Akşener ve Bahçeli yaklaşan seçimleri etkileyecek açıklamalar yaptılar…

25
Reklam

Dün önemli açıklamalar günüydü.

Milliyetçi kesimin iki temsilcisi, eskinin MHP’si ile o kesimin yenilikçi temsilcisi İYİ Parti adına liderleri Devlet Bahçeli ile Meral Akşener bulanık ortamda zihinleri açacak açıklamalarla kamuoyu karşısına çıktılar.

Devlet Bahçeli seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesi konusunu kendisi ve partisi açısından açıklığa kavuşturmayı hedeflemişti.

Meral Akşener ise Cumhur İttifakı sözcülerinin ısrarla gündemde tuttukları “Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı kim olacak?” sorusuna kendi adına cevap verdi.

İkisi de önemli açıklamalar bunlar.

Önem sırasına göre ele alayım.

Cumhur İttifakı, zamanında yapılacak veya tarihi erkene alınacak bir seçimde, rakiplerinin kimi aday göstereceğini merak ediyor. Ama nasıl bir merak. Aylardır bu alanda çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. İstedikleri aday CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu. O olmayacaksa CHP’li bilinen biri. Tabii üzerinde parti rozeti bulunan biri aday olacaksa öteki ittifak partilerinin de, 2018 seçiminde olduğu gibi, kendi genel başkanlarıyla seçime girmesi. Meral Akşener’in de “Ben adayım” diye öne çıkması…

İktidar cephesinin beklentileri bu yolda.

Reklam

Farklı, kendi tabanlarından kaçan oyları da çekebilecek bir isim ortaya atıldığında kirpi gibi hemen iğnelerini gösteriyorlar.

En güvendikleri isim de Meral Akşener. Onun seçim öncesinde “Ben mutlaka aday olacağım” tavrına yeniden bürünmesi en büyük beklentileri…

Karşı cephe birden fazla adayla meydana çıkacak olursa kendi adaylarının seçilme şansı olabileceğini düşünüyorlar.

Anayasal engel yüzünden veya seçilemeyeceğini anlayınca adaylığını koymaması durumunda Tayyip Erdoğan yerine kimi aday gösterecekleri yolundaki soruları işitmezden geliyor Cumhur İttifakı çevreleri…

Meral Akşener dün beklentileri sıfırlayarak oyunu bozdu.

Okuyalım:

“Benim Sayın Erdoğan’la bir derdim yok. Düşmanım değil, Sayın Kılıçdaroğlu’nun da düşmanı değil. Ancak bu ucube sistemin değiştirilmesi lazım. Parlamenter sisteme geçebilmek için Cumhurbaşkanlığının kazanılması gerekiyor. Benim kendi adıma en ufak bir planım yok. Türkiye’nin önünü tıkayacak bir hareketim olmayacak.”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun da son zamanlarda aday belirlemede ittifak içerisinde yer alan diğer partilerle birlikte hareket edileceğini vurguladığı görülüyor. Adayın niteliklerini belirten de o oldu. Akşener de son açıklamasında Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı ilkelere atıfta bulundu.

Reklam

Akşener’in ‘ilkeler’ dediği nitelikler şunlar:

“Millet İttifakı’nın adayı, nefsini terbiye etmiş biri olmak zorunda. Başkanlığın verdiği muazzam yetkilerle yozlaşmayacak, gücünü hızlıca Meclis’e ve Başbakan’a teslim edecek bilgelikte biri olmalı. Ülkeyi cumhurbaşkanı değil, başbakan yönetecek. Bu tarihi adıma ancak nefsine hâkim olabilen ve kendinden önce ülkesini düşünen bir cumhurbaşkanı vesile olabilir.”

CHP ve İYİ Parti, adaylarının bu niteliklere sahip biri olmasında, uzlaşmış durumda.

Devlet Bahçeli ve seçim barajı konusu

Devlet Bahçeli, dün yaptığı açıklamada, seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesi talebinin anayasanın 67. maddesinde yer alan ‘temsilde adalet’ ilkesini hayata geçirmek amaçlı olduğunu söyledi. MHP’nin yüzde 10 barajına takılma gibi bir endişesi yokmuş. 

Biraz uzunca olacak, ama okumaya değer

“Yeni yönetim sistemine geçiş süreci başarıyla atlatılmıştır. Bu sürecin siyasi hesap ve ön yargılardan bağımsız şekilde yürütülmesi ve yeni sistemin sağlam temeller üzerinde bina edilmesi hususunda Cumhur İttifakı bütün iyi niyet ve yapıcı tavrını göstermiş, buna da devam etmektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, milli iradenin adil ve hakkaniyetli biçimde TBMM’ye yansımasının bize göre iki yolu bulunmaktadır. Birinci yol, seçim barajının indirilmesidir. İkinci yol ise siyasi partilerin kurumsal kimliklerini muhafaza ederek seçim ittifakı yapmalarının yasal içeriğe kavuşturulmasıdır.” 

Yasal içerik daha önce sağlandı, şimdi de baraj aşağı çekilerek anayasal gereklilik yerine getirilmiş olacak.

Açıklama yerinde, ancak içinde yine bir müphemiyet barındırıyor.

MHP’nin oy desteğiyle anayasa değiştirilerek yürürlüğe girmesi sağlanmış ‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ cumhurbaşkanlığı seçiminde çıtayı hayli yükseltti. Kazanabilmek için ‘yüzde 50+1’ oranında oy almak gerekiyor ve buna tek bir partinin ulaşması mümkün olmadığı için ittifak oluşturmak şart.

Cumhur İttifakı böyle bir zorunluluk üzerine oluşturuldu.

İktidar cephesi ittifak kurunca muhalifler de Millet İttifakı’nı oluşturdu.

Bu sayede ittifak içerisinde yer alan partilerden biri seçim barajını aşınca diğer partiler için baraj söz konusu olmuyor.

Yani aslında Cumhur İttifakı içerisinde yer almaya devam edecekse MHP’nin barajın yüzde 10 veya yüzde 7 olmasını dert etmesi zaten gerekmiyor.

O halde?

Barajın aşağıya indirilmesi konusunda ısrarın sebebi ne?

Akla gelen ilk sebep, doğal olarak, şu sorunun cevabında yatıyor: “Yoksa MHP önümüzdeki seçime gidilen günlerde ittifaktan ayrılmayı mı düşünüyor?”

Cumhur İttifakı ortaklık halindeki iki partiye de şimdilerde yaramıyor; AK Parti’nin oylarında ciddi düşüş yaşandığı gibi, milliyetçi oylar da İYİ Parti’ye kayıyor. AK Parti’de bu duruma bakıp MHP ile ortaklığa son verilmesini seslendirenler çıktı. MHP daha sessiz, fakat onun da bu durumdan mutlu olmadığını düşünmek için çok sebep var.

Önümüzdeki günlerde doğruluğu test edilecek ihtimal şu: MHP cumhurbaşkanı adayı göstermeyip AK Parti ile birlikte hareket etmekte mahzur görmese de genel seçime tek başına girmeyi yeğleyebilir.

Düne iki liderin günümüz tartışmalarını etkileyecek iki açıklaması damga vurdu.

ΩΩΩΩ

Reklam

25 YORUMLAR

  1. Bahçeli, seçim barajının düşmesini istiyor çünkü yapılacak ilk seçimin parlamenter sistemde yapılacağını, ittifakların yok olacağını ve seçime tek başına gireceği için %10 barajına takılacağını iyi biliyor

  2. Sayın bahçeli ‘nin ifadesinden anladığım yeni sistemin geliştirilerek devam ettirilmesi gereğidir. Ki bu durum Partisinin aktüel misyonu ile uyumludur. Resmi ideoloji yerli ve milli olmayı öngörüyor. Muhalefetin iktidara gelmesinin başka bir yolu yoktur!

    • Bahçeli’nin siyasetteki rolü 180 dereceden konuşmaktır. Perinçek de öyle… Bahçeli-perinçek tarzı siyaseti bir iki sene takip eden herkes rahatlıkla bunu farkedip çözer.

  3. Batı ülkelerinin refahı sistemlerinin temelde liberal demokratik olmasından kaynaklanıyor. Bu da rakamlarla defalarca gösterildi. Başbakanlık veya başkanlık veya kırallık olması önemli değil. Şimdi yetkileri başkandan alıp başbakana verince bir şey değişmeyecek. Bizde devlet aşırı güçlü. Yolsuzluğun da rantçılığın da fakirliğin de temelinde bu var. Devlet dizginlenmezse, halk daha güçlü yapılmazsa fakirlik ve sefillik devam eder gider. Bu zihniyet değişimi olmadığı sürece, yani seçilmiş krallardan vazgeçmediğimiz sürece, mucize beklemeyin.

      • İngiltere krallık ama krala küfretmek serbest. Eleştirmek, harcamasını sorgulamak, kısıtlamak halkın elinde. Bizdeki seçilmiş (!) krallara ise soru sormak bile suç. Olmaz olsun böyle sistem. Ama merak etmeyin hiç, ilk seçimde millet defterini dürecek bu düzenbazların ve Londra mahkemelerine postalayacak, iadeli taahhütlü.

  4. Babacan, Karar TV’de güzel söylemiş. Bizim zamanımızda merkez yüzde 6 faiz verirken bürokratlarımızı meydanlarda yuhalatıp vatan hainliği bu diyordu. Şimdi kendisi yüzde 19 faiz veriyor. Bir yılda 180 milyar TL faiz ödemesi yapıyor. Bunun adını koymak lazım demiş. Ben koyayım. Ultra vatan hainliği. Enflasyon yalanlarla ve rakamları yamultarak yüzde 21. Bu 19’luk faiz de yetmeyecek. Milletin cebinden sürekli çalıyorlar. Bir de oy bekliyorlar. Öyle enayi bir milleti zor bulurlar. İstedikleri ittifakı yapsınlar bu iktidar gidici.

    • Ali Babacan kendi mesleği olan alanlarda iyi konuşuyor, ama bana kalırsa Fehmi Koru yazılarını okumuyor, okuyorsa da alel-acele okuyup üzerinde yeterince düşünmüyor. Yoksa senelerdir iki polis ile bir savcı darbe yapmak istediler deyip dururmuydu. Bence Ali Babacan’ın tefekkür dünyası yeteri kadar geniş değil, 17-25 aralık operasyonlarında takılıp kalmış, o günden beri gram ilerlememiş. Halbuki ki 17-25 olayını anlamak hiç de zor değil. O operasyonlarda görev yapan polis ve savcıları dinlese yeter. O zaman hemencecik, kolayca kendi hatalarını farkedebilecektir. Yoksa Ali Babacan sütte leke var bizde yok mantığıyla olsa olsa ancak siyasetin Cin Ali’si olabilir.

      • 17-25 Aralık cemaatin ilk darbe girişimiydi. Onu söylüyor Babacan. Örneğin bir kişinin 15 rüşvet olayını bekletmişler. Bir tanesinin üzerine zamanında gitseler olay kesilir. Fakat amaç farklı, toptan hükümeti indirme amaçlı bir girişim. Bu da sonuçta bir komplo yani darbe.

        • Ben Ali Babacan’ın ne dediğini anlayabiliyorum, sizin ne dediğinizi de…Bu düşüncenin sizlere ancak hain araştır, bulunur da, cezalandırtır da. Hain ara, bul, cezalandır ile geçen bir ömür….Bu zihniyet adam olmaz.

          • İnsanlar ve toplumlar güven içinde yaşamak isterler. Bunu tehdit eden her unsur araştırılıp bulunmak zorundadır. Güven duygusunu kaybetmek maalesef kötü bir durum. Bu da ayrı bir handikap. Ancak güvensiz de yaşayamayız. Önlem almak zorundasınız. Ülkemiz güvenliğe çok kaynak harcayan ama yine de güvensiz bir ülke. Kimse bugünden yarına güven içinde çıkacağına emin değil. Bu da ülkemizin en büyük problemi. Modern bir toplum ve devlet olamamamız bunun en büyük sebebi. Diğer bütün Ortadoğu çöplüğündeki ülkeler gibi.

  5. isim önemli tabi hem de bizim gibi ülkelerde çok önemli ama muhalefetin yönetim önerileri özellikle de ekonomi alanındaki çözüm önerileri hayati öneme sahip.
    akp iktidarı rant işlerini saymazsak eğer, en çok ekonomi de sınıfta kalmıştır. bazıları eski dönemlerle kıyaslayınca akp lehine bir başarı öykücüğü çıkarmaya çalışıyor, lakin çok zor. belki akp nin ilk iktidar olduğu bir kaç yıl için o da uğraşırsak müspet veri yakalamak mümkün ama geri kalan yıllar ülkeyi enkaza sürükleyen yıllardır en az son 10 yıl. bütün rakamlar sistematik gerilemeye başlamıştır, bunun yanısıra her gün bambaşka yolsuzluk öykülerine uyanıyoruz. bu ülkenin 20 yıl önceki değil, halen görevde olan iç işleri bakanı rüşvet alan siyasetçileri biliyor, aynı bakan evinde ayakkabı kutularında para olan bakanlardan bahsediyor, yolsuzluk iddiaları olan bakan çıkıp önemli açıklamalar yapıyor, ne iktidardan ne yargıdan çıt çıkmıyor, bu ülkede bir şeyler yolunda gidebilir mi?
    ekonominin tıkırında olması beklenebilir mi?
    milli gelir ya da ihracat ne kadardı, enflasyon kaçtı nuhnebi zamanıyla kıyaslamak istiyorlar, oysa dünya konjonktürü çok değişti. kıyaslamak için benzer duruma sahip olmak gerekir. 1980-2000 arası hep yazdığım gibi teknoloji hızı bir ❌ ise 2000-2020 arası 20 ve ya 50 ❌tir. sadece teknoloji mi katlanarak hızlanmıştır, sanayiden tüketime her şeyin hızı artmıştır. elbette rakamlarda bir yükselme olması kaçınılmazdır. 2000 den sonra küresel ekonomi doktrini de çok hızlı gelişti, ülkeler büyük miktarda para bastılar ve bunu dolaşıma soktular bu paradan en çok yararlanan ülkelerden biri de türkiye oldu, yazık ki bu dopingi bu yönetim üretim yerine tüketime harcamayı tercih etti, cumhuriyetin kurduğu tüm kamu teşekküllerini de sattı. arazilerini de. tüm bu varlık göstergelerinden sonra bugün hazine eksi rezervdedir, belimizi doğrultmaya yaraması için satacak fazla bir şey kalmamıştır, yanlış ve hatalı ekonomi politikaları nedeniyle kişi başı milli gelir yükseldiğinden hızlı düşmekte, ihracat ise iyi yönetebilseydik kolaylıkla yakalanabilecek 2023 hedefi olan 500 milyar doları bırak yakalamayı yarısına bile gelmeyi başaramamıştır. lakin hep aynı işadamlarına verilen ihaleler dünya rekoru kırmayı başarmıştır, dolar bazında 20-25 yıl süreyle ödenecek borçlar inanılmaz ölçüde artan ülkenin diğer borçları ve açıklarıyla beraber torunlarımızı bile şenlendirecektir.
    meral hanım önemli bir açıklama yaptı,
    “Benim Sayın Erdoğan’la bir derdim yok. Düşmanım değil, Sayın Kılıçdaroğlu’nun da düşmanı değil.
    neden olsun?
    erdoğan düşmanlığı bir erdoğan miti yaratmak isteyenlerin suni üretimi, erdoğandan bir ortadoğu lideri, bir dini kişilik yaratmak isteyenlerin, ona güç yanısıra maneviyat katmak isteyenlerin kurgusu. uzun yıllar bir ülkenin başında olunca oklar çalışma ve sosyal işler bakanına çevrilmez elbette, lider kimse ona yönelir. bugün iktidardan insa kimin onunla ne derdi kalır, oklar iktidardaki yeni lidere yönelecektir.
    bizler için de aynı şey, ne erdoğanı tanırım, ne akşeneri ne de diğerlerini.
    kim liderse, refahımı, huzurumu kim elinde tutuyorsa ona yönelirim, taleplerim doğrultusunda ya överim ya da eleştiririm. bu insanlar halka hizmet için seçiliyorlar, krndilerine ya da yakın çevrelerine hizmet ettiklerinde emanete ihanet etmiş olurlar, buna razı olmamak herkesin sorumluluğudur. aklı baliğ herkesin…

    • sistemin adı benim açımdan çok önemli değil, sistem önemli olmakla beraber
      biz gördük ki parlamenter sisteminde, başkanlık sistemininde sistem olarak aksayan yönleri var. sistemler iyileştirilebilirler. ama asıl sorun sistemi çalıştıran ellerde. niyeti bozuk insanların elinde her sistemi zararına çalıştırabilir, iyi niyetlerin elinde ise her sistem iyiye güzele hizmet edebilir.
      şimdi millete refah huzur, zenginlik getireyim diye uğraşacak yerde hangi sistemi getireyim de iktidarımızı koruyabilelim aklı çalışıyor. bu emek, bu efor, bu zeka millete çalışsaydı şimdi bu hesaplara gerek var mıydı?
      dar bölgeyi konuşuyorlar, daraltılmış bölge mhp nin işine gelmiyor, yıllardır barajı düşürmek bugün ihtiyaç olana kadar pardon amaç temsilde adalet olana kadar kimsenin işine gelmediği gibi.
      ittifaksız seçime gidilmesi konuşulduğu gibi
      çünkü sayın korunun da altını çizdiği gibi mevcut durumda bu birliktelik birbirinin oylarını düşürmeye başladı, ya ayrı ayrı seçime girecekler ya da hepten birleşecekler.
      ittifak yasasının kaldırılma ihtimali de konuşuluyor.
      efendim CB sisteminin dayanak noktalarından biri, nasıl kalkar?
      geçiniz.
      işimize nasıl gelirse öyle olur.
      mhp ile milletvekili pazarlığı yapılır, mhp akp listesinden seçime girmeyi kabul edebilir. muhalefet açısından biraz hatta oldukça karmaşık bir ihtimal olur çünkü cumhur ittifakının iki bileşeni var bbp yi saymasak ta olur ama muhalefet çok bileşenli. bu durumda zaten üzerinde durulan bir seçenek olan çatı adayı belirlemeleri ve bir parti çatısı altında seçime gitmeleri gibi konularda çalışılacaktır.
      lakin her zorluğun bir kolaylığı vardır, aşılmayacak bir sorun çıkacağını sanmıyorum. hanımefendinin dediği gibi;
      Bizim adayımız, Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı olacak-tır…

  6. Şayet kürtler MHP siz bir AKP ye yönelir ise veya AKP yeniden Kürt söylemler ile seçime girer ise bu durumda HDP seçmenin de Millet ittifakını desteklemesi kaçınılmaz bir durumdur. Ayrıca bu seçimlerde geniş yelpazede yer alan muhalefet partilerine karşı yerli ve milli değil söylemi de etkili olmayacağından Erdoğan kesin kaybeder….
    Yani derin devlet yapılanmasının diğer ayağı olan Bahçeli ve muhalefet Erdoğana şah mat der….
    Bu seçimlerin asıl kaybedeni Erdoğan siyasal islam tarikatlar cemaatler ve muhafazakarlar olacak….
    Kazanan ise milliyetçi seküler Türkiye olacak…
    Bahçeli aracılığı ile ilmek ilmek örülen bu oyun
    Sonunda siyasal islamın bir daha bu ülkede iktidar olması zor… Ç

  7. Seçime Ak parti ve MHP ayrı ayrı girecek. MHP nin cumhurbaşkanı adayı Erdoğan olacak. Baraj MHP için düşürüldü. Erdoğan da MHP den ayrılmış gibi davranarak muhafazakar kürt seçmenlerine yakın söylemlerle seçime gidecek.

  8. ERKEN-ERKENE ALINMIŞ SEÇİM
    Normal takviminden önce yapılan her seçim erken seçim midir?
    Yeni bir seçimin ekonomik, sosyolojik ve siyasi olarak koşulları oluşmuş ise, hatta koşulları oluşmak bir yana olgunlaşmış ise, seçim gereklilik bir yana zorunluluk ise burada bir “erken” değil “erkene alınmış” bir seçim sözkonusudur.
    Seçimle oluşan meşruiyet büyük ölçüde yitirilmiş ise erken değil, erkene alınmış bir seçim sözkonusudur.
    Ülkemiz yönetilmiyor. Adeta savruluyor.
    Bundan sonra, öne alınacak bir seçimin adı, erken değil erkene alınmış bir seçim olacaktır

    • Sayın yk, neredeyse seçim takvimi açıklanacak, seçmen kütükleri haftaya askıya çıkıyor, hala erken mi erkenimsi mi diye seçim tahminleri yapıyorsunuz, vallahi sizin işler de zor:)

  9. ÜMİT
    En son yitirilecek şey ümittir. Ümidini yitirenin yitireceği bir şey kalmamıştır vs.vs. minvalinde motivasyonlar ile ülke siyasetinden ümitvar olmaya çalışıyoruz.
    Aslında ümit etmiyoruz.
    Zira objektif olarak ümit etmeyi gerektiren bir tablo olmadığını biliyoruz.
    Ümit etmeye çalışıyoruz.
    Ümit etmemiz gerektiğini düşünüyoruz.
    İktidar için de, maalesef muhalefet için de.

    • Sayın yk, dağılmayın çözülmeyin, sakın renk vermeyin, şurda önümüz sonbahar, olmadı kış ilkbahar, mart sonu gibi beklenen salih zat omzunda hilafet abasıyla çıkar gelir, aranıza katılmış olur, dayanın biraz, ha gayret!!!

  10. Sayın Koru zatıaliniz ve tüm muhalefet İSİM üzerinde duruyor oysa isimden daha önemli nelerin yapılacağı hangi vaatlerin verileceği değil mi ? Muhalefet e bakıyor 2 vaat var
    1 SN Erdoğan gidecek herşey düzelecek
    2 Parlementer sisteme geçilecek yi,ne herşey süt liman olacak .
    Peki geçmişte Erdoğan varmıy dı ? Parlementer sistem yokmuydu ?
    Kişi başı milli gelir kaç tı
    Enflasyon nekadar dı
    İharacat ne kadar dı
    Savunma sanayinde millilik oranı neydi ?
    Mesela İHA alabiliyormuydunuz ? Veya kiraladığınız İHA daki bilgileri
    kaç saat gecikme ile alabiliyordunuz.
    MUHALEFET ŞUNU ANLAYAMIYOR İSİMDEN ÖNCE HALKA NE VERECEKSİNİZ
    ÜLKEYİ NASIL KALKINDIRACAKSINIZ. BUNU AÇIKLAYIN
    Millet bir daha belediye seçimlerinde verdiği şansı bir kez daha vermez.
    İş ister aş ister yol ister .

  11. Cumhur ittifakı rutinleri aşamaz, su akar ve yolunu bulur.
    Millet ittifakı ise her yeni! şeyi istediği dozda ve şekilde uygulama şansına sahip!
    -isterse A.Gül’ü aday gösterir! Dizleri titretir😊
    -isterse K.K’nu gösterir, ve uyum içinde bir hükümet ile (ya hemen parlamenter sistem, veya 2-3 yıl içinde) işleri düzene oturtur.
    Sonuç:K.K. CB olursa diğerleri görev paylaşımı ile, şen ortaklık gül gibi geçinirler.
    CB Başka biri olursa K.K+Meral+Saadet+Babacan+..
    Hükümetin büyük ortağı başı! K.K. olur!
    İşte mesele budur☺️
    (Ya K.K. saraya, ya saray buraya) (bu espriktirik uydumu bilemedim şimdi😊).
    -MHP baraj kararı ile kendi prangalarını üstünden tamamen attı. Artık daha rahat.

  12. Kayseri’li yaşlı bir vatandaş ,İstanbul’a gitmek üzere trene biner.
    Tren hareket ettikten sonra çıkınını açar ve mis gibi kokan pastırmasını çıkarır .
    Karşısında oturan ve hareketlerini dikkatle izleyen yol arkadaşının da canının çektiğini düşünerek adamcağıza ikramda bulunmak ister ,
    – Hemşehrim, pastırma koktu , senin de canın çekmiştir ; buyur gel beraber yiyelim .
    Adamcağız ,
    – Sağol hemşehrim , sana afiyet olsun ; bende hemoroit var , yiyemem ! diyerek teşekkür eder.
    Kayserili de şöyle cevap verir,
    – Olsun hemşehrim, önce bunu yiyelim , sonra da onu yeriz !
    Selamlar ,iyi günler

  13. Belki öyledir ama bence asıl amaç % 7 barajını ittifak içindeki partilere de getirmek. Yani İttifak içindekilere dayatılacak olan % 7 barajının kamuoyunu rahatsız etmemesi için önce baraj dışı partilere % 7 barajını getirdik diyecekler. Ardından da aynı % 7 barajı ittifak içi partiler için de geçerlidir diyeceklerdir.
    Kısacası asıl amaç Demokrat parti, Saadet, Deva ve Gelecek partinin oy çekip milletvekili çıkarmalarını engellemektir.
    Ama Bu 4 parti kendi aralarında anlaşıp Deva partisi veya Gelecek parti listelerinde bir araya gelirlerse ciddi anlamda bir çekim merkezi olabilirler…

  14. Bana ait zaytunglar;
    1- M B matbaası artık para yerine “uykusuz” dergisini basacakmış.
    2- Daha önce TÜİK, ENAG(Enflasyon Araştırma Grubu) hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Şimdi ise MB, TÜİK hakkında suç duyurusunda bulunacakmış. Faiz oranının(%19) üzerinde(%19,25) enflasyon tespit ettiği için.

  15. Bu mantıklı bir açıklama. MHP ve AKP nin ayrı ayrı seçimlere girmeleri her ikisinin oylarını da arttıracaktır. Özelikle MHP siz bir AKP Kürt seçmenden daha çok oy alacaktır.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız