir. Dünya’da referansı din olup halkını kalkındıran, mutlu eden tek bir devlet gösteremezsiniz. Çağdaş Eğitim, Bilimsel Eğitim, Dinlerden arındırılmış eğitim. Bunu kuzey ülkeleri zorlu doğa ve iklim koşullarında becerebildilerse doğal kaynak zengini topraklardakiler çok daha kolay becerebilmeli.

    • Yahya bey, güneydeki sevdiğimiz ülkenin referanslarına ne dersiniz..? Yoksa onları “halkını kalkındıran, mutlu eden” bir “devlet” olarak görmüyor musunuz? Ya da ne biliim; japonya imparatorunun “güneşin oğlu” olduğunu falan duymuşsunuzdur heralde..?

        • Bak bu konu önemli Esra Hnm. Japonların ateistllik durumu Meiji’den mi önceymiş, yoksa atom bombası yedikten sonra mı?

          Ben şimdilik şöyle diyim:

          Siz Japonları bir de müslüman olduktan sonra görün!

          • Oh ne ala, akıl × iman sentezli japon gençliği üretsin; 80lik bunaklar da habire avrupa şehirlerinde dolaşıp sırıtarak fotoğraf çektirsin..! Şintoizm bana uymaz bilader..:)

      • H.Gayret, dini önceliklerle insanlarının yaşamını düzenleyen ve mutlu eden bir devlet olmadığı, olamayacağı konumuzun esası. Kuzeyden kasıt; oralarda daha zor doğa koşullarının oluşu. Daha kolay anlayabilmeniz için konuyu daraltayım. Yeryüzünde örnek gösterebileceğiniz gelişmiş bir müslüman ülke, hatta daha da daraltayım müslüman toplum var mı? Güneydeki sevdiğimiz ülke neresi?

        • Yahya bey yaşamın, dini öncelikleri de hesaba katarak düzenlenmesinde hiç bir sakınca yok. Yeter ki bu layıkıyla yapılsın. Birşey unutulmasın. Öbür alemin başarı yolu bu yaşamdan geçiyor (ortak paydamız). Bu yaşamın zincirleme her nesil için başarılı geçmesi DiNi sorumluluklarımız arasında. Dolayısıyla, bu yaşamın herkesin ihtiyacını görebilecek şekilde düzenlenmesi de önemli bir öncelik. Yeryüzünde örnek gösterebileceğiniz gelişmiş bir müslüman ülke yoksa, bu ülke neden bir Türkiye olmasın. Bu konuda ne yapabilirim diye düşünenlerden olmaya bakın. Aklı başında bir müslümansanız bu zaten vazifeniz.

    • ********
      …..
      Ara ara yoruldum,…
      Sonunda burda buldum,
      HoşgelDİNiz Yahya Bey!
      Görünce memnun oldum!

      Söyle yahu, nerdeydin,
      Neden çıkmadı sesin?
      Hodri meydan dedin ya,
      Cevap bekler kardeşin!

      Geri kaldıysak bugün,
      DiNi anlamadık dün!
      Kemalistler dahildir!
      Hatalıyız topyekün!…
      …..

  19. Seçimlerin üzerinden üç gün geçmiş, İstanbul gibi bir şehirde belediye başkanı kim olacak belli değil. Kimisi, CHP’liler numara çekti diyor, kimisi YSK üyeleri tehdit edildi diyor. Milletvekilleri üç gündür loş salonlarda oy çuvallarına sarılıp uyuyor. Her şeye karışmayı pek seven Cumhurbaşkanı’ndan tık yok!

    İşin boktan yanı, kimse durumun farkında değil: Bundan böyle, dünyanın dört bir tarafında, insanlar, “Biz muz cumhuriyeti miyiz ki. . .”, ya da, “Biz Afrika ülkesi miyiz ki. . .” türü ifadeler kurmayacaklar kendi demokratik sistemlerini tartışıp laf üretirlerken. Bu görkemli başkanlık sistemi sayesinde, artık herkes Türkiye’yi bilecek:

    “Yahu kardeşim, biz Türkiye miyiz ki. . .”

    Komedi mi, trajedi mi, artık siz karar verin bu rezilliğin ne olduğuna.

    • Bernar bey seçimler bitene kadar yorum yapmayacağımı ve sayın yazarımızın bazı önemli olayları gündeme neden getirmeyip daha cesur yazılar beklediğimi yazıp seçim sonunda yazacağımı belirmiştim.Dikkat ederseniz demokrasinin güya olduğu bir ülkede parti genel başkanları tehdit ediliyor adaylar tehdit ediliyor kim tarafından daha ōnce madur olup hak arayan ve demokrasi isteyenler tarafından,gelelim bu güne istanbuldaki seçim sonrası gelişen olayları görüyorsunuzdur ben birşey katmak istemiyorum ama daha öncede söylediğim gibi Ak partiyi elştirenler yanlışlarını söyleyenler aslında Ak partinin iyiliğini güçlenmesini istiyenlerdir.Körü körüne her hatasını alkışlayanlar nedeniyle Ak parti oy ve güç kaybetmiştir.Sizinde dediğiniz gibi şu olaylarda Ak partiye oy kaybettirir ve rezilde eder komikde düşürür kendine yazık eder bir an önce ayarlarına dönmesi gerektiğini söylemek istiyorum,Selamlar

      • Erdem bey, bence bi süre daha yazmasanız iyi olur gibi; en azından şu -de, ekinin ne zaman nerede ayrı gayrı yazılacağını falan da biraz çalışsaydınız yani… Merak etmeyin, sayın yazarın ne zaman neyi yazıp yazamıyacağını öğretebilecek daha biçok yorumcumuz var buralarda..:)

  20. Fehmi Bey’in İstanbul’a hiç değinmemesi dikkatimi çekti. Herhalde orada bir bit yeniği olduğunun farkında.Anlaşılan
    durum CHP açısından pek iç açıcı değil.Yoksa muhakkak
    değinirdi diye düşünüyorum.

  21. Fehmi Bey’in,Ak Parti’nin, büyükşehirleri ittifaklar yüzünden kaybetti şeklindeki tespiti doğrudur.Ancak benim kanaatime göre Ak Parti ittifak yapmasa bile muhalefet
    ittifak yapacaktı.Durum böyle olunca İktidarın ittifaktan dolayı bir zararı sözkonusu değildir.Ayrıca ittifak asıl 2023
    için önemlidir.Asıl hedef 2023’tür.

    HDP’nin CHP’ye kolay kolay
    oy vermeyeceği görüşüne katılmıyorum.HDP’deki sol damar CHP ile akrabadır,çok
    rahat oy verebilir CHP’ye.
    HDP’de Ak Parti’ye yakın mütedeyyin bir taban da var elbette;özellikle Güney Doğu’da.Nitekim bunun etkisi de görüldü son seçimde.

    Fehmi Bey’in şu cümleleri
    niçin yazdığını anlamış değilim:

    “Vatandaşın hep aynı sonucu doğuracak biçimde oy kullandığı sistemin adı mıdır demokrasi? Yoksa demokrasi rafa kaldırıldı da haberimiz mi olmadı?

    Muhalefetin adayları seçimi kazanmışsa, iktidara ve iktidar taraftarlarına düşen, kazananı yeni belediye başkanı olarak tebrik etmektir.”

    Adana,Antalya,Mersin’i muhalefet kazandı.Buna itiraz
    eden oldu mu?Daha başka yerler de var muhalefete geçen.Ufak tefek hatalar varsa seçim kurulu düzeltir, kim kazandı ise ona teslim edilir belediye.

    Nitekim bu gün gazetelerde şöyle bir haber var:”Gülnar’da seçimi MHP kazandı,CHP itiraz etti,seçim iptal edildi.”
    İtiraz CHP’nin de diğer partilerin de hakkıdır.Kendine
    güvenen itirazdan zerre kadar
    çekinmez.Sürecin bitmesini bekler sükunetle.

    Fehmi Bey nasihati hep iktidara değil de az da olsa muhalefete de çekerse daha objektif ve daha sahici bir tavır sergilemiş olur.

    • Türk Siyasi Tarihi ve İdeolojik Gelişimlerden zerre haberiniz olmadığı şu cümlenizden belli; “HDP’nin CHP’ye kolay kolay oy vermeyeceği görüşüne katılmıyorum. HDP’deki sol damar CHP ile akrabadır,çok rahat oy verebilir CHP’ye.” Lütfen, sessizce yerinize oturunuz ve cehaletinizi belli etmemenizi sizden şiddetle istirhamda bulunuyoruz…

      • HDP eş başkanı Temelli
        “Ankara’da Mansur Yavaş,
        İstanbul’da İmamoğlu bizim oylarımızla kazanacak”dediği halde,HDP,CHP lehine İstanbul’da ve Ankara’da
        aday bile göstermediği
        halde,sizin böyle cümleler
        kurabilmeniz cehaletin de ötesinde bir şey sayın bayan.

  22. aslında o kadar uzun yazmaya gerek yok, başa baş geçen mücadeleye daha önce iki defa kardo verilen aileleri parçalanmış sözleşmeli personel bırakın maduriyetinin giderilmesini muhatap alınıp olumlu/olumsuz cevap dahi verilmedi. Yapılacak düzenleme kamuya ek maliyet getirmediği gibi daha kaliteli, verimli, motivasyonlu hizmet imkanını sağlamadı. 3600 prim günü, EYT liler her ne kadar kamuya ek külfeti olsa da; Türkiyenin en büyük iki metropolünün iktidar elinden uzaklaştıracak mali tahribatı oluşturmaz hükümet için.

    Bizler küskün olarak sandık başına gittik, değer verilmemekten, muhatap alınmamaktan ve seçimin kaderini belirleyecek bir kitlenin içinde olduğumuzu bilerek. Tek sorun Sayın Cumhurbaşkanımızın etrafında danışman diye dolaşan zatların bizim bildiğimiz bu gerçeği bilmeyişi, umursamamaları.

  23. Dünkü yazısı münasebetiyle Fehmi beyin Ersoy isimli bir beyefendi okuyucusu ,akşam üzeri “17 yıldır sağ siyasetle yönetiliyoruz,sağın vıcıklığından bıktık,artık sol bir siyaset anlayışına yönelsek mi?”şeklinde özetlenebilecek,benim için fevkalade kışkırtıcı bir soru yöneltti.Lakin o an için bu soruya cevap verecek vaktim ve imkanım yoktu.Mevcut siyasi tablonun önemli bir sebebinin bu soruda gizli olması ,partilerin sahadaki siyasi faaliyetlerinin gerçekten bir felsefeye mi dayandığı,yoksa esasen kişilerin benlik çekişmelerinden kaynaklı gösteri ve hakimiyet mücadelesine mi dayandığı,yine problemlerin çözümünün sol siyasette mi olduğunun değerlendirilmesi gerekmekle kendi tecrübelerime dayanarak kendi bakış açımdan (elimden geldiğince yazıyı uzatmadan) soruya bir pencere açmak lüzumunu duyuyorum.

    Esasında böyle bir soruya öncelikle “dünyada sol-sağ düşüncelerinden/siyasetlerinden ne anlaşılıyor,Türkiyede ne anlaşılıyor?Türkiyedeki sol-sağ siyaset anlayışları ,dünyadakilerin gelişim seyrine uygun olarak mı şekillendi?dünyadakilerle bizdekilerin benzerlikleri,farklılıkları neler?bizdekilerden hangi partiler dünyadaki anlayışa göre sağ/sol kategorilerine girer?” sorularına cevap vererek başlamak gerekiyor.Bu konuya ilişkin konunun uzmanı siyaset bilimcilerin bazı yazılarını zaman içinde okudum,ancak kendi adıma itiraf edeyim;49 yaşındayım ve (belki kendi kusurumdur)Türkiyede hangi parti sağ siyaset yapıyor,hangisi sol siyaset yapıyor çözebilmiş,sağı da solu da halen anlayabilmiş değilim.

    Çocukluk yıllarından ilk hatırladıklarımdan babam,babaannem ve halalarım “Ecevitçi”lerdi,annem “Demirelci”,amcam ve dayılarım “Türkeşçi”ydi (tartıştıklarında sinirlenen babaannem onları engin ferasetiyle “sizi gidi cahil kurtçu koministler”diyerek kovalardı.

    İlk hatırladıklarımdan biri de annemin yanında babam sormuştu:”sağcı mısın,solcu musun la!…”kulağıma hoş geldiği için “solcuyum” demiştim;babam gülmüş annem sitem etmişti.O günden bu tarafa Anap,Mhp,Bbp,Refah/Saadet,Dyp,Dsp,Chp,Akparti,(2010 sonrasında Hdpnin Türkiye siyasetiyle bütünleştiğini ve temsilinin bir Yurtsever olarak Türkiyenin bütünlüğü için önemli olduğunu düşündüğüm için)son 2 genel seçim de Hdp olmak üzere bütün partilere oy verdim;hala da bunlardan hangisi sol,hangisi sağ parti anlayamadım gitti!

    Yine şöyle Bir örnek vereyim.Bundan iki önceki yerel seçimlerde bir münasebetle Egenin bir ilçesinde yakinen şahit olduğum siyasi atmosfer şöyleydi:

    Akpartinin (önceden de CHP den belediye başkanlığı yapmış)bir önceki belediye başkanı, imam nikahlı eşi münasebetiyle resmi nikahlı eşiyle husumet yaşamasının halk üzerindeki olumsuz etkilerinden kaynaklı olarak aday gösterilmeyince O ,bu kez MHP’nın başkan adayı oldu.Akparti ise daha önce CHP nin ilçe başkanı olan kişiyi aday gösterdi.Yerel anketlerde MHP önde görünüyordu.Ancak bilenler diyordu ki;burada son günün akşamı doğudan göçmüş ve etkili bir oy nüfusuna sahip Kürt aşiretini kim ikna ederse seçimi o kazanır.O iknayı Akpartisi yaptı ve belediyeyi aldı.Bir süre sonra alemciliğiyle maruf yeni belediye başkanı kendine gösterişli bir imam nikahlı hanım bulunca,peşinden bir aile faciası daha sökün ediverdi…O günden bu güne düşünüp duruyorum; buradaki siyasetçilerin hangisi solcu,hangisi sağcı diye,hala da çözebilmiş değilim.

    İstisnai bir olay değil bu anlattığım.Her partiden geçmişten günümüze hayatın içinde bu örneğin çok değişik versiyonlarda benzerleri var.Yolsuzluklar,particilik dolayısıyla iltimaslar,rüşvet olayları vs vs.Bir partiye mahsus değil bu durumlar üstelik.her parti için geçerli.Hatırlayalım;Refah partisi 1994 belediye seçimlerini yolsuzluk şayiaları üzerine almıştı.

    Yine mesela zihin bulandıran bir soru da şu:devletin partisi olarak zuhur eden CHP zamanla nasıl solcu parti olarak anılır oldu ve bu haliyle Nasıl yoksul halktan ziyade zenginlerin ve (Akpartinin doğum sebeplerinden biri olarak )devletçi kadroların uzun bir dönem gözdesi oldu?

    Daha fazla uzatmadan kendi gözlemimi söyleyeyim.Bana göre İstisnaları saklı olmak üzere gerçekte bizde uygulamada solum diyenin de sağım diyenin de birbirinden çok farkı yok.Ve benim anladığım başka bir gerçek te Türkiyede siyaset, insanı insanlığından götüren adam öğütücü bir değirmene benziyor.Doğrudur;Toplumun yönetilmesi,sosyal düzenin sağlanması gerekiyor,bu sebeple siyasetçiye ihtiyaç vardır.Ancak nedense Türkiye siyasetinde zaman ,en iyi niyetlileri bile kendi tabii akışı içerisinde yokedici ortama uyduruyor.

    Çoğumuz diyoruz ki ;İnsana insan olarak değer veren,yönetmeyi hak olarak değil kendisine geçici olarak tevdi edilmiş bir sorumluluk yetkisi olarak gören,hizmeti ve erdemi esas alan,siyaseti bir geçim kapısı olarak görmeyen,şeffaflığı,adaleti,hukuku önceleyen yeni bir uygulama hareketine ihtiyaç var.Ben geldiğim nokta itibariyle hala solu sağı çözemedim ama yaklaşık bir ay önce birkaç fotoğraf karesiyle tanıdığım Yeni Zelenda Başbakan’ı gibi bir idareciye ihtiyacımız var diyorum kendi adıma.Yine diyorum ki kendi kendime ;Türkiye de bir parti kursa da şöyle içimiz sine sine rey versek!O kadar partiyi denemişiz;Onu mu desteklemeyeceğiz?Bugünden sonra Solu da sağı da öğrenmeyeyim varsın!

    • Sayın uğur, ibret vesikası paylaşımınız için teşekürler. Yalnız şu alternatif idareci adayınızla ilgili bi hatırlatma yapmak isterim: bizde artık “başbakan” yok, devlet başkanı var. Ayrıca vaktiyle hem sarışın hem de dara düşünce başını örten bi başbakanımız zaten olmuştu; allah düşman başına vermesin…

      • Sn. H. Gayret , o eleştridiğin sarışın , zaman zaman başörtüsü takan eski başbakanlarımızdan olan kişi , Ak Partinin mitinglerinde hep cumhur ittifakının yanında yer aldı. 28 Şubatta erkeklerin yapamadığını yaptı . Darbecilere karşı koydu. Kadının hakkını yeme bak . Benden demesi . Kadın hem Ak partiyi destekliyor , mitinglere geliyor , hem de eleştiriyorsun. İstanbul’daki son seçim vaziyetinin de müsebbibi yoksa bu kadın mı ? :))))))))

  24. Sayın Koru ,
    Çay içme meselesini yazmıştım. Adana da ve Mersin de MHP ye yaramadı ittifak . Stratejik geri çekilme olarak da görebilirsiniz Borca batık belediyeler ekonomik kriz bahanesiyle merkezden destek alamayacak. 2023 e gelindiğinde gördünüz hizmet veremediler olacak. Ak partinin çok fazla kaybettiğini düşünmüyorum. Özellikle bu konjonktürde. ABD tipi başkanlık modeli iki kutuplu ve uzlaşmalar ile giden bir modele doğru evriliyoruz. Memleket bizim. Durumdan vazife çıkarıp her yeni ortam değişikliğini kendi lehine kullanma becerisini göstermeye devam ediyor iktidar. Ustalık böyle bir şey demek ki.

  25. Ayşe bacım Dost acı söyler ,Dost Dostunun sevabını sever , Günahını değil . Ne yapalım bu yaştan Sonra yanlışlara alkışmı tutalım, Başkasınıda ,sizide bilmem ama ben Ak Parti dostuyum eğrisine eğri , doğrusuna doğru derim uzun zamandır ,akılalmaz yanlışlıklar yapılıyor bizde eleştiriyoruz Adil Şahitlik görevimizi yerine getiriyoruz hiç bir dünyalık beklentimizde yoktur, hesap gününe samimi olarak inanıyorum , Hakkın hatırının en üstün olduğuna inanıyorum , hiç tanımadığınız insanları mahkum etmek doğru bir davranış değildir ..,..haa ,üzerime alınmıyorum , bu iyiliği tavsiye içindir,siz bilirsiniz..,

    • Benim gerçekten doğruları yazana sözüm yok elbette hatalar var 3600 ekgösterge vadi seçimden önce olmadı birçok kamu personeli küstü.EYT liler küstü.yukarda sözleşmeli mühendis rumuzuyla yazan şahıs gibi küstürülenler oldu ama fehmi koru ve onun gibi düşünenlere en güzel cevabı Ahmet Kekeç köşe yazısında yazmış okursanız ne demek istediğimi anlarsınız

  26. Demokrasi
    Sermaye’nin bir kararı vardır. Demokrasi ile dünyaya hakim olamıyor. “Dünya atamalarla yönetilmeli.” diyor. Bu, askerlerin de hoşuna gidiyor. Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Osmanlılar demokrasi ile mi yönettiler? Dört halifeden sonra Emeviler, Abbasîler, Romalılar Bizanslılar demokrasi ile mi yönetildi? O halde yeni düzende demokrasi olmasa da olur deniyor.
    Askerlerle Sermaye’nin ittifakı ile demokrasi rafa kaldırılmıştır. Bunun bir belgesi de Bahçeli’nin ortaya koyduğu formüldür. Rektörler, dekanlar seçilmiyor. Üniversite ilkokul öğretmenliği seviyesinde yönetiliyor. Şimdi Bahçeli ortaya yeni tez atıyor. Büyük illerin belediye başkanları seçilsin, ilçe belediyeleri atansın diye.
    Yanılıyorsun Bahçeli, yanılıyor Sermaye, yanılıyor ordu.
    İnsanlık imparatorluklarla uygarlaştı ama artık uygarlık demokrasidedir. Tarih hep demokrasiye doğru ilerlemiştir. Kur’an da demokrasiyi istiyor. Ekseriyet sisteminden, merkezi yönetimden vazgeçilecektir. Bu seçim bunun dersini verdi. Merkezi yönetim AK Parti’ye kaybettirdi. Büyükşehir olmasaydı AK Parti hakim olacaktı.
    Büyükşehir belediyelerinin seçimle gelmesi yanlıştır. Bir milyondan az nüfusu olan iller başkanlarını seçmeli. Bölge merkezlerindeki yöneticiler merkezden atanmalıdır. Yeni söylemiyoruz. 50 senedir bunu savunuyoruz.
    Demokrasi rafa kaldırılıncaya kadar bizim semt kooperatiflerini kurmuş olmamız gerekir. Demokrasi ortadan kalktığı zaman ne iktidar partisi ne de muhalefet partisi kalır. İnsanlık yeniden faşizme, yeniden sosyalizme, yeniden eski CHP yönetimine gider.

  27. Balıkesirli olarak yazıyorum. Balıkesir’de Ak parti, CHP, İYİ Parti ve MHP’nin hepsi birden aday çıkarsaydı üç sağ parti arasından CHP adayının kazanacağını düşünüyorum. Bu anlamda ittifak şehrimde AKpartiye yaramıştır.

    • ayşe hanım merhaba! beni kınamadığonız için çok çok teşekkür ederim. siz de benim gibi açık açık akpye karşı olun. ne o öyle gizli gizli akp karşıtlığı.
      – akla ziyan yorumlar olunca son dönemde ciddi yorum yazamaz oldum. oysa hem seçim sonuçları, hemde seçimden sonraki olası gelişmelerin ciddi olarak tartışılması gerekiyor. hükümetin imfye el açma ihtimali işe birlikte…

    • 2002 de çukurda olan ülkeyi çıkaran bir partiye düşman olamayız. Aynı çukura doğru götüren partiyi uyarmaktan daha doğru ne olabilir.

    • Ayşe hanım burada yorum yapanların hiçbiri düşmanlık taslamıyor; siz olaya duygusal baktığınız için öyle hissediyorsunuz. Burada yorum yapan herkes olumlu ve olumsuz eleştirileri dile getiriyor. Eleştirmek düşmanlıkla nitelendiriliyorsa; demek ki ülkenin yarısı düşmandır. Biz Saadet partisi olarak hangi eleştirilere ithamlara maruz kaldık haberiniz var mı acaba? O zaman nerelerdeydiniz? Gelip de ya Saadet Partisi Merhum Mücahit Necmettin Erbakan yadigarıdır; iftira atmayın, karalamayın dediniz mi? Seçimde bile 2 abimiz öldürüldü. Seçim sonrası belediye başkanımız darp edildi. Bunları biliyor muydunuz?
      Saygılar

    • Ayşe hanım size sonuna kadar katılıyorum. Fehmi koru fethullah gülen taktiği ile aklı sıra Tayyip Erdoğan’a giydirmeye ve gözden düşürmeye çalışıyor. Neymiş demokrasiymiş, Meclise bombalar atılırken sen neredeydin demokrasi savunucusu. Yeni nesil 80 öncesini yaşamadığı için kolay kandırılabiliyor. Açıkça fehmi koruya soruyorum açıkça cevap versin. Fethullah gülen bir vatan haini değilmidir. Buna evet diyemez. Lâfı dolandırır. Bak açıkça söylüyorum biz bu ülkeyi fetö culara yedirmeyiz.

  28. Seçimleri kazandıran vaatlerdir projedir ekonomidir. Yerel Seçim sürecinde cumhur itifakindan bunları pek göremedik. Belki millet ittifakın vaatleri benimsendi. Kulakları hafif çekin dendi ve öylece oldu. Aslında bu seçim iktidara bir mesajdır. Eğer ekonomi duzelmezse gelecek seçimde Ak parti kiminle ittifak yaparsa yapsın kaybedecektir. Keza dün elektriğe % 37 zam geldi. Ekonomi iktidarı bitirecek olan bir virüs gibi görmekteyim.
    SAYGILAR SEVGİLER

  29. Fehmi bey,ittifak halk nezdinde 2016 yılından beri kanıksanmış bir olay,ve ak partiyi ayakta tutan asıl tutkaldır.halkın bunu yadırgadığını düşünmüyorum.bu seçimde kaybettiren sebepler;ekonomi,adalet,secimde kullanilan çok aşağılara indirilmiş ayrıştıcı dil.Ve bu dili kullanırken akparti şunu unuttu;kendisi her türlü hakarete maruz kaldığında millet elinden tuttu iktidara getirdi, oysa şimdi kendisi bu dili kullanarak magdur ve magdurlar olusturdu ve kaybetti.tabi burda bazı kitlesel gruplar varki onlarda bu secimde akpartinin oylarına ihtiyac görmedigi için düzenlemede bulunmadığı eyt,af bekleyenler ve khk magdurları gibi gruplardır.secim sonucları dikkatli incelendiginde görülecekki azımsanarak dikkate alınmayan kitlelerin oyu kadar farklarla secim kazanip kaybettiği yerler var.umarım ilerde tüm bu göstergelere uygun adımlar atılır ve akparti kuruluş ayarlarına tekrar döner yoksa sonuçlarını hep beraber ülke olarak öderiz

  30. Fehmi Beye katılıyorum ama diğer sebebleride söylememiz lazım: Gönül Belediyeciliği dendi ama en fazla Gönül kırılan(ki kırılmaması lazım Nazargahı ilahidir)seçim bu seçim oldu.Çok lüzumsuz konuşmalar, hakaretler,aşağılamalar,düşmanlaştırmalar çok yanlıştı.Mübtezel Trol ve Troliçeler(Buradanda tanıdığımız ama her yerde dolaşan) ,Medyada köşe kapmış bunun hakkını vermeye çalışan Kifayetsiz Muhterisler,Kalitesiz Danışmanlar ordusu,Pelikan Çetesi, Liyakatsiz Adaylar, Hiç bir şey vaadetmeyen,(Özellikle Gençlere) seçim konuşmaları, anlamsız Beka söylemi , Başkanların Metal yorgunluk bahanesiyle alınmaları,Ekonomik sıkıntılar , Doğru eleştirilere kulak asmamak bana göre görünen köyün kılavuzlarıydı Ne Diyelim Hacım Allah Kerim .Toprağımız Neşet Ertaş Derki :”Gendim ettim Gendim buldum , Gül gibi sararıp Soldum Eyvah , Eeyyvaah eyvaah eyy… ) Büyük sözüdür Dinlemek lazım hacım

  31. Geri kalmış ülkelerde lideri kutsama en yaygın hastalık özellikle islam ülkelerinde.Peygamberimiz güzel İNSAN defalarca kendisinin diğer insanlar gibi bir beşer olduğunu , kendisine saygı Ve sevgide aşırıya kaçılmaması konusunda uyarılarda bulunmuş ,Bir gün bir topluluğa gelmiş , oradaki insanlar saygıyı abartınca ,bundan çok rahatsız olmuş Ve ;”Bende sizin gibi bir beşerim bana Acem kisralarına, Rum Kayzerlerine gösterilen tazimi göstermeyin..”diye uyarıda bulunmuştur .Günlük işlerini kendisi yapmış,Diğer insanlara yardım etmiş, Devlet işlerindede İstişare,Adalet ,Liyakate önem vermiştir O(sav) İnananlara her işte güzel bir örnektir.Ama gel görki bütün islam ülkelerinde Dokunulmaz, Eleştirilemez, Değiştirilemez,Kutsal Liderler vardır .İranın anasını ağlatan üç beş molladır,Irak’ta Saddam ,Mısırda önce Mübarek şimdi Sisi, Libya’da Kaddafi,Suriye’de Esed,Suud’da Suud Çetesi bir aile,Cezayir’de Buteflika,Tunus’ta, Fas’ta,Afganistan,Pakistan’da başka Zorbalar yıllarca ülkelerini Dünyadan soyutlayıp mahvetmişlerdir yazık o ülkelerin insanlarına yazık Maalesef bizdede bunun başka bir versiyonu, uygulanıyor Başa geçen lider kutsanıyor,Koltuğuda kutsallaştırılıyor,Oradan inmek istemiyor Bahçeli gibi, Sürekli başarısızlığa rağmen Kılıçdaroğlu gibi,Şükürki ; İyi kötü bir Demokrasimiz, Seçme ,Seçilme(çok zor) hakkımız varda bunu doya doya kullanıyoruz darısı diğer islam ülkelerinin başına….


  32. “AK Parti MHP’yi yanına almadan bu seçime gitseydi şimdi Binali Yıldırım İstanbul’da, Mehmet Özhaseki de Ankara’da belediye başkanlığı mazbatalarını teslim almış ve hatta göreve de başlamış olacaklardı. / Bu gerçeği görmeden atılacak her adım, dışa vurulacak her his ve dile getirilecek her söylem yanlıştır ve bu yüzden de iktidara herhangi bir getirisi olmaz. / “İttifaklar bir sonraki genel seçimde AK Parti’yi daha da zora sokabilir” demekle yetineyim. / Neden böyle dediğimi de AK Parti yöneticileri artık kendileri tefekkür etsinler…” FEHMİ KORU
    NOKTA!

    • “Bu sonucu hazırlayan birçok sebeb var.
      Birincisi, aday profili iyi değildi. Bu gerçek bile tek başına bu kaybın ana sebebi olabilirdi. O adaylar seçmenin kalbine değil, sinirine dokundu. Onlar ne kadar çok çalıştı ise, o kadar az oy alındı.

      2-Seçim kampanyasında kullanılan dil yanlıştı. Bir yandan sertlik vardı, bir yandan “aşk ve sevda” şarkıları çalınıyordu.

      3-Bu radyo, Tv, gazete, troller, sosyal media ile seçim kazanmak zordu ve öyle oldu.

      4-Erdoğan kendimizi iyi anlatamadık diyor ama, öyle anlaşılıyor ki, seçmenin bir önceki seçimde verdiği mesaj iyi anlatılamamış, iyi anlaşılmamış. Bu sonuç onu gösteriyor.

      5- “İnen binemez” söylemi yanlıştı.

      6-AK Parti’ye yönelik eleştirilere karşı verilen tepkiler yanlıştı.

      7-Seçmenin aklındaki sual-i mukadderlere verilen cevaplar tatmin edici değildi.

      8-Torpil iddialarına karşı tatmin edici cevaplar verilemedi.

      9-Seçmene yönelik vaadlerin zamanlaması ve üslubu yanlıştı.

      10-Halka ve STK’lara karşı parti yöneticilerinin tepeden bakan, buyurgan tavırları doğru değildi.

      11-Aileye ilişkin sorunlar ve cinsiyet eşitliğine ilişkin şikayetler konusunda tatmin edici bir açıklama yapılamadı.

      12-Gençlik konusunda ailelerin ve STK’ların kaygılarını giderici politikalar üretilemedi.

      13-Parti, tabandan insanlarla gönüllü yardımlaşma yerine parayla adam tutarak profesyonel kuruluşlarla çalışmayı tercih etti. Bu yanlıştı. Kuşkusuz profesyonellere ihtiyaç var ancak gönüllülerin aktif katılımı hepsinden daha önemlidir.

      14-Parti; Kamuoyu şirketleri, Reklam ajansları, toplantı düzenleyen şirketler ve birtakım strateji kuruluşlarının karesi içine hapsoldu, kendi tabanı ile bile doğrudan temas kuramadı.

      15-Cemaat yapıları ile parti arasındaki mesafe iyi ayarlanamadı. Bazı noktalarda bir cemaat ile iç içe girildi, bazı cemaat yapıları ile araya ciddi mesafeler konuldu.

      16-Media ile kurulan sağlıksız ilişkinin benzeri STK’lar ile de kurulmak istendi. Bu STK’lar içinde ayrışmalara sebeb oldu. Sivil-siyasal ayırımı bu işten zarar gördü. Denge bozulunca bu durum her iki taraf için de zararlı hale geldi. STK’larda parti kademelerinde görev alan üyeler, partiyi arkalarına alarak yönetimde etkin-baskın rol almak için kurum içinde baskı kurmaya çalıştılar. Bu yanlıştı.

      17-Aday seçiminde adayın, bazı il ve ilçelerde parti içindeki diğer aday adaylarını dışlayan yaklaşımları bazı bölgelerde seçimlerin kaybedilmesine sebeb oldu.

      18-Uluslararası ilişkiler seçim sürecinde başarılı bir şekilde yönetilemedi. Suriye ve Irak konusunda topluma tatmin edici cevaplar verilemedi. Yönetim adına yapılan açıklamalar, halka indirilemedi. Siyasi aktörlerin halka dönük mesajları birbirini tamamlayan bir bütünün parçaları değildi. Yerel aktörlerle ve merkez, genel başkan ve adayın mesajları birbirlerini tamamlamıyordu. Sonuçta akılda kalan ve birbirinin tekrarı olan genel başkanın mesajları şeklinde bir sloganlar bütünü şeklinde bir seçim kampanyası düzenlenmiş oldu.

      19-Bütün başarıyı tek kişinin liderlik karizmasına yüklemek doğru değildir. Sonra yaşanan kaybın sorumlusu da yarın aynı kişi olur. Tek kişi ya da şahıs partisi görüntüsü, her türlü kararın Ankara’dan gelen talimatlarla yapılıyor görüntüsü yanlıştı.

      20-İhale, şirket dedikoduları, el değiştiren şirketler, aba altında sopa gösterip birbirine operasyon çeken mafyöz tipler, bunların da arkasında garip tipler hakkında kapalı kapılar arkasında konuşulanların “herkesin bildiği bir sır” olarak söylenti şeklinde algı oluşturacak boyutta dillendirilmesine sessiz kalınması.

      Sormak gerek o herkese kök söktüren trollere, o malum mediada köşe başını tutan astığı astık, kestiği kestik yeni yetmelere, sonuçtan memnun musunuz.. ”
      (A.Dilipak’ın bugünkü “Biz nerede yanlış yaptık!” başlıklı yazısının bir bölümü.)

      • En can alıcı kısımlar son maddelerde listelenmiş, ekleme yapayım; yerel seçimi genel seçim sathına yaymak doğru değildi, hal öyle olunca yolunda gitmeyen bir çok başlık bu seçimde değerlendirmeye alındı, AK partiyi eleştiren herkesin fetöcü olması, hain sınıfıyla dirsek temasında olması, anketlere dahi sirayet edecek kadar insanların fikirlerini söylemekten ürkmesi, önce Allah sonra reisimizin sayesinde başlayan cümleler ve erdemini kaybetmiş( meydanlarda Yeni Zellanda katliam görüntülerinin izletilmesi ve düşmanlığı körükleyecek uslup) kibrine yenik düşmüş hatadan münezzeh bir başkan!( Berat Albayrak ta ısrar Ülkeye kaça mal oldu?!). Öyleki Ülkemiz elim bir ekonomik darboğaza girmişken, dünya da çok ciddi bir hareketlilik varken bizim Cumhurbaşkanımız yerel seçimlerde yerel adayların yerine tüm Türkiyede mitingler yapmakla meşgüldü, sadece kendisi değil ekonomi dahil tüm bakanları altı üstü belediye başkanı seçimi için 1. dereceden sorumluluklarını arka plana iterek seçimden kendi partilerine oy devşirmeye çalıştılar. Oy için bir çok menfi sayılabilecek davranışları rutin haline getirilmesi. Etrafa yalaka tipleri toplamak, topluma tasarrufu önerirken kendileri lüks ve şatafata boğulmak(itibardan tasarruf olmaz; İtibar makam arabasıyla, savurganlıkla, şatafatla olmaz), Futbol takımlarına, müteaahitlere, yandaş kişilere ekonomik krize rağmen düşük faizli, uzun vadeli yüksek miktarda krediler kullandırılması, iktidara yakın kişilerin milyonlarca vergi borçlarının affedilerek bizlere yeni cezalar ve borçlar çıkarılması( vergi ziyai cezası…) devletten ihale alan hizmet ve dağıtım şirketlerinin (ayedaş..) haksız ve yaptım oldu tarzı hukuksuz işlemlerine sessizz kalarak vatandaşa bedel ödettirilmesi,en önemlisi de bu ve bunun gibi olayların additif etkisi güven zaafiyeti.. Bakaım zaman ne gösterecek, umarım büyük şehirlerdeki vatandaşlara karşı içlerinde habis duygular geliştirmek yerine telafi yolunu seçerler..Yalakalar gitsin liyakatli ve erdemli insanlar göreve gelsin ve herkes işini yapsın…

    • Millet ittifakı genlerinde Erdoğan düşmanlığı olan bir ittifaktır.Kandil ve pensilvanya kurgusuyla seçimden önce üst akıl tarafından tasarlandı.2023 seçimlerindede devam edecektir.
      Cumhur ittifakı halk tarafından onaylanmış yerli ve milli bir ittifak olup %52 oranına ulaşmıştır.
      Fehmı bey cumhur ittifakını yanlış göstermekteki amacı 2023 seçimlerinden önce Ak partiyi yalnızlaştırmaktır.
      Doğuda terörden kurtulan kayyum döneminde hizmetle tanışan muhafazakar kürt halkıda bu ittifaka oy vermiştir.Büyükşehirlerin kaybı yanlış adaylar ve chp,iyi ce hdp ittifakı sonucudur.
      Temel seçim öncesi hatırlattı” chp bizim oyları hesaba katmadan kazandım diyemez”
      diyerek diyetini istedi.
      Seçimimin bir sosyal mühendislik çalışması olduğunu fakat halkın basireti sayesinde bu projenin çöktüğüne şahit olduk.Saadet partisinin seçimi kazanmak için değil kaybettirmek için fgüran rolünü oynadığınıda göz ardı edemeyiz.
      Köprüden önce son çıkış olarak gören PKK ve Meral seçimin kaybeden ikilisi olmuştur
      İyi partililerin tekrar baba ocağına dönmeleri akıllıca olacaktır.
      Tirenden inen Birdaha Hızlı trene binemeyecektir. Erdoğan iktidarini 4,5 yıl konsolide etmiş olup çok çalışması gereken bir döneme girmiştir.Benim penceremden 31 mart sonuçları böyle görünüyor.
      Sonuç olarak aynı gemide olduğumuzu unutmayalım. SAYGILARIMLA……

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız