Pollyannacıyım.. Ne yapayım, adalete güvenmek istiyorum…

35
Reklam

Bizim gençliğimizde yeri geldiğinde sıkça kullanılırdı, şimdiki gençler de ‘Pollyannacı’ deyimini ara sıra da olsa işitiyordur herhalde. Yetişme dönemimde, İzmir Devlet Tiyatrosu’nda oyun olarak sahnelendiğinde izlemiştim ‘Pollyanna’ oyununu…

[Yakınlarda İBB Şehir Tiyatrosu da programına almıştı. Yukarıdaki fotoğraf oyunun İstanbul’da sahnelenmesinden…]

Eleanor H. Porter roman olarak yazmış, sonradan oyuna dönüştürüldüğü gibi, 1920 ve 1960 yıllarında iki kez beyaz perdeye de aktarılmıştır ‘Pollyanna’… 

Pollyanna, kötülüklerle karşılaştığında bile her yeni gelişmeyi mutluluğunu sürdürmek için iyimser biçimde yorumlayan bir kızdır… Romanda ve ondan uyarlanan tiyatro ve sinemada işlenen konunun etkisi bilim insanlarının da dikkatini çekmiş, o figürden hareketle ‘Pollyannacılık’ diye sıfata dönüştürülen bir davranış tarzı, bir ruh hali tanımlanmıştır.

[Vikipedi terimi şöyle özetliyor: Pollyanna ilkesi (Pollyannacılık veya olumluluk önyargısı olarak da adlandırılır), insanların hoş öğeleri hoş olmayanlardan daha doğru hatırlama eğilimidir.]

Adalet ve yargı konusunda ben biraz Pollyannacıyım.

Önce yazılarım ve yorumlarıma bakarak birileri o sıfatı benim için kullandı, sonradan ben de kabullenip kendim için kullanmaya başladım.

Ne yapayım, yargının hukuk insanları eliyle kötüye kullanıldığına inanmak istemiyorum; öyle olduğunu gördüğümde de tevil ediyorum.

Reklam

28 Şubat döneminde yaşananları, sonrasında o dönemlere ‘intikamcı’ hislerle yaklaşanların kendilerine haksızlık yapıldığını ileri sürerek karşılarında yer aldığını düşündükleri kişi ve kesimlere etkileyebildikleri oranda yargı eliyle düşmanca davrandıklarını, yakın zamanda ise cezaevlerine doldurulan -aralarında Alaeddin Kaya gibi tanıdıklarımın da bulunduğu- nicelerinin ve bu arada Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala gibi bilinen, içte ve dışta davaları takip edilen şahsiyetlerin başlarına gelenleri gördüğüm halde hem de…

Hukuk eğitimi almış kişilerin, anayasa ve yasalara bağlı kalacaklarına dair yemin de ederek göreve başladıktan sonra yalnızca vicdanlarını dinleyerek karar verecekleri kanaatimi her tekrarladığımda, kimse söylemese de, kendimi çoktandır bir tür ‘Pollyanna’ olarak görmekteyim.

Özellikle de geçmişte kendileri yanlış yere yargı eliyle cezalandırılmak istenmiş ve bazısı cezaevine de düşmüş olanların, benzer bir kaderi başkalarına da yaşatabileceklerini, kusura bakılmasın ama, hafsalam almıyor.

Birileri herhangi bir davanın sonunda “Saray böyle istediği için” hükmünü ifade ettiğinde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı günlerinden başlayarak günümüze kadar yaşattırılanları düşünerek, içimden isyan etmek geliyor.

Tayyip Erdoğan büyükşehir belediye başkanlığından ülke genel siyasetine ağırlık koymaya doğru yol almaya başladığında, önünü kesmek için yargı kullanılmıştı.

Siirt’te düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada kitlelerle paylaştığı kısa ve zararsız mısralar kendisini ‘siyasi yasaklı’ hale getirecek bir hukuki savrulmaya yol açmıştı. Erdoğan’ı, o zor günlerinde, yalnızca çevresinden kendisini seven insanlar değil, adalet duygusu gelişmiş, hukukun kötüye kullanımına gönülleri razı olmayan muarızları da savunmuş, farklı eğilimden pek çok hukuk profesörü savunmasına yardımcı olmak üzere görüş bildirmişti.

Ne zaman hatalı olduğu besbelli bir yargı kararıyla karşılaşılsa, ben o kararı verenleri yanlış meslek seçmiş insanlar olarak yorumlarım.

Pollyannacılığımın temelinde bu yorumum yatar.

Reklam

Canan Kaftancıoğlu’nun bir yerel mahkeme tarafından verilmiş 9 yıl 8 aylık cezasını görüşen daha yüksek mahkemenin iki davayı düşürdükten sonra üçünden 4 yıl 11 aylık ceza kısmını onaylamasını nasıl yorumlayacağımı tam bilemiyorum.

AK Parti sözcüsü Ömer Çelik karar belli olduktan sonra “Hukukçular görüş açıklasın” demiş, ancak cezalandırılan kişinin ‘siyasi kimliği’ var ve bu cezayla kendisine ‘siyasi yasak’ da getirilmiş oldu.

Tıpkı 28 Şubat günlerinde Tayyip Erdoğan’ı cezalandıran mahkemenin yaptığı gibi…

Bilindiği üzere, tıp doktoru olan Canan Kaftancıoğlu CHP’nin İstanbul il başkanı. İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı için yürütülen kampanyanın ve iki kez tekrarlanan seçimde CHP adayının kazanmasını sağlayan örgütlenmenin başında olan kişi de oydu.

Dolayısıyla, Kaftancıoğlu ile Erdoğan arasında cezalandırılma bakımından siyasi açıdan benzerlik kurmak çok kolay.

Anlamakta zorlandığım da bu.

Karar yazarı Akif Beki, bugünkü yazısında Kaftancıoğlu’na verilen cezanın sebebi olan sosyal medya mesajlarının serencamını anlatıyor. Mesajlar bayağı uzun bir süre -6 yıl- sorun teşkil etmezken, CHP’de il başkanı olduktan sonra soruşturmaya ve İstanbul seçimleri ardından da açılan bir davaya konu edilmiş.   

Ne kadar tuhaf değil mi?

‘Suç’ sayılan mesaj ise iktidarın itibar ettiği gazeteler ve TV kanallarında manşetlere taşınmış bir yaklaşımla tıpa tıp benzeşiyor.

O manşet haberlerle ilgili bir soruşturma o zaman da daha sonra da açılmış değil.

Gelin de şimdi bu gelişmeyi, AK Parti sözcüsünün istediği üzere, ‘hukuki’ açıdan ele alıp yorumlayın bakalım.

Alaeddin Kaya benim dostum, onun hakkında tarafsız olamayabilirim; Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Canan Kaftancıoğlu ile tanışıklığım bile yok. Ancak hepsinin uzak-yakın izlediğim davaları ve cezaya çarptırılmaları benim adalet konusundaki ‘Pollyannacı’ özelliğimi fena halde zedeliyor.

O özelliğimin altında, ‘hakkı ayakta tutma, adaletle şahitlik etme, herhangi bir kişi veya topluluğa duyulan olumsuz hislerin etkisiyle onlara adaletsiz davranmama, her hal ve durumda adaletten ayrılmama’ temel ilkesi yatıyor…  

Hukuk eğitiminden geçmiş ve yargı alanını uğraş olarak seçmiş insanların bu ilkeye daha fazla sahip olduklarını düşünürüm.

Bunun için inançlı olmak da gerekmiyor.

Ne olacak şimdi?

Canan Kaftancıoğlu cezaevine girecek, ‘siyasi yasaklı’ da olacağı için CHP’deki il başkanlığı görevini sürdüremeyecek, yakında veya zamanında yapılacak seçimde sandık güvenliği konusunda örgütlenmeye partisi adına karışamayacak…

İstenen gerçekten bu mu? 

Siyasette bu tür ön kesmelerin işe yaramadığı hala görülmedi mi?

Cezaevlerini ‘suçlu’ oldukları vicdanları rahatsız etmeden kabul edilecek kişilere tahsis etmek gerekir, yalnızca öyle olanlara; aksi halde adalet kadar siyaset de yara alır.

Benim Pollyannacılığım da bu kadar…

ΩΩΩΩ

Reklam

35 YORUMLAR

  1. “Bilen biliyor ki, bu iş bumerang gibidir. Sizin getirdiğiniz hukuk yapısı size karşı uygulanır. Sizin silahınız sizi vurur. Ve denir ki: Sizin yönteminizi, hukuk mantığınızı uyguluyoruz. Bunu ancak dünyaya kazık çaktığını ya da iktidardan hiç gitmeyeceğini düşünenler dikkate almaz.” ahmet taşgetiren

  2. Polyannacılık falcılık medyumculuk yada tiyatroculuk oynamayı mı seviyoruz, kolaycılığı tembelliği mi tercih ediyoruz bilemiyorum.
    Yani biz seyircilikle mesleği, sanatla sanatçılığı karıştırıyoruz. Kehanette bulunabilmek baba vanga nın işi iken, tüm yorumcular köşe yazarları okuyucular elbirliğiyle karşımızdakinin işini de biz yapmaya kalkışıyoruz.
    Hukuktan siyasetten hatta savaştan bile anlıyoruz maşallah. da..
    Çocuğu askere göndermeyip parasını temin etmenin yolunu aramayan kaç kişi var?
    Bir elin parmaklarını geçer mi?
    Biz xxxson ile permason fasulyenin eee lli telelik fiyatı ile ellitelelik aldığımız herzamanki akaryatıt gibi şeylerle oyalanırken..
    Eeeelin oluu batıdan geliyor topla tüfekle bak söylemedi deme.
    Güneyden uzakdoğu dan derken yetmedi kuzeyden bin müsibet cebinde keferenin.
    Şahıslarla kişilerle oyalana oyalana gidiyoruz keramete Allah sonumuzu hayreyleye.

    • Oyuncu arkadaş bedelli askerlik yapmak suç mu ayıp mı?
      Hayatım en güzel zamanı askelik yaptığım dönemdir,
      elhamdülillah devletimiz şimdi çağırsın yine koşarım,
      askere gitmeyen(gitmek istemeyen tabii) çocuktansa bir safkan kangalım olsun daha iyidir, ok!

  3. Bir kadın babası, kocası ve oğlu olmak üzere 3 erkeği kendisi ile birlikte cehenneme götürür yazan bir yazı okumuştum.

    Din alimi olmadığım için bu konuda pek bilgim yok. AMA siyasetçiler miliyonlarca insani CEHENNEME götüreceğine eminim özeliklede IHTIDAR da olan partı liderleri.
    Kim olursa olsun değişmiyor.
    Yalanda tavan iftirada yedi kat ARŞIÂLAYI aşmış bir ülkede miliyonlarca insani peşine takip İftiralarının reklamını yaptıranlara, Allahın yasaklamasını bile bile meleklerın dahi yaklaşmadığı lanetlenmişlere karşı kesinlikle iyi niyetli olamam.. Çünkü onların İFTIRA ile hayatları karartanlar’n tek dostları şeytandır.
    Dünyaya yayılmış Saddamların zülmünü sollamış ona birde mala mülke iftira ile çöreklenmişlerin ve onların reklamını yapan trollerin ve bunlara inanip destekliyenlerin olduğu ülkelerin vay haline.
    Heleki bizdeki Troller ve onların destekledikleri liderleri ile birlikte AHIRETTE zaten yerleri belli. Bu dünyada hem rezil hemde zelil olmadan ölemiyeceklerini bildikleri halde şeytanların dahi başaramadıkları hatta onlara rahmet okutacak
    kadar birilerinin açık açık yalan ve iftiralari ile pislettiği sakızını çiynemeye devam edenlerin sayesinde Türkiye ve halkı şu an cahiliye döneminden dahi berbat durumda.

    Dünya yıkan Yalan ve İftira şeytanlari bol olsun bizde bunlar arşi alayı çoktan aştı.
    Troller! biraz daha devam edin bakalı son gülenmi olacaksınız yoksa ilk ağlayanmi?

  4. Canan Kaftancıoğlu twetlerinin az bir kısmı:

    -Tekbir getirerek, boğaz keserek mi demokrasi mücadelesi verilir. İnandığınız Allah’ınız hepinizin beşasını versin

    – Bugünkü sloganımız O…Ç tayyip

    -Kılıçtaroğlu:alevi
    -Demirtaş:zaza
    -Erdoğan: hırsız

    -Devlet katil değil seri katil

    -Tayyip Alkah belanı versin. Şimdiki sloganımız bu
    -Tarihte bugün Ermeni soykırımı başladı.

    -23 nisandan bir sonraki gün neydi.

  5. Davanın geç açılması normal.Canan hanım çok az farkla il başkanı seçildi.Kaybeden taraf o tweetleri gazetecilere ve savcılara gönderdiler.daha evvel suç duyurusu yoktu.Candan hanım sıradan bir vatandaştı yargı mercileri doğal olarak tweetlerini takip etmiyordu, o nedenle savcıların işlem yapacağı bir konu yoktu. İki kararı bozanlarda aynı hakimler.Bu bile adaletli davrandıklarını göstermez mi?

    • Canan Kaftancıoğlu’nu takip eden yargı değil, istihbarat birimleri. İstihbarat birimleri herkesi takip edebiliyor, topladığı bilgileri arşivler ve saklar. Siyasi irade istediğinde de istenilen kişi hakkında tüm bilgiler arşivden çıkarıp işe yarayacak olanları kullanır.

      Canan Kaftancıoğlu olayında da siyasi irade tutuklanmasını istemiş, tutuklanmasında kullanılan bilgileri de istihbarat arşivinden çıkarıp savcılığa vermiş. Yargı en son devreye giriyor.

      Bu memlekette yaşıyorsak bu memleketin kurallarını işleyişini bilmemiz gerekiyor.

      Bu meselenin inançlarımızı hatırlatan bir yanı da var ama ihtimal Süleyman bu yazdığımı görür de siyasi söylem aklına gelir diye yazmıyorum:))

    • Sevgili Fatih kardeşim Hilal Kaplan Hanımefendinin o dönemdeki şehitlik türk bayrağı devletin katilliği vb konularındaki sosyal medya mesajlarınıda bir zahmet araştırıver google dan bulabilirsiniz ayrıca “bakara makara sallayanlara” gösterilen anlayış ile “cahil havva” dan dolayı kopartılan cayırtıyı hatırla istersen.zatı alinize en derin saygılarımı arzediyorum

      • Aslında Fatih bey önemli bir şey söylüyor da eksik söylediği için ben anlayamamış olabilirim.

        -akp tabanının Erdoğan’dan CHP ile hesaplaşma beklentisi var.
        -MHP’nin CHP ile eskiden kalma (sağ-sol çatışmasından kalma) bir hesabı var.
        -Seçimler için hdp’nin desteğine iki ittifakında ihtiyacı var.
        -Canan Kaftancıoğlu bir örgütlenme ustası.
        -hdp ile CHP arasında iletişim var, görüşmeler var.
        -CHP içinde başka partilerden gelen isimler var, MHP’liler de var.
        -İstanbul en önemli seçim bölgesi ve il başkanlığı seçimlerinde Canan hanıma rakip MHP’den gelenler olabilir.
        -iktidar bu kişilerin şikayetiyle Canan hanımı tutuklatarak hem hdp ile CHP arasındaki örgütsel köprüyü yıkmak hem de CHP’den yeni kopuşları hedeflemiş olabilir.

        Fatih bey bunu anlatıyor olabilir.

        (Bazen ne kadar boş şeylerle meşgul olduğumu düşünmeden edemiyorum:))

    • “PKK’lı Sakine Cansız’ın ardından attığı tivit, Kaftancıoğlu’nu terörist yapıyorsa…O gün attığı manşetler, iktidar medyasını kim bilir ne yapar!

      Sakine Cansız ve arkadaşlarının Diyarbakır’daki kalabalık cenazesi, Sabah gibi gazetelerde “Hepimiz Barışız” manşetleriyle verilmişti.

      Paris’te öldürülen PKK’lıların cenazesi için, “Barışın gövde gösterisi tüm Türkiye’nin umudunu yansıttı” deniyordu.

      Spotlarda “Binlerce kişi siyah yas kıyafetleri giydi, beyaz barış kaşkolları taktı, beyaz barış güvercinleri uçuruldu, kürsüden barış sloganları haykırıldı” yazıyordu.

      Oysa aynı cinayetler için sadece “insanlık kaybetti” diye tivit atmıştı. Kaftancıoğlu, terör örgütü propagandasından ceza aldı. Hem de 6 yıl sonra. Hem de CHP İstanbul İl Başkanı olduktan sonra açılan soruşturma ve İstanbul seçimlerini partisi kazandıktan sonra başlayan davada.” akif beki

  6. eski türk filmlerini değilse de,
    eski amerikan filmlerini severim.
    bu filmi de izlemiştik.
    bir yerlere getirilmeye çalışılan kişilerin önce bir cezaevi günceleri oluyor. çok katmanlı, çok açılı bir okuma/izleme yapmak mümkün. birikiminiz miktarı yapın, yapabildiğiniz kadar.
    oyuncular, figüranlar değişse de yönetmen hiç değişmiyor değil mi?
    onunda tarzı belli, değiştirmeyi sevmiyor.
    yoksa bu anlamsız çabanın değil amaca hizmet, tam tersi etki yaptığını herkesten çok onlar biliyorlar sonuçta…
    günün anlam ve önemine polyanna sendromundan çok
    cassandra sendromu uyuyor
    ya neyse…

  7. Erdoğan’ın Siirt’te okuduğu ṣiiri, „fabrika bacaları süngü, baretlerimiz miğfer” diye değiṣtirerek iṣҫilere hitabeden bir sendika baṣkanı oldu mu?

  8. “Otoriteye saygılı olunsun!!!”
    Güneydeki sevdiğimiz küçük ülkenin otoritesi otorite de bizimkisi bostan korkuluğu mu?
    Sizin yargıya güvenip güvenmeme gibi bir lüksünüz ya da üstünlüğünüz mü var?
    Önemli olan, yargı sizi güvenilir buluyor mu acaba?
    Bence bu saatten sonra bu tiyatro sanat eleştirmenliği de sıktı artık,
    son yıllarda herkesler her şeyi bir dramaturg edasıyla irdelemeye bayılır oldu,
    ömrü hayatında sahne nedir, dekor, nedir, perde nedir görmemiş, elifi görse mertek sanacak allamelerde bir tiyatro okur yazarlığıdır ki sormayın gitsin?
    Bu kadar sanat eleştirmenliği/tiyatro yazarlığı bilgisini gaybubet evlerinde mi edinmişlerdir yoksa chpli belediyelerin bol sıfırlı paralarla istihdam ettiği besleme yazar taslaklarının okuma yazma kurslarında mı eğitim almışlardır bilemiyorum ama bıktık artık!!!
    Edi bese!!!!

    • Bahçeli’nin konuşma metninden arakladığın cümleleri senelerdir hiç değiştirmeden kullanıyorsun. Devlette para bitti diyorlar, telif isterlerse ne yapacaksın acaba?

      Ben tiyatrodan hiç anlamam ama bak şimdi;

      -Önce Erdoğan: “göçmen kardeşlerimizi mağdur etmeyeceğiz, onları onurlu bir şekilde göndereceğiz”

      -Sonra Canan Kaftancıoğlu: “göçmenleri göndermek kolay değil”

      -Erdoğan bu sefer: “göçmenleri göndereceğiz”

      -Daha sonra Kemal Kılıçdaroğlu: “iktidara geldiğimizde göçmenleri tamamen göndereceğiz, biz zaten başından beri bunu savunuyoruz”

      -Kemal beyden sonra Erdoğan: “göçmenleri göndermeyeceğiz, ne yaparsanız yapın”

      Bu be bu?
      Sizin oralarda buna ne diyorlar?

      • Ben Kemal beyin yerinde olsam sadece göçmen konusunda değil her konuda Erdoğan ne söylerse aynısını aynı şekilde söylerim. Madem meselelere gerçekçi bir yaklaşım getiremiyorum ben de Erdoğan’ı taklit ederim deyip böyle yapmalı bence.

  9. Küfür tek millettir, adının canan veya selahattin olması farketmez, ayrıca siz nasıl insanlarsınız, ananıza küfredilir polyanna, devletinize küfredilir polyanna, dininize küfredilir polyanna, hayret

    • muslumanlar adaletiyle bilinir. yanagini zenci bir kardesinin ayaginin altina koyacak kadar adaletli olarak bilinir… ADALET ADALET ADALET DEVLETIN DINI ADALETTIR. ( Hz. ALİ)

  10. “onun hakkında tarafsız olamayabilirim”

    siyaseten taraf olan bir yazarin o ya da bu siyasi mevzu/kisi hakkinda tarafsiz olmasini iddia etmesi sadece kuru gurultu..
    nerede ise a.ocalan icin de erdogan ornegini kullanacak..
    “ama siyaseten yasakli hale geliyor..ama bilmem ne !” tabi yakalayip iceri atan akp olsa idi.

    ama kari doktor mus ayi zaman da! (hemsire olursa baska turlu herhalde )
    ama kari 6 yil once yemis o naneleri! (6 gun once olsa bu sefer de baska bahanelerle gelecek ayni muhalif yazar/lar)

  11. “aksi halde adalet kadar siyaset de yara alır”sözü uzatılmalı kanaatindeyim. Ancak siyasal islamcı dememden rahatsız olanları daha fazla örselememek adına pseudo dindar kimlikleri nedeni ile sadece siyaset değil temsil yetenek ve kabiliyetleri olmamasına rağmen her fırsatta dibine kadar istismar ettikleri dini Mübini İslam’da zarar görür ve görüyor.
    Bu konuda sabık Diyanet Reyisi Görmez Hoca artık görür olduğu için siyasetin dinileşmesi konusunda eleştirilerde bulunmuş ve eklemiş:
    “Güç ve iktidar sahibi olmak, bizatihi ümmeti inşa etmenin önüne geçti.Dumanda boğuluyoruz. Pek çok yangında, ölen insanların çoğu acemi itfaiyecilerin hatalarıyla ölürler. Eğer itfaiyeci acemi ise insanları tahliye etmeden önce suyu oraya basar ve insanların dumandan ölmesine yol açar. Aslında acemi olduğu halde kendisine usta itfaiyeci rolü biçip bu ateşleri söndürmek isteyen pek çok âlimimiz, mütefekkirimiz, aydınımız var. Bu nedenle biz dumanda boğuluyoruz.”
    “Gençlerin İslam’dan kopuşu. Mübah alanını daraltan bir takva anlayışı var. Ruhbanlığı, rahbaniyeti takvayla karıştıranlar var. Bu da gençliğin İslam’dan kopuşuna yol açıyor.” demiş.

    Son olarak hazır Diyanet Reyisi Ali Erbaş ise Hollanda’da iftar programında aman ha! mübalağa sigası ile dış türklerimize nasihat ederken iç türklere de işaret ederek demiş ki: “Bize bakıp Müslümanlıktan soğuma olursa bunun vebalini taşıyamayız !”
    Ha şunu bileydin!

  12. KANUNLARIN RUHU RUHLARIN KANUNU

    Sosyal medya, yazılı ve görsel basın yıkılıyor. Canan kaftancıoğluna ceza verilmişte, yandaşları bu akp zulmüdür deyü okkalı açıklamalar yapıyor. Sözcünün deniz kenarına yaptığı kaçak villasını 140 m² den 340 m² ye çıkaran, niçin yaptın deyince de “atamızın selanıkteki evi 340 metrekare idi siz atatürke karşı mısınız demişti. Bunların goy goylarında ağlaşmalarında samimiyet var mı yok mu diye test yapmak o kadar kolay ki. Söyleyin onlara aynı sözler 100 yıl önce ölen cumhurbaşkanına söylenseydi ceza almaması gerektiğini savunur muydunuz deyin veya 5816 sayılı kanunun kaldırılmasını ister misiniz diye sorun. Hemen yıldızları dökülecek.
    Bir de 20 yıldır milletin beynine tükürük saçan her konudan anlayan hukukçu vardı. Her akşam kanal kanal gezerken bu akşam göremedim. Çağırıp sorsunlar ona 5 yıl 7 yıl ne ise işlenmiş suça bu gün ceza verilebilir mi diye.
    Boş işler bunlar beyim, daha Türkiyede sabahattin alinin yüz yıl önce yazdığı şiiri yayınlayabilecek özgürlük ortamı yok. Sinop cezaevinin dili olsa konuşsa…..

  13. İktidar torbada bekletiyor topladıkları istihbaratı. Zamanı gelince mahkemeye sürüyor. Kavala, Gezi’den beş yıl sonra davalık oldu. 10 yıl sonra hüküm giydi. Buna da adalet diyorlar. Akpnin adaleti işte, yada zulmü. Devran dönecek aynı sefilleri yine oynayacaklar elbette. Akıllanmadıları için. bu sefil sistemde herkes bu zulmü tadacak illa. Adaletsizlik bu toprakların kaderi. Ermenisi Rum’u Kürdü Türkü Alevi’si yaşadı ve mutlaka yaşayacak bu haksızlıkları.

    Ne diyordu TV’de cengaver ama kaçak güreşen içişleri bakanı, “GBT yapıyorum gece gündüz”. Yani herkesi takip ediyorum arşivliyorum diyordu Türkçesi. Neydi konu. Parti binası bir terörist tarafından basılıp HDP’li çaycı kız öldürülmüştü. Bizim cengaver ise teröristin bir yakınının CHP üyesi olduğunu tespit etmişti. Buyurun alakaya çay demleyin. Bunların neden herkesin bangır bangır geliyor dediği 15 Temmuz darbesini nasıl ıskaladıklarını şimdi anlamışsınızdır umarım. İstihbaratın başı da hala orada oturuyor. Allah affetsin bizi diyenler onu affetmediği için olsa gerek.

    • GBT’ci cengaver dahiliye bakanı dayanamış yine ağzından kaçırmış yaptığı ortam dinlemelerini. CHP’nin bir yabancı büyükelçilikle yaptığı ülke siyasetine dair konuşmaları ifşa etmiş, yani kendi illegal dinlemelerini itiraf etmiş. Suçu ortaya çıkmasın diye de CHP’de vatanseverler var, onlar iletti demiş. Yani at ortaya istediğin iddiayı, kuşlar söyledi de geç git. Bunların pis siyaset anlayışı bu. Komplo, kindarlık ve dindarlık soslu propaganda. Nereye kadar ama?

  14. Siirt’te okunan şiir masum bir şiir değildi elbette. Halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmekteydi. Minareler süngü, kubbeler miğfer, bilmem ne. Apaçık bir savaş çağrısı değil mi bu? Ve kime karşı? Hangi zamanda yaşıyor bunlar. Neyin siyaseti bu? Kendileri açık açık kindar bir siyaset izlediklerini itiraf da ediyorlar zaten. O halde? Buna hiç bir şey söylenmeyecek mi? Bu tür düşmanlıklar doğru değil. İçimizde de doğru değil, dışarı karşı da doğru değil. İnsanlığa, barışa ve huzura aykırı söylemler. Kabul etmek de mümkün değil.

    • Bir şiiri bile suç sayan bir hukuki karar ile aynı anlayışa sahip biri olarak nasıl bir adil hukuktan bahsediyorsunuz
      Size göre şiir okumak suç küfür etmek serbest.Bu nasıl bir sakat mantık.

  15. Elbette hiç bir zulüm ilelebet sürmüyor. Diktatörler de sonunda ölüyor. Ama insanların suçsuz yere hapiste geçen yılları büyük kayıp. Hayat ve yıllar geri gelmiyor. Kaybedilen zaman gitti mi gidiyor. Bunun hesabı çoğu zaman sorulamıyor. Zalimler zulümlerine yıllar yılı devam ediyor. Elbette mücadele edeceğiz. Ama yapılanların bu zalimlerin yanına kalmaması için daha fazla gayret gerekiyor. Canan Kaftancıoğlu’na sahip çıkmak ve savunmak her demokratın görevi. Heryeri inletmeli ve bu zülme artık dur demeliyiz.

    • Endercim kimsenin öldüğü gittiği filan yok;
      Filipinlerde ferdinand marcos yeniden seçilmiş haberin olsun:))))
      Çok istiyorsanız taksime çıkıp cihangirin ortacins sakinleriyle birlikte yeri göğü inletin.

  16. acaba der dururum hep.
    Zengin kız Fakir oğlan filimleriyle
    Eşekle konuşan kedi köpekle muhabbet eden
    Oyunlarıyla
    Ha babam de babam akıl veren okul görüntüleriyle
    Karşısına minyon tipli Abdullah kitaplarıyla
    Heleki twiste gel sahnesini de seyredince…
    Her y.güney filmi başladığında TV de tüm kasabada elantirikleri kestiklerini de hatırladıkça…………

    • Polyannacı arkadaş yazdıkların hepsi bu kadar mı yoksa makas filan mı yedin, pek bişey anlaşılmıyor, biraz açar mısın?
      Ama allahını dinini seversen işi/meramını tiyatroya dökmeden izah et, sirk değil burası!

      • Stamboul (son günlerde bizantion diyen varmış) uzuun bir süredir polyannacılık oyunundan sıkıldı ve ..
        Batı Yakasının Hekayesi ni yazmaya kalkıştı, ama fakat,..
        Eva peron bindi gitti trenle diyeceğim lakin,
        Haydarpaşa garı tarumar.
        Onünçün xxx otobosuna binmiş haleler laleler leylalar sümbüller çıkmışlar yola
        Bekledik durduk biz burda.
        Vergileri göz ışığıyla indiriyor bir bakanımız bir bakışıyla👀
        Gelgör ki belediye vergisinden ulaşım tarifesinden indirim yerine geliyor sürekli bindirim. (Arabası olmak luküs hayat demişti muktedirin biri onu es geç)
        Halk bekliyor metro tramvay ring otobos!..
        Sanırım arayacağız bu gidişle çıksada geri gelse rahmetli kadir amcamız.

    • Adaleti iyi tanımlamak gerekmez mi?
      On sene adalet aynen devam ederken, Erbakan’ın adil düzeni yanda seyrederken👀
      Dediler ki bu kanunlar kurallar bir gün gelir..
      Uyardılaarr.. uyardılarr.. o kadar.
      -yasama yürütme yargı dediler,
      Yasadılaarr yürüttüleerr yargıladılar.
      *Şimdi beğenmiyorlar.
      Hırsızlık yapanın eli kesilirmiş eskiden
      Siyaset yapanın siyasetini siyasetçi mi kesmeli? Oyuyla seçmen mi dersini vermeli?
      (Önünü keserlermiş kaba insanlar, Kabadayı mı çıkmalı yoluna? Hırsız mı parasını çakmalı yolda? Ki evine gidecek yol parası dahi kalmasın).
      *Günleer günleri aylaarr yılları kovaladıkça, hiç değişen bişey yok bu denklemde
      Konuşulan kişiler isimler hep aynı
      Tepende sallandırılan demoklesin kılıcının ucu uzanıyor dış güçlere desem 🙂 bu isimleri kim pişirip ısıtıp sürüyor tekraarr tekrar önümüze?
      Aynı taass aynı hamam derdi dedem büyüdüğünde
      Yani demem o ki,
      Değişen bişey yok bu güzel ülkemde.

  17. Ne zaman diş devletlerde tonlarca suçlarından bir tanesi yargıya intikal edilse hatta edilmese dahı edilecek korkusu nedeni ile Túrkiyede bunu kapatmak içın hemen ortalığı karıştırıp gündemi değıştíríyorlar.
    Geneldede Rizanın savcılarla gõrüşeceğí günlere denk getiriyorlar.
    Son 10 yılda, eyer bu şekilde yapmasaidiler şimdiye kadar çoktan foyaları ortaya çkardı.
    Gerçi çıktıda ne oldu!
    Yargı ve insanlik bitti.

  18. 1. SIRADA OLAN 175., 172. SIRADA OLAN 1.
    KPSSde Türkiye birincisini mülakatta 175’inci sıraya düşürüp eleyeceksin, 172’inci sırada olanı mülalakatta birinci sıradan işe alacaksın.
    Ülkemiz Dünya sıralamasıda;
    İyi bir kriter olduğunda 100’den sonra
    Olumsuz kriterlerde ise ilk 10’da yer alıyor.
    Bu mülakat sonuçlarına göre iyi ve olumlu bir kriterde Türkiye sizce Dünyada:
    – 172. mi olur?
    – 175. mi olur?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız