Bir günlük merak arası: BAE’yi kim karıştırıyor, Afrika seçimlerine kim müdahale ediyor?

46

Gündem sıkıntısı çekilmeyen bir ülkeyiz. Kendiliğinden ortaya çıkan gelişmeler de var, fakat siyasi hayat içerisinde değişik konumlarda yer alanlar da hemen her gün gündeme yeni maddeler kazandırmakla meşguller. Bu listeye, en çarpıcı örneği Külliye’de ağırlanan Avrupalı iki siyasinin oturduğu koltuklar protokolünde yaşandığı üzere, son zamanlarda bir de yabancıların katkıları eklendi.

Yaz babam yaz.

Oku babam oku.

Galiba gündem yazanı da okuyanı da yoruyor.

Oysa bizim dışımızda çok daha meraklı gelişmeler yaşanıyor. Her biri bitirene kadar elinizden bırakmayacağınız merak uyandıran bir polisiye roman veya izlerken yerinizden kımıldamayacağınız türden bir casusluk filmi kadar heyecan uyandıran haberlerle karşılaşmak mümkün.

BAE İsrail ajanlarının hedefi

İki gün önce, iki İsrail gazetesinde karşıma çıkan iki farklı casusluk haberi gibi…

Haberlerin ilki diğerinden biraz daha solda olan Haaretz gazetesinden…

Reklam

Birleşik Arap Emirlikleri’ni oluşturan yedi emirlikten Re’s el-Hayme’nin Emir ailesini hedef alan bir casusluk olayı haberin konusu. İsrail gazetesi ayrıntıları ABD’nin önemli haber sitesi ‘Daily Beast’ten almış. 

Şeyh Saud bin Sakr el-Kasımi..

Daily Beast’in araştırmasına göre, Emir Şeyh Saud bin Sakr el-Kasımi’yi hedef seçen birileri, ona ve ailesine karşı açılmış bir davada kullanılmak üzere bilgi toplama faaliyeti içerisine girmişler. Bunun için bir firmayla anlaşılmış. O firma, biri ABD’den diğeri İtalya’dan iki gazeteciyi devreye sokarak sonuç almaya çalışmış. 

Gazeteciler, ayrı ayrı, konuya ilişkin bilgi sahibi kişilerle sosyal medya üzerinden temasa geçip açılmış davada kullanılacak belgelere sahip olma çabasına girmiş…

Buraya kadar olan, alışılmış bir bilgi toplama faaliyeti. Ancak, konuyu ilginç kılan, kendilerini ABD’de yayın yapan Fox-TV’nin muhabiri ve İtalyan gazetesi La Stampa mensubu olarak tanıtarak muhataplarına ulaşan gazetecilerin aslında var olmadıkları…

Var olan iki gazetecinin kimliğini kullanmamış firma, o yayın kuruluşlarında çalışıyormuş gibi aslında var olmayan iki gazeteci kimliği yaratmış. Var olmayan gazeteciler var olan Amerikan TV kanalı ile İtalyan gazetesinin çalışanı gibi gösterilirken gerçek adresler kullanılmış…

Karışık bir iş. 

Evet, karışık. 

Daily Beast, Birleşik Arap Emirlikleri’ni hedef alan faaliyeti yürütenin İsrail’de yerleşik ‘Bluehawk’ firması olduğunu, firmanın başındaki Guy Klisman’ın da ‘İsrail askeri istihbaratı’ ile ilişkisi bulunduğunu tespit etmiş…

Reklam

Birleşik Arap Emirlikleri’ne dönük bu istihbarat faaliyeti, ülke yakınlarda İsrail ile diplomatik ilişki kurduğu için daha da ilginç bir hal alıyor.

İsrail ajanları Afrika’da

İkinci haber Jerusalem Post gazetesinin hafta sonu verdiği Magazine ekinden. 

Yazı “Eski Mossad elemanlarının gölgesi – İsrailliler nasıl oluyor da Afrika’daki seçimlere müdahale ediyorlar?” başlığını taşıyor. Yazının hemen girişinde Gana’da çıkan ‘Daily Post’ gazetesinin ilk sayfası veriliyor [Bu yazının tepesinde sayfayı görüyorsunuz].. O sayfada tam 14 kişinin vesikalık fotoğrafları yer alıyor. Pasaportlardan alınmış fotoğraflardan herbirinin altında o kişilerin isimleri var.

Ülkede geçen Aralık ayında yapılan ve kamuoyu yoklamalarının iktidar partisinin kaybedebileceğini gösterdiği seçimden birkaç ay önce, Ağustos ayı sonunda, bu 14 İsrailli, özel bir uçakla Gana’ya inmiş, başkent Akra’da (Accra) Spintex Caddesi üzerindeki Oak Plaza Otel’e yerleşmişler.

Soranlara kendilerini ‘bilgi işlem uzmanı’ olarak tanıtıyor ve orada bulunma sebeplerinin de yerel sanayi firmalarına danışmanlık olduğunu söylüyorlarmış…

Jerusalem Post gazetede fotoğrafları verilen kişileri tek tek araştırmış ve en az ikisinin Mossad ve askeri istihbarat kökenli ajan olduklarını, geri kalanlarının da muhtemelen benzer özgeçmişi bulunduğunu tespit etmiş…

İkiliden Amit Waisal Linkedin sayfasında kendisini ‘İsrail hükümeti adına çalışan biri’ olarak tanıtıyormuş zaten. Gazete, bu tanımın istihbarat örgütü mensupları tarafından kullanıldığını bildiriyor. Waisal Gana’ya gitmediği iddiasında.

Adi Danino ise 2011’den 2016’ya kadar İsrail askeri istihbarat örgütünde bilişim güvenliği bölümünde çalışmış. Sonra özel sektöre geçmiş ve kendisi gibi askeri istihbarat kökenlilerin kurduğu Verint Intelligence adlı firmada görev almış. Gazete Verint’e Gana ilişkisini sormuş, söz verdikleri halde firmadan ses çıkmamış. 

İsrail’den Gana’ya seçimleri görev başındaki devlet başkanı Nana Akufo-Addo lehine etkilemek için gelen ekibin başarıya ulaştığı anlaşılıyor. NPP partisinin aday gösterdiği Akufo-Addo zor seçimi ilk turda yüzde 51 oy olarak kazanmış. Gana’da da başkan iki dereceli seçimle sandıktan çıkıyormuş ve adayların seçilebilmek için ilk turda yüzde 50+1 oy alması gerekiyormuş…

Anayasa Mahkemesi kararını protesto eden Ganalılar..

Akufo-Addo’nun seçimdeki rakibi kendisinden önceki başkan olan John Mahama imiş. NDC partisi adayı Mahama, kendisinin kazanmaması için yasa dışı yollara başvurulduğunu, seçim öncesi ve seçim günü usulsüzlükler yapıldığını ileri sürerek seçimin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş.

Gana Anayasa Mahkemesi başvuruyu reddetmiş.  

Konuyu ayrıntılarıyla işleyen Akra’da çıkan Herald gazetesi, “Araştırmalarımıza göre, İsrailliler Başkan Akufo-Addo’nun yeniden seçilebilmesi için bilgi ve becerilerini kullanmak üzere ülkeye getirildiler ve 7 Aralık 2020 tarihinde yapılan seçimin sonucunu onun lehine etkilediler” diye yazıyor.

Jerusalem Post’un tespiti şu:  “Gana’daki seçimi etkilediler mi, bilemeyiz, ama geçmişlerinde İsrail istihbarat örgütleri bağlantısı bulunan kişiler Afrika’daki seçimlerle ve hükümetlerin çalışmalarıyla kesinlikle ilgileniyorlar.”  

Gazeteye göre, vaktiyle Mossad’ta görevliyken Afrika ülkelerine gönderilmiş ajanlar, hiç değilse bir bölümü, ayrılıp o ülkede kalıyor ve ülkelerin iç işleriyle yakından ilgileniyorlarmış. Mossad irtibatlı kişilerin Afrika’nın 50’den fazla ülkesinin büyük bölümünde seçim kampanyalarını etkilemek için çalıştıkları biliniyormuş.

Konuya ilişkin haberde çok daha başka ayrıntılar var, ama herhalde bu kadarı bugünlük yeter.

Dünya Rusya’nın ABD’deki ve Avrupa’daki seçimleri etkilemek için özel bir birim oluşturduğunu biliyor ve bunu tartışıyor. Fakat İsrail’in eski ajanları marifetiyle Afrika seçimlerinde kendisine yakın gördüklerini seçtirmek için çabaladığını ele alan yok; galiba bunu bilen de yok.

Gündem maddelerimiz çok sıkıcı; kendime bu yazıyla bir günlük merak arası verdim.

ΩΩΩΩ 

46 YORUMLAR

  1. Tutturmuş birileri algı etki ajanları diye muhalefet yapanları suçluyorlar. Bütün medya kontrolünüzde, propaganda başkanlığı bile kurdunuz, gestapoyu geçtiniz muhbirlikte ve ajanlıkta. Her türlü iletişimi kontrol ediyorsunuz. İçişleri bakanı övünüyor gece gündüz GBT yapıyorum diye, ne anayasa, ne iletişim mahremiyeti, ne de bir kanun tanıyorsunuz. Bir de şikayet ediyorsunuz algımız niye bozuk diye. Valla öyle. Bozuk, hem de çok bozuk. Herkes gördüğünü algılıyor. Kimsenin bir şey yapmasına gerek yok. Sicil baştan ayağa bozuk.

  2. TURKİYEDE AŞILAMANIN ÇOK KÖTÜ OLDUĞUNA DAİR BİLGİ VERENLERE
    ****Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 13’üne Covid-19 aşısı yapıldı. Sağlık Bakanlığı aşı kampanyasında nisan ayına kadar Çin’den ithal edilen Sinovac aşılarını kullandı ancak ülkeye yaklaşık 10 gün önce Pfizer-BioNTech aşıları da getirildi.
    ****Robert Koch Enstitüsü’nün açıkladığı verilere göre, Almanya’da nüfusun yüzde 15’ine ilk doz koronavirüs aşısı yapıldı. İkinci doz aşı olanların oranı ise yüzde 5,9.

  3. Ceviz kurdu, cevize gireceği kadar bir delik açar ve cevizin içine girer.
    Cevizin içi insan beynine benzer, kurt başlar cevizi yemeye. Elbette ki buraya kadarı normal. Yedikçe şişmanlar şişmanladıkça karnı büyür.
    Yeterince doyunca yükünü tutunca, gitmek ister ama girdiği delikten çıkması mümkün değildir istese de çıkamaz.
    İşin enteresan ve daha da kötü tarafı; İçi yenilen cevizin kabuğu da kurumuş ve iyice sertleşmiştir. Artık o deliği genişletmek te imkansızdır.
    Kurtçuk oturup etrafına bakar, düşünür taşınır delikten geçip çıkmak için tek çaresi vardır; Zayıflamayı beklemek. Aç kaldıkça zayıflar, eski cılız haline döner. Ve bir gün bitap düşmek üzere ilk başladığı gibi cevizden çıkar. Ama çıktığında mevsim bitmiş, ortada aç ve cılız bir kurtçuk ile bir içsiz bomboş bir ceviz kabuğu kalmıştır.

  4. Bizde hangi ajanlar ABD gönüllüleri algı ve etkiiçin çalışıyor acaba
    Merak işte.Aslında bu işleri meraklı Fehmi bey araştırır komplo teorileri yapardı ama artık RTE nin işine gelir diye pek irdelemiyor.

    Sahi bir ara Türkiye IŞID a yardım edşyor algısı için kendi MIT larımızı bile durdurmış bir casus örgütü vardı.Aynı zamanda gazeteci kılıklılara servis edilip hiç gözlerini kırpmadan algı yapmışlardı.
    Bunu ABD CIA ye yapılsa ne yapardı acaba.

    Acaba şimdi hangi algı ve etkisinde ABD ve israil
    Bize dokunmazlar mı diyorsunuz .Yapmayın ya 🙂

  5. Evet çok bilmiş erdoğan’nın avukatı, sn,Ahmet bey! israil’li gazeteciler, kim yaparsa yapsın, vatan millet sosu ile değil bir gazeteci kimliği ile kurulan tuzaklari ve yapılmış haksızlıklari yapanlar, babalarının oğlu dahi olsa görevlerini
    hakkı ile yapiyorlar ve kimsede onlara sesini dahi yüksetemiyor.
    Heleki onlarda sizin gibi trol askerler ordusuda yaşiyamaz, yaşasa dahi gazeticelire saldırma cesaretini kendilerinde göremezler! ÇÜNKÙ onlarda emirle çalışan değil gerçek yargı var …

    72 yılık bir devlet! Dünyaya hüküm ediyor.. sebebi zorbalık ve tehtit ile değıl ADALET ILE YÖNETILDIĞI için.
    Peki siyasetçiler ve sizin gibileri’nın her zaman gürür duydüğün’uz 700 yıllık geçmişi olan…!!! şu an dünyanın çöpüne muhtaç olup parasi ile ithal ederkende dünyada rağbetide -O! Şimdi anlaya bildinizmi adalet ile yönetilen ülke ile DIKTÖRLÜK ve cehaletlikle yönetilen ülkeler arasındakı farkı?
    Pasaport’liari ile her yere vizesiz giden Arap alemi ile savaşan fakat kendi vatandaşi araplara kaşın üstünde gözün var dahi denilemiyen bir devlet ile sizin gibi Cahillerin gurur duyduğu zalimler tarafından Gergerlioğlu ve Alpaslan Kuytul gibi insanlık abideleri’ni Teröristlikten hapise atip Partilerine ve vakıflarına kapatmak için davalar açan ve onlar ve onlar gibilerini susturmak için ülkeyi dünyaya rezil eden, ve halkını açlık ve sefalete mahküm eden ve evcilik oynar gibi ülke yönetenleri ancak siz ve sizin gibileri sayesinden 1 yüzükle gelir karun kadar zengin olurlar.
    Bilmem anlatabildimi! Anliyana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az.

    • Biliyoruz o adaleti güney sınırlarımıza az birşey geldi milyonlarca canları aldı ve gitti.
      Tüten silahların olmadığını bir gazete yazabildi mi?
      Beyaz efendiler tabi ki adildir.
      O haçlılar namusunuza dokunmaz biliyoruz

      • Siz kendi kendinizin cevabını vermişsınız?
        Tirları yazan gazeticilerin bir kismi şu an hapiste ve Sürgûnde!!!! İsrail hükümetinin yaptırdıklarını, Ftoğraflar ve belgeleri ile yazan kendi hükümetini yerden yere vuran gazetecilere değil dokunmak tek kelime dahi etmeyen… İsrail Hukumeti ve Hakimleri ile
        Erdoğa’n hükümeti ve emirerleri’ni ayni kefeye koymadiğinizı kendiniz itiraf ediyorsunuz….

        Okeduğunu dahi anlamyan,üstelik her yorumada musallat olurkende kendinizi rezil ettiğinizin dahi farkına varmayacak kadar zeki bir Uygur gambazcısı’olarak ezberlediğiniz aşağidaki kelimeler ile biliye oynayıp duruyorsunuz: “HAÇLILAR NAMUSUNUZA DOKUNMAZ; PAPAZ NERDE, PAPZ NIYE GELMIYOR.ABD O PAPAZI NIYE BESLIYOR.

        (“serdar turhan
        11 Nisan 2021 At 18:47
        “Bizde hangi ajanlar ABD gönüllüleri algı ve etkiiçin çalışıyor acaba
        Merak işte.Aslında bu işleri meraklı Fehmi bey araştırır komplo teorileri yapardı ama artık RTE nin işine gelir diye pek irdelemiyo

        Sahi bir ara Türkiye IŞID a yardım edşyor algısı için kendi MIT larımızı bile durdurmış bir casus örgütü vardı.Aynı zamanda gazeteci kılıklılara servis edilip hiç gözlerini kırpmadan algı yapmışlardı.
        Bunu ABD CIA ye yapılsa ne yapardı acaba.”)

        Nazar değmesin! Çok ileri bir zekanız var Yazarın yazisını cup diye anlamışsınız
        Şimdi Akit tv sizi neden o kadar sevdiğini, daha iyi anladım.

        Sahi Erdoğan ve ailesi sizin nefret ettiğiniz Haçlıların ,ve Papazların liderini yani paş Papazı neden ziyaret etti?
        Niye ona tek kelime laf edemediniz?

        Siz onu bunu boş verinde Perinçek paşanız Çin büyük elçisini M Akşener ve M Yavaşi nasıl tehdit etmesi içinmi makaminda ziyaret etti?

        • O zaman hoca zannediyordu.Nerden bilsin
          Anadolu deyimi ile “Haçı koynundan çıktı”
          Ne yapsın hayatı yalan olan bir örgüt işte.
          Şimdi haçlılara hizmette sınır tanımıyor.
          Nede olsa haçlılar namusunuza dokunmaz.

    • İsrail i adaletli bir ülke olarak görüp işlediği zulümlere ortak olan biri ile tartışmak gereksiz. siz memleketi satanlara ortak olanlar ne güzel sürülmüşsünüz bu topraklardan . Bu ülkede yaşamayı zaten haketmiyorsunuz. yolunuz açık olsun günahlarınızla yaşayın memleket hasretiyle yaşayın oralarda .

      • 😂😂😂😂😂😂 benmi sürülmüşüm?
        Kedi uzanamadığı ciğere to kaka der.
        Beni senin Tayyibin değıl onun 7 sülalesi gelse süremezler.
        ABD Sürgün yeri ise Erdoğan ve ailesi yatırımlarını neden ABD ye yapiyorlar? üstelik ABD hükümeti yatırımları normal yollardan olmadığı iddası ile araştırılması için soruşturma önergeleri verdi ve vermeyede devam ediyorlar.
        Bizim aile sizlerinki gibi nerden geldığı belli olmayan ailelerden değıl! Kõklu, dürüst ve merhametlidir fakat ne üdüğ belli olmayanlar değil dokunmak yan gõzle baksalar dahi dünyayi başlarına yıkacak kadarda cesaretli,gülçl ve kuvvetli bir aile.
        Korona bitsin Allahın izni ile
        özledığimden değil sırf sizlerin inadına geleceğim ve geldiğimide bu sitede yazacam.

        • dürüstlük herhalde aileden geçiyor.
          Ajanlık nerden geçiyor.
          Bu haçlı sevdası.
          O papazdan çünkü “Haçlılar namusunuza dokunmaz ” dedi.
          Atlet koklayan tüm haşhaşi cmaisası sorgusuz sualsiz islamın birinci şartı olarak inandı ve gereklerni yerine getiriyor.
          Boşuna haşhaşi dememişler

  6. Akp’nin Malatya belediyesinin Almanya’ya hizmet pasaportu ile gönderdiği, bir derneğe mensup 40 kişilik ekip Almanya’dan dönmemiş, Alman olmaya karar vermişler. Haberi okuyunca zaytung haberi zannettim. Ama gerçek bu işte. Akpliler bile ülkeyi güruh güruh terkediyorlar.

    • Ender bey! 40 değil. 45 kişi gitmiş ikisi dönmüş. Almanyada kalan 43 kişi.
      Eminim onlarda tıpki 20 senedir dışarda oturup sicillerinden ve yalanlarından dolayı orurum alamiyan (genelde hemşerilerden oluşanlar) “biz gulenistiz” diyerek Almanları kandırıp oturum almışlar gibiler.

      Bu gibi olaylara yakında 23 senem dolacak Kanada ve ABD de çok şahit oldum. Bunlar 2004 -2013 çe kadar oturum almak için PKK lıyız diye muraacat ederdiler. 2013 ten sonra (ellerinden gelse Gülen hareketinden olanların kökünü kazacak kadar düşmanlar!) O tarihten sonra hepsi birden Gülenci olup çıktı.
      Biliyormusunuz? Genelde buralara gelenler son ortaya çıkan 45 kişi gibi milletin vergileri ile AKP tarafından gõnderilenler.
      Daha milletin bilmedığı neler neleeer var.
      Ben bazen sınerlenip yazıyorum, editör haklı olarak yayınlamıyor.

    • Ender bey sadece gri listedekiler değil, brükselde nato bünyesinde görev yapan, kırmızı pasaport sahibi anlı şanlı nice generallerimiz de 15temmuzdan sonra tezkere bırakmışlardı ya oralarda:)
      Yoksa nurdan ablanın dediği gibi ““biz gulenistiz” diyerek Almanları kandırıp oturum almışlar gibiler.” mi?

  7. Etkicilere ve algıcılara duyrulur.
    Batı merkezlerinde ve içeride üretilen negatif propagandaya rağmen dünyadaki algısı bunun tam tersi. Asya’dan Ortadoğu’ya, Afrika’dan Latin Amerika’ya birçok ülkede ciddi bir prestije sahip.
    İçerideki kısır siyasi tartışmalara bakmayın, bu gerçeği düşmanlık üreten merkezlerdeki düşünce kuruluşları ve aydınlar bile kabul ediyor. En son Amerikalı siyaset kuramcı Fukuyama çok önemli tespitler yapmıştı.Fukuyamayı bi okuyun.

    • CNN International bu sabah Türkiye’nin demokrasiden giderek kayışını haber yapmış. Nereden bu sonuca varmış? Başkanın AB başkanları ile “musical chair” oynamalarına bakarak tabii ki. Komedi ötesi, koltuk kapmaca ötesi bir rezalet ülke adına. Dünyanın bütün köşelerinde izlenen bir kanaldan bahsediyoruz. Hemen bir soruşturma açılmalı bu rezalete ve yasaklanmalı CNN. Herkes duysun ama biz duymayalım. Değil mi?

      • Ender bey “Herkes duysun ama biz duymayalım. Değil mi?” buyurmuşsunuz da; nedir bu duymak isteyip de bir türlü duyamadığınız?
        Bak, günlerdir dallı budaklı geçiriyorum ifadelerimi kayda; birisine de kalkıp doğru dürüst bir yanıt vermediğin gibi ancak canhıraş çığlıklar atmayı biliyorsun!
        Ondan sonra da; duyamadım, hıı, ne???

    • Kendi kendinize gelin güvey olmayın. Hangi araştırmaya dayanarak ciddi bir prestij sahibi olduğunuza karar verdiniz. Bütün uluslararası göstergeler Türkiye’yi dipte gösteriyor. Özgür olmayan, en çok gazeteci hapseden, hapishane yapma rekoru kıran, en fazla yolsuzluğun olduğu, en fazla devlet ihalesini üç beş çapulcuya pay eden, en yüksek faizi veren, hazinesi tam takır gibi. Bu kadar listeler göstergeler ortadayken nasıl prestijli olunuyor? İtibar saraylarda değil, halka verdiğiniz mutlulukla ölçülüyor. Bizim halkımız ise dünyanın en mutsuzlarından. O da bir gösterge bu arada.

  8. Türkiye’yi doğru anlamak için bazı ön tespitlere ihtiyaç var. Türkiye’de kim yada ne yaptığınızın hiç bir önemi yok, tek ölçü “Erdoğan’a sadakat’tir”. Geri kalan her şey teferruattır. Bir Ayvatoğlu Vakası yaşadık ve gürültüye getirilip kapatıldı. Bu site de bile çok sayıda Ayvatoğulları her Allah’ın günü aynı zırvaları büyük bir Gayret’le, bir Fatih edasıyla burada tekrarlayıp duruyorlar. Bu kadar çok Ayvatoğullarının varlığı bir tesadüf müdür? Değil herhalde. Yıllarca çalışıp, üniversite kazanıp, meslek öğrenip bir yere gelmenin ne önemi olabilir. Ülkede iyi kazanan kişilerin kim olduğuna bakın. Ayvatooğulları ve şürekası burada trolluk yaparak ülkeye ayar veriyorlar. Tabii ki ceplerini de dolduruyorlardır değil mi? Allah rızası için bu zırvaları her gün üzerimize boca etmiyorlardır. Eh dişiyle, tırnağıyla kazıyarak bir yere gelenlere de ya hapis yada ülkeyi terk etmek düşüyor. Türkiye’de bunları dikkate almadan bir şeyi tartışamazsınız

    • Hakan bey sadakatinize gerek yok; otoriteye saygılı olunsun yeter!
      Hepimizin çok sevdiği güneydeki yumurcağın otoritesi otorite de, bizimkisi bostan korkuluğu mu?

      • güneydeki yumurcağa sor bakalım oların gözünde senin otoriten dünyada ne işe yarıyor. o otorite boy gösterisi yaptıkça ülkede ekonomi batıyor. ama trol ekonomisiyle aynı otorite sizlerin yanlışları savunmasına muhtaç. güçleri sizlerin laf salatasıyla sınırlı, hepsi o kadar. ülke ekonomisi sade vatandaşla birlikte yerde sürünsün, vaktinde alınmayan tedbirlerle yatakta sürünsün önemli değil.

        • Ahmed o “sade vatandaş” olacak yumurcak burda bir nickname ine bile sahip çıkamadı, ayaküstü çarptılar; sen de daha hala yerlerde sürünmekten filan bahsediyorsun?

    • Hakan bilirsin, eski şakirtlerden isen.
      Grup yeni çağı hatırlarsın “O erler ki gönül fezasındalar,Toprakta sürünme ezasındalar.” diye başlayan “Ne cennet tasası ve ne cehennem;
      Sadece Allah’ın c.c. rızasındalar.” diye biten melodiyi. Sana ve şakirlere ögretilen en büyük düstur neydi üstadın “ihlas risalesi” idi. Ne makam sevdası ne zenginlik sadece gençliğin imanı meselesiydi. Hizmet neydi sadece iman meselesiydi. Neydi ” yılandan çiyandan kaçar gibi siyasetten uzak” duracaktınız. Şimdi soruyorum sana bi düşün hangisi kaldı sizlerde.Şefkat tokadı değilse nedir yaşadıklarınız.Bütün suçu başkalarında aramanız, iftira atmanızdan başka ne kaldı elinizde.
      Mütavazi görünümlü kibir abidelerine dönüşmediniz mi. Darbeden öncesine kadar dünyanın en bencil cemaati olduğunuzu görmedinizmi, Birey olarak en fedakâr insanlardan oluşan bu cemaat, grup olarak son derece bencil hale gelmedi mi. Şu anda resmî olarak size karşı yapılan şeyi, siz sivil olarak diğer cemaat ve gruplara yapmadınız mı. Dışlanma aynasında gördüğünüz sevimsizlik, sizin başkalarına görünen suretinizdir. Siyasetin kendisine gösterdiğiniz yanlış muhabbetin tokadını yemediz mi.Cemaat her zaman siyasetin içindeydi. Bunu yeni keşfetmiş gibi yapanların hepsi ya çok cahiller ya da düpedüz yalan söylüyorlar. Özellikle de “ayy, bu cemaati böyle bilmiyorduk” havasındakiler. Bu cemaat her zaman gücü ve iktidarı önemsedi.Cemaat tıpkı bir siyasetçi gibi, hakkaniyetin ve doğrunun yanında durmaktansa ayakta kalmanın, kazanmanın cazibesiyle hareket etti.Gücü kullanan, gücün tesirine de açık hâle gelir. Bugün her yerden dışlanan Cemaat’in daha önce her yerde bencilce kadrolaşma içinde olduğunu görmediniz mi.
          Zamanında Cemaat içinde bulunanlar kendisini bir mağduriyet teolojisine vermiş görünüyor. Bence bu tasfiye tehdidi dolayısı ile yaşanan arınma fırsatını cematta bulunanlar değerlendirmeli ve kamuoyuna yönelik açık bir özeleştiri yapmalı. Geçmişteki kibir ve hatalarınızdan dolayı özür dilemek için iyi bir zaman değil mi? Bırakın cemaatın üsteki ağababalarını, bırakın abilerinizin kulu kölesi olmayı, özgürleşin ,özeleştiri fazileti göstermekle kaybedecek bir şeyiniz olmayacak;
       İyi niyetle çok kötü şeyler yaptınız.Eleştiriye tahammülsüzlükte hiç geri kalmadınız.Sahte övgüyü hep samimi eleştiriye tercih ettiniz. Siyasi davrandınız. Gücü ve iktidarı (dine hizmet etmek için) önemsediğiniz için tedbirde ölçüyü kaçırdığınız çok olduğu gibi, nice yalaka insanları da ihya etmeyi hizmetinizin gereği saydınız, cemaat olarak sizi seven mensuplarınız dışındaki ekser insanların sizden neredeyse nefret etmesinin sebebi budur.

      • İşte be, işte bu! “the cemaat” nefsi…
        Araya girince bir nebzecik menfaat,
        Oluverdi her iki tarafın izzetinefsi!
        Gerisi çorap söküğü gibi geldi, heyhat!

        Olan ülkeye oldu ve ne yazık ki millete,
        Bir başka çeşit “hep bana”cılara kaldı
        Meydan! duyarsızlara kaldı, cehalete,
        Bos durmadı virüs! o da intikamını aldı!..

  9. Sayın Koru ,
    Merakınızı biraz daha arttırayım. Enerji sektöründeki iki Türk şirketi Gana da elektrik üretip satıyorlar. Biri powership denen 5 gemisi ile Gana nın enerji ihtiyacının % 26 sını karşılıyor. Bilin bakalım ne ile üretiyor ? LNG yani sıvılaştırılmış dogal gaz . Peki tahmin edin hangi ülkeler ihtiyaç fazlası bu kaynaklara sahipler ? Bingo ! Israil ve Qatar . Neymiş paranın dini imanı olmazmış. At binenin kılıç kuşananınmış ! Sultan II. Mehmed de sefarat yahudilerini Istanbul a iskan etmişti ya. Hah işte Rızkın 10 da 9 u ticarette buyuruluyor ya, O zaman bu ticaret işinde tek başına olmaz ise Verimli ortaklıklar kurmak lazım.

    • Francis Fukuyama Türk dronlarını övüyor, İngiltere parlementosunda Türk dronlarını abartılı şekilde dalga geçercesine övüyorlar.

      dünyada dron üreten tek ülke biz değiliz, çok ülke insansız hava savaş aracı üretiyor üstelik ABD, Kanada, İngiltere gibi ülkeler yapay zeka ürünü çok ileri teknolojili iha-siha üretiyor. Türkiye ürettiği İHAların motor, yüksek teknoloji gerektiren ve dünyada bir iki ülkenin üretebildiği kamera ve aksamını Kanada vermediği için İngiltereden alıyor.

      peki böyle olduğu halde, neden türk dronlarını övüyorlar acaba ?? neden sahip oldukları çok yüksek teknoloji ürünü kendi iha-sihalarını övmüyorlar da düşük teknolojili türk dronlarını övüyorlar?

      acaba bu sorunun cevabını verebilir misiniz?

  10. Ender bey bizim ajanların nerelerde ne işler çevirdiğini bilmiyoruz demiş de; dünyanın neresinde olursanız olun minik bir uçakla 1dolarlık mankurtları paketleyip paketleyip memlekete getiriyorlar; arta kalan zamanlarda ise afrikada kaçırılan vatandaşlarının kurtarılması için avrupa ülkelerine filan yardım ediyoruzdur heralde…
    Yalnız bu seçimlere müdahale ediliyor iddiası bana biraz yenilen pehlivan güreşe doymazmış sözünü hatırlatıyor; yok öyle yenilince seçimlere kulp takmak! Hatta edebilene bravo!
    Seçim var, yarış var, işin ucunda iktidar var; yan gelip yatamazsın, ya sen de müdahale et, ya da edene engel ol!
    Demokrasi her türden etkiye açık bir zemine sahip; öyle değil mi?

  11. Ülkenin gündemini bizler belirlemiyoruz. Kim ne yöne yölendirmek istiyorsa sazan gibi atlıyoruz üzerine iktidarı muhalefetiyle .
    Kanal istanbul u tartışıyoruz YAPACAĞIM YAPTIRMAYACAĞIM.Proje yani marmara ile karadenizi alternatif 2 su yolu ile birleştirme fikri ROMA imparatorluğuna kadar dayanır.Osmanlılar zamanında ise 1500 lü yıllara gider.
    Projeye başka bir açıdan bakalım. Yaklaşık maliyeti 15 milyar dolar olarak hesaplanmış.
    Düşünün birkere boğaza alternatif bir yaşam oluşturacağı katma değer ile milyarlarca dolar rant peki bu rant nasıl değerlendirilebilir.
    Bir öneri istanbul da yakında gelecek istanbul depremine karşı yaklaşık 1 milyon binanın yenilenmesi gerekiyor. Yaklaşık maliyeti ise 25 – 30 milyar dolardır. Şimdi bir grup sermayedar ile anlaşıp bu 1 milyon evi yenilemek karşılığı bu proje yaptırılabilir mi ? Kesinlikle iyi bir pazarlama ile gerçekleştirilebilir. Elin suudu 500 milyar dolarlık NEO kent kurar da biz dünyanın incisi bir kentte projeyi pazarlayamayacakmıyız ? Konu bu açıdan ele alınsa ey muhalefet alternatif üret proje sun. Bir dönem FORD otosana arazi verildiğinde müzmin muhalefet karşı çıkmış idi getirdiklerine götürdüklerine bakılırsa şimdi onlar o düşüncelerinden dolayı utanıyorlar mı acaba ?
    Boş işleri bırakalım düşünerek bu memlekete faydalı olacak projeler üretelim. Söylediğimiz bu fikir uygulansa acaba KAÇ İNSANIMIZIN CANINI KURTAMIŞ OLURUZ.
    BİR DÜŞÜNÜN İSTEMEZÜKÇÜLER.

    • Kanal projesi bütün bir istanbulun hayatını kurtaracak ahmet bey, üstüne bir de yeni bir istanbulumuz olacak; daha ne istiyorsun?
      Bunun tartışması mı olur?

    • Ahmet bey siz bu pröcenizi pazarlamaya çıkmışken 92. yaşına giren Lütfü Akdoğan dedenin pröcesini de pazarlayın, o’nun da 800-bin yalı pröcesi var. hayırına ona da bir el atın. adamcağız ölmeden önce muradına ersin.

      “AKDOĞAN: “BUNLARIN HEPSİNDEN DAVACIYIM. HİÇBİRİ CUMHURBAŞKANI OLMAYA LAYIK DEĞİL.”” on YouTube
      https://youtu.be/lv2rR-sCSJQ

      • Baran bey, allah uzun ömür versin karagülle hocamız 100 yaşına geliyor; onun da 100 lojmanlı yapı kooperatifleri/komüniteleri projesi var!
        Uygulanamaz mı?

        • ikisi arasında hiç bir benzerlik yok. Karagülle hocamizin projesi zamanında uygulanmış zaten. başarılı olsaydı devam ederdi.

          her iki büyüğümüzün de o yaşlarda proje üretip uygulama fırsatı aramaları takdire şayan, gerçekten de ilham verici. tuhaf olan Lütfü bey’in hala rahmetli Demirel zamanında yaşadığını zannetmesi. Lütfü bey devletin arazisine bakıp proje yapıyor, nasıl olsa devlet benim haliyle arsa da benim düşüncesine alışkın olduğundan olsa gerek. ama bilmiyor ki artık devlet de arsalar da reisin. belediye arsayı vermiyor tabi. o da reise ulaşamayınca projeyi gönderiyor ve beklemeye başlıyor…. hala bekliyor:))

  12. Evet , bazı belediye binalarının önüne asılan ve ” 128 milyar dolara ne oldu ” diye soran afişlerden dolayı savcılıklar tarafından , ”cumhurbaşkanına hakaretten” soruşturma açılmış !
    ”Havada bulut .vay sen bana ördek dedin ” fıkrasına benziyor !
    Buna mukabil , Norveç’te ; salgın kurallarına uymayıp yaşgünü partisi düzenleyen başbakana , polis ceza kesmiş ! Sözün bittiği yerdir , nokta !!!!
    Selamlar ,iyi günler

  13. Bizim etki ajanları yine iş başında. Ben de sana soruyorum” Uzmanlar, Fetönün yaptığı darbenin ülkeye açtğı zararın 350 milyar dolar olduğunu söylüyor.” Ülkeden kaçırdıkları paralaŕ hesaplanamayor bile. Nerede bu paralar.

    • Doğru söylemişsin. Onları da soruyoruz. Bu şerefsizlere ne istedilerse verenler, parsel parsel dağıtanlar, masa kurup bunlarla pazarlık yapanlar, milletvekili yapanlar, adaleti, kamu yönetimini, eğitimi, askeriyeyi teslim edenler, sonra da yaptıkları halta Allah’ın lütfu deyip, Allah affetsinle geçiştireceğini zannedenler, bunların baronlarının tıpış tıpış ülkeyi terketmesine göz yumanlar nerede? İstihbaratı, emniyeti ile bunları koruyup kollayanlar neden hesap vermiyorlar. Eğer o koltuklarda oturuyorsanız halka hesap vereceksiniz.

      Havaya soru sormak yok. Kime soruyorsanız onu muhatap alacaksınız. Halka soruyorsanız, halk zaten görevini yapmış birilerini bu işten sorumlu yapmış. O sorumlular, yani seçilenler hesap verecek. İktidar yan gelip yatma yeri değil. İş yapma ve sonra da hesap verme yeri. Hesap veremiyorsanız boşuna işgal etmeyeceksiniz.

  14. “128 milyar dolar nerede?” sorusuna soruşturma açılmış. Hayret, değil mi? Artık mızrak çuvala sığmıyor gibi.

    İnsanlar sosyal medyada soruyorlarmış. “Deprem vergileri nerede?”, “işsizlik fonu paraları nerede?”, “15 Temmuz şehitlerine toplanan 500 milyon TL nerede?”, “merkezin yedek akçesi nerede?”, “IBAN’la salgın için toplanan paralar nerede?” diye. Her gün bu sorular sorulacak. Hesap verilene kadar.

    Son olarak “damat nerede?” Gerçi buna cevap verilmişti. Başınıza damat kadar taş düşsün diyerek.

  15. Ülkede merak edecek çok şey var ama kimsenin korkudan bir şey merak edecek hali kalmamış. Ben mesela şunları merak ediyorum.

    Diğer ülkeler yüzde 50 aşı yapmışken, biz neden yüzde 10’lardayız hala? Doğruysa o da. Ne zaman yeterli sayıda aşı yapılabilecek, ne zaman normale döneceğiz diye merak ederken, ülkeyi neredeyse tam kapanmaya doğru götüren sorumlu kim? Neden hesap vermiyor, neden istifa etmiyor? Bu memlekette sorumlu aramayın genelde bulunmaz. Herkes sorumsuz çünkü.

    Okullar kapanmaya gidiyor mu gitmiyor mu belli değil. Son anda kafalarına dank etti teravihleri iptal ettiler. Cumaları iptal etmeyecekler yine. Kongrelerini iptal etmedikleri gibi. Hastanelerin dolup taşması, insanların ölmesi hasta olması umurlarında değil. Ülkeler Türkiye’yi tek tek turizm radarından çıkarıyorlar yine hesap veren kimse yok. Sorumsuz bir yönetimin ülkeyi getirdiği bu halden hesap bile soramıyoruz. Merak eden de yok.

    • Fransa’da kiliseler kalaşnikof tüfeklerle tehdit edildi.

      https://www.bbc.com/news/av/world-europe-52389953

      Ülkemizde de câmiler kapatıldı. Benzer hadiseler yaşandı.

      Câmileri kapattıranları, kilisedeki Hristiyânlara silah doğrultturanları insanların tanıması gerekiyor.

      Katolik bir gazeteci yeni dünya düzencilerin asıl niyetlerini açıkladı.

      “Küreselcilik aslında Tanrı’nın inkâr edilmesidir. Sosyal ve iktisadi görünüş altında, milletleri mahv eden ancak, hepsinden önce ahlâk ve dini yok etmeyi amaçlayan şeytani bir saldırıdır.

      Basitçe söylemek gerekirse, ulusların üzerinde (haşa) Yaratıcıya savaş açmak için yeni bir Babil kulesi inşa etme fikridir.”

      Babil kulesi nedir diye merak edenler buraya bakabilirler.

      https://en.wikipedia.org/wiki/Tower_of_Babel

      Kur’an-ı Kerim’de Babil’den Bakara Suresinde bahs edilir.

      Bu yapmak istedikleri kule de Firavunların, Hâmân’ların kulesidir.

      Ama Allah’ın izniyle Firavun düzeni hep boşa çıkar.

      Bakın Cenab-ı Allah (c.c) ne buyuruyor:

      Bakara Suresi 101-102. ayet

      101 – Onlara ne zaman ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden bir rasûl gelse kendilerine kitap verilenlerden bir grup, sanki Allah’ın kitabını bilmiyorlarmış gibi arkalarına attılar.

      102 – Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil’de Harut ve Marut’a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi “biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!” demeden kimseye birşey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah’ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkıyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydi.

      ” Süleyman (a.s.)ın mülkünde fitne zuhur edip, hükümetini yitirdiği zaman, insan ve cin şeytanları pek azıtmış, dinsizlik çok ileri gitmişti. Fitneyi çıkaran ve daha sonra Süleyman (a.s.)’a mağlup düşen ve onun emrine girip, hükmüne tabi olan bu şeytanlar “Sad Sûresi”nde, “bennâ’, ğavvâs ve âherîn” (Sad, 38/37-38) namiyle üç ayrı sınıf olarak gösterilmiştir. (Anılan âyetlerin tefsirine bkz.)

      Demek ki, bunlar içinde birtakım desiseci sanatkarlar da vardı. İşte vahiy kaynağından uzak olan bu şeytanlar, meydana gelen ve gelecek olan olaylar hakkında kulak hırsızlığı ile birtakım bilgiler edinirler ve bu bilgilerin her birine yüzlerce yalan ve pislik karıştırarak gizli gizli yaymaya çalışırlardı. Bu işlere alet etmek için kahinleri seçerler ve onlara çeşitli telkinlerde bulunurlardı. Bu cinlerin bazı haberleri doğru çıktıkça kahinler bunlara güvenir, ancak onlar bunun yanında binlerce yalan dolan da yayarlardı.

      Derken bu kahinler, bu bilgileri kaleme aldılar, bu konularda kitaplar yazdılar. Cin çağırma, sihir yoluyla gönül çelme hakkında türlü türlü sihir ve efsun (büyü) kitapları meydana getirdiler.

      Bu arada geçmiş ve gelecek olaylar hakkında habere benzer efsaneler, masallar, yalanlar ve dolanlar yaydılar.

      Tarih olayları ve gerçekleri tahrif olunarak, halkın duygu ve düşüncelerini yanlış yollara sevk edecek hurafeler yayınlanır ve bunlar arasına bazı bilimsel gerçekler ve hikmetli sözler karıştırılarak, konular çok kötü bir şekilde istismar edilirdi. Bu suretle cinler gaybı biliyor diye birtakım kanaatlar genellik kazanmıştı. Bu şeytanların yalan ve dolanları yüzünden fitne çıkmıştı.

      Hz. Süleyman’ın hükümdarlığı ve devleti bir müddet elinden çıkmıştı. Nihayet Allah’ın izni ve yardımıyla Süleyman Aleyhisselâm bunlara galip geldi ve üstünlük sağladı, hepsini hükmü altına alıp, tam anlamıyla kendisine bağlı olarak birtakım hizmetlerde kullandı ve o zaman bütün bu kitapları toplatarak tahtının altında bir mahzene kapattı.

      Hz. Süleyman’ın vefatından bir müddet sonra hakikati bilen âlimler de kalmayınca şeytanlardan insan suretinde birisi çıkıp “Ey insanlar! Bilmiş olunuz ki, Süleyman b. Davut, bir peygamber değil de bir sihirbaz idi, cinleri, şeytanları, rüzgarları hep sihirle büyüler ve kullanırdı. O neye erdi ise hep sihir bilgisi sayesinde erdi. İnanmazsanız, sakladığı kitaplarını bulur, anlarsınız.” dedi, o kitapların saklı olduğu yeri gösterdi.

      Orayı açtılar, gerçekten de birçok kitap çıkardılar. O kitaplar sihir ve efsane kitapları idi. Bunun üzerine “Süleyman sihirbaz imiş, hükümetini sihir ile idare edermiş.” diye yalan ve iftiralar yayılmaya başladı. ”

      Kasas Suresi 38 – 42. ayetler

      38 – Firavun: “Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh tanımıyorum. Ey Hâmân, haydi benim için çamur üzerine ateş yak (ve tuğla imal et), bana bir kule yap ki, Musa’nın ilâhına çıkayım; ama sanıyorum, o mutlaka yalan söyleyenlerdendir.” dedi.

      39 – O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

      40 – Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bir bak, zalimlerin sonu nice oldu!

      41 – Onları ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.

      42 – Bu dünyada arkalarına lanet taktık. Onlar, kıyamet gününde de kötülenmişler arasındadır.

      Mü’min Suresi 36 – 37. ayetler

      36 – Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana bir kule yap, belki ben o yollara ulaşabilirim.”

      37 – “Göklerin yollarına ulaşabilirim de, Musa’nın ilâhının ne olduğunu anlarım. Ben onu mutlaka yalancı sanıyorum.” İşte böylece Firavun’a kötü ameli süslü gösterildi de yoldan çıkarıldı. Çünkü Firavun düzeni hep boşa çıkar.

  16. Bizim ajanlar da bir sürü yerde işler çeviriyor, ne faydası olduğunu bilmediğimiz ve görmediğimiz. Ama bunları yazıyor olsaydık herhalde Silivri’yi boylardık. Demokrasi farkı işte.

    • Bu gazeteciler bizde olsaydı şu an halleri nasıl olurdu?
      Bütün partiler ve halk bir araya gelerek doğru yazdıkları için o gaztecileri vatan hani ilen eder mallarına mülklerine el koyar ve onlar ile birlikte sülalelerini kuruturdular.

      • bizde iceri atılan gazeteciler vatanını satanlar. CNN international ı seyretseydiniz basının ülkenin menfaatlari için ne yalanlar salladığını görürdünüz onlar gazeteci !!! bizimkiler ülkesini gammazlayan mucahitlere
        silah götüren MIT tırlarını haber yapıp göya ulkeyi satacaklar . Bu gazetecilerden bahsediyorsunuz herhalde.

      • Nurdan abla “Bu gazeteciler bizde olsaydı şu an halleri nasıl olurdu?” diye sorduğunuza göre yine yazıdan bişey anlamamışsınız; sayın korunun bahsettiği o iki gazeteci zaten yokmuş, hayali kişilermiş! Neyse, bırakalım dağınık kalsın…

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız