“Allah bize yaptırıyor” ifadesine ben “Allah, Allah” tepkisi verdim

33
Reklam

 Siyasi kimliği olan birinin konuşurken ağzından şu cümlelerin çıktığını işitirseniz ne düşünürsünüz?

“Cenab-ı Allah biliyor. Milletimize hiç ihanet etmedik. Üzerimize ne kadar gelirlerse gelsinler hiç ihanet etmedik. Kim ne derse desin. Onun için sadece bizim yaptıklarımıza bakmayın. Biz kendimiz yapmıyoruz. Biz inanıyoruz ki bize yaptıran Allah’tır, bize yaptıran Allah’tır, bize yaptıran Allah’tır.”

Kendi sorumun cevabını yine kendim vermek istiyorum:

Son üç cümlesi, yani “Onun için sadece bizim yaptıklarımıza bakmayın. Biz kendimiz yapmıyoruz” ve özellikle “Biz inanıyoruz ki, bize yaptıran Allah’tır” bölümü, yalnızca bir kez ağzından çıkmış olsaydı bunu bir ‘dil sürçmesi’ olarak değerlendirirdim.

Aynı sözleri o siyasi kişiliğin ikinci bir kez daha tekrarladığını işitseydim, “Herhalde ilkinde yaptığı yanlışı fark etti, onu düzeltmek isterken aynı yanlışı tekrarladı” diye düşünürdüm.

Fakat “Biz inanıyoruz ki, bize yaptıran Allah’tır, bize yaptıran Allah’tır, bize yaptıran Allah’tır” diye üç kez tekrarlanan cümle hiçbir tevile imkan vermiyor.

İnanç sistemimizle ilgili olduğundan bu tür bir ifadenin hükmünü kelâm konusunda uzmanlaşmış ilahiyatçı hocalara sormakta yarar görebilirdim; ancak onların da -hiç değilse bazılarının- iktidar cephesine muhabbetlerinin eski hassasiyetlerini tırpanladığı aleniyete döküldüğü ve cümleyi sarf eden de hükümetin önemli bir bakanı olduğu için, bu da açıkçası nafile bir çaba olurdu…

Zaten böyle bir yola başvurmaya gerek de yok.

Reklam

Gerek yok, çünkü son zamanlarda ülke gündemini meşgul eden konulara üstünkörü bir gözle bile bakılsa, öyle bir iddianın ciddiye alınmasının imkansızlığı hemen fark edilir.

Örnek mi? Kolay.

Dini konularda hassas olduğu iyi bilinen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ekonomi alanında günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş bulunan ‘faiz’den hoşlanmıyor ve bu tavrını dini sebeplere bağlıyor.

“Faiz konusunda nass var, enflasyon faiz yüzünden artıyor” tezinin sahibi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan

Onun zorlamasıyla Merkez Bankası’nın faiz oranını her ay bir miktar indirdiği görülüyor.

Hatta ekonomistler, faizin emir ve talimatla bastırılmasının enflasyonun -hayat pahalılığının- artmasında en büyük payın sahibi olduğunu ısrarla hatırlatmalarına rağmen bu yapılıyor.

Yine de mevduatlara ‘faiz’ uyguluyor bankalar…

Cumhurbaşkanı’nın direktifleriyle geldiği son nokta olan yüzde 14 faize ek olarak kurdaki artış oranında bir ek getirinin daha mevduat sahiplerine verilmesi bir ‘ekonomik model’ haline getirildi. Hadi o ek getiriyi hesaba katmayalım, Merkez Bankası’nın bankalara çizdiği sınır olan yüzde 14 faiz değil mi?

Reklam

“Onun için sadece bizim yaptıklarımıza bakmayın. Biz kendimiz yapmıyoruz. Biz inanıyoruz ki, bize yaptıran Allah’tır, bize yaptıran Allah’tır, bize yaptıran Allah’tır” cümlesini faiz konusundaki bu fiili durum ışığında değerlendirmeye kalktığımızda nasıl bir sonuca ulaşılabilir?

Üzerinde düşünülmesi gereken bir soru bu…

Aynı konuya ve ülkede varlığı bilinen -en bilinen örneği milli piyango olan- dini açıdan mahzurlu başka uygulamalara devletin anayasada sayılmış nitelikleri açısından yaklaşıldığında, mevcut yapının ille dine göre tanziminin söz konusu olmadığı ve olamayacağı gerçeği ortaya çıkıyor.

Dolayısıyla, aklı başında hiç kimse, dine ters düşen uygulamalar yüzünden iktidarları ve doğal olarak siyasi hayat içerisinde yer alan kişileri suçlamayı aklından geçirmiyor.

Zaten bu durum bilindiği için de kimse icraatlarını Allah’a mal etmeye kalkışmıyor.

Gelmiş geçmiş dindar siyasilerin sarf ettikleri bu alandaki en iddialı cümleler, ancak, “Allah’ın rızasını kazanmak için çalıştıkları” türden çok genel iddialar oldu bu güne kadar…    

Öyle olduğu için de birilerinin ağzından çok daha iddialı bir cümle çıktığında, muhalefet cephesinden bunu o kişinin aleyhine kullanmaya kalkışanlar olsa bile, hassas çevreler her defasında o tür cümleleri ‘dil sürçmesi’ görüp öyle de değerlendirdiler.

Aşırı nitelemelerin üzerine daha önceleri fazla gidilmediyse sebebi budur.

Peki şimdi ne olacak?

Tam üç kez tekrarlanan vahim yanlışlıktaki cümle sarf edilmemiş sayılacak mı?

Muhalif kesimlerden şiddetli tepkiler geldi, ancak esas hassasiyet göstermesi gereken o cümlenin ağzından çıktığı görülen siyasetçinin yakın çevresinden, partisinden, bakan arkadaşlarından ve onu o göreve atayan iradenin sahibinden bir ses çıktığı işitilmedi.

Olabilir, siyasettir bu, siyasiler ne kadar vahim olursa olsun yakınlarından birinin ağzından çıkan yanlış ifadelerden rahatsızlık duysalar bile, ‘surda gedik açma’ noktasına kadar giden tepkiler vermeye genellikle yanaşmazlar.

Herhalde bu cümleye de söylenmemiş muamelesi yapılacak.

Hoş kaçmayan, pek çok insanı rahatsız ettiği kesin o cümleyi sarf eden bakan, yakın çevreden ve üstten kendisine tepki gelmediğini görünce, muhtemelen ağzından çıkanların mahzurlu olmadığını bile düşünebilir.

Şu sıralarda iktidar cephesini TV kanallarında temsil ettikleri düşünülen yorumculara AK Parti içerisinden de tepkiler yükselmeye başladı ama o tepkilerin kıymet-i harbiyesi oldu mu, olacak mı?

Ben sanmıyorum.

AK Parti’de sonuç alınabilmesinde tepki verenin kim olduğu önem taşıyor çünkü.

Kimlerin değil kimin tepki verdiği önemli.

Hep belli TV kanalını izleyen seçmen kitlesinin, söylenmemiş muamelesi yapılan vahim yanlışlıktaki ifadelerin farkında olduğundan da emin değilim.

Bu da geçer. Muhtemelen geçti bile.

ΩΩΩΩ 

Reklam

33 YORUMLAR

  1. BUGÜN AAda RASTLADIM BUNA:
    “”Bir yardım mı yapılacak, hemen on dakikada harekete geçeriz. Hemen ne lazım bakarız, ortaya koyar bitiririz. Türkiye’de yardım göndermediğimiz yer yok. Kapımıza gelen her insana da yardım ederiz ama özellikle Afrika’da 3 ayda 16 kuyu kazdırdık, 4 bin 907 Kur’an-ı Kerim gönderdik. Allah’a şükrediyorum. Allah bize çok verdi; bir istedik on verdi, yüz verdi. Allah verdi, biz dağıttık. Şükürler olsun.”

    • Yani, bunları okuyanda öyle bir bolluk var ki sanacak ülkede bütün ihtiyaçlar görülmüş, bu bolluk sınırlarımızı aşmış durumda. Ülkede Başkanlık sistemi olduğuna göre ve herşeyden o sorumlu olduğuna göre, herşeyi olduran o. Seçimlerde oy kaybettiren de o. Seçimde oy verecek olanlar Afrikalı değil. Afrikada İncil dağıtanların ekonomisine bir bak bir de bizimkilerin ekonomisine.


  2. Canım ne var, bu işte!?
    “Oylarımız inişte!”

    Soruna ilaç şuydu;
    İşin çaresi “oy”du!

    Seçim seçim üstüne,
    Geldik dünden bugüne!
    ….

  3. bildiğimiz hikaye işte,
    kitabın daha en başında,
    ilkokul 1. sınıf ayarında.
    rabb meleklere bir halife yaratacağım dediği zaman hiçbiri mutlu olmadı, ama secde emri gelince hepsi uydu. biri hariç. o kibir derdine tutulmuştu, kendini özel sanıyordu, üstün sanıyordu çünkü kıyas yapıyordu ve ademe kötülük yapıyordu.
    adı değişti, hali değişti, yeri de değişti.
    üstüne bir de
    “ben azmadım, sen azdırdın” dedi.
    durum hepten değişti. Lain şeytanın hikayesi.
    melekti, bilgeydi hikaye.
    yürek nasıl?
    tenzih ve teşbih dengeye gelmeden mümin olunmaz.
    elbette, “Allah kadiri mutlak”tır. ama mertebeler vardır.
    Allah bize yaptırıyor derseniz günah olmaz, sadece sonuçları olur. işleriniz güzelse, sonuçları güzel olur, değilse vay halinize olur çünkü bir önceki örneğin hali pek iyi olmamıştı.
    sonuçta biri ben çalmadım Allah çaldırdı derse ne olacak?
    Allah yaptırdıysa tamam o zaman mı diyeceğiz?
    işin doğrusu Yüce Allahı bu işlere hiç karıştırmamaktır, bunun hem sorumluluğu hem vebali büyüktür, hoş görmemek gerekir…

    maalesef siyasal islam adı altında bir argümanla bu dış güçler yada üst akıl yada sermaye, tapınakçılar, sionlar, uluminatiler, opuslar, kurukafacılar her kim ve neylerse onlar bölgeyi ve halkşları dizayn etmeye başladılar ve hem madden hem manen bölgeyi ortaçağ karanlığına gömmeye çalışıyorlar.
    üstelik siyasal islamı hz Muhammedim getirdiği din olan islamla aynı şey -miş gibi sunuyorlar. hayır. aynı şey değil.
    siyasal islam din sömürüsüdür, değerlerin yozlaştırılmasıdır, Allah ile aldatmaktır.
    insanları manevi değerler üzerinden suistimal etmektir. siyasal islamın olduğu toplumlara bakarsanız neredeyse tamamında gelir eşitsizliği, halkın fakirleştirildiği, toplumun kutuplaştırıldığı sac ayağını görürsünüz. bu ülkelerde yolsuzluk hayatın olağan akışının bir parçasıdır. hasır üzerinde yatan bir peygamberin getirdiği dinle, halkın parasıyla bir eli yağda bir eli balda her lüksü her şatafatı kendine reva gören siyasal islam yöneticilerinin dini aynı din olabilir mi?
    uyuyan güzeli bir prens gelip uyandırıyor masalda,
    ama uyanmak için önce güzel olmak lazım, yani ahlaken…
    çirkinin bir şansı yok.
    onlar ölünce uyanırlar artık…

    • bu ifadelere saadet partisi ve iştişare kurulu başkanı temel bey ne demiş;

      “Allah sana akıl fikir versin. Hasan Sabbah’ın adamları Haşhaşiler de öyle diyordu. Yaptıkları her yanlışı Cenab-ı Hak yaptırıyor diye. Takdir Cenab-ı Hakk’ındır ama be mübarek, insan mesuldür. Bir adamı öldüren de ‘Bunu bana Allah yaptırdı’ diyor da yeri geldiği zaman. ‘Cenab-ı Hak isteseydi elimi tutardı, yapamazdım’ diyebiliyor” diye seslendi.

      Karamollaoğlu şunları söyledi:

      “Bir İçişleri Bakanı’nın kalkıp bu ifadelerle milleti aldatmaya kalkmasını kabullenmek mümkün değil. Bu insanı küfre bile götürür. İnsan, bizim inancımıza göre mesuldür. Her yaptığı hatanın hesabını da mutlaka verecektir. Ya bu dünyada ya öteki dünyada. Şu anda ayağına bir taş dokunmuyorsa Cenab-ı Hakk’ın sana bir imkan tanımasıdır. Ama sen onu istismar edersen öbür dünyada bunun tahmin edeceğin kadar cezasını çekmiş olursun.

      “HAŞHAŞİLER DE BÖYLE SÖYLÜYORDU”

      Bütün hataları Cenab-ı Hak yaptırıyor bunlara. Bunlar masum. Hakikaten Haşhaşiler buna inanıyordu. FETÖ erbabı da böyle düşünüyordu. Belki de çok fazla teması olduğu için ona bulaştı anlaşılan. Terörle mücadele ciddi bir iştir. Evet, belli bir noktaya kadar yapıldı. Ama hukuk, adalet hiçbir zaman devletin bırakamayacağı bir mesuliyettir. Her yaptığın kabahati Cenab-ı Hak işletti diyerek omuzlarından atamazsın.

      “İSLAM’A EN BÜYÜK ZARARI VERİYORLAR”

      Maalesef iktidar, böyle bir hatanın içine düştü. Her yaptığı hatayı Cenab-ı Hak’ın takdiriyle yaptığını, bu yüzden kendisinin mesul olmadığını söylemeye çalışıyor. Bu yaptıklarıyla aslında İslam’a en büyük zararı veriyorlar.”

      • Piyasaya çıktıkları zamanı, tarihçelerini bilmem. Ancak uzaktan göründüğü kadarıyla okumaya-bilime önem veren kravatlı müslümanlar ümit vermedi değiller. Darbe teşebbüsüne varan sonuçlarından gördük ki işin içinde ne işler varmış meğer! Ancak Haşhaşi ve paralel bir şekilde öyle anılanlar daha büyük bir camianın parçalarından biriydi. Bunların yaptıkları doğru şeyler de vardı. Güçlenmelerinde bu doğru şeylerin rolü olmuştur. Toplumda saygı kazanmaları, RTE hükümetinin evveliyatındaki çekirdek takımı bu görünür doğruları ve ortaya çıkan “GüC”ün cazibesine kapılarak koalisyon dinamikleri ülkeye enerji vermeğe çalışıp durdu. Aşağıda “averroes” bu noktaya dikkat çekmiş. “Şaşırmağa gerek yok. Aynı topun kumaşısınız” demeğe getiriyor. Bunda haklılık payı yok değil. Ama iş o kadarda kalmıyor.

        Peki dini kimlikli toplumun diğer parçaları ki Temel bey ve başka birçokları da bunlara dahildir, niye bu gidişata bir balans ayarı verip işin üzerlerinde “din ve dindarlar” yazan vagonların raydan çıkmasına engel olamadılar?

        Kuran bizim için en önemli kaynak. Rehber olarak hiç de anlaşılmayacak bir muamma değil, hele de “Akıl*İman Sentezi” gözlükleriyle okunursa. DiNimizin temeli Kuran bu sentez ile bütün zamanlara hitap eder niteliğini korumaktadır (etkisi ezberci müslümanlara aklını kullanmayanlara da açıktır şüphesiz). Bu iş “din adamı” kategorisindeki insanlarımız dahil hiç kimsenin tekelinde değildir. Klasik anlamda pek yeterli olamadılar. İşin zorluğu da biraz buradan kaynaklanır. “DiN”imiz, “Akıl*İman Sentezi”nin önderliğinde ülke çapında homojen olarak yayılmalıydı (bütün kesimlere etkisini göstermeliydi).

        Ülke geleceğinde büyük sorumluluk almış M. Kemal Atatürk Paşamız, bir kutupbaşı olarak bu sentezin zafiyetinden mustaripti. Ancak içten içe bu zafiyete meydan okuyan kutupbaşı olarak cemaatler Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi de “Akıl*İman Sentezi” zafiyetinden mustariptir. Bunu nereden anlıyoruz. Gayet basit Fehmi beyin yazı konusu “Allah yaptırıyor” olayı be ve daha önceki benzerlerinden. Evet, insana her şeyi yapma kapasitesini veren şüphesiz Allah. Ancak, bu kapasiteyi faydalı işler yapmakla mükellefsiniz/bundan sorumlusunuz rehberliğini yapan da Allah. Ülke geleceğinde sorumluluk alanlar (M. Kemal Atatürk Paşamız en önde gelenlerden biri olarak hariç bırakılamaz) faydalı işler yapmış olsalardı ülke krizden krize kısır döngü haline mahkum olabilirmiydi? Eee bunu da yaptıran Allah ve hiç te iyi durumda değiliz!

        Evrende simetri hakimdir. DiN, dindarlık ve sosyal konularda da simetri hakimdir. M. Kemal Atatürk Paşamızın “Akıl*İman Sentezi” zafiyeti ve bu zafiyete meydan okuyanlar da bu simetrinin tezahürüdür. Bu işin bakiyesi de potansiyelinin büyüklüğüne her zaman inandığım ülkemizin içler acısı halidir.

        • evet, evrende simetri hakimdir, yaptığımız her işin, hatta düşüncenin bile bir paralel evrende karşılığı olur, böylelikle hem dünya hayatımızdaki geleceğimizi inşa ederiz, hem ahiretimizi. yani her bir iş, oluş, düşünce ile ya cennetimizi kuruyoruz, ya cehennemimize “odun” yığıyoruz. her şey sembolik bir anlatıma bürünmüş, neyse ki bugün pek çok sembolü anlama şansımız hiç olmadığı kadar çok.
          yorumunu ülkemizin içler acısı hali diyerek bitirmişsin, biliyorsun evrende hakediş yasası vardır ve temel yasadır. akıl-iman sentezi zafiyetimizi giderinceye kadar rahat yok işte.
          ne kadar ekmek, o kadar köfte.
          ne kadar izan, o kadar refah…(●’◡’●)


          • O’ndan umut kesilmez!
            Kuru ağaç eğilmez,
            Yeter ki HAK EDELİM,
            O’ndan bir şey eksilmez!

            Durumu farkedelim!
            Ekonomi çok elim,
            Pek iyimser degilsem
            Kötümser de değilim!
            ….

    • Didem hanım siyerbilginizi bi gözden geçirin bence; bir ahırdaki saman yığını ve koyunlar arasında doğmuş isa aleyhisselama zengin vatikan ve görkemli kiliseler, saraylar yakışıyor ama bizim peygamberimiz gibi zengin ve tüccar bir ailede doğup büyümüş bir işadamının ümmetine mi yakışmıyor zenginlik?
      Sizin özlemini çektiğiniz çulsuz müminlerden bangladeş taraflarında bolca var, isterseniz siz de ferrarinizi satıp aralarına katılabilirsiniz, ha gayret!

      • zaten bu israfla bangladeş taraflarında bolca olan çulsuz müminlerden olacak bu millet yakında, afrika ilkel kabileler ligine düşmüştük, yeni hedef asya ilkelliği diyorsun, ha gayret bunu da yaparsınız.◑﹏◐

      • müslüman zengin olmalı müslümanın zengin olduğu yerde muhtaç yoksul ihtiyaç sahibi insan da olmamalı.
        üç beş yerden yönetim kurulu üyelikleri ballı maaş alıp yiyeceğe içeceğe altlarında makam arabaları uçakları elektriğe doğalgaza suya bir kuruş ödemeyip sıradan vatandaşa kallavi bir şekilde zammı bindirenler islam peygamberinin ümmetinden mi oluyor şimdi.
        yaptığı saray nedeniyle hz.ebu zer muaviyeye bu sarayı devlet parasından yapmış isen haram kendi parandan yapmış isen israftır demesine geliyoruz.
        mehmet akif ersoy avrupa seyehatinden dönünce oradaki ahvali soranlara dinleri işimiz gibi işleri de dinimiz gibi cevabını vermiş.
        abd başkanı beyaz sarayda oturur resmi davetler dışında yediği içtiği kuaföründen ayakkabı boyasına elbise temizliğine kadar maaşından kesilir.
        hz.ömer devlet işi özel işi için ayrı mum kullanır.
        bugün ülke de sma hastası çocuklar var.cumhurbaşkanı uçaklarından birini satsa o çocukların derdine derman olur.
        petrol zengini sözde islam ülkeleri kazandıkları paraları wall stret bankerleri vasıtasıyla fakir ülkelere faizle borç verip iliklerini kemiklerini sömürüyorlar.
        sömürü üzerine kurulu tezgah ve bu tezgahta
        işte sizin deyiminizle hz.isanın dininden olanlar müslüman ümmetinin hakkı ile böyle zengin oluyor.
        petrol zengini burnundan kıl aldırmayan çöl bedevisi vatandaşlarına tuzak kurup parçalayıp yakıp izini yok eden papucumun kralı prensleri çullu sözde müslümanlar size çok mu cazip geliyor.
        milyonlarca çulsuz aç susuz müslümanın vebali de bunların boynunda değil mi.

  4. Ustası ‘nass, nass ‘diyen çırağın bu sözlerinde yadırganacak ne var !
    Fehmi Bey neden bu kadar ciddiye almış, doğrusu anlayamadım .

  5. “Allah Allah” diye tepki verirken topu taca atmış, işi okuyucalara bırakmış Fehmi bey…. Öylesine ezberci müslümanlara (yani ayetlerin anlamını anlamadan, anlamını ameline yansıtmayanlara) Allah, ezberci bir müslüman Bakan seçtirme işini de yaptırır. Ve bu iş “körler ile sağırlar, birbirini ağırlar” işine döner. Bunu siyasi puan için söylemişse günümüzde eksi puan alır. Mesela, siyasi muhalifleri şöyle bir düşünce alır; “yahu” diyenler olur “kaka yaptıran da o” ama ortalığa çık bu işi ortalıkta yaparak durumu izah etmeğe ne luzum var? Kimbilir gün sonuna kadar ne Nasrettin hoca hikayeleri okuyacağız bugün. Birşeyi “Allah yaptırıyor” denildiğinde bu “Ben bu yanlışı yapmak istemiyorum ama Allah yaptırıyor” şeklinde bir anlamı da beraberinde getirir. Yani, akıl kıtlığında vebal alınmış olur. Yani, her nasılsa “Bakan” olmuş (veya atanmış) ama kapasite(sizlik) örneği. Yazık!

    Yani, bize “Bunu Allah yaptırıyor” denildiğinde bu “şirk”e bile girer. Çünkü, Allah’ı kendi algıladığın/zannettiğin şekilde bir kalıba/formasyona indirgiyorsun. “Şirk”in ne olduğundan haberin var mı diye sorsan acaba ne der? Masumane bir şekilde “Allah Teâlâ kulunun zannı üzerinedir” şeklinde bir hadis var inanmıyor musun diye çıkışta bile bulunabilir. Ancak, bu konuda güvenilir kaynak Kuran’dır (hadis kitapları değil). Hadis kaynaklarının çoğunun düştüğü durumun İncil’in düştüğü durumdan pek farkı yoktur.

    Yani, bütün bu durumlardan kaçınmak için “laiklik” konusunun gereği de ortaya çıkmıyor mu türünde sorgulamalar olabilir ve tamamen haksız da değildir. Ancak, bu bizde laikliğe negatif tarafından yaklaşma şeklinde dikte edildi. Bunun için de pek tutmadı bu iş. CeHaPe bu işi beceremedi, ağzına burnuna bulaştırdı…. Bu konuda kendilerine yardımcı olabilecek bir Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ü bile içlerinde barındıramadılar…

  6. Neden itiraz edilip tepki gösterildiğine şaşırıyorum ben de..
    Dindarlık, tam da bu söylenen sözler istikamatinde bir yaşantı şekli değil midir? Değlse buyrun açıklayın doğrusunu.. Dindarlık nedir? ..
    Şöyle bir geçmişe baktığımızda ve günümüzde ki uygulamalar ve dindarlık eğilimleri bu sözleri doğrular niteliktedir.
    Geçmişte ve günümüzde, benzer sözleri bazı tarikat ve cemaat temsilcilerinden/mensuplarından işitmiyor muyuz ?
    Son olarak da bu sözlere tepki gösterenlerin (daha çok siyasi kesimin) aynı mahallenin başka sokaklarında oturan kişiler olduğu kanaati ağır basıyor..

    • O dediğin değindiğin ‘tarikat ve cemaat’ler olsa olsa birer “kötü örnek” olarak bizzat yaşatılmağa çalışılmasın sakın? (istisnalar olabilir, bilemem- rastladıklarımdan çoğu körkütük ezberci tipler gibi geliyor bana). Geçende cüppelinin bir klibine rastladım, tam bir eğlence konusu! Pek çok sözlerinden derleme yaparak “Rock”/Rap” müziği üretirlerse şaşman. O da “yaparlar, bizde malzeme bol” türü bir açıklamada bulunmuş….

      Dindarlık nedir konusunda “bu iş Allah’ın, bakış açılarından ötürü adeta nasiplerini kestiği bizim sözde aydınlarımızın DiNe olan ilgisizliğinden kaynaklanan bir iştir aynı zamanda. DiN musalla taşında akıllarına gelir” denebilir (mi?). Bunun geçmişe giden bir yozlaşmışlık olduğu besbelli! Bakın, M. Akif Ersoy ne yazmış;


      “Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir;
      Müslümanlik, bilmem amma, galiba göklerdedir”

      “Nasıl olması gerekiyor, gel Mehmet Akif Ersoy, gel abicim şu işi konuşalım. Şu millete yardımcı olalım” diyebildi mi M. Kemal Atatürk Paşamız?… yoksa kendi fasit çemberinde kalarak sofralar kurup keyif mi yaptı?

  7. Allah Allah Allah bu nasıl sevmek..
    Megri megri diye türkü söylemek..
    Bir defadan bişey olmaz canıımm demek..
    Ya da devletin üst kademesinde birinin evinin önünden geçerken flaş patlatmak..
    Ünlü bir gazetecinin evinin sokak ışıklarının sönmesi, sonra sabah sokakta patlama.. (dün kurtların vadisi isimli dizide gördüm, eskiymiş. ama, yeni bir diziymiş gibi ilgimi çekti acaba neden?)🤔
    Bunlar,
    -önemli olup önemsenmemesi gereken mi?
    -Yoksa, önemsiz şeyler zaten mi?
    Acaba:
    Ne önemli? Ne önemsiz? Varmı bunun bir kerrat cetveli? Okuması, siyaset güvenlik yönetim okur yazarlığı?
    Biz nereden, nasıl bilip öğreneceğiz, anlayacağız?
    Bunların farkına varsak, varabilsek🙂
    Sonra faiz dedi nass mı değil mi? Ev alırken mi aklasak ta saklasak, faizin adını değiştirsekte mi paklasak? (Döviz kur işine dokunmadım bak😂)
    Sonuç olarak,
    -faiz demese haram olmayacak, derse herkes dinden mi çıkacak? (Bırak çıksın senmisin cehenneme giden?)
    Duygu seline kapılıp giderken suda mı boğulacak? (Bırak boğulsun senmisin koltuktan olan?)
    #biz bunlarla uğraşırken iş aş geçim eğitim hukuk adalet ne olacak?
    *boş işlerle uğraşmaktan ne zaman kurtulacağız?
    *Ne zaman level atlatacağız şu güzel yurdumuzun güzel insanlarına?☺️🤗

  8. Sayın Koru ,
    https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Tekv%C3%AEr-suresi/5827/27-29-ayet-tefsiri
    Burada Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz buyurulur.
    Yani , sahneyi kuran O , tipleri yaratan O, senaryoyu yazan O, son nokta da iyi ile kötü arasında bir tercih sunan da O, tercihi yapan bizleriz.
    https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Enf%C3%A2l-suresi/1177/17-18-ayet-tefsiri
    Burada da eylemlerin yaratıcısının Allah olduğundan bahsedilir.. Hani sehadet getirirken hayr ve şerrin Alllah tan olduğuna iman ettiğimizi beyan ederiz ya.
    Evlenmeye niyetlenen biri icin Ayşe, Fatma , Zehra , Hatice , Zeliha bir de Mariya muhtemel adaylardır.
    Ayşe nin güzelliği dillere destan , Fatma çok maharetli ev hanımı , Zehra yı anası istiyor , Hatice zengin kızı, Zeliha ögretmen maaşı var, Mariya yeni ufuklar demek.
    https://tevhidmeali.com/sure/bakara-suresi/216
    Burada da ben sana yardımcı olayım , vekaleti bana verirsen en hayırlısını sana yapayım buyurulur. Zira kalplere hükmeden Allah tır.

    https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/En'%C3%A2m-suresi/846/57-59-ayet-tefsiri
    Bu da O nun nasıl kaderleri birbirine içine temas ettirdiğine dair olanı.

    https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Nis%C3%A2-suresi/571/78-79-ayet-tefsiri
    Son söz başınıza gelen ve elinizden çıkan bütün iyilikler Allah tan , kötülükler ise nefsinizdendir.
    Bu mu’min bakış açısı olduğu için , Reis kendi halet-i ruhiyesindeki değerlendirmeler sonucu bunu ifade etmiş olamaz mı ? Son derece sıkıntılı bir durumda iken birdenbire düzlüğe çıkmanın ve bunun karşılığında ki ayeti bilmenin sonucunda söylemiş olamaz mı ?
    https://www.kuranvemeali.com/allahin-yardimi-ile-ilgili-ayetler
    Islam terimi , Arapça daki esleme fiilinden gelir, teslim olmak manasındadır. Neye teslim olmak ? Tabi ki Allah ın kudretine ! Aferin ne güzel iş yaptın , nasıl yaptın ? Akl ettim ! O aklı kim verdi sana ? Gayret ettim ! O gücü kuvveti kim verdi sana ? İşim rast gitti! kim işini rast getirdi ? Basit bir çay için on kalemin bir araya gelmesi gerekirken

    • Olabilirliği mümkün. Ama onca telaş, sürekli bir diken üstünde olma hali, “seçimi kaybedersek bizi yağlı kazığa oturttururlar”, “seçimi kaybedersek her şeyimizi kaybederiz”, “seçiminkaybedersek bir daha insan içine çıkamayız” korkusu… bu korkular içinde Kuran Hadis Tefsir ilim irfan ile uğraşacak vakitlerinin olmadığı gibi akıllarının ucuna dahi getirebileceklerine ihtimal vermiyorum.

      Meğer ki biri hatırlatmış olsun, ve demiş olsun ki: “Ey Millet!, eğer ALLAH bir milleti batırmak isterse onlara zalim bir yöneticiyi musallat eder onunla o milleti helak eder, sonra da o zalim yöneticiyi helak eder”

      Meğer ki Süleyman da bunu duymuş olsun o da o’na illa bir cevap verecek ya, işte böyle zırva bir cevap vermiş olsun.

  9. ALLAH ŞAŞIRTMAYAGÖRSÜN.
    Ne demediler ki ?
    “Bizim öyle bir liderimiz var ki, Allah’ın tüm sıfatlarını taşıyor”
    “Sallallahü teâlâ Erdoğan”
    Bu tabloyu ne denebilir ki?
    Beddua etsen, Allah zaten vereceğini vermiş.
    Mevcut hal ve durumlarından daha büyük bir bela olamaz.
    Bunlara dua etmeye de dilim varmıyor.
    Merhamet hislerimi bunlar için kullanırsam, Allah bu duygularımı tamamen köreltir mi?
    Diğer bir deyişle bunlara merhamet etmek, bu duyguların suistimali, kötüye kullanılması mıdır?
    Sorularını da sormadan edemiyorum.

  10. Ortaçağ zihniyeti:İslam

    Defalarca yazdım yine yazıyorum. Siyasal islamcılara düşmanım, RTE ye düşmanım diyenlere inanmayınız. Onların asıl düşmanlığı islamadır. Yoksa RYE bir siyasi liderdir, oy vermezsin gider, bunca kin niye.
    Benim anlatamadığımı tipi tip olmadığını söyleyen Özgür Özel anlamayanlara açıkca anlatmış. Orta Çağ Zihniyeti öğretiyorlar, çoçuklara Kuran öğretiyorlar demiş, daha ne desin.
    İnşallah uyanmayan birkaç kişi de uyanır. 28 şubatın bitmesine 972 yıl var, kanmayınız.

    • Özgür Özel kimmiş? Olaya özgür değil şaşı baktığı aşikar. Kuran’ın Orta Çağ’da gönderilmiş olması bu ilahi kaynağı o çağa hapsedemez. İblisin etkisinden arınmış bir şekilde okusun da büyüsün, ortaçağda uyumasın. Kuran oçağa hitap ettiği gibi yaşadığımız bu çağa da hitap ediyor.

      Ayrıca, kanımca günümüz müslümanlarının kendilerini o çağın şekline-şemaline uydurup İslamlık taslamaları da oldukça sakıncalı bir konu. Çünkü İslam bütün zamanlara hitap ederken şekil-şemal düzenlemesi için gelmedi. Yani olaya duygusal olarak yaklaşmamak gerek. Aksi takdirde, yukardaki “Bakan”ın içinde bulunduğu durumki gibi “delüzyon”a haline döner bu iş…

  11. Çok talihsiz bir açıklama…
    Bu açıklama bilerek önceden hazırlanmış metin mi yoksa, konuşma akışı içinde rastgele mi söylendi?
    Nasıl söylenirse söylensin bu hamur çok su götürür.
    Bu tür söylemler en çok dine ve dindar kesime zarar verir.
    Yönetimde bulunanlar dini açıdan inançlı olabilirler hatta inançlı olmaları adaletli yönetim açısından kendilerini sorumlu tutarlar. Fakat dini inançlarını ön plana çıkarıp faydalanmak isterken yaptıkları olumsuz davranışlar kendilerinden kat kat fazla inandıkları dine ve inançlı kesime zarar verir.

    • Bir laf İBB: Anketlerin büyük çoğunluğunda en başarılı belediye başkanı Ekrem İmamoğlu seçilmiş, kendisini kutluyoruz.
      Bir laf HDP:yine anketlerde oyu yükseldi görünüyor %12civarı.
      Bir laf dolar 25,30olacak diyenlere: dolar yine yükseldi. 10tl civarından almak vardı.

  12. İlahiyatçı değilim ama o ifadeleri kullanan insanın imanından da şüphe etmek gerekir Hasa Allah ile iletişime geçmiş gibi anlam çıkıyor o ifadelerden.
    Densizligin bu kadarı da fazla

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız