Alman derin devleti suçüstü yakalandı, fakat Alman devlet adamları farkında değil

29
Franco A. evinin bodrumunda..

Her şey Viyana Havaalanı’nda çalışan bir temizlik işçisinin malzemelerini sakladığı tuvalet içerisindeki odada silah bulmasıyla başladı. Ardından meydana gelen gelişmeler, Almanya’yı, ülkenin siyasi kadrosunu, hepsinden önce de Şansölye Angela Merkel’i ne tür bir tehditle karşı karşıya olduklarını derinden düşündürecek bir tablo ortaya çıkardı.

Tabloda Alman ordusu içerisinde örgütlenmiş, ülkenin anayasası ve yasalarıyla yasaklanmış bir düşüncenin ete kemiğe bürünmüş görüntüsü var.

“Nasıl bir düşünce, o düşüncenin sahiplerinin ordu içerisinde örgütlenmesinin amacı ne?” sorularına cevap vermeden önce, Viyana havaalanında saklanmış silahın tesadüfen bulunması sonrasında yaşananları paylaşayım.

Viyana polisi, İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılmış, üreticisinin 1944 sonrasında kepenk indirdiği bilinen 7.65 çapındaki Unique 17 silahının bulunması üzerine, onu temizlik malzemeleri deposunda saklayan kişiyi yakalamak amacıylay tedbirini almış. Silahın Fransa’nın Nazi işgali sırasında Alman subayları tarafından kullanılan cinsten olduğu biliniyormuş.

Kurulan elektronik tuzak işe yaramış. İki hafta sonra silahı yüz numaraya saklayan ortaya çıkmış. Adam tuvalet içerisindeki malzeme odasına girip silahı eline aldığında yakalanmış.

Adam kendisinin iki hafta önce yıllık subaylar balosouna katılmak üzere Viyana’ya gelmiş bir Alman subayı olduğunu açıklamış. Tesadüfen eline geçmiş olan silahı ülkesine dönmek üzere geldiği havaalanında güvenlik hattından geçiremeyeceği için tuvalete sakladığını, şimdi polise teslim etmek üzere almaya geldiğini söylemiş…

Polis kimliğine bakmış, silaha ve sırt çantası içerisindeki USB belleğe el koyup kendisini serbest bırakmış. Aldıkları parmak izlerini kimliğini teyit için Alman polisine göndermiş…

İki kimlikli Alman

Reklam

Sürpriz, sürpriz…

Parmak izi, tutuklanan adamın bir değil iki kimlikli olduğunu açığa vurmuş.

Biri, Alman ordusunun elit birliğinin mensubu olarak Fransa/Strasbourg’daki Fransız-Alman ortak tugayında görevli bir Alman subayına aitmiş…

Diğeri ise…

Olayı en ince ayrıntısıyla işleyen New York Times gazetesinin haberi şöyle başlıyor:

“Eşofman giymiş kara sakallı biri karakola girdi; cepleri boştu ve üzerinde eski bir cep telefonuyla biraz da yabancı bozuk para vardı. Kırık bir İngilizceyle kendisini Suriyeli bir göçmen olarak tanıttı. Kıtanın yarısını yaya kat ettiğini, bu yüzden kimlik belgelerinin kaybolduğunu söyledi. Görevliler fotoğrafını çekip parmak izlerini aldılar ve hakkında dosya açtılar. İsminin David Benjamin olduğu kayda geçti.” 

Adamın karakolda çekilmiş ‘göçmen’ fotoğrafı..

Viyana’da tuvalete gizlediği silahı alırken yakalanan kişinin ikinci kimliği kendisini karakolda David Benjamin olarak tanıtmış Suriyeli göçmene aitti.

Gerçek olan kimliği ilkiydi adamın. Alman ordusuna mensup bir subaydı. Göçmen görüntüsüne bürünebilmek için yüzünü ve ellerini annesinin makyaj malzemelerini kullanarak karartmış, uzamış sakalını ise ayakkabı boyasıyla siyahlaştırmıştı.

Reklam

Esas adı Franco A. olan adam, karakolda verdiği ifadesinde, Halep’te yerleşik Fransız asıllı Hıristiyan bir ailenin çocuğu olduğunu, savaştan kaçarak sığınmak üzere Almanya’ya geldiğini söylemişti. Beş yıl Fransa’da iki ülke arasında oluşturulmuş ordu saflarında görev yaptığı, bu arada yine Fransa’da yüksek lisans eğitimi aldığı için mükemmel Fransızca konuşabiliyordu. Buna karşılık Arapça bilmiyordu ve bu durum daha ilk günden ortaya çıktığı halde bu garabete kimse aldırmamıştı.

Alman istihbaratının, ordularına mensup bir subayın neden kendisini ‘göçmen’ olarak tanıtma ihtiyacı duyduğunu, üzerine kayıtlı olmayan eski bir silahla ne yapmak istediğini anlamakta zorlandığı anlaşılıyor. Viyana polisinin el koyduğu USB bellekten elde edilen ilişkiler ağı, adamın ülkedeki aşırı sağcı gruplarla yakın ilişkisi bulunduğunu, benzer ilişkileri Fransa ve Avusturya’daki sağcı örgütlerle de kurduğunu gösterdiği halde…

Haberden Franco A.’nın Alman ordusunun en elit birliği olan ve mensupları keskin nişancılık eğitimi almış KSK’nın mensubu olduğunu öğreniyoruz. KSK içerisinde var olduğu anlaşılan garip ilişkiler ağı bu olaydan önce de başka örneklerle ortaya çıkınca birliğin lağv edildiğini de…

Hitler’i öven, Alman politikacıların göçmenlere kol kanat germekle ülke anayasasını çiğnediklerini savunan görüşlerine rağmen, Franco A. kendisinin masum olduğunu ileri sürmekteymiş…

Ne yapmayı planlıyordu ‘göçmen’ kimliğiyle Franco?

Bu konuda kafalar karışık.

Oysa benzer olaylara daha önce tanıklık edilen başka ülkelerin deneyimlerine göz atsalar, mesela Türkiye’nin 1980 sonrasında yaşadıklarını bilseler teşhis koymakta zorlanmazlardı.

Almanlar “Herhalde kendilerine düşman bildikleri kişilere suikast düzenleyecekti” diye düşünüp ülkelerinde göçmenlere arka çıkan Musevi Cemaati’nin öndegelen mensuplarından bir kadının hedef olduğuna inanıyor.

İnandırıcı gelse de bunun için göçmen kimliğine bürünme zahmetine katlanmasına ne gerek vardı adamın?

‘Göçmen’ kimliğiyle yapılacak bir eylem daha büyük ses getirecek bir Alman hedefe karşı planlanmış olmalı.

Ancak kendisine tedavülden kalkmış bir silah bulabilmiş bir göçmenin eylemi…

[Bizzat kendisinin değil, aralarında dolaştığı Suriye göçmenlerinden ayartabileceği birinin tetikçi olarak kullanılma ihtimalini daha fazla önemsiyorum.]

Hedef Merkel miydi acaba?

Franco A. tutuklu değil, davası bu yıl görülecek. Ceza alana kadar -tabii ceza verilirse- tutuksuz yargılanacak.

İlginç bir dava olacağına, duruşmalarının ilgi çekeceğine hiç kuşku yok.

[Almanya’da da ‘derin devlet’ diye adlandırılabilecek yapılanmalara roman diliyle dikkat çeken yazarlar var. Bunlardan en meşhuru Wolfgang Schorlau’nun sekiz kitabının beşi İletişim Yayınları tarafından Türkçe’ye de kazandırıldı: Mavi Liste, Münih Komplosu, Koruyan El, Kavuran Soğuk ve Büyük Plan. Bunlardan ‘Koruyan El’ adını taşıyanı, kurbanları Türkler olan ve Alman basınının ‘dönerci cinayetleri’ genel başlığı altında küçümsediği, ülke istihbarat örgütünün yönlendirdiği bir aşırı sağcı örgütün eylemlerinin perde gerisini anlatır. ‘Mavi Liste’ romanı ise Netflix’ten ulaşılabilen ‘Detlev Rohwedder Suikasti‘ belgeselinde anlatılan karanlık bir derin devlet operasyonuyla ilgilidir.]

ΩΩΩΩ

29 YORUMLAR

  1. Türkiye’deki ‘derin devlet’ enflasyonu yarım gösterdi ve çalışanlara ona göre zam yaptı. Esas meselemiz budur. Bu iktidar halk düşmanıdır!

  2. Bizler seçimle yatıp seçimle kalkarken dünyada neler oluyor Suudi Arabistan ile katar anlasip sınırları açıyor yarın başka ne gelişmeler olacak bakalım.trumpun gidişiyle kartlar yeniden karilıyor.herkes yeni düzene göre yeni oluşumlar peşinde sırayla izleyelim bakalım

  3. Türkiye’de gerek ABD, gerek İngiltere, gerekse İsrail’in istihbarat faaliyetlerine ilişkin pek çok çalışmaya rast gelmek mümkün. Fakat Almanya’yı ele alan çalışmaların sayısı neredeyse yok hükmünde. Hablemitoğlu 18 Haziran 1999 tarihli ‘siyaset meydanı’ programında sayısal verilere de dayanarak FETÖ’yü anlatmıştı. Adeta yaşanacakları yıllar öncesinden haber vermişti.  Necip Hablemitoğlu, 2001 yılında basılan “Alman Vakıfları Bergama Dosyası” isimi kitabından bir sene sonra bombalı saldırıya uğramıştı.
    Zamanında Fetö nün elinde olan istihbarat Hablemitoğlu suikastini BND’ye yıkarak kendini aklamaya çalışırken iki tarafın hasım olduğu görüntüsü özenle veriliyordu. Peki, 15 Temmuz sonrası Türkiye’den firar eden FETÖ mensuplarına kucak açan kim? BND Almanyası değil mi? BND, en başından beri Türkiye’nin aleyhine çalışan kim varsa besledi, büyüttü. Zora düştüğünde ise tıpkı Fetö gibi, PKK gibi kucak açıp bağrına bastı. BND hesabına çalışan Şark Enstitüsü’nün Başkanı Udo Steinbach’ın şu sözleri var;
    “Türk milleti diye bir millet mevcut değildir. Nitekim mevcut olmadığını Türk-Kürt, Müslüman-Laik ve Alevi-Sünni çatışmalarında apaçık görmekteyiz.”
    Bu Alman vakıfları ve BND Türkiye’ de cirit atmalaŕına rağmen hiç gündemde değil. Fehmi Bey in bu yazısı önemli bence.

  4. Değerli kalem üstadı yurdunda dönen dolapları derin ilşkiler ağını Taha kıvanç yazardı bizde zevkle okurduk Omenhus susurlukla ilgiliği yazılarınızı unutamayız şimdi Alman derin devletini yazarken bizdeki uyuşturucu trafiğini karapara aklama işlerinden haberdar olmamış olamazsın kirli yapılanmalar siyah renklli transporterların yaptıkları gizli kapaklı işleri niye yazmıyorsun uz muhterem engel olanmı var ???

  5. Trump’in ses kaydını dinleyinc 2013 deki ses kayıtları aklıma geldi.

    Bu Trump taraftarları, ne kadar sahtekar! Zavallı trumpi hemen dünyaya rezil ettiler.
    Biraz bizdeki Müslümanlardan ders alsalar ya.
    Bakın bizim Türkiye battı fakat bizim sıfırla lider dim dik ayakta.
    Istiyen bu videodan trumpin talimatını dinliye bilir.
    Tali.atta oy çal diyiyor adamda kanusuz deyince tehdit ediyor.
    https://www.cnn.com/2021/01/04/politics/donald-trump-brad-raffensperger-phone-call-georgia/index.html

  6. Sn Koru Biraz gündem değiştirsek ve önümüze baksak :
    ”Almanya’dan AB’ye Türkiye önerisi: İngiltere örnek olabilir
    Almanya’da Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili politikacı Friedrich Merz, Avrupa Birliği’nin Türkiye ile İngiltere örneğinde olduğu gibi bir ticaret anlaşması imzalaması gerektiğini söyledi”’
    Nasıl olsa onların bizi alacağı yok bizim de girmeye niyetimiz yok .
    NE DERSİNİZ sabahtan akşama kavga etmekten ise ufuk geliştirici ve gerçekçi konulara dalsak.

    • Ingiltere ile ticaret anlaşmasının bize öncekinden daha fazla bir avantaj sağlayacağı hayal. İngiltere kendi avantajına uygun başka ülkelerle de anlaşma imzalamakta. Almanya da bunu bizle imzalasa şimdikinden fazla ne avantaj sağlayacağı şüpheli bir durum. Kültürümüze/DiNimize aidiyetle AB’ye entegre olabilmemiz bizim için her şıktan daha avantajlı. Bu entegrasyon bize çok önemli bir deneyim kazandıracak.

      Her bakımdan standardımız yükselir. Örneğin, ekonomik verimi yüksek projeler yapmayı, rüşvetsiz-adam kayırmasız liyakata dayalı usullere geçişimiz, teknolojik üretimin hızla yaygınlaştırılması, Anadoluda her geçen yıl daha da ciddi boyutlara ulaşması çok muhtemel işsizliğe sağlam çözümlerin üretilmesi. Avrupa dillerinin ülkemiz genelinde yaygınlaştırılması, Avrupa insanının DiNimizin hiç de korkulacak bir tarafı olmadığını yakından görme şanslarının artması ve hatta bunun uzantısı olarak müslumanlığa geçişlerin artma şansı, yunanistan ile daha dengeli ve güvenli komşuluk ilişkilerinin tesisi, ve daha pek çok konuda avantajlar var. Ancak bu şekilde gelişme hızımızı daha fazla arttırma şansımız var. Herşeyden önemlisi bu iş dünya barışının tesisine atılacak daha emin bir adımdır.

      Aksi takdirde mevcut kutuplaştırılmış yapımızla içinde yaşadığımız TR mayın tarlasında kendi aramızda bir aşağı bir yukarı hoplayıp cebelleşmelerle birbirimizi zayıflatacak belki de tüketeceğiz. Mevcut zihniyet ve siyasi kargaşa ortamında insanımızın gelir düzeyine-sosyal huzuruna katma değer katabilecek standarları oluşturacak durumda değiliz.

  7. Üç tane Bader Mainof çetecisini aynı akşam hapisanede temizleyen Alman lar bu adamı neden tutuklamadan yargılıyorlar ,?bu kadar tehlikeli ise!!!Yakinda kafayi yemek

  8. Bulunan silah direkt derin devlet ile ilişkilendirmek doğru değildir. Büyük devletlerde bu tür seneryolar olabilir. Merkel halk tarafından sevilen bir kişiliğe sahiptir. Almanya temelleri sağlam bir yapıya sahiptir. SAYGILAR sevgiler

  9. Almanya’da derin devlet ne kadar derin olursa olsun; Almanyalı’lar değil Alman halkı o derin devleti sudan çıkmış balığın durumun’dan daha beter ederler..Çünkü, onlar geçimş hatalardan iyi ders çıkardılar.

    Artı ,Almanlar! hatalarını’de her zaman kabul edip özür dilemsini’de bilecek kadar dürüstler.

    AÇIKCASI, bir insanda olması gereken özelikler onlarda mevcüt.
    Israf, gösteriş,tembelik,yalan iftira, palavra,tehdit, Almanların vicdan kıtabında yok.

    Bunu anlamak için sıradan vatandaşları, Başbakanları ve Cumhur başkanların’ın gözler önünde olan yaşam tarzlarına görebilmek ve anlayabilmek yeterlı.

    Dünyada sözü geçen ve bir çok alanda yılın adamları listesinde üst sıralarda yer alan isimlerin gösteriş ve şatavat’tan uzak, mutavazı yaşam tarzlarına bakmak yeterlı.

    Derin devletler’ın en rahat hatta derine inmelerine gerek kalmadan maşaları vasıtası ile zahmetsizce yönetikleri ülkeler sıralamasında son 9 senedır, Alman halkının apoziti olan TC vatandaşları’nın sayesinde şampiyonluğu biz kimselere vermiyoruz…!!!!

    TC devletinin en başarılı olduğu icrââtlar’ının başında evlerde dahıl her her yeri HAPISHANE ve içini tıkabasa dolduracak şuçlu MAHKÜM üreterek onları doldurmak.

    Örnekmi istiyorsunuz?alın size örnek!
    Doğumlar azalınca Mahkum üretimi
    konusunda zorlanan derin devletın imdadına bu seferde KORONA yatişti! Onun sayesinde devlet cebinden 5 para ödemeden tertemız masrafsız 65 yaş ve üzeri olan herkesi birden! Hay Allah: az kalsın unutuyordum: (devletullahın elt sınıfı harıç) mahkum edip fakirlik, borç’luluk yani sıra mahkuluk alanın’dame ekleyerek Dünya rekorlari kırmaya devam ediyor.

  10. Polonya kendi milli tankından sonra yerli mini havasavunma sistemini de üretip ordusuna teslim etti allahın izniyle. Ruslar kaliningraddan sıkıştırıyor. Macaristan bizimle, polonya ile dayanışmamız galiçyadan. Alman müzelerinde sergilenen, 2.savaştan sonra doğu avrupadan sürgün edilen alman göçmenlerine ait, tarlalarında patates taşıdıklar el arabalarına yüklenmiş acılar ve intikam hisleri hala tazeliğini koruyor. Asimile olamayan türk toplumu hedeflerden biridir, polonya, ukrayna ve belarus ile tam dayanışmada olmalıyız.

  11. ALMANYA BİZİ KISKANIYOR

    Kıskanmasa bile kıskanmalı. Ne o öyle soğuk savaş döneminden kalan yapılanmalar. Üretimden kalkmış nazi silahları falan. Çağın gerisinde kalmış bu almanlar.

    Bizde ise başına Biden geçiren koalisyon son derece çağdaş tekniklerle iktidara yürüyor. Dün gece de bunun provasını yaptılar. Daha çok bir iletişim kanallarının test edilmesiydi bu. Bir sağlık dramını bahane ederek hepsi aynı anda ajans tarafından yazılmış metni paylaşmaya başladı. Sayın yazarın da sık tavsiye ettiği “Başkanın Adamları” filmindeki sahneleri aratmayan aksiyon döndürdüler. Sanki devletin bütçesinden en büyük pay sağlığa gitmiyormuş gibi devleti yardıma cağırdılar. Bunu yapanlar büyükşehir belediye başkanları, parti başkanları, eski bakanlar, milyonluk arabaya bindikleri ile övünen sanatçılar. Oysa gelirlerinin en ufak kısmını bağışlasalar bahsettikleri tutarın çok çok bir meblağ ortaya çıkacak. Sözgelimi Ankara’ya son açtıkları heykel yahut sık sık ödedikleri buşon parası (şarap açma parasıymış) ile bu meblağ toplanırdır.
    Söyledim ya amaç iletişim kanallarının test edilmesi. Bence başarılı da oldu. Sağlık bakanı açıklama yapmak zorunda kaldı. Zannedersem Ankara trol ekibi ve istanbul trol ekibi beraber çalıştı. İktidar yanlısı tivit atanlar çok acemi kaldıkları gibi meramlarını bile anlatamadılar. Hep söyledim yine söylüyorum; İktidar Biden in “muhalefeti destekleyip Erdoğan ı indirme” planını çok hafife alıyor. Almasın. Bu iş Fahrettin Altun’u çok aşıyor. Ya acil zihniyet değiştirilmeli yada daha profosyonel ekiplere danışılmalı. Unutulmamalıdır ki trump a seçim kaybettiren her tivitinin altına yalan damgası basan sosyal medyadır. Abd başkanını bile pervasızca sansürleyen yine de insanların özgürlük diye sahip çıktığı sosyal medya denilen şeyin ne olduğu henüz anlaşılamadı ülkemizde.

    Not: sayın baran ^”konu mankeni” başlıklı yazı hakkındaki yorumuma “ya yeterli baret yoksa” demiş. Basında olayın diğer fotoğraflarını incelese idi kardeşlerimizin ellerinde baret olduğunu ama başlarına takmadığı görecektir. Malesef bütün resimler “konu mankeni olgusunu” doğruluyor. Ama malum çevre “özür dile erdoğan ” başlıklı çalışma ile bu konuda da üste çıkmayı başardı.

    • Fahrettin Altun yetersiz kalıyorsa İbrahim Kalın var, o yeter, hem İngiliz MI6’nın başkanı R. Moor ile sarayda görüştü, Biden’a pabuç bırakmazlar yani, siz merak etmeyin sayın hd.

  12. astrologlar 2021 için suikastler ve ayaklanmalar yılı diyorlardı.
    enteresan gelişmeler oluyor.
    kuşkusuz post korona sonrası( sonra yı iki kez kullanıyorum yakın ve uzak sonra için)toplumları sarsacak olaylar olacağını öngörmek için de yıldızlara uzanmaya gerek yok. tarihte salgınları adeta tarihin akışını değiştiren büyük olaylar izlemiş.
    araştırmalar “salgınlardan doğan toplumsal ve psikolojik huzursuzluk, salgın öncesi dönemin sorunlarını sıkıştırıp ortaya çıkarma eğilimindedir. ancak aynı zamanda salgın sonlandığında küresel eylemlerin daha sert şekilde dönüşü için verimli bir ortam oluşturur” diyor.
    araştırmacılar ise şunu söylüyor; Salgınların ardından isyan, ırkçılık ve komplo teorileri yükselişe geçiyor.

    antik çağda yaşanmış büyük salgınlar ve enteresan gelişmeler de var ama konu çok uzamasın diye yakın tarihe değinmek istedim.
    14. yüzyıl vebası ve Batı Avrupa’nın yükselişi
    Ancak milyonlarca insanın ölümü sonrası, salgından etkilenen ülkeler büyük bir hızla büyüdü ve bugün dünyanın en zengin ülkeleri haline geldi.
    Yüksek oranda insanın ölümüne sebep olduğu düşünülen hıyarcıklı veba (bubonik veba) çoğunlukla köylülerin hayatına mal oldu. Bu da toprak sahiplerinin işgücü sıkıntısı yaşamasına yol açtı. Geride kalan sağlıklı tarım işçileri, daha fazla pazarlık gücüne sahip oldu.
    Yani işçilerin, toprak sahiplerinin borçlarını ödemek adına çalıştırıldığı eski feodal sistem parçalanmaya başladı. Bu parçalanma Batı Avrupa’yı daha modern, ticaret odaklı ve nakit bazlı bir sisteme itti.
    Ekonomiyi modernize etmenin, teknolojiye yatırım yapmanın ve dışa açılmayı teşvik etmenin etkisiyle Batı Avrupa, zaman içinde dünyadaki en güçlü bölgelerden biri oldu.

    Amerika’daki çiçek hastalığı ölümleri ve iklim değişimi
    University College London’daki bilim insanlarının yaptığı araştırma, yalnızca o yüzyıl içinde, o dönem dünya nüfusunun yüzde 10’una denk gelen bölge nüfusunun 60 milyondan 5-6 milyona düştüğünü gördü.
    Hayatta kalan az sayıda insan, elde kalan arazileri yeterince işleyemediği için çok büyük alanlar ormana veya çayıra dönüştü.
    Tahmini 560 bin kilometre kare alan, yani neredeyse Kenya büyüklüğünde bir yer bu yönde değişti.
    Bitki ve ağaçlardaki bu muazzam büyüme, karbondioksit seviyesinde azalma sağlayıp dünyanın geniş bölgelerinde sıcaklığın düşmesine sebep oldu.
    Bilim insanları, volkanik patlamalar ve güneş aktivitelerinin azalmasıyla beraber bu olayın da, dünyanın pek çok yerinde sıcaklığın düştüğü ”Küçük Buz Çağı” adı verilen dönemin başlamasına neden olduğuna inanıyor.

    Sarıhumma ve Haiti’nin Fransa’ya başkaldırısı
    haiti’de meydana gelen bir salgın, Fransa’nın Kuzey Amerika’dan çıkmasına yardımcı oldu. Bunu da ABD’nin kıtada büyümesi ve hızla güçlenmesi izledi.

    Afrika sığır vebası ve sömürge yayılması
    1888-1897 yılları arasında sığır vebası virüsü (rinderpest), Afrika’nın sığırlarının yüzde 90’ını öldürüp Afrika Boynuzu, Batı Afrika ve Güneybatı Afrika bölgelerindeki toplulukları harap etti.
    Büyük baş hayvanların yitirilmesi açlığa, toplumda bir çöküşe ve sığınmacıların salgından etkilenen bölgelerden kaçmalarına yol açtı. Mahsul yetişen yerler de etkilendi. İnsanların birçoğu toprağı sürmek için öküze güvendiğinden ekin yetiştirme alanları da etkilendi.
    Hastalığın neden olduğu kaos, Avrupa ülkelerinin 19. yüzyılın sonlarında Afrika’nın büyük alanlarını sömürgeleştirmesini kolaylaştırdı.

    Veba ve Çin’deki Ming hanedanlığının düşüşü
    Ming hanedanlığı, Doğu Asya’nın geniş kısmında büyük bir siyasi ve kültürel etki kullanarak Çin’i neredeyse 300 yıl boyunca yönetti. Ama bu yönetim, korkunç bir salgın hastalık sonrası son buldu.
    Salgın, Çin’in kuzeyine 164 yılında, muazzam can kayıplarıyla birlikte geldi. Bazı bölgelerde nüfusun yüzde 20’si, bazılarında yüzde 40’ı öldü. Veba, kıtlık ve çekirgelerle aynı zamanda ortaya çıktı.
    Kaosla artan haydut saldırılarını, Ming hanedanlığının yerine geçip yüzyıllar boyu sürecek kendi imparatorluklarını kuran Qing Hanedanlığı’nın istilası takip etti.
    O ara hasta olan Ming liderinin karşı karşıya kaldığı, aralarında yolsuzluk ve kıtlığın da bulunduğu pek çok sorun vardı ancak ülke çapında yayılan ölümcül salgın hastalık, yönetimlerinin çok daha hızlı şekilde son bulmasına yol açtı.

    2020-25 arası da dünya büyük değişimlere şahit olacağa benzer. fehmi beyin bugünkü yazısını bu minvalde değerlendiriyorum.
    devletler/derin devletler mevzi alıyorlar.
    nuh nebi zamanının türban tartışmalarından zaman bulup bu enteresan gelişmeleri takip eden, olayların evrileceği noktaları hesap eden var mı siyasilerden bilmem,
    yoksam hangi partide kaç tane türbanlı kadın var, son açıklama oy oranlarımıza nasıl yansıdı gibi nispeten çok daha önemli konularla mı iştigal ediyorlar acaba?

    • Yani Didem Hanım,itiraf edeyim eski yazılarınızda kayda değer bir şey bulamıyor, okuyor ve geçiyordum.Ancak şu son zamanlardaki (bana yüklendiğiniz eski zamanların alışkanlığından kalma tuhaf yazı hariç tabii) haylice ilginç paylaşımlar okuyorum sizden.Bakış açısındaki az bir değişiklik bile ne kadar farklı sonuçlar çıkartabiliyormuş demek.Anlaşamadığımız konular da var elbet.Ancak sizdeki bu değişimi ben yine de takdirle karşıladığımı ve paylaşımlarınızdan da istifade ettiğimi söylemeliyim.Hayat yolculuğundaki gayemiz hakikate ulaşmak ve bu uğurda çabalamak olduğuna göre, nefsin zorlamalarını da aşarak bu yoldaki her türlü dönüşüm de elbette takdir edilmeye layık ve yine fevkalade önemde değere haizdir zaten.

      • Yani uğur bey, beni de sizde bir inkişaf görmek memnun etti. hakikat ve insan arasında, yani insanı anlamak arasında sıkı bir ilişki var, o nedenle birbirini anlamak yolunda her çaba kıymetli bence de.
        sağlığınız nasıl?
        umarım daha iyisinizdir.
        selamlar.

    • Hanımefendi “…nuh nebi zamanının türban tartışmalarından zaman bulup bu enteresan gelişmeleri takip eden, olayların evrileceği noktaları hesap eden var mı siyasilerden bilmem…” buyurmuşlar; müsterih olunuz, memleketin bütün astrologları harıl harıl bu konuları nasıl hal yoluna koyarız acaba diye gece gündüz yıldızları dikizliyorlar, tez zamanda hepsinin başına bir göktaşı kayar da kurtulursunuz inşallah!
      Sizden başka hesap bilen mi var canım, kim neyi edecek?
      Ama sorsak kanalistanbul projesine de beton israfı der çıkarsınız şimdi, öyle değil mi?

    • Didem hn değerli araştırma ve bilgiler umarım insanların aklının başına gelmesine yeterli olur.
      İyi niyetle, yapmayınla anlamıyorlarsa yasakla gitsin kolaycılığı,
      Yasaklar gelsin de.. Türü düşüncelerin zamanla arkasından hangi yassahları çağırdığı malum.
      Hitler deyince dünyanın midesi bulanırken, birde ajanıs macanıs işlerle uğraşmayalım bizden ırak olsunlar. Daha seksenleri sindirememisken, hele ki temmuz.. Of ki of.
      Ben seçmene güveniyorum. Fala inanmam. astronomi tahminlerini hafife almam.
      Geçmişte şöyle oldu şimdi de böyle olabilir diyene yüzde 50+1 puan veririm.
      Bu kadar önemli olaylar olduğu bir dönemde (bütçe, enflasyon, faiz, yeni yıl zamları pardon ayarlamaları, vb) gündemi kadın giysisi- örtüsü ile meşgul edebilen her kimlerse,
      helal olsun Allah sizleri başımızdan eksik etmesin diye yüce Rabbime dua ediyorum. Amin.

    • Almanya’da demokrat bir hükümet var, yerine aşırı sağ bir hükümet getirmeye çalışıyorlar 28 şubatla bir ilgisi yok. Türkiya’de 28 şubatı yapan zihniyet bu gün iktidar zaten. 28 şubatçılar CHP ye operasyon yapıyorlar ki zaten göze girmeyi başaramayan partiyi tamamen gözden düşürüp, cuhmur ittifakını zayıflatıp iktidarı ellerinde tutmaya çalışıyorlar. (28 şubatçılar bu gün muhafazakar ve milliyetçi göründüğünden anlaması kolay değil)

      • Sayın Vatandaş’a katılıyorum.O zamanki koşullar CHP’yi kullanmaya müsaitti,şimdiki zamanın koşulları mutasyona uğramış AKP’yi kullanmaya müsait.Derinlerin partisi olmaz,kullanılmaya elverişli olanlardan en fazla işine geleni kullanır o.

      • Vatandaş bakıyorum türkiyede şeşi beş görecek kadar her şeyi çözmüşsün ama sıra almanyaya gelince demokrat kesilivermişsin! Doğrusunu öğren: almanyada ırçı oğlu ırkçı bir hükümet var ve şişko domuzdan sonra çok daha ırkçısı geliyor benden söylemesi! Museviler için durum zordur ama biz hazırız. Fransa da aynı vaziyette, toplama kampları yakın ve direniş için barikatlara!
        Bu kez gaz odalarına koyun gibi gitmek yok; avrupa ordularında türk lejyonerleri de çoktur, bilen bilir…
        Türkiyede ise fatihlerin nesli iktidardadır, okej?

      • Muzaffer bey banim de kafam karışık yani, bu partileri ittifakları hep karıştırıyorum. iktidar da CHP muhalefette AKP var zannediyorum, cumhur ittifakı muhalefette Millet ittifakı da iktidarda zannettiğim de oluyor işte.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız