Tartışmalar merakımı kabarttı; muhalefete -özellikle de CHP’ye- bir sorum olacak

47
Reklam

“Fazla uzattın” denilmesini de göze alıyorum, çünkü Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz çıkartması sonrasında baş gösteren medya eksenli tartışma beni yakından ilgilendiriyor.

Yalnızca gazetecilik uğraş alanım olduğundan değil, tartışmalar özgürlükler alanını da olumsuz etkileyecek özellikler taşıdığı için de konunun aldığı biçimi tedirgin edici buluyorum.

Tartışma yalnızca bir grup gazetecinin bir başka grup -veya tek bir- gazeteciyi hedef aldığı bir zeminde cereyan etseydi bunu bir dereceye kadar anlayışla karşılardım.

Bizim medyamız -ya da eski adıyla basınımız- gazetecilerin başka gazetecilerle kalem kavgalarıyla da ünlüdür çünkü.

Kendim de -40 yılı çoktan geride bıraktım- günlük yazılarla bu mesleğin bir parçası haline dönüştüğüm ilk günden beri, pek çok başka meslektaşla kavgalara karışmış biriyim. Her defasında, kabul edilebilir sınırların ötesine taşmadan ve özellikle karşımdaki kişinin onur ve haysiyetini zedelemeye asla tenezzül etmeden kavgalarımı yürüttüm.

Pek çok kez aynı hassasiyetle karşılaşmasam bile…

Ancak bu defa patlayan kavgaya mesleğin dışından katılanlar da oldu.

CHP’nin İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu, kimi veya kimleri kast ettiğini açıklamadan, okuyunca irkildiğim şu mesajı paylaştı:

Reklam

‘‘Kendine gazeteci diyen birileri Gezi’de olan öfkeyi yalanları üzerinden meşrulaştırıp iktidarın söylemine alet oluyorlardı. Haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. O gün Gezi’yi o şekilde hatırlatanları da unutmayacağız.’’

Mesajda “Birileri” denildiğine göre tek bir kişiden söz edilmiyor; hedef alınan kişilerin suçu ise “İktidarın söylemine alet olmak” olarak belirtiliyor. “Unutmayacağız” dendiğine göre, kendisinden de tekil olarak değil, bir kesimin sözcüsü sıfatıyla söz etmiş durumda.

Böyle bir ortamda tartışmaya bu söylemle yaklaşanlara benim de şu soruyu sorma hakkım doğuyor: İktidarınızda nasıl bir medya düzeni tasarlıyorsunuz? 

[Gezi olayına başından itibaren olumlu yaklaştığım için şahsen bu söylemden alınganlık duymam için herhangi bir sebep yok. Gezi olayı ve etrafında meydana gelen ‘camide alkol kullanma’ veya ‘çocuklu başörtülü kadına saygısızca davranma’ gibi söylentilere de yazılarımda ve yorumlarımda sahip çıkmadım.]  

Durum şu: Özel olarak CHP ve genel olarak muhalefet partileri haklı olarak günümüzün medya düzenini kıyasıya eleştiriyorlar. Muhalefetin de seslerini duyurabildikleri gazeteler ve haber kanalları bulunsa da, halen medyanın büyük bölümü iktidara yakın. 

O gazeteler ve kanalları yazılarımda “İktidarın itibar ettiği” sıfatıyla anıyorum, “Görevlerini iktidarın her yaptığını onaylamak olarak tanımlamış” diye andığım yazar ve yorumcuları da “İktidarın muteber saydıkları” diye adlandırıyorum.

Şimdiye kadar kendilerini bu sıfatlarla andıklarımdan itiraz eden çıkmadı.

Bu durum yapılacak ilk seçim sonrasında değişse, bugünün iktidarı muhalefete düşse ve bugünün muhalefeti iktidara geçse, herhalde ilk beklenecek farklılaşmanın ülkedeki medya düzeni olması gerekir.

Reklam

Pek çok kişi gibi benim de beklediğim, tek-sesli olmayan bir medya düzenine geçilmesidir.

Acaba öyle olacak mı?

Evet, öyle olacağından şimdilerde ciddi biçimde kuşku duymaya başladım.

Duyduğum kuşkunun sebebi, İstanbul büyükşehir belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz’e hemşehrileriyle yüz yüze görüşmeye giderken izlesinler diye davet ettiği gazetecilerin bazısına CHP’nin içinden ve CHP’nin itibar ettiği gazeteler ve kanallarla CHP’nin muteber saydığı yazarlar ve yorumculardan gelen tepkiler…   

Çıkardıkları gürültülere bakılırsa, o grupta yer alanlar, itiraz ettikleri gazetecilere gün yüzü göstermek niyetinde değiller…

Unutmayacaklar ve unutmadıklarını belli edecekler…

Şimdilerde iktidarın zorlamasıyla gazetelerde yazı yazmaları ve TV kanallarında yorum yapmaları engellenen, itibarlı yayın organları ve muteber yazarlar tarafından ‘medeni ölü’ olarak adlandırılan gazeteciler var ya, öyle anlaşılıyor ki, iktidarla muhalefet yer değiştirdiğinde, bu defa şimdinin muteberleri -hiç değilse bazıları- şimdinin dışlananları tarafından ‘medeni ölü’ haline getirilecekler.

Tepkiler, yarının medya düzeninde, şahıslar değişse bile bugüne hakim olan anlayışın değişmeyeceğini düşündürüyor.

AK Parti iktidara geldiğinde, bugünün muhalefetinin durumu gibi, geniş medya desteğinden mahrumdu; zaman içerisinde medya düzenini kendisiyle uyumlu hale getirmeyi başardı. Bugünün medya açısından güçsüz muhalefeti de, iktidar olabilirse, muhtemelen, benzer bir süreci zorlayacak.

İktidar nimetlerinden mahrum hale gelenler ortalığı terk ederken, yeni iktidarın nimetlerinden yararlanacak olanların zorlamasıyla, eski iktidarın itibarlı kıldığı medya organları ile muteber saydığı yazar ve yorumcular da ortalıktan çekilmek zorunda bırakılacaklar.

Fazla mı ileri gidiyorum?

Hiç sanmıyorum.

Medya için doğru olan, kendi içerisindeki sorunları, kendi mensuplarının, kendi yayın organlarının sayfaları ve ekranlarında açıkça tartışmalarıdır.

“Söyletmen, vurun” anlayışı üzerinden iki tane yüzyıl geçti; “Yazdırmayın, konuşturmayın, yanınıza yaklaştırmayın, unutulmaya gönderin” söylemini, bu akılla, galiba, birkaç yüzyıl daha sürdüreceğiz.     

Yazımın içerisinde muhalefete yönelttiğim sorumu bitirirken bir kez daha tekrarlayayım: Sahi iktidarınızda nasıl bir medya düzeni tasarlıyorsunuz?

ΩΩΩΩ

Reklam

47 YORUMLAR

  1. Ne zannettiniz RTE sayesinde merkez medyada yer bulan CHP lilerin “kolonya kokulu ” dedikleri kendilerini nimetten saydı RTE olmasada fikirlerimizle olurduk biz buralarda triplerine girdiler.
    Hele merkez medya da yer alan eskiden başörülü diye temizlikçi olarak bile içeri giremeycek başörtlü yazar ve TV ciler kerameti kendinden zannediyor.
    Hele devran dönsün bak bakalım Yozdiller sizleri merke medyanın kapsınından sokacaklar mı ?
    O şeriatçi dede diye şirin gösterdikleri zatı arabistana kadar sürecekler.
    Daha neler neler olacak.ben gezi ye öyle baktım böyle baktım ile inşalllah kurtulursunuz diyeceğim ama zor.Gezi de elinde bildiri yayınlayan o militanlar neler yapacak göreceksiniz.

    • Bu korkutma masallarıyla muhafazakar mütedeyyin insanları sömürme devri bitti Serdar.
      Ne başörtülü bacım eski bacı ne benim neneminde başındaki örtü türban idi!
      Başka dinden olanda başka milliyetten olanda kırsalda da yaşasa kenttede tur atsa başını örter, düzgün bir giysi giyer.
      Meslek lisesinden mezun olup güclü kuvvetli delikanlıları sanayide fabrikada çalıştırmak gerekirken..
      Kız çocuklarını okutup öğretmen çocuk bakım görevlisi ünlü bir yemek şefi yazar yapmak yerine…
      Ya yurtdışına yadağa kaçırıyorsunuz yazık dağ nerde ormana kaçtı orman nerde yandı bitti kül oldu.😠
      Artık gözler açıldı bence👀👀👀
      (Üç maymun oyunu da biter umarım)

  2. bir otobuse binmek ne kadar onemliymis. gunlerdir. konusuluyor… yarin ayni otobuse fehmi bey binerse n olacak? bence mehmet barlasta yilmaz ozdil de binmeli n olacak?

  3. Savaş tüm harareti ile devam. Gülme sırası Kılıçtaroğlunda. Pop star yerlerde. Pop star vazgeçermi. Sanmam.
    Bir fotoğraf üzerinden kendi mahallesinde maruz kaldığı linç dahi, toplumu ürkütmeye yetti. Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda birbirini devre dışında bırakmak için her türlü fırsatı kolluyorlar. 6 lı masa 2 si ana aktör diğerleri bunlara meze.

  4. 28 BİN TL TAKSİTE GEELLL !
    Son açıklanan pakete göre verilecek konut kredisinin geri öedeme aylık taksiti 28.000 TL ye geliyormuş.
    Tabii ki masraflar hariç.
    28 bin TL taksit ödeyebilecek bir kişinin aylık gelirinin en az 50 bin TL olması gerekmez mi?
    Böyle bir kişinin konut ihtıyacı bir tarafa, ben diyeyim 5, siz deyin 10 konutu yok mudur?
    Vida, civata, balata kökünü sıyırdılar.
    Bu paketten sonra CDS de infilak etti.
    Dün uğradığım yemci arkadaş “– Arpanın çuvalına bu sabah 10 TL lik zam gelmişti. Öğleden sonra da 10 TL daha zam geldi.Halbuki gecen yıllar bu zamanlar ot ve çayırların yeşermesi nedeniyle indirimler başlardı” dedi
    Göçmen açıklaması da tımarhanelik bir vak’a.
    Sayın KORU’nun bahsettiği muhalefet cephesinden pişmesi beklenen armut, yandı mı?
    Yoksa çürüdü mü? Allah biliyor.

    • 2 milyona kadar olan evi 2 milyon kredi diye hesaplayıp duruyor algı opertörleri.
      yani 300 bi tl lik evde bundan yararlanacak .
      300 bin tl lik evinde tamamına kredi verilmez. %70 ine verilir.
      kaldı ki %70 enflasyon olan bir yerde 10 yıllık kredi aldığınızda 1. yıl 28 bin olan taksit ikinci yıl aslında 14 bin reel değerinde bile değildir.10 yıl sonra 28 bin herhalde devede kulak olur.
      zaten çok rantanle olmasa kimse de başvurmaz diyeceğim tam aksine açıklanır açıklanmaz binlerce kişi başvurmak için sıraya girdi.
      Bu kadar basit bir konuyu bile 2 milyon kredi çektim bunun aylık taksidini hesaplamak ne kadar ahlaklı
      veya ne kadar zekice
      veya ne kadar ….
      kısaca niyet kötü olunca ne yapsan ondan bir “haşhaş yalan dizisi ” oluşturular.
      Allahtan RTE varda bunlar hop oturup hop kalkıyor.Şimdi bitti derlerken kontra yumruklar üste üste geliyor.
      Uçak körüğüne az kaldı az.

  5. Cemil arkadaşın yarım yamalak ama bi nalına bi mıhına şeklinde yaptığı medya eleştirisine bir diyeceğim yok, sonuçta sayın yazara akıl satan çok, benim neyim eksik:
    ““Söyletmen, vurun” anlayışı üzerinden iki tane yüzyıl geçti; “Yazdırmayın, konuşturmayın, yanınıza yaklaştırmayın, unutulmaya gönderin” söylemini, bu akılla, galiba, birkaç yüzyıl daha sürdüreceğiz.” derken yazarımızın yakındığı baskıcı tutumlar yüzünden basın dünyasında çok önemli değerleri kaybettiğimizi ya da kendilerinden mahrum kaldığımızı düşünmüyorum…

  6. Diyelim ki CHP zihniyeti iktidar oldu (bence zayıf ihtimal); o vakit onların şimdiki yandaş gazetecileri “vurun,söyletmen” diyerek susturacağını da nereden çıkartıyorsunuz? Canan Kaftancıoğlu gibilerin söylemleri bence bu manayla gelmiyor. Bence adamlar sadece bunlar bizden uzak dursunlar demek istiyorlar – ki haklılar da-. Anlaşılan o ki size göre gazetecilerin meslektaşlarınız olmaları münasebetiyle her naneyi yemeye hakları var ve her zamanda el üstünde tutulmaları gerekiyor. Oysa sizin gibi düşünmeyen insanların da gazeteciliği suistimal edenleri kendilerinden uzak tutma hakları bulunuyor. Bu arada CHP medyasından da hiç hazzetmediğimi belirtmiş olayım.
    Ben asıl Malkoçoğlu Ekrem Bey’in parmak sallayarak verdiği “akıllı olun ülen!” resmine takılmış durumdayım. Bu resme kadar destekleyeceğimi düşündüğüm bu şahsı ben,şimdi niye destekleyeyim ki diye düşünmeye başladım. Öyle ya sizin için önemli olan “varsın kör olsun ama gasteci olsun “du,yine kaçırdım. İktidar için alacağı oylara muhtaç olduğu kişilere karşı iktidar adayının büyüklenmelerinin,efelenmelerinin de ne önemi bulunuyor canım. Bakış açısı meselesi işte…

  7. Cehape olarak kabulden sayın yazarda rahatsızlık duymaya başlamış anlıyorum.
    Sonuçta sağ muhafazakar bir yapıda o da.
    Peki sağ iktidar var diye sol muhalefet midir öyle mi olmalıdır TR ‘nin kaderi?
    Bende böyle sorayım, çünkü benim siyasetle işm olmaz. Ülkeyi yönetsin diye oy verdiğim seçilen! Vekildir!!!!! Ben onu tanırım! Yasama yürütme yargı üçlüsünün işleyip işlemediğine bakarım!👀
    Siyesetin Adı nedir?
    Başı kimdir?
    Oy veren bu topraklarda yaşayan TC vatandaşı mıdır?
    Hile hurda olmadan sandıktan çıkana bakarım.
    Vatan toprağımın bastığın her adımın benim!!!!
    toprağım olmasına itina ile özen gösteririm!
    Arkamda eli silahlı koruma olmadan seccademe abanıp gözümü kapayabiliyormuyum????
    İşte benim olmazsa olmazlarım🤗🤗🤗
    Basının medyanın kendi korungaçları
    Siyasetin kanunları
    Sanayicinin ticaretçinin odaları borsaları
    Kurumların kendi kanuni düzenleme leri
    Fitbolcunun stadyumu varsa
    Bizim de bir oy’umuz var🤗
    Biz oy atmazsak sağ yada sol siyaset x oğlu dayıoğlu emmioğlu Can erik çıkmış yakında papaz çıkar arkasında yaz bahar😂
    Baya da keskin iki ucuda kullanmasını bilelim🤗
    Lütfen sandığa gidelim🏃🏃🏃

  8. 6 partinin ittifakı ile demokrasinin temel taṣları tekrar yerine konulabilir ama, taṣların orada kalmasını sağlamak kolay olmayacak.

    Ҫok önemli değerleri yozlaṣtırılan bir topumda, demokratik düzeni kurmak ta ҫabuk olmayacak.

    Yanlıṣtan dönmek, baṣta doğruyu öğrenmekten daha zor olduğu gibi.
    Batı Avrupa ülkeleri (bazı istisnalar hariҫ) demokratik sistemlerini koalisyonlar
    sayesinde geliṣtirdier.

    Koalisyonlar seri kararlar değil, doğru kararlar almak iҫin önemli…

    Erdoğan’dan sonra gelecek iktidarın bir koalisyon olmasında fayda var.
    Millet ittifakı da bu yönde ilerliyor.

    • Almancı arkadaş “Koalisyonlar seri kararlar değil, doğru kararlar almak iҫin önemli…” buyurmuşsun da, elhak öyledir!
      Onun için mi almanya bugün merkel koalisyonunun aldığı “doğru kararlar” sayesinde kafasını taştan taşa vuruyor, rusya/ukrayna savaşı nedeniyle dışpolitikasında şuursuzca debelenip duruyorlar?
      Efendim?
      Estek köstek…

      • H.Gayret,
        Merkel koalisyonunun bir kararını istersen beraberce biraz aҫalım.

        Merkel koalisyonunun Erdoğan‘ la yaptığı mülteci anlaṣmasıyla Avrupa Birliği Türkiye’ye milyarlarca dolar ödedi, ödüyor.

        Karṣılığında Suriyeliler Türkiye’de kaldı ve Merkel’in koalisyonu Suriyelilerden iṣine yarayanları seҫti.

        Suriyeliler, Almanya‘da öğrenim seviyesi en yüksek mülteciler…
        Türkiye’de durum nasıl?

        Bir kaҫ gün önce 100 bin Suriyeliyi göndereceğini söyleden Erdoğan neden bugün baṣka ṣeyler söylüyor?

        Bu U dönüṣünün arkasında, Avrupa Birliğinden beklenen yeni milyarlar olamaz mı?

        Nakit dolar sıkıntısı nedeniyle Erdoğan’ın düṣman değil dost kazanma sürecinde olduğunu biliyoruz.

    • Almanya’dan bakınca böyle görünebilir de!…
      TR’deki seçmen terse yatırır bazen🙃
      Sağ gösterip sol vurabilir!
      Denenmiş birini (Kılıçdaroğlu, Babacan Davutoğlu hatta Perinçek i bile) seçebilir!
      Yada ipleri onun eline verebilir!
      Onun için fazla hayal kurmak lazım.
      Koalisyon lar herzaman işe yaramayabilir!

      • Heleki böyle bir tarafta birileri öbür tarafta rakipleri…
        Ortada gemi var yandan geç ayakları
        Tepende sallanırken demoklesin kılıcı gibi bir parti (sanki bu ülkede etnik yada inanç sorunu varmış gibi😠).
        Vallaa ben güvenrim hep bu millet çözer bu işi.

    • Evet katılıyorum. Demokrasi ve istikrar için koalisyon en doğrusu. İktidarın bir zümreye ve kişiye teslim edilmesi bizi bu hale getirdi. Otokrasi ve diktatörlük son bulmalı. Koalisyon bu ülke için en doğrusu. Çok parçalı bir ülke çok parçalı yönetilmek zorunda. Bunu öğrenmemekte ısrar ediliyorsa sürünmeye devam.

    • Almancı arkadaş “6 partinin ittifakı ile demokrasinin temel taṣları tekrar yerine konulabilir…” demişsin de siz hangi demokrasinin temel taşlarından bahsediyorsunuz tam anlaşılmıyor, biraz daha açar mısınız?
      Sayın namlu ve sn.ender arkadaşa kalsa bizler ağaç kovuğundan çıkmışız, ne demokrasi geçmişimiz var(pek de kınayamadıkları darbeler nedeniyledir belki de:), ne insanlığımız kalmış ne hukukumuz, bir tek onlar biliyor bu işleri ama bi dedikleri de öbürünü tutmuyor işte, ne dersin?

  9. Eleştirilerinizin çoğunda haklısınız. Çok seslilik tabi ki iyidir ve olmalıdır. Ancak bilerek isteyerek yalanlara itibar edip tetikçilik yapanlara sadece hak ettiği kadar değer vermek gerekir. Bu iktidarın yaptığı gibi bir basın düzeni hangi ülkelerde var bir bakar mısınız? Ya bendensin ya da medeni ölü! Sonuç olarak her dönemin yalakalarına gerektiği dersi vermek gerekir ki gazetecilik gerçek manada yapılsın. Şimdikilerin çoğu okunacak birşey yazan gazeteciler değiller.

  10. ülkenin getirildiği içler acısı hale bakınca bazı yapısal sorunlarımız her ne kadar mevcut büyük sorunlarımızın nedeni olsa da tartışmak için öncelik sırasına gelmesine çok ama çok var, bunca sefaletimiz dururken evine temel yiyeceğini, arabasına 100 tl benzinini almakta bile zorlanan bazıları imamoğlunu eleştirmeye ayırıyor enerjisini ve neşesini ne garip değil mi?
    adamın yıldızı parladıkça, her geçen gün gösterilen sevgi arttıkça kendi sefaletlerini unutup ona bileniyorlar, hayret değilse ne?

    efendim, kendi partisinde de eleştiriliyormuş,
    sosyal medya da3-5 bin takipçi kazananların bile lince uğratıldığı bir ülkede, ülkenin kalbi sayılan üstelik bir dünya metropolü olan istanbul gibi bir kenti kazanan bir siyasetçi elbette sadece karşıdan değil, içerden de eleştiriye uğrar, gayet doğaldır. yanlışı varsa düzeltir, eksiği varsa tamamlar, doğru ise kendini daha iyi anlatmaya çalışır.
    efendim, tatil yapıyormuş,
    duyanda kendi parasıyla, ailesiyle her çalışana verilen, en doğal hakkı olan tatili yapmayıp, milletin parasıyla koylar kapatıp, üstüne milletin parasıyla görülmemiş lükste yazlık saraylar yaptırdığını sanır.
    efendim, seçim vaadlerini yerine getirmemiş,
    2019 yılında ülkenin içinde bulunduğu hal nerede, bugün bulunduğu hal nerede???
    1 dolar 5 tl civarında idi…bugün dolar 15 i geçti…
    1 lt benzin 6 tl civarındaydı…bugün 20 tl yi den fazla…dizel 22 tl yi geçti…
    bir elinde cımbız, bir elinde ayna yakınlarına ballı börekli ihale mi yapsın istiyorlar? şuraya hamam, buraya havuz öteye bilmem ne yapınca iş yaptı mı sayacaklar?
    bazen vatanseverlik yapmakta değil, yapmamaktadır.
    yapmanın zamanı olduğu gibi yapmamanın ve tutmanın da zamanı vardır,
    anlatamazsın ama.
    ellerini arkadan bağladın, soruşturma.
    yukarı baktın kovuşturma.
    bildiğin klasik dış güç, ajan, hain diye yaftala,
    bütçesini kıs, ödeneğini verme.
    dışarlardan borç bulmak zorunda bırak,
    yardım paralarına el koy,
    ucuz ekmek dağıtmasını bile engelle.
    gelir alanlarını elinden alıp vakıflara devret.
    daha sayayım mı?

    adalet duygusu olmayan insanların başına gelenler kader değildir, elleriyle yaptıkları yüzündendir, bugün böyle bir ülkede bunca sefaleti yaşıyorsak bu kalpler bozulduğu, kıskançlık ve hasetle dolu olduğu ve adalet duygusu yitirildiği içindir, tam da bu nedenle basın bu halde, yargı bu durumda, ekonomi de tam da bu nedenle iyi günlerimizi yaşıyoruz. bu denli derin ahlak çöküntüsü içinde olan bir millet teknolojide, ilim de , irfanda, varlıkta bolluk yaşayacak değil herhalde.
    karanlık, akıl dışı bir çağ yaşayacak doğal olarak.

    ben urlada şehir dışında yaşadığımdan sebze-meyvemi köylüden, etimi-sütümü yetiştiriciden alıyorum, bolca sohbet imkanım oluyor. dolayısıyla buradaki mandıraların süt bulamadıklarını biliyorum. üreticiden süt alamıyorlar çünkü üreticide hayvan yok. kağıt üzerinde ne kadar var bilmek zor değil, ama kanlı canlı hayvan fazla yok. hayvanını yem fiyatları yüzünden besleyemediği için besici kesime gönderiyor, üstelik devlette her kesime giden hayvana aklımda 2500 tl kalmış para ödüyor. sonuç, yakında paranız olsa da et alamayacaksınız, süt bulamayacaksınız. uruguayda hayvan getirilip birileri çok para kazanabilir ama 90 milyonluk ülkede kime deva olur kim şifa bulur bilemiyorum.
    hiç bu denli kötü zaman yaşanmamıştı.
    ülkenin aslında olmayan borç harç 3 kuruş parası
    dabu miktardaki akılla yine inşaata desteğe gidiyor.
    3 bin kirası olan sıradan kenar mahalle evleri 7-8 bine dayandı.

    iyi günlerimiz,
    bakalım yaz sonu medyanın halini konuşacak lüksünüz olacak mı?

    • bugün olanlardan rahatsızlık duymayanların, yarın olacaklardan endişe etmesi ne hayret değil mi?
      yarını düzeltmenin yolu bugün değilmiş gibi
      ya da ektiğini hiç biçmeyecekmişsin gibi
      ya da devirler yokmuş gibi…

  11. Fehmi bey! Ak troller sizden neden bu kadar çok korkuyorlar?

    Galıba onlar sizin Gazeteci ve yazar olduğunuzu bilmiyorlar.
    Bilmemktede haksız değiller.
    Çünkü onlar Havuzun emir erleri ve parali askerlerinı gazeteci zannetikleri için size bu kadar kızıyorlar.

    AK trollerden arınmış İngilizce siteniz’de verilen linkler bazen açılmiyor ve bazı teknik sorunlar oluyor, buna rağmen trollerin uğramamasindan dolayı huzurlu ve kaliteli site.

    Linkler hakikatten geneldede gençler için faydalı ve kaliteli hızmet veriyor.
    Emeyi geçenlerden Allah razı olsun.

  12. UYAN UYAN KAMAL PAŞA

    CHP li trollerin Sosyal medyada sık sık yazdıkları gibi biz orada değildik, biz baştan beri karşıydık diyeceksiniz ama kurtulamayacaksınız gibi aforizmalar gerçek oldu. Sayın yazar doğru bile olsa ben geziye olumlu bakıyordum demesi bu baptan. Peki yazının ruhu çerçevesinde soralım; geziye olumlu bakmak zorunda mıyız? Yarın geziye olumlu baktığımızı ispatlamak zorunda kalacak mıyız. (Şimdiden söyleyeyim, solcuların hiçbir şeyine olumlu bakmadım)
    Sizin sistemde basın ne olacak demiş yazar. Çok ileri bir chp li demişti zaten niçin hala cevap arıyorsunuz. İktidar yanlısı basına el koyacağız demişti. İktidar yanlısı yazarlara da sosyal medyadan sürekli kaçacaksınız, yargılanacaksınız deyip duruyorlar. Hep merak etmişimdir. Ak parti lehine yorum yazan mesela en bilindik isim Abdulkadir selvi yi niçin, hangi suçtan yargılayacaksınız, Demek ki iktidar yanlısı olmak diye bir suç icat edecekler. Adnan menderes ve arkadaşlarını nasıl astılar zannediyorsunuz.
    Neyse bırakalım bunları da gündeme bakalım.
    200 yıllık kimlik sorununu 7 yaşındaki ismail yazdığı şiirle çözmüş.

    Ben bir ekrem miyim
    Gayriya mahrem miyim
    Oturdunuz masaya hiç yoktan altı kişi, eski akp başbakanı, bakanı ben gazetecisi ile bile görüşemeyecek bir hiç miyim.
    Acaba ben kek miyim
    Oysa kek yemeye gelmiştim

  13. -“Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Mahmut Asmalı, Türkiye’de çalışmak isteyen herkese iş olduğunu söyleyip Maalesef Türkiye’de iş beğenmeme gibi bir durum var dedi.” !(Bugünün internet haberi).
    *Herkesi 4 yıllık üniversiteli yapmak! Fikri acaba kimindi?
    *Meslek lisesinden mezun çocuk iktisada devam edecekti ise niçin bu çocuğa tercihi sorulmadı?
    Daha lisanstan mezun olduktan sonra hangi fabrikada çalışabilecek acaba???
    -Bir dönemde yetmez ama evet çiler vardı! Ne diyorlardı onların söylemleri ile yaptıklarını şu an kopyalayapıştır la uğraşamam!
    *Hatırladığım, yanlış mı o ne? İdi.
    -Uzun bir süre etnik ayrılıkçılık sevdalıları ile uğraştırdılar seksen milyon ülkeyi!
    *Taşeronluk mu dediniz?
    -kaç yıl geçti aradanayrı ayrı.. pardon o şarkıydı, hala iki ağaç 🌲🌲 peşinde oyalanıyor bazıları!
    (Yada öyle bir politika oluyor dünyada demekki)
    *Ama şöyledir böyledir..
    – yıllaar yıllar önce yine hukuk alanın da birileri kinlendi öfkelendi en sonunda arkadan dolanmış olmalılar ki bu günlere gelindi..
    *Muhafazakar mütedeyyin aileler insanlar hep hukuk dedin mi çekinirdi! Çünkü bilgileri ekskti! Şimdi okullarda veya kurumlarda eğitim veriliyor, çocuklar hukuk bölümünü seçiyor!
    – pijamayla siyasetçi karşılamak bile bu ülkenin arşivlerine kaydedildi.
    *😊😊😊😂😂😂🍅🍅🍅🔨🔨🔨😨😨😨
    Ne diiiimm bilemedim ki🤗🤗🤗🤗🤗🤗.

  14. Harika tespitlerde bulunmuşsunuz. Kaleminize yüreğinize sağlık. Belirttiğiniz gibi bugün yanlış gördüklerinizi yetki elinize geçtiğinde beş beterini uygulayacaksanız sizi neden seçelim ki

  15. sn Koru Nihayet gerçekleri görmeye başladınız. neden bu halkın halen AKP ye ( bunca sıkıntıya rağmen ) % 35 destek verdiğini anladınız mı.
    Bir sözümüz var gelen gideni aratır diye .Bunlar gelmeden aratıyorlar .???

    • Sayın namlu “Ben , yazarımızın işlediği konuya ,çok daha geniş bir açıdan bakmak ve ona göre bir yorumda bulunmak istiyorum.” derken
      sayın korunun bakış açısını yeterince geniş bulmamış olacak ki “Dolayısıyla basın yayının da genel anlamda bu ahlaksız durumun , seviyesizliğin , yozlaşmanın içinde yer alması gayet doğaldır,” diyerek besleme medyanın ürettiği pisliklerin içine bütün bir toplumu yuvarlayıvermiş, bu da mevzuya “çok daha geniş bir açıdan bakmak” oluyor öyle mi?

      Hemen üstte ahmet bey de “sn Koru Nihayet gerçekleri görmeye başladınız.” diyerek sayın yazarı şeşi beş görmekle ya da bakar kör olmakla itham ediyor ki kendisinin bu türden münasebetsizlikleri daha önceden de vakidir…

      Sayın yazara akıl öğretin ama kabalığın lüzumu da yok, ayıptır!!!!

  16. Ben , yazarımızın işlediği konuya ,çok daha geniş bir açıdan bakmak ve ona göre bir yorumda bulunmak istiyorum.
    Bir ülkenin gelişmişlik seviyesi ,hemen hemen her konuda , aşağı yukarı aynı seviyeyi takip eder ; herhangi bir konuda farklı bir seyir izleyerek olağanüstü bir başarı kazanmak mümkün değildir!
    Bizim ülkemiz için de durum aynıdır; bu gün siyasetin ve basının içinde bulunduğu durum ülkenin genel görüntüsünden farklı değildir , olamaz da ; bu eşyanın tabiatına aykırıdır !
    Ben 75 yaşımdayım ; aşağı yukarı 1960 yılından bu yana ülkemizdeki siyasi çalkantıları , siyasi anlayışı , siyasetin uygulanışını , olan bitenleri uzaktan da olsa bir vatandaş olarak bilirim, izlemeye çalışırım .
    Bizde siyasetin temelinde hiç bir zaman ahlaki değerler yer almamıştır , siyaset hep
    entrikalar üzerinden yürütülmüştür ve bu gün de – kim ne derse desin- aynı ahlaksız seviyesi maalesef devam etmektedir !
    Dolayısıyla basın yayının da genel anlamda bu ahlaksız durumun , seviyesizliğin , yozlaşmanın içinde yer alması gayet doğaldır, normaldir , harika olmasını bekleyemeyiz ; bunda yadırganacak bir şey yoktur !
    Bu yüzden ; bütün samimiyetimle belirtmek isterim ki bu gün yandaş , muhalefet fark etmeden saygı duyduğum , inandığım , güvendiğim hiç bir gazete ve tv. kanalı yoktur ; hepsi , okuyucuyu/izleyiciyi adeta enayi yerine koymakta ve maşa olarak kullanmaya çalışmaktadır !
    Bu nedenle bunlar hakkında farklı bir beklenti içinde olmak abestir ; bunlar da ülkenin genel ahvali içinde yuvarlanıp gidiyorlar !
    Herkese selamlar, saygılar

  17. Türkiye Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters Without Borders) kuruluşunun oluşturduğu basın özgürlüğü endeksine göre 2002 yılında 139 ülke arasında 100 üncü sırada idi. Akparti’nin iktidara ilk geldiği yıllarda yani 2005 yılında 167 ülke arasında 98 inci sıraya kadar yükseldi. Ancak bu yıldan sonra sırasını koruyamayıp geriledi ve 2018 yılında tam puanın 100 olduğu sıralamada 46.50 puanla 157 inci sıraya kadar indi. 2022 yılında ise Türkiye 41.25 puan ile 149 uncu sırada. Yani Basın Özgürlüğünde durumumuz kötüleşmeye devam ederken sıralamadaki yerimizde iyileşme var. Bunun nedeni ise tüm dünya üzerinde basın özgürlüğü alanında yaşanılan gerileme.

    2022 yılında endekste doğu komşularımız Gürcistan 89 uncu sırada yer alırken; Ermenistan 51 inci sırada. İran ise 23.22 puanla 178 inci sırada.

    ABD’nin üçüncü başkanı Thomas Jefferson “Gazetesiz (basın özgürlüksüz) bir hükümet mi veya hükümetsiz gazeteler (basın özgürlüğü) mü diye sorulursa ve eğer karar verme işi bana bırakılırsa, hiç tereddütsüz ikinci seçeneği tercih ederim” dermiş.

    Bir ülkede hukuk devletinin sağlanmasında basın özgürlüğü olmazsa olmazların başında geliyor. Ülke bir gün dünyada saygın bir yere gelecekse bu ancak basının özgür olduğu bir ortamda sağlanacak. Bunu iktidarın olduğu kadar muhalefetin de bilmesi ve içine sindirmesi gerekiyor.

    Bu arada dün değil evvelki gün tutuklanan Alparslan Kuytul’u eşi yaşadıkları Adana’da dün ziyaret etmek için hapishaneye gitmiş. Ancak eşinin Ağrı Patnos’a kimseye haber verilmeden gönderildiğini öğrenmiş. Adana’da yer mi kalmamış yoksa özel bir eziyet mi yapılmaya çalışılıyor? Bunu dünün vebalısı muamelesine yıllarca muhatap olmuş AK Parti içine nasıl sindiriyor?

  18. Yani siz hala muhalefet dediğiniz o topluluğun iktidara geleceğine ve medya için, ekonomi için, sığınmacılar için, Avrupa Birliği için, toplumsal barışma için (şimdi ona helallesme diyorlar) bir programları olacağına inanıyor ve birilerinin sorunuza cevap verebileceğini umuyorsunuz öyle mi?
    (Ses etmeyelim de uyumaya devam edin siz. )

    • Erdoğan bey siz öyle diyorsunuz ama adaşınız e.çakır bir gazeteci olarak dersimli kemalin helalleşme çağrısına olumlu yanıt verdi ve çarşafını atıp yerlere çaldı,
      ne uyması, iyice açıldı…

      • Size ne. Siz çarşaf takın size karışan var mı? Burası Afganistan, İran, yada Suudi Arabiya değil. Kafanızda nasıl bir şablon var, hangi çağda ve ortamda yaşıyorsunuz gerçekten.

        • Sn.ender bey çarşaf giyip eyleme giden pkk militanlarını diyorsanız o bana ters, ama türkkızının tesettürüne el uzatanlara “namuslu bir gazeteci olan hasan tahsinin” tepkisini unutmayın, ok?

    • Bektaşinin dediği gibi, öteki şarap daha iyi, bundan kötüsü olamaz çünkü. Bu iktidarın oluşturduğu sefaleti gün be gün zamlarla fakirleşerek görüyoruz. İktidarın sosyal yardımlarına abone iseniz size hoş ve boş olabilir. Ama milyonlar bu ülkede her gün kazanımlarını kaybediyor ve daha fakirleşiyor. Orta direk çürüdü ve bitti. Sadece iktidara yamalanmış bir zengin zümre ve geriye açlık sınırında yaşayan geniş topluluklar kaldı. İktidar eğitimi adaleti eşitliği bitirerek kendine parya bir halk oluşturma çabasında. Bunu da büyük oranda başardı. Buna dur demek her demokratın, aklı başında şuurlu vatandaşın görevi. Kendisi için en başta. Türkiye bir kişiden çok büyük elbette. Sizi başka hiç bir seçenek olmadığına inandırmış olabilirler, ama kesinlikle öyle değil. Buna emin olabilirsiniz. Türkiye’yi çok daha iyi yönetebilecek insanlar var. Programları da hazır.

      • Endercim “İktidar eğitimi adaleti eşitliği bitirerek…” filan diyorsun da;
        Arkadaş chp nin seçmen kitlesi herkesten daha yüksek bir eğitim seviyesine sahip, akpartinin eğitim politikaları da olumlu sonuç veriyor ki bütün ibbleri ankara/istanbul kazandılar(hadi izmir her zaman yüksek tahsilliydi:)
        Ee, şimdi tekrar soruyorum;
        Bir dediğiniz diğerini niye değilliyor bilader?
        Haksız mıyım didem?

    • Cevap beklemek için değil tartışmayı canlı tutmak için…

      CHP’nin kemikleşmiş tabanı keskin görüşlere sahip olduğu biliniyor. Keskin görüşlere sahip taban da olası iktidarın riske atılmasını istemiyor ve muhteris siyasetçilerin bencil davranışlarımı en sert şekilde eleştiriyorlar ve bu eleştirilerini nasıl disiplin edeceklerini bilmediklerinden de bilinç altı muhteviyatlarını da karıştırmaktan geri duramıyorlar. Bilinç altı muhteviyat tartışmaları alevlendirdiği gibi hedefinden de saptırıyor.

      İzleyici için son derece keyif verici bu duruma tartişmaları asıl mercrasına oturtacak bir akıldan d mahrum olunca dışardan müdahaleler kaçınılmaz oluyor.

      Oluyor da o müdahaleler faydalı oluyor mu? Bir örneğe bakalım;

      İmamoğlunun Karadeniz gezisinden bir gün önce veya aynı gün Canan Kaftancıoğlu Yahreyn namlı sosyal medya fenomenine konuk oluyor, yahreyn bu programda açıyor ağzını yumuyor gözünü:

      “Bakın Canan hanım CHP çok büyük yanlışlar yapıyor. İmamoğluna ben yazıyorum kendi düşüncelerimi, alıp başını gidiyorsun, kendi başına hareket ediyorsun yapma bunu dedim. Önceleri cevap veriyordu bir süredir hiç cevap vermiyor artık görüşmüyor burnunun dikine gidiyor.

      Bakın benim kimseden korkum yok, iktidarın en güçlü zamanında onlardan korkmamışım da muhalefetten mi korkacam be. Kimseye ihtiyacım yok benim ekmeğimi kimse vermiyor.

      Çok büyük yanlışlar yapıyor CHP, muhafazakar kesimden üç-beş oy alacağız diye kendi tabanını ihmal ediyorsunuz CHP’nin kendi tabanını hiçe sayıyorsunuz. Bu yanlışlardan vazgeçin.

      Siz iktidarı çantada keklik sanıyorsunuz galiba ama öyle değil. CHP iktidar olmasana kıyamet kopmaz yani. Bilmem anlatabildim mi?”

      Bu söylemleri iflah olmaz muhalif oda tv gibi profesyoneller de yapıyor başka CHP’liler de.

      CHP içi tartışmaya dışardan müdahaleler de oluyor, ancak asıl tartışılması gereken dış müdahalelerin yönü ve etkisi.

      Bence de kemikleşmiş CHP tabanı dış sesi duymaz. Çünkü iktidar siyasal islam görünümlü iktidar bu kesimin travmalarını da daima canlı tutmasını çok iyi beceriyor. Gezi olaylarından mahkumiyetler hala devam etmeseydi adalet nöbeti gezi odaklı olmasaydı Canan Kaftancıoğlu Nagehan Alçı üzerinden geziyi unutmayacağız dermiydi?

      Bence gezi de unutulur ama Nagehan Alçı hiç unutulacak biti mi:)))

  19. Muhalif olmakla, hoşa gidecek yalanlar yazmak yada söylenen yalanları tekrarlamak aynı şey mi? Sanki yalancı şahit gibi. Bence değil. Ben aldatıldım. Yaz dediler yazdım ne yapayım mı diyecek? ve gazeteci olacak öyle mi?

  20. E günaydın diyecem ama abes kaçacak. Siz zaten bunu bilecek kadar duayensiniz. Tamam iktidarı sevmiyor olabilirsiniz hatta damarlarınızdaki o eski mensubiyeti de tam temizlememiş olabilirsiniz. Ama hala sizi takip etmek isteyen ben ve benim gibileri de kaybetmeyin derim. Çünkü ben bir gazeteyi ve gazeteciyi bırakırsam o gazete(ci) bi daha iflah olmaz. (Buradaki ben in Zeki Turan olmadığını ayrica belirtmeme gerek yoktur umarim)

    • Yazarın görevi hakkı ve haklıyı tutmak. Haksızlıklara karşı durmak. Namuslu gazeteci bunu yapar. İktidarın çarkçısı gasteci bozuntusu çok. Onları takip edin hayal dünyasında yaşamaya devam etmek istiyorsanız.

  21. Maalesef faşist zihniyete sahip bir ülkemiz ve halkımız var. Gücü ve iktidarı ele geçiren herşeye karar vereceğini zannediyor, tüm kaynaklara sahip olduğu hissine kapılıyor, nitekim öyle de oluyor, ve tam diktatör olmaya doğru gidiyor. Denge ve denetleme yok. Sayıştay, Danıştay, AYM gibi pek çok kurum var ama hepsi hak getire. Hepsi iktidarın hık deyicisi. Dolayısıyla bir kıymetleri de yok. Demokrasi yok çünkü. Bunlardan şikayet ede ede yıllar geçti. Türkiye bir adım ileri gitmedi. Hep geri hep geri. Böyle olunca artık bu ülkeye harcanan emeğe değmez diye düşünmüyor da değilim. Çünkü kalibresi bu. Yeri belli. Buradan bir numara olmayacağını hepimiz biliyoruz. Gençler daha erken uyanıyorlar ve ülkeyi terkediyorlar. İyi de yapıyorlar. Boşa kürek sallamanın fazla anlamı yok. Hayat kısa.

    • Endercim “Bunlardan şikayet ede ede yıllar geçti.” diyorsun ama biz senin burada hiç askeri rejim ve darbelerinden yakındığını fuymadık, bu yorumunda 27mayısın eseri aym den medet umduğun yetmiyormuş gibi alttakinde de “Çok şikayet ettikleri 28 Şubat sürecinde dahi medyaları vardı.” diyerek yine postmodern bir darbe dönemini yağlayıp ballıyorsun, ne iş?
      Ondan sonra da utanmadan “Maalesef faşist zihniyete sahip bir ülkemiz ve halkımız var.” estek köstek diyorsun!
      Yani bugünkü yönetim baskı yaptığı için mi e.çakır soyundu, başörtüsünü çıkardı, öyle mi?

      • Kadın üzerinden siyaset yapmayı bırakın. Kadın istediği gibi giyinmek hakkına ve özgürlüğüne sahiptir. Bunu herkes kafasına sokmak ve bu faşist zihniyeti bırakmak zorundadır, şayet medeni bir şekilde yaşamak istiyorsak. Ülkemiz ve halkımız hala bu gerici çağdışı zihniyetten kurtulamadı ve kadınlar sokak ortasında öldürülüyor her gün, koskoca siyasetçi geçinen barbarlar da birbirine söverek ve döverek siyaset yapıyorlar.

  22. Akp zihniyeti önceki iktidarlardan daha beter bir istibdat düzeni oluşturdu. Çok şikayet ettikleri 28 Şubat sürecinde dahi medyaları vardı. Şimdi ise muhalefet eden herkesi yoketme çabasına girmişler. Akılsız tipler. Demokrasiden sapınca böyle sapıtırlar işte. Hızlarını alamadılar sosyal medyayı da yasaklamaya çalışıyorlar yana döne. Akıl babaları Çin çünkü. Tam diktatörlük. O yüzden Çin’e en ufak laf etmiyorlar. İran’a da. Afganistan’a da. Zihniyet aynı çünkü. Karanlık, çağ dışı, akıl dışı. Ama asıl niyetlerini biliyoruz. Tam bir soygun düzeni kurmak ve ahbap çavuş memleketi ilelebet sömürmek. Dinleri de imanları da, davaları ve kabeleri de para.

      • Ah çekmenize gerek yok! Siz her zaman yanıliyorsunuz.AMA! kendinizi yanılmamış gibi göstermeye devam adiyorsunuz.
        Çünkü Kulaklarınız sağır gözleriniz (İŞİNİZE) gelmiyenleri duymaz ve görmessiniz.
        Galiba AK trollūkte zorlaşmaya başladı.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız